Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Orgeneral Temel pasifize mi edildi, başka planlar için mi Genelkurmay’a geçti?

Erdoğan, o dönemde korgeneral olan Temel’in (sağda) apoletlerini sökeceğini söyleyen Muharrem İnce’ye, “Sen kimsin ya!” diye cevap vermişti.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’yi eleştirdiği konuşmasını alkışlayan general olarak” tanındı. Ağustosta YAŞ kararı ile orgeneralliği terfi etti ve 2. Ordu Komutanı oldu. Şimdi sürpriz kararla Genelkurmay Karargâhı’na daha önce albay rütbesinin uhdesinde icra olunan bir göreve tayin edilen Org. İsmail Metin Temel’in şahsında TSK bünyesinde iki ayrı güç merkezinin hamlelerini mi seyrediyoruz? 
METİN DEMİRHAN

ANALİZ– Orgeneral İsmail Metin Temel; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 2. Ordu Komutanlığı görevinden Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı görevine getirildi.

İddialara göre, Org. Temel, 28 Aralık 2018 gece yarısı Genelkurmay Başkanlığı’ndan gönderilen bir yazılı mesaj emri ile Ankara’ya çağrıldı ve komutanlık vekâletini 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Sinan Yayla’ya bırakarak Ankara’ya geldi.

TSK VE MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI SESSİZ

Bu esnada Müyesser Yıldız da Temel’in görevden alınacağı ya da istifa edeceği bilgisini ve yaşananların detayları yanında Temel’in karârgahı protesto ettiğini kamuoyuyla paylaştı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ya da Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ise bu konuda hiç bir açıklama yapmadı.

Basında yer alan iddialarda 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden bu yana Org. Temel ile Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler arasında çeşitli konularda ihtilaf  yaşandığına ilişkin çeşitli bilgiler de paylaşıldı. 

İsmail Metin Temel, korgeneral rütbesi ile Afrin Harâtı’nı sevk ve idare etmişti.

ERDOĞAN’I ALKIŞLAMIŞTI

Üniformalı olarak bir siyaset yemeğine katılıp orada bir siyasi karakteri (Cumhurbaşkanı Erdoğan) alkışlayan Org. İsmail Metin Temel’in iki personeline madalya verilmesini teklif ettiği, ancak bu teklifinin üst makamlarca uygun görülmemesi üzerine söz konusu madalyaların dağıtılacağı Madalya Törenine katılmadığı ya da Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Güler daha tören alanındayken askeri terbiyeye aykırı olarak salonu terk ettiği de söylendi. 

Fakat Müyesser Yıldız, Temel’in 14-15 Aralık 2018’de Ankara’da icra edilen söz konusu TSK 2017-2018 Faaliyet Yılı Değerlendirme Toplantısı, Madalya ve Başarılı Birlik Ödül Töreni’ne hiç katılmadığını, katılmamak için de “rapor alma” yöntemini kullandığını aktardı.

PEKİ BÜTÜN BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR?

1.Öncelikle belirtmek gerekir ki, “emre itaat” askerliğin ve askeri “asker” yapan disiplinin temel şartıdır. Ordu Komutanı da olsa Org. Temel’in, TSK’nın başı konumundaki Genelkurmay Başkanı Org. Güler’in verdiği karara karşı gelmesi ya da mütalaada bulunması söz konusu olamaz.

Böyle bir hareket, TSK içinde hoşnutsuzluk çıkarmak ve amire karşı gelmek anlamını taşır ve kabul edilemez. Org. Temel de bu yalın gerçeği bilecek ve normal şartlar da disiplin kurallarına aykırı hareket etmeyecek kadar tecrübelidir.

Öyleyse Org. Temel neden askerlikle bağdaşmayacak anormal tepkiler vermiştir? Bu durum açıkça Hulusi Akar ve Yaşar Güler ile İsmail Metin Temel arasında perde arkasında cereyan eden bir çekişme ve mücadelenin varlığını göstermektedir. 

Temel ile birlikte 4. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Barut’un Erzincan’daki 3. Ordu Komutanlığı’nda pasif bir göreve getirilmesi de dikkat çekici bir gelişmedir. Barut’un önemli bir birliğin komutanlığından azledilmesinin ve bu azlin Temel’in azli ile ilişkisinin anlaşılması olayın perde arkasının aydınlatılması açısından önemlidir.

İsmail Metin Temel (ortada) Suriye’nin kuzeyindeki Afrin şehrine yönelik harekât esnasında korgeneral rütbesindeydi.

