Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

8,1 milyar TL zarar eden THY sadece 74 lira 90 kuruş vergi ödeyecek

Filosunda 331 yolcu uçağı bulunan THY 2018 yılında zarar ettiği için tek kuruş Kurumlar Vergisi ödemeyecek. THY sadece resmi işlem başına alınan Damga Vergisi ödeyecek.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın prenslerinden biri” olarak gösterilen İlker Aycı, Türk Hava Yolları’na zarar rekoru kırdırdı. THY 2018 yılında net 8,1 milyar TL zarar etti. 18,1 milyar dolar borcuna rağmen THY, “şimdiden battı” diye nitelenen 3’üncü havalimanına ortak olabilmek için yeni bir şirket kurdu.

BOLD | ÖZEL- Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (THY) 2018 yılında 8,1 milyar TL zarar ettiğini beyan etti.

58,7 milyar TL satış hasılatına rağmen zarar rekoru kıran THY’ye Kurumlar Vergisi tahakkuk ettirilmeyecek. THY 1 yıl için toplam 74 lira 90 kuruş Damga Vergisi ödeyecek.

ASGARİ ÜCRETLİ HER AY 326,20 TL VERGİ ÖDÜYOR

Türkiye’de 2 bin 20 TL net maaş alan asgari ücretlinin aylık 326,20 TL Gelir Vergisi’ni peşin olarak ödüyor. Filosunda 331 yolcu uçağı bulunan THY’nin 2018 yılı için asgari ücretlinin bir aylık vergisinin dörtte biri kadar vergi ödemiş olacak. 

Gelir İdaresi Başkanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne THY tarafından gönderilen Geçici Vergi Beyannamesi’ne göre 8,1 milyar TL zararın 7,8 milyar TL’si yılın son üç aylık döneminde gerçekleşti.

THY’de Hazine’ye ait yüzde 49,12’lik pay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredilmişti.

Türk Hava Yolları’nın hisse fiyatı son 13 ayda 20 TL’den 13 TL’ye düştü.

HİSSE FİYATI YÜZDE 22,35 DÜŞTÜ

THY’nin yüzde 50,88’i ise Borsa İstanbul’da (BİST) halka açık işlem görüyor. Zarar rekoru kırması sebebiyle THY hissesi almış kurumsal veya küçük yatırımcılara 2018 yılı bilanço dönemi için herhangi bir temettü (kâr payı) dağıtılmayacak.

THY’nin 2018 yılı ocak ayında 20,02 TL olan hisse fiyatı 18 Şubat 2019 kapanış seansında 13,34 TL’ye indi. Bir yılda yatırımcısını yüzde 22,35 zarara uğrattı. Bir başka ifadeyle 10 bin TL yatıranın elinde sene sonunda 7 bin 765 TL kaldı.

ORTAKLAR HAVLU ATMAYA BAŞLAYINCA…

“Türkiye’ni bayrak taşıyıcısı” diye nitelenen THY, 26 Eylül 2018’de yurt içi ve yurt dışında yatırımlar yapmak üzere 10 milyon TL sermaye ile yeni bir şirket kurmuştu.

THY Uluslararası Yatırım ve Taşımacılık A.Ş” ticari unvanı ile kurulan şirketin İstanbul Yeni Havalimanı’nda 4 ortaktan (İGA) birinin payı satın almak için kurulduğu belirtiliyor. 

Zarar rekoru kıran THY yeni şirketin İGA’dan hisse satın alacağı iddialarına dair herhangi bir beyanat vermedi.

BOLD’a konuşan bir broker, borsa koridorlarında konuşulanları şöyle aktardı: “3’üncü havalimanının yüzde 70’ini THY kullanacak. Dolayısıyla THY kira ödemektense işletmeye ortak olmanın formülleri üzerinde çalışıyor. İlk olarak havalimanını inşâ eden ve işletmeciliğini üstlenen Cengiz-Kalyon-Mapa-Limak ortaklığından en az yüzde 20-yüzde 25 bir pay satın alınabileceği üzerinde duruluyor.”

3’üncü havalimanını AKP’ye yakın gruplardan Cengiz, Kolin, Limak, Kalyon ve Mapa ortaklaşa inşâ ediyor. Kolin geçen ay hisselerinin tamamını (yüzde 20) Sabah-ATV’nin de sahibi olan Kalyon’a devretmişti. Dört ortağın 6 milyar euro tutarındaki krediyi ödemekte zorlandığı belirtiliyor.

