Bizimle iletişime geçiniz

Genel

4 askerin şehit olduğu kazaya dair şoke eden iddia: Helikopter arızalıydı

İstanbul Çekmeköy’de Kirazlı Mahallesi’nde site içine düşen UH-1 askeri helikopterin arızalı olduğu iddia edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, kazada şehit düşen 4 askerden birinin uçuş öncesi eşini arayarak helikopterin arızalı olduğunu söylediğini iddia etti.

UH-1 askeri helikopterlerinin 2020 yılında TSK envanterinden çıkarılacağı belirtiliyordu. 

2020 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterinden çıkarılması planlanan UH-1 tipi askeri helikopterin düşüş sebebi henüz belirlenemedi.

Daha önce 26 Kasım 2018 tarihinde İstanbul’da düşmüş, 5 asker şehit olmuştu.

HAMZAÇEBİ: O HELİKOPTER ARIZALIYMIŞ

Düşen helikopterle ilgili CHP İstanbul Milletvekili Hamzaçebi, çarpıcı bir iddiada bulundu. Twitter hesabı üzerinden açıklamada bulunan Hamzaçebi, şehit askerlerden birinin uçuştan önce eşini arayarak helikopterin arızalı olduğunu söylediğini belirtti.

Hamzaçebi’nin yaptığı açıklama şöyle: “Şehitlerimizin ailelerini hastanede ziyaret ettim. Gözyaşları içindeki bir kadınımız, helikopterde bulunan eşinin uçuştan önce kendisine telefon ederek helikopterin arızalı olduğunu söylediğini söyledi.

Havuz medyası bu bilgileri veremez. Televizyonlar, gazeteciler gelip gerçeği araştırmak yerine yetkililerin standart açıklamalarını verip, varsayımlar üzerine uzmanları(!) konuşturup gerçeği karartıyorlar. Yazıklar olsun.”

Aynı yerde ikinci helikopter kazası: 4 asker şehit

Genel

Memura ‘yazılı uyarma’ cezası yargıdan döndü

Şırnak’ta görev yapan memura ‘yazılı olarak uyarma’ cezası verildi. İdare mahkemesi, mevzuatta böyle bir ceza olmadığını belirterek kararı iptal etti.

BOLD – Dava dosyasına göre Şırnak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapan Türk Büro-Sen üyesi memura “yazılı olarak uyarma” cezası verildi. Bu memur SGK İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından verilen cezanın iptali istemiyle dava açtı.

Cumhuriyet’in haberine göre, davayı görüşen Mardin 2. İdare Mahkemesi, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 125. maddesine dikkat çekerek, yazılı olarak uyarılmaya dair bir düzenlemeye yer verilmediğini hatırlattı. Mahkeme ayrıca, her ne kadar disiplin cezası niteliği taşımasa da “yazılı olarak uyarmanın” memurun sicil dosyasında yer alacağına ve idarenin takdir yetkisini kullanacağı işlemlerde de dikkate alınacağının “kuvvetle muhtemel” olduğuna vurgu yaptı.

Bu tür bir disiplin cezası verilmesine hukuken olanak bulunmadığına işaret eden mahkeme, “Davacının ‘yazı ile uyarılmasına’ ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” dedi. Mahkeme bu gerekçelerle memura verilen cezayı iptal etti.

Sokaktaki her 10 kişiden birinde silah var

Okumaya devam et

Genel

RTÜK, şiddete ‘kör’ oldu

Netflix gibi internet yayınlarını kontrol altına almayan hazırlanan RTÜK’ün televizyon ekranlarından şiddete kayıtsız kaldığı belirlendi. RTÜK İletişim Merkezi’ne yılbaşından bugüne ekrandaki “şiddet” nedeniyle izleyicilerden 16 bin 514 şikâyet geldiği, bu şikâyetlerden hiçbirinin işleme alınmadığı ortaya çıktı.

BOLD  – Birgün’e konuşan RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, “Ekrandaki şiddeti görmek için Sarayın gözünün içine bakmaya da, talimat beklemeye de gerek yok. Herhangi bir havuz kanalındaki diziyi beş dakika izlemek yetecek” değerlendirmesi yaptı.

Eski eşi tarafından çocuğunun gözü önünde katledilen Emine Bulut ve öldürülen kadınlara yönelik tartışmalar sürerken RTÜK Üst Kurul Üyesi İlhan Taşcı, ekranlardaki şiddet görüntülerinin de cezasız kaldığını belirtti. RTÜK İletişim Merkezi’ne yapılan başvurulara ilişkin bir rapor hazırlayan Taşcı, bu yıl sekiz ayda tamamına yakını dizi filmlerde olmak üzere şiddet konulu 16 bin 514 şikâyetin RTÜK’e iletildiğini bildirdi. Yapılan şikâyetler sonucunda başvuruların görüşüldüğü RTÜK Üst Kurulu’nun şiddet olaylarını görmezden geldiğini ifade eden Taşcı, “16 bin 514 başvuruya karşın RTÜK Üst Kurulu bir başvuruyu dahi görüşmeye değer bulmadı” dedi.