YILIN ORTASINDA KARARNAME YAYIMLANIYORSA

Bir devlet 2 tane subayını pasifize etmek için bir yılın ortasında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlıyorsa aslında bu olay 2 kişi arasındaki basit bir mücadeleyi değil TSK’da nüfuzu olan farklı grupların birbirleriyle mücadelesinin küpün dışına sızmasını gösterir. 

Bunlar birlikte değerlendirildiğinde Temel’in görevden alınmasının salt görüş ayrılığı ve fevri hareketler ile açıklanmasının mümkün olmadığı ve TSK’da çeşitli gruplar arasındaki bir çekişme hatta güç mücadelesinin varlığına işaret ettiği söylenebilir.

2. Bu gelişmenin, Suriye’de icra edilecek askeri bir harekât öncesinde yaşanması ise ayrıca dikkat çekicidir. Buna yönelik bir değerlendirme içinse elde yeterli bilgi bulunmamaktadır.

3. Bir başka dikkat çeken husus ise Org. Temel ile kullanılan iletişim yöntemidir.

Ordu komutanının sözlü ve daha yumuşak iletişim kanalları değil de yazılı mesaj emri ile Ankara’ya çağrılması “Temel’in başkaldıran tavrı ile açılanabileceği gibi Genelkurmay Başkanı ve Temel arasındaki ilişkinin kriz seviyesinde cereyan ettiği, normal iletişimin kopuk olduğu” şeklinde yorumlanabilir.

TEMEL’İN ŞAHSINDA BİR GÜÇ MÜCADELESİ Mİ YÜRÜTÜLÜYOR?

4. Hulusi Akar ve Yaşar Güler ile Org. Temel arasındaki bu kriz görüş ayrılığından değil de yukarıda açıklandığı bir güç mücadelesinden kaynaklanıyorsa TSK içinde perde arkasında yaşanan bir güç mücadelesinin varlığını ve Temel’in şahsında yürütülen bu mücadelenin ileri boyutlara ulaştığının da habercisi olabilir.

Eğer bu yorum doğru ise, yakın gelecekte benzer görevden almaların ve tayinlerin yaşanması şaşırtıcı olmayacaktır.

5. Son olarak “pasifize edilme” söylemi hep medyanın kamuoyuna karşı kullandığı söylemdir.

Gerçekten “pasifize etmek midir?, yoksa daha sonrası için yapılan bazı planlamalara hazırlık için midir? bunu henüz bilmiyoruz.

PASİF GÖREVDEYKEN FİŞLEME LİSTELERİ HAZIRLADILAR

Zira Balyoz vb. davalarda yargılanan askerlerin tamamı 15 Temmuz’dan önceki süreçte “pasifize” yerlerdeydi ve çoğunun 15 Temmuz gecesi bazı tuzaklarda yer aldığını, pasif görevlerdeyken listeler hazırladığını, ertesi sabahtan itibaren de bu listelerle TSK’yı tasfiye sürecini yönettiğini biliyoruz.

Bu yüzden Erdoğan’ın “hukukumuz var” deyip koruyup kolladığı Temel’i Ankara’da yakınına ve en üst karargâh olan Genelkurmay Karargâhı’na alması hakkında sadece “pasifize etme” yorumuna odaklanmak başka ihtimalleri gözden kaçırmamıza sebep olabilir. Hâdiseyi temkinli yorumlamak faydalı olacaktır.

Sonuç:

Bu hâdise TSK’nın aşırı politize olduğunun ispatıdır.

Artık orgeneral seviyesine gelmiş bir komutanın Genelkurmay Başkanlığı’nı protesto ettiğini, emre itaat etmediğini, itaatsizlik için doktor raporu alma yolunu seçtiğini, Atatürk’ün “ordunun ruhu subaylardır” sözünü dikkate alındığımızda subaylığın en üst rütbesinde böyle bir hareketin sergilenebildiğini, Türkiye’nin en itibarlı kurumu olan TSK’nın maalesef temel değerlerinin erozyona uğradığı söylenebilir.

Orgeneral İsmail Metin Temel niçin görevden alındı?

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Devlet bu ‘Yorum’u hiç sevmedi!

Konser vermesi yasaklanan, solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Türkiye’nin protest müzik grubu Grup Yorum’un koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı. Devletle geçmişten beri sorunlar yaşayan grup, bugünlerde hiçbir dönemde görmediği baskıyla karşı karşıya.

BOLD – İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi, sosyalist sanatçıların buluşma merkezi. Çevresinde sürekli polis aracı görebileceğiniz merkez, son günlerde ardı ardına polis baskınlarına sahne oluyor. İdil Kültür Merkezinin en önemli parçası Grup Yorum.