YENİ HAVALİMANININ BORCU THY’YE YIKILACAK

Kolin İnşaat’ın geçen ay yüzde 20 hissesini Kalyon’a devretmesi ile İstanbul Yeni Havalimanı işletmesinin yüzde 60’ının Kalyon’a, yüzde 40’ının da THY’ye geçebileceği belirtiliyor.

Limak ve Mapa’nın da ortaklıktan ayrılmak istediği, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’nden önce böyle bir işleme onay vermediği iddia edilmişti.

Hisse devrine imza atılması halinde THY havalimanı için çekilen 6 milyar euro kredinin de payına düşen kısmını üstlenmiş olacak.

BERAT ALBAYRAK’IN TALİMAT VERMESİ YETECEK

THY Yönetim Kurulu’nun, Genel Kurul onayı almadan kurduğu yeni şirket hem kredi borcunu hem de inşaatın bitmesi için gerekli 4,5 milyar euro yeni yatırımı da üstlenecek.

Bir başka ifadeyle 3’üncü havalimanında yandaş firmaların batığını kurtarma görevi THY’ye verilcek. Ancak bu pahalı görevin maliyeti, vergi ve zamlar şeklinde vatandaştan çıkarılacak. 

Bütün bunlar için Erdoğan’ın Varlık Fonu’nda tam yetkili kıldığı damadı Berat Albayrak’ın imzası yetecek. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak aynı zamanda TVF Başkan Vekili görevine getirilmişti.  

DÖVİZ ŞOKUNUN THY’YE MALİYETİ 28 MİLYAR TL 

THY’nin halihazırda satın aldığı uçaklar için kesinleşmiş 18,1 milyar dolar borcu bulunuyor. Doların yüzde 42 arttığı 2018 yılı döviz borçları THY bilançosunu 28 milyar TL ilave yük getirdi. 1 Ocak 2018’de döviz borçlarının TL karşılığı 68 milyar TL idi.

18 Şubat 2019’da borç tutarı 96 milyar TL’ye tırmandı. Şirket şu ana kadar iki büyük uçak imalatçısı Boeing ve Airbus’a toplam 65 milyar dolar tutarında 416 uçak sipariş etmişti.

Uçaklardan 182’si teslim alınırken THY yönetiminin bazı siparişleri iptal etmeye hazırlandığı kaydedildi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Kasım 2018’de Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı (soldan 4’üncü) ile Bein Sports kanalında sunuculuk yapan yapan Tuğçe Saatman’ın düğününe katılarak nikâh şahidi olmuştu.

 

Geçmiş olsun: İstanbul Yeni Havalimanı açılmadan battı!

BOLD ÖZEL

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

290 gündür kızını göremediğini söyleyen tutuklu Hülya Bayden ailece yaşadıkları mağduriyetlerinin giderilmesi için milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’ndan yardım istedi.

BOLD ÖZEL – Eşiyle birlikte tutuklanan ve Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Hülya Bayden, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek cezaevinde koronavirüs kapan eşini ve psikolojisi bozulan kızını anlattı.

“PSİKOLOJİM ALT ÜST”

Bir kız evladı sahibi Bayden çifti 10 ay önce tutuklandı. Mehmet Yasin Bayden Bitlis, Hülya Bayden Bakırköy Cezaevine gönderildi. Kovid-19 tedbirleri kapsamında 22 gün karantina hücresinde kalmak zorunda kalan Hülya Bayden, karantinadan çıkınca eşinin cezaevinde koronavirüse yakalandığını öğrendiğini söyledi.

Bir taraftan evlat hasreti çeken bir yandan da eşinin sağlığından endişe eden Bayden, kendisinin de ilaç kullanmaya başladığını belirtti ve “Bu sıkıntılar psikolojimi alt üst etti. Vücut direncimin düşmesine yol açtı.” dedi.

“KIZIM ONU ALMAK İSTEMEDİĞİMİ SANIYOR”

10 aydır kızına sarılamadığını vurgulayan Bayden, “10 aydır 3 yaşındaki kızına sarılamamış, sadece geçen hafta kapalı görüşte camın arkasından görmüş bir anne olarak yazıyorum. Kızım onu almak istemediğimi sanıyor, konuşmadı bana küsmüş, çocuğa salgını nasıl anlatsam ki? Eşim de tutuklu.” diye yazdı. 

Mağduriyetinin giderilmesini ve bu zorlu korona günlerinde kızının yanında olmak istediğini belirten Bayden, 290 gündür çocuğuna hasret acılı bir anne olarak yardım istedi.

Hülya Bayden’in kızı.

