Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İlk siyah Transporter kurbanı Sunay Elmas’ın kaçırılışının 3’üncü yılı

Sunay Elmas 27 Ocak 2016’da kaçırıldı. Sorgusuna Hakan Fidan’ın da katıldığı Elmas’ın hayatından ümit kesildi. 3’üncü yılında kaçırılma vakasına dair yeni bilgilere ulaştık.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Milli İstihbarat Teşkilatı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik zorla kaçırma ve zorla kaybetme faaliyetlerinin ilk kurbanı eğitimci Sunay Elmas’tı.

Kamuoyunun “siyah Transporter” olarak bildiği kaçırılma vakaları, Sunay Elmas ile başladı ve tarihler 15 Temmuz’dan aylar öncesini 2016’nın başını gösteriyordu.

Sunay Elmas tam üç yıl önce bugün 27 Ocak 2016’da siyah Transporter’a zorla bindirilerek kaçırıldı.

MİT’in kaçırdığı ilk kişi olan Sunay Elmas’tan üç yıldır haber alınamıyor.

TANRIKULU’NUN SORU ÖNERGESİNE RAĞMEN SONUÇ ÇIKMADI

Ankara CEPA Alışveriş Merkezi’nin yanından saat 11:00 civarında kaçırılan Sunay Elmas’ın durumunu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) verdiği bir soru önergesinde dile getirdi.

Tanrıkulu, Elmas’ın kaçırılma anına ait görüntülerin Emniyet’te olduğu ancak eşinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı başvurulardan şu ana kadar sonuç çıkmadığı bilgisini verdi.

SİYAH TRANSPORTER’DA KİM VARDI?

Sunay Elmas’tan haber alınamaması sonrası ailesi kayıp müracaatı yaptı. Ancak Emniyet’ten hiçbir adım atılmaması üzerine aile, avukatlar aracılığıyla iz bulmaya çalıştı. Öncelikle güvenlik kamerası görüntüleri toplandı.

27 Ocak 2016 sabahı Sunay Elmas, çocuklarını Ankara Sincan’a bırakmış ve dönüş yolundaki tüm MOBESE kameralarında aracının içinde tek başına görüntülenmişti. CEPA AVM’nin ve karşısındaki iş yerlerinin kameralarında ise kaçırılma anına ilişkin görüntüler vardı. CEPA AVM’de arabasından indikten sonra önünün kesilmesine ve zorla Siyah Transporter’a bindirildiğine dair görüntüler ailesi tarafından resmi tutanakla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne verildi.

 

GÖRÜNTÜLERLE İLGİLİ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI

Ailesi ve avukatlarının ısrarlı yazılı taleplerinden sonra Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, görüntüleri CEPA AVM’den aldı. Resmen alınmış görüntüler de kaçırılmayı doğruluyordu.

Kaçıranların eşgalleri oldukça netti ve görüntülerin kalitesinin yüksekliği, kaçırma eylemini yapanların kimliklerinin de kolayca tespitini sağlayacak türdeydi. Ancak avukatları ve ailesinin düşündüğü gibi olmadı. Emniyet ve savcılık, Sunay Elmas’ın kaçırılmasıyla ilgili hiçbir çalışma yapmadı.

İHBAR MEKTUBUYLA KAÇIRILMA CEMAATE YIKILDI

Sunay Elmas, 15 Temmuz’dan önce kaçırılan tek kişi olarak biliniyor. Ancak 15 Temmuz’dan sonra siyah Transporter vakaları artınca Sunay Elmas’ın kaçırıldığı da gündeme geldi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde dosyaya net biçimde kaçırılma görüntüleri de gönderilince aniden gizemli bir ihbar e-posta ortaya çıktı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/113825 sayılı soruşturma neticesinde yazılan 2017/1121 numaralı iddianamede bu ihbar mektubuna yer verildi.

İddianameye göre 04.03.2016 tarihinde ‘michaelsantaza@yandex.com’ adresinden Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne bir ihbar yapıldı. İhbarda Cemaatten bazı isimlerin bir toplantı yaparak Sunay Elmas’ı kaçırmaya karar verdikleri yeralıyordu.  İhbara göre 2016 Ocak ayında yapılan toplantıdan sonra  Sunay Elmas Cemaat tarafından kaçırıldı.

MAHKEME İHBAR MEKTUBUNU DİKKATE ALMADI

Tam bu noktada MİT’in ilk kez doğrudan devreye girdiği görülüyor. Sunay Elmas’ın dosyasına göre kaçırılmayla ilgili bu ihbar Emniyet’e yapılmasına rağmen, MİT ihbar mektubunu doğrudan Savcılığa teslim etti.

İhbar mailindeki bilgileri doğru kabul eden savcılığa göre Sunay Elmas, cemaat tarafından kaçırıldı. Ancak savcılık, Sunay Elmas’ın kaçırılma anına ilişkin görüntüleri inceleme, kaçıran kişilerin kimliklerini belirleme yoluna gitmedi. Bunun yerine ihbar mektubundaki kişileri suçlamayı seçti.

İddianamede konulan ihbar mektubunda başkaca pek çok tutarsızlık da yer alması ve ihbar mektubunun bir istihbaratçı diliyle yazılması sebebiyle yargılama sırasında mahkeme, ihbar mektubunu dikkate almadı. Ancak mahkeme dosyayı, Sunay Elmas’ın kaçırılmasına yönüyle genişletme kararı da almadı.

SUNAY ELMAS DA ÇİFTLİĞE GÖTÜRÜLDÜ

Elmas ailesinin arama çabaları 15 Temuz’dan sonra ilan edilen Olağanüstü Hal’de (OHAL) birlikte daha da zorlaştı. 15 Temmuz’dan önce Emniyet’teki isteksizlik hali yerini sertliğe bırakmıştı. Bu durum ailenin Sunay Elmas’ı arama çabalarını imkânsız hale getirdi.

Elmas’ın kaçırılmasına ilişkin bilgi veren ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Elmas’ın kaçırıldıktan sonra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Özel Faaliyetler Başkanlığı’na götürüldüğünü belirtiyor. Kaynağa göre Elmas, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın talimatıyla dönemin Özel Operasyonlar Daire Başkanı Kemal Eskintan’ın kurduğu ekip tarafından kaçırıldı. Kaçıran ekip ise bu dairede çalışan seçilerek MİT kadrosuna alınmış TSK mensubu eski özel harekâtçılardı.

Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisindeki Anadolu Bulvarı ve Marşandiz’in kesiştiği noktada bulunan ve şimdi ismine Özel Operasyonlar Daire Başkanlığı denilen bu yerleşke, 12 Eylül’den beri MİT’in kullandığı işkence merkezlerinden biri olarak biliniyor. 12 Eylül’de “Çiftlik” olarak anılan yerleşkenin 2015 yılında yenilendiği ifade ediliyor.

MİT Daire Başkanı Erhan Pekçetin halen PKK’nın elinde. ANF, PKK’nın Pekçetin’i sorgulama görüntülerini 2018 yılında yayınlamıştı.

SORGUSUNA BİZZAT HAKAN FİDAN GİRDİ

Kaçırılıp aylar sonra Emniyet’e teslim edilen kişilerin verdiği bilgiler bu iddiayı teyit ederken, asıl önemli teyit MİT Daire Başkanı Erhan Pekçetin’den geldi.

Pekçetin ve başka bir üst düzey MİT görevlisi yaklaşık iki yıl önce Kuzey Irak’ta kaldıkları otelde PKK tarafından kaçırıldı. ANF’de yayılnanan PKK’nın Pekçetin’i sorgulama görüntülerinde; Pekçetin, Gülen Cemaati’nden kaçırılan isimlerin Özel Faaliyetler Başkanlığı’na getirildiğini doğruladı. Pekçetin, Sunay Elmas’la ilişkili olduğu iddiasıyla kaçırılan Ayhan Oran’ın orada sorgulandığını bizzat bildiğini de aynı kayıtta söyledi.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynağa göre; Sunay Elmas tıpkı diğer Siyah Transporter’la kaçırılanlar gibi Çiftlik denilen binaya getirildi ve aylarca sistematik işkenceye maruz bırakıldı.

ELMAS İNFAZ MI EDİLDİ?

Kaynağa göre kaçırılmasının üzerinden bu kadar uzun zaman geçmesi, Sunay Elmas’tan alınmış ifade ya da bilgilerin hiçbir iddianamede geçmemesi gibi işaretler Elmas’ın konuşmadığı ya da istenilen ifadeye imza atmadığını, bunun sonucu da infaz edildiği anlamına geliyor.

Bu yorumu destekleyen başka bir bilgiyi ise farklı bir kaynak dile getiriyor. Kaynağa göre; 15 Temmuz’dan önce kaçırılan tek kişi olan Sunay Elmas, çok yoğun biçimde sorgulandı ve bu sorgulardan birine MİT Başkanı (dönemin müsteşarı) Hakan Fidan ve dönemin müsteşarı Sebahattin Asal bizzat katıldı.

EŞİ KANSER OLDU

Özallı yıllardaki Bulgaristan göçmeni ailelerden birinin çocuğu olan Sunay Elmas, üniversite Matematik okudu ve ardından eğitimci olarak hayatını sürdürdü. Hizmet Hareketi ile tanışıklığı öğrencilik yıllarında oldu. Oldukça zor bir çocukluk geçiren Sunay Elmas’ın şimdi eşi ve 3 çocuğu daha zor günler geçiriyor. Yaşadığı üzüntü ve çaresizlik nedeniyle eşi Firdevs Elmas kanser hastalığına yakalandı ve tedavi görüyor. 15 Şubat’ta ameliyat olacak.

Zorla kaçırılma olayları Cumhuriyet tarihinin hemen her döneminde görülen ağır bir insan hakları ihlali. Zorla kaçırılmaların sembolü ise Cumartesi Anneleri.

Cumartesi Anneleri’nin kimi hâlâ çocuklarını arıyor, kimi ise ziyaret edebileceği bir mezar peşinde. Sunay Elmas, Ayhan Oran ve diğer Siyah Transporter kurbanı kayıpların ailelerin arayışları ve ziyaret edebilecekleri bir mezar beklentileri ise sürüyor.

SİYAH TRANSPORTER’LA KAÇIRILAN KİŞİLER

Bugüne kadar bilinene göre Hizmet Hareketi ile ilişkili olarak 20 kişi siyah Transporterlar tarafından kaçırıldı.

Sunay Elmas
Mustafa Özgür Gültekin
Hüseyin Kötüce
Turgut Çapan
Mesut Geçer
Önder Asan
Ayhan Oran
Mustafa Özben
Cemil Koçak
Murat Okumuş
Fatih Kılıç
Durmuş Ali Çetin
Cengiz Usta
Ümit Horzum
Hıdır Çelik
Enver Kılıç
Zabit Kişi
Orçun Şenyücel
Hasan Kala
Ahmet Ertürk

SİYAH TRANSPORTER OLAYINI ORGANİZE EDENLER

Siyah Transporter’la zorla kaçırılma olayını organize eden birim olarak MİT Özel Operasyonlar Başkanlığı işaret ediliyor. Kaçırılmaların yoğun olduğu dönemde bu birimin başında emekli albay Kemal Eskintan bulunuyordu.

Eskintan, yakın dönemde terfi ederek Hakan Fidan’ın yardımcısı konumuna getirildi. Kaçırılma olaylarını projelendiren isim olarak ise Sebahattin Asal işaret ediliyor. Asal, MİT içerisinde Hakan Fidan’a en yakın isim ve halen MİT Başkan Yardımcısı konumunda.

Sürgünle parçalanmış bir ailenin ölüme giden kızının hikâyesi: Günlüklerimi yakın…

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Devlet bu ‘Yorum’u hiç sevmedi!

Konser vermesi yasaklanan, solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Türkiye’nin protest müzik grubu Grup Yorum’un koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı. Devletle geçmişten beri sorunlar yaşayan grup, bugünlerde hiçbir dönemde görmediği baskıyla karşı karşıya.

BOLD – İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi, sosyalist sanatçıların buluşma merkezi. Çevresinde sürekli polis aracı görebileceğiniz merkez, son günlerde ardı ardına polis baskınlarına sahne oluyor. İdil Kültür Merkezinin en önemli parçası Grup Yorum.

Protest müzik yapan grup, sosyalizme ilişkin mesajlarla dolu şarkıları ve marşlarıyla Türkiye’de farklı bir siyasi yelpazenin temsilcisi. Geçmişte açık hava konserlerine on binlerin katıldığı Grup Yorum’un, son beş yıldır konser vermesi yasak. Kapalı alanda konser verme girişimleri de polis engellemeleri nedeniyle gerçekleşemedi.

