Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Şirketler 78 milyar TL’yi ödeyemeyince bankalar mecburen öteledi

2018 yılı ekonomi gündemine şirketlerin borç yapılandırma ve konkordato talepleri damga vurdu.

2018 yılında ekonomi gündemine özel sektörün borç krizi damga vurdu. Nisan ayında Doğuş ve Ülker gruplarının borç yapılandırma talepleri ile başlayan süreç, aralıkta Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) son noktayı koymasıyla tamamlandı.

Bu süreçte Ülker markasına sahip Yıldız Holding, Doğuş Grubu, Türk Telekom hissedarı Otaş, Arkas, Bereket Enerji, Yeni Elektrik Üretim AŞ, BİS Enerji, Boyabat Hidroelektrik Santrali, Ak Enerji, Gama Holding, Emay İnşaat, Derindere Otomotiv, IC İçtaş Astaldi, Compenanta Dökümcülük, Aynes Gıda, teknoloji perakendecisi Bimeks ve Galatasaray Spor Kulübü de borç yapılandırma isteyen önemli şirketler arasında yer aldı.

Bu şirketlerden Emay İnşaat ve Aynes Gıda daha sonra konkordato talebinde bulundu.

TBB Hüseyin Aydın, yeniden yapılandırılan alacak tutarının 2017 sonu itibarıyla 78 milyar Türk Lirası olduğunu açıklamıştı.

DOĞUŞ’UN BORCU 25,2 MİLYAR TL

Doğuş Holding A.Ş. ile bankalar arasındaki borç yapılandırma süreci tamamlandı.

Doğuş Holding’in Patronu Ferit Şahenk

Türkiye Bankalar Birliği’nden yapılan açıklamada, “Konsorsiyumunu temsil eden eş lider bankalar arasında bir süredir gündemde olan yapılandırma çalışmaları başarıyla tamamlanmış, Holding’in bazı firmalarını kapsayan yapılandırma süreci anlaşmayla sonuçlanmıştır.” denildi.

Edinilen bilgiye göre döviz karşılığı 25,2 milyar TL’lik borcun büyük bir bölümü bankalarca yeniden yapılandırıldı. Borç tutarı, vadesi ve faizleri ile ilgili bilgi verilmezken yapılan anlaşma bankacılık sektörü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

REKORU YILDIZ HOLDİNG KIRDI

Borç yeniden yapılandırmasında rekoru Ülker Grubu’nun içinde bulunduğu Yıldız Holding kırdı. Yaklaşık 7 milyar dolarlık borcunun 5,5 milyar dolarını yeniden yapılandıran Yıldız Holding, böylelikle Türk Lirası bazında yaklaşık 30 milyar liralık borcunu yeniden yapılandırmış oldu.

Borç yapılandırmaya giden şirketlerden biri de 1902 yılında temelleri atılan İzmir merkezli Arkas Holding. Acentelik, armatörlük, limancılık, lojistik sektörü, gemilere yakıt ikmali, otomotiv, sigorta hizmetleri, bilgi sistemleri ve kruvaziyer turizmine kadar birçok farklı sektörde faaliyet gösteren şirketin yönetim kurulu başkanlığını Lucien Arkas yürütüyor.

Arkas Holding’in 14’ü Türkiye’de olmak üzere 25 ülkede, 62 ofisi bulunuyor. Ayrıca tüm bu ülkelerde 67 şirketi ile 7 bin 300 kişiye istihdam sağlıyor.

Yeniden yapılandırma sürecinin çetrefilli bir şekilde ilerlediği şirketlerin başında Türk Telekom’un hissedarlarından OTAŞ geliyor.

TARİH: 2005 OLAY: Telekom’un özelleştirme ihalesi. Dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (ortada) ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım (sağda) temsili çeki Muhammed Hariri’den aldı.

OGER, 4,75 MİLYAR DOLARLIK KREDİYİ ÖDEMEDEN GİTTİ

Lübnanlı Hariri ailesine ait Saudi Oger’e bağlı olan Oger Telecom, 2005 yılında Türk Telekom’un yüzde 55’ini satın almak için Oger Telekomünikasyon AŞ’yi (OTAŞ) kurmuştu.

Otaş, 2013 yılında Türk bankaları ağırlıklı bir konsorsiyumdan 4,75 milyar dolar tutarında kredi aldı; ancak bu kredinin taksitlerini geri ödeyemedi. Gelirleri TL cinsi olan OTAŞ, kurdaki keskin yükseliş nedeniyle her biri 290 milyon dolar olan kredi geri ödemelerini kaçırdı.

Bunun üzerine OTAŞ’ın borcunun yeniden yapılandırılması ve olası satışı için görüşmeler başladı.

İki yıla yakın süren ve aralarında yüzde 55 hissenin satışı için görüşmelerin yapıldığı süreç sonunda Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank, borçların yeniden yapılandırılması için tüm kredi veren taraflarca bir mutabakata varıldığını duyurdu.

TELEKOM’UN BÜYÜK HİSSEDARI BANKALAR OLDU

Yapılan duyuruda, OTAŞ’ın hisselerinin tamamının, OTAŞ’a kredi veren bankaların paydaş olacağı bir ortak girişim şirketi aracılığıyla devralınacağı belirtildi. Bunun üzerine Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası, Oger Telecom’a ait Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini devralmak için Rekabet Kurumu’na Temmuz ayının başında başvurdu.

Sonuçta, Türk Telekom’un en büyük hissedarı olan OTAŞ’ın sahip olduğu yüzde 55 hisse, özel amaçlı ortak girişim şirketine (SPV – Special Purpose Vehicle) devredildi.

Levent Yapılandırma Yönetimi AŞ olarak adlandırılan bu şirket, OTAŞ’a kredi veren bankalar olarak Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank tarafından kurulmuş oldu. Bu şirkete Akbank tarafından yüzde 35,5, Garanti Bankası tarafından yüzde 22 ve İş Bankası tarafından yüzde 11 oranlarında iştirak etti. Yapı Kredi Bankası da daha sonra yüzde 4,9 oranında hisse ile Levent Yapılandırma’ya ortak oldu.

Türk Telekom’un yönetim kurulu başkanlığına ise Dr. Ömer Fatih Sayan getirildi

Böylelikle, Türk Telekom’un en büyük hissedarının borcunu ödeyememesi dolayısıyla ortaya çıkan düğüm, önce borç yapılandırma ve son olarak da şirketin hisselerinin devredilmesiyle tamamen çözülmüş oldu.

(Kaynak: Merkez Bankası)

ENERJİ SEKTÖRÜ YAPILANDIRMAYA KOŞTU

Enerji şirketleri, son 15 yılda yeni projeler ve anlaşmalar için bankalardan yüksek oranda kredi kullandı.

Bu kredilerin çoğunun dolar kredisi olarak alınması ancak enerji şirketlerinin gelirinin Türk lirası olması, enerji sektörünün TL’nin değer kaybından etkilenmesine yol açtı. Bu yüzden borç yeniden yapılandırmayla ilgili adı en çok geçen şirketler enerji sektöründen geliyor.

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen, Temmuz ayında yaptığı açıklamada 100 milyar dolar civarındaki yatırımlar neticesinde faiz hariç sektörde 50 milyar dolarlık bir kredi yükü olduğunu vurgulamıştı.

İşte bu yükten kurtulabilmek için harekete geçen ilk firma Bereket Enerji oldu. 4 milyar dolar kredi borcu bulunan şirket temmuz 2018’de bankalarla masaya oturdu. Eylül ayında ise şirketin yeni CEO’su İdris Küpeli oldu. Küpeli’nin borç yeniden yapılandırmasını yönetmek için göreve getirildiği öğrenildi.

ÜNAL AYSAL’IN FİRMASI DA YAPILANDIRMA İSTEDİ

Bloomberg’in haberine göre ise İtalyan Ansaldo Energia ile iş adamı Ünal Aysal’ın sahibi olduğu Unit Investment NV’nin ortaklığındaki Yeni Elektrik Üretim de 2019’da bankalarla kredi yapılandırmasına gitmeye hazırlanıyor.

Haberde 2010’da 14 yıl vade ile alınan 700 milyon dolarlık kredinin geri ödemelerinde, dolar kurunun yükselmesi ancak elektrik fiyatlarının düşmesi nedeniyle zorluk yaşandığı aktarılıyor.

Bankalarla borçlarını yeniden yapılandırmak için masaya oturan şirketlerden biri de Unit Investment’in Doğan Holding ve Doğuş Holding ile ortak olduğu Boyabat Hidroelektrik Santrali.

Business HT haber sitesine göre Boyabat Santrali, yürütmekte olduğu 513 MW kapasiteli hidroelektrik santrali projesi kapsamında 2010 yılında bankalardan sağladığı 750 milyon dolar tutarında kredinin yeniden yapılandırma görüşmelerinde henüz ilerleme sağlayamadı.

Haberde ayrıca borcunu ödeyemeyen santralin kredisinin takibe alındığı aktarıldı.

Habere göre Garanti, Akbank, İş Bankası, Yapı Kredi ve TSKB’den (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) alınan kredi, ikinci çeyrek itibariyle tahsili gecikmiş alacaklar sınıfına alındı.

Reuters’ın haberine göre Çek Cumhuriyeti merkezli enerji şirketi CEZ, Türkiye’de yüzde 37,36 hissesine sahip olduğu Akenerji’nin borçlarını yeniden yapılandırmayı gündeme aldı.

Bursa merkezli enerji şirketi BİS ENERJİ de KAP’a yaptığı duyuruda şirket bünyesindeki enerji santralinin yeniden faaliyete geçmesi amacıyla kreditör bankalar, kamu kuruluşları ve tahvil yatırımcılarıyla borçların yeniden yapılandırılması için olumlu görüşmeler yapıldığını, çalışmalarda son aşamaya gelindiğini duyurdu.

Şirket bu yüzden kupon ödemesini geciktirmek zorunda kaldığını belirtti.

GAMA HOLDİNG’İN BORCU 1 MİLYAR DOLAR

İnşaat, müteahhitlik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren GAMA Holding de borcunu yeniden yapılandırmak için bankalarla masaya oturduğu söylenen şirketlerden.

Bloomberg’in haberine göre şirket, bankalara olan yaklaşık 1 milyar dolarlık kredisinin yapılandırması için görüşüyor.

Haberde Ankara merkezli holdingin çoğunluğu Türk olmak üzere bankalarla yaptığı görüşmelerde şirketin en büyük birimi olan Gama Enerji’yi ayrı tuttuğu, Gama Enerji’nin 2013 yılında enerji santrali inşa etmek için aldığı 500 milyon dolar krediyi ayrıca müzakere ettiği belirtildi.

GALATASARAY 129 MİLYON DOLAR BORCU YAPILANDIRDI

Borç yapılandırmaları konusu spor kulüplerine kadar genişledi. Borçlarını yapılandıran spor kulüplerinden biri de Galatasaray oldu. Halka açık olan Galatasaray’ın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada Denizbank ile yapılan anlaşma sonucunda 129 milyon dolar borcun yeniden yapılandırıldığı belirtildi.

Borç yapılandırma sürecine giren şirketlerden biri de Derindere Otomotiv AŞ. Derindere Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ 31 Ağustos 2018 tarihli 50 milyon TL tutarında bono ödemesini yapmadı. Şirketten Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yazılı açıklama yapılan açıklamada ekonomik gelişmelerin nakit akışını bozduğu iddia edildi ve bu yüzden bono itfasının vadesinde yapılmadığı kaydedildi.

YENİDEN YAPILANDIRMA NEDİR?

Merkez Bankası’nın açıklamasına göre;

Bir finansal piyasa altyapısı kuruluşun, katılımcı temerrüdü veya (iş, operasyonel veya diğer yapısal zayıflıklar gibi) diğer nedenlerle ortaya çıkan ve normal mekanizmaların kullanılmasına rağmen çözülememiş olan herhangi bir karşılanmamış kayıp, likidite sıkışıklığı veya sermaye yetersizliği probleminin çözülmesi amacıyla, bağlı olduğu ilgili mevzuat, kendi iç kural ve prosedürleri ve sözleşmeye bağlı yükümlülükleri ile uyumlu olarak, önceden oluşturulmuş ancak tükenmiş olan finansal kaynakların ikmal edilmesi ve çeşitli likidite düzenlemelerini de içeren tüm faaliyetlere yeniden yapılandırma deniliyor.

Murat Ülker kime “hodri meydan” dedi?

BOLD ÖZEL

“3 yaşındaki kızım benimle konuşmuyor, görüşüme gelmiyor”

Anne ve babası hapiste olan çocukların sayısı artıyor. Manisa’da tutuklu Arzu Alkış’ın eşi de aynı cezaevinde. Psikolojisi bozulan 3 yaşındaki kızları ise artık görüşlere gitmek istemiyor.

BOLD – Anne-babası tutuklu olan bir çocuk daha olduğu ortaya çıktı. Manisa E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Arzu Alkış, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak 3 yaşındaki kızının psikolojisinin bozulduğunu ve zor günler geçirdiğini söyledi. Arzu Alkış, eşinin de Manisa T Tipi Cezaevinde bulunduğunu belirterek mağdur bir anne olarak adalet istedi, sesinin duyurulmasını rica etti.

“ÇOCUĞUMA HASRET YAŞIYORUM”

16 Kasım 2020’de İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar hakim karşısına çıkacak olan Alkış, duygularını şöyle paylaştı:

“3 yaşındaki kızımın psikolojisi iyi değil. Psikoloğa götürülmesini tavsiye ettiler. Benimle konuşmak istemiyor. Kapalı görüşüme gelmek istemiyor. Çocuğuma hasret yaşıyorum. Bu da beni çok üzüyor. Kızımın bana ihtiyacı var. Sürekli ağlıyor. Bir anne olarak, mağdur bir bayan olarak, insan hakları savunucusu olarak yardımınızı istiyorum” dedi.

“YERDE YATANLAR VAR”

10 kişilik yerde 15 kişi kaldıklarını ve koğuşta yerde uyumak zorunda kalan insanların bulunduğu aktaran Alkış, cezaevinin şartlarına dair de bilgi verdi:

“Yarım saatte bir su kesiliyor. Ortam dar olduğu için bunalıyoruz. ben hayatım boyunca devletime ve milletime hep faydalı bir birey olmaya çalıştım. Zararlı olabilecek hiçbir etkinlikte bulunmadım. Masumum.”

Arzu Alkış, mektubunda kızına yazdığı bir şiiri de paylaştı.

“Çocuklarımının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek?”

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

12 tonluk kamyon çarpan KHK’lı askeri öğrencinin adalet mücadelesi

Ümit Can Özorman, Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulundan KHK ile ayrılmak zorunda kaldı. Önce kamyon çarptı ardından da MS hastalığına yakalandı. Şimdi ise hayatını anlattığı kitabıyla hem kendisinin hem de müebbet verilen arkadaşlarının sesini duyurmaya çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan sonra 300’den fazla askeri öğrenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklanmayan ama okulları kapatılıp hayalleri ellerinden alınan öğrencilerin de hayatı alt üst oldu. Bir fabrikada çalışırken iş kazası geçiren ve MS hastalığına yakalanan Ümit Can Özorman yüzde 43 engelli raporuyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Ümit Can Özorman’ın hayali çocukluğundan beri asker olmaktı. 1996 Eskişehir doğumlu olan Özorman, Eskişehir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2014’te sınavlara başvurdu. Girmediği askeri okul sınavı kalmadı. Deniz, hava, kara, jandarma hepsini denedi. Sağlık mülakatlarını kolaylıkla geçti. Spor sınavlarında birinci oldu. Kendisinin ifadesiyle sanki arkasından onu öldürecek 1000 çita varmış gibi koşuyordu. Sözlü mülakatlarda ise hep elendi. Yine de vazgeçmedi. 2015’te 7. kez girdiği mülakatı kazanıp Deniz Harp Okulu’na kayıt yaptırdı.

