Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Küresel ısınma konuşulacak: 1.500 özel jet Davos’ta!

Dünya Ekonomik Forumu'na katılan iş ve siyaset liderleri yine çevreye en zararlı yolu kullandı. Zirve için 1.500 özel jet İsviçre'nin Davos kasabasına akın etti.

Üç gün boyunca küresel ekonominin nabzının atacağı Davos toplantıları bugün başladı. Bu yıl iklim değişikliğinin ana gündem yapılacağı zirveye, iş dünyası ve siyasi liderlerin yine özel jetlerle katılması eleştiri konusu oldu. Zirve için bu yıl toplam 1.500 iş jeti uçuşunun gerçekleşmesi bekleniyor.

BOLD- Her yıl küresel ekonominin masaya yatırıldığı, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bu yıl 22–25 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştiriliyor.

Bu yıl 49’uncu kez düzenlenen zirveye 110 ülkeden 3 binden fazla işadamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak ve 350’yi aşkın oturum gerçekleştirilecek.

60’DAN FAZLA LİDER KATILACAK

60’dan fazla ülkenin devlet başkanı ve başbakan seviyesinde temsil edileceği zirvede katılan önemli isimler şunlar:

  • Almanya Başbakanı Angela Merkel
  • Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro
  • Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani
  • Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih
  • Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardem
  • Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Wang Qishan
  • Japonya Başbakanı Şinzo Abe
  • Peru Devlet Başkanı Paul Kagame
  • Hollanda Başbakanı Mark Rutte
  • İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu
  • İngiliz kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü Prens William

Zirvenin ana konusu “Küreselleşme 4, Dördüncü Sanayi Devrimi Çağında Küresel Yapıyı Şekillendirmek” olarak belirlense de Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yıllık olarak yayımladığı küresel risk analizine göre, iklim değişikliği ve sıra dışı hava olayları dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu tehlikeler listesinin başında geliyor.

Bu sebeple iklim değişikliği zirvenin ana çerçevesini belirleyecek. Bu yıl, 92 yaşındaki meşhur İngiliz tabiat bilimci David Attenborough, Davos’un en yaşlı delegesi olarak iklim değişikliği konusunda iş dünyasının liderlerine ve siyasetçilere hitap edecek. Attenborough’a zirvede “olağanüstü kültür lideri” ödülü verilecek.

Davos zirvesine 110 ülkeden 3 binden fazla işadamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak.

1.500 JETLE İKLİM ZİRVESİ

İklim konusuna bu kadar odaklanılmasına rağmen, iş dünyası ve siyasi liderlerin, özel jet ile İsviçre’nin Davos kasabasına gelmeyi tercih etmesi eleştiri konusu oldu.

Zürih Uluslararası Kloten Havaalanı işletmecisi Flughafen Zurich AG, zirve boyunca günde ekstradan 130 uçak hareketinin beklendiğini duyurdu.

Dünyanın en büyük jet şirketlerinden Air Charter Service’den yapılan açıklamada ise 2018’de, 2017’ye göre yüzde 11 artışla 1.300 jetin Davos Zirvesi için havalandığına dikkati çekildi. Şirket, aynı temayülün devam etmesi durumunda bu yıl dünya genelinden zirve için 1.500 özel jetin İsviçre’ye uçmasının beklendiğini duyurdu.

Avrupa Birliği’ne göre, havacılık sektörü, dünyanın en hızlı büyüyen sera gazı kaynağı ve en büyük kirleticilerinden biri olarak kabul ediliyor.

TÜRKİYE İKİ BAKANLA KATILACAK

Davos toplantılarına Türkiye’den ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan katılacak. İş dünyasından ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Koç, Sabancı Holding üst yöneticisi Mehmet Göçmen, Doğan Online Kurucusu ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı zirvede yer alacak.

