Bizimle iletişime geçiniz

Nostalji

90’ların Fenomen Dizisi Tales From The Crypt

Her bölümün farklı bir yazarı ve yönetmeni olan efsane dizi Tales From The Crypt ya da kısa adıyla TFTC’yi tanımak ister misiniz? Senarist ve yönetmenler arasında kimler yok ki..

90’LARIN EFSANESİ

“Tales from the Crypt” (TFTC) HBO’nun 90’lı yılların başında efsane olmuş bir dizisidir. Dizi başlangıçta üç sezon olarak düşünülse de büyük ilgi görünce tam yedi sezon devam etti.

Korku gerilim türünden hoşlananlar TFTC’de, inanılmaz entrikalar, bin bir fantastik olay, çeşit çeşit hilkat garibeleri, vampirler, kurt adamlar, zombiler, büyücüler, hayaletler, doğaüstü güçleri olanlar, dehşet saçan paranoyaklar, soğukkanlı katiller, kısacası korku ve gerilimle ilgili tüm olguları bulabilecekler.

ÜNLÜLER GEÇİDİ OLMUŞ KÜLT DİZİ

Birçok Hollywood yıldızının yolu TFTC ile kesişmiştir. Birbirinden bağımsız 30’ar dakikalık bölümlerden oluşan dizinin yapımcıları Robert Zemeckis, Richard Donner, Walter Hill, Joel Silver ve David Giler’dır. Bu ünlü isimler aynı zamanda bazı bölümlerin yönetmenliğini de yapmışlardı.

Her bölümün farklı bir yazarı ve yönetmeni vardı ve yapımcı yönetmenlerinden başka Tom Hanks, Russel Mulcahy, William Friedkin, Arnold Schwarzenegger, Michael J. Fox, Steven De Souza, John Frankenheimer, Bob Gale, Kyle Maclachlan, Bob Hoskins, Brian Helgeland gibi isimler de bazı bölümleri yönetmişlerdir.

Genel

Unutulmaya yüz tutan bayram gelenekleri

Bayramlar Anadolu’da sosyal yaşamın en önemli zaman dilimlerinden. Toplumsal ilişkilerin sağlamlaştırıldığı, problemlerin giderildiği hatta yeni yuvaların kurulduğu birçok geleneğe sahne olan bayramlar eskisi kadar olmasa da hala canlılığını sürdürüyor.

BOLD – Bayramların “tatil” olarak algılanmaya başladığı son yıllarda yüzyıllara dayanan gelenekler giderek daha az hatırlanır olsa da bazı yörelerde ısrarla sürdürülüyor. Anadolu’nun nice kuşaklarca bugünlere aktarılan bayram geleneklerinden bazıları yeni nesiller tarafında sürdürülmeyi bekliyor.

BAYRAM ÇIKARMA GELENEĞİ (KASTAMONU)

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde, Ramazan ve Kurban bayramlarında çevre köyler birbirine misafir olur. Bayram namazından çıkan cemaat cami avlusunda halka olarak birbiriyle bayramlaşır. Çevre köylerden bayram namazına gelenler; ikişer, üçer kişilik gruplar halinde misafir edilir.

Öğle namazına gidilirken, evde kadınların hazırladığı yemekler cami avlusuna götürülür. Bu yemekler arasında en yaygın olan kavurmadır. Bütün köylü o avluya toplanır, çevre köylerden gelen misafirlerle yemekler yenir, salıncaklar tahterevalliler kurulur, eğlenilip hoşça vakit geçirilir. Daha sonra misafirler kendi köylerine gider ve köy halkı da evlerine dağılır.

BAYRAM KONATI GELENEĞİ (BARTIN)

Bartın’da, üzerinde çeşitli yemekler bulunan siniye ‘konat’ adı verilir. Bayram günü, bayram namazı kılındıktan sonra cami hoparlöründen konat yapılacağı köy halkına duyurulur. Bayram namazını kıldıktan sonra eve giden köyün erkekleri, eşlerine konat yapılacağını ve konat götürme saatini söyler.

