Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Vehbi Bey, oğlu Rahmi Koç’u hiç anlamadı

Vehbi Koç'un çocukları Semahat Arsel ile kardeşi Rahmi Koç, Koç Holding'in ikinci kuşağını temsil ediyor.

Koç Grubu’nun kurumsal dergisi, “Bizden Haberler” Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç ile ablası Semahat Arsel’in iş ve özel hayatını anlatan bir sayı yayınladı.

Dergide, Rahmi Koç’un kız kardeşi (merhum) Sevgi Gönül’ün ilginç bir sözü yer aldı: “Vehbi Bey’in hayatında en önemli konu ‘işi’ olduğu için, Rahmi’nin de tıpkı kendisi gibi, yalnız işlerle ilgilenmesini beklemiştir. Rahmi’nin deniz sevgisini, antika merakını, seyahat tutkusunu anlamamıştır.”

BOLD- Koç Holding’in kurumsal dergisi “Bizden Haberler”, son sayısını Koç Holding Şeref Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi M. Koç ile Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel’e ayırdı.

Özel dosyada iş hayatında Rahmi Koç’un 60, Semahat Arsel’in ise 55 yılını geride bıraktıkları vurgulandı. İki ismin çocukluk ve gençlik yıllarıyla, iş hayatlarından anekdotlar ve hatıralara yer verildi.

Koç Holding şeref başkanı Rahmi Koç 1930, ablası Semahat Arsel 1928, diğer kız kardeşlerinden merhum Sevgi Gönül 1938 ve Suna Kıraç 1941 doğumlu.

Rahmi Mustafa Koç’un gençlik yılları… (Kaynak: Bizden Haberler Dergisi)

ANKARA’YA GİTMEK İSTEMEDİM AMA GÖNDERDİLER

İş hayatına 1958 yılında Koç Holding’in Otomotiv Grubu’nda başlayan Rahmi Koç’un, çalışmak için Ankara’ya gönderildiği ve Koç’un bu durumdan duyduğu rahatsızlık dergide Rahmi Koç’un ağzından anlatılmış.

Rahmi Bey o dönemi şöyle anlatıyor: “Askerliğimi bitirince bana ‘Ankara’ya gideceksin’ dediler. Oysa benim gönlümden İstanbul geçiyordu. Beni Bernar Nahum’un yanına verdiler. Bir gün Bernar Nahum beni çağırdı, ‘Bak kuzum, ben müdürüm. Sen Vehbi Koç’un oğlusun, ama burada, benim yanımda çalışacaksın’ dedi.”

Bernar Nahum’un yanında, babası Vehbi Koç’un talebiyle iltimas gösterilmeden yetiştirilen Rahmi Koç, Nahum’un bu konudaki sert duruşunu ise, “Bir kere ona sormadan bir adamı işe almıştım. Benim yanımda o adamı işten attı ve dedi ki ‘Burada patron benim!’ Sesimi çıkaramadım.” örneğini vererek açıkladı.

1966 yılında Rahmi Koç’un girişimiyle fiberglass malzemeden üretilmiş ilk Anadol otomobilin banttan indirilirken, 1985 yılında ise yine Koç’un girişimiyle sac otomobil üretimi gerçekleştirildi. Ford’un Taunus modelinin imalatına aynı sene başlandı.

HOLDİNGDE İKİNCİ KUŞAK DÖNEMİNİ BAŞLATTI

Rahmi Koç, Otokoç Otomotiv’de işe başladıktan altı yıl sonra Koç Holding Koordinatörü, 1970’te İcra Kurulu Başkanı, 1975’te İdare Meclisi Başkan Yardımcısı, 1980’de ise İdare Komitesi Başkanı oldu. Bizden Haberler dergisi o yılları “Holding için uzun ve önemli bir büyüme döneminin başladığı yıllar” diye niteledi.

Rahmi Koç’un 1984’te yönetim kurulu başkanı olmasıyla Koç Holding’de ikinci kuşak direksiyona geçti. Bu dönemde topluluk şirketlerinin mali bünyeleri güçlendirilerek, karar mekanizmalarını hızlandırıldı ve üretim teknolojilerini yenileyen yatırımlara ağırlık verildi.