Davos kasabasında güvenlik tedbirleri en üst seviyeye çıkarıldı. (Fotoğraf: Reuters)

BU YIL SIRA DIŞI KONUŞMACILAR VAR

Birçok çok uluslu şirketlerin üst düzey yetkililerinin zirvede yeni pazar arayışında olması beklenirken Microsoft’un kurucusu Bill Gates, küresel sağlık için finansal inovasyon konusuna odaklanan bir forumda, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde ise birçok panelde konuşma gerçekleştirecek.

Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, ABD’li sihirbaz David Blaine, 30 yıl önce HTML programlama dilini geliştirerek Dünya Çapında Ağ (WWW) olarak da tanımlanan bilgi paylaşım sistemini kurmuş olan İngiliz bilgisayar profesörü Tim Berners-Lee ve Uber’in üst yöneticisi (CEO) Dara Khosrowshahi’de katılımcılar arasında dikkat çekiyor.

DAVOS TOPLANTILARI NASIL BAŞLADI?

Dünya Ekonomik Forumu’nun temelleri 1971’de ekonomi profesörü Klaus Schwab tarafından atıldı. 1938 yılında Almanya’nın Ravensburg kentinde doğan Schwab, 1971’de WEF’in altyapısını oluşturan Avrupa Yönetim Forumu’nu kurduğunda Cenevre Üniversitesi’nde çok az tanınan bir ekonomi profesörü olarak görev yapıyordu.

Schwab’ın Avrupa Yönetim Forumu’nu kurmasındaki amacı yeteri derecede iyi performans sergileyemeyen Avrupalı şirketlere Amerikan tekniklerini anlatmaktı. Klaus Schwab, aynı zamanda sadece şirket hisse sahiplerinin değil, müşteri, çalışan, faaliyet gösterilen toplum ve hükûmetin yer aldığı bir yönetim anlayışı olan “Paydaşlar Yönetim Anlayışı” geliştirdi ve destekledi.

WEF’e standart üyelik 60 bin dolar olarak belirlenirken, organizasyona stratejik ortak üyelik ise 600 bin dolara mâl oluyor. Davos zirvesine katılmak içinde 27 bin dolar ekstra ücret talep ediliyor.

1987’DE DÜNYA EKONOMİK FORUMU OLDU

1973 yılının ana olayları olan Sabit Kur Sistemi, Bretton Woods’un çökmesi ve Arap-İsrail Savaşı Avrupa Yönetim Forumu’nun yıllık toplantılarının şirket yönetiminden ekonomik ve sosyal sorunlara genişlemesine sebep oldu. 1974’te ilk defa siyasi liderler Davos’a davet edildi ve iki yıl sonra da dünyanın bin büyük şirketi için üyelik sistemi başlatıldı.

1987’de ise Avrupa Yönetim Forumu, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) oldu ve dünyanın diyalog merkezi olmaya da başladı. 1988’deki yıllık toplantıda “Davos Deklarasyonu” Türkiye ve Yunanistan tarafından, bu iki ülkeyi savaş eşiğinden döndürmek adına imzalandı.

1989’da Kuzey ve Güney Kore ilk bakanlık düzeyinde toplantılarını yaparken, aynı yıl Doğu ve Batı Almanya Davos’ta birleşmeyi konuştu.

Schwab, çocukluğunda yaşanan II. Dünya Savaşı dönemindeki duygularının, dünyanın durumunu iyileştirmek amacıyla bir organizasyon kurması için ona ilham verdiğini belirtiyor. İsviçre’nin kayak merkezi Davos kasabasının güvenlik ve lojistik açısından dünyanın elitlerini toplamak için ideal bir yer olduğuna karar veren Schwab, WEF’in yıllık toplantılarını burada yapıyor.

Avrupa’daki bazı sivil toplum kuruluşları WEF’in faaliyetlerini destekleyen yaklaşık bin şirkete “tamamen bağımlı” olduğunu iddia ediyor.