Astım hastası Antalya Cezaevinde koronavirüs kaptı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Astım hastası Antalya Cezaevinde koronavirüs kaptı

İki yıldır tutuklu astım hastası Ender İleriye’ye koronavirüs teşhisi konuldu. Bir aydır sıcak suyun verilmediği Antalya L Tipi Cezaevinde birçok insanın hasta olduğu belirtiliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL 

İki yıldır Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan astım, şeker ve kalp hastası Ender İleriye, cezaevinde koronavirüs kaptı. 35 kişilik C10 koğuşunda kalan İleriye, üç gün önce bayılınca Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine kaldırıldı. İlk yapılan testi negatif çıkan İleriye’nin ciğer filminden şüphelenen doktorlar, dün ikinci test yaptı. Pozitif çıkan Ender İleriye şu anda hastanede tedavi görüyor.

“İKİ KİŞİ KOĞUŞA BAYILDI, BİR AYDIR SOĞUK DUŞ ALIYORLAR”

Antalya L Tipi Cezaevinde bir aydır sıcak suyun akmadığını belirten Ender İleriye’nin kardeşi Ahmet İleriye, “C10 koğuşundaki herkes şu anda hasta ve bu hastalıklarını soğuk duş almaya bağlamışlar. Bir hafta önce koğuşta iki kişi bayılmış. Abim de bunlardan biri. Abim 35 kişilik koğuşta kalıyordu. Çoğunda hastalık belirtisi var. Telefon ahizesi yoluyla diğer mahkumlara da virüs geçebilir” dedi. Cezaevi yönetiminin vakaları gizlediği de iddia ediliyor.

Antalya’da bir vakıfta çalışan Ender İleriye Cemaat soruşturmaları kapsamında Ekim 2018’de tutuklandı. 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan İleriye’nin dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hastane yolunda kötü muamele mahkum koğuşunda ilaç zulmü

Koronavirüs salgını nedeniyle cezaevinde tedavisi aksatılan Hepatit B hastası Fethi Kazancı’ya ilaçları düzenli verilmiyor. Kazancı, maruz kaldığı kötü muamele ve uzayan karantina nedeniyle de doktora gitmek istemiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Bandırma T Tipi Cezaevinde tutuklu Hepatit B hastası 38 yaşındaki Fethi Kazancı, 9 aydır doktora gidemediği için hastalığı ilerledi. Vücut ağrıları artan ve ağrı kesicilerle idare etmeye çalışan Kazancı, daha önce biyopsi için götürüldüğü hastanede ve yolda kötü muamele ile karşılaştığı için hastaneye gitmek istemiyor.

Ayrıca pandemi başladığından bu yana cezaevlerindeki hastalar büyük bir çıkmazın içinde. Sürekli uzayan karantina süreleri nedeniyle hasta tutuklular cezaevinde kalmaya kendini mecbur hissediyor. Çünkü koğuştan çıkan 1-2 ay geri dönemiyor. “Bunlara dayanacak gücüm yok” diyen Kazancı, 9 aydır sağlık hizmetlerinden mahrum.

1996 yılında Hepatit B teşhisi konulan KHK’lı sınıf öğretmeni Fethi Kazancı 26 Mayıs 2018’de gözaltına alındı. İki gün sonra tutuklanıp önce Edirne Cezaevine gönderildi. Dört ay sonra Bandırma T Tipi Cezaevine nakledildi. Nakil dönemi kışa denk gelen Kazancı, koğuşta yer olmadığı için 6 ay betonda uyumak zorunda kaldı. İlaç tedavisiyle baskılanan hastalığı bu süreçte tekrar ortaya çıktı.

SİROZ YA DA KANSERE DÖNÜŞEBİLİYOR

Bold Medya’ya konuşan Fethi Kazancı’nın eşi Atife Kazancı, “Hepatit karaciğerde bulunan bir virüs. Her sene bu yüzden eşime DNA testi yapılıyor. Bazen bu testlerin sıklığı artabiliyor. HSBC değeri diye bir şey var. O değer arttığı zaman vücudun dengesi bozuluyor. Buna bağlı olarak ya siroz ya da kanser olabiliyor. Çok dikkat edilmesi gereken bir hastalık. Cezaevine girdikten sonra eşimin tedavileri aksadı, doktora gidemedi, ilaç kullanamadı, tahlilleri yapılmadı” dedi.

Normalde durumu iyi olan Kazancı, cezaevinin kötü koşulları nedeniyle tutuklandıktan sonra ağrıları arttı. Ocak 2018’de biyopsi için iki kez Bursa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Hastaneye gidip gelirken yaşadıklarını Ocak ve Şubat 2019’da eşine gönderdiği mektuplarda anlatan Kazancı’nın maruz kaldığı hak ihlalleri korkunç.

