Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Suriyelilerin çoğu dönmek, Türkiyelilerin çoğu göndermek istiyor

Suriyeli mültecilerin yüzde 56,1’i ülkesine dönmeyi; Türkiyelilerin daha ezici çoğunluğu ise gitmelerini istiyor. Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi 10-12 Ocak tarihleri arasında Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis’te Suriyeli mültecilerle ilgili uyum ve kabul hallerine dair eş zamanlı iki ayrı araştırma yaptı.

İlk çalışmada şehirlerin değişik mahallelerine yerleşerek yaşayan 120 mülteciyle görüşülürken, ikinci çalışma ise aynı şehirlerin değişik mahallerinde yaşayan 300 Türkiye vatandaşı ile yüz yüze görüşüldü.

Karşılaştırmalı tablolara yer verilen her iki çalışmanın analiz, grafik ve tablolarının ayrıntılarında özetle, şu tespitler yapıldı:

GELİR SEVİYELERİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA

Suriyeli göçmenlerin büyük bir bölümü açlık sınırının altında ve sosyal güvenceden yoksun çalıştırıldığını belirtiyor. Buna göre yüzde 39,8’i işsiz olup iş aradığını beyan ederken, yüzde 21,4’ü işçi olduğunu belirtiyor.

Yüzde 28,6’sı hane aylık gelirini 0-500 TL arasında olarak bildirirken, yüzde 28,6’sı 501- 1000 TL arasında olduğunu ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 92,9’u herhangi bir sosyal güvenlik kaydı bulunmadığını belirtiyor.

NEGATİF DÜŞÜNENLERİN ORANI YÜZDE 15

“Şehir sakinlerinin sizlere yaklaşımını değerlendirmenizi istersek ne dersiniz ?” sorusuna Suriyelilerin yüzde 46,9’u “Beslenme barınma gibi temel ihtiyacımızı karşılamamızda yardımcı oldular.”, yüzde 30,6’sı “Bizi bağırlarına bastılar.” derken, yüzde 6,1’i “Fikrim yok.” diyor.

Katılımcıların yüzde 5,1’i “Ayrımcı yaklaştılar.”, yüzde 4,1’i “Dışladılar.”, yüzde 4,1’i “Kimseden yardım görmedik.”, yüzde 2’si “Kötü davrandılar.” derken, toplamda yüzde 15,3 gibi bir oran negatif bir duruma işaret ediyor.

“Bu şehirde/ülkede kendinizi güvende hissediyor musunuz?” sorusuna Suriyelilerin yüzde 76,5’i “evet”, yüzde 12,3’ü “hayır” cevabı verdi.  Yüzde 11,2’si ise kararsız olduğunu ifade ediyor.

MADDİ DESTEK DEVLETTEN DEĞİL YAKINLARINDAN

“İhtiyaçlarınızı karşılayabilmek için size maddi yardımda bulunan kurumlar/kişiler var mı? Varsa kimlerdir?” sorusuna ise, Suriyelilerin yüzde 31,6’sı maddi bir yardım görmediğini, yüzde 27,6’sı “Bu ülkede vatandaş olan yakınlarımız ve akrabalarımızdan maddi destek gördük.” cevabını veriyor.

Ayrıca yüzde 9,2’si valilik/kaymakamlık, yüzde 9,2’si muhtarlık, yüzde 8,2’si sivil toplum örgütleri, yüzde 6,1’i belediyeden yardım aldıklarını söylüyor.

ÜLKELERİNE DÖNMEK İSTEYENLERİN ORANI YÜZDE 56

“Şehirde yaşayan vatandaşlardan bir talebiniz var mı?” sorusunu da cevaplayan Suriyeli mültecilerin yüzde 71,4’ü “Hayır”, yüzde 28,6’sı “Evet” dedi. Soruya “Evet” cevabını veren yüzde 28,6’lık kesim taleplerinin ne olduğuna ise, yüzde 42,8’i “Bizi dışlamasınlar”, yüzde 21,4’ü “Bizlerle kardeşçe yaşamayı kabul etsinler”, yüzde 17,9’u “Ev kirası konusunda yardımcı olsunlar”, yüzde14,3’ü “Sosyal yardım”, yüzde 3,6’sı “İş yerimde emeğim sömürülmesin” cevabını veriyor.