EKRANDAKİ ŞİDDET GÖRÜLMÜYOR

RTÜK’ün yasa gereği şikâyet olmasa dahi ekrandaki şiddet görüntüleri hakkında ceza verebileceğini ancak bu yola da başvurulmadığını ifade eden Taşcı, “Şiddet içerikli yayınlarla ilgili raporları üst kurul gündemine alıp kuruldan çıkacak kararlar ışığında yaptırımlar uygulanabilir. Yasayla ekrandaki şiddeti özendirici ve kanıksatıcı yayınları engelleme yetki ve görevi RTÜK’te. Ancak ısrarla ekrandaki şiddet görülmüyor, çağrılarımıza karşın dosyalar üst kurula getirilmiyor” diye konuştu.

KİME YÖNELİK OLURSA OLSUN

RTÜK’ün hangi kanalda yayınlanırsa yayınlansın, kime yönelik olursa olsun her türlü şiddete karşı en üst düzeyde duyarlılık göstermesi gerektiğine işaret eden Taşcı, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Türkiye’de neredeyse her gün kadına yönelik şiddet, kadın cinayeti haberinin duyulduğu bir ortamda ki maalesef en son örneği Emine Bulut. RTÜK’ün tüm radarlarını bu alana yöneltmesi hem yasanın verdiği bir görevdir, hem de toplumsal bir sorumluluktur. Kadın şiddetini izleyiciye tüm ayrıntılarıyla izleten parmakların kırıldığı, ellerin sıcak sular altında yakıldığı, fiziksel şiddetten psikolojik şiddete, ekonomik şiddetten cinsel şiddete kadar pek çok şiddet uygulanmasını RTÜK’ün görmezden gelmesi mümkün değildir. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin iktidara, saraya yakın kanalları koruma çabasını bir yana bırakmalıdır. Hangi kanalda, kime yakın olduğuna bakmaksızın televizyondaki şiddete yönelik raporları ivedilikle Üst Kurul gündemine alması yasal sorumluluğudur, görevidir. Bu görevini yapmamasının sonuçları da yasalarla belirlenmiştir. Ekrandaki şiddeti görmek için Sarayın gözünün içine bakmaya da, talimat beklemeye de gerek yok. Herhangi bir havuz kanalındaki diziyi beş dakika izlemek yetecek.”

RTÜK GÖRMEZDEN GELİYOR

RTÜK’ün ekranlardaki şiddeti ve buna yönelik şikâyetleri görmezden geldiğine, gereğini yapmadığı sürece şiddetin ekrandaki dozunun giderek arttığına dikkati çeken Taşcı, “Denetlenmedikleri, bir yaptırımla karşı karşıya kalmadıkları düşüncesi ve gerçeğiyle de senaristler, yapımcılar ve yayıncılar reyting uğruna şiddetin dozunu artırıyor” dedi.

Sırf saraya ve iktidara yakın televizyonları korumak için ekranlardaki şiddetin görmezlikten gelinmesinin yasaya da vicdana da aykırı olduğunu söyleyen İlhan Taşcı, “Ekrandaki şiddeti yok saymak, RTÜK’ün kendisini ve varlık nedenini, misyonunu inkar anlamına gelir. Ekranlar aracılığıyla, kadına, güçsüze, bakıma muhtaca, dezavantajlı gruplara, hayvana şiddetin kanıksatılmasının, sıradanlaştırılmasının acilen önüne geçilmelidir. Bunun öncelikli yollarının başında ise RTÜK bakımından ekranların hızla şiddetten arındırılmasından geçiyor” değerlendirmesini yaptı.

DİZİLERDE DÖVÜLMEDİK KADIN KALMADI

Üst Kurul gündemini belirleme konusunda tek yetkili olan RTÜK Başkanına şiddet içerikli yayınlarla ilgili raporları acilen kurula getirmesi çağrısında bulunan CHP RTÜK Üyesi Taşcı, “Şiddetin hangi ekranda yayınlandığına bakmaksızın denetim yapılmalıdır. Zira şiddetin şiddet olarak değil, yayınlandığı kanala göre değerlendirildiği dönemleri de biliyoruz. İktidara yakın televizyon kanalında iki sezondur kırılmadık parmak, dövülmedik kadın kalmadı, diziye değil yaptırım uygulamak bir uyarıda bulunmak bile RTÜK’e şu ana kadar nasip olmadı” diye konuştu.

YÜZDE 90’I DİZİLERDEN ŞİKAYETÇİ

RTÜK İletişim Merkezi’ne izleyiciler tarafından ekrandaki şiddete ilişkin şikâyetlerin yüzde 90’ını “dizi ve film” içerikleri oluşturuyor.

Televizyon yayınlarındaki şiddetten rahatsız olup bildirimde bulunanların yüzde 44.6’sının erkeklerden, yüzde 55.4’ünün kadınlardan oluştuğu belirlendi.

