Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

9 aylık bebek üzerindeki dehşet verici deney: Korku doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir?

9 aylık bebekken "korku" deneyine maruz bırakılan Albert 6 yaşında hayatını kaybetmişti.

Herkesin bir korkusu vardır. Peki bu korkular doğuştan mı gelir, yoksa sonradan mı edinilmiştir? Bu soruya cevap arayan Amerikalı psikolog John B. Watson, tarihin en korkunç deneyini gerçekleştirmişti.

BOLD- Rus psikolog Ivan Pavlov, canlıların bazı şeylere karşı nasıl şartlandığını anlamak için bir deney gerçekleştirmişti. Bir köpeği odaya yerleştirdi, ona her yemek verişinden önce zili çaldı. Köpek yemeği her gördüğünde salyalar içerisinde kalıyordu.

Bir süre sonra zil çaldıktan hemen sonra yemek geldiğini anlamaya başladı. Zil onun için yemek demekti. Bir süre sonra ağzının sulanması, salyalar içinde kalması için zil sesini duyması yeterliydi.

IVAN PAVLOV’UN ŞARTLI REFLEKS DENEYİ İLHAM VERDİ

İşte bu aşamada köpeğin salya refleksi zil şartına bağlanmış oldu. Tıpkı Pavlov’un köpeğinde olduğu gibi insanların da gündelik hayatta şartlanmışlıkları var.

Amerikalı psikolog John B. Watson, Pavlov’un köpek üzerinde gerçekleştirdiği şartlanma deneyini bir adım ileriye taşımak istedi. 1920 yılında duygusal reaksiyonların da insanlar tarafından şartlandırılmış olabileceği konusunu araştırmaya başladı.

Deneyin başrolü Albert B. olarak bilinen 9 aylık bir bebekti. Bir bebek, psikoloji deneği olmuştu.

9 AYLIK BEBEĞE YETİŞKİNLERİN KORKTUĞU HAYVANLARI GÖSTERDİ

Psikolog Watson, küçük Albert’e yetişkin insanların korktukları ya da sakındıkları hayvanları ya da nesneleri göstermek istedi. Beyaz fare, tavşan, maymun, korkunç maskeler ve yanan gazeteler gibi objeleri 9 aylık bebeğe gösterip tepkilerini analiz etti.

Küçük Albert, kendisine gösterilen hiçbir şeye karşı herhangi bir korku belirtisi bile göstermedi.

Bunun Watson için büyük bir anlamı vardı. Korku, insanların sonradan edindiği bir duyguydu. Watson bu defa deneyde küçük bir düzenleme yaptı.

Albert’e bir daha fare gösteren doktor, aynı zamanda bir çekiçle metal bir boruya vurarak yüksek bir ses çıkardı. Küçük Albert, doğal olarak yüksek sesi duyduğu zaman ürküp ağlamaya başladı. Watson bu şartlanma prosedürünü yedi hafta boyunca tekrarladı.

BEBEK YÜKSEK SESİ DUYMADAN DA AĞLADI

Küçük Albert her seferinde gözyaşlarına boğuldu. Deneyin ilerleyen safhalarında Albert’in ağlaması için yüksek bir sese gerek kalmadı. Küçük çocuk, yalnızca fareyi görünce bile ağlamaya başlıyordu.

Watson, raporunda şunları yazdı: “Fare gösterildiği an bebek ağlamaya başladı. Ani bir şekilde soluna döndü ve sol tarafına düştü. Kendini kaldırdıktan sonra o kadar hızlı bir şekilde fareden uzaklaştı ki masadan düşmeden önce zor yakalayabildik.”

Küçük Albert, tüylü ve beyaz olan her şeyden korkmaya başlamıştı.

Deneyin sonucunda klasik şartlandırmanın korkuları oluşturabileceği ortaya çıktı. Yani korkulan çoğu obje veya havyandan şartlanma sebebiyle korkuluyor.

Watson deneye başlamadan önce şartlanma kriterleri şöyleydi:

  • Nötr uyarı: Beyaz fare
  • Şartlı uyarıcı: Yüksek ses
  • Şartsız tepki: Korku
Deneyin ardından şartlar şöyle değişti:
  • Şartlı uyarıcı: Beyaz fare
  • Şartlı tepki: Korku
KÜÇÜK ALBERT KİMDİ, DENEYDEN SONRA BEBEĞE NE OLDU?

Üzerinde korku deneyi yapılan Albert 6 yaşında hayatını kaybetti.

Deney psikoloji alanında büyük gelişmelerle sonuçlansa da fazlasıyla eleştirildi. Deney Albert’in hayatını tamamen değiştirdi. Deney sırasında acı çektiği net bir şekilde görülebilen küçük Albert, bu süreci yedi hafta boyunca tekrar etti.

