Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İşte ekonomik krizin bilançosu

DİSK'in hazırladığı rapor, ekonomik krizin toplumsal boyutlarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre krizin asıl bedelini ücretliler ve dar gelirliler ödüyor.

DİSK’in hazırladığı rapor, ekonomik krizin toplumsal boyutlarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, AKP hükümetinin görmezden geldiği ve üstünü örtmeye çalıştığı “ekonomik krizin” en ağır bedelini, ücretliler ve dar gelirliler ödüyor. 

BOLD- Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) ekonomik krizin 2018’de çalışma yaşamı ve işçi sınıfı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırma raporu hazırladı.

DİSK-AR’ın yeni araştırması, görmezden gelinmeye ve üstü örtülmeye çalışılan ekonomik krizin çalışma yaşamı ve işçi sınıfı üzerindeki etkilerini kapsamlı olarak inceliyor.

KRİZİN ETKİLERİ UZUN VADELİ OLACAK

Rapora göre, ekonomik durgunluk ve küçülmenin, yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin birlikte görüldüğü 2018 krizinin etkileri uzun vadeli olacak. Araştırma, krizin faturasının işçi sınıfına ve ücretli çalışanlara yüklenmek istendiğini de ortaya koydu.

İŞTE EKONOMİK KRİZİN BİLANÇOSU
  • Büyümede sert fren: Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2018’in üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sadece yüzde 1,6 arttı. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 2017’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5 oranında artmıştı. Ekonomik büyümenin 2018’in 4’ncü çeyreğinde eksiye düşmesi bekleniyor.
  • Sanayi üretimi durdu: Kasım 2018’de sanayi üretimi bir önceki yılın kasım ayına göre yüzde 6,5 oranında azaldı. Sanayi üretimindeki daralma daha fazla işsizliğin habercisi.
  • Kriz sanayide kapasite kullanımını düşürdü: 2017 Aralık ayında 79 olan sanayide kapasite kullanım oranı 2018 Aralık ayında 5 puan düşerek 74’e geriledi. İmalat sanayi kapasite kullanım oranlarının düşüşü fazla çalışmaların düşüşü ve istihdam azalışı sonucunu doğuracak.
  • Türkiye enflasyonda açık ara lider: Ekonomik kriz Türkiye’yi OECD ülkeleri içinde tüketici fiyatlarının en yüksek olduğu ülke haline getirdi. Türkiye OECD ortalamasının 8,5 katı, AB ortalamasının 12 katı enflasyona sahip.
  • Mutfak enflasyonu yüzde 31’e yükseldi: 2018’de ana harcama grupları arasında gıda enflasyonu yüzde 31, ev eşyası yüzde 29 oranında arttı.
ELEKTRİĞE YÜZDE 45 DOĞALGAZA YÜZDE 31 ZAM
  • Elektrik yüzde 45, doğal gaz yüzde 31 arttı: 2018’de elektrik ve doğalgaz fiyatlarındaki artış ortalama enflasyonun çok üzerinde gerçekleşti. TÜİK’e göre elektrik fiyatları 2018 yılında yüzde 45 oranında arttı. Doğalgaz fiyatlarındaki artış ise yüzde 31 oranında gerçekleşti.