Dergide, Rahmi Koç’un 19 yıldır yürüttüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı görev süresi boyunca, topluluğun yatırımlarının hem değerlerinin hem de boyutlarının arttığı da vurgulandı. Bu duruma örnek olarak, Arçelik, Beko ve topluluğun otomotiv sanayisine yaptığı yatırımlar ile söz konusu sektörün hem Koç Topluluğu’nun hem de Türkiye’nin yıllar sonra ihracat rekorları kırması verildi.

Rahmi Koç holdingde toplantı esnasında. (Kaynak: Bizden Haberler)

ZAMANINDA ÇEKİLMESİNİ BİLMEK FAZİLETTİR

Rahmi M. Koç, Vehbi Koç’tan aldığı bayrağı Mustafa V. Koç’a teslim ettiğinde ise takvimler 2003 yılını gösteriyordu. Babası Vehbi Koç’tan teslim alıp oğlu Mustafa Koç’a devrettiği Koç Topluluğu dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında 451’inci sıraya yükselmişti.

Dergide, devir teslimi gerçekleştiren Rahmi Koç’un, “Zamanında çekilmesini bilmek fazilettir. Sağlığımda, elim ayağım tutarken ve müessesenin emin ellerde olduğuna inandığım 2000 senesinde çekilme kararı verdim. Kurucuların işi bırakması çok zordur. Bunu Vehbi Bey başarmıştı. Ben de bugün bayrağı benden sonrakilere teslim ediyorum.” sözlerine yer verildi.

Rahmi Koç’un, 73 yaşına kadar sürdürdüğü görevi Mustafa V. Koç’a devretmesinden yıllar sonra, iki dönem arasında Türkiye’deki değişimi ise, “Ben işi devraldığımda Türkiye’nin nüfusu 48 milyondu, görevi bıraktığımda ise 71 milyondu. Benim zamanımda tüm yumurtaları bir sepete koymak o zamanın değişken şartlarında tehlike arz ediyordu. Halbuki bugün başarının sırrı seçtiğiniz sektörlerde uzmanlaşmak, büyümek ve piyasa hissesi çoğaltmaktan geçiyor.” sözleri ile özetlediği aktarıldı.

Mütevelli Heyeti Onursal Başkanı olduğu Koç Üniversitesinde Rahmi Koç’un “itibar” konulu verdiği dersten de alıntılar yapan Bizden Haberler’de, Koç’un şu ifadelerine yer verildi:

“İtibar kelimesi kısa, ama ne Türkçe’de ne de İngilizce’de tek kelime ile ifade edilemiyor. İllaki bir şey söylemek gerekirse ‘dürüstlük’ diyebiliriz. Hayat üniversitesine atılacak siz gençler için, gerek profesyonel gerekse kendi işiniz olsun, genç yaşta itibar kazanmak çok önemlidir. İtibar için iyi bir tahsil şart değildir, fakat olursa da ilave bir değer arz eder. İtibarı elde etmek uzun seneler ister. İtibar kelimesinin önemini, şimdiden anlayın, içinize sindirin, kendinize çeki düzen verin. Bu, kısa vadede fedakârlık ister, ama uzun vadede mutlaka kazançlı çıkarsınız.”

Rahmi M. Koç, babası merhum Vehbi Koç ile (Kaynak: Bizden Haberler)

VEHBİ BEY RAHMİ’NİN TUTKULARINI ANLAMADI

Rahmi Koç’un iş yaşamı haricinde kişisel özelliklerinin de anlatıldığı dergide, Koç’un her konunun zaman içerisinde çözüleceğine inandığı aktarıldı.

Dergide babasını tarif eden Ömer Koç’un, “Babamın en belirgin vasfı sevecenliği ve insanlara karşı müsamahakâr tutumudur. Hiçbir zaman kin tutmaz, çatışmadan ziyade uzlaşma yollarını arar. Ufak tefek ehemmiyetsiz şeylere sinirlense bile büyük meselelerde soğukkanlılığını kaybetmez. Bizlerle olan ilişkilerinde her zaman anlayışlı ve sabırlı olmuştur. Meraklarımıza ve zevklerimize karışmaz. İkbal devrinde insanlara gösterdiği sevgi ve saygıyı idbar devrinde fazlasıyla gösterir.” ifadesi de yer aldı.