Ancak hayali yine çok uzun sürmedi. 15 Temmuz 2016’dan sonra çıkarılan 669 sayılı KHK ile kayıtlı olduğu Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu kapatıldı ve tüm askeri öğrencileri gibi onun için de zorlu bir süreç başladı. Önce Eskişehir OHAL Komisyonu’na durumunu anlattı. Sesini duyan olmadı. Ankara’daki OHAL Komisyonu ise askeri öğrencilerin başvurularını kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştı.

Ümit Can Özorman, büyük bir emek vererek kazandığı okuldan eşyalarını topladığı o son günü unutamıyor.

Eskişehir OHAL Komisyonu’na yazdığı dilekçe.

12 TONLUK KAMYON ÇARPTI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) mektup yazarak güvenlik soruşturmasından geçmek istediğini bile söyledi ama olmadı. Yıkım üstüne yıkım yaşadı. Üniforması elinden alındı, iş bulamadı, garsonluk yapmaya başladı. 2017’de Eskişehir’de bir fabrikada çalışırken 12 tonluk bir kamyonun çarpması sonucu yaralandı. İki ay hastanede kaldıktan sonra 11 Ağustos 2018’de yaşadığı stres nedeniyle Multiple Skleroz (MS) teşhisi konulan Özorman artık yüzde 43 engelli olarak hayata tutunmaya çalışıyor.

“ASKIDA KİTAP UYGULAMASI BAŞLATTI”

Özorman, askıda kitap uygulaması ile bugüne kadar yaklaşık 100 kitap dağıttığını söylüyor.

2016’dan bu yana yaşadıklarını kısa bir süre önce yayınlanan MS’im Komutanım (Yason Yayınları) adlı kitabında anlatan Ümit Can Özorman hem kendisinin hem müebbet verilen arkadaşlarının yaşadıklarının daha geniş kitlere ulaşması için AKP iktidarının “askıda ekmek” uygulamasına nazire yaparak “askıda kitap” dağıtmaya başladı.

Askeri öğrenciler 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle kışlalardan çıkarılıp o geceki olayların içine çekildi ve 300’den fazla öğrenci 3 yıl süren davalardan sonra müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ümit Can Özorman 15 Temmuz gecesini kitabında şöyle anlatıyor:

“KARARTMA UYGULUYORUZ, KİMSE BİR YERE ÇIKMASIN”

“Nöbetçi subay ve astsubayın endişeli bir şekilde gelmesiyle bir şeylerin yolunda olmadığını anladım. Bize dediklerini aynen aktarıyorum: Arkadaşlar inanılmaz bir bilgi kirliliği var, karartma uyguluyoruz. Cam kenarlarında ve açık alanlarda bulunmak yasak! Evlerinde olan arkadaşlarınıza haber yolluyoruz, evlerinden çıkmayacaklar. Askeri öğrenci veya personel olduklarını belirtmeyecekler. Sizler de teneffüshanede oturun veya isteyen odasına gidip ışığı açmayarak yatabilir! Mühimmat deposunu kilitledik ve nöbetçiler diktik! Dağıl!”

Ümit Can Özorman o gece okuldan dışarı çıkmayarak hapse girmekten kurtulmuştu, peki ama arkadaşları? Trenlere, metrolara, otobüslere kitabını bırakan Özorman bir yandan MS hastalığının ataklarıyla uğraşıyor, diğer yandan müebbet verilen, öldürülen askeri öğrencilerin sesi olmaya gayret ediyor.

Ümit Can Özorman, askerliğe tutkuyla bağlı bir öğrenci. Bu tutkusunu kitabında “Üniformamı ve sağlığımı alsalar da askerlik ruhunu alabilecekleri bir teknoloji yok. Deniz Kuvvetleri’nden aldığım devlet terbiyesi ve askerlik ruhuyla bir ömür yaşayacağım. Benim isteğim maaş, para, pul değil orada aldığım devlet terbiyesi ve silah arkadaşlığı duygusu.” ifadeleriyle tarif ediyor.

İzmir Limanı’nı yaptıklarında İzmirlilerin Kordon’da onları karşılaması.