  • Kredi faizlerinde tırmanış talebi düşürdü: Krizin önemli yansımalarından biri kredi faizlerinde yaşandı. İhtiyaç kredisi faizleri Aralık 2018 itibariyle yüzde 33’ün üzerinde gerçekleşti. Tüketici kredi faizi ise yüzde 19,6’ya yükseldi. Taşıt kredileri iki yılda yüzde 13 seviyesinden 29 seviyesine, konut kredi faizleri yüzde 11 seviyesinden yüzde 18’e ve ticari kredi faizleri yüzde 14’lerden yüzde 28’e ulaştı.
KONUT SATIŞLARI ÇAKILDI İNŞAAT SEKTÖRÜ DURDU
  • Konut satışları çakıldı, inşaat sektörü durdu: İpotekli konut satışlarındaki düşüş inşaata dayalı birikim rejiminin çöküşü anlamına geliyor. İpotekli konut satışları 2017’ye göre yüzde 79 azaldı. Haziran 2018’de 47 bin konut satış sayısı Aralık 2018’de 7 bine geriledi.
  • İnşaatta istihdam depremi: İnşaat sektöründe istihdam Ocak 2018 ile Ocak 2019 arasında 487 bin azalarak 1 milyon 747 binden 1 milyon 260 bine geriledi.
  • Tüketici güven endeksinde sert düşüş: Tüketici güven endeksi, Kasım 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre 7 puan azalarak 65’ten 58’e geriledi. Temmuz 2018’de 73 olan tüketici güven endeksi 6 ayda 15 puan geriledi.
  • Kriz ekonomiye güveni sarstı: Ekonomiye güven Temmuz 2018’den itibaren düşüyor. Bir önceki yılın aralık ayında 95 olan ekonomik güven endeksi 20 puan azalarak Aralık 2018’de 75’e geriledi.
  • Türkiye yüksek işsizlikte OECD’nin ilk üçünde: Türkiye yüzde 11’in üzerine çıkan ve yükselmeye devam eden işsizlik oranı ile OECD içinde en yüksek işsizlik oranına sahip üçüncü ülke. İspanya yüzde 15, Yunanistan ise yüzde 18,9 oranında işsizlik ile Türkiye’nin önündeki diğer iki ülke.
AKP İŞSİZLİĞİ YÜZDE 34 BÜYÜTTÜ
  • Krizde yarım milyon yeni işsiz: 2018’de en yüksek işsiz sayısı ekim ayında görüldü. İşsiz sayısı Ekim 2017’den Ekim 2018’e bir yılda 501 bin, 2018’de ocak ayından itibaren ise 564 bin arttı. Geniş tanımlı işsiz sayısı bir yılda 517 bin kişi arttı ve 6,4 milyona yaklaştı. Tarım dışı işsizlik hızla tırmanarak yüzde 13,6’ya yükseldi. 2018 yılında bütün işsizlik türlerinde artış yaşandı. En yüksek artış genç işsizliği ve tarım dışı genç kadın işsizliğinde yaşandı. Genç işsizliği yüzde 19,3’ten yüzde 22,3’e, tarım dışı genç kadın işsizliği ise yüzde 33’e tırmandı.
  • AKP işsizliği yüzde 34 büyüttü: AKP döneminde işsizlik oranları AKP öncesi döneme göre yaklaşık dört puan arttı. 1988-2002 arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 8 iken 2002-2018 arasında ortalama işsizlik yüzde 10,7’ye yükseldi.
  • Açık iş sayısı azalıyor: Ocak-aralık 2017 döneminde toplam 2 milyon 691 bin bine ulaşan İŞKUR’a kayıtlı açık iş sayısı 2018 Ocak-Aralık döneminde yüzde 11’lik azalışla 2 milyon 394 bine geriledi. İşverenlerin işçi talebi düştü.
KADIN İŞSİZ SAYISI ERKEKLERİ GEÇTİ
  • Kayıtlı işsiz sayısı 1 milyondan fazla arttı: 2018 Ocak ayında İŞKUR’a kayıtlı işsiz olarak başvuranların sayısı 2 milyon 457 bin iken, bu sayı 2018 aralık ayında 3 milyon 500 bine yükseldi. Böylece 2018’de İŞKUR’a 1 milyon 52 bin yeni işsiz başvurdu.
  • Kayıtlı kadın işsiz sayısı erkekleri geçti: İlk defa 2018‘de kayıtlı kadın işsiz sayısı kayıtlı erkek işsiz sayısını geçti. 2018’de kayıtlı erkek işsiz sayısı 1 milyon 704 bin olurken, kayıtlı kadın işsiz sayısı 1 milyon 805 bine yükseldi.