Semahat Arsel’e göre ise Rahmi Koç’un, Vehbi Koç’tan bir yönüyle farklı olduğunun altı çizildi. Buna göre, Vehbi Koç’un bütün hobisinin çalışmak olduğu, Rahmi Koç’un ise çok çeşitli hobileri olduğu belirtildi.

Sevgi Gönül’ün de Rahmi Koç hakkında ki görüşleri dergiye taşındı. Buna göre, Sevgi Gönül’ün Rahmi Koç için kullandığı, “Gerçekte Vehbi Bey, oğlu Rahmi’ye tutkundur, ona hayrandır. Tek erkek evlat oluşu, doğumundan beri Rahmi’ye bir ayrıcalık kazandırmıştır. Vehbi Bey’in hayatında en önemli konu ‘işi’ olduğu için, Rahmi’nin de tıpkı kendisi gibi, yalnız işlerle ilgilenmesini beklemiştir. Rahmi’nin deniz sevgisini, antika merakını, seyahat tutkusunu anlamamıştır. Bu yüzden Vehbi Bey’in, oğluna olan sevgisi, dikkatli gözlerden bile kaçmaktadır.” ifadeleri aktarıldı.

GÜNÜN 24 SAATİ TEMPOMA YETMİYOR

Dergide, Rahmi Koç’un aktif iş yaşamındaki hareketliliğini emekliliğinde de sürdürdüğü belirtilerek, Koç’un emeklilikle ilgili, “Bugünkü devirde emekli olunca inzivaya çekilip, köşende oturmak gibi bir şey yok. İnsanların zihinleri ve bedenleri çalışmazsa birçok melekemizi kaybederiz. Dolayısıyla her zaman bir şeyle meşgul olmak lazım. Ben kendimi emekli addetmiyorum, sadece kulvar değiştirmiş olarak görüyorum ve şu anda geçmişe nazaran daha çok meşguliyetim var. Bir günün 24 saati benim tempoma yetmiyor ve bundan çok memnunum.” sözlerine yer verildi.

Rahmi Koç, büyük oğlu (merhum) Mustafa Koç ile

KOÇ MÜZESİNİN İLHAMINI HENRY FORD’DAN ALDI

Rahmi M. Koç müzesini açmanın Rahmi Koç’un çocukluğundan gelen bir merak olduğunun belirtildiği Koç Holding’in kurumsal dergisi ‘Bizden Haberler’ de, Koç’un Detroit’teki Henry Ford Museum’u görmesiyle müze açma hayalini gerçeğe taşımaya karar verdiği belirtildi.

Rahmi Koç’un, çocukluğundan beri bir deniz aşığı olduğu da bildirilirken, çok küçük yaştan itibaren tekne ve balık tutma hobisinin bulunduğu bilgisi paylaşıldı.

Koç’un bu sevgisini çocuklarına da aşıladığı vurgulanırken,  2004 yılında Nazenin IV ismli teknesiyle 28 bin 250 deniz mili katederek 5 kıtayı kapsayan 657 günlük dünya turu gerçekleştirdiği belirtildi. Rahmi Koç’un, bu yolculuktaki gözlemleri de şu sözlerle aktarıldı: “Netice itibarıyla şu karara vardık ki Avrupa’nın üstüne kıta yok, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın üzerine deniz yok. Türkiye’nin üzerine de memleket yok.”

Vehbi Koç Vakfı Başkanı Semahat Arsel.

“CUMHURİYET’İN KIYMETİNİ İYİ BİLİYORUZ”

Koç Holding’in kurumsal dergisi ‘Bizden Haberler’in ikinci kısmında Vehbi Koç’un en büyük çocuğu olan Semahat Arsel’in hayatından kesitlere yer verildi. Arsel’in, Koç Ailesi’nin en büyük çocuğu olmasının da etkisiyle ailenin değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek nesillere aktarmada önemli bir rol üstlendiği belirtildi.

