Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

24 Ocak Dünya Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde bir Metin Feyzioğlu portresi

Kürt Sorunu, Hizmet Hareketi, işkence, yolsuzluk, KHK’lılar ve son olarak sahte seçmen gibi en kritik konularda AKP’yle saf tutan Metin Feyzioğlu’nun portresi.

BOLD- Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 80 metrekarelik apartman dairelerine yüzlerce seçmenin kaydedildiği, boş binalara, hatta ahırlara seçmen kayıtları yapıldığına ilişkin haberler üzerine bir açıklama yaparak bu haberlerin doğru olmadığını belirtti.

Feyzioğlu’nun bu açıklaması Adalet ve Kalkınma Partisi’nin açıklamalarına benzer hatta daha güçlüydü:

“Sandığı elde somut delil yokken güvensiz ilan etmek, Türkiye üzerinden oynandığından zerre kadar şüphe duymadığımız tüm Ortadoğu’yu şekillendirmeyi amaçlayanların Türkiye’yi de dahil ettikleri planın bir parçasıdır.”

ŞİDDET POLİTİKALARINDA SARAY’IN DESTEKÇİSİ

Ancak bu Feyzioğlu’nun Saray’a verdiği ilk destek değil. Feyzioğlu Kürt sorunuyla ilgili şiddet politikalarında ve Hizmet Hareketi’ne yönelik operasyonlarda da Saray’a güçlü destek sağlayan bir isim.

Bugün 24 Ocak Dünya Tehlikedeki Avukatlar günü ve Türkiye’de 500’ün üzerinde avukat tutuklu durumda. Bunun dünyada benzeri yok. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun bu duruma sessiz kalışı, çizdiği hukuksal ve siyasi profille oldukça uyumlu.

İşte sadece son dönem yaptıklarıyla Metin Feyzioğlu portresi:

“TÜRKİYE’DE İŞKENCE YOK”

Feyzioğlu OHAL döneminde yaygınlaşan ve yoğunlaşan işkence olaylarıyla ilgili AKP Hükümeti’ni savunmaya geçmiş ve bunu doğrudan Amerika’da yapmıştı.

15 Temmuz 2016’dan kısa süre sonra Amerika seyahatinde düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’da yaptığı açıklamada, “Türkiye’de İşkence olduğuna dair kesin kanıta sahip değiliz. İşkence kanıtı veya işkence hikayeleri bulunmuyor. Ama ilk günden görünen bazı fotoğraflar vardı.” demişti.

17 ARALIK SONRASI HÜKÜMETLE AYNI CEPHEDE

AKP’nin en zora girdiği dönem olan 17/25 Aralık soruşturmasından sonra Feyzioğlu, Erdoğan cephesinde saf tutmuş ve Erdoğan’ı 4 Ocak 2014’te ziyaret etmişti.

Dönemin Başbakanı Erdoğan’la 1,5 saat görüşen Feyzioğlu, çıkışta 17/25 konusuna hiç girmediklerini belirtmişti. Konuşulan tek konu Ergenekon ve Balyoz davalarının düşürülmesiydi.

Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun AKP’ye güçlü desteğinin başladığı gün, Erdoğan’la yaptığı 1,5 saatlik bu görüşmede vardıkları mutabakattı.

15 TEMMUZ’DAN SONRA GÖREV ÜSTLENDİ

Feyzioğlu, 15 Temmuz’dan yaklaşık bir ay sonra 16 Ağustos 2016’da yanına 70 Baro Başkanı’nı alarak bu kez Saray’a gitti.

Erdoğan’a desteklerini yenileyen Feyzioğlu çıkışta, “Cumhurbaşkanımızın açıklamaları yüreğimizi ferahlattı.” dedi ve 15 Temmuz yargılamalarını dünyaya en ön safta anlatmak için göreve talip olduklarını söyledi.

Bu görüşmenin ardından da Amerika’ya gidip, “Türkiye’de işkence yok.” açıklaması geldi.

KHK’LILARA KARŞI İKTİDARIN YANINDA

Feyzioğlu işkencenin ardından Türkiye’deki en büyük mağduriyet olan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) adeta sosyal ölüme terk edilmesi konusunda da iktidarın yanında yer aldı.

KHK’yla ihraçları protesto etmek için Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevinin karşısında duran Feyzioğlu, “Kimse benden Nuriye ile Semih’i evlat edinecek bir sempati içinde olmamı beklemesin.” dedi.

Feyzioğlu, binlerce KHK’lıya karşı OHAL Komisyonu üzerinden yargının işlevsizleştirilmesine ve hukuksuz uygulamalara sessiz kaldı.

AVUKAT TUTUKLAMALARINA SESSİZ

Feyzioğlu, Cumhuriyet Tarihin’de ilk kez görülen kitlesel avukat tutuklamalarına da Barolar Birliği Başkanı sıfatıyla sessiz kaldı. Ancak sessiz kalması bir yana iddiaları savundu.

Nuriye Gülmen’in ve Semih Özakça’nın avukatlarının tutuklanması konusunda kendi tabanından gelen eleştirilere, “Öldürülen bir DHKP-C’linin üstünden çıktı o avukatların isimleri, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatı olduğu için tutuklanmadılar.” dedi.

“AKLANIRLARSA BİZE GÜN YÜZÜ GÖSTERMEZLER”

Feyzioğlu’nun 15 Temmuz yargılamalarına ilişkin “aklanmamalılar” sözü ise hukukçular tarafından eleştiri konusu oldu.

İnsanların yargılanıp aklanma haklarının ellerinden Engizisyon döneminde alındığı hatırlatıldı. Feyzioğlu Sputnik yayınına katılmış ve 15 Temmuz sonrası açılan davalara ilişkin şöyle konuşmuştu: “Bu şerefsizler, bu hainler aklanacak olursa, vallahi billahi bizlere gün yüzü göstermezler.”

ADALET İÇİN YÜRÜYENLERE KARŞI

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından sonra CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’deki tüm haksızlıklara karşı başlattığı Adalet Yürüyüşü de Feyzioğlu’nun hedefindeydi.

Neden bu yürüyüşe katılmadığı sorusuna Feyzioğlu, “Yürüyüşü desteklemiyorum, çünkü bir siyasi parti eylemi.” demişti. Ancak Feyzioğlu, Barolar Birliği Başkanı seçilirken de seçildikten sonra da CHP üyeliğinden istifa etmemişti.

KÜRT SORUNUNA KARŞI SÜREKLİ HÜKÜMETİN YANINDA

Feyzioğlu, Kürt sorununa karşı şiddet politikalarını da sürekli destekleyen bir isim. “Terör silahla çözülür, silah, silah” sözlerinin sahibi olan Feyzioğlu, Arfin Harekâtı’nı da en çok destekleyen isimlerin başında geliyordu.

Feyzioğlu bu konuda AKP Hükümetine destek için pek çok konuşma organize etti.

BOLD ÖZEL

Enes Kanter ırkçılığa karşı formasıyla protestolara katıldı

NBA yıldızı Enes Kanter, George Floyd’un polis şiddeti sonucu öldürülmesinin ardından başlayan ırkçılık karşıtı harekete Boston’da meydanlara inerek destek verdi.

MUHAMMET ALİ TOKSOY 

BOLD NBA- Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde 46 yaşındaki siyahi Amerikalı George Floyd’un polis memuru Derek Chauvin tarafından, gözaltına alındığı sırada nefessiz bırakılarak, öldürülmesi sonucu başlayan protestolar, ülke genelinde artarak devam ediyor.

Acı olayın gerçekleştiği ilk andan itibaren, sosyal medya hesaplarından polis şiddetini kınayan onlarca twit atan Enes Kanter, paylaştığı videoda ‘Irkçı bir toplumda, ırkçı olmamak yeterli degildir. Irkçılık karşıtı olmalıyız. Sesini duyur. Bir şeyler değişmeli ve bunun kendi kendine olmasını beklememeliyiz. Hayatımız, önemli olan konular hakkında sessizleştiğimiz zaman sona eriyor’ diye konuşmuştu.

CELTICS FORMASIYLA MEYDANLARA İNDİ

Türk yıldız dün de Boston’da 11 numaralı Celtics forması ile meydanlara inerek protestoculara destek verdi. Kendisine büyük bir ilgi gösteren kalabalığın karşısında, beni duyabilmeniz için maskemi çıkarmak istiyorum diyerek sözlerine başlayan NBA yıldızı, ilk olarak yaptığınız şey için sizlere teşekkür etmek istiyorum, sizlere gerçekten minnettarım. İkinci olarak söylemek istediğim şey, değişmeye ihtiyacımız var ve bilirsiniz değişim beklemez. Duygusalım ama tarihin doğru tarafındayım. Siyahların hayatı önemlidir. (black lives matter) sloganıyla sözlerini tamamladı.

Enes Kanter kalabalık grupla birlikte slogan attı. George Floyd’un ölmeden önce söylediği son söz olan “I can’t breathe” (Nefes alamıyorum)” sözlerini slogan olarak kullanan Enes Kanter ve göstericiler protestonun sona ermesinden sonra meydandan ayrıldılar.

Enes Kanter akşam saatlerinde eylem sırasında yapmış olduğu konuşmanın bir bölümünü ‘Her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.’ Boston ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kardeşlerimle müttefik olduğum için gurur duyuyorum sözleriyle paylaştı.

KANTER’DEN ERDOĞAN’A: “KAPA ÇENENİ”

Erdoğan ABD’deki polis şiddetini kınamak için attığı twitte ‘Yaratandan ötürü insanlığı sevmeyi bize öğreten islam medeniyetinin bir üyesi olarak, bu insanlık dışı zihniyeti kınıyorum. Türkiye, nerede hangi bahaneyle, hangi biçimde yapılırsa yapılsın insanlığı hedef alan tüm saldırılara karşı durmaktadır.’

NBA yıldızı Kanter, bu twiti alıntılayarak, ‘Erdoğan’ın insan haklarından bahsetmesi, Üsame bin Ladin’in özgürlük hakkında konuşmasını duymak gibidir. Bütün dünya sizin lunatik bir diktatör olduğunuzu bilir. Sadece çeneni kapa!’ sözleriyle karşılık verdi.

ENES KANTER’E TWİTTER’DA ÖVGÜ YAĞDI 

Enes Kanter’in polis şiddeti ve ırkçılığa karşı verdiği tepkiye ABD sosyal medya kullanıcıları büyük destek verdi. Bir kullanıcı attığı twitte, ‘Enes Kanter, her zaman bir basketbolcudan daha fazlası olmuştur. O adam muhteşem bir insan hakları aktivisti, Dün başlamadı. Kanter, basketbol kariyerinin tam anlamıyla yarısında, Erdoğan ile insan hakları konusunda savaşıyor ve biz ona hak ettiği saygıyı göstermeliyiz.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İki çocuğumuzla gözaltına alındık, saatlerce fiziksel işkenceye maruz kaldım

Tutuklu öğretmen Önder Bozkurt, gözaltında yaşadıkları işkenceleri yazdı. Eşinin psikolojisinin bozulduğunu ifade eden Bozkurt, çaresizliğini haykırmak istediğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – 19 Şubat 2018’de eşi ve iki çocuklarıyla birlikte Gümüşhane’de gözaltına alınan Önder Bozkurt gözaltındayken yaşadığı işkenceleri anlattı. HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazan Bozkurt, “Bir haftalık o süreci unutmamız mümkün değil. Hayatımızda derin izler bıraktı. İki çocuğumuzla birlikte alındık. Sözlü hakaret, itham ve galiz küfürlerin dışında bir hafta boyunca her gün ters kelepçe ile ayakta bekletildim. Her gün sistematik olarak bu yapıldı. En önemlisi saatlerce fiziksel şiddete maruz kaldım. Detaylarını anlatarak sizin daha da üzülmenizi istemiyorum.” dedi.

“BAŞKA İLLERDE DAHA FAZLASINI YAPIYORLAR”

15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin her yerinde gözaltına alınan insanlara işkence yapıldığı biliniyor. Özellikle İstanbul, Ankara, Afyon, Bartın, Aksaray, Mersin emniyet müdürlüklerinde yapılan işkenceler, yaşayanların anlatımıyla ortaya çıktı. Önder Bozkurt, tüm illerde yapılan bu işkenceleri Gümüşhane TEM müdürünün ağzından aktararak mektubunda kayda geçirdi.

TEM müdürünün kendisiyle dalga geçer gibi “Önder, arkadaşların sana bunu yaptıklarını bilseydim izin vermezdim. Ama şunu bil ki, başka illerde daha da fazlası yapılıyor.” dediğini ifade eden Bozkurt, “Bana, ‘sen yine dua et’ der gibi içler acısı hallerini özetliyorlardı. Bu sözü söyleyen samimi olsaydı işkence yapanlar hakkında hemen işlem, soruşturma başlatırdı.” ifadelerini kullandı.

Özel dershanelerde öğretmenlik yapan biyoloji öğretmeni Önder Bokurt ile sınıf öğretmeni Fatma Bozkurt’un Betül Hafsa (4) ve Bahadır (6) adlı bir oğlu bulunuyor.

İŞKENCEYİ MAHKEMEDE ANLATTIM AMA RAPOR EDEMEDİM

Gördüğü fiziksel ve psikolojik işkenceyi rapor edemediğini belirten Bozkurt şöyle devam etti: “Çünkü eşim ile korkutuyorlardı. Bu hususta inanılmaz baskı yapıyorlardı. Gördüğüm bu muameleyi ağır cezada anlattım ve yazılı olarak sundum. Ancak hiçbir işlem yapılmadı. Yapmak bir yana en ağır ceza ile cezalandırdılar.”

Eşi Fatma Bozkurt’un da ağır hakaret ve küfürlere maruz kaldığını vurgulayan Önder Bozkurt, “Saatlerce ayakta bekletildi. Ve ağza alınmayacak, bir insanın kuramayacağı küfürler, cümleler. Kadın polis memuru olmaksızın 2 erkek polis tarafından Gümüşhane’nin Toful içle emniyetine götürüldü. Yoğunluk gerekçesiyle orada 6 gün kaldı eşim. Sudan başka ağzına bir lokma dahi almamış. Ben bunları cezaevine konulmamızın hemen ardından eşimin bana yazmış olduğu mektupta öğrendim.” diye yazdı.

Bozkurt: “İlk gözaltına alındığımızda bizi ayırdılar. Kızım annesinin yanında oğlum benimle kaldı. Annesi ile kızımı sağlık kontrolü için hastaneye götürüyorlar. Biri erkek, diğeri bayan memur… Gidiş-dönüş yolu boyunca arabayı süren erkek memur elini sertçe direksiyona vurup eşime hitaben nasıl vatana ihanet edersin, sen teröristin vs. Cümleler kuruyor. Şunu net bir şekilde söylemeliyim ki, insanlıktan nasibi yok böylelerinin direksiyona her vuruşu ve bağırışında kızım korkarak sımsıkı annesine sarılıyormuş.” dedi.

10’AR YIL HAPİS CEZASI

Cemaat soruşturmaları kapsamına tutuklanan Bozkurt çifti, önce Gümüşhane’de hapis yattı, son 5 aydır da Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan çift, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyaları Yargıtay’da. Önder Bozkurt mektubunda tutuklanma gerekçelerini anlattıktan sonra haklarında ifade veren tanıkların, ifadelerini geri çekmelerine rağmen böyle bir cezaya çarptırılmalarının şokunu yaşadıklarını da ifade etti:

BASKI İLE İFADE VERDİM, DEDİ

“Peki neydi hakkımızdaki iddialar: Eşimin birkaç tanık ve Bylock iddiası. Benim de tanık ve Bylock iddiası. Tahmin edeceğiniz gibi FEM dershanelerinde çalıştığım 4 yıla dönük iddialar. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi yargılamamızı yaptı ve akıllara durgunluk veren bir karar verdi. Eşimin iddianamesinin hazırlanmasına dayanak olan iki tanık mahkeme sürecinde ifadelerini geri aldılar. Birisi emniyette baskı ile bunu söylememi istediler dedi. Diğeri ise iftira attım dedi ve eşim buna rağmen serbest bırakılmadı.”