Mültecilerin yüzde 56,1’i ülkelerine dönmek istediğini belirtirken, yüzde 43,9’u dönmek istemediğini beyan ediyor.

SURİYELİLER ŞEHRİ DEĞİŞTİRDİ

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının aynı araştırmada verdiği cevaplar ilginç sonuçlar ortaya koydu:

“Sizce göç şehrinizi değiştirdi mi?” sorusuna karşılık yüzde 52,4’ü “Evet, çok değişti.”, yüzde 42,9’u “Değişti.”, yüzde 3,7’si “Değişmedi.” ve sadece yüzde 1’i “Hiç değişmedi.” diyor.

“Evet çok değişti” ya da “Değişti” diyen katılımcılara “Göçle beraber şehrinizde sizce neler değişti?” sorusuna, yüzde 19,5’i “Sosyo-ekonomik yapı değişti.” derken, yüzde 19’u “Suç oranı arttı, güvenlik düzeyi düştü.” dedi. Yüzde 14,8’i “Şehirde işsizlik arttı.”, yüzde 13,8’i “Kültürel yapı değişti.” diye düşünüyor.

“Yaşanan göç hayatınızı nasıl etkiledi?” sorusunu cevaplayan yerli halkın yüzde 80,4’ü göçlerin hayatlarını olumsuz etkilediğini düşünüyor. Toplamda sadece yüzde 4,8’i olumlu etkilediği görüşünde. Yine yüzde 76,7’si göçleri desteklemezken, toplamda destekleyenlerin oranı yüzde 14,7’de kalıyor.

BİRLİKTE YAŞAMAK İSTEMİYOR

Yerli halkın yüzde 71’i Suriyelilerle yaşamaktan/çalışmaktan memnun değilken; toplamda yüzde 17,6’sı memnun olduğunu belirtiyor. Araştırmaya göre, “Hiç memnun değilim.” diyen görüşmecilerin ilk sıradaki cevabı yüzde 18,5 ile “Toplumda kargaşa ve huzursuzluğa sebep oldular.” diyor.

İkinci sırada yüzde 16 ile “İşsizliğe sebep oluyorlar.” cevabını verirken, “Memnun değilim.” diyenlerin ilk sırasını ise yüzde 32,4 ile “Kültürel dokuya zarar veriyorlar.” cevabı aldı.

Memnun ve çok memnun olduklarını söyleyenlerin ilk sıradaki cevapları ise, “İyi insanlar olduklarını düşünüyorum.” şeklinde. “Suriyeliler ile aynı binada yaşamak sizi rahatsız eder mi?” sorusuna araştırma grubunun yüzde 42,9’u “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır” ve yüzde 17,1’i ise “Kararsızım” diyor.

KÖTÜ GİDİŞATTAN MÜLTECİLER SORUMLU TUTULUYOR

“Şehrinize göç edenlerle ilişkilerinizi değerlendirmenizi istesek ne söylersiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 26,7’si “Hiç karışmıyorum, uzak duruyorum.” derken, yüzde 19’u “Şehrimize huzursuzluk ve kargaşa getirdiklerini düşünüyorum.”, yüzde 17,1’i “Hakkımız olan imkânlara onların sahip olduğunu düşünüyorum.” ve yüzde 15,7’si ise “Kötü ekonomik durumun sorumlusu olarak görüyorum.” diyor.

Diğer katılımcıların yüzde 9,5’i “Beslenme, giyim, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için çaba sahibiyim.” derken, yüzde 7,6’sı “Şehre alışmaları için yardımcı oluyorum.” ve yüzde 4,4’ü ise “Yakın komşuluk ilişkileri içindeyiz.” diye ifade ediyor.

EVLERİNE DÖNSÜN DİYENLER YÜZDE 77

“Suriyeli göçmenlerin dönmesini ister misiniz?” sorusuna 100 kişiden 77,2’si “Evet” derken; yüzde 17,1’i “Kendileri buna karar vermeli.”, yüzde 3,8’i “Kararsızım.” ve yüzde 1,9’u ise “Hayır.” diyor.

