Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hiçbir başarı cezasız kalmaz: NASA ödüllü öğretmenin sürgünü

NASA’dan ödüllü projeci öğretmen Yunus Karaca, Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı. Mülteci kampındayken İngiliz yatırımcılardan 100 milyon euroluk yatırım teklifi aldı.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Yard. Doç. Dr. Yunus Karaca, Özbekistan-Türkiye-Amerika gibi farklı ülkelerde öğretmen ve akademisyen olarak çalışmış bir isim. Öğrencileriyle birlikte ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) Sabri Ülker Vakfı’na kadar birçok kurumdan çok sayıda ödül kazanmış, projeci ve mucit biri.

Son olarak geliştirdiği “Kaynaştır” projesiyle çöplerin apartmanda kaynağında ayrıştırılması projesi, Türkiye’de pilot olarak uygulanmaya başlanmış ve Çevre Bakanlığı’nın yönetmeliklerine de girmiş.

15 TEMMUZ VE BEYİN GÖÇÜ

Karaca’nın başarılı kariyeri, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından beyin göçü hikâyesine dönüşmüş.

15 Temmuz sonrası Türkiye’de yarım kalan “Kaynaştır” projesine şu an İngiliz ve Alman yatırımcılar sahip çıkmış durumda.

Almanya’da oturum verilen ve projelerinin önü açılan Yunus Karaca, Türkiye’de ise Hizmet Hareketi ile bağı sebebiyle terörist olarak hakkında yakalama kararı çıkartılan bir isim.

Karaca’nın FEM Dershanesi’nde başlayıp NASA’ya uzanan, oradan Meriç Nehri’nde mülteci botunda devam eden hikâyesi, Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz sözünün özeti gibi…

Yunus Karaca ve öğrencileri madalya kürsülerinin vazgeçilmeziydi.

HER ŞEY FEM DERSHANESİ’NDE VERİLEN EĞİTİMLE BAŞLADI

“Gazi Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun olduktan sonra Hizmet Hareketi’nin yönlendirmesiyle Özbekistan’a gittim.” diyen Yunus Karaca için dönüm noktası yurt dışına gitmeden önce İstanbul’da FEM Dershanesi’nde aldığı “proje nasıl yapılır?” eğitimi olmuş.

“Özbekistan’a giderken hiç hesap yapmadan yola çıktım. Havalimanında bana burs verdiler. Ne olduğunu sordum. Hiç para düşünmeden yola çıkmıştım. Özbekistan’da iki çocuğum dünyaya geldi. Orada doktoramı yaptım. Ardından Türkiye’ye döndüm ve Fatih Ünivresitesi’ne başladım. 2 yıl İngilizce biyoloji derslerine girdim. Sonra Maltepe Coşkun Kız Koleji’ne geçtim ve projeci yönüme burada yoğunlaşmaya başladım. Kolejde başarılı projeler geliştirdik. Mesela çocuklarla güneş enerjili araba yaptık. ODTÜ bile bizden sonra yaptı. Binali Yıldırım gibi pek çok siyasetçi gelip arabayı inceledi. Projeler başarılı olunca Tübitak’la birlikte 70 devlet okuluna gönüllü proje eğitimi verdim. Sadece özel okullar bu işi bilmesin devlet okulları da bilsin diye üniversitelerden hocalarla birlikte eğitim verdik.”

Yunus Karaca’nın öğrencileriyle aldığı ödül hâlâ NASA’nın resmi sitesinde görülebiliyor.

NASA’DA ÖĞRENCİLERİM MÜHENDİS KATEGORİSİNDE BİRİNCİ OLDU

Yunus Karaca, ardından Amerika’dan üç yıllık iş teklifi alır ve Los Angeles’ta bir okulda derslere girmeye başlar:

“2008’de Amerika’ya gittim. Çalıştığım okulla birlikte NASA yarışmasına katıldık. Oradaki öğrencileri hazırladım ve birincilik aldık, fakat çok sansasyonel oldu. Çünkü mühendisler kategorisinde çıktı bizim öğrenciler. Finale çıktık. Çok hızlı roket fırlatma yarışmasıydı. 3 milisaniye ile mühendisleri geçti öğrencilerim. Bir hedef verilmişti okulumuzdaki NASA kulübümüzde bir cihaz yapıp o hedefi geçtik. Hâlâ NASA’nın resmi web sitesinde var.”