“KIZIMIZ CEBREN SÜTTEN KESİLDİ”

Dershanelerde öğretmenlik yapan biyoloji öğretmeni Önder Bokurt ile sınıf öğretmeni Fatma Bozkurt’un Betül Hafsa (4) ve Bahadır (6) adlı bir oğlu bulunuyor. Bozkurt çifti 28 aydır çocuklarından ayrı. İki kardeş de birbirinden ayrı. Betül anneanne, Bahadır babaanne yanında kalıyor. Gözaltına alındıklarında anne sütü emen kızının cebren sütten kesildiğini belirten Bozkurt, çocuklarından ayrı kalan eşinin psikolojisinin bozulduğunu söyledi ve serbest bırakılmasını istedi.

“KIZIM BİZİ HATIRLAMIYOR”

Koronavirüs nedeniyle ne eşini ne de çocuklarını görebildiğini, dilekçelerine cevap verilmediğini, mektup biriminin çalışmadığını belirten Bozkurt, eşinin sağlık durumundan endişelendiğini sözlerine ekledi:

“Eşim şu anda psikolojik ve ruhsal olarak bir çöküntünün içinde. 27 aydır durmadan ağlıyor. Bir anne canından parçasından olan yavrularından yıllardır ayrı. Bu hale taş olsa çatlardı. Defalarca ilgili makamlara yazdım, bu mağduriyete son verin dedim. Bir anneyi yavrusundan ayırmayın diye yazdım ama nafile. Kızım artık bizi hatırlamıyor bile. Oğlumuz ise bu sene anaokuluna başladı ancak devam etmek istemedi.”

“SİZE YALVARIYORUM, NE OLUR SESİMİZİ DUYURUN”

Önder Bozkurt mektubunun sonunda inşaatlarda çalışarak çocuklarına bakan ailelerinin de maddi manevi çok yıprandığını belirtti ve seslerinin duyurulmasını istedi:

“Bir çaresizliğe terk edilmiş durumdayız. Bugüne değin elime silah almadım, hayatım boyunca faydalı bir insan olmaya gayret ettim. Ancak şimdi birkaç tanık ifadesi ile terörist ilan edildim. Bu kadar kolay mı bir insanın terörist ilan edilmesi. Nasıl bir etiketin içine sokulmuşuz anlamakta güçlük çekiyorum… Aslında size yazmayacaktım. Ancak onca hukuksuzluk çaresizliğimi daha da derinleştirdi. Çaresizliğimi haykırmak istiyorum ancak sesimi duyuracak kişilerin azlığı ya da yokluğu beni daha da bir derin ümitsizliğe sevk ediyor… Allah rızası için size yalvarıyorum, ne olur sesimizi duyurun, ilgili makamlara sesimizi duyurun. Darmadağın olmuş ailemin bir benze olsun toparlanması adına, eşimin yavrularına kavuşması adına sesimizi duyurun. Artık dayanacak gücümüz kalmadı.”

ÖNDER BOZKURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA YAZDIĞI 13 NİSAN 2020 TARİHLİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

Cezaevinin çocuklar üzerindeki etkileri

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Dini kitap okumaktan 9 yıl hapis cezası verdiler

Tanık ifadesine göre ‘dini kitap okuduğu için’ tutuklanan Adem Kahraman ve iki oğlunun hikayesi Türkiye’de hukukun işleyişini gözler önüne serdi.

BOLD ÖZEL – Adem Kahraman, 10 Kasım 2015 yılında iktidar tarafından Paralel Yapı soruşturması kapsamında tutuklandı. 15 Temmuz öncesi yapılan bu tutuklamada Kahraman’a örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl ceza verildi. Gerekçe ise; bir tanığın Adem Kahraman’ı çalıştığı kurum olan Eskişehir İl Dernekler Müdürlüğünde dini bir kitap okurken görmesi.

5 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Kahraman ve ailesinin ilginç bir hikayesi var. Baba Adem Kahraman 2015’te tutuklandıktan 1 yıl sonra oğlu Zübeyr Selman Kahraman, 2 yıl sonra da diğer oğlu Ahmet Erkam tutuklandı.

