Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Gurbetçiler 3’üncü nesilde: Kurban da keseriz Paskalya da kutlarız

Almanya'da gurbetçiler üçüncü nesle ulaştı. İlk nesil yatırımlarını Türkiye'ye yatırırken, üçüncü nesil geleceğini Almanya'da görüyor. (Fotoğraf: Euronews)

Almanya’daki gurbetçiler artık 3’üncü nesli yaşıyor. Gençliği Almanya’da madenlerde çalışarak geçen ancak bütün yatırımını Türkiye’ye yapan Mürsel Akyüz’ün çocukları ve torunları artık geleceklerini Almanya’da görüyor. Onlar için Kurban Bayramı kadar Paskalya Bayramı da önemli. İşte üç nesil bir gurbetçi hikâyesi…

BOLD- Mürsel Akyüz, 1973 yazında Almanya’ya geldiğinde henüz 14 yaşındaydı. O yıl ülkesinden ayrılan 710 bin Türk göçmen işçiden sadece biriydi.

Adı madencilikle anılan Zonguldak’tan gelir gelmez, “işçi öğrenci” sıfatıyla madene indi.

“10 sene çalıştım madende, dizlerim kırıldığı için çalışmaya yer üstünde devam ettim.” diyen Akyüz, iş hayatına olduğu gibi aile hayatına da erken adım attı.

AKYÜZ: ÇOCUKLARIMLA BİRLİKTE BÜYÜDÜK

Bugün emekli ve Alman pasaportu taşıyan Mürsel Akyüz, Hamm’da aile apartmanında yaşıyor. “Küçük yaşta evlendiğim için birlikte büyüdük.” dediği çocukları Recep ve Şakir ile ve onların eşleri ve çocuklarıyla aynı çatı altında mutlu.

Aile sofralarını Euronews’e açan Akyüz ailesi, pazar günü toplandıkları küçük salondaki kahvaltı masasına yaklaşık 15 kişi oturdu. Sık sık yaptıkları bu türden yemekler mekân olarak yakın olan aileyi bir arada tutan en önemli ritüel.

“TORUNLARIM ÜNİVERSİTE ÇAĞINDA”

Alman yazar Günter Wallraff’ın “en alttakiler” olarak tarif ettiği ve kitabını yazdığı nesilden biri olarak hayatın zorluklarıyla erken yaşta karşılaşan Akyüz, çocuklarının kariyeri için araştırmaya erken başlamış.

Akyüz şöyle anlatıyor serüvenini: “İlkokuldan itibaren çocuklarımın eğitimiyle ilgilendim. Ben ilkokula gidebildim sadece, çocuklarım mutlaka okumalıydı.” diyor.

Sonucunu da gururla paylaşıyor: “En büyük oğlum 20 sene yönetici olarak çalıştı. İkinci oğlum devlet demiryollarında makinist olarak iş buldu. Kızım sosyal pedagog. Torunlarım ise artık üniversite okuyacak yaştalar ve başarıyla okullarına devam ediyorlar.”

TÜRK ÇAYI VE İNCE BELLİ BARDAĞIMIZ YOKTU

Mürsel Akyüz’ün Almanya’ya geldiği yıllarda kahvaltıda içmek için çay ve ince belli bardak bile bulamadığından yakınıyor. “Sallama çay” diye tarif ettiği paket çayları büyük bardaklarda tükettiği günleri anlatırken Türkiye’ye her yıl yaptığı izinlerde arabasının bagajını zeytin, peynir ve çeşit çeşit Türk yiyecekleriyle doldurduğu günleri hatırlıyor.

Fakat şimdi mutlu. Çünkü bütün aile bir araya toplandığında Zonguldak’ta kahvaltıları ve yemekli toplantıları aratmayacak zenginlikte ürünleri sofrasında görebiliyor.

YATIRIMI TÜRKİYE’YE YAPTIK AMA YERİMİZ ALMANYA

Almanya’da kazandığı para ile Türkiye’de hem kendine hem de çocuklarına ev yaptıran Mürsel Akyüz, “Yanlış olduğunu sonradan anladık. Yerimiz çocuklarımızın, torunlarımızın yanıymış.” derken yaşının 60 olduğunu, çocuklarının şaka ile “Baba sana buradan mezar da bakalım. Gidip dua etmek daha kolay olur.” dediğini anlatıyor.