STANDART ÜYELİK 60 BİN DOLAR

WEF’e standart üyelik 60 bin dolar olarak belirlenirken, organizasyona stratejik ortak üyelik ise 600 bin dolara mal oluyor. Davos zirvesine katılmak içinde 27 bin dolar ekstra ücret talep ediliyor.

Ayrıca, zirve sırasında otel fiyatlarının aşarı yüksek olması dikkat çekiyor.

En değerli 500 marka açıklandı, listede Türkiye’den tek isim yok!

Dünya

Beyaz Saray Erdoğan’la görüşme için net tarih vermedi

Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra birçok devlet başkanı ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden’in AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ı ne zaman arayacağı ise merak konusu. Beyaz Saray, Erdoğan ve Biden görüşmesi için net bir tarih vermedi.

BOLD – Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Biden’ın neden hâlâ AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmediğine ilişkin soruya, Biden’ın hâlâ araması gereken birçok dünya lideri olduğunu yanıtını verdi. Psaki, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın “bir noktada” telefon görüşmesi yapacağını söyledi.

Psaki, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, Biden’ın neden hâlâ Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmediğine ilişkin soruyu yanıtladı. Biden’ın hâlâ araması gereken birçok dünya lideri olduğunu belirten Psaki, “Biden, gelecek hafta ve aylarda bu görüşmeleri yapacaktır. Bir noktada Erdoğan ile de görüşeceğinden eminim” dedi.

Aşının parası çıktı: Halka 674 milyon TL korona cezası kesildi

Okumaya devam et

Dünya

Tarihte ilk kez Papa Irak’ta

Tarihte ilk kez bir Katolik Kilisesi lideri Irak’ı ziyaret ediyor. Papa Francesco’nun bugün başlayan üç günlük Irak ziyaretinin sloganı “Hepiniz kardeşsiniz!”

BOLD – Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, Kovid-19 salgını ve güvenlik sorunlarına rağmen üç günlük resmi ziyaret için Irak’a gitti. Tarihte ilk kez bir Katolik Kilisesi lideri Irak’ı ziyaret etmiş oldu.

Papa Francesco’dan önceki Hristiyan liderler 2. Jean Paul ve 16. Benedikt, hep çok eski Hristiyan toplulukların yaşadığı Irak’ı ziyaret etmek istemiş, ancak savaş ve çatışma ortamı nedeniyle bunu gerçekleştirememişti.

Irak ziyareti, Papa Francesco’nun, 2013’te bu göreve gelmesinden bu yana 33’üncü, koronavirüs kısıtlamaları nedeniyle ise 15 aydır yaptığı ilk yurt dışı gezisi.

Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih, ülkenin yıllarca süren çatışmalardan sonra iyileşmesine yardımcı olacağını umarak, Temmuz 2019’da Papa Francesco’yu Irak’a davet etmişti.

Papa Francesco’yu Bağdat’ta havaalanında Başbakan Mustafa El Kazımi karşıladı

ZİYARETİN SLOGANI ‘HEPİNİZ KARDEŞSİNİZ’

Ziyaretin sloganı, İncil’den alıntıyla ‘Hepiniz kardeşsiniz’ olarak belirlendi.

Papa Francesco, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ile yaptığı açıklamada, “Silahlar sussun, şiddet dursun, şahsi menfaatler sone ersin” dedi.

Papa Francesco, Bağdat’ta Başbakan Mustafa El Kazımi ile de bir araya geldi.

“MESAJINA SELAMÜN ALEYKÜM DİYEREK BAŞLADI”

Gezi öncesi Vatikan tarafından dün dağıtılan videoda Papa, Irak halkına seslenerek, “Irak’taki sevgili kardeşlerim, selamun aleyküm! Birkaç gün sonra nihayet aranızda olacağım” dedi.