  • İşsizlik ödeneği başvuruları yüzde 80 arttı: Aralık 2017’de aylık 117 bin olan işsizlik ödeneği başvuru sayısı Aralık 2018’de yüzde 80 artışla 211 bine ulaştı.
  • İşsizlik ödeneği alanların sayısında tırmanış: İşsizlik ödeneği alanların sayısı Aralık 2018’de rekor seviyeye ulaştı. Aralık 2017’de 408 bin olan işsizlik ödeneği alanların sayısı Aralık 2018’de 577 bine yükseldi.
  • Ücret Garanti Fonundan yararlananlar krizde 10 kat arttı: Aralık 2017’de 293 olan Ücret Garanti Fonundan yararlananların sayısı Aralık 2018’de 7 bine yaklaştı. Ücret Garanti Fonu ödeme güçlüğüne düşen ve konkordato ilan eden işverenlerin ödeyemediği işçi alacaklarının bir bölümünü ödüyor.
İŞSİZLİK SİGORTASI İŞVEREN FONUNA DÖNÜŞTÜ
  • İşsizlik Sigortası Fonu işveren destek fonuna dönüştü: Krizle birlikte İşsizlik Sigortası Fonu daha çok işsizler için kullanılacak yerde işverenler için kullanılıyor. İşverenler 2018 yılında İşsizlik Sigortası Fonuna 9,2 milyar prim ödemesi yaparken, 10,7 milyar teşvik ve destek aldılar. İşsizlik sigortası ödemelerinin toplam gelire oranında ise düşüş yaşandı. 2015 yılında yüzde 20,3 olan işsizlik sigortası ödemelerinin toplam gelire oranı 2018’de 16,9’a geriledi.
  • İşsizlik Sigortası Fonu gelirinden daha fazla teşvik ödemesi yaptı: İşsizlik Sigortası Fonunun (İSF) 2018 yılı gelir ve harcama grafikleri özellikle yılın ikinci yarısında vahim bir hal aldı. Temmuz ayında İSF’den işverenlere yapılan destek ve teşvik ödemeleri prim gelirlerinin çok üzerinde gerçekleşti. Temmuz 2018’de 2,8 Milyar TL fon gelirine karşılık, işverenlere 4,2 milyar TL ödeme yapıldı.
  • Sigortalı işçi sayısı üç ayda 361 bin düştü: SGK’ye göre 2018 Eylül ve Kasım ayları arasında sigortalı sayısındaki azalış 361 bin oldu.
  • Sigortalı işçi sayısı bir yılda 433 bin azaldı: Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açıklanan sendikalaşma istatistiklerine göre Ocak 2018-Ocak 2019 arasında sigortalı işçi sayısı 433 bin azaldı.
İŞKUR VERİLERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR
  • İŞKUR’un işe yerleştirme verileri gerçeği yansıtmıyor: İŞKUR Ocak-Ekim döneminde 991 bin, Ocak-Kasım döneminde ise 1 Milyon 99 kişinin İŞKUR kanalıyla işe yerleştirdiği açıkladı. İŞKUR tarafından açıklanan ve bir milyona yaklaşan işe yerleştirme sayılarının hiçbiri SGK ve TÜİK verileri tarafından desteklenmiyor. SGK’ye göre Ocak 2018 ile Kasım 2018 arasında sigortalı işçi sayısındaki artış sadece 230 bin.
  • Asgari ücret açlık sınırında: 2017 şubat ayından 1.658 TL olan açlık sınırı ocak 2019’da 1.957 TL’ye yükseldi. Yoksulluk sınırı şubat 2017’de 5 bin 738 TL iken, ocak 2018’de 6 bin 758 TL’ye yükseldi. Böylece 2019 için saptanan 2 bin 20 TL asgari ücret yılın ilk ayında açlık sınırı düzeyine geriledi.
