Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İlk siyah Transporter kurbanı Sunay Elmas’ın kaçırılışının 3’üncü yılı

Sunay Elmas 27 Ocak 2016’da kaçırıldı. Sorgusuna Hakan Fidan’ın da katıldığı Elmas’ın hayatından ümit kesildi. 3’üncü yılında kaçırılma vakasına dair yeni bilgilere ulaştık.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Milli İstihbarat Teşkilatı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik zorla kaçırma ve zorla kaybetme faaliyetlerinin ilk kurbanı eğitimci Sunay Elmas’tı.

Kamuoyunun “siyah Transporter” olarak bildiği kaçırılma vakaları, Sunay Elmas ile başladı ve tarihler 15 Temmuz’dan aylar öncesini 2016’nın başını gösteriyordu.

Sunay Elmas tam üç yıl önce bugün 27 Ocak 2016’da siyah Transporter’a zorla bindirilerek kaçırıldı.

MİT’in kaçırdığı ilk kişi olan Sunay Elmas’tan üç yıldır haber alınamıyor.

TANRIKULU’NUN SORU ÖNERGESİNE RAĞMEN SONUÇ ÇIKMADI

Ankara CEPA Alışveriş Merkezi’nin yanından saat 11:00 civarında kaçırılan Sunay Elmas’ın durumunu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) verdiği bir soru önergesinde dile getirdi.

Tanrıkulu, Elmas’ın kaçırılma anına ait görüntülerin Emniyet’te olduğu ancak eşinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı başvurulardan şu ana kadar sonuç çıkmadığı bilgisini verdi.

SİYAH TRANSPORTER’DA KİM VARDI?

Sunay Elmas’tan haber alınamaması sonrası ailesi kayıp müracaatı yaptı. Ancak Emniyet’ten hiçbir adım atılmaması üzerine aile, avukatlar aracılığıyla iz bulmaya çalıştı. Öncelikle güvenlik kamerası görüntüleri toplandı.

27 Ocak 2016 sabahı Sunay Elmas, çocuklarını Ankara Sincan’a bırakmış ve dönüş yolundaki tüm MOBESE kameralarında aracının içinde tek başına görüntülenmişti. CEPA AVM’nin ve karşısındaki iş yerlerinin kameralarında ise kaçırılma anına ilişkin görüntüler vardı. CEPA AVM’de arabasından indikten sonra önünün kesilmesine ve zorla Siyah Transporter’a bindirildiğine dair görüntüler ailesi tarafından resmi tutanakla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne verildi.

 

GÖRÜNTÜLERLE İLGİLİ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI

Ailesi ve avukatlarının ısrarlı yazılı taleplerinden sonra Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, görüntüleri CEPA AVM’den aldı. Resmen alınmış görüntüler de kaçırılmayı doğruluyordu.

Kaçıranların eşgalleri oldukça netti ve görüntülerin kalitesinin yüksekliği, kaçırma eylemini yapanların kimliklerinin de kolayca tespitini sağlayacak türdeydi. Ancak avukatları ve ailesinin düşündüğü gibi olmadı. Emniyet ve savcılık, Sunay Elmas’ın kaçırılmasıyla ilgili hiçbir çalışma yapmadı.

İHBAR MEKTUBUYLA KAÇIRILMA CEMAATE YIKILDI

Sunay Elmas, 15 Temmuz’dan önce kaçırılan tek kişi olarak biliniyor. Ancak 15 Temmuz’dan sonra siyah Transporter vakaları artınca Sunay Elmas’ın kaçırıldığı da gündeme geldi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde dosyaya net biçimde kaçırılma görüntüleri de gönderilince aniden gizemli bir ihbar e-posta ortaya çıktı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/113825 sayılı soruşturma neticesinde yazılan 2017/1121 numaralı iddianamede bu ihbar mektubuna yer verildi.

İddianameye göre 04.03.2016 tarihinde ‘michaelsantaza@yandex.com’ adresinden Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne bir ihbar yapıldı. İhbarda Cemaatten bazı isimlerin bir toplantı yaparak Sunay Elmas’ı kaçırmaya karar verdikleri yeralıyordu.  İhbara göre 2016 Ocak ayında yapılan toplantıdan sonra  Sunay Elmas Cemaat tarafından kaçırıldı.

MAHKEME İHBAR MEKTUBUNU DİKKATE ALMADI

Tam bu noktada MİT’in ilk kez doğrudan devreye girdiği görülüyor. Sunay Elmas’ın dosyasına göre kaçırılmayla ilgili bu ihbar Emniyet’e yapılmasına rağmen, MİT ihbar mektubunu doğrudan Savcılığa teslim etti.