Papa, yıllar süren savaş ve terörizmin ardından Tanrı’dan af ve uzlaşı dilemek için Irak’a gittiğini söyledi ve “Müslümanları, Yahudileri ve Hristiyanları tek bir ailede birleştiren İbrahim babanın adına, diğer dini geleneklerden kız ve erkek kardeşlerimizle de birlikte dua etmek ve birlikte yürümek arzusuyla geliyorum” diye konuştu.

Vatikan tarafından Irak gezisiyle ilgili hazırlanan belge ve açıklamalarda da sıklıkla, Irak’ın ‘tek tanrılı üç dinin babası İbrahim’in toprakları’ olduğuna vurgu yapılıyor. Papa’nın gezi boyunca bu dinlerin ortak bir aileye ait olduğu ve tüm inananların kardeş olduğu mesajı vermesi bekleniyor.

Irak gezisi, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında dinler arası diyaloğu artırma çabasının devamı olarak görülüyor.

IRAK’TAKİ HRİSTİYANLARA MORAL DESTEĞİ

Gezi ayrıca, Irak’ta 2003’ten bu yana sayıları çok azalan Hristiyan nüfus özelinde Ortadoğu’daki Hristiyanlara moral desteği olarak da değerlendiriliyor.

Net sayılar kesin olarak bilinmese de Katolik Kilisesi vakıflarının verilerine göre Irak’taki Hristiyan nüfusun 2003’ten bu yana 1-1,4 milyondan 300-400 bine indiği hesaplanıyor. Bazı kilise yetkilileri, azınlıkta olan Hıristiyan inancının Irak’tan kaybolma tehlikesi altında olduğuna inanıyor.

GEZİ PROGRAMINDA NELER VAR?

Papa Francesco’nun Irak’ta Bağdat, Necef, Ur Ovası, Erbil, Musul ve Karakuş’u ziyaret etmesi planlanıyor.

Bağdat’taki resmi görüşmelerinin ardından Papa, 2010’da IŞİD saldırısında 48 kişinin hayatını kaybettiği Sayidat El Nejat Katedrali’nde Hristiyan din adamlarıyla bir araya gelecek.

Papa’nın Irak’ta en merakla beklenen görüşmelerinden biri ise Cumartesi günü planlanıyor. Papa Cumartesi günü Necef’e geçerek Şii lider Ayetullah Ali el Sistani ile görüşecek.

Vatikan’a yakın kaynaklar bu görüşmede, Papa’nın daha önce Sünni İslam için önemli bir otorite kabul edilen Mısırlı El Ezher İmamı Ahmed El Tayyib’le yaptığı gibi kardeşlik mesajı verilen bir ortak belge imzalanmasının umulduğunu belirtiyor.

Ancak ortak bir metin yerine iki dini liderden sözlü bir açıklama gelmesi de muhtemel. Her halükarda bu görüşmenin tarihe geçeceği konusunda görüş birliği hakim.

DİNLER ARASI TOPLANTI

Papa Francesco, tarihi Ur şehrinde bulunan Ziggurat’ın önünde dua edecek

Papa bu görüşmenin ardından, Hz. İbrahim’in doğum yeri olduğuna inanılan Ur Ovası’na gidecek ve burada dinler arası bir toplantıya katılacak. Bu toplantıda ‘İbrahim’in çocukları’ adlı bir dua planlanıyor.

Pazar günü ise Papa Erbil’e geçerek Irak Kürdistan Özerk Bölgesi yönetimiyle bir araya gelecek.

Ardından Musul’da 2014-2017 arasında çeşitli saldırılarda yıkılan kiliselerin yer aldığı, ‘4 Kilise Meydanı’nda savaş mağdurları için dua edecek. Papa, Ezidilerle de bir araya gelecek.

Papa Musul’un ardından, ziyaretini Irak’ta Hristiyan nüfusun en yoğun olduğu ve 2014’te IŞİD tarafından yaklaşık iki yıl boyunca işgal edilen Karakuş kentinde tamamlayacak. Karakuş’ta IŞİD tarafından tahrip edildikten sonra onarılan El Tahira Katedrali’ni ziyaret edecek.

