Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Yasin Ugan ve Özgür Kaya için polis tutanak tutmuş, dosya numarası vermiş: 2017/69394

Yasin Ugan ve Özgür Kaya’yı kaçıran ekibin polis olduğu kesinleşti. Polislerin evde tutanak tuttuğu ve dosya numarası verdiği ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Selçuk Güntaş dosya numarasını  teyit etti. 

Cevheri Güven | BOLD ÖZEL

Ankara’da 13 Şubat 2019’da Yasin Ugan ve Özgür Kaya’yı evlerinden başlarına siyah poşet geçirerek götüren ekibin polis olduğu kesinleşti.

Emniyet’in “Bizde yok.” dediği Yasin Ugan ve Özgür Kaya ile ilgili polisin evde tutanak tuttuğu ve dosya numarası verdiği ortaya çıktı. Dosya numarasını Savcı Selçuk Güntaş da doğruladı.

Ugan ve Kaya’nın yaşadıkları Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’ta yapılan aramanın tutanak altına alındığı ve bu tutanağın sorgulama sırasında ev sahibine gösterildiği öğrenildi. Tutanakta bulunan dosya numarası ise; 2017/69394

SAVCILIK NUMARAYI DOĞRULADI

Ugan ve Kaya’nın ailelerinin Ankara Emniyeti’ne yaptığı başvuruda, “Gözaltında böyle birileri yok.” bilgisi üzerine konu adliyeye taşındı.

Yapılan suç duyurusunda ev sahibine verilen 2017/69394 soruşturma numarasına da yer verildi. Sözkonusu numara, şikâyet dilekçesini alan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selçuk Güntaş tarafından kontrol edildi. Güntaş, dosya numarasını teyit etti.

POLİSLER EV SAHİBİNE UGAN VE KAYA’NIN FOTOĞRAFLARINI GÖSTERMİŞ

Ugan ve Kaya’nın götürülmesinden yaklaşık iki saat sonra ev sahibinin sorgulandığı ve Ugan ve Kaya’nın fotoğraflarının gösterildiği öğrenildi.

Ev sahibi tutanağa “şahit” olarak yazılırken, evde yapılan arama tutanağında Ugan ve Kaya’nın gözaltına alınışına ilişkin dosya numarası da eklendi.

Yasin Ugan 13 Şubat’ta kaçırıldı.

Evde yapılan aramanın tutanak altına alınması, tutanağa şahit yazılması ve gözaltı işleminin dosya numarasının tutanağa eklenmesi normal bir gözaltı işleminde yapılması gereken uygulamalar.

Ancak ardından polisin Ugan ve Kaya’yı Emniyet’e götürmeyip, başlarına siyah poşet geçirerek evden çıkarmaları Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) teslim edilme ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Dosya numarasının savcılıkça kabul edilmesi ve tutanağı ev sahibinin görmesi nedeniyle, Ugan ve Kaya’yı Emniyet’in zorla kaybetmesi ya da MİT’e teslim etmesi konusunda avukatlar aracılığıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunuldu.

Ayrıca Ankara Barosu, İnsan Hakları Derneği’ne de başvurularda bulunulduğu belirtildi.

SELDA UGAN: ÇOCUKLARIM ENDİŞE İÇİNDE

Kaçırılma vakasının ardından yetkili makamların hiçbir cevap vermemeleri üzerine Selda Ugan, zorla kaybedilen eşi Yasin Ugan için sesini sosyal medyadan duyurmaya çalıştı.

500 binden fazla izlenen video sonrası Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi insan hakları savunucuları da devreye girdi.

Selda Ugan, eşinin kaçırıldığı günden beri nefes alamaz halde olduğunu belirtiyor: “Olaydan beri nefes alamıyorum adeta. Gözümü kapattığım an kötü kötü manzaralar geliyor. Üç çocuğum var. 3,5 yaşındaki hariç 11 ve 15 yaşında olan çocuklarım olayı biliyorlar. Çok tedirginler, okula gitseler de sürekli arıyorlar beni ‘babam bulundu mu’ diye. Ben kocamın sesini yükselttiğini bile duymadım hayatta. Biz şiddetle, bu tip olaylarla uzaktan yakından ilgisi olan bir aile değiliz.”