29 Eylül sabahı İdil Kültür Merkezi yine polis operasyonuyla güne uyandı. Polislerin elinde; Grup Yorum üyeleri ve avukatların da bulunduğu 120 kişiye yönelik gözaltı kararı vardı.

Grup Yorum Üyesi Seher Adıgüzel ve Ali Aracı da gözaltına alınanlar arasında.

Grup Yorum, bir gün önce yine polis operasyonuna maruz kalmıştı. Grup Yorum’un resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre grup üyeleri Barış Yüksel, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz gözaltına alındı. Grup Yorum korosu üyeleri İdil Kayıkçı, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ da gözaltına alınan diğer isimler oldu.

28 Eylül’deki operasyon Grup Yorum için diğerlerinden farklıydı. Bugüne kadar solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Grubun ilk kez koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı.

Şuan tutuklu durumdaki; Dilan Ekin, Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar’la birlikte Grup Yorum’un 13 üyesi gözaltında ya da tutuklu durumda.

İKİ ÜYESİ AÇLIK GREVİNDE ÖLDÜ

Grup Yorum, çıkardığı albümlerden daha çok açık hava konserlerine önem veriyor. Grubun konserleri, gençler için siyasi duruşlarını gösterdikleri bir arena aynı zamanda. 15 Temmuz’dan sonra toplumun her kesimi üzerine artan baskıdan Grup Yorum da payını aldı.

Grubun konser başvuruları güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Yasakları protesto etmek için izinsiz düzenlemek istedikleri konserler öncesinde polis, izleyicilerin konser alanına girmesine izin vermedi ve grup üyeleri gözaltına alındılar.

Grup Yorum’un solisti Helin Bölek ve bas gitaristi İbrahim Gökçek, konser yasaklarını protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Helin Bölek, açlık grevinin 288. gününde 3 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 7 Mayıs 2020’de ölüm orucunun 323’üncü gününde öldü.

Konser yasakları iki ölüme rağmen kaldırılmadı. Grup Yorum son konserini 4 yıl önce verebilmişti.

İbrahim Gökçek, ölüm orucunun son günlerinde Evrensel gazetesine verdiği demeçte, “Bu ülkede hakkını arayanlar, muhalifler, özgür ve demokratik bir ülke düşleyenler ne yaşadıysa, onların şarkılarını söyleyen bizler de aynısını yaşadık: Gözaltına alındık, tutuklandık, konserlerimiz yasaklandı, polis kültür merkezimizi bastı, enstrümanlarımızı parçaladı” demişti.

OPERASYONLAR YAYILIYOR

Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonlar son aylarda Türkiyeli sosyalistlere doğru yayılıyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ  yaklaşık üç aydır tutuklu. İkili, 15 Temmuz’dan sonra kamudaki görevlerinden ihraç edilen 150 bin çalışan için başlattıkları eylemlerle sembolleşmiş iki isim.

“İşimizi geri istiyoruz” eylemleri, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ’ın Ankara’da her gün yaptıkları eylemlerle yayıldı. Gülmen, eylemleri yayılınca tutuklandı.  Gülmen cezaevinde açlık grevinde ağır sağlık sorunları yaşadı. Gülmen’in serbest bırakılması için başlatılan inisiyatif sonucunda açlık grevinin 324’üncü gününde serbest bırakıldı. Gülmen uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in üç ay önce tekrar tutuklanması sonrası sosyalistlere karşı operasyon yayıldı. Tutuklananları savunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatları da tutuklanmaya başladı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada; gözaltına alınan kişilerle ilgili 24 saat boyunca avukatla görüşme yasağı getirildiği, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarını güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Meral Akşener’i bitirin” emri

Meral Akşener ve İyi Partinin yok edilmesi için talimat verildi. Akşener, AKP’li Bülent Turhan’ın ağzından kaçırdığı planı yakaladı. Erdoğan’ın verdiği talimat 28 Şubatçıların DYP’yi bitirirken kullandıkları stratejinin aynısı. Akşener’in karşı hamlesi ise beklenmedik şekilde oldu. BOLD

Okumaya devam et

Popular