DOKTORLAR ŞİDDETTEN ŞİKAYETÇİ

Ekranlardaki şiddet içeriği nedeniyle en fazla doktorlar tarafından RTÜK’e şikâyet yapılırken, şikayetçiler arasındaki hekimlerin oranı yüzde 53 oldu. Doktorları, yüzde 8.1 ile üniversite öğrencileri, yüzde 5.5 ile memurlar, yüzde 5.1 çalışmayanlar, yüzde 4.5 ile öğretmenler izledi.

RTÜK’e yapılan şikâyetlerin yarısı doktorlar tarafından gerçekleştirildi. Şikâyet başvurusunda doktorları, öğrenci ve memurlar izledi. Şikayetçilerin yüzde 41 i üniversite mezunu, yüzde 21.5 yüksek lisans, yüzde 15 doktora, yüzde 12 lise mezunu.

Şiddet içeriğine ilişkin bildirimde bulunanların yüzde 55i kadınlar, yüzde 45 i erkeklerden oluştu.

7 Haziran – 1 Kasım arasındaki ‘karanlık dönemde’ 862 kişi hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Genel

Kayyım’ın ilk işi Mızraklı’nın icraatlarını kaldırmak oldu

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesinden görevden alınan Selçuk Mızraklı’nın çalışmaları kaldırılıp, önceki kayyımın icraatları konuldu.

BOLD – İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerine kayyım atamasının ardından gerçekleştirilen protesto eylemleri dün de devam etti. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesine, görevden alınan Selçuk Mızraklı’nın çalışmaları kaldırılıp, önceki kayyımın icraatları konması ise dikkat çekti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, 31 Mart seçimlerinin hemen ardından 1 Nisan günü hazırlıklarına başlandığı ortaya çıkan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün yerine, bu illerin valilerini kayyım olarak atamasının ardından başlatılan protesto eylemleri devam ediyor. Bölgenin birçok kentinde önceki gece vatandaşlar yine evlerinin pencere ve balkonlarında, damlarda gürültü eylemi yapıp, ışık söndürdü.

OTURMA EYLEMİ

Aralarında HDP milletvekilleri Feleknas Uca, Meral Danış Beştaş, Saliha Aydeniz, Ayşe Acar Başaran, Dersim Dağ, Remziye Tosun, Garo Paylan, Musa Farisoğulları, Nurettin Maçin, Semra Güzel, Hişyar Özsoy ve Kemal Peköz, görevden alınan Selçuk Mızraklı, ilçe belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri, HDP ve DBP yöneticileri, TJA aktivistleri ve çok sayıda vatandaşın da bulunduğu kalabalık bir grup, dün yine belediyeye yakın bir noktada birkaç saatlik oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylem sırasında sık sık AKP ve kayyım aleyhine sloganlar atıldı.

İFTİRAYI KABUL ETMİYORUZ

Eylem sonrasında açıklama yapan Garo Paylan, “Faşizmin sıradanlaştığı günlerden geçiyoruz. Zalim bildiğini yapıyor” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasal ve yasal suç işlediğini söyleyen Paylan, “Erdoğan eşbaşkanlarımıza iftira atmakta. Savcıların dahi iddianameye koymadığı ‘dağa para gönderiyorlar’ iddiasını Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha dillendirmiştir. Bu iftirayı kabul etmiyoruz” dedi. Erdoğan’ın “Biz de onları kapının önüne koyarız” açıklamalarına sert tepki gösteren Paylan, “Siz belediye eşbaşkanlarımızı kapıya koyamazsınız. Onlar Diyarbakır, Van ve Mardin halkının iradesidir. Bizler irademize sonuna kadar sahip çıkacağız” diye konuştu.

Öte yandan, kentte kayyım atandığı gün ve ardından gerçekleştirilen eylemlerde gözaltına alınan parti yönetici ve üyeleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri serbest bırakıldı.

GÖZALTINDA BAŞÖRTÜSÜNE İZİN VERMEDİLER

Bu arada gözaltına alınanlar arasında bulunan Muradiye Belediye Meclisi üyesi, İnsan ve Özgürlük Partisi Genel Başkan Yardımcısı Menice Gülmez ile başörtülü diğer kadınlara gözaltında türbanlarının verilmediği ileri sürüldü. Ayrıca, Mardin’de kayyım protestolarını takip ederken darp edilerek gözaltına alınan Mezepotamya Ajansı muhabirleri Ahmet Kanbal ve Mehmet Şah Oruç ile Jinnews muhabirleri Rojda Aydın, Nurcan Yalçın ve Halime Parlak, için alınan 4 günlük ek süre dün başladı. Diyarbakır’da ise HDP Basın Birimi görevlisi gazeteci Vedat Dağ, Demokratik Toplum Kongresi Basın Birimi çalışanı gazeteci Tümen Anlı ve Bismil Belediyesi Basın Birimi çalışanı gazeteci Özgür Ülke, halen gözaltında bulunuyor.

Kütahyalı Beyaz TV’den kovuldu

Okumaya devam et

Popular