Hazırlanan bu yemekler, öğle namazının kılınmasından sonra hep birlikte yenir. Konat yapılmayan köylerin halkı, konat yapılan köylere gider. Böylece ‘konat geleneği’ adı altında hısım akraba bayramlaşır. Konat bittikten sonra sohbet başlar, sohbetin ardından konat olan başka köylere gidilir. Bu gelenek sayesinde yöre köylerinin tamamı birbiriyle bayramlaşmış olur.

EBEBİŞ (ANKARA)

Ankara Kızılcahamam’da bayram namazından önce veya sonra çocuklar kendi aralarında gruplar oluşturur. Grubun idarecisi olacak olan bir ebe seçilir. Ebe grubun ziyaret edeceği evleri belirler. Ebe önderliğinde bayram namazından önce veya sonra çocuklar bütün mahalleyi kapı kapı dolaşır.

Büyüklerin ellerinden öpüp, karşılığında yemiş, şeker veya harçlık alır. Topladıkları bu yemiş, şeker veya paralara “ebebiş” denir. Çocuklar bayramlaşma için kapısını çaldıkları evin önünde “ebebiş ebebiş, vermeyen çürük diş” tekerlemesini söyler.

BAYRAM YERİ (KOCAELİ)

Kocaeli’nin Kandıra ilçesine bağlı birçok köyde Ramazan ve Kurban bayramlarında, çeşitli eğlence ve oyunlar yaşatılıyor.Bayram günü köy meydanına toplanan gençler hem kendi aralarında hem de diğer komşu köylerden gelenlerle bayramlaşır ve çeşitli oyunlar oynar.

Bayramlaşma ve hoş vakit geçirip eğlenme amaçlı oynanan oyunlar bir anlamda genç kızların görücüye çıktığı yer olarak da kabul edilir. Genç kızlar ve erkekler hep bir arada oyunlar oynar, birlikte eğlenir. Oyunlar oynamanın yanında, kol kola girip şarkılar söyler, evlere ziyarete gidip beraber yemek yer.

Bayram Yeri geleneğinin uygulandığı köylerde oynanan oyunlar tavşan kaç tazı tut, salıncağa binme, şık şık oyunu ve çarçap oyunudur. Bu oyunlar sayesinde genç kızlar ve erkekler birbirlerini tanır, sosyalleşir ve ileriye dönük kararlar alır, hayatlarını birleştirecekleri eşlerini seçer.

ÇOCUK SEVİNDİRME (ELAZIĞ)

Elazığ’ın Maden ilçesinde ramazan ve kurban bayramının arife günlerinde mezarlık ziyaretiyle hazırlanan şekerlemeler çocuklara dağıtılır. Geceden hazırlanan çörekler ve erkekler tarafından önceden alınan şekerlemelerle arife sabahı mezarlığa gidilir.

Mezarın başında dualar okunduktan sonra getirilen çörek ve şekerler mezarların başına konur. Büyükler gittikten sonra gelen çocuklar şekerleri alır.

HELESA (SİNOP)

Sinop’ta, ‘helesa’ geleneğinin ortaya çıkışı konusunda yaygın bir efsane anlatılmaktadır. Efsaneye göre, kış mevsiminde Karadeniz’de yelken açan gemiler diğer limanlar fırtınalı zamanlarda dalgaları engelleyemediği için gemiler Sinop limanına yanaşırmış.

Böyle fırtınalı günlerin birinde bir gemi Sinop limanına yanaşmış. Haftalarca limanda kalmış ve gemicilerin kumanyaları bitmiş. Gemiciler de karaya çıkıp insanlardan yiyecek dilenmek istemezmiş. Kaptanın aklına bir fikir gelmiş eline feneri alıp ev ev mani söyleyerek dolaşıp yiyecek ve içecek toplamış.