“SANA BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM AMA SAKIN PANİKLEME”

“Şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama ne panikleme, ben iyiyim” diye durumu eşine izah etmeye çalışan Fethi Kazancı, Bursa’da mahkum odası olmadığı için bütün gün cezaevi aracında hiçbir şey yemeden kelepçeli bir şekilde beklemek zorunda kaldı.

Hastanede yaşadığı ise daha büyük bir eziyet. Başındaki komutan “Ben bir daha bu hastayı buraya getiremem” dediği için lokal anestezi yapıldı. Ancak operasyon sırasında bayıldı. Doktor bu riski göze alamayacağını söyleyerek biyopsiden vazgeçti. Kazancı o günü 6 Ocak 2019 tarihli mektubunda şöyle anlattı:

“Cuma günü Bursa’ya gittik. Normalde randevu 10 civarındaydı. Hava karlıydı ve yol da kapalıydı. Bu yüzden öğlene ancak vardık. Tabi öğle arası olduğu için biraz bekledik. Bu arada bir gün öncesinden açtım. Bazı aksaklıklar oldu ama nihayet biyopsi odasına girdik. Başımda 2 asker 1 komutan bekliyor. Doktor geldi, önce bir kağıt imzalattılar. Ardından lokal anestezi yaptı, karaciğerden. Elinde kocaman bir iğne vardı. Çuvaldızından daha kalın. Radyo anteninin en son kısmı kalınlığında. Lokal anesteziyi uygulandığında beni bir anda titreme tuttu, gözlerim karardı, midem bulandı o anda bayıldım (ama korkudan değil). Sonra doktorun dediklerini duyar gibi oldum. “Komplikasyon oluştu. Ben böyle bir mesuliyeti alamama, operasyon iptal dedi. Yanındaki hemşire de ‘efendim hasta şu anda baygın isterseniz girin.’ Ama doktor olmaz dedi. Ben bu mesuliyetin altına giremem deyip gitti.

Tabi ben yataktayım, üst tarafım çıplak. Askerler ayağımın altına yüksek bir şey koydular. Başımın altını da boşalttılar, çöp kovasını yaklaştırdılar. Kendime biraz gelince ona kustum. Bu arada hemşire askere ‘bir tuzlu ayran getirin içsin’ diyor. Tabi ne gezer, onları da anlıyorum. Bir şey olsa mesul olacaklar. Ama öyle bir sahipsizliği hissettim ki anlatamam. Etrafımda hiç kimse yok. Normalde müşahede altında tutmaları gerek (serum vs.) veya tansiyon ölçülür. Tabi bunların hiçbiri olmadı. Sonra kendimi toparlayınca ayağa kalktım. Üstümü giyindim. Komutana dedim ‘ufak bir operasyona dayanamayan birini ‘terörist’ diye cezaevine tıktılar. Tabi orada gözyaşlarıma hakim olamadım. Ellerimi uzattım, kelepçeyi taktılar. Gittik doktorun yanına.”

Komutanların baskısıyla doktorların hastalarla ilgilenmediği birçok hasta tutuklu yakınları tarafından dile getiriliyor.

“ELLERİMİZ KELEPÇELİ BEKLEDİK, ÇOK BİTKİN DÜŞTÜM”

Doktor olmadığı için cezaevi aracında beklemek zorunda kalan Fethi Kazancı, içinde bulunduğu koşulları da tarif etti:

“Sonra beni otobüse geri getirdiler. Hastanenin nezareti olmadığı için ellerimiz kelepçeli otobüsün kabininde bekliyorduk. Hava karlı, benim ayağımda yazlık spor ayakkabı. Kabinin için buz gibi. Dayanamadım. Kabinde koltuğun üzerine yan dönerek, ayaklarımı da karnıma çekerek uyudum. Çok bitkin düştüm o ara. Kumanya diye getirmişler bisküvi verdiler. Mecbur dayanamayıp onu yedim.”

Fethi Kazancı ikinci biyopside yaşadıklarını ise 24 Şubat 2019 tarihli mektubunda yazarak kayda geçirdi. Kazancı, operasyonun yine zor geçtiğini ve bir gün hastanede kalması gerektiği söylendiği halde o gün cezaevine götürüldüğünü ifade ediyor. İkinci genel anestezide Kazancı’dan alınan parça onkolojiye gönderildi. Sonuçlar temiz çıktı. Hastanın gözetim altında tutulmasına karar verildi. Bir ömür boyu kullanması gereken ilaçlar reçeteye yazılıp cezaevine gönderildi. Ancak Kazancı ilaçlarıyla ilgili şu anda sorun yaşıyor.