Şimdi eşiyle günlük yürüyüşlere çıkıyor, gençliğinde oynadığı futbolu izlemeyi seviyor ve cami lokalinde kendisi gibi emekliliğini yaşayan arkadaşlarıyla sohbet ediyor.

ALMANYA’DAKİ POLİTİK GELİŞMELERİ İZLİYOR

Artık bir Alman vatandaşı olduğu için daha çok Almanya’nın siyasi gelişmelerini takip ediyor. “Ülkemizi elbette unutmuyoruz, fakat artık bizi burası ilgilendiriyor. Seçim zamanlarında komşularımızla birlikte kol kola gidip oyumuzu kullanıyoruz, kimse bir başkasının kimi desteklediğini bilmiyor bile.” diyerek Türkiye’deki siyasi kutuplaşmaya anlam veremiyor.

HANS’LARLA KLAUS’LARLA BİRLİKTE BÜYÜDÜK

Mürsel Akyüz’ün oğlu Recep Akyüz 1974 Werne doğumlu. Babası ile arasında sadece 16 yaş fark olduğunu, bu sebeple arkadaş gibi büyüdüklerini söylüyor.

Akyüz, “Evde Türk, sosyal hayatta Alman gibiydik. Hans’larla, Klaus’larla birlikte büyüdük.” diyor.

Recep Akyüz, Alman ve diğer milletlerden arkadaşlarıyla aralarındaki farkı ise annesinin mutfağı ile açıklıyor: “Çünkü onlar fastfoodlarla büyürken biz bolca doldurulan Osmanlı tabaklarıyla büyüdük.” diyor.

PASKALYA BAYRAMI DA BİZİM İÇİN ÖNEMLİ

Türk ve Alman kültürlerini birlikte yaşayan Recep Akyüz, “Bizim için Kurban veya Şeker bayramı kadar yumurta bayramı (Paskalya) ya da Noel bayramları da önemli burada.” diyor. Akyüz, Alman arkadaşları ile hediyeleşiyor, onların eğlencelerine katılıyor.

TORUNLAR TÜRKİYE’Yİ SADECE TATİLLERDEN BİLİYOR

Üçüncü jenerasyon Mikail Akyüz ise 17 yaşında ve Hamm doğumlu. “Babam burada doğdu, amcam ve halam burada doğdu. Ben son nesilim.” diyen torun Akyüz, Türkiye’yi sadece gittiği birkaç tatilden hatırlıyor.

“Türkiye denince güzel hava ve deniz aklıma geliyor daha çok. Sanki burada bütün problemleri bırakıyoruz, oraya tatil ve eğlenmeye gidiyoruz.” diyor.

ALMAN KÜLTÜRÜNE DAHA YAKINIM

Almanya için ise, “Evim gibi. Alman kültürüne ve hayat tarzına daha yakınım.” sözleri boşuna değil. Çünkü Almanya dışına çıktığında sadece ülkeyi değil, Hamm’ı da özlüyor.

“Arkadaş çevrem geniş. Ben daha çok Alman arkadaşlarımla vakit geçiriyorum.” diyor.

FELSEFE VE ALMANCA ÖĞRETMENLİĞİ OKUYOR

Paderborn Üniversitesi’nde felsefe ve Almanca öğretmenliği okuyan Mikail Akyüz’ün gelecek planı Hamm’da yaşamak.

“Buranın sistemini beğeniyorum. Burada Alman, Rus, Türk çevrem var ve birlik olabiliyoruz.” diyen genç Akyüz, “Anladım ki Almanya daha çok bana göre. Buradaki Türkler söylediklerimi daha iyi anlar.” diye ekliyor.

Almanya’da yaşayan 3 milyon Türkiye kökenli insandan sadece birkaçı Akyüz ailesi. 1950’ler ve 60’larda ülkeye işçi olarak gelen göçmenlerin 2’nci ya da 3’üncü neslini temsil ediyorlar.

İki kültürlü toplumun küçük bir prototipi olarak bir aile apartmanında geleceklerini inşâ ediyorlar.

Almanya’da iç istihbaratın 2 numaralı ismi Sinan Selen oldu

Dünya

Kuzey Kıbrıslı avukatlar Erdoğan’ı Kur’an Kursu kararını çarpıtmakla suçladı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde avukatlar AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer yetkilileri Anayasa Mahkemesinin Kur’an kursu kararının içeriğini bilmeden veya kasten çarpıtarak açıklama yapmakla suçladı.

BOLD – Kıbrıs Türk Türk Cumhuriyeti (KKTC) Barolar Birliği Konseyi, Lefkoşa Mahalli Barosu, Güzelyurt Mahalli Barosu, Girne Mahalli Barosu ve Mağusa Mahalli Barosu, Lefkoşa’da Mahkemeler önünde eylem düzenledi.

Lefkoşa’da “Yargı bağımsızlığına sahip çıkıyoruz” pankartı açan eylemcilere, mahkemeler binası balkonuna çıkan Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik ile bazı yargıçlar da selamlayarak destek verdi.

Eyleme ayrıca 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bazı milletvekilleri, sendikalar, kurum kuruluş ve vatandaşlar da katıldı.

“AÇIKLAMALAR, YARGI ORGANINA YÖNELİK SALDIRIYA DÖNÜŞTÜ”

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı’nın cüppeleriyle eyleme katılan avukatların alkışları eşliğinde yaptığı açıklamada, “Anayasa Mahkemesi tarafından 15.4.2021 tarihinde verilen kararın ardından, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok yetkilinin, kararın içeriğini bilmeden ya da kasten çarpıtarak yaptığı açıklamalar, yargı organımıza yönelik ağır bir saldırıya dönüşmüştür.” dedi.

KKTC’deki yetkilileri de eleştiren Eseddağlı, “Anayasaya göre yürütme erkini kullanan KKTC’deki yetkililerin, yargının bağımsızlığına yönelik tek bir açıklama dahi yapmamaları kabul edilebilir değildir” diye konuştu.

KKTC Anayasa Mahkemesi geçen hafta Din İşleri Komisyonu’nun Kur’an kursu düzenlemek ve hafızlık belgesi vermek gibi yetkilerini Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Türkiye karara sert tepki göstermiş, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “KKTC Anayasa Mahkemesi Başkanı süratle bu yanlışından dönmelidir, yoksa bizim atacağımız adımlar da farklı olacaktır” demişti.

Yargıtay’dan 37 askeri öğrenciyle ilgili bozma kararı

Okumaya devam et

Dünya

Açlık grevindeki muhalif Rus siyasetçi Navalny hastaneye sevk edilecek

Rusya’da bulunduğu hapishanede tıbbi yardım talebinin reddedilmesi gerekçesiyle açlık grevine başlayan muhalif Aleksey Navalny’nin hastaneye sevk edileceği belirtildi.

BOLD – Rusya Federal Cezaevi Servisi, muhalif lider Aleksey Navalny’nin Vladimir bölgesindeki hükümlüler için tahsis edilen hastaneye sevk edilmesi yönünde karar alındığını açıkladı.

Açıklamada, Navalny’nin her gün muayene edildiği ve sağlık durumunun tatmin edici olduğu ileri sürüldü.

Moskova Şehir Mahkemesi, 2 Şubat’ta Navalny’nin geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıllık ertelenmiş hapis cezasını, evde geçirdiği cezayı da hesaplayarak 2,5 yıllık normal hapis cezasına çevirmişti.

Navalny, bulunduğu hapishanede tıbbi yardım talebinin reddedilmesini gerekçe göstererek 31 Mart’ta açlık grevine başladığını duyurmuştu.

Navalny’ın ekibi, tıbbi verilere göre muhalif liderin ölüm riski olduğu uyarısında bulunmuştu.

ABD ‘SONUÇLARI OLUR’ DEMİŞTİ

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Navalny’nin hapiste iken hayatını kaybetmesi durumunda bunun Moskova’ya karşı sonuçları olacağını belirtmişti.

Avrupa Birliği (AB), Almanya, İngiltere ve Fransa da Navalny konusunda Moskova’yı uyarmıştı.