İHD: SON İKİ YILDA KAÇIRILMA VAKALARININ ARTTI

İnsan Hakları Derneği’nden son iki yılda bu tip olayların arttığı yönünde bilgi aldığını söyleyen Selda Ugan, “Kaçırılanlardan bazıları sonra Emniyet’e teslim ediliyormuş, bazıları hapishanede ortaya çıkıyormuş. Bazılarından ise hiç haber alınamamış. Eşimin hayatı için çok endişeliyim.” dedi.

Özgür Kaya 13 Şubat’ta kaçırıldı.

NE OLMUŞTU?

Mali Müşavir Yasin Ugan ve öğretmen Özgür Kaya’nın ikamet ettiği Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’taki ev 13 Şubat 2019’da otomatik silahlı yaklaşık 40 kişilik sivil ekip tarafından kuşatıldı.

Kendilerini “sivil polis” olarak tanıtan bu kişiler bir süre sonra başlarına siyah poşet geçirilmiş biçimde Yasin Ugan ve Özgür Kaya’yı beyaz bir minibüse bindirerek götürdül.

Komşuların gözü önünde gerçekleşen olaydan sonra ev sahibi de sorgulandı.

Ailelerin Ankara Emniyeti’ne yaptıkları başvurudan sonuç çıkmadı. Ugan ve Kaya’nın Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturmalar çerçevesinde arandıkları öğrenildi.

Ugan ve Kaya’nın daha önce “Siyah Transporter” ile kaçırılan mağdurlar gibi kaçırılıp Milli İstihbarat Teşkilatı’na teslim edildiği, ardından işkencelerle gündeme gelen Özel Faaliyetler Başkanlığı’na götürüldüğü düşünülüyor.

BOLD ÖZEL

“Yedi aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne öpebildik”

Tutuklu matematik öğretmeni Kevser Sinan, koronavirüs salgını nedeniyle aylardır çocuklarına sarılamamanın acısını yazdı. Anne-babadan sonra dayıları da tutuklanan oğlunun ve kızının yıkıldığını vurguladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Çocuklarını okula almaya gittiğinde gözaltına alınan Kevser Sinan, 7 aydır oğlunu ve kızının görememenin çaresizliğini erkek kardeşi Ramazan Akaslan’a yazdığı mektupta anlattı. 17 Ekim 2019’da tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderilen Kevser Sinan’ın 15 yaşında lise birinci sınıfa giden Ali İhsan adında bir oğlu ve 10 yaşında Seher adında bir kızı var. Örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklanan eşi Nuri Sinan da 3 yıldır Sivas Cezaevinde.

“OĞLUM 10 KİLO ZAYIFLAMIŞ”

Türkiye’de Mart 2020’de başlayan koronavirüs salgını nedeniyle tüm cezaevlerinde açık ve kapalı görüşler yasaklandı. Cam arkasından yapılan kapalı görüşler ise hazirandan itibaren ayda bir kez olmak üzere yeniden başlatıldı.

Mektubunda, ailece yaşadıkları zorlukların en çok çocuklarını etkilediğini söyleyen Kevser Sinan “7 aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne sarılıp öpebildik. En çok da canımızı bu durum acıtıyor. 6 ay sonra Ali İhsan geldi görüşe, yavrum 10 kilo zayıflamış, çok üzüldüm.” dedi.