HASTANEYE GİTMEYE ÇOK KORKUYOR

Eşinin her gün ilaç alması gerektiğini belirten Atife Kazancı, “İlaçlarını hastaneye gitmeden yazmayız demişler. Eşim de bu sefer cumhuriyet savcılığına dilekçe vermiş. andemi süreci başlayınca seni hastaneye götürmeyeceğiz ama ilaçlarını vereceğiz dediler. 3-4 ay kadar ilaçlarını verdiler. Vermedikleri dönem oldu. Müdüriyete dilekçe gönderdik. Sonra verdiler. İki ay veriyorlar, sonra vermiyorlar, sonra tekrar bir ay veriyorlar. Öyle böyle geçti. CİMER’e hep dilekçe gönderdik. Eşimin her gün ilaç kullanması lazım, tahlillerinin yapılması lazım, dışarıda tedavi olması lazım diye. Eşim gitmeye çok korkuyor. Hem kaldıramam hem de gidenleri hala getirmediler diyor” ifadelerini kullandı.

“BESLENME YOK, İLAÇ YOK, DOKTOR YOK”

Eşinin çok zayıfladığını ve diyet menüsü olarak sürekli haşlama ya da konserve yiyecekler verildiğini belirten Kazancı, 5 gün boyunca sadece konserve bamya verildiğini vurguladı. “Beslenme yok, doktor yok, ilaç yok, hatta ağrı kesici bile yazmıyorlar, revir yasak” diyen Kazancı şöyle devam etti: “Eşim zaten 7-8 ay yerde yattı. Hastalığının ilerlemesinin buna bağlı olduğunu düşünüyoruz. Bir ara psikolojik yardım da aldı, ayrıca şeker hastası. Pandemiden önce biz hep tedavi olsun diye dilekçe yazıyorduk. Şimdi de tehdit eder gibi geliyorlar, seni hastaneye götüreceğiz, yoksa ilaç milaç yok diyorlar.”

“ARTIK NE YAPACAĞIMIZI BİLEMİYORUZ”

Kazancı ailesi de aile boyu mağdur edilen ailelerden. Atife Kazancı’nı kayınpederi 6 ay Kütahya Tavşanlı’da, görümcesi 17 ay Şakran’da tutuklu kaldı. Kaynı hala Silivri’de. Eşiyle birlikte gözaltına alınan Atife Kazancı 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf’ta. 2009’dan beri lenf kanseri tedavisi gören kayınvalidesinin hastalığı ise 2017’de tekrar nüksetti. 8 ve 5 yaşında Muhammed Sezai ve Melih adında iki çocuğu bulunan Atife Kazancı, eşi tutuklandıktan sonra büyük oğlunda kalp ritim bozukluğu çıktığını belirtiyor. Kazancı, “Artık ne yapacağımızı bilemiyoruz” diyor.

DOSYASI YARGITAY’DA

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Fethi Kazancı’nın dosyası Yargıtay’da bulunuyor. En son Yozgat’ta öğretmenlik yapan Fethi Kazancı, Bank Asya hesabı, mesajlaşma programı Bylock, tanık ifadeleri ve KPPS sınavında soru çaldığı iddiasıyla yargılandı. 2010’da iptal edilen KPSS sınavında 86 puan alan Kazancı’ya mahkemede neden ikinci sınava girdiği soruldu.

Atife Kazancı, “Eşim o kadar hazırlandım diye ikinci sınava girdi ve sadece 6 puan daha az aldı. Eşim çok umutsuzca girmişti ikinci sınava, çok stresliydi. Bütün emeklerim heba oldu. Nasıl yüksek puan alacağım deyip durdu. Sınavla ilgili iddianame geldi. “Yüksek kanaat” ibaresi var. Avukat bunlar delil olamaz, dedi. Eşim ilahiyat da okudu. Ege Üniversitesine DGS ile geçiş yaptı ama yarım kaldı içeri girince. KHK ile ihraç edildikten sonra antrenör belgesi aldı. İçeride spor yönetimi okudu. Şimdi aşçılık okuyor. Bir de üniversite sınavına tekrar girecek.” diye konuştu.

Sınavı kazanıp atanan Fethi Kazancı’ya haksız kazanç elde ettiği iddiasıyla 220 milyar para cezası da verildi.

Fethi Kazancı’nın ikinci biyopsiye götürüldüğü 18 Ocak 2019 tarihli hastane raporu.

51 aydır babasız olan 2 kardeşin annesi de tutuklandı

Okumaya devam et

Popular