Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Çiftçi borç batağında

Ziraat Bankası futbol kulüplerini kurtarırken çiftçileri sahipsiz bıraktı. Çiftçi borcu 100 milyarı aştı, 7 bin çiftçi icralık oldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Traktör yetiştiremiyoruz.” dediği çiftçinin, borç batağında yaşadığı ortaya çıktı. Toplam borcu 101 milyara çıkan çiftçilerin 7 bini icralık durumda. Memlekette “ipoteksiz” arazi kalmadı. Maliyetlerin giderek arttığı tarım sektöründe üretimin bu yıl da düşmesi bekleniyor. Kısaca vatandaş bu yıl “pahalı gıdaya” mahkum kalacak.

BOLD – Yeni yıla yüksek girdi maliyetleri ve fahiş gıda zamlarının gölgesinde giren tarım sektörünü, bu yıl da benzer sorunlar bekliyor. Ziraat sektörü temsilcilerine göre geçen yıl artan maliyetler bu yıl da çiftçiyi üretimden uzaklaştıracak; rekolte, verim ve kalite düşüklüğü yaşanmaya devam edecek. Bunun faturasını yurttaş yine zamlı gıda fiyatlarıyla ödeyecek.

Cumhuriyet’ten Gamze Bal ve Mustafa Çakır’ın haberine göre, tarımın ithalata dayalı bir sektör haline getirilmesinin faturasını geçen yıl çiftçi ve yurttaş birlikte ödedi. Tüm girdilerin yaklaşık yüzde 90’ı ithal olunca, çiftçinin üretim maliyetleri yüzde 50-120 zamlandı.

ZİRAAT ÖNCE KULÜPLERİ KURTARACAK!

Ziraat Bankası’na önce borçlu kulüplere kredi, ardından da kredi kartı borcunu ödeyemeyenlere kredi düzenleme görevi verilmesi, bankanın asıl destek sağlaması gereken çiftçinin durumunu yeniden gündeme getirdi.

Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne daha yüksek faizle kredi verdiği için çiftçi de daha yüksek kredi borcu ödüyor. Kooperatiflerden kredi kullanan 7 bine yakın çiftçi icralık durumda.

Çiftçi, para etmeyen ürünlerini yola döküyor.

ÇİFTÇİNİN DEVLETTEN 155 MİLYAR ALACAĞI VAR

Çiftçilerin borçlarında 190 kat artış var. Yasaya göre gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 1’nin üreticilere destek olarak verilmesi gerekirken, şimdiye kadar verilen en yüksek pay 0,5. Çiftçinin devletten 155 milyar lira alacağı var.

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2017’de toplam 41,2 milyar lira, 2018’in 9 aylık döneminde ise 29,3 milyar lira tarımsal kredi kullandırıldı. Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2017’de yaklaşık 600 bin ortağa kredi kullandırıldı. Bu ortakların 6 bin 867’si hakkında icra takibi başlatıldı.

KAZANÇ MASRAFA BİLE YETMİYOR

Şu anda üreticinin kazancı girdi maliyetlerine bile yetmiyor. 2018’de elektrik borcunu zamanında ödeyemeyen 67 bin çiftçi faizli borçlu durumuna düşerken, 2 bin 666 çiftçi de sulamada kullandığı elektrik borcundan dolayı icralık oldu.

Üretici ‘üretmemenin’ maliyetini yapınca birçok üründe rekolte düştü. Traktör ve makine ekipman satışları da 2018 genelinde yüzde 65-70 azaldı. Oysa Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir konuşmasında, “Çiftçimize maşallah traktör yetiştiremiyoruz. Bir alan ikinciyi, iki alan üçüncüyü alıyor.” demişti.

2019’a bu sorunlarla giren tarım sektöründeki sorunların, yanlış tarım politikalarının devam etmesi halinde daha da derinleşmesi bekleniyor.

BORÇ AKP İLE 190 KAT ARTTI

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, AKP hükümeti görev başına gelmeden önce yani 2002 yılında çiftçinin kredi borçlarının sadece 530 milyon lira olduğuna işaret etti. Güngör, “Aradan geçen 16 yılın ardından Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 2,1 milyon çiftçinin borçları bugün itibarıyla, 101 milyar liraya kadar yükseldi.” dedi.

Çiftçinin kredi borçlarında son 16 yılda 190 kat artış yaşandığını anlatan Güngör şu değerlendirmeyi yaptı:

İPOTEKSİZ ARAZİ KALMADI

“Neredeyse ipoteksiz arazi kalmadı. Ürettiği ürünü değerinde satamayan ve başta mazot ve gübre olmak üzere yüksek girdi maliyetleriyle beli bükülen, bankalara olan kredi borçları katlanarak artan çiftçi, gün geçtikçe daha zorlanıyor.