Papa’nın Irak gezisinin basına açık son etkinliği, Pazar günü Erbil’de Franso Hariri Stadyumu’ndaki ayin olacak. Ayine Kovid-19 tedbirleri gereği stadyum kapasitesinin altında katılımcı alınsa da bu etkinliğe yaklaşık 10 bin kişinin katılımı bekleniyor.

Papa Francesco’nun Irak gezisi, hem son haftalarda Bağdat ve Erbil gibi çeşitli kentlerde düzenlenen saldırılar hem de pandemi nedeniyle riskli olarak görülüyor.

Papa Francesco, Vatikan’da başlatılan aşı kampanyasında koronavirüse karşı aşı yaptırmıştı. Papa’ya Irak gezisinde eşlik edecek heyettekilere ve 75 kadar gazeteciye de aşı yapılması planlanıyordu.

Sisi’ye dostluk eli: Ankara ile Kahire arasındaki gerilim yumuşuyor

Okumaya devam et

Dünya

Avrupa 2021 yazında seyahatlerin kolaylaştırılması için aşı kimliğine odaklandı

Avrupa Birliği, koronavirüs tedbirlerini sonlandırıp hayatın bir an önce normale dönebilmesi için bir yandan aşı kampanyalarına hız verirken diğer yandan da ‘aşı pasaportu’ çalışmalarını başlattı. Aşı pasaportu çalışmalarında son durum ne?

BOLD – Avrupa’da, Kovid-19 salgını ile mücadele amacıyla uygulanan kısıtlamaların kaldırılarak seyahat özgürlüğüne yeniden yeşil ışık yakılması beklentisi gün geçtikçe artıyor.

Avrupa Birliği (AB) de bir yandan, olağanüstü kısıtlamalarla salgını kontrol altında tutmaya çalışan, diğer yandan da artan seyahat özgürlüğü taleplerine yanıt verebilmenin yollarını arıyor. Ancak mutasyona uğramış virüsün daha hızlı bulaşan varyantlarının hızla yayılması seyahat kısıtlamalarının kısa vadede hızlı adımlarla gevşetilmesi ihtimalini zora sokuyor.

Aşı çalışmalarının da yeteri kadar hızlı ilerlememesi nedeniyle 2021 yazında insanların seyahat taleplerinin önünü açabilmek için düşünülen bir diğer tedbir ise ‘aşı kimliği’ ya da diğer adıyla ‘dijital seyahat kartı’.

Çalışmalarına hız verilen dijital aşı kimliği ile en azından AB içinde seyahat kısıtlamalarının kademeli olarak gevşetilmesi umut edilse de, bunun beklentilere ne ölçüde yanıt verebileceği ile ilgili belirsizlikler sürüyor.

AB ÇALIŞMALARI BAŞLATTI, DSÖ KARŞI ÇIKIYOR

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, üye ülke vatandaşlarının iş ya da turizm amaçlı olarak AB içinde ve dışında güvenli bir şekilde seyahat edebilmeleri için ‘aşı pasaportu’ çalışmasını başlattıklarını ve mart ayı içinde yasa teklifini sunacaklarını duyurdu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), şubat ayının başlarında, uluslararası seyahatlerde ayrılış veya girişlerde Kovid-19 aşılaması kanıtına karşı olduğunu ifade eden rapor yayınladı.

DSÖ, “Aşıların sınırlı bulunabilirliği göz önüne alındığında, gezginlerin tercihli aşılanması, şiddetli Kovid-19 hastalığı açısından yüksek risk altında olduğu düşünülen öncelikli insanlar için yetersiz aşı tedarikine neden olabilir” sonucuna vardı.

NE AD VERİLECEK?

‘Kovid pasaportu’, ‘aşı pasaportu’, ‘aşı seyahat belgesi’ gibi pek çok farklı isim gündeme geldi, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen hafta başında yaptığı açıklamayla son noktayı koydu. Von der Leyen belgenin ‘Dijital Yeşil Kimlik’ adını taşıyacağını, ilgili yasa teklifinin de bu ay içinde üye ülkelere sunulacağını duyurdu.

NE ZAMAN HAZIR OLABİLİR?

Dijital Yeşil Kimlik için hedef Haziran ayı. AB Komisyonu tarafından hazırlanan yasa teklifinin, 17 Mart’ta Avrupa Parlamentosu’nun, 25 Mart’ta ise AB liderlerinin onayına sunulması bekleniyor.

Kabul edilmesi halinde, dijital kimlik uygulamasının hayata geçirilebilmesi için, 27 AB üyesi ülkenin, ilgili ulusal veri tabanı sistemlerinin birbiriyle uyumlandırılması gerekiyor. Güvenilir dijital platformlarda, öngörülen kriterlerle uyumlu bir şekilde bu verilerin toplanabilmesi için teknik altyapı düzenlemelerinin yapılması gerekecek. Komisyon, bunun için üç aylık bir süreye ihtiyaç duyulacağı görüşünde. Uzmanlar ise takvimin sarkabileceğine dikkat çekiyor.

AB’nin karmaşık karar alma mekanizması göz önüne alındığında, sistemi uygulamaya koymanın en iyimser senaryoyla haziran sonu veya temmuz başı olacağı tahmin ediliyor. Ancak bu tarihin daha da ileriye sarkabileceği belirtiliyor.

HER ÜLKE İÇİN AYNI MI OLACAK?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ‘farklı ulusal çözümleri birbirine bağlayacak’ bir platform fikrini ortaya koydu. Bu da Avrupa Birliği genelinde geçerli tek bir belge olmayacağı anlamına geliyor.

DAHA ÖNCE BİR BENZERİ VERİLDİ Mİ?

Aslında bu uygulama yeni değil. Dünya Sağlık Örgütü, bazı Afrika ülkelerine girerken, ‘sarı humma’ gibi hastalıkların önlenmesi için ‘sarı kart’ adını verdiği bir uygulama başlatmış, bu ülkelere girerken aşı yaptırılması zorunlu hale getirilmişti.

AB’yi beklemeyen Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) gibi bazı uluslararası kurumlar, ‘travel pass’ adı verilen bir seyahat belgesiyle gidilecek ülkelere göre ilgili belgelerin yer almasını içeren bir uygulamayı Kasım ayında başlattı bile.

AŞI PASAPORTU KİMLERE VERİLECEK?

Bir kişinin AB içinde ve dışında seyahat edebilmesi için verilecek belgede, ‘aşı olan, aşı olması olanaksızsa yakın tarihte Kovid testi negatif çıkan ve daha önce bu virüse yakalanarak vücudu antikor üretebilen’ kişilerin dolaşımına izin verilmesi planlanıyor.

HANGİ ÜLKELER DESTEKLİYOR?

Ekonomisi büyük ölçüde turizme bağlı olan Yunanistan, Avrupa’da böyle bir sistemi destekleyen ilk ülke oldu. Atina hükümeti, İsrail’le turistlerin karşılıklı olarak özgürce giriş yapabilmesini müzakere ediyor.

İspanya, Malta ve Portekiz gibi Güney Avrupa’daki diğer turizm ülkeleri de bu girişimi destekledi. Bu ülkelere ek olarak, olumlu sinyaller gönderen Belçika ve Macaristan’ın yanı sıra farklı araçları deneyen Polonya, Danimarka, İsveç ve Estonya da destek verdi. Danimarka ve İsveç, vatandaşlarının yurtdışına seyahatleri için elektronik sertifikaların uygulamaya konulduğunu açıkladı.

