Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Evren Civelek’e 25 yıl hapis cezası verdi, 8 gün sonra Yargıtay’a terfi etti

Hizmet Hareketi mensuplarının yargılandığı davalar içinde “en acımasız hüküm” diye nitelenen kararda imzası bulunan Ağır Ceza Reisi Zikrullah Özbağ bu kararın 8’inci gününde Yargıtay’a terfi etti.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay’a 8 yeni üye atadı. Atananların tamamı Hizmet Hareketi soruşturmalarındaki katı tavırlarıyla biliniyor. Atananlar arasında Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zikrullah Özbağ da bulunuyor.

Özbağ’ın başkanı olduğu mahkeme verdiği ağır cezalar, çok sayıda müebbet, ağırlaştırılmış müebbet ve uzun tutukluk uygulamalarıyla biliniyor.

Özbağ, iki kızını, annesini ve kayın pederini kaybeden Evren Civelek’e de 25 yıl hapis cezası veren hâkim. Özbağ, “Cemaat davalarında verilmiş en acımasız karar” olarak nitelen bu kararı verdikten 8 gün sonra Yargıtay’a üye olarak atandı.

CİVELEK’E 25 YIL VERDİ 8 GÜN SONRA YARGITAY’A SEÇİLDİ

Evren Civelek’i tutuklu bulunduğu Kırıkkale Keskin Cezaevi’nde ziyaret eden aile fertleri dönüş yolunda kaza yapmıştı. 7 Aralık 2018 Cuma günü yaşanan kazada, Evren Civelek’in eşi Hatice Civelek ağır yaralanmış, kızları Naime (8) ve Betül (3), annesi Havva Civelek ile kayın pederi Emin Balıkçı hayatını kaybetmişti.

Kazanın ardından Evren Civelek hakkında hazırlanan psikolog raporunda intihar edebileceği belirtilmiş, psikolojisinin çok kötü olduğu vurgulanmıştı.

Ancak başında Zikrullah Özbağ’ın bulunduğu Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tahliye talebini reddetmişti. Civelek’in yaşadığı travma nedeniyle akıl sağlığında problemler baş göstermiş ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevki yapılmıştı.

MAHKEME, BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ’NE SEVKİ BEKLEMEDİ

Bu sevkin yargılamanın seyrin değiştirme ihtimali üzerine Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, sevk kararını onaylamadan savcılığın “delillerin toplanmadığı” yönündeki uyarısına rağmen alelacele 25 yıl 6 ay hapis kararını açıkladı.

28 Ocak 2016’da görülen karar duruşmasında Evren Civelek, “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlarından ayrı ayrı cezalandırdı. Karar “hukuki açından skandal” diye niteleniyor. Hukukçular iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesinin imkansız olduğuna dikkati çekiyor.

Ancak Zikrullah Özbağ, kararı bu şekilde açıkladığı gibi iki cezayı da yarı oranında artırarak Evren Civelek’i toplamda 25 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı, tutukluluk halinin de devamına karar verdi.

Evren Civelek, iki kızını trafik kazasında kaybetti. (Fotoğraf: Kronos)

EVREN CİVELEK, ÖLEN İKİ KIZININ İSMİNİ CEZAEVİ PENCERESİNDEN HAYKIRIYOR

Evren Civelek, yaşadığı travmaya rağmen hücrede tutulmaya devam edilmiş ve Keskin Cezaevi’nde geceleri kaybettiği iki kızının ismini pencereden haykırmasıyla gündeme gelmişti.

Civelek’in maruz kaldığı acı toplumun farklı kesimleri tarafından sahiplenilmiş ve 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bahanesiyle mağdur edilen on binlerce kişinin maruz bırakıldığı acılar arasında sembol vakalardan biri haline gelmişti.

Böylesine hassas davada olabilecek en ağır cezanın iki katını veren Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Zikrullah Özbağ, bu karardan 8 gün sonra Yargıtay’a üye olarak atandı.

Özbağ şimdi Yargıtay’da kendi verdiği çok sayıda ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve onlarca yıl hapis cezası alan sanıkların dosyalarına bakıp onaylayacak. Kendi verdiği cezalar kendi önüne onay için gelecek.

DURUŞMADA AÇIKLADIĞI KARARI ODADA DEĞİŞTİRDİ

Hâkim Zikrullah Özbağ’ın uygulamalardan biri de mahkeme salonunda verdiği kararları, daha sonra odasında değiştirmesi.

Örnek olay, 2 Şubat 2018’de görülen Özel Hava Alay Komutanlığı davasıydı. Karar duruşmasında Mahkeme Başkanı Zikrullah Özbağ’ın duruşma salonunda açıkladığı karar ile daha sonra sisteme giren yazılı kısa karar birbirinden farklıydı.

Dava Tuğgeneral Semih Terzi’nin Etimesgut’ta havalimanından Özel Kuvvetler Komutanlığı’na helikopterle götürülmesi ile Alay Komutanı’nın kaçırılması iddiasıyla ilgiliydi.

27 sanık hakkındaki davada Mahkeme Başkanı Özbağ, 14 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis, 8 sanığa ise müebbet cezası açıkladı. 1 sanığın 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığını, tutuksuz 5 sanığın dosyasının ayrıldığını duyurdu. Karar medyaya da bu şekilde yansıdı.

Ancak açıklanan yazılı kısa kararda 14 sanık değil, Başkan Özbağ’ın “müebbet” diye duyurduğu 8 sanığın da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı yazılıydı. Ağırlaştırılmış müebbet ile müebbet arasında büyük fark bulunuyor.

İSTİNAF DİLEKÇELERİNİ ZAPTA GEÇİRMİYOR

Zikrullah Özbağ, ayrıca avukatların İstinaf dilekçelerini zapta geçmemesi, kısa kararları avukatlara vermemesi ve duruşmalarda sanıklara fırça atmasıyla da biliniyordu.

Evren Civelek’e 25 yıl 6 ay hapis cezası

BOLD ÖZEL

İşkencecilere hapiste bile boyun eğmeyen Şeref hoca koronavirüse yenildi

Koronavirüs vakalarıyla anılan 2 bin mahpusun kaldığı Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde kalan Bilgisayar öğretmeni 2 çocuk babası Şerif Vatansever 47 yaşında koronavirüsten yaşamını yitirdi. Koğuş arkadaşının, onun vefatı sonrası paylaştıklarıysa Şeref Vatansever’in maruz kaldığı işkenceyi gözler önüne serdi.

BOLD – Kocaeli Cezaevinde yakalandığı koronavirüs yüzünden kaldırıldığı hastanede tedavi gören bilgisayar öğretmeni Şeref Vatansever hayatını kaybetti.

47 yaşında hayatını kaybeden Vatansever’in kaldığı koğuşta mahkumların tamamının koronavirüse yakalandığı öğrenildi.

TABUTTA TAHLİYEYE SON

Cezaevleri İhlalleri adlı sosyal medya hesabı Vatansever’in vefat haberini şöyle duyurdu: “Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde Bilgisayar öğretmeni Şerif Vatansever koronadan 47 yaşında yaşamını yitirdi. Koğuşunun hepsi korona olan Şerif Vatansever bir haftadır tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Tabutta tahliyeye son verin!”

GECELER BUNA ŞAHİT

Vefat haberine gelen yorumlardan biri de Vatansever ile birlikte hapis yatan Cihat adlı kullanıcıdan geldi. Vatansever’in cezaevinde kaldığı süre boyunca da işkence gördüğünü anlatan koğuş arkadaşı şunları söyledi: “Kardeşim, Allah’ın huzuruna alnın ak yüzün pak olarak çıkacaksın. Beraber yattığımız 42 ay bunun şahididir… Mahkeme devam ederken koğuştan götürüldüğün ve bir hafta boyunca polisin elinde işkenceye maruz kaldığın o gün ve geceler buna şahittir. Bize de şefaatçi ol nolursun.”

Koronavirüsle anılan Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde bilanço ağırlaşıyor. Cezaevinde koronavirüs testi pozitif çıkan çok sayıda tutuklu olduğu öğrenildi. Bir aile yakınının iddiasına göre 300 kişi koronavirüs kaptı. Durumları ağır olan mahpuslar Kocaeli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

“NE HASTANE NE CEZAEVİ SAĞLIKLI BİLGİ VERMİYOR”

Ağustos 2020’den beri Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde bulunan ve adının açıklanmasını istemeyen başka bir aile yakını, eşine 16 Nisan’da yapılan testin pozitif çıktığını söyledi.

Tüm koğuşun karantinaya alındığı belirten eş, “Ne hastane ne cezaevi sağlıklı bilgi vermiyor. Mektuplarım ulaşıyor mu onu dahi bilemiyorum. Eşimden gelen mektup belli ki hastalık öncesi tarihten ve eşimle ilgili haberleri yan koğuşlarında bulunan tanımadığım insanların yakınlarından almaya çalışıyorum. Her birimiz apayrı mağduriyet içerisindeyiz. 16.04.2021 tarihinden beri cezaevinin genelleme yaparak verdiği bilgiler dışında bir bilgi alamıyor, aksine telefonlar yüzümüze kapanıyor. 2000 kişiyi aşkın cezaevinde bu ne salgın, bu ne sorumsuzluk, tutuklu yakınlarına bu ne saygısızlık.” dedi.