KREMLİN: NAVALNY’NİN SAĞLIK DURUMU DİĞER ÜLKELERİ İLGİLENDİRMEZ

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise Jake Sullivan’ın hapishanede bulunan Navalny ile ilgili olarak Rusya’ya yönelik açıklamalarına tepki gösterdi.

Dimitri Peskov, “Diğer devletlerin temsilcileri tarafından yapılan bu tür açıklamaları hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.” ifadesini kullandı.

Ayrıca Peskov, Rusya topraklarındaki hükümlü ve tutukluların sağlık durumlarının diğer ülkelerin ilgi konusu olamayacağını ve olmaması gerektiğini vurguladı.

Peskov, ABD’nin yaptırım kararlarına karşı Rusya’nın mütekabiliyet ilkesine göre yaptırım kararı almaya devam edeceğini belirtti: “Buradaki karşılıklılık ilkesi, mutlak sabittir ve bu karşılıklılık temelinde kararlar alınmıştır. Rusya’nın misilleme yaptırımlarıyla ilgili kararlar daha da ileri götürülecektir. Eğer yaptırımlar devam ederse elbette her seferinde ABD ile ilgili olarak uygun önlemler alınacaktır.”

AB DIŞİŞLERİ BAKANLARI UKRAYA VE RUSYA’YI KONUŞACAK

Avrupa Birliği gayrı resmi dışişleri bakanları toplantısı, AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell başkanlığında toplandı

Bu arada AB ülkelerinin dışişleri bakanları, Rusya’nın Ukrayna sınırında askeri varlığını artırmasının ardından artan gerilimi konuşmak üzere video konferans yöntemiyle toplandı.

Gayriresmi toplantının gündeminde birçok başlık bulunmasına rağmen ağırlıklı konuyu Rusya ve Ukrayna oluşturacak.

Toplantıya başkanlık eden AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, toplantı öncesindeki açıklamasında, bugünkü toplantıda ayrıca cezaevinde sağlığı kötüleşen tutuklu Rus muhalif Aleksey Navalny’nin durumunu da ele alacaklarını söyledi.

Toplantı öncesinde Josep Borrell, Navalny’nin sağlık durumundan endişe duyduklarını belirterek “Rus makamlarına Navalnıy’ın güvendiği sağlık profesyonellerine erişimine acilen izin vermesi çağrısında bulunuyoruz. Rum makamları, Navalnıy’ın cezaevindeki güvenliği ve sağlığından sorumludur.” ifadelerini kullanmıştı.

DONBAS KRİZİ VE UKRAYNA

Rus ordusunun Ukrayna sınırıyla Kırım’daki askeri hareketliliği ve yığınağı son bir haftada Avrupa ülkelerinde ve NATO tarafından endişeyle karşılanıyor.

Ukrayna’nın savunma ve dışişleri bakanları da geçen hafta AB kurumları ve NATO ile temaslarda bulunarak durum değerlendirmesi yapmış, Rusya’ya karşı destek istemişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, AB dışişleri bakanlarının bugünkü toplantısına da bağlandı ve bakanlara Donbas bölgesindeki son durumu anlattı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, Rusya’ya karşı bireysel değil sektörel yaptırımlar istediklerini kaydetti.

Kuleba, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, AB dışişleri bakanları toplantısında meslektaşlarını Rusya’nın son dönemde izlediği tehlikeli yol hakkında bilgilendirdiğini belirtti.

Moskova’nın gerginliği tırmandırmasından vazgeçirmek için atılacak adımları önerdiğini aktaran Kuleba, “Ana unsur; yeni birtakım sektörel yaptırımlar hazırlamak. Bireysel yaptırımlar artık yeterli değil.” ifadesini kullandı.

Batı’dan Rusya’ya ‘Navalny’ uyarısı: Ölürse sonuçları olur

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye Ukrayna’ya göndermek için cihatçı mı topluyor?

Voltaire Network adlı bağımsız habercilik portalı, Türkiye’nin Ukrayna’ya göndermek üzere cihatçı topladığını yazdı. Rus haber kanalı WarGonzo da Türkiye’nin Ukrayna ile Rusya arasında krizin derinleştiği Donbas bölgesine 150 Türk askeri gönderdiğini iddia etmişti.