Ziraat Bankası, kulüplerin borçlarını yapılandırılacağını çiftçilerin bankalara olan borcunu yapılandırması gerekiyor. Önce çiftçiyi koruyacaksın. Vergi vermeyenin değil, üretenin yanında olacaksın.”

Çiftçi borçlarının acilen 2 yıl ödemesiz 10 yıl vadede yapılandırılması gerektiğini kaydeden Özden Güngör, “AKP’nin 2006’da çıkardığı Tarım Yasası’na göre, GSYH’nin yüzde 1’inin üreticiye vermesi zorunlu. Ancak bugüne kadar hiçbir zaman yüzde 1 verilmedi. Verilen 0,3 ile 0,5 arasında.” dedi.

AKP TARIMSAL DESTEĞİ EKSİK YATIRIYOR

AKP’nin Tarım Yasası’na uymayıp, tarımsal desteği eksik yatırdığını belirten TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık şunları söyledi:

“Kanun, çiftçiye 2018’de ödenmesi gereken desteğin 37,4 milyar TL olmasını öngörüyordu. Ancak 2018’deki toplam destek 14,5 milyar TL oldu. Desteklerde aradığını bulamayan çiftçinin bankalardan kullandığı nakdi kredi, 2018 Ekim sonu itibarıyla 101 milyar 257 milyon TL’ye ulaştı. Bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında çiftçinin icra takibine düşen kredi borcu yüzde 41 arttı. Çiftçinin alım gücü bu yıl da geriledi. Çiftçinin eline geçen tutar enflasyonun oldukça gerisinde kaldı.”

2018’in en sık rastlanan görüntülerinden, çiftçinin isyanı ve asfalta ürün dökmek.

2019’DA TARIMSAL KAYIPLAR ARTACAK

Geçen yıl çiftçinin maliyetleri karşılayamayıp üretimden çekilmesine, değişen iklim koşulları da tuz biber olmuştu. Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş, girdi maliyetlerinin bu yıl da risk oluşturacak olması sebebiyle 2019’da başta hububat olmak üzere tarımsal ürün rekoltesinde önemli kayıplar yaşanabileceğini kaydetti.

Hiçbir yıl çözülemeyen plansız üretim ve arz-talep dengesinin kurulamaması gibi yapısal sorunların faturasını, yurttaş geçen yıl da çarşı pazarda bir anda yaşanan fahiş zamlarla ödedi. Kuru soğan, TÜİK’in enflasyon sepetindeki 407 ürün arasından yüzde 183,9 zamlanarak 2018’in zam şampiyonu oldu. Patatesin yıllık fiyat artışı yüzde 75 olurken, sivri biber yüzde 57, yeşil soğan yüzde 55 arttı. Yıl genelindeki gıda enflasyonu yüzde 25.11 oldu.

İTHALAT ISRARINDAN VAZGEÇİLSİN

Yurtiçinde fiyatlar düşmeyince ithalat sopasına sarılan hükümet, fiyatları 2018’de ithalatla da düşüremedi. TÜİK’e göre 2018’in yalnızca ilk 10 ayındaki kırmızı et ithalatı, 2017’nin aynı dönemine kıyasla 25 kat artarak 2 bin tondan 50 bin tona çıktı. Ancak yine TÜİK’e göre 2017’nin ilk 10 ayında 39-41 TL arasında değişen kırmızı et fiyatları, bu yılın aynı döneminde 49 TL’ye kadar yükseldi.

Yüksek kurun etkisiyle pahalılaşan ithalatın dışarıya döviz saçmaktan başka bir işe yaramadığını söyleyen Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi-Sen) Başkanı Abdullah Aysu, üstüne bir de ithal etlerin şarbon hastalığına yol açtığına dikkat çekti.

HASTALIK İTHAL EDİYORUZ

Aysu, şunları söyledi:

“Hayvan ithalatı ile hastalık da ithal etmiş olduk. Kesimlik olarak ithal edilen yaklaşık 4 bin sığırın 50’si şarbon hastalığı nedeniyle telef oldu. Şarbon yüzünden panikleyen tüketiciler beyaz ete yönelince tavuk eti fiyatlarında sert yükselişler yaşandı. Çiftçinin üzerindeki ithalat kamçısı, doların 7’ye çıkmasıyla ‘çare’ olmaktan çıktı. İthalatta ısrar gibi yanlışlıklar nedeniyle 2019’da da bu türden olumsuzluklar beklenmeli.”