Yunus Karaca, İstanbul Coşkun Koleji’nde öğrencileriyle yaptıkları güneş enerjisiyle çalışan otomobili dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın görmeye geldiğini söyledi.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞ VE ÇEVRE ÇALIŞMALARI

Amerika’daki üç yılın ardından Yunus Karaca Türkiye’ye döner ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden teklif alır. Üniversiteye bir teknopark kuran Karaca, aynı zamanda yaptığı buluşları Cumhuriyet Üniversitesi’nin çatısı altında kurduğu şirket üzerinden piyasaya sürmeye başlar.

Karaca, “Dumlupınar Üniversitesi’nde iken çöpleri apartmanda kaynağında ayrıştırma projesi yaptık. İsmini ‘Kaynaştır’ koydum. Ülkeye yılda 5 milyar dolar gelir getirecek bir işti. İlk etapta bir kamyon ve üç binaya pilot olarak projeyi uyguladık.” diyor.

Yunus Karaca’nın “Kaynaştır” isimli çöp ayrıştırma projesi Çevre Bakanlığı tarafından pilot proje olarak kabul edilmişti.

Karaca şöyle devam ediyor: “Sabri Ülker Vakfı’nın çevre yarışmasına projemle katıldım ve 250 proje arasından ‘Kaynaştır’ projem birinci oldu. Çırağan Sarayı’nda ödül aldım. 100 bin liraydı ödül. Aydınlık gazetesinden Habertürk’e herkes haberimi yaptı. Proje ödül alınca Çevre Bakanlığı davet etti. Bu projemi kanunlaştıracaklarını söylediler. Yönetmeliği de bana yazdırdılar. Kaynaştır projem Emlak Konut, TOKİ gibi pek çok projede yüzlerce konuta uygulandı.”

Yunus Karaca’nın “Kaynaştır” projesi Sabri Ülker Vakfı birincilik ödülü kazandı.

15 TEMMUZ’DAN SONRA KOMEDİ GİBİ OLANLARI İZLİYORDUM

Yunus Karaca, yönteminin ülkeye yayılması için Dumlupınar Üniversitesi’nde ilkokul öğretmenlerine eğitim vermeye başlar. Çocukların projeci yönlerinin öne çıkartılması içindir bu eğitimler.

“Dumlupınar Üniversitesi’nde açtığımız Teknoloji Merkezi patent aldırma üzerineydi. Sanayiden direkt patent alıp ülkeyi kalkındırmak istiyordum. Kütahya gibi kırsal bir şehrin üniversitesinden patentler çıkıyordu.

2016’ya kadar çalıştım. Sonra 15 Temmuz’da darbe teşebbüsü oldu. Teknoloji merkezinde sadece teori yoktu, pratik kısmı da gelişsin diye sanayiden bir usta işe almıştık. Önce o ustayı kovdular. Sonra süreç yarım kaldı. Rektör değişti, teknoloji merkezimizi kapattılar.”

“GELMEZSEN EŞİNİ GÖTÜRECEĞİZ”

Karaca 15 Temmuz’un akabinde nasıl cadı avına maruz kaldığını şöyle anlatıyor: “15 Temmuz’un ardından komedi gibi olanları izliyordum. 1 ay sonra Kanun Hükmünde Kararname ile beni de ihraç ettiler. Ben de bari projelerimi özel sektörde şirketimde geliştireyim diye çalışmaya başladım. Üç ay sonra polis evimi bastı. O sırada TEMA Vakfı’yla ‘Kaynaştır’ projesini Türkiye’ye yaymak için görüşmedeydim. Eşim aradı, polislere toplantıda olduğumu söyledim. ‘Gelmezsen hanımı götüreceğiz’ dediler. Ben de eve geldim. Polis evden projelerimin olduğu harddiski almış. Sonra beni gözaltına alıp götürdüler.”