Yörenin gençleri, fenerlerle, mumlarla süsledikleri kayıklarıyla kıyıya çıkıp, akşam da bu kayıkları dörder beşer kişi omuzlarına alıp mahalleye gelir. Kayığı her evden görülecek şekilde açık bir alana koyar ve her evin kapısının önünde helesa manisinden parçalar söyleyerek bahşiş toplar. Evlerden helesacılara bahşişler atılır ve bu bahşişler bir mendilin içine koyulup, düştüğü yer görülsün diye mendilin ucu yakılır.

Bugünlerde toplanan bahşişler ise bir hayır kurumuna bağışlanır. Ramazan geleneği olan helesa geleneği uygulaması tam bir şenlik havasında geçer ve halen Sinop’ta bütün canlılığıyla yaşatılmaktadır.

DEDE-SALINCAK KURMA (DENİZLİ)

Denizli’de bayramın ikinci ve üçüncü günleri genellikle öğle namazından sonra köyün gençleri tarafından “Dede” denilen yaşlı ağaca salıncak kurulur. Dede ağacı köylü için çok kutsaldır ve ağacın kırılıp düşen dalları bile yakılmamaktadır. Yakılması halinde bir musibetin baş göstereceğine inanılmaktadır.

Geleneğe çocukları sevindirmek amacıyla çikolata ve gofret dağıtılarak başlanır. Salıncağa binen kişi asla kendi sallanmaz. Dört kişi iki ipi ayrı ayrı tutar ve bu ipleri binen kişiye çarparak sallar.

KIZLAR BAYRAMI (ZONGULDAK)

“Kızlar bayramı” Zonguldak’ın Alaplı beldesinde gençlik bayramı olarak da adlandırılan, ramazan ve kurban bayramlarının son gününde kutlanan bir gelenektir. Bu bayram sayesinde gençler birbirleriyle tanışır, evlenip yuva kurar. Köyler arasında yapılan ziyaretler ve bayramın değişik günleri sırayla üç-dört köyün birleşerek aynı köye gitmesiyle ortaya çıkan bir gelenektir.

MEMECİM GİLİĞİ GELENEĞİ (SİVAS)

Memecim, Sivas yöresine özgü küçük, yağsız simittir. Arife günü fırıncılar ekmeği, simit şeklinde yaparlar ve buna “gilik” denir. Yaklaşık 7 santimetre çapında, susamsız, kuru, sert ve tuzsuzdur. Bu memecim gilikleri fırından satın alınabildiği gibi evlerde de yapılır.

Arife sabahı, bayramlık elbiselerini giyen çocuklar ellerine birer sopa alırlar ve konu komşuyu, mahalleyi gezmeye başlar. Vardıkları kapının önünde, “Memecimin havası, madelerin tavası, gökten rahmet, yerden bereket, amin amin bir gilik” manisini söyleyerek ev sahibinden gilik ister.

Bu sözleri duyan ev sahibi, önceden hazırladığı giliklerden çocukların sopalarına takar. Eğer gilik yoksa para, şeker, leblebi gibi yiyecekler verir. Çocuklar aldıkları hediyenin karşılığında ev sahibine dualar ederek ayrılır.

KAHKE GELENEĞİ (GAZİANTEP)

Gaziantep’te bayram geleneğine adını veren “kahke”, un, yağ ve su ile yapılan bir yiyecektir. Kahkeler, Ramazan Bayramı’nın arifesinde yapılır, evlerde hazır edilir ve bayram günü eve gelen misafirlere ikram edilir.

Yöre çocukları, kapı kapı dolaşarak, büyüklerin ellerini öper, kapısını çaldıkları evin durumuna göre bazen para, bazen şeker, sıklıkla da kahke ile sevindirilir. Çocuklar, kahke toplamak için bazen ağaçtan yapılmış çubuk, bazen de plastik torba kullanır.