Küçük Albert olarak bilinen bebeğin gerçek kimliği sonradan ortaya çıktı. Douglass Merritte isimli bebek, 10 Mayıs 1925 tarihinde hidrosefalus (beyinde su toplaması) sebebiyle altı yaşında hayatını kaybetmişti.

Psikoloji deneylerine ilişkin en büyük tartışmalardan bazıları küçük Albert deneyi üzerine döndü.

Gündem

Gergerlioğlu’ndan mektup var: İçim rahat, doğru işler yaptım

Milletvekilliği düşürüldükten sonra tutuklanan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ankara’da “İşimizi Geri İstiyoruz” eylemlerine katılan KHk’lı Nazan Bozkurt’a mektup gönderdi. Gergerlioğlu mektubunda yine herkese moral ve destek verdi. Doğru işler yaptıklarını söyledi.

BOLD – 3 Nisan’dan bu yana Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yüksel Direnişçileri’nden KHK’lı memur Nazan Bozkurt’a mektup yazdı.

Altı ay Gebze Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra 5 Nisan’da serbest bırakılan Bozkurt’un tahliyesine çok sevindiğini söyleyen Gergerlioğlu, “İnşallah bir sonraki duruşmada Alev ve Dersulu’yu da alırız. Çok yürekli çok temiz vicdan var. Sana verdiğim destek benim için onurdur. Onurlu Yüksel Direnişçilerini tekrar selamlıyorum. Merak etmeyin kazanacağız. Zalimler pek zayıf, tek bildikleri zorbalık.” dedi.

Hapiste içinin rahat olduğunu belirten Gergerlioğlu, “Doğru işler yaptım, beni cezaevine attılar ama halkın ve hakkın takdirini, sevgisini kazanan ben oldum. Bundan güzel şey olabilir mi?” ifadelerini kullandı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, 2018’de milletvekili seçilmeden önce yargılandığı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince 21 Şubat 2018’de yazdığı yazılar ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek terör örgütü propagandası yaptığı  iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapse mahkûm edilmişti.

Yüksel direnişçisi Nazan Bozkurt’a tahliye

Okumaya devam et

Gündem

İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu, YÖK üyeliğine yeniden atandı

Ramazan’da yaptığı iftar ve sahur programlarıyla tanınan Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Nihat Hatipoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla yeniden YÖK üyeliğine seçildi. 

BOLD – Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, yeniden YÖK üyeliğine seçildi.

İLK KEZ 2017 YILINDA ATANMIŞTI

Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla YÖK üyesi Nihat Hatipoğlu’nun görev süresi uzatıldı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bazı bakanlıklara yaptığı atamalara ilişkin kararlar Resmi Gazete’nin bugünkü mükerrer sayısında yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı kararına göre; Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeliğine yeniden atandı. Hatipoğlu, YÖK üyeliğine 11 Mart 2017 tarihinde seçilmişti.

Cezaevinde koronavirüse yakalanan eski Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Eken vefat etti

Okumaya devam et

Gündem

Cezaevinde koronavirüse yakalanan eski Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Eken vefat etti

15 Temmuz’un ardından tutuklanarak müebbet hapis cezası verilen eski Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Şükrü Eken, Bafra Cezaevi’nde yakalandığı koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti.

BOLD – Bafra T Tipi Kapalı Cezaevinde koronavirüse yakalanan Eski Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Şükrü Eken, durumunun ağırlaşması üzerine kaldırıldığı hastanede önceki gün vefat etti.

Eski Samsun Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Şükrü Eken, 15 Temmuz darbe girişiminden bir gün sonra gözaltına alınıp 17 Temmuz’da çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Tuğgeneral Eken (56) hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ön gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye, düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs” iddiasıyla Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

CEZAEVİNDE KORONAYA YAKALANDI

6 Nisan 2018’de darbeye teşebbüs iddiasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılan Eken, hükümlü bulunduğu Bafra Cezaevi’ndeki kötü şartlar nedeniyle koronavirüse yakalandı. Eken, cezaevinde durumunun ağırlaşması üzerine 24 Mart günü Bafra Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastanenin yoğun bakım servisinde koronavirüs tedavisi gören Eken 19 Nisan gecesi vefat etti.

MEMLEKETİNDE TOPRAĞA VERİLECEK

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan Eken’in cenazesi Samsun Cumhuriyet Savcılığının kararıyla otopsi işlemleri için Trabzon Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Eken’in cenazesinin otopsi işlemlerinin ardından memleketi Çankırı’da toprağa verileceği belirtildi.

Hizmet Hareketi mensuplarına sahur operasyonu: 30 gözaltı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0