Yunus Karaca’nın Coşkun Koleji’nde öğrencileri ile geliştirdikleri güneş enerjili otomobil.

“İNGİLİZ YATIRIMCININ SURATINA BAKAMIYORDUM”

Yunus Karaca, sulh ceza hâkimliği tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır.

Karaca hâlâ Türkiye’yi terk etmemekte kararlıdır: “Gözaltındaki kötü muamele sebebiyle tansiyonum 24’e yükseldi. Hastanede umursamadılar bile. Hâkim karşısına çıkartıldığımda ismimi Google’a yazmasını, projelerimi, çalışmalarımı görmesini söyledim. NASA’dan ödül aldığımı anlattım. Hâkim beni bıraktı. 1 yıl tutuksuz yargılandım. Hâlâ pozitif olmaya üretmeye çalışıyordum. Yabancı yatırımlarla görüşüyor, şirketimde istihdam sağlıyordum.”

O günlerde İngiltere’den yatırımcıların kendisi ile görüşmek için Türkiye’ye geldiğini aktaran Karaca, “Yatırımcılarla Kaynaştır projesini görüşmeye başladık. 37 milyon euro yatırmak isteriler. Bu sırada evime posta geldi. Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’nden. Hakkımda iddianame düzenlenmişti. 18 maddelik suçlama vardı. Dijitürk aboneliğimi iptal etmiştim. Müşteri hizmetleri ses kaydını almışlar, onu bile delil yapmışlar. Banka hesaplarım, Kimse Yok mu Derneği’ne gönderdiğim bağışlar, yardımlar vs.

O an düşündüm: Ben ne yapıyorum, bu devlet bana ne yapıyor? İngiliz yatırımcı karşımda oturuyor adamın yüzüne bakamıyorum. Adam yatırımdan bahsediyor, ülkeye para gelecek, ben o sırada özgürlüğümü düşünüyorum. Öyle uç duygular.”

 

Yunus Karaca, dönemin Çevre Bakanı İdris Güllüce ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a Kaynaştır projesi hakkında brifing vermişti.

“KENDİ PROJEMİN İHALESİNE GİREMEZ HALE GELDİM”

Yunus Karaca gördüğü baskı sebebiyle kendi geliştirdiği projenin gözlerinin önünde koypalanmasına şahit olur.

Yapacak bir şeyi yoktur, çünkü baskı görmeye başlamıştır. Bu noktada artık Türkiye’de yaşayamayacağına karar verir:

“Bir noktadan sonra biz hiç iş yapamamaya başladık. Sistemimi kopyalayıp yüzlerce binaya taktılar. Birşey de diyemiyorum, tehdit altındayız. Kaynaştır ihaleleri giremez diye adımı çıkardılar. Kendi buluşumun ihalesine giremez oldum. Arayıp, ‘sen onlardanmışsın’ diyorlar.

İşçilerin maaşını ödeme güçlüğüne düşmeye başladım. Mecburen evimi sattım. Sonra 15 Mayıs 2018’de Meriç’ten ailece yurt dışına çıktık. Ertesi hafta mahkeme hakkımda yakalama kararı çıkarmış.”

YURT DIŞINA ÇIKIŞ

“Meriç’ten geçmeye karar verdiğimizde, çocuklara rafting yapacağımızı söyledim. Okula gitmediler o gün. Çocuklar merakla bekliyorlardı tabii. Meriç’ten geçtik, karşıda çok yoğun çalılık olan bir bölgeye çıktık. Çalılar o kadar sık ve yüksek ki adım atamıyoruz. Eşim, 7 ve 13 yaşında iki çocuğum yanımda.

Çalılıklardan ilerleyemeyince, montumu sırtıma giydim. Sırt çantamı da taktım. Kendimi sırt üstü çalılıkların üstüne atmaya başladım. Tabi 100 kiloyum. Düştüğüm yerde çalıları ezdim. Böyle kendimi ata ata çalılık bölgesini geçtik. Sonra 4,5 saat yürüyüp Yunan polisine teslim olduk. Yunanlar çok nazik davrandı. İki gün nezarette kaldık, polisler çocuklara bisküvi meyve suyu getirdi. Herkes gibi biz de bu nezaket karşısında şaşırdık. Büyük kızım gözaltında etkilendi. Dedim ki bak Meriç’te rafting yaptık bu da Survivor oldu.”

ALMANYA’YA GEÇİŞ VE YENİDEN MESLEĞE DÖNÜŞ

Yunanistan’da kısa bir süre kaldıktan sonra Almanya’ya geçen Yunus Karaca ve ailesi, şimdi yeni bir hayat kurmuş durumdalar.

En önemlisi ise Yunus Karaca tekrar mesleğini icra etmeye başlamış durumda. Üstelik eskisinden farklı olarak bu kez arkasında devlet desteğiyle:

“Şimdi Almanya’dayız çok mutluyuz. Oturumumuz çıktı. İltica mülakatında görevli beni 9 saat dinledi. Yaptığım projeleri, ödüllerimi anlattım. Bana ‘Bu Türkiye crazy’ dedi. Yetişmiş insanların kaçırılmasını anlamlandıramadı.

Kampta kaldığım sürede Almanya’daki arkadaşlar bazı görüşmeler ayarladılar çalışma alanlarımla ilgili. Alman uzmanlarla konuştuk, projelerimi anlattım. Sonra buraya Türkiye’deyken görüştüğüm İngiltere’deki yatırımcı da geldi. Bayilikler vereceklerini söyledi. Türkiye’de ulusal olarak yapmaya çalıştığımızı burada ululararası olarak yapmaya çalışacağız. İngilizlerle olmazsa Alman devletinin Teknoloji Transfer Ofisi’nden teklif var onlarla yapacağız. Yatırım değeri çok arttı burada. 100 milyon eurodan bahsediyor yatırımcılar.”

HALA BAZEN KABUSLARLA UYANIYORUM

Yunus Karaca, Almanya’da gördüğü destekten oldukça mutlu. Ancak Türkiye’de yaşadığı baskıyı hâlâ atlatabilmiş değil:

“Almanya’da demokrasiyi hissediyorum. Bazen kâbuslar görerek uyanıyorum. Yunanistan’a ayak bastığımda sırt üstü dikenlerin üstüne atlarken hiç umursamıyordum çünkü özgürlüğe kavuşmuştum, baskı psikolojisinden kurtulmuştum.

Annem hep dua ederdi. ‘Dünyada cenneti yaşayasınız, ahirette de biz bunu dünyada görmüştük diyesiniz’ diye. Sanırım annemin duası kabul oldu. Bize karşı Almanlar çok nazik davranıyor ve yeteneklerimizi değerlendirme yoluna gidiyorlar. Dil eğitimimizi veriyorlar. Maaş, yeme içme, çocuk parası veriyorlar. Türkiye’de çocuklarımı hep özel okula gönderdim. Buradaki devlet okulları özel okul gibi. Köy okulundan şehirdeki okula hepsi eşit.

Araba aldım. Burada 800 euroya araba alabiliyorsun. Millete faydalı olacağım diye yok ettiğim zamanlarımı şu an Allah bana ikram etti sanki. Hep koşturmuşum yeni yeni aile oluyoruz.”

NASA ÇALIŞANININ TUTUKLU OLMASI

NASA ödüllü birisi olarak Türkiye’de NASA çalışanı Serkan Gölge’nin iki yılı aşkın süredir tutuklu olması ise Yunus Karaca’yı en çok etkileyen konulardan:

“Serkan Gölge’nin tutukluluğu çok acı, buna esefle bakıyorum. Buna söz söylenmez. NASA’da görev almış insanlar pervasızca içeri atılıyorlar. Bebekleri bile içeri atıyorlar bitmeyen bir kin var.