17 GÜNLÜK EVLİYDİ

Eşi tutuklandığında henüz 17 günlük evli olduğunu söyleyen eş, “Bir gece gözaltı sonrası mahkeme denetimli serbestlik verdi. 4 saat sonrası evimize ve ailelerimizin evlerine eş zamanlı yapılan operasyon ile savcının kararı bozduğunu ve tutuklanma talebiyle cezaevine götürüldü. İlk mahkemede hüküm belli denerek 8 yıl 9 ay karar verildi. İstinaf direkt onayladı. Dosyamız Yargıtay’da.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs Kocaeli 2 Nolu T Tipi Cezaevinde

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Evindeki kitaplar suç sayıldı eşi ikiz bebeğini düşürdü

Öğretmen Sefa Gökalp, 17 -25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrası Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik cadı avının ilk kurbanlarından. Devlet memuru değildi ancak zimmet suçlamasıyla tutuklandı. Evindeki kitaplar örgüt üyeliğine delil sayıldı. Tutuklandığında eşi yaşadığı üzüntüyle ikiz çocuklarından birini düşürdü.

BOLD ÖZEL – 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik başlatılan cadı avının ilk mağdurlarından Sefa Gökalp hukuksuz şekilde tutuklandı.

Gökalp ailesi 17-25 Aralık’la başlayan hukuksuz sürecin ilk kurbanlardan. Dershanede öğretmen olarak görev yapan Sefa Gökalp, devlet memuru olmamasına rağmen haksız bir şekilde zimmetine para geçirmekle suçlandı. Evinde arama yapıldı. Polisler evinde buldukları Fethullah Gülen’in kitaplarını terör örgütü üyeliğine delil saydı. Tutuklandı ancak delil yetersizliği sebebiyle 27 gün sonra tahliye edildi. Eşi, o tutuklandığı dönemde ikiz çocuklarına hamileydi. Yaşadığı üzüntünün etkisiyle ikiz çocuklarından birini düşürdü. İkinci çocuğu da erken doğumla hayata tutunabildi.

Sefa Gökalp, eşi ve çocuklarıyla.

KARDEŞİ DE DÜĞÜN GÜNÜ TUTUKLANDI

Cadı avı Sefa Gökalp ile sınırlı kalmadı. Hukuksuz gözaltı ve tutuklamalar tüm aileye sıçradı. Gökalp’in babası işten çıkarıldı. Eşinin ailesinden 2 kişi daha tutuklandı. Eşinin kız kardeşiyle evlenen Sefa Gökalp’in erkek kardeşi düğün sırasında tutuklanarak hapse konuldu.

YENİ BİR HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYORLAR

Eşi hakkında da yakalama kararı çıkarılınca Gökalp ailesi zor bir karar alarak çok sevdikleri vatanlarını terk etmek zorunda kaldılar. 2 çocuğuyla İsviçre’ye gelen Gökalp ailesi yeni bir hayata ‘merhaba’ dedi. Şimdi yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar.

En fazla KHK’lıyı bağrından çıkaran Kavşut Köyü belgesel oldu

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İdare Mahkemesinden delilsiz ‘şifahi’ adalet

15 Temmuz’un ardından KHK’larla ihraç edilenlere yönelik hukuksuz kararlara bir yenisi daha eklendi. Bir ihbar üzerine açılan ceza davasından beraat eden KHK’lı, ihracının iptali için Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme, dosyada delil bulamayınca MİT’in şifahi(sözlü) olarak verdiği bilgiye dayanarak davayı reddetti.

BOLD – Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza davasından beraat eden KHK’lının ihracına karşı açtığı davayı reddetti. Mahkeme herhangi bir delile yer vermediği gerekçeli kararında emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının şifahi(sözlü) bilgilendirmesini ihraç için yeterli buldu.

KHK’yla ihraç edilen bir kişi, hakkındaki ihbar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebini reddetti. Hakkında açılan davadan da tanığın beyanlarını reddetmesi üzerine beraat etti. Ancak OHAL Komisyonu memuriyete iadesine dair başvuruyu reddedince KHK’lı Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı.

İSTİHBARATIN ŞİFAHI BİLGİSİYLE KARAR VERDİ

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının KHK’lı kişinin cemaat ile irtibatının bulunduğu yönündeki ‘şifahi’ bilgilendirmesini yeterli bularak davayı reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “…emniyet istihbaratında ve MİT Bölge Başkanlığından verilen şifahi bilgide kişinin yoğun olarak FETÖ mensupları ile ilişki içerisinde olduğu ve onlarla yoğun bir şekilde irtibat ve ilişkisinin bulunduğu bildirilmiştir” denildi.

Ankara 24. İdare Mahkemesinin hukuksuz ‘şifahi’ kararı.

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0