Eşi Nuri Sinan’ın tutuklanmasından sonra çocuklarını çok zor toparladığını belirten Kevser Sinan, kendisi ve abisi Yasin Akaslan tutuklanınca çocuklarının tamamen yıkıldığını vurguladı ve “Abimin alındığı günün ertesinde görüşe gelmişlerdi. Öyle çok ağladılar ki… Dayım bizim her şeyimizdi diye.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR AĞLADI, BEN TESELLİ ETTİM”

Kevser Sinan şöyle devam etti:

“Burada en çok mutlu eden şey hatırlanmak ve geride kalan çocuklarımızın yüzünün gülmesi. Çocukların en ufak bir sıkıntısı bizi burada alt üst ediyor. Annelik duygusu farklı işte. Dün kapalı görüş vardı mesela. Çocuklar ağladı, ben teselliye çalıştım. Sonra koğuşa dönünde epey zor oldu. Maalesef burada üzüntüyle baş etmek zor. Tansiyon ilacına başladım.”

Kevser Sinan mektubunda kaldığı koğuşa dair de bilgiler verdi. 17 kadının bulunduğu koğuşta 3,5 yaşında bir çocuk bulunduğunu vurguladı.

Hem anneleri hem babaları tutuklu bulunan Ali İhsan ve Seher’in birlikte yaptıkları aile fotoğrafı. Babaları Nuri Sinan 16,5 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Anneleri Kevser Sinan’ın bir sonraki mahkemesi 17 Aralık 2020’de görülecek. 

Kevser Sinan çocuklarına duyduğu özlemi 4 sayfalık mektubunun 1. sayfasında anlatıyor.

Üç tutuklu anne üç mahkeme

Cezaevinde bir kanserli daha: Yasin Akaslan 9 aydır hapiste

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

15 Temmuz’un ayırdığı öğretmen çift: Biri mezarda biri gurbette

15 Temmuz’un simge isimlerinden öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi ve aynı zamanda öğretmen olan Tülay Açıkkollu, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü eşinden ve işinden ayrı geçirdi. Tülay öğretmen, “Öğretmenler günü büyük bir acı gibi içime oturuyor” diyor.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz yaklaşık 60 bin öğretmeni işinden etti. Onlardan biri de Tülay Açıkkollu’ydu. Ancak Tülay öğretmenin acısı işini kaybetmekten çok daha büyük oldu. Çünkü 23 Temmuz’da gözaltına alınan öğretmen eşi Gökhan Açıkkollu, 13 gün boyunca gördüğü ağır işkenceler sonrası 5 Ağustos’ta hayata veda etti.

“EŞİMİN DOSYASINA BAKAN SAVCI BENİ DE GÖZALTINA ALDIRDI”

Gökhan öğretmene vefatından 1.5 yıl sonra görevine dönme izni çıktı. Bu trajik kararı kamuoyuna açıkladığı için 24 Şubat 2017’de gözaltına alındığını açıklayan Tülay öğretmen “O haberlerden sonra masum birinin kendini devlet tarafından, kendini devlet adamı olarak sayan birileri tarafından öldürülmesi gündeme gelince çok tepki topladı. Sonrasında eşimin dosyasına bakan savcı bu sefer beni gözaltına aldırdı” dedi.

ACISI 24 KASIM’DA KATLANDI

Cezaevine girme ihtimali doğunca, babalarını kaybeden 2 çocuğunu bir de annesiz bırakmak istemeyen Tülay öğretmen yurt dışına çıkma kararı aldı. Şimdilerde gurbetin yanı sıra vefat eden eşini de bırakıp yurt dışına çıkmanın acısını yaşıyor. Ancak 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde acısı daha da bir çoğalıyor.