Mülteci Suriyelileri fuhuşa zorlama soruşturması: İmam ve iki asker açığa alındı

Gündem

AKP cezaevi yatırımlarına hız verdi: 556 milyon TL’ye 6 yeni hapishane

2021’nin ilk üç ayında yapılan sözleşmelere göre 556 milyon TL harcanıp 6 yeni cezaevi yapılacak. Toplamda bu yıl 39 cezaevi inşa edilmesi planlanıyor. Türkiye, tutuklu ve hükümlü oranına göre Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülke arasında ilk sırada bulunuyor.

BOLD – Demokrasi, özgürlük, hak hukuk söylemleriyle iktidara gelen AKP, cezaevlerine yatırım yapmaya devam ediyor. Yılın ilk üç ayında sekiz cezaevi ihalesinin altısının sonuç ilanı yayınlandı. Ocak, Şubat ve Mart aylarında sözleşmeleri imzalanan altı cezaevinin toplam bedeli 556 milyon TL’yi buldu.

Buna göre, Akseki Ceza İnfaz Kurumu 87 milyon lira, Giresun Şebinkarahisar Ceza İnfaz Kurumu 72,3 milyon, Siirt Ceza İnfaz Kurumu 103 milyon, Tunceli Ceza İnfaz Kurumu 81,9 milyon, Kütahya Domaniç Açık Ceza İnfaz Kurumu 17,5 milyon ve Adıyaman Ceza İnfaz Kurumu 194,2 milyon lira bedelle inşa edilecek. Konya ve Aydın Çine cezaevlerinin ihaleleri ise Aralık 2020’de yapıldı. Ancak ihaleler henüz sonuçlanmadı.

Deutsche Welle’dan Pelin Ülker‘in haberine göre sonuçlanan altı ihaleden dördü 9 Kasım 2020’de yapıldı. Bu dört ihalenin üçünü ise aynı iki şirket kazandı. Ocak ayında sözleşmeleri imzalanan ve aynı gün yapılan Siirt, Tunceli ve Giresun cezaevi ihalelerini alan şirketler, Nurpa Enerji ve Rast Madencilik. Mardin merkezli Nurpa Enerji’nin adı, daha önce Mardin kayyum yönetiminden pazarlık usulüyle aldığı ihaleler nedeniyle tartışma konusu olmuştu.

39 YENİ CEZAEVİ

Türkiye’de hali hazırda 374 cezaevi bulunuyor. Bu cezaevlerinde geçen yıl nisan ayında çıkarılan infaz yasasına ve açık cezaevlerindekilerin izne çıkmasına rağmen halen 276 bin 438 mahpus kalıyor. Mahpus sayısı 2005 yılında 50-60 bin civarındaydı. Avrupa Konseyi’nin 2020 ceza istatistikleri raporuna göre Türkiye, 31 Ocak 2020 itibarıyla, Rusya’yı da geçerek 100 bin kişiye düşen hapishane nüfusunda 357,2 kişiyle ilk sıraya yükseldi. Oran, 2010 ile 2020 yılları arasında yüzde 115,3 arttı. Adalet Bakanlığı’nın 2021 Yılı Performans Programı’na göre Türkiye’de bu yıl 39 yeni cezaevi yapılması planlanıyor.

Okumaya devam et

Gündem

Anne ve babası tutsak olan lösemi hastası Hakan 3 gündür evde

27 Ocak’tan bu yana tedavi gören anne ve babası tutuklu Hakan Dağdeviren’in avukatı Nurullah Yıldırım, üç gündür evde olan küçük çocuğun sağlık durumu ve annesinin suçsuzluğuyla ilgili kanaatini açıkladı.

BOLD – Üç ay önce lösemi teşhisi konulan 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren’in avukatı Nurullah Yıldırım, Hakan hakkında sosyal medyada yapılan paylaşımlarla ilgili bir açıklama yaptı. “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi abartılı paylaşımların Hakan’ın moralini bozduğunu ve hayata tutunma gücünü azalttığını söyleyen Yıldırım Hakan’ın yoğun bakımda olmadığını, hastalığının tedavisinin yapıldığını belirtti.

EVDE BABAANNESİ REFAKAT EDİYOR

27 Ocak’ta Eskişehir Osmangazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Hakan’a bu süreçte babaannesi Meral Dağdeviren refakat ediyor. Aldığı ağır kemoterapiler geçen hafta biten ve üç gün evine çıkan Hakan Dağdeviren, bugün çıkacak kan tahlillerinin sonuçlarına göre hastaneye tekrar yatıp yatmayacağı belli olacak. Hakan’ın amcasının verdiği bilgiye göre Hakan’ın bugün kan tahlilleri yapıldı. Sonuçlar eğer iyi çıkarsa Hakan 2 hafta evde kalabilecek. En ufak öksürük, ateş durumunda ise hemen hastaneye yatırılacak.

ANNE-BABA 15 GÜN ARAYLA TUTUKLANDI

Hakan babası Gökhan Dağdeviren Cemaat soruşturmaları kapsamında Haziran 2018’de tutuklandı. Annesini ise babasından 15 gün sonra gözaltına aldılar. Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Gökhan Dağdeviren 19 yıl, eşi ise 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sabriye Dağdeviren’in cezası onaylandı, Gökhan Dağdeviren’in dosyası Yargıtay’da bekletiliyor.

DOKTORLAR TEDAVİSİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU SÖYLEDİ

“Hakan yoğun bakımda değildir. Hakan’ın tedavisi ise şu an itibari ile doktorların verdiği bilgiye göre mümkündür” diyen Yıldırım, Hakan’a Ankara’da ilik nakli yapılmasının planlandığını kaydetti. Yıldırım, “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi asılsız haberlerin Hakan’ın moralini bozduğunu ve hayata tutunma gücünü azalttığını da sözlerine ekledi.

Aile avukatı Nurullah Yıldırım’ın Gazete Davul aracılığıyla yayımladığı açıklamanın tamamı şöyle:

  • 2018 yılı içerisinde birer hafta ara ile önce gözaltına alınıp sonra tutuklanan anne babasının hasretine dayanamayıp lösemiye yakalanan, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesinde yatmakta iken sosyal medyaya görüntüsü düşen ve daha sonra taraflı tarafsız herkesin vicdanını yaralayan Hakan, kimi zaman hastanede kimi zaman ise evinde tedavisine devam edilmektedir.
  • Hakan yoğun bakımda değildir. Hakan’ın tedavisi ise şu an itibari ile doktorların verdiği bilgiye göre mümkündür.
  • Hakan’a Ankara’da ilik nakli yapılması planlanmaktadır. Son yapılan tetkikler ile Hakan’ın kardeşinin Hakan’a ilik nakli yapılacaktır.
  • Fakat doktorların Hakan’ın iyileşmesi için tek tavsiyesi ise Hakan’ın moralinin yerinde olması ve daha fazla üzülmemesidir.
  • Bu durum ise iki farklı şekilde mümkün olacağı kanaatindeyim.
  • Birincisi Hakan hakkında sosyal medyada olan ve gerçekle uzaktan yakında ilgisi olmayan “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi asılsız haberlerin olmamasıdır.
  • Bu haberler sosyal medyayı takip edip, buradan bu haberleri okuyan Hakan’ın moralini bozmakta ve hayata tutunma gücünü azaltmaktadır.
  • Hatta kendisine bakan yaşlı dedesi ve ninesine buradan okuduğu bu gibi asılsız iddiaları sorarak onların bakımlarını üstlenen bu güzel ve yaşlı insanları da üzmektedir.
  • Bu haberler aynı zamanda ceza evinde olan anne ve babaya diğer tutuklu veya hükümlü aileleri aracılığı giden haberler neticesinde içeride olan ve oğulları Hakan’dan başka bir şey düşünmeye halleri kalmamış, anne ve babayı da etkilemektedir.
  • Bu iki acılı anne ve baba “acaba bizden bir şey mi saklanıyor?” düşüncesine girmesine neden olmaktadır.
  • Bu kişilerin tek amaçlarının Hakan’ın bir an önce iyileşmesini istediklerinden zerrece kuşkum yoktur.
  • Fakat bu gibi haberleri yayan kişilerden beklediğimiz tek destek manevi destektir.
  • İkincisi ve en önemli ise Hakan’ın annesinin yanında olmasıdır. Bu durumun olması isteyen, bu yönde dualar eden her düşünceden milyonlarca insan olduğunu biliyoruz.
  • Hatta bu durum için uğraşan Hakan’ın annesi yanında olsun diye çok fazla destek mesajları atan, “bir şeyler yapabilir miyim?” umudunda olan insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
  • Anne adına başvurduğumuz infaz erteleme talebi maalesef 5275 sayılı Kanun’un 17/6 maddesi gereğince reddedilmek zorunda kalmıştır.
  • Kanun Hakan’ın annesini hüküm giydiği suçtan dolayı infaz ertelemesinin önüne geçmektedir.
  • Hakan’ın annesine kavuşması için ise yasadan kaynaklı olarak maalesef hiçbir yol bulunmamaktadır.
  • Hakan gibi anne ve babaya ihtiyacı olup anne babası tutuklu veya hükümlü olanlar açısından 5275 sayılı Kanun’un 17/6 maddesi esnetilmesi ise yasa koyucunun takdirindedir.
  • Hakan’ın annesine verilen ceza şahsi görüşümce haksız yere verilmiş bir cezadır. Fakat ortada bulunan mahkeme kararına saygı duymak bir hukukçu olarak en tabi görevlerimden biridir.
  • Hakan’ın annesinin kanaatimce suçlu olmadığını belirtmiştim. Fakat yargı ve hükümet tarafından suçlu olarak gözükmektedir.
  • Prof. Dr. Faruk Erem’in Bir Ceza Avukatının Anıları kitabında bahsettiği gibi, suçluyu kazıyınız altından insan çıkar. Amaç suçludaki insanı değil; insandaki suçluyu yok etmektir.
  • Hakan’ın annesi çocuğu için içeride bir günü bir yıla bedel bir insandır artık. Hakan’ın annesine ihtiyacı vardır.
  • Hakan’ın annesini suçlu görmektesiniz fakat bu uygulama ile ondaki insanı kazımaktasınız. Hakanın hastanede annesinin ise mahpushanede olduğu her gün vicdanlar için kapkara geçen gündür.
  • Hakan’ın annesine kavuşması ve daha sonra ise bu hastalığı atlatarak aramıza tekrar katılması ise siyasilerin elindedir.
  • Yukarıda da bahsedildiği üzere bir kanun değişikliği ile bu durum çözülecektir. Siyasilerden talebimiz içeride olan bir kişiyi dışarı çıkartmaları değildir.
  • Hayata tutunmaya çalışan uçurumun kenarında duran bir çocuğa annesinin el atıp tekrar onu hayata bağlamasıdır. Hakan’ın annesinin cezası her zaman infaz edilebilir.
  • Ama Hakan annesiz bu hastalığı atlatamayabilir. Hakan’ın bu hastalığını atlatması için annesinin yanına getirtilmesini talep ediyoruz.
HAKAN’I PSİKİYATRİSTE GÖTÜRDÜK!

Hakan’ın durumuna ilişkin dede Ali Dağdeviren, Euronews’e önemli bilgiler aktarmıştı. Yaklaşık üç yıl önce oğlu ve gelinin gözaltı ve tutuklanma süreci ile birlikte Eskişehir’e yerleşmek zorunda kaldıklarını söyleyen Dağdeviren, bu zaman diliminde en çok çocukların etkilendiğini ifade etti. Kısa bir süre önce Hakan’ı psikiyatriste götürdüklerini ve tüm bu zorlukları kaldıramadığını da sözlerine ekledi.

  • Anne babası yaklaşık üç yıldır tutuklu. Tüm gözaltı dava süreci Hakan’ın gözü önünde oldu.
  • Bir psikiyatri süreci yaşadık önce, orada zaten çok duygusal olduğu söylenmişti.
  • Bundan iki ay önce de vücudunda pul pul dökülmeler oldu, boğazı şişmeye başladı.
  • İştahı kesildi, çok hareketliydi ama duruldu.
  • Sonrasında hastaneye götürdük ve lösemi olduğunu öğrendik.
  • Zaten kendisi de bütün sürecini internetten okumuş, bilgi sahibi olmuş.
  • Gizli saklı kalacak bir durum yok. Rahat karşıladı bu süreci ama evi ve okulunu çok özlüyor.
  • Saçlarını çok severdi, kıvır kıvırdı. Ama şimdi sıfıra vurdular, önceleri çok üzüldü ama şimdi alıştı.
  • Babaannesi sürekli yanında, hastanede kalıyorlar.
  • Torunlarımıza yaklaşık dört yıldır biz bakıyoruz, bizim bir keşkemiz yok. Buna da şükür.
  • Ama bu zulüm böyle devam etmez. Benim de aynı suçlama ile altı yıl on ay on beş gün hapsim isteniyor.
  • Eşim ve ben de çocuklar emanet olduğu için üzülüyoruz.
  • Ama mesele sadece Hakan değil, çok sayıda kişi bu durumda.
  • Bir sebep ya da neden aramaya gerek.