  • Ücret artışı verimlilik artışının gerisinde kaldı: Reel ücretlerde gerileme yaşanıyor. 2015 yılında 100 olan çalışılan saat başına verimlilik endeksi 2018 yılı üçüncü çeyreğinde 118’e yükselirken, kişi başına reel ücret endeki 100’den 101,7’ye yükseldi. 2018 birinci çeyrekte reel ücret endeksi 106,7 iken üçüncü çeyrekte reel ücret endeksi 101,7’ye geriledi.
İŞÇİNİN VERGİ YÜKÜ ARTTI
  • Vergi dilimleri düşük tutuldu, işçinin vergi yükü arttı: 2019 Gelir Vergisi Genel Tebliğine göre yüzde 15’lik ilk gelir vergisi dilimi 18 bin TL olarak hesaplandı. Böylece ilk vergi dilimi yüzde 21,6 oranında arttı. Asgari ücretteki yüzde 26 oranında artış karşısında vergi dilimi düşük kaldı. Hükümetin ilk vergi dilimi tutarını düşük tutması nedeniyle çalışanlar 2019 Mayıs veya Haziran ayından itibaren yüzde 20’lik vergi dilimine girerek ve daha fazla vergi ödeyecek.
  • Kredi ve kredi kartı borçları ödenemiyor: 2018 yılı Ocak ve Kasım döneminde kredi ve kredi kartı borcunu ödeyememiş gerçek kişi sayısı 2017 yılına göre önemli bir artış gösterdi. 2017 Ekim ayında 152 bin olan ödeme yapmayan borçlu sayısı 2018 Ekim ayında 184 bine yükseldi. 2017 Kasım ayında 133 bin olan bu sayı 2018 Kasım ayında 165 bin oldu.
  • Kriz hanehalkı borçlanmasını ve harcamasını azalttı: 2018’de hanehalkı borcunun hanehalkı harcanabilir gelirine oranı geriledi. 2017’de yüzde 48 olan borç oranı krizin etkisiyle 2018’de yüzde 40’a düştü. Borçlanma eğiliminde yavaşlama yaşanıyor.
  • Emekliye milli gelirden pay yok: 2002’ye göre emekli aylıkları milli gelire göre yüzde 20 geriledi. Emekli aylıklarının milli gelir karşısında 2017 ve 2018’de erimesi arttı.
KRİZİN YÜKÜ ÜCRETLİLERE YÜKLENİYOR
  • Krizin yükü ücretlilere yükleniyor: Krizin ekonomik ve toplumsal etkileri konkordato ilanları, şirket iflas ve ödeme güçlükleri, işten çıkarma, ücretsiz izin, üretimi durdurma, üretimi azaltma, intihar ve kendine zarar verme eylemleri ve krize karşı işçi eylemleri biçiminde görülüyor. Krizin yoğunlaştığı 2018’in son dört ayında binlerce konkordato başvurusu gerçekleşti.
  • Krizle birlikte işten çıkarmalar yoğunlaştı: İşten çıkarmaların en yoğun olduğu sektörler olarak konkordatoda başvurularında olduğu gibi inşaat, metal, petro-kimya, dokuma, madencilik ve gıda olarak öne çıkıyor. Kriz döneminde bazı işyerleri işten çıkarmaları tercih ederken bazıları da işçileri ücretsiz izne çıkarma/çalışanlara zorla izin kullandırma, fazla çalışmaları kaldırma, işçi ücretlerinde kesintiler uygulama, vardiya sayılarında değişiklik yapma ve üretimi durdurma gibi yöntemleri tercih ediyor. Böylece kimi şirketler işçi çıkarmayı bir süre öteliyor.
  • Kriz nedeniyle en az altı intihar girişimi yaşandı, üç işçi intihar etti: Kriz kaynaklı işten çıkarmalar ve işçi alacaklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli işçi eylemleri gerçekleşirken, kriz nedeniyle en az 6 işçinin intihar girişiminde bulundu, bunlardan üçü ise intihar sonucu hayatını kaybetti. İntihar girişimlerinin tümü işçiler ücretlerini alamadıkları için yapıldı.