Şu an Avrupa’ya gelen Türkiyeli mülteciler hep beyaz yakalı insanlar. Ben ümitliyim. Almanca hocamız ‘Benim böyle öğrencilerim olmadı daha önce’ dedi. Alman makamları bu pozitif güvenilir insanları görünce onlarla çalışmak istiyor.”

OHAL bitti, öğretmen fişlemeleri devam ediyor

BOLD ÖZEL

4. evre kanserli tutuklu yoğun bakıma kaldırıldı, hala tahliye edilmedi

20 gün önce 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konulan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir, Bandırma Devlet Hastanesinde yoğun bakıma kaldırıldı. Özdemir’in durumu kritik…

BOLD ÖZEL – 4. evre kanserli tutuklu Abdülazim Özdemir, Bandırma Devlet Hastanesinde yoğun bakıma alındı. Müvekkilinin sağlık durumunun kritik olduğunu söyleyen avukatı, Özdemir’in dosyasının Yargıtay tetkik hakiminin önünde beklediğini ifade etti.

KEMOTERAPİ BAŞLADI

Eşi de tutuklu olan Abdülazim Özdemir’in ailesi, maddi durumu olmadığı için hasta oğullarının yanına gidemiyor. Mahkum odasında refakatçi olmadan tek başına bırakılan Özdemir’in avukatı “Abdülazim bey Bandırma Devlet Hastanesine yatırılmış, kemoterapiye başlanmıştı. BU akşam üzeri ise yoğun bakıma alındı. Dilekçemiz Yargıtay’da. Tetkik hakiminin önünde, tahliye kararı bir türlü çıkmıyor. Durum acil. 1 saat beklenmemesi gerekiyor” diye konuştu.

KHK’LI BİR MÜHENDİS

ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yaparken Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Daha sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderildi. 14 ay tutuklu kalan Özdemir, çıkarıldığı son mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verilip tahliye edilmişti. Dosyası 1,5 yıldır Yargıtay’da bekletiliyordu. Fakat Mart 2019’da tekrar tutuklanıp Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevine gönderildi.

EŞİ GERGERLİOĞLU’NDAN YARDIM İSTEMİŞTİ

20 yıllık matematik öğretmeni eşi Emir Özdemir de 10 aydır Keskin T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Onun da dosyası Yargıtay’da bulunuyor. 5, 9 ve 15 yaşlarında üç kız çocuğu sahibi olan Özdemir çiftinin çocuklarına 80 yaşlarındaki dede ve babaanneleri bakıyor. Emir Özdemir, eşinin durumunu HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazarak anlatmış ve yardım istemişti.

KHK’lı mühendis cezaevinde kanser oldu: 4. evrede olmasına rağmen tahliye yok!

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hamile tutuklu koğuşta sinir krizi geçirdi

Avukatlık stajını yeni tamamlayan hamile tutuklu Esra Uymaz Saral, cezaevinde ilaçları verilmediği için sinir krizi geçirdi. 4,5 aylık hamileyken tutuklanan Saral, bir hafta içinde iki kez doktora götürüldü.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 9 Ocak 2020’de tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen 4,5 aylık hamile Esra Uymaz Saral (27), ilk gece konulduğu geçici koğuşta sinir krizi geçirdi. Miyom olduğu için riskli bir hamilelik geçiren Esra Uymaz Saral, gözaltına alınmasından itibaren bir haftada iki kez doktora götürüldü, koğuşta sinir krizi geçirdiği gün ise cezaevi revirine çıkarıldı.

Esra Uymaz Saral’ın avukatı, “Geçtiğimiz cumadan bu yana kendisine kan ilaçları verilmemişti. Özel bir ilaç kullanıyor. Biraz pahalı. Devlet karşılamıyor. Cezaevi yönetimi o ilacı veremeyeceklerini ama başka bir ilaç vereceklerini söylemiş. Fakat o da henüz gelmemiş. Esra hanım 8 Ocak’ta bir gece gözaltında kalmıştı. O zaman da saat 21.00 civarı karın ağrısı şikayetiyle doktora götürülmüştü. Doktor idrar yolu iltihabı için ilaç vermişti. 17 TL imiş ilaç. Yanında para yok diye o ilacı da vermemişler.” dedi.

27 yaşındaki Esra Uymaz Saral, Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.

Tutuklandıktan sonra konulduğu geçici koğuşta ilaçlarını alamadığı için üzülen Saral’ın endişelenip ağlama krizine girdiğini belirten avukat şöyle devam etti: “Bunlara canı çok sıkılmıştı. Koğuşta da ışık bile yanmıyormuş. Tek başına. Zaman mevhumunu kaybetmiş. Dolayısıyla çok korkmuş. Kendisi biraz evhamlıdır. Ağlama krizine girmiş. Kapıları yumruklamış. 5 gardiyan ve revirden görevliler gelmiş. Müdüre çıkarmışlar. Müdür normal koğuşa geçirmiş. Böyle mi olacak hep diye korktuğunu ve bebeğime nasıl bakacağım diye endişelendiğini ifade etti.” dedi.

“BU ŞARTLARDA BURADA DOĞUM YAPMAN İMKANSIZ”

Avukat, dün tekrar hastaneye götürülen Saral’ın orada yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Cezaevine en yakın hastane Çiğli Devlet Hastanesine olduğu için dün tekrar oraya götürülmüş. Oradaki doktor da ‘Bu şartlarda senin burada doğum yapman imkansız. Miyomdan dolayı çok fazla kanaman olur, burada doğum yaptıramam’ diyor. Mahkemeye sunmak için dair bir belge istemiş. Doktor, cezaevinde kalmana engel bir durum yok. Ben öyle bir şey yazamam ama doğum sırasında Tepecik Hastanesine sevkini isteyeceğim’ demiş.”

Avukat, bugün yeni bir gelişme olduğunu ve Saral’ın mahkeme tarafından hastaneye sevkinin yapıldığını da sözlerine ekledi.

AVUKATLIK STAJINI YENİ BİTİRDİ

Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Esra Uymaz Saral, İzmir Barosundaki avukatlık stajını yeni tamamlamıştı. Eylül 2016’da evlenen ve ilk hamileliğini yaşan Saral’da 10 cm büyüklüğünde bir miyom bulunduğu için riskli bir hamilelik geçiriyor.

“DİĞER HAMİLE TUTUKLULAR ÇOK ÜMİTSİZ”

İzmir Şakran Cezaevinde Esra Uymaz Saral dışında bilinen 3 hamile daha bulunuyor. Emine Büşra İbişoğlu 5 aylık, Serpil Özmermer 5 aylık, Elif Tuğral ise 8 aylık hamile. Esra Uymaz Saral dışında cezaevinde bulunan diğer hamile tutukluların çok ümitsiz olduğunu ifade eden avukat: “Dilekçelerine cevap verilmediği için hiçbiri artık dilekçe yazmıyor, hiçbir şey talep etmiyorlar. 8 aylık hamile Elif Tuğral’ın kan pıhtılaşma problemi var, her gün iğne oluyor cezaevinde. Ama iki aydır doktora götürmüyorlar. Tamamen bırakmışlar.” dedi.

ESRA UYMAZ SARAL’IN HASTANE RAPORLARI

Üçüncü evre böbrek yetmezliği hastası cezaevinde ölümün eşiğinde!

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“İnsaf edin hakim bey; kızımın, torunlarımın ne suçu var?”