Almanya ve Fransa, aşılama kampanyaları hala çok az ilerlediği için önce ihtiyatlı yaklaştı. Ancak 25 Şubat’ta video konferans yöntemiyle yapılan AB zirvesinden sonra iki ülke tutumunu değiştirince, Komisyona AB üyeleriyle ortak bir belge üzerinde çalışma talimatı verildi.

HANGİ BİLGİLER YER ALACAK? İÇERİĞİ, MAHİYETİ VE ÜCRETİ NE OLACAK

AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, bu kimliklerde yer alması hedeflenen bilgileri, ‘kişinin Kovid-19 aşısı olduğuna dair kanıt, henüz aşı olamamış kişilerde test sonuçları, Kovid-19’u atlatmış olanların ise sağlık durumları hakkında bilgiler’ olarak sıraladı.

“Dijital Yeşil Kimlik” bir nüfus cüzdanı ya da pasaport gibi değil, dijital olacak. Dijital kimliklerin, sahtesinin üretilmemesi ve tüm üye ülkelerde kolaylıkla okunabilecek nitelikte olması için düşünülen alternatiflerden birisi, uçak biniş kartı gibi, akıllı telefonda taşınabilecek ya da çıktısı alınabilecek, QR (karekod) içeren bir belge olması. Dijital kimliği almak için, ücret ödenip ödemeyeceği ise henüz bilinmiyor.

AŞI OLANLARA KESİN BİR SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ SAĞLAYACAK?

Hayır. Bu konuda AB’de genel geçer bir siyasi mutabakat sağlanmış değil. Almanya ve Fransa gibi üye ülkeler dijital aşı kimliği ile salgın nedeniyle uygulanan seyahat kısıtlamalarının gevşetilmesi konusunun ilişkilendirilmemesini istiyor.

Oysa Avusturya, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve Bulgaristan gibi turizmi canlandırmak isteyen ülkeler, aşı olmuş olanlara seyahat etme özgürlüğü tanınmasını istiyor, hatta tek taraflı olarak bu kişilere kolaylık tanıyan adımlar atıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron gibi diğer AB üyesi ülkelerin liderleri ise tek başına aşı olmuş olanlara seyahat kolaylığı sağlanmasına itiraz ediyor, bu yöndeki kararları frenliyor.

HUKUKİ İTİRAZLAR NELER?

AB genelinde sadece çok küçük bir azınlık aşı olabildi. Oxford Üniversitesi verilerine göre bu oran AB’nin toplam nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 7’sine tekabül ediyor. Siyasiler ve uzmanlar, aşı olabilmiş küçük bir azınlığa seyahat etme ayrıcalığı tanınmasının, toplumdaki ‘adalet’ anlayışına darbe indirebileceği uyarısında bulunuyor.

Alman hükümeti, kimsenin aşı olmaya zorlanmayacağını açıklamıştı. Şimdi sadece aşı olmuş olanların seyahat edebilmesine imkan sağlayacak bir düzenlemenin, dolaylı olarak aşı zorunluluğu anlamına geleceği, seyahat özgürlüğü kısıtlamasının da aşı olmayanlara ‘yaptırım’ ya da ‘ceza’ olarak yorumlanabileceği belirtiliyor. Alman Etik Kurulu da, devletlerin aşı olanlara ayrıcalık tanımaması gerektiğini savunuyor.

Hukuki açıdan böyle bir belgenin serbest dolaşım ilkesine aykırı olduğu görüşleri dile getiriliyor. Hukukçular, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkındaki Anlaşma’nın 26’ıncı maddesinin, sağlık krizi gibi olağanüstü durumlarda, bu tür araçların kullanılmasının yolunu açtığını, Birlik içindeki yurttaşların serbest dolaşımı ilkesine aykırılık içermeyeceği görüşünü savunuyor. Ancak hukuki olarak Avrupa Komisyonu’nun, bunu getirme yetkisi yok. Bu nedenle talimat zirvede liderlerden geldi.