Bu kapsamda Arsel’in, “Anne ve babamız gerek kişisel hayatımızda, gerekse iş hayatımızda bizlere genç yaşta sorumluluklar verdiler. Bize sınırlar çizdiler, aynı zamanda dirayetli olmayı öğrettiler. İlkeli ve prensipli yaşamayı, sadece vaaz etmeyi değil, uygulamaya geçmemizi, öğrenmemizi sağladılar” sözleri derginin okuyucularına aktarıldı.

Ankara’da huzurlu ve mutlu bir çocukluk ile gençlik geçiren Semahat Arsel’in, 1940’lı ve 1950’li yılların başkenti ile ilgili hatıraları ise Arsel’in kendi cümleleri ile şu şekilde anlatıldı: “Gençliğimizde, Ankara’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunu ve gelişimini gördük. Çocukluğumuzdan bu yana ne günlerden, nerelere, ne kadar sıkıntı ve özveri ile gelindiğinin canlı şahidiyiz. O nedenle gerek Ankara’nın gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin kıymetini en iyi bilen ailelerden biri olduğumuzu düşünüyorum.”

DİVAN OTELİ’NİN İLK ETKİNLİĞİ SEMAHAT-NUSRET ARSEL’İN DÜĞÜNÜ OLDU

Arsel’in Ankara’daki ilkokul yıllarının ardından İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde başarılı bir öğrencilik dönemini geride bıraktığının anlatıldığı dergide, kolejden mezun olduğu 1949 yılında köpeklerden geçen bir parazitin yol açtığı kist hidatik hastalığına yakalandığı bilgisi paylaşıldı.

Londra’da ameliyat edilen Semahat Arsel’in, ameliyat esnasında ise bir hataya maruz kaldığı ve bu durumun Arsel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.

Semahat Arsel’in Nusret Arsel ile evliliğine ilişkin bilgilerin de paylaşıldığı dergide, çiftin 5 Ocak 1956 günü Divan Oteli’nde gerçekleşen nikah töreninin, aynı zamanda otelin ilk büyük etkinliği olduğu bildirildi.

Semahat Arsel gençlik yıllarında (Kaynak: Bizden Haberler)

İŞ HAYATINA ANNESİ SADBERK HANIM TEŞVİK ETTİ

1964 yılında Koç Topluluğu’nda çalışmaya başlayan Arsel’in, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyeliği ile Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak işe başladığı bu dönemde, varlıklı ailelerin kızlarının iş yaşamına dahil olması konusunda da önemli bir örnek teşkil ettiği kaydedildi. Bizden Haberler’de yer alan bilgiye göre, Arsel’in iş hayatına atılmasında “ailelerdeki en büyük sorunların kardeşler arası eşitsizlikten kaynaklandığını” söyleyen annesi Sadberk Koç’un da desteği etkili oldu.

“DİVAN OTELİ EVLADIM GİBİDİR”

Divan Oteli’nin açılış hikayesine yer verilen dergide, otelin İstanbul’da düzenlenecek Dünya Para Fonu Kongresi’ne yetiştirilmesi ve 1955’te bazı eksiklerle delegeleri ağırladığı, fakat asıl açılışın ise 1956 yılında Semahat ve Nusret Arsel’in düğününden bir hafta sonra yapıldığı aktarıldı.

Dergide, otel açıldığı zaman yetişmiş personel bulmakta zorlandıklarını anlatan Semahat Arsel’in, “Türkiye’de o seneler, hizmet sektöründe genellikle Rum ve Ermeni vatandaşlarımız çalışırlardı. Pastanelerin çoğu da onlar tarafından işletilirdi. Türkler hizmet sektörünü hem beceremezler hem de küçümserlerdi. Turizm sektörü diye bir sektör mevcut değildi. Zamanlar yabancı şeflerden iş öğrenen ve kendilerini yetiştiren gençler, ilerinin hocaları, şefleri hâline geldiler. Derken turizm okulları açıldı ve bu sanayi hızla ilerledi.” ifadelerine yer verildi.

Yayında, Arsel’in otel için, “Divan benim evladım gibidir” sözü de paylaşıldı.