Erkek şiddetinden kurtulmak istedi ama vahşice öldürüldü

Okumaya devam et

Gündem

1 Mayıs’a özel ‘işçi ve emekçi’ şarkıları

Bugün 1 Mayıs… Emekçilerin günü… Türkiye’de yüz binlerce insanın yıllar boyunca emek verdikleri işlerinden KHK zulmüyle koparılmalarının üstünden neredeyse 3 yıl geçti. Kimisi hiçbir hukuki temele dayanmayan suçlamalarla hala cezaevinde kimisi ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bir zamanlar kalem tutan ellerle inşaatta çalışırken ölenler de oldu, Gökhan Açıkkolu gibi işkenceyle öldürülenler de… İnsanların sağırlaştığı bu zor zamanlarda şarkılar anlatıyor emeğin kutsallığını emekçinin, alın terinin kıymetini… İşçilere, emeğe, yaşamın gerçeklerine dair şarkılarla geçireceğimiz bir gün olsun…

İNSAN PAZARI

Güven Park’ta toplanan işçilerin ağzından anlatıyor hikayelerini: “Açlığın dini olmaz, yoksulluğun vatanı, kör olasın kahpe devran…”

SABAH TÜRKÜSÜ

Ezginin Günlüğü
Gönlünde pamuk gibi bir dünya hayali taşıyanlara: “Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü, bir iner bir çıkarım bu yokuşu, ağzımda bal gibi tatlı bir türkü, kazanırım çocuklarıma ekmek parası.”

HARRAN OVASI

Bulutsuzluk Özlemi
Nejat Yavaşoğulları ve Bulutsuzluk Özlemi anlatıyor Harran Ovası’nı: “Pamuk tarlasında, güneşin altında, kadın erkek yanyana yapardılar çapa. Günler gelip geçmez, ömür böyle bitmez, birey olmak hâlâ zor, Harran Ovası’nda.”

MADENCİDEN

Grup Yorum
Acısını paylaşmayı bir yana bırakın, bu mesleğin kaderinde ölüm olduğunu yıllar yılı söyleyenlere inat: “Yürü derler yürü derler açlığa yürü derler, kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler.”

FABRİKA KIZI

Bitmeyen ve hiç bitmesini istemediğimiz bir efsane, Alpay’ın Fabrika Kızı. Şarkının sözleri fabrika kızını bir öykü gibi işler: “Makinalar diken gibi batar her gün kalbine…”

NEBAHAT

Ahmet Kaya
Bir gün rahat yüzü görmeyen ve kabahatin kimde olduğunu -çoğumuz gibi- bulamayan Nebahat’in öyküsü bu kez anlatılan: “Kırmızı hırkasını ah seneler eskitti, sonunda rüyasını sandığına kilitledi.”

TAMİRCİ ÇIRAĞI

Cem Karaca
“Ustam geldi sırtıma vurdu, unut dedi romanları, ‘İşçisin sen işçi kal!’, giy dedi tulumları.”

ÇIRAK ARANIYOR

Zülfü Livaneli
“Elim sanata düşer usta, yürek acıya, ölüm hep bana, bana mı düşer usta?”

İŞÇİNİN EMEKÇİNİN BAYRAMI

Okumaya devam et

Kültür

7’den 77’ye çocuklarından 23 Nisan’a özel klip

Merhum Barış Manço’nun 7’den 77’ye programına katılan çocuklar büyüdü. Manço’nun oğlu Doğukan Manço ile klip çeken çocuklar “Bugün Bayram” şarkısını seslendirdi.

90’LARDAN BUGÜNE
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel olarak Barış Manço’nun 7’den 77’ye programının en sevilen bölümlerinden olan “Adam Olacak Çocuk” kısımına katılan çocuklarla bir video hazırlandı. 90’larda programda yer alan çocuklar bugünkü halleriyle kamera karşısına geçerek şarkı söyledi. Manço’nun oğlu Doğukan Manço da klipte piyano çaldı.

Okumaya devam et

Popular