Çiftçi zarar etmemek için tarlayı nadasa bıraktı, tahıl ve bakliyat üretimi düştü

 

Ekonomi

Elektrik şirketlerine 3 milyar TL pandemi yardımı yapılacak faturayı vatandaş ödeyecek

Elektrik şirketlerine pandemi döneminde yaşadıkları zorluklar nedeniyle yaklaşık 3 milyar lira yardım yapılacak. Şirketlere yapılacak yardım elektrik faturalarına yansıtılarak vatandaştan tahsil edilecek.

BOLD – Elektrik şirketlerine koronavirüs pandemisi dolayısıyla 3 milyar TL’ye yakın devlet yardımı yapılacak. Şirketlere aktarılacak para elektrik faturasına yansıtılacak.

Elektrik Piyasası Kapasite Mekanizması Yönetmeliği Değişiklik Taslağı’na göre, destek mekanizması dışında kalan “yap-işlet” santralleri ile yaşı 13 yıldan büyük ve ithal kömür ve doğalgaz kullanan santraller 1 Temmuz 2021 tarihinden itibaren yardım mekanizmasına dahil edilecek. Yardımları almak isteyen santral sahiplerinin düzenleme resmen yayımlandıktan sonra 15 gün içinde başvuru yapması yeterli olacak. Başvuru yapmayanlara ödeme yapılmayacak.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, şirketlere ödenecek pandemi yardımı parası, sistem işletmecisi olan kamuya ait Türkiye Elektirik İletim Anonim Şirketi’nin (TEİAŞ) gelir tavanına eklenecek. Gelir tavanındaki harcamalar ise elektrik faturaları aracılığıyla halka yansıtılacak. Bu harcamalar daha önce iletim sistemi kullanım bedeli olarak faturalarda yer alıyordu. Ancak halkın tepkisi nedeniyle bu harcamalar dağıtım giderlerinin içine konuldu. Bu nedenle artık faturalarda gözükmüyor. Dolayısıyla şirketlere aktarılacak paraları, vatandaş faturasının içinde “gizli zamla” ödeyecek.

YARDIM GEREKÇESİ: ELEKTRİK SANTRALLERİ ZOR DURUMDA

Elektrik üreten şirketlere kapasite mekanizması adı altında 2018 yılından bu yana destek ödemeleri yapılıyor. Bu yolla 2018 yılında 1.4 milyar, 2019 yılında 2 milyar, 2020 yılında ise 2.2 milyar lira ödendi. Bu yıl 2.6 milyar lira ödeme planlandı. Ancak pandemi gerekçesiyle toplam ödemenin 3 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Yardımın 4 ithal doğalgaz, 1 de ithal kömür santrali için yapılması planlanıyor. Taslağın gerekçesinde pandemi ve ekonomik daralma nedeniyle elektrik tüketiminin azaldığı, elektrik üretim fiyatlarının düştüğü, bu nedenle de santrallerin zor durumda kaldığı kaydedildi.

Kayıp 128 milyar doların kamuya zararı 268 milyar TL

Okumaya devam et

Analiz

Kayıp 128 milyar doların kamuya zararı 268 milyar TL

Merkez Bankasının rezervlerinin ucuza satışının kamuya zararı kurdaki artışla katlanıyor. 128 milyar dolar, ortalama 6 liradan satıldığında 768 milyar TL ediyor. 128 milyar doların bugünkü kur üzerinden Merkez’in kasasına konulabilmesi için ise 1 trilyon 36 milyar lira gerekiyor. Ucuz döviz satışının kamuya zararı en az 268 milyar TL olarak hesaplanıyor.

BOLD ANALİZ – AKP hükumeti, 128 milyar doların döviz kurunu düşürmek için satıldığını sonunda kabul etti. Ancak dolarların hangi kurdan, kimlere satıldığı halen açıklanmadı.

Ekonomist Murat Kubilay, Diken’deki yazısında “En çok merak edilense satışların tarih, fiyat ve miktar bilgisi. Yayınlanabilir mi? Hiç ihtimal vermiyorum. Çünkü yayınlandığında yüzlerce milyar kamu zararını aleni bir şekilde itiraf etmiş olacaklar” dedi.

DÜŞÜK KURDAN SATIŞIN MALİYETİ

2019 ve 2020 yılında yapılan dolar satışlarının gün gün TCMB kayıtlarında tutulduğuna dikkat çeken ekonomi uzmanları, 128 milyar doların ucuza satışıyla devletin uğradığı zararın mutlaka ortaya çıkacağını belirtiyor. BOLD Ekonomi Servisinin yaptığı ortalama hesaplamalara göre ise en az zarar 268 milyar 800 milyon lira.