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Kızı, damadı ve 7 aylık torunu hapse giren, bir torununa da kendisi bakmak zorunda kalan Zahide Şen isyan etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Artvin’de özel bir okulda sınıf öğretmeni olarak çalışan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay 5 Aralık 2019’da tutuklandı. İki çocuk sahibi Ayşegül Atalay İzmir Şakran Cezaevine, eşi ise Artvin Cezaevine gönderildi.

Anne ve babanın birlikte tutuklanması geride kalan çocukları ve aile büyüklerini perişan etti. 7 aylık kızı Kardelen Betül’ü ile birlikte hapse gönderilen Ayşegül Atalay, 5 yaşındaki oğlu Mustafa Burak’ı annesine bırakmak zorunda kaldı.

Mustafa Burak ile tek başlarına kalan anneanne Zahide Şen (56), “Benim okumam yazmam yok. Samsun’daki evimi bırakıp İzmir’e geldim. Toruna yalnız bakıyorum. Kimim var başka. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen komşular yardımcı oluyor. Mustafa Burak okula gidiyor. Dava Artvin’den açıldığı için damadımı Artvin’e götürdüler. Kızımı bebek var diye burada bıraktılar. Damada daha hiç gidemedim” dedi.

Ayşegül Atalay ve çocukları.

“ANNEM BABAM GELECEK YİNE AİLE OLACAĞIZ DEĞİL Mİ?”

Mustafa Burak’ın sürekli anne ve babasını sorduğunu ifade eden anneanne, “Ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Eriyorum olduğum yerde. Annem, babam, kardeşim gelecek ve biz yine aile olacağız değil mi diyor. Çocuğumun hiçbir suçu yok, melek gibi kızım. Çok zor geldi bu bana. Çok ağır bir imtihandayız. Mustafa Burak artık durmuyor. Annesini istiyor. Geçen hafta bir haftalığına yanına verdik. Annesi ikisine birden bakamadı, ancak bir hafta kalabildi, geri gönderdi. Bayağı zorlu süreçten geçiyoruz. İnsafa gelin hakim bey, evlatlarım, torunlarım perişan. Onların ne suçu var?” diye konuştu.

BEBEKLİ ANNELERİ BİR KOĞUŞA TOPLADILAR

Cezaevi şartları ve ortamının bebekli anneler için uygun olmadığı sürekli dile getiriliyor fakat bugüne kadar bu konuyla ilgili yasal bir düzenleme yapılmadı. Zahide Şen, Şakran Cezaevinde pilot bir uygulama başlatılarak bebekli annelerin aynı koğuşa toplandığını belirtti ve Kardelen Betül’ün 6 haftadır cezaevinde yaşadıklarını anlattı:

“Kardelen Betül orada iki diş çıkarttı. Cezaevi şartları zor. Banyo yaptırmakta zorlanıyorlar. Çocuk hiç uyumuyormuş, kızım saat 3-4 uyuyorum diyor. İnsanlar ne de sorun yapmasa bile rahatsız oluyorlar. Bir de yeni bir uygulama varmış. Bebekli bütün anneleri aynı koğuşa toplamışlar. Herkesin çocuğu olduğu için kimse birbirine yardımcı da olamıyor. Biri ağlayınca öbürü uyanıyor. Artık curcuna.”

Zahide Şen ve Mustafa Burak.

KARAR MAHKEMESİ 22 OCAK’TA

Hakkari ve Artvin’de olmak üzere toplamda 3 yıl öğretmenlik yapan Ayşegül Atalay ve eşi Mehmet Atalay, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandılar. 22 Ocak 2020’de Artvin’de karar mahkemeleri olacak. Zahide Teyze, “Kızım mahkemede hiçbir suçum yok, ekmek parası için çalıştım, dedi. 7 aylık kızı da kucağındaydı. Avukat ev hapsi vermelerini talep etti ama hakim ByLock var, yapacak bir şey yok dedi. Tutukladı. Avukat 3 haftalık süre istemişti. 22 Ocak’ta kızımı bırakmalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hamile bir kadın daha tutuklandı

Okumaya devam et

Popular