Okumaya devam et

Gündem

Yüz yüze eğitim sonrası öğretmen ölümleri arttı: Marttan bu yana neredeyse 250 ölüm!

Pandeminin ortaya çıktığı geçen yıl mart ayından beri 250’ye yakın öğretmen koronavirüsten dolayı yaşamını yitirdi. Hükumetin aldığı yüz yüze eğitim kararı sonrası öğretmen ölümlerinde meydana gelen artışa tepki gösteren eğitimciler, aşılanmada öncelik istedi.

BOLD – Yüz yüze eğitimin başladığı 1 Mart’tan bu yana 26 öğretmen koronavirüsten yaşamını yitirdi. Öğretmenlerin acil olarak aşılanması gerektiğini söyleyen Eğitim-İş, ölen ve koronavirüse yakalanan öğretmenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu açıkladı.

ÖLÜMLER DAHA FAZLA, AZ GÖSTERMEK İÇİN FARKLI RAPORLAR DÜZENLENİYOR

Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye konuşan Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım, pandeminin başından bu yana 250’ye yakın eğitimcinin koronavirüsten yaşamını yitirdiğini söyledi. Hastanelerde çok sık ‘bulaşıcı hastalık’ ya da ‘kalp durması’ gibi ölüm raporları düzenlendiğini hatırlatan Yıldırım, “Ama ’virüs sebebiyle öldü’ denen öğretmen sayısı 26. Aşılanan öğretmen sayısı yüzde 7-8’lerde. Mutant virüs gençlere de bulaşıyor. Böyle giderse eğitimcilerin hastalanma ve ölüm oranı artacak” dedi. Yıldırım, vaka ve ölümlerin önüne geçebilmek için eğitimcilerin bir an önce aşılanması gerektiğini vurguladı.

KOVİD-19’DAN ÖLEN ÖĞRETMENLERİN SAYISI ARTIYOR

İstanbul, İzmir, Edirne ve Kütahya’da 4 eğitimci son iki günde koronavirüs sebebiyle yaşamını yitirdi. Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, Dereköy İlk ve Ortaokulu’nda Müdür Yardımcılığı yapan 2 çocuk babası öğretmen Yakup Sevinç (47), koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. İstanbul Ataköy Atatürk Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan Nizamettin Uysal; bir aydır tedavi gören Edirne Keşan Anadolu Lisesi’nde İngilizce Öğretmeni Sadiye Durusoy Yağcı ile İzmir Bayraklı Mustafa Kemal Anadolu Lisesi’nde Fizik öğretmeni Berrin Gür Kovid-19 nedeniyle hayata gözlerini yumdu.

YÜZ YÜZE EĞİTİM SONRASI VAKA SAYISINDA PATLAMA YAŞANDI

Eğitim Sen’in açıkladığı “Yüz Yüze Eğitimde Vaka Tablosu”na göre; 15 Şubat-5 Mart’ta 95 öğretmende görülen vaka sayısı 6 katı, 97 öğrencide görülen vaka sayısı ise 10 katı aştı. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 95 öğretmende görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5-12 Mart haftasında 141’e, 12-19 Mart haftasında 475’e, 19-26 Mart haftasında 669’a yükseldi. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 97 öğrencide görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5 Mart-12 Mart haftasında 269’a, 12 Mart-19 Mart haftasında 433’e, 19 Mart-26 Mart haftasında 1125’e yükseldi. 15 Şubat-5 Mart tarihlerinde 10 hizmetli ve memurda görülen pozitif vaka ve temaslı sayısı, 5-12 Mart haftasında 22’ye, 12-19 Mart haftasında 35’e ve 19-26 Mart haftasında 43’e yükseldi.

Vatandaşa soğan patates, Erdoğan’a 5 milyonluk 2. Mercedes

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0