Baba Kahraman, tutuklandıktan sonra 2 ay Eskişehir cezaevinde kaldı ardından ailesine haber verilmeden Ankara Sincan Cezaevine sevk edildi. Burada da 2 yıl kalan Kahraman, yine ailesine haber verilmeden Denizli’ye sevk edildi. Bu şehirde de 2 yıl hapis yatan Kahraman, son olarak ailesine daha yakın olmak için Eskişehir’e naklini istedi.

Baba Kahraman, şehir şehir hapis yatarken 1992 doğumlu oğlu Zübeyr Selman Kahraman, 10 Mart 2016’da Antalya’da, 1990 doğumlu oğlu Ahmet Erkam ise 10 Nisan 2017’de yine aynı suçlama ile Balıkesir’de tutuklandı.

TATİLE GİDİNCE OLANLAR OLDU

Bir müddet Antalya’da cezaevinde kalan Zübeyr Kahraman tahliye olduktan sonra yakınlarıyla birlikte Edirne’ye tatile gitti. Ancak Edirne’de AVM’de alışveriş yaparken aracın Antalya plakalı olmasından şüphelenen polis Zübeyr Kahraman’ı yeniden gözaltına aldı ve kaçma iddiasında bulundu.

Edirne’de cezaevinde kalan Zübeyr Kahraman, daha sonra Bandırma Cezaevine sevk edildi. Zübeyr Kahraman, Denizli-Bandırma arasında mekik dokuyan annesine daha yakın olmak için Eskişehir’e sevk istedi ve geçen Temmuz ayında sevki gerçekleşti. Tutuklamanın 15 Temmuz’dan önce yapıldığına dikkat çeken anne Hülya Kahraman, mahkemenin oğluna 6 yıl 3 ay hapis cezası verdiğini söyledi.

Zübeyr Kahraman’a yapılan terör suçlamasının gerekçesinde ise Antalya’da arkadaşları ile yaptığı bir gezi gösterildi. Tanık ifadelerine göre gezi sırasında yenilen dürümleri o dönem üniversite öğrencisi olan Zübeyr Kahraman ödedi. Kahraman, bir öğrenci olarak parayı ödemesinin mümkün olmadığını söyledi ancak mahkeme terör suçlaması için geziyi yeterli gördü.

Ahmet Erkam, Hülya, Adem ve Zübeyir Selman Kahraman bir görüş gününde.

MAHKEME BAŞKANI İŞKENCEYİ GÖRMEZDEN GELDİ

Kahraman ailesinin bir diğer üyesi 1990 doğumlu Ahmet Erkam Kahraman ise 10 Nisan 2017 tarihinde gözaltına alındı. 5 gün önce babasının duruşmasına giden Ahmet Erkam’a da terör suçlaması yöneltildi. Ahmet Erkam, gözaltı süresince polis tarafından başta darp olmak üzere işkenceye uğradı. Mahkemede işkenceyi söylemesine rağmen mahkeme başkanından “Bunun yeri burası değil” cevabı aldı. Ahmet Erkam’a işkence yapan polisler ise mahkeme salonunda yer aldı.

Geri çekilen tanık ifadelerine rağmen mahkeme Ahmet Erkam’a 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Balıkesir’de hapis yatan Ahmet Erkam, annesi ve ağabeyine yakın olmak için Eskişehir’e sevkini istedi ve Ağustos ayında ağabeyi ile aynı cezaevinde buluştu. Eylül ayında ise baba Adem Kahraman oğullarının yanına sevk oldu. Böylece baba ve 2 oğlu 2015’ten sonra tekrar yan yana gelebildiler.

DENETİMLİ SERBESTLİK HAKKINI KULLANDIRMIYORLAR

Eşi ve oğullarını ziyaret etmek için şehir şehir gezen anne Hülya Kahraman, oğlu Zübeyr Selman’ın denetimli serbestlik hakkı kazandığını ancak dosyanın Yargıtay’da beklemesi yüzünden denetimli serbestlikten yararlanmadığına dikkat çekti. Eşi ve oğullarının dosyalarının Yargıtayda beklediğini belirten anne Hülya Kahraman “Dik durmaktan yoruldum artık güzel şeyler olsun” dedi.

Okumaya devam et

Popular