Protest müzik yapan grup, sosyalizme ilişkin mesajlarla dolu şarkıları ve marşlarıyla Türkiye’de farklı bir siyasi yelpazenin temsilcisi. Geçmişte açık hava konserlerine on binlerin katıldığı Grup Yorum’un, son beş yıldır konser vermesi yasak. Kapalı alanda konser verme girişimleri de polis engellemeleri nedeniyle gerçekleşemedi.

29 Eylül sabahı İdil Kültür Merkezi yine polis operasyonuyla güne uyandı. Polislerin elinde; Grup Yorum üyeleri ve avukatların da bulunduğu 120 kişiye yönelik gözaltı kararı vardı.

Grup Yorum Üyesi Seher Adıgüzel ve Ali Aracı da gözaltına alınanlar arasında.

Grup Yorum, bir gün önce yine polis operasyonuna maruz kalmıştı. Grup Yorum’un resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre grup üyeleri Barış Yüksel, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz gözaltına alındı. Grup Yorum korosu üyeleri İdil Kayıkçı, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ da gözaltına alınan diğer isimler oldu.

28 Eylül’deki operasyon Grup Yorum için diğerlerinden farklıydı. Bugüne kadar solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Grubun ilk kez koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı.

Şuan tutuklu durumdaki; Dilan Ekin, Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar’la birlikte Grup Yorum’un 13 üyesi gözaltında ya da tutuklu durumda.

İKİ ÜYESİ AÇLIK GREVİNDE ÖLDÜ

Grup Yorum, çıkardığı albümlerden daha çok açık hava konserlerine önem veriyor. Grubun konserleri, gençler için siyasi duruşlarını gösterdikleri bir arena aynı zamanda. 15 Temmuz’dan sonra toplumun her kesimi üzerine artan baskıdan Grup Yorum da payını aldı.

Grubun konser başvuruları güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Yasakları protesto etmek için izinsiz düzenlemek istedikleri konserler öncesinde polis, izleyicilerin konser alanına girmesine izin vermedi ve grup üyeleri gözaltına alındılar.

Grup Yorum’un solisti Helin Bölek ve bas gitaristi İbrahim Gökçek, konser yasaklarını protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Helin Bölek, açlık grevinin 288. gününde 3 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 7 Mayıs 2020’de ölüm orucunun 323’üncü gününde öldü.

Konser yasakları iki ölüme rağmen kaldırılmadı. Grup Yorum son konserini 4 yıl önce verebilmişti.

İbrahim Gökçek, ölüm orucunun son günlerinde Evrensel gazetesine verdiği demeçte, “Bu ülkede hakkını arayanlar, muhalifler, özgür ve demokratik bir ülke düşleyenler ne yaşadıysa, onların şarkılarını söyleyen bizler de aynısını yaşadık: Gözaltına alındık, tutuklandık, konserlerimiz yasaklandı, polis kültür merkezimizi bastı, enstrümanlarımızı parçaladı” demişti.

OPERASYONLAR YAYILIYOR

Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonlar son aylarda Türkiyeli sosyalistlere doğru yayılıyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ  yaklaşık üç aydır tutuklu. İkili, 15 Temmuz’dan sonra kamudaki görevlerinden ihraç edilen 150 bin çalışan için başlattıkları eylemlerle sembolleşmiş iki isim.

“İşimizi geri istiyoruz” eylemleri, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ’ın Ankara’da her gün yaptıkları eylemlerle yayıldı. Gülmen, eylemleri yayılınca tutuklandı.  Gülmen cezaevinde açlık grevinde ağır sağlık sorunları yaşadı. Gülmen’in serbest bırakılması için başlatılan inisiyatif sonucunda açlık grevinin 324’üncü gününde serbest bırakıldı. Gülmen uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in üç ay önce tekrar tutuklanması sonrası sosyalistlere karşı operasyon yayıldı. Tutuklananları savunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatları da tutuklanmaya başladı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada; gözaltına alınan kişilerle ilgili 24 saat boyunca avukatla görüşme yasağı getirildiği, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarını güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Meral Akşener’i bitirin” emri

Meral Akşener ve İyi Partinin yok edilmesi için talimat verildi. Akşener, AKP’li Bülent Turhan’ın ağzından kaçırdığı planı yakaladı. Erdoğan’ın verdiği talimat 28 Şubatçıların DYP’yi bitirirken kullandıkları stratejinin aynısı. Akşener’in karşı hamlesi ise beklenmedik şekilde oldu. BOLD

Okumaya devam et

Popular