Hukukçular bu kararın başka bir yasal tuzak içerdiğine de dikkat çekiyor: Aşıya erişim zorluğu ve her vatandaşın ya da her ülkenin eşit koşullarda aşıya ulaşma şansının olmaması. Özellikle en son aşılanacak olan genç nüfus için büyük bir adaletsizlik yaşanacağı eleştirileri yapılıyor.

TIBBİ İTİRAZLAR NELER?

Tıbbi ve bilimsel açıdan da çekinceler gündeme getiriliyor. Aşı olanların, virüsü üçüncü kişilere bulaştırıp bulaştırmadığı henüz tam olarak bilinmiyor. Bu nedenle araştırmacılar, bir aşı sertifikasının, tam bir sağlık garantisi sağlamadığını savunuyor.

Bir diğer sorun ise bağışıklığın süresi. Aşıların ne kadar süre ile bağışıklık sağladığı bilinmediği için bu pasaportlarda bir çeşit son kullanma tarihi olmalı deniliyor.

RİSKLERİ NELER?

Avrupa Birliği en çok ‘sağlık sırlarının gizliliği’ ilkesinin çiğnenmesinden ve ‘sahte pasaportlar, sahte testler…’ gibi bir takım güvenlik eksikliklerinin oluşmasından endişe ediyor. Hatta bu konuda tam bir karaborsa sektörün ortaya çıkması riski de var.

Bloğun katı veri koruma yasası olan GDPR, Avrupa çapında aşı sertifikasının kapsamını ve kullanımını kısıtlıyor.

Aşı kartı ile özel tıbbi veriler, bu tür gizli bilgilere nadiren veya hiç erişemeyen bireyler ve kuruluşlar tarafından erişilebilir hale gelecek.

Dijital pasaportların hacklenmesi ve sahte olabilme ihtimali; kötü niyetli takip ve ticari amaçlarla kullanılma durumları uzmanları korkutan diğer gerekçeler arasında yer alıyor.

DİJİTAL Mİ BASILI KAĞIT MI OLACAK?

Avrupa Komisyonu’nun planını kısmen rayından çıkarabilecek bir başka engel de AB ülkeleri ve vatandaşları arasındaki dijital bölünme.

Von der Leyen’in dediği gibi, yeşil geçiş, dijital olacak. Bu durumda yapılan tahminlere göre, AB nüfusunun en az dörtte biri özellikle de dijital platformları kullanmayan yaşlı nüfus bu sistemin dışında kalabilir.

AŞI OLANLARA NE TÜR AVANTAJLAR SAĞLAYACAK?

Dijital Yeşil Kimlik kartı ile kimlere, ne tür avantajlar sağlanacağına hem üye ülkeler tek başlarına, hem de özel şirketler, restoranlar, tiyatrolar ve sinemalar karar verebilecek. Halihazırda, aşı olmuş olanlara kolaylık tanıyan AB üye ülkeleri ve özel şirketler var.

Örneğin Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail, aşı olmuş olanlara seyahat kolaylığı tanınması konusunda anlaştı. Yunanistan, İngiltere ile de benzer bir anlaşma için görüşmeler yürütüyor. Polonya, Romanya ve Estonya, aşı olduklarına dair belgeleri sunanlara, ülkeye serbestçe seyahat etme imkanı tanıyorlar. Polonya ayrıca yurtdışı seyahatlerinden dönenlere uygulanan karantina zorunluluğunu, aşı olmuş olanlar için kaldırdı. Diğer bazı üye ülkeler de benzer adımlar atıyor.

Aşıyı şart koşan özel turizm şirketleri de var. Örneğin Alltours, Ekim ayı itibariyle otellerinde ancak aşı olmuş olan kişileri konuk edeceğini duyurdu.

Suudi Arabistan hac için aşı olma şartı getirdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0