Bold Medya’ya konuşan Tülay öğretmen “Eğer Türkiye’de olsaydım kesinlikle eşimin mezarına giderdim. Sadece 24 Kasım’da değil, herhalde her gün ziyaret ederdim mezarını. Şu an sanki garip kalmış gibi orada. Tanıdık tanımadık insanlar gidiyor ziyaret etmeye ama biz uzakta kaldık. Ancak dualarımızı okuduğumuz Kur’an’ları hediye edebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİLERİN CIVILTILARI BENİ ÇOK AĞLATTI

Aradan yıllar geçmesine rağmen mesleğini ve öğrencilerini unutamadığını ağlayarak anlatan Tülay Açıkkollu, “Okulun yanından geçmek istemiyordum ama işlerim için mecburen geçiyordum. Çocuk sesleri cıvıltıları o caddeden geçerken beni çok ağlatmıştır. Okulun önünden geçerken karşılaşıyordum öğrencilerimle. O zil sesi eskiden çok heyecanlandırırken beni, ‘okula gideyim, dersimi anlatayım, çocuklarla birlikte olayım’ heyecanı yaşatırken şimdi büyük bir acı gibi oturuyor insanın içine” dedi.

VATANINA KÜSMEDİ

Tülay öğretmen ülkesinde maruz bırakıldığı muameleye kırgın olduğunu “24 kasımda içimde bir sızı hissediyorum. Mesleğimizden 1 günde ihraç edildik. Yıllarca takdirnameler almış öğretmenler olarak, öğrencileriyle özdeşleşmiş öğretmenler olarak, öğrencileri kendi evladı olarak gören öğretmenler olarak bir gecede darbeci, terörist ilan edildik. Bir gecede mesleğimizden uzaklaştırıldık” ifadeleriyle anlattı. Bu kırgınlığına rağmen öğretmenlik ideallerinden vazgeçmeyen Tülay Açıkkollu, şöyle devam etti:

“Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakabilmek için belki, onların da önceliklerini daha iyi belirleyebilmeleri için onlara çok daha iyi anlatabilmemiz lazım bu dönem yaşanmış olanları. Yine vatanımıza toprağımıza küstürmeden vatan millet düşmanı yapmadan bu çerçeveyi onlara güzel çizmek gerekiyor. Bu günün vazifesi bu diye düşünüyorum.”

ÖĞRENCİLERİNİN MEKTUPLARINI HALA SAKLIYOR

Tülay öğretmen her ne kadar üzgün ve kırgın olsa da geçmiş 24 Kasım’ları unutamadığını anlattı. “Öğrencilerin getirdiği bir çiçek kendi yaptıkları bir resim, yazdıkları bir mektup çok mutlu ediyordu bizi. Zaten maddi bir beklentimiz de olamazdı öğrencilerimizden. Ben öğrencilerimin bana yazdığı sevgi dolu mektupları hala saklıyorum” diye konuştu. Tülay Açıkkollu, eşi Gökhan Açıkkollu’ya öğrencilerinin verdiği hediyeleri hala saklamaya çalıştığını belirtti.

Gökhan öğretmenin tercihi ise çiçekti. Tülay öğretmen, eşinin Öğretmenler Günü ve Anneler Gününde kendine çiçek hediye ettiğini söyledi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babayı cezaevine gönderip üç çocuğu ortada bıraktılar

Özlem ve Mehmet Demirtaş çifti, Edirne’de tutuklanıp ayrı cezaevlerine gönderildi. 9, 5 ve 2 yaşında üç çocukları ise halaya teslim edildi.  

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan bu yana birçok öğretmen darbe bahanesiyle tutuklanıp hapse gönderildi. Ancak tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor.

Mobilya ve dekorasyon işleri öğretmeni Mehmet Demirtaş ve yurt idareciliği yapan eşi Özlem Demirtaş 27 Ekim’de Edirne’de gözaltına alınıp tutuklandı. Burak (9), Elif (5) ve Tarık (2) adında 3 çocukları bulunan Demirtaş çifti ayrı ayrı cezaevlerine gönderildi. Çocuklar ise halalarına teslim edildi.

Bir aydır annesiz-babasız kalan 3 çocuğun perişan olduğunu söyleyen hala, “Tarık geceleri uyanıp anne diye ağlıyor, uyuyamıyor. En son annesiyle 10 dakikalık telefon görüşmesinde 1-2 dakika konuşabildi. Ağlayarak anne gel diye kendini yerlere attı. Özlem Demirtaş’ın tutuksuz yargılanamaