Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Sakarya’daki askeri fabrika Katarlılara satılacak”

Sakarya’daki askeri tank palet fabrikasının Katarlılara satılacağı iddia edildi.

İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Sakarya’daki askeri tank palet fabrikasının Katarlılara satılacağını iddia ederek, “Milli fabrikamıza sahip çıkmalıyız” dedi.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, Sakarya’daki askeri fabrikanın satışına CHP ve MHP’den sonra İYİ Parti’den de tepki geldi.

İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, “Pırlanta değerindeki bir fabrikanın, hiçbir tank ve obüs üretme yeteneği olmayan Ethem Sancak ve Katar girişimine satılacağı iddiaları var. Milli fabrikamıza sahip çıkmalıyız. Çanakkale Savaşı’nda Asteğmen Mehmet Muzaffer’in, Yahudi bir tüccardan ordumuza kamyon lastiği alabilmek için sahte senet düzenlemek zorunda kaldığını unutmayın” dedi.

“ALTAY TANKINI ÜRETEBİLİR”

Türk Harb-İş Sendikası Sakarya Şube Başkanı Yaşar Yavuz da fabrikanın BMC’nin sahibi Ethem Sancak’a satılacağını belirterek, “Milli savunmamızı ‘Türk değil, Arap’ım, Türk olmaktan üzülürüm’ diyen Ethem Sancak’a teslim edemeyiz. Fabrikanın özelleşmemesi için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Dikbayır, TBMM’de yaptığı açıklamada, fabrikanın 50 yılda oluşan tecrübesiyle sektörde dünyadaki ilk 5 fabrika arasına girdiğini söyledi. Böyle bir fabrikanın bugün ancak 20 milyar dolarlık yatırımla kurulabileceğine dikkati çeken Dikbayır, “Fabrikaya, 500-700 milyon dolarlık bir ek yatırım yapılması halinde 6 ay içerisinde milli Altay tankını üretebilecek düzeye geleceğini bizzat Milli Savunma Bakanlığı açıkladı. Fabrikanın özel sektöre satılmasının hiçbir mantığı yok” diye konuştu.

Fabrikaya sahip çıkılmaması durumunda diğer savunma sanayii fabrikalarının da özelleştirilebileceğine dikkati çeken Dikbayır, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin fabrikaları milli ve yerli kalmalıdır” dedi.

“ALAYDAN FARKI YOK”

Özelleştirilecek fabrikada halen bir albay komutasında 29 subay, 50 astsubay, 22 uzman çavuş, 112 memur ve 714 işçinin çalıştığını hatırlatan Dikbayır, “Fabrikanın hukuki yapısı, TSK’ya hizmet üreten diğer tabur, alay veya tugaylarla aynı durumdadır. Bu fabrikanın özelleştirilmesi, TSK’nın bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurur. Böyle bir özelleştirme Anayasa’ya, Özelleştirme Kanunu’na ve ülkeyi savunma görevi verilen TSK ve MSB kuruluş kanunlarına aykırıdır” eleştirisinde bulundu.

Gündem

Boykot çağrısına cevap: Emine hanım çantasını yaksın

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransız mallarını boykot çağrısına Emine Erdoğan’ın 50 bin dolarlık çantası üzerinden cevap verdi. Kılıçdaroğlu “Emine Hanım çantasını Saray’ın bahçesinde yaksın” dedi.

BOLD – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında yaşanan gerilim, boykot tartışmalarıyla devam ediyor. Erdoğan’ın Fransız mallarını boykot çağrısına muhalefetten eleştiri gelirken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Emine Erdoğan’ın çantası üzerinden polemiğe dahil oldu.

KILIÇDAROĞLU EMİNE ERDOĞAN’I BOYKOTA DAVET ETTİ

Emine Erdoğan’ın kullandığı 50 bin dolarlık Fransız malı Hermes çanta daha önce de farklı sebeplerle gündem olmuştu. Meclis toplantısında Emine Erdoğan’ın çantasını hatırlatan CHP lideri “Emine hanımın bir çantası var. Onu da Saray’ın bahçesinde yaksın. Protesto ediyorum desin. Ahkam kesiyorsun, arkasında durmuyorsun” dedi.

Vatandaşın ekmek alamaz hale geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Fransız mallarını alacak vatandaşta hal mi kaldı! Vatandaşa askıda ekmek demişsin. Çıkıyorsun Fransa mallarına boykot uygulayacağız diyorsun. Sen uygulayacaksın kardeşim. Sanki servisçi akşam eve gidince bir Fransız parfümü aldım sana diyecek. Adam ekmek bulamıyor” ifadelerini kullandı.

Fransa boykotu isteyen Erdoğan’ı uçak ve çanta ile vurdu

Okumaya devam et

Gündem

“Ölüm listesi” hazırlayan Noyan yargılandığı davaya gelmedi

15 Temmuz’la ilgili “Kursağımızda kaldı. Bizim aile 50 kişiyi götürür” sözlerine dava açılan ve 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istenen Sevda Noyan’ın yargılanmasına başlandı. Noyan, hasta olduğu gerekçesiyle ilk duruşmaya gelmedi.

BOLD – Bir televizyon programındaki sözleri nedeniyle “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçundan dava açılan Sevda Noyan’ın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan sanık Sevda Noyan’ı avukatı temsil etti. Duruşmada, sanık Sevda Noyan’ın avukatının mahkemeye 24 Ekim’de mazeret dilekçesi gönderdiği ve dilekçeye Sevda Noyan’ın hasta olduğuna ilişkin doktor raporu da eklediği kaydedildi.

Duruşmada müştekilerin avukatı Enes Kabadayı, Noyan’ın konuştuğu videoyu çözümleyen bilirkişi Z.A’nın siyasi görüşünü belirten Facebook paylaşımları olduğunu, siyasi görüşünden bağımsız olamayacağı gerekçeleriyle reddini talep etti. Avukat Kabadayı ile avukat Tülay Bekar, katılma talebinin kabulünü talep etti.  Sanık Sevda Noyan’ın avukatı ise, müştekilerin maddi veya manevi zarar görme durumlarının olmadığı gerekçesiyle katılma talepleri ile bilirkişi reddi talebinin reddini istedi.

MAHKEME MÜŞTEKİLERİN TALEBİNİ REDDETTİ

Mahkeme, sanık Sevda Noyan’ın mazeretini kabul ederek duruşma günü bildirilerek dinlenilmesine karar verdi. Müşteki Enes Kabadayı ve Tülay Bekar’ın suçtan doğrudan zarar görme durumlarının olmadığı gerekçesiyle müdahillik taleplerini reddeden mahkeme, müşteki Kabadayı’nın bir dahaki celse dinlenmesine hükmetti. Mahkeme, bilirkişinin sadece video çözümü yaptığı ve siyasi görüşünün istenmediği gerekçesiyle bilirkişinin reddi talebini reddetti. Duruşma 14 Ocak’a ertelendi.

15 TEMMUZ KURSAĞIMIZDA KALDI

Ülke TV’de Esra Elönü’ün sunduğu “Arafta Sorular” isimli programa katılan Sevda Noyan, “15 Temmuz kursağımızda kaldı. Vallahi yapamadık istediklerimizi. Boş bulunduk. Yanlış anlaşılmasın, doğru anlaşılsın. Bizim aile şöyle bir 50 kişiyi götürür, onu söyleyeyim yani. Biz çok donanımlıyız bu konuda, maddi manevi olarak. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim hala sitede var 3-5. Benim listem hazır açıkçası” ifadelerini kullanmıştı.

Namlunun ucundaki KHK’lının polisten isteği: Çocuk uyanmasın lütfen!

Okumaya devam et

Gündem

Kritik davaları etkileyecek gelişme: Emniyet’te sahte raporlar skandalı

Dijital materyalleri inceleyen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde sahte rapor düzenlendiği ortaya çıktı. Müdür, polis okuluna atanırken siber suçlardaki 3 polis memuru ise açığa alındı.

