Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Holding patronu için “cinayete azmettirmek” suçundan müebbet talebi

Kalegaz'ın sahibi Ömer Faruk Ilıcan'ı (solda) öldürmeye azmettirmekten aranan Tarkan Kadooğlu hakkında savcı müebbet istedi.

Kalegaz şirketinin sahibi Ömer Faruk Ilıcan’ın öldürülmesi ile ilgili soruşturmada Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu’nun da aralarında olduğu 9 kişi hakkında iddianame düzenlendi. Savcı cinayeti azmettirdiği iddia edilen Kadooğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep etti.

BOLD– Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yıl öldürülen Kalegaz şirketinin sahibi Ömer Faruk Ilıcan cinayetine ilişkin soruşturmada iddianameyi tamamladı. Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu’nun da aralarında bulunduğu 9 kişi hakkında dava açıldı.

21 Mart 2018’de Ankara’da evinin önünde öldürülen Kalegaz A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ilıcan cinayetine ilişkin soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet’in haberine göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Ender Coşkun, aralarında Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Şansser Kadooğlu’nun bulunduğu 9 kişi hakkında iddianame düzenledi.

KADOĞLU’NA MÜEBBET İSTENDİ

Cinayetten sonra firar eden Tarkan Kadooğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet, Şanser Kadooğlu hakkında ise 15 yıldan 20 yıla kadar cezası talep edildi. İddianamede, “Şüpheli Tarkan Kadooğlu’nun, Ilıcan ile 5 milyon TL’lik alacak verecek meselesinden dolayı birbirlerine mesaj attıkları, tartıştıkları ve aralarında husumet oluştuğu” ifade edildi.

Ömer Faruk Ilıcan’ın eşi Neslihan Ilıcan’ın ifadesi de iddianamede yer aldı. Neslihan Ilıcan, ifadesinde eşinin 5 milyon TL’lik borcu için Gaziantep’te görüştüğü Kadooğlu Holding Onursal Başkanı Cemal Kadooğlu tarafından “Sen bunun bedelini ödeyeceksin, senet yırtmanın ne demek olduğunu göstereceğim.” diyerek, tehdit edildiğini ve şikâyetçi olduğunu kaydetti.

Ancak Neslihan Ilıcan, soruşturmada verdiği ikinci ifadede şikâyetini geri çekti. Buna karşılık Cemal Kadooğlu’nun iddianamede ‘şüpheli’ olarak yer almaması soru işaretlerine sebep oldu.

TARKAN KADOOĞLU KİMDİR?

Aslen Şırnak Cizreli olan Kadooğlu ailesi, Cizre’de bir otelle iş hayatına girdi. Şirket 2000’lerde alışveriş merkezleri, hastaneler, toplu konutlar, lüks siteler ve akaryakıt istasyonları ile inşaat işlerinde önemli başarılara imza attı. Holdingin kurucusu Cemal Kadooğlu’nun oğlu olan Tarkan Kadooğlu genç yaşta holdingin başına geçti.

Akaryakıt dağıtım sektörüne giren şirket, 2006’da akaryakıt dağıtım şirketi lisansının alınması ile “Kadoil” markasını hayata geçirdi. Geçen süre zarfında sürekli büyüyen ve Türkiye genelinde 450’nin üzerinde bayi sayısına ulaşan dağıtım ağıyla Kadoil, 90 şirket arasında ilk 10 arasında yer almayı başardı.

Bitkisel yağ üretimine geçen şirket “Bizce” markası ile sektöründe ihracat şampiyonu oldu. Ortadoğu’nun en büyük bitkisel yağ fabrikalarından biri Gaziantep’te kuruldu ve üretimin yüzde 70’i, 50’den fazla ülkeye ihraç halan ihraç ediliyor. Şirket, 2010 yılında Mersin’de Türkiye’nin en büyük deniz platformunu hayata geçirdi.

TÜRKKONFED BAŞKANLIĞI YAPTI

2014 yılından itibaren tüm şirketlerini aynı çatı altında toplayarak faaliyetlerine Kadooğlu Holding bünyesinde devam etme kararı alan firmada halen 7 bin kişi çalışıyor.

Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütürken geçen yıl adı cinayete karışan ve o tarihten bu yana firari konumda bulunan Tarkan Kadoğlu, bir dönem TÜSİAD’ın da içinde bulunduğu, Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Konfederasyonu’nun (TÜRKKONFED) genel başkanlığı görevini de ifa etti.