Ekonomik kriz korkusu terörü geçti, halk geçim derdinde

BOLD ÖZEL

Bir aylık hamile akademisyen Emel Top Bayraktar tutuklandı

Hamile bir kadın daha tutuklandı. Bingöl Üniversitesinde çalışan ve hamile olduğunu yeni öğrenen Emel Top Bayraktar tutuklanıp cezaevine gönderildi.

BOLD ÖZEL – Üç yıldır Bingöl Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışan Emel Top Bayraktar (29) 8 Nisan’da tutuklanıp Bingöl M Tipi Cezaevine gönderildi. 7 Nisan’da gözaltına alınan Bayraktar bir gece nezarethanede kaldıktan sonra ertesi gün tutuklandığı öğrenildi.

HAMİLE OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Emel Top Bayraktar’ın, kendileriyle ilgilendiğini söyleyen üniversite öğrencilerinin ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla tutuklandığı belirtildi. Hamile olduğunu kendisi de yeni öğrenen Bayraktar’ın, elinde resmi bir rapor olmadığı için SEGBİS ile bağlandığı Manisa 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde hamileliğini söylemedi.

İfadesinde, üniversiteyi çok zorluklarla okuduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bu suçlamalar beni ziyadesiyle üzmektedir. Vatanımı, milletimi çok seviyorum. İhanet etmeyi kendime ve kimseye yakıştıramıyorum.” dedi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AKP’nin aldığı devlet yardımı çok ödediği vergi az 

Anayasa Mahkemesi, partilerin 2017 yılı kesin hesap defterlerini inceledi. İnceleme sonucunda ilginç detaylar ortaya çıktı. Vatandaşın vergilerinden en çok Hazine yardımı alan AKP’nin, MHP’den az vergi ödediği ortaya çıktı.

BOLD ÖZEL – Vatandaşın ve şirketlerin ödediği vergilere sürekli zam yapan AKP Hükumeti’nin ödediği vergi ‘devede kulak kaldı.’ Resmi Gazetede yayımlanan Siyasi Parti Mali Denetim Kararları AKP’nin gelir gider rakamlarını ortaya koydu.

Anayasa Mahkemesinin incelediği AKP’nin 2017 yılı kesin hesap çizelgesine göre iktidar partisine 119 milyon 170 bin 658 lira devlet yardımı yapıldı. Bunun karşılığında AKP, devlete ödenen kesin vergi rakamı açıklanmadı. Vergi, sigorta, noter ve mahkeme gideri kalemlerinin toplamında 256 bin 409 lira gider yazıldı.

HAZİNE’DEN ALIP AKP’LİLERE AKTARIYOR

186 milyon 338 bin 126 liraya ulaşan AKP gelirlerinin 119 milyon 170 bin 658 lirası halkın vergilerinden aktarılan Hazine yardımından oluştu. Başka bir deyişle AKP gelirlerinin yüzde 64’ü devlet yardımlarından sağlandı. Partinin 196 milyon 459 bin 669 lira giderlerinin 256 bin 409 lirası vergi, sigorta, noter ve mahkeme giderlerinden oluştu. Bu giderlerin sadece 0,1’inin vergiye gittiğini gösterdi. Aslan payı ise lüks arabada kokain çekerken görüntülenen Kürşat Ayvatoğlu gibi büro elamanlarına gitti. AKP personele 22 milyon 861 bin 206 lira ödedi.

HAZİNE YARDIMI ALMAYAN DEMOKRAT PARTİ

Yine 2017 yılında MHP ise 28 milyon 653 bin 663 lira Hazine yardımı aldı. Bunun karşılığında 442 bin 229 lira vergi, sigorta, noter ve mahkeme gideri ödedi. Baraj altında kaldığı için Hazine yardımı alamayan Demokrat Parti ise 2017 yılında 13 bin 269 lira vergi ödedi. 25 Ekim 2017 tarihinde kurulan İyi Parti ise 59 lira vergi ödedi.

İRFAN FİDAN İMZASI DA VAR

AKP’nin 2017 gelir giderlerinin denk olduğu kararına varan Anayasa Mahkemesi kararında Başkan Zühtü Arslan ve üyelerin imzası yer aldı. Kararda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önce Yargıtay’a ardından AYM’ye atadığı İrfan Fidan’ın da imzası bulunuyor. CHP ve HDP’nin incelemeleri tamamlanmadığı için Resmi Gazetede yayımlandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’den AKP Hükumeti’ne kalabalık cezaevi sorgusu: 7 ay tuvalet önünde tutuklu yattı mı?