ALLAH BANA HEMŞİRELERLE UĞRAŞMA GÖREVİ VERDİ

Geçirdiği rahatsızlık döneminde dünyanın dört bir tarafında çok sayıda ameliyat geçiren Arsel’in hemşirelik mesleğinin önemini gözlemlediğinin anlatıldığı dergide, Arsel’in öncülüğünde yurt dışındaki hemşirelik hizmetleri ile Türkiye’dekilerin karşılaştırıldığı ve uzman sağlık personelinin yetiştirilmesine yönelik adımların atıldığı kaydedildi.

Semahat Arsel’in bu çabasının gerekçesini açıkladığı sözler ise dergide şu şekilde yer aldı: “Hastalığım sebebiyle dokuz defa ameliyat olmak mecburiyetinde kaldım. Japonya, Amerika, İsviçre, Almanya ve Türkiye’de çok değişik hastaneler gördüm. O vesileyle hemşirelik mesleğinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Demek ki, Allah bana bir ideal, bir görev verdi, ‘Sen hemşirelerle uğraş,’ dedi. 1974’te Vehbi Koç Vakfı’nda bir fon kurdum, Vehbi Bey de bana destek oldu, o günden beri hemşirelik mesleğiyle çok yakından ilgileniyorum. O benim için ideal oldu.”

Yayında, 1985 yılında ABD’de geçirdiği operasyonla hastalığından kurtulan Semahat Arsel’in, hem hemşirelerden hem de eğitimcilerden gelen eğitim taleplerini karşılamak üzere 1992 yılında “Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi”ni (SANERC) kurduğunun da altı çizildi.

Semahat Arsel’in mezuniyet albümünden. (Kaynak: Bizden Haberler)

Ekonomi

AA’nın patates soğan verileri yanlış çıktı

Anadolu Ajansı’nın servis ettiği çiftçinin elinde kalan patates, soğan ve çeltik rakamlarının yanlış olduğu ortaya çıktı. Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, “Haberdeki verilerin tamamı yanlış. Doğrusu şöyle olacak. Patates 300 bin ton, soğan 50 bin ton, çeltik 50 bin ton” dedi.

BOLD – Devletin resmi ajansı AA, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) çiftçinin elinde kalan 1 milyon 200 bin ton patates, 250 bin ton soğan ve 750 bin ton çeltiği satın alacağını haber yaptı.

TMO’nun çiftçiden satın alacağı ürünlerin yurttaşa ücretsiz dağıtılacağı belirtildi.

Tarım haberleri yazan gazeteci Ali Ekber Yıldırım, rakamların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Türkiye’de toplamda 900 bin ton çeltik üretimi yapıldığını kaydeden Yıldırım, “Çiftçinin elinde nasıl 750 bin ton olur?” diye sordu.

“128 milyar dolar nerede?” afişine Erdoğan’a hakaretten soruşturma

Okumaya devam et

Ekonomi

Kamu arazilerinin satışı tam gaz devam ediyor

19 yıllık iktidarı döneminde TÜPRAŞ, Türk Telekom’un aralarında bulunduğu birçok kuruluşu satan AKP hükumeti, kamu arazilerinin satışında gaza bastı. Geçen hafta Muğla ve Aydın’daki koyları özelleştirmeye çıkaran AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu hafta da mülkiyeti Türk Şeker’e  ve Maliye’ye ait arazileri satış listesine koydu.

BOLD – Geçen hafta 12 şehirdeki kamu arazilerini özelleştirmeye açan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 9 şehirde devlete ait arsaların satışına onay verdi.

Şeker fabrikalarını özelleştiren AKP hükumeti, şimdi de mülkiyeti Türkşeker adına kayıtlı arsaları parsel parsel satmaya başladı. Eskişehir Beylikova ve Çifteler, Karaman ve Sivas merkez ilçelerindeki parsellere ilişkin imar planı değişiklikleri onaylandı. Türk Şeker’e ait bu arsalara otopark, ticaret alanı ve konut yapılacak.

Erdoğan, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Şanlıurfa-Karaköprü, Ankara-Çankaya, Muğla-Bodrum, Eskişehir-Odunpazarı ilçelerindeki parsellere ilişkin imar planı değişiklikleri de onayladı. Buralara da konut, sağlık tesisi, ortaokul ve anaokulu yapılacağı kararlarda yer aldı.