BOLD – Voltaire Network (Uluslararası Voltaire İletişim Ağı), adlı bağımsız habercilik portalı, daha önce Suriye’deki Kürt grupların dile getirdiği bir iddiayı gündeme taşıdı. Haber portalına göre Türkiye, Ukrayna’ya göndermek üzere cihatçı topluyor.

Haberde, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenski’nin 10 Nisan’da İstanbul’da Huber Köşkü’nde yaptığı görüşmenin ardından Türk gizli servisinin, kuzeybatı Suriye’de kontrol altında tuttuğu bölgelerde ‘uluslararası cihatçıları’ Ukrayna’ya göndermek üzere toplamaya başladığı belirtildi.

Haber portalı Türkiye’nin Libya ve Azerbaycan’da da bu cihatçı grupları kullandığına işaret etti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 Nisan’da İstanbul’da bir araya gelmiş ve bir dizi anlaşmalar imzalamışlardı. Rusya’nın Kırım’ı ilhakını kabul etmeyen ve Ukrayna’nın NATO’ya girmesini desteklediğini söyleyen Erdoğan, Ukrayna ile kurdukları ilişkinin üçüncü ülkelere yönelik karşı bir ittifak olmadığının da altını çizmişti.

150 TÜRK ASKERİ UKRAYNA’DA

Haberde Türk Ordusu’na mensup 150 askerin, onları eğitmek üzere Ukrayna’nın Mariupol kentine geldiği ileri sürüldü. Voltaire Network, Mariupol kentinin aynı zamanda Türkiye’nin Kırım Tatarları ile kurduğu ‘Uluslararası İslamcı Tugay’ın da merkezi olduğunu iddia etti.

RUS HABER SİTESİ DE AYNI İDDİAYI DİLE GETİRDİ

Rus haber kanalı WarGonzo da Ukrayna’nın Mariupol kentindeki kaynaklara dayanarak Ankara’nın Ukrayna ile Rusya arasında krizin derinleştiği Donbas bölgesine 150 Türk askeri gönderdiğini yazmıştı.

Rus savaş muhabiri Semyon Pegov’un yönettiği WarGonzo haber sitesinde yer alan haberde, “Türk Dışişleri Bakanlığı’nın Ukrayna’daki ihtilafla ilgili tarafsızlığa ilişkin açıklamalarına rağmen şehre Türk ordusu mensupları geldi” denildi.

“TÜRK ASKERLERİ SURİYELİ MUHALİFLERİ KOORDİNE EDECEK”

WarGonzo, bölgedeki kaynaklara dayanarak Ukrayna’da Mariupol yönünde ağır teçhizat birikimi ve NATO ülkelerinden uzmanların bulunduğunu yazdı.

Diğer Rus internet sitelerinde de yer alan habere göre, Mariupol’daki Türk askerlerinin özel kuvvet mensuplarına benzediği ve askerlerin Libya ve Karabağ’da olduğu gibi Suriye’den getirilen muhalif savaşçıları koordine etme görevleri olabileceği ileri sürüldü.

SURİYELİ MUHALİF SAVAŞÇILAR

Suriye’den yayın yapan YPG’ye yakın haber sitesi ANHA da geçtiğimiz haftalarda yaptığı haberlerde Suriyeli muhalif gruplardan isimlere Türkiye’nin Ukrayna’da savaşmaları karşılığında 4 bin dolara kadar yüksek maaşlar teklif ettiğini iddia etmişti.

Haberde, Türkiye’nin özellikle eski Sovyet cumhuriyetlerinden Suriye’ye savaşmak için gelen ve Rusça bilen cihatçıları Ukrayna’ya göndermek için seçtiği ileri sürülmüştü.

VOLTAİRE NETWORK

Uluslararası Voltaire İletişim Ağı (Voltaire Network), uluslararası ilişkilerin analizinde uzmanlaşmış, Fransız aydın Thierry Meyssan’ın girişimiyle kurulmuş, bağlantısız ve bağımsız bir medya kuruluşu olarak öne çıkıyor.

Rus haber sitesi: Türkiye, Ukrayna’ya 150 asker gönderdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0