İhbar mailindeki bilgileri doğru kabul eden savcılığa göre Sunay Elmas, cemaat tarafından kaçırıldı. Ancak savcılık, Sunay Elmas’ın kaçırılma anına ilişkin görüntüleri inceleme, kaçıran kişilerin kimliklerini belirleme yoluna gitmedi. Bunun yerine ihbar mektubundaki kişileri suçlamayı seçti.

İddianamede konulan ihbar mektubunda başkaca pek çok tutarsızlık da yer alması ve ihbar mektubunun bir istihbaratçı diliyle yazılması sebebiyle yargılama sırasında mahkeme, ihbar mektubunu dikkate almadı. Ancak mahkeme dosyayı, Sunay Elmas’ın kaçırılmasına yönüyle genişletme kararı da almadı.

SUNAY ELMAS DA ÇİFTLİĞE GÖTÜRÜLDÜ

Elmas ailesinin arama çabaları 15 Temuz’dan sonra ilan edilen Olağanüstü Hal’de (OHAL) birlikte daha da zorlaştı. 15 Temmuz’dan önce Emniyet’teki isteksizlik hali yerini sertliğe bırakmıştı. Bu durum ailenin Sunay Elmas’ı arama çabalarını imkânsız hale getirdi.

Elmas’ın kaçırılmasına ilişkin bilgi veren ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Elmas’ın kaçırıldıktan sonra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Özel Faaliyetler Başkanlığı’na götürüldüğünü belirtiyor. Kaynağa göre Elmas, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın talimatıyla dönemin Özel Operasyonlar Daire Başkanı Kemal Eskintan’ın kurduğu ekip tarafından kaçırıldı. Kaçıran ekip ise bu dairede çalışan seçilerek MİT kadrosuna alınmış TSK mensubu eski özel harekâtçılardı.

Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisindeki Anadolu Bulvarı ve Marşandiz’in kesiştiği noktada bulunan ve şimdi ismine Özel Operasyonlar Daire Başkanlığı denilen bu yerleşke, 12 Eylül’den beri MİT’in kullandığı işkence merkezlerinden biri olarak biliniyor. 12 Eylül’de “Çiftlik” olarak anılan yerleşkenin 2015 yılında yenilendiği ifade ediliyor.

MİT Daire Başkanı Erhan Pekçetin halen PKK’nın elinde. ANF, PKK’nın Pekçetin’i sorgulama görüntülerini 2018 yılında yayınlamıştı.

SORGUSUNA BİZZAT HAKAN FİDAN GİRDİ

Kaçırılıp aylar sonra Emniyet’e teslim edilen kişilerin verdiği bilgiler bu iddiayı teyit ederken, asıl önemli teyit MİT Daire Başkanı Erhan Pekçetin’den geldi.

Pekçetin ve başka bir üst düzey MİT görevlisi yaklaşık iki yıl önce Kuzey Irak’ta kaldıkları otelde PKK tarafından kaçırıldı. ANF’de yayılnanan PKK’nın Pekçetin’i sorgulama görüntülerinde; Pekçetin, Gülen Cemaati’nden kaçırılan isimlerin Özel Faaliyetler Başkanlığı’na getirildiğini doğruladı. Pekçetin, Sunay Elmas’la ilişkili olduğu iddiasıyla kaçırılan Ayhan Oran’ın orada sorgulandığını bizzat bildiğini de aynı kayıtta söyledi.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynağa göre; Sunay Elmas tıpkı diğer Siyah Transporter’la kaçırılanlar gibi Çiftlik denilen binaya getirildi ve aylarca sistematik işkenceye maruz bırakıldı.

ELMAS İNFAZ MI EDİLDİ?

Kaynağa göre kaçırılmasının üzerinden bu kadar uzun zaman geçmesi, Sunay Elmas’tan alınmış ifade ya da bilgilerin hiçbir iddianamede geçmemesi gibi işaretler Elmas’ın konuşmadığı ya da istenilen ifadeye imza atmadığını, bunun sonucu da infaz edildiği anlamına geliyor.

Bu yorumu destekleyen başka bir bilgiyi ise farklı bir kaynak dile getiriyor. Kaynağa göre; 15 Temmuz’dan önce kaçırılan tek kişi olan Sunay Elmas, çok yoğun biçimde sorgulandı ve bu sorgulardan birine MİT Başkanı (dönemin müsteşarı) Hakan Fidan ve dönemin müsteşarı Sebahattin Asal bizzat katıldı.

EŞİ KANSER OLDU

Özallı yıllardaki Bulgaristan göçmeni ailelerden birinin çocuğu olan Sunay Elmas, üniversite Matematik okudu ve ardından eğitimci olarak hayatını sürdürdü. Hizmet Hareketi ile tanışıklığı öğrencilik yıllarında oldu. Oldukça zor bir çocukluk geçiren Sunay Elmas’ın şimdi eşi ve 3 çocuğu daha zor günler geçiriyor. Yaşadığı üzüntü ve çaresizlik nedeniyle eşi Firdevs Elmas kanser hastalığına yakalandı ve tedavi görüyor. 15 Şubat’ta ameliyat olacak.

Zorla kaçırılma olayları Cumhuriyet tarihinin hemen her döneminde görülen ağır bir insan hakları ihlali. Zorla kaçırılmaların sembolü ise Cumartesi Anneleri.

Cumartesi Anneleri’nin kimi hâlâ çocuklarını arıyor, kimi ise ziyaret edebileceği bir mezar peşinde. Sunay Elmas, Ayhan Oran ve diğer Siyah Transporter kurbanı kayıpların ailelerin arayışları ve ziyaret edebilecekleri bir mezar beklentileri ise sürüyor.

SİYAH TRANSPORTER’LA KAÇIRILAN KİŞİLER

Bugüne kadar bilinene göre Hizmet Hareketi ile ilişkili olarak 20 kişi siyah Transporterlar tarafından kaçırıldı.

Sunay Elmas
Mustafa Özgür Gültekin
Hüseyin Kötüce
Turgut Çapan
Mesut Geçer
Önder Asan
Ayhan Oran
Mustafa Özben
Cemil Koçak
Murat Okumuş
Fatih Kılıç
Durmuş Ali Çetin
Cengiz Usta
Ümit Horzum
Hıdır Çelik
Enver Kılıç
Zabit Kişi
Orçun Şenyücel
Hasan Kala
Ahmet Ertürk

SİYAH TRANSPORTER OLAYINI ORGANİZE EDENLER

Siyah Transporter’la zorla kaçırılma olayını organize eden birim olarak MİT Özel Operasyonlar Başkanlığı işaret ediliyor. Kaçırılmaların yoğun olduğu dönemde bu birimin başında emekli albay Kemal Eskintan bulunuyordu.

Eskintan, yakın dönemde terfi ederek Hakan Fidan’ın yardımcısı konumuna getirildi. Kaçırılma olaylarını projelendiren isim olarak ise Sebahattin Asal işaret ediliyor. Asal, MİT içerisinde Hakan Fidan’a en yakın isim ve halen MİT Başkan Yardımcısı konumunda.

Sürgünle parçalanmış bir ailenin ölüme giden kızının hikâyesi: Günlüklerimi yakın…

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Yurt: Yaşamımdan endişeliyim

Komşularına mukabele okuduğu ve dini sohbet yaptığı için tutuklanan 63 yaşındaki Fatma Yurt, cezaevinde hastalandığını ve hayatından endişelendiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Gözaltına alınmadan önce belini ve kolunu sakatlayan hasta tutuklu Fatma Yurt, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde zor günler geçiriyor. Astım bronşit, ülseratif kolit hastası olan, bel ve boyun fıtığı ilaçları kullanan Yurt, geçirdiği kaza nedeniyle çatlayan kolunun 3,5 ay geçmesine rağmen koğuş şartlarından dolayı iyileşmediğini ifade etti. Soğuk bir koğuşta, yerde yatmak zorunda kalan Yurt, cezaevinde hastalıklarının arttığını belirtti.

“HALİMİ, MUHTAÇLIĞIMI ANLATMAYA KARAR VERDİM”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek sesinin duyulmasını isteyen Yurt, “Size yazmaya ve halimi, muhtaçlığımı anlatmaya karar verdim. Sesimi duyacağınızı ve bana yardımcı olacağınız inancı ile size yazıyorum. Annenizle veyahut babaannenizle ilgileniyor gibi düşünürseniz beni çok mutlu edersiniz” dedi. Gergerlioğlu’na iki kez mektup gönderen Yurt ilk mektubunda hastalıklarını, ikincisinde ise dosyasındaki ‘gücüne giden, canını yakan’ iddiaları anlattı.

“OĞLUMU DİKİŞ DİKEREK OKUTTUM”

10 Mart 2020’de İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Fatma Yurt, 2 gün İstanbul’da, 1 gün de Manisa Çocuk Şube’de gözaltına tutukladıktan sonra 13 Mart 2020’de tutuklanıp Manisa E Tipi Cezaevine gönderildi. Bir çocuk sahibi Fatma Yurt, mektubunda kendisini ilkokul mezunu bir kadın, oğlunu dikiş dikerek okutmuş bir anne, yatalak annesine bakmış bir evlat olarak tanıtıyor. Hapse gönderilmeden önce oğlu ve gelini ile yaşadığını ve torununa baktığını ifade ediyor.

“BU HASTALIKTAN AİLEMDE ÖLÜMLER OLDU”

Doktora gidemeden alındığını söyleyen Fatma Yurt, “Koğuş çok soğuk olduğu için astım bronşitim arttı. Yerde yatmaktan dolayı belimdeki ağrı arttı. Ayrıca ileri derecede ülseratif kolit hastalığım var. Ailemde bu hastalıktan dolayı ölümler olduğu için ağır risk grubundayım. Maalesef cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım artıyor” dedi.

“KARANTİNA NEDENİYLE HASTANEYE GİDEMİYORUM”

Koronavirüs salgını cezaevindeki hastaların hayatını daha da zorlaştırdı. Bazı cezaevleri doktor randevularını iptal etti, bazı tutuklular da hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalma zorunluluğu olduğu için kendileri hastaneye gitmek istemedi. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderdiğini söyleyen Fatma Yurt, “Hastaneye gidersem tekrar 14 gün tek başıma karantina mecburiyeti olduğu için gidemiyorum. Yaşamımdan ciddi endişeliyim” diye yazdı.

“ÇOK SOĞUK ORTAMDA YERDE YATTIM”

Fatma Yurt, hapse girdiğinde 14 gün tek başına kaldığını ve çok zor şartlarla karşılaştığını söylüyor: “Tabanı muşamba kaplı sıcak suyu olmayan, çok soğuk ortamda yer yatağında yattım. Bir hafta imkan oluşturulmadığı için sıcak çay bile içemedim. Kronik hastalıklarımdan dolayı yemeklerin çoğunu geri gönderdim.”

İLK MAHKEMESİ 10 TEMMUZ’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Fatma Yurt’un ilk mahkemesi 10 Temmuz 2020’de Manisa’da görülecek. Fatma Yurt, iddianamesinde ne olduğunu soran Gergerlioğlu’na ikinci mektubunda şöyle cevap veriyor:

“MUKABELE OKUYAN HALKTAN BİRİYDİM”

“Maalesef iddianamemde itirafçı denilen ama yaptıkları şeyden dolayı iftiracı ifadesi daha uygun olan insanların ifadelerinden başka bir şey bulunmuyor. Ülkemizde birçok insanın da olduğu gibi mazbut bir ailenin Kuran Kursu eğitimi almış ve bildiklerini konu komşu ile doğal olarak paylaşan, sesim uygun olduğu için Ramazan’da mukabele ve mevlüt okuyan halktan biriydim. Maalesef iftiracı insanlar sohbet hocası ifadesini kullanmış. Bu ifadeler ile terörist olduğum iddia edilmekte maalesef. İmanıyla, ülke sevdasıyla yaşamış ve yaşayan bir insan olarak bu ifadelerle anılmak çok gücüme gidiyor, çok canımı yakıyor. Hayatımda hiçbir derneğe üye olmadım. Hiçbir sebeple okul-dershane-yurt denilen yerlerle bir irtibatım olmadı. Sigortam da yok. Bylock denilen medya aracılığıyla herkes ile beraber duydum. Yaşım itibariyle teknoloji ile ilgili bilgim olmadığı için nasıl bir şey olduğunu bile kestiremiyorum maalesef. Hac parası için Bank Asya’da hesap açtırdım.”

EVİNE TEDBİR KONULDU

Ailesinin verdiği bilgiye göre Fatma Yurt’un babasından kalan Manisa’daki 80 metrekarelik evine de tedbir konuldu.

FATMA YURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi de tutuklu hapisteki babanın feryadı: Yarın geç olabilir

Dokuz ay önce tutuklanan öğretmen Hüseyin Kaya, anneleri de tutuklu iki küçük kızının yaşadığı travmaları anlattı ve yardım istedi: “Feryadımızı paslanan gönüllere duyurun, yarın geç olabilir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babaları birlikte tutuklanan çocukların yaşadığı travmaların boyutu gün geçtikçe büyüyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 ay önce tutuklanan Hüseyin Kaya İzmir Buca Kırıklar Cezaevine, eşi Hilal Kaya Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Sümeyye (5,5) ve Sarenur (1,5) adlı iki küçük kızları ise Şanlıurfa’da yaşayan 70 yaşındaki babaannelerinin yanında kaldı.

Yol uzun, maddi imkan yeterli olmayınca çocuklarını göremeyen Hüseyin Kaya, koronavirüs salgını başlamadan önce Mart 2020’de kızlarıyla yaptığı son görüş gününü ve sonrasında yaşadığı acıyı kaleme döktü. Büyük kızının terk edilme korkusu yaşadığını söyledi, küçük kızının ise kendisini artık tanımadığını, her gördüğünü anne, babası zannettiğini belirtti.

“AĞLAYARAK KAÇIYOR BENDEN”

Hüseyin Kaya’nın, kızları Sümeyye ve Sarenur ile yaptığı en son görüş günü. 3 Mart 2020, İzmir Buca Kırıklar Cezaevi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek derdine çare arayan Kaya, “Büyük kızım terk edilme korkusuyla asi söz dinlemez olmuş maalesef. Küçük kızım her gördüğüne anne-baba demekte. En acısı bu ay görüşüme geldi. Kucağıma alıyorum, ağlayarak kaçıyor benden. Bıraktığımda benden ayrılmayan, her dışarı çıktığımda kağıda dakikalarca ağlayan kızım beni tanımıyor. Annelerini de görmeye gittiler, aynı şeyi anneleri de yaşamış.” dedi.

“FERYADIMIZI PASLANMIŞ GÖNÜLLERE DUYURUN”

“Ne olur yavrularımın sesini duyun. Eşimin sesini duyun. Yarın geç olabilir.” diyen Kaya, “Bir anne babanın en zor imtihanı yavrularının onları tanımaması. Rabbim kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben adam öldürmedim. Vatanıma ihanet etmedim. Tek suçum 2 yıl bir dershanede çalışmak. Kimse feryadımızı duymuyor. Feryadımızı paslanmış gönüllere duyurursanız size çok minnettar olacağım. Kimse toplumun beklentilerini duymuyor. Herkes kendi menfaatlerinin peşine takılmış durumda.” ifadelerini kullandı.

“OKUYABİLMEK İÇİN GÜNDE 120 KM YOL GİDİP GELİYORDUM”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu olan Hüseyin Kaya, mektubunda büyüdüğü köyü ve ne şartlarda ilkokulu ve liseyi tamamladığını da anlattı:

“Ben Urfa’nın ücra bir köyünde ilkokul eğitimimi tamamladım. Sonra imkanlar olmayınca 4 yıl okula gitmedim. Taşımalı eğitim çıkınca okuyayım dedim kendi kendime. Ama yaş ilerlemişti. Okullar kabul etmiyordu. Zorla kendimi taşımalı eğitim yapan bir okula yazdırdım. Gündüzleri gidiş-geliş 120 km okula gider. Geceleri çobanlık yapardım. İki yılım öyle geçti. 7. sınıftan itibaren devletin yatılı okulunda okudum. Eskişehir’de bir lise kazandım. İmkan olmayınca gidemedim. Urfa’da liseyi okudum, çok zor şartlar altında. Baraka evde kaldım. Köyden ekmek gelirse 60 km uzaklıkta, köy postası ile o zaman karnımızı doyururduk. Fırından ekmek alacak gücümüz yoktu.”

“ŞİMDİDEN HAYATA KÜSLER”

Kullanmadığı Bylock programı nedeniyle tutuklu olduklarını ifade eden Hüseyin Kaya (35), 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı özel kurum tarafından da işten atıldığını vurguladı. Kaya, 2012-2014 yılları arasında özel bir dershanede çalıştığı ve orada SGK kaydı bulunduğu için hiçbir kurumun iş başvurusunu kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Hüseyin Kaya’nın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Çocuklar bıraktığımızda böyleydiler. Şimdi hem büyümüş hem de şimdiden hayata küsler.”

HÜSEYİN KAYA’NIN 8 MART 2020’DE YAZDIĞI MEKTUBUN ORİJİNALİ

Sümeyye ve Sarenur Kaya.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

Okumaya devam et

Popular