SÜMER HOLDİNG’İN MALLARINDAN 30,4 MİLYON LİRA GELİR

Resmi Gazetede yayımlanan kararlarda Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Sümer Holding AŞ adına kayıtlı gayrimenkullerin satışı onaylandı. Aydın’ın Didim ilçesindeki taşınmaz 13 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Türk Metal Sendikasına satışı uygun bulundu.

Yine Sümer Holding’e ait olan Kayseri’nin Kocasinan’daki  taşınmazın 17 milyon 400 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Feyfer İnşaat Nakliyat Hafriyat Petrol Ürünleri Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, Bulutbey İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, Demirok Yapı Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti Ortak Girişim Grubuna satılmasına karar verildi.

12 milyon işsizden sadece 57 bini işsizlik maaşı alıyor

Okumaya devam et

Ekonomi

12 milyon işsizden sadece 57 bini işsizlik maaşı alıyor

Koronavirüsle derinleşen ekonomik krizin etkisiyle işsiz sayısı 12 milyonu geçerken işsizlik maaşı alanların sayısı ise azaldı. Yıl başından bu yana işten çıkarıldığı için işsizlik ödeneğine başvuranların sayısı 194 bin 369 oldu. Bu başvurular arasında yalnızca 57 bin 898 kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazandı.

BOLD – Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR), mart ayına ilişkin istatistiklerine göre işsiz sayısı artmasına rağmen işsizlik maaşı alanların sayısında düşüş yaşandı. İşsiz kalanlar için oluşturulan İşsizlik Fonunun varlıklarının toplamı 103 milyar lirayı buluyor.

Salgın nedeniyle geçen yıl 17 Nisan’da işten çıkarma yasakları başladı. İşveren, küçülmeye gitme veya Kod-29 bahanesi ile işçi sözleşmelerini sonlandırdı. Salgın döneminde işsizlik maaşına başvuranların sayısının azaldığı gibi başvuranlar arasında işsizlik maaşından faydalananların sayısı da azalıyor.

İŞSİZ SAYISI 12 MİLYONU GEÇTİ

Yıl başından bu yana işten çıkarıldığı için işsizlik ödeneğine başvuranların sayısı 194 bin 369 oldu. Ancak bu başvurular arasında yalnızca 57 bin 898 kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazandı. Böylece işsizlik ödeneğine başvuran her 100 kişiden 30’u ödeneği alamaya hak kazanmış oldu. Geçen yıl aynı dönemde işsizlik ödeneğine başvuran her 100 kişiden 55’i ödenekten faydalanmıştı. 2021 yılında alınabilecek en düşük işsizlik maaşı bin 420 lira, en yüksek işsizlik maaşı ise 2 bin 840 lira. DİSK-Ar’ın son yayımladığı rapora göre Kovid-19 etkisiyle yaşanan iş kaybı ve işsiz sayısı 12 milyon 115 bin. Salgın döneminde 177 bin kişi Kod-29 ile işten atıldı. Kod-29 ile işten çıkarılan işçiler, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alamıyor. Ayrıca Kod-29 bahanesi ile işten çıkarılan işçiler İşsizlik Sigortası Fonu’ndan verilen işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor.

İŞSİZLERİN İŞ BULMA UMUDUNU YOK

İŞKUR verileri pazartesi günü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak olan İşgücü İstatistikleri’nin de öncü verisi niteliğinde. İŞKUR’a kayıtlı işsiz ve açık iş sayısındaki azalma devam ediyor. İşsizler iş aramaktan umudunu keserken, işverenler de artık işçi aramıyor. İŞKUR verilerine göre ocak- mart döneminde özel ve kamuya ait toplam 349 bin 299 açık iş bulunuyor. 2020’nin aynı döneminde açık iş sayısı 503 bin 51’di. Açık iş sayısı bir yılda yüzde 44 oranında azaldı. Mart ayında İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı bir önceki aya göre yüzde 7 azalış göstererek 2 milyon 663 bin 916 kişi oldu. Kayıtlı işsiz sayısı ise yüzde 37,95 oranında geriledi.

Gözaltındaki amiral Sadi Ünsal’ın eşi: Olayı işkenceye çevirdiler ölmelerini mi istiyorlar?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0