BUGÜNKÜ KURDA ZARAR 268 MİLYAR TL

128 milyar doların ortalama 6 liradan satıldığı hesaplandığında karşılığı 768 milyar lira yapıyor. Bugünkü Merkez Bankası kuru olan 8,10 TL’den piyasadan 128 milyar doların toplanması halinde ise 1 trilyon 36 milyar Türk Lirası gerekiyor. Aradaki fark devletin zararı olan 268 milyar 800 milyon lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak satılan 128 milyar doların çoğunluğunun 5,5 liradan satıldığı hesaplandığında kamunun zararı daha da katlanıyor.

MERKEZ BANKASININ 4 YIL BOYUNCA PARA BASMASI GEREKİYOR

Başka bir deyişle 128 milyar doların 6 liradan satıldığının hesaplanması halinde bile 83 milyon vatandaşın bugünkü zararı 268 milyar 800 milyon TL yapıyor. Merkez Bankasının piyasadan dolar alabilmesi için dolar kurunun düşmesi gerekiyor. Dolar kurunun düşmesi halinde de doları alacak yeterli para olmadığından para basılması gerekiyor. Sözcü yazarı Murat Muratoğlu bu durumu şöyle açıklamıştı:  “Eksi 48 milyar doları yerine koymak için Merkez Bankası’nın günlük 50 milyon dolarlık ihale yapması halinde 960 iş günü gerekiyor. Yani döviz ihaleleriyle 4 yılda eksi 48 milyar doları yerine koyabiliyorsun.”

ERDOĞAN MİTİNGLERDE REZERVLERLE ÖVÜNÜRDÜ

Bu durumda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerdeki övündüğü rezervlerin geri gelmesi zor görünüyor. Yıllardır “Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Çalıştık, gayret ettik geldiğimiz nokta 134 milyar 617 milyon dolar” diyerek övünen Erdoğan, artık 128 milyar doları nasıl harcadığını AKP seçmenine anlatacak.

Ticaret Bakanı Pekcan’ı görevden aldı yerine Mehmet Muş’u atadı

Okumaya devam et

Ekonomi

Gelişen ülkeler arasında en çok Türkiye’nin döviz rezervleri azaldı

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), Kovid-19 salgını döneminde Türkiye ile benzer parasal önlemler uygulayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının döviz rezervlerinde, Türkiye’deki kadar önemli bir düşüş görülmediğini açıkladı.

BOLD – Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) yaptığı çalışmaya göre, koronavirüs pandemisi döneminde Türkiye ile benzer parasal önlemler uygulayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının döviz rezervlerinde, Türkiye’deki kadar önemli bir düşüş görülmedi.

Çalışmada ekonomiyi desteklemek için kur müdahalesinde bulunan gelişmekte olan ülkeler arasında Çekya, Endonezya, Kolombiya ve Türkiye yer aldı. Türkiye bu ülkeler arasında en fazla rezerv kaybına uğrayan ülke oldu.

Bu dönemde herhangi bir kur müdahalesinde bulunmayan Meksika’da rezerv artarken Güney Afrika’nın rezervleri neredeyse sabit tutuldu.

TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ GERİLEDİ, BİRÇOK ÜLKENİNKİ ARTTI

IMF verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre, Türkiye’nin swaplar dahil net döviz rezervleri Mart 2020’den Şubat 2021’e kadar 21,7 milyar dolar gerilerken, salgın döneminde Türkiye gibi kur müdahalesinde bulunan Çekya Merkez Bankası’nın rezervleri 15,8 milyar dolar artış gösterdi.

Endonezya Merkez Bankası da salgın döneminde kur müdahalesinde bulunmasına rağmen swaplar dahil net döviz rezervlerini 17,3 milyar dolar artırdı. Kolombiya Merkez Bankası da bu dönemde döviz rezervlerini 2,3 milyar dolar yükseltirken Meksika Merkez Bankası rezervlerine 16,8 milyar dolar ekledi.

Orantısal olarak bakıldığında ise aynı dönemde Meksika Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 9,6; Endonezya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 16,4; Çekya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 10,8 ve Kolombiya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 4,3 artış gösterdi.

TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ YÜZDE 58,6 GERİLEDİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri ise bu dönemde yüzde 58,6 geriledi. TCMB’nin en güncel açıkladığı 9 Nisan haftası verisinde ise swaplar dahil net rezervler 9,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken, swaplar hariç rezerv eksi 49,1 milyar dolar seviyesinde.

TÜRK LİRASI EN ÇOK DEĞER KAYBEDEN İKİNCİ PARA BİRİMİ

Gelişen ülke para birimleri arasında salgın döneminde en fazla değer kaybeden para birimi yüzde 32,9 düşüş ile Arjantin pesosu olurken ikinci sırada yüzde 23,4 ile Türk Lirası geliyor.

Merkez’in rezervleri 2 yıl önce kaldırılan maddeyle eritildi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0