BOLD -İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğinin yürüttüğü soruşturma kapsamında İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürünün sahte rapor düzenlemek iddiasıyla görevden alındığı belirtildi.

İstanbul Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün raporuna göre, cemaat davaları başta olmak üzere pek çok davada dijital delillere dayanılarak karar veriliyor.

Emniyetin kritik biriminde sahte rapor düzenleme iddiası İçişleri Bakanlığı müfettişlerince ortaya çıkarıldı. Müfettişlerin ön incelemesinde “bazı raporların sahte olarak düzenlendiği, birçok iş ve işlemde usulsüzlük olduğu, aldırılan malzemeler konusunda ise yanlı hareket edildiği” tespiti yapıldı. Ayrıca iddiaya göre, şubenin ihtiyaçlarının giderilmesi için daha önce kayyımların yönettiği şirketler tarafından bağışlanan milyonlarca lira anlaşmalı şirketler üzerinden faturalandırılıp harcandı.

ŞUBE MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI

İçişleri Bakanlığının 6 Ağustos 2020 tarihli yazısı ile Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yönelik bir inceleme başlattı. İnceleme devam ederken Mülkiye Müfettişleri, “bazı belgelerin sahte olarak düzenlendiği, birçok iş ve işlemde usulsüzlük yapıldığı ve aldırılan malzemeler konusunda yanlı hareket edildiği” hususlarını tespit etti. Müfettişlerin raporu doğrultusunda 3 polis memuru görevden uzaklaştırılırken, şube müdürü görevden alınarak polis okulunda görevlendirdi.

BİLİRKİŞİ RAPORUYLA 2 MİLYON LİRA

Cumhuriyet’in ulaştığı bilgilere göre ise mahkemelerin ve savcılıkların inceleme yapılması için İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilen materyaller bazen aylarca, bazen yıllarca bekletildi. Bu incelemenin şubedeki memurlara adli bilirkişi sıfatıyla para karşılığında yaptırıldığında ise dijital materyaller derhal hazırlanıyordu. Adli bilirkişilik ile hızlıca incelemeyi tamamlayan polis memurlarının ise 750 bin TL ile 2 milyon TL arasında para kazandıkları ve bu parayı kendi aralarında bölüştükleri belirtildi.

POLİS, PARAVAN ŞİRKETLE EMNİYETE MAL SATTI

Ayrıca şube ihtiyaçlarının karşılanması için kayyım atanan cemaate ait şirketlerden İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne milyonlarca lira bağış yapıldığı, bu paraların ise anlaşmalı şirketler üzerinden faturalandırılarak harcandığı iddia edildi. ABD’den getirilen cihazların ise açığa alınan polislerden İ.K’nin ortak olduğu şirket üzerinden faturalandırıldığı öne sürüldü. Görevden uzaklaştırılan polis memuru İ.K’nin, cihaz alım ve faturalandırma işlerini yürüttüğü belirtildi.

KRİTİK DAVALARDA SAHTE EVRAK ŞÜPHESİ

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul’daki soruşturmalarında şüphelilerin dijital materyallerinin incelenmesi konusunda büyük bir görev üstlenen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yönelik böyle bir soruşturma yürütülmesi dikkat çekti. Müfettişlerin ön incelemeye göre, “Birçok belgenin sahte düzenlendiği” tespiti ‘cemaat ve diğer terör örgütü dosyalarında sahte ya da usulsüz evrak düzenlendi mi’ sorusunu akıllara getirdi.

SAHTE EVRAK HÜKME ALINAMAZ

Avukat Murat Akkoç, Siber Suçlar Şube Müdürlüğündeki sahte evrak iddiasını sosyal medya hesabından gündeme getirdi. Akkoç, “Sahte veya usulsüz evrak hükme alınamaz. Bu nedenle dosyanızda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce düzenlenmiş bir rapor olup olmadığını mutlaka kontrol edin” dedi.

Sokak röportajında AKP’yi eleştiren vatandaşa ikinci gözaltı

Okumaya devam et

Popular