AİHM, Türkiye’de aşırı kalabalık ve kötü şartlardaki cezaevlerinde hak ihlaline yol açıldığı gerekçesiyle açılan 87 davada AKP hükumetinden savunma istedi. Hükumetin, tutukluların yerde yatırılması, hijyen sorunu, havalandırma eksikliği, sınırlı sıcak su ve aileden uzak cezaevlerine nakil gibi soruları cevaplamasını istedi.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’deki cezaevlerinde kötü şartlar nedeniyle insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kalan 87 tutuklu ve hükümlünün açtığı davada AKP hükumetinden savunma istedi.

Osman Kacır ve diğer 56 kişinin hak ihlali iddiasıyla açtığı davaları 16 Mart 2021’de AKP hükumetine tebliğ eden AİHM, cezaevlerinin durumuyla ilgili soruların yanıtlanmasını istedi. AİHM’in araştırdığı konuların başında, aşırı kalabalık cezaevleri geliyor. Hükumetin savunmasının ardından başvurular Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan işkence ve insanlık dışı muamele ile özel hayat ve aile hayatına saygı maddelerinin ihlali kapsamında yargılama konusu edilecek.

TUVALET ÖNÜNDE YERDE YATAK

AİHM, 15 Temmuz’un ardından tutuklanan ve İzmir Menemen Cezaevinde yedi ay boyunca dönüşümlü olarak yerde şilte üzerinde yattığını beyan eden bir başvurucunun yaşadıklarını hükumete sordu. Ayrıca Kocaeli T Tipi Cezaevinde kalan bir başvurucunun ise tuvaletlerin önünde dönüşümlü şekilde yerde şilte üzerinde yattıkları, tuvaletler için 45 dakika kuyrukta kaldıkları iddialarını hükumetin cevaplamasını istedi.

SINIRLI SICAK SU

AİHM bu kapsamda çok kişilik koğuşlara yerleştirilen mahpusların sayısını, hijyen ve havalandırma eksikliği iddiasını, yerde yatak, başvuranların tutukluluk koşullarının, özellikle kişisel alanlarının olup olmadığı, sıcak su, sınırlı sayıda tuvalet, haftada üç defaya mahsus sınırlı çöp toplama gibi iddiaları hükumetin yanıtlamasını istedi.

CEZAEVLERİNİN KAPASİTESİ VE TUTUKLU SAYILARI

AİHM’nin cezaevlerinin durumuyla ilgili hükumete sorduğu sorulardan bazıları şöyle:

  • Başvuranların tutulduğu cezaevlerinin süresi, yüzeyi ve kapasitesi ve buralardaki tutukluların sayısı
  • Koğuşlardaki pencerelerin tanımı, boyutları ve sayısı ve tutukluların bunları açma imkanı
  • Erişime izin verilen açık alan yüzeyi ve günlük zaman çerçevesi
  • Birimlerdeki tuvalet ve duş sayısı
  • Tuvalet ve duşlara erişim ve sıcak su mevcudiyeti ile ilgili sınırlamalar
  • Tesislerin temizliği, çöplerin haftalık toplama sıklığı ve temizlik malzemelerinin / ürünlerinin tutukluların kullanımına sunulmasına ilişkin yönetmelik;
  • Başvuranların gözaltına alınması sırasında izin verilen sosyal / kültürel / sportif faaliyetlerin kategorisi ve sayısı.
AİLEDEN UZAK CEZAEVİNE NAKİL

Türkiye’de aileleri ya da ikametlerinden çok uzak cezaevlerine gönderilen tutuklu ve hükümlülerin açtığı 30 davada da AİHM Türk hükumetinden savunma istedi. Mehmet Subaşı ve 30 tutuklu-hükümlünün açtığı davada Türk hükumetinden savunma isteyen AİHM, cezaevi yönetiminin kararları ile okula giden çocuklarıyla ziyaret gününde ya da telefonla görüşememeleriyle ilgili başvuruları özel hayat ve aile hayatına saygı haklarının ihlali kapsamında değerlendiriyor.

AİHM bu başvurularda da AKP hükumetine şu soruları yöneltti:

  • Başvuranların aile hayatına saygı hakkına bir müdahale oldu mu?
  • Ailelerinin ikamet yerlerinden uzaktaki cezaevlerinde tutuldular mı?

Af Örgütü’ne göre Türkiye’de en acil ihtiyaç yargı bağımsızlığı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0