Ümit Can Özorman’ın ağrına giden olaylardan biri de askeri okulları kapatıldıktan sonra kayıt yaptırdığı Selçuk Üniversitesi’nin verdiği öğrenci belgesinde damgalanması olmuş. Belgenin en alt kısmında “Öğrenci kapanan askeri MYO’dan yatay geçiş yolu ile yüksekokulumuza kaydını yaptırmıştır.” yazıyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Çocuklarımının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek?”

15 gün önce tutuklanıp Afyonkarahisar Cezaevine gönderilen 3 çocuk sahibi Saniye Biçer, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek haklarından neden mahrum edildiğini sordu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD  ÖZEL

Eşi cezaevinde olan Saniye Biçer, 4 yıldır babaya hasret olan çocuklarının annesiz de bırakılmasına isyan etti. Tutuksuz yargılanma talebinin neden dikkate alınmadığını belirten Biçer, 7. ve 8. sınıfa giden iki çocuğunun ve 6 yaşındaki kızının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek diye sordu.

Mayıs 2017’de gözaltına alınan ve denetimli serbestlikle bırakılan Biçer, üç yıldır karakola gidip imza atıyor, cemaat soruşturmaları kapsamında tutuksuz yargılanıyordu. Biçer, 13 Ekim 2020’de görülen ikinci mahkemesinde tutuklanıp Afyonkarahisar Cezaevine gönderildi. Aynı dosyada bulunan ve 13 yıl 6 hapis cezasına çarptırılan eşi ise 4 yıldır Afyon Dinar Cezaevinde tutuklu.

“AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZ KALMADI, PARAMPARÇA OLDUK”

Hepsi eğitim çağındaki çocuklarına Kocaeli Derince’de yaşayan dede ve babaannelerinin baktığını ifade eden Saniye Biçer, “Aile bütünlüğümüz kalmadı. Paramparça olduk. Ailem çocukları hem anneye hem babaya getiremezler. Yol uzunluğu, maddi manevi külfet. Pandemiden dolayı iki kişi alıyorlar görüş için. Hangi birini kime götürecekler. Babaya hasret 4 yıldan sonra anneye de hasret bırakıldılar. Çocuklarımın bu gözyaşlarını vebalini kim ödeyecek?” dedi.

“NEDEN HAKLARIMIZDAN MAHRUM BIRAKILIYORUZ”

Pandemi nedeniyle online eğitimlere katılmak zorunda kalan çocuklarının bu sürecinin de çok zorlu geçtiğini belirten Biçer, evlerinde bilgisayar ve internet bağlantısı imkanı olmadığını söyledi. Anne ve babasının çocukların hem bakımıyla hem de eğitimiyle ilgilenmediklerini aktardı.

Hak etmedikleri ve işlemedikleri suçlar nedeniyle cezaevine konulduklarını söyleyen Saniye Biçer, bir de ‘ev hapsi ve tutuksuz yargılanma gibi haklarından’ mahrum bırakıldıklarını da ifade etti. Biçer, “Eşi tutuklu ve 3 çocuklu bir anneyi tutuksuz yargılarken ne oldu da tutuklu yargılama kararı verildi. Bu karar sadece anneyi değil, ardındaki 5-6 kişiyi de cezalandırmaktır. Telafisi zor ve imkansız yaralara sebebiyet vermektedir.” diye yazdı.

“SİZ VEKİLLERİMİZ BİZE YARDIMCI OLUNUZ”

5 Kasım 2020’de üçüncü mahkemesinin görüleceğini altını çizen Saniye Biçer, tutuksuz yargılanma talebinin dikkate alınmasını umduğunu söyledi. Biçer mektubunu şöyle tamamladı:

“Umarım sesimi duyurabilirim. Lütfen sesimi duyun ve bana yardımcı olun. Bu çocuklar bu vatanın evladı değil mi? Psikolojisi alt üst olmuş, eğitim hayatı baltalanmış birey olmasınlar. Aksi takdirde toplum olarak acısını çekeriz. Sağlıklı ruh yapısına sahip, meslek sahibi ve eğitimli bireyler olmaları için siz vekillerimiz bize yardımcı olunuz.”

SANİYE BİÇER’İN GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ 15 EKİM 2020 TARİHLİ MEKTUBU

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

 

Okumaya devam et

Popular