15 Temmuz’un kayıp silahıyla cinayet işledi, müebbette mahkûm oldu

Gündem

Okullardaki korona rakamları Milli Eğitim tarafından gizleniyor

Vakaların artmasına karşın hükumetin yüz yüze eğitimi başlatmasına tepkiler sürüyor. Okullarda görülen koronavirüs vakaları ile ilgili bakanlığı şeffaf olmamakla suçlayan eğitimciler, vaka sayısının paylaşılması talebinde bulundu. 

BOLD – Türkiye’de her geçen gün etkisini daha da artıran pandemi, eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin kaygılarını büyüttü. Yüz yüze eğitimin başlamasının Kovid-19 salgınına etkisine ilişkin henüz herhangi bir veri paylaşılmadı. Eğitimciler, MEB’den vaka sayılarının paylaşılmasını istedi.

OKULLARDA HİJYEN MALZEMELERİ YOK

BirGün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre MEB, 5 ve 9’uncu sınıfların 2 Kasım’da seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime başlamasına karar verdi. Eğitime yüz yüze ya da dijital platformlardan devam eden tüm sınıfların sınavlarının okullarda yapılacağı bildirildi. Bazı kademelerde bir süredir devam eden yüz yüze eğitimin Kovid-19 salgınına etkisine yönelik MEB’den herhangi bir açıklama gelmezken eğitim sendikaları şeffaflık çağrısında bulundu. Okullarda temizlik görevlisi ve hijyen malzemelerinde yaşanan eksiklikler velilerin tepkisini çekti.

ÖĞRETMENLER ARASINDA KOVİD’Lİ SAYISI ARTIYOR

Okul müdürlerinin virüs konusunda eğitim almadığı öğrenilirken Eğitim Sen, 600’ün üzerinde eğitimciye Kovid-19 tanısı konulduğunu açıkladı. Tüm eleştirilere kulak tıkayan MEB, okullardaki pozitif vaka sayısına ilişkin hiçbir açıklama yapmadı. 16 Kasım’da başlayacak birinci ara tatilin yaklaşması üzerine birçok okul sınav takvimleri ile ilgili hazırlıklara başladı. Birçok lisede sınavların 2 Kasım’da başlaması öngörülse de bazı ilçe milli eğitim müdürlerinin okullara, “Acele etmeyin” dediği öğrenildi.

5 MİLYON ÖĞRENCİ EBA’YA DAHİL OLAMIYOR

Eğitim Sen Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Bozdoğan, MEB’in verilerinin sorunların nereden kaynaklandığını ve derinliğini ortaya koyduğunu söyleyerek, “Öğrencilerin eğitim uzaktan eğitim sürecindeki tüm kazanımlardan sorumlu olacağı bir dönemde, 16 milyon öğrenciden 5 milyona yakın öğrenci uzaktan eğitime dahil olamıyor” dedi. Öğrencilerin yüzde 64’ünün EBA’ya cep telefonu ile girdiğine de dikkat çeken Bozdoğan, “Öğrenciler katılımcı değil, izleyici durumundalar. Bakanlık, kendi yayımladığı verileri ciddiye almalı ve gerçeklerle yüzleşmeli” diye konuştu.

Silivri’de 44 mahkumun koronaya yakalandığı koğuştan mektup var: Sistematik işkenceyle soykırım

Okumaya devam et

Gündem

Hakları gasp edilen 45 gazeteci Demirören’e seslendi: Yeter!

Türkiye Gazeteciler Sendikasına üye oldukları gerekçesiyle Hürriyet’ten çıkarılan ve bir yıldır tazminatları ödenmeyen 45 gazeteci, haklarını gasp eden Demirören Grubuna bir kez daha çağrıda bulundu.

BOLD – Bir yıl önce tazminatları verilmeden Hürriyet gazetesinden çıkarılan 45 gazeteci haklarını gasp eden Demirören Grubuna tepkilerini bir video mesaj ile bir kez daha dile getirdi. #YeterDemirörenYeter etiketi açarak Twwitter’da kampanya başlatan gazeteciler, şunları söyledi:

“Bizler, Hürriyet Gazetesi tarafından haksız sebeple işten çıkarılan 45 basın emekçisiyiz. Ömrümüzden toplam 505 yılı Hürriyet Gazetesi’ne verdik. Sendikalı olduğumuz için işsiz bırakılalı tam bir yıl oldu. Bir yıldır tazminatlarımız, yasal haklarımız ödenmedi. Bir yıldır adalet bizim için işlemedi. Kimimiz hala işsiz. Demirören’in yaptığı yasa dışıdır, suçtur. Demirören’den hakkımızı ve sendikaya saygı duymasını istiyoruz.”

MUHTARA GELEN TEBLİGATLA ÖĞRENMİŞTİ

Haklarını geri alabilmek için 45 gazetecinin Demirören Holdinge açtığı dava Bakırköy İş Mahkemesinde devam ediyor. Yıllarca Hürriyet’e emek veren gazeteciler kimi muhtara kimi de evlerine gelen tebligatla işten çıkarıldıklarını öğrenmişti. 26 yıl Hürriyet’e emek veren başarılı foto muhabirlerinden Sebati Karakurt, “İşteyken işten çıkarıldığımı eşim arayıp haber verdi” demişti. Haber müdürü Levent Korkut, kanser ameliyat olduktan sonra dinlenme dönemindeyken işten çıkarıldığını ifade etmişti.

Röportajlarıyla tanınan Mesude Erşan ise “25 yıldır çalıştığım kurumdan Ankara’da röportaj yaparken eşime yapılan tebligatla işten çıkarıldığımı öğrendim. Elimde yazmadığım röportaj kaldı. Anayasal hakkımızı kullanarak yasal bir sendikaya üye olduk. Kıdem, ihbar tazminatımız verilmeyerek olayı kan davasına dönüştürdüler. Çünkü işten çıkarılan sendika üyesi olmayanlar haklarını aldı. Kan davası güttüklerine inanıyorum. Anayasal haklarımız çiğnendi” diye konuşmuştu.

Okumaya devam et

Gündem

Altay tankında seri üretim için 2021 diyorlardı başka bahara kaldı

Altay tankının seri üretiminin 2021 yılı ortasında başlayacağı açıklamalarına karşın Cumhurbaşkanlığı 2021 yıllık programında Altay tankının envantere girişi yer almadı. Altay tankı seri üretiminin ötelenmesinde motor konusundaki yaşanan tedarik sorunu etkili oldu.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in, Altay tankının seri üretiminin 2021 yılı ortasında başlayacağı yönündeki açıklamasına karşın Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 yıllık programında Altay tankının envantere girişi yer almadı.

CİRO 10.88 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Cumhuriyet’ten Hüseyin Hayatsever’in haberine göre Cumhurbaşkanlığı’nın yıllık programının savunma sanayii bölümünde geçen yılkinin aksine Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girecek araçlarla ilgili somut hedeflere yer verilmemesi dikkat çekti. 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nın “savunma sanayi” bölümündeki verilere göre savunma sanayii sektörünün 2019 yılındaki cirosu, bir önceki yıla göre yüzde 24 artarak 10.88 milyar dolara ulaştı. 2019’da yüzde 67 olan savunma sanayii yerlilik oranının 2020’de yüzde 69 olması öngörülürken 2021 için bu oranın yüzde 71’e çıkarılması hedeflendi.

TSK ENVANTERİNE GİRECEK ARAÇLARA YER VERİLMEDİ

Programda savunma sanayiine ilişkin Yerlileştirme Yol Haritası’nın belirlenmesi, sektördeki firmalara Savunma Sanayii Yatırım ve Geliştirme Faaliyetlerini Destekleme Programı kapsamında finansal destek verilmesi gibi politika ve tedbirlere yer verilirken önceki programın aksine TSK’nin envanterine girecek araçlarla ilgili bir hedefe yer verilmedi. Geçen yıl kasım ayında açıklanan 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda savunma sanayii alanında yürütülecek faaliyet ve projeler bölümünde “Altay tankı, yerli hava savunma sistemleri, deniz platformları envantere kazandırılacak, envanterdeki İHA sayısı artırılacak; İHA motoru prototipinin ve kara araç motorunun teslimi yapılacaktır” ifadeleri yer almıştı.

MOTOR TEDARİKİ KONUSUNDA SORUN ÇIKMIŞTI

BMC tarafından üretilecek olan Altay tankında kullanılması planlanan motorun Almanya’dan ithalatı konusunda yaşanan sorun nedeniyle tankın seri üretimi için farklı tarihler dillendirilmiş, son olarak Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, 29 Eylül’de Altay tankında seri üretimin başlamasıyla ilgili “Alternatif motoru bulup getirip sisteme girmesiyle arada büyük bir boşluk bırakmamakla ilgili zamansal yol haritamız var. Seri üretim hattının kurulması ve tesisle ilgili çalışmalar başladı. Önümüzdeki senenin (2021) ortalarına doğru hattın faaliyete geçmesi ve üretimin başlamasını bekliyoruz” demişti.

Fransa’daki radikal dinci Erdoğan’dan sığınma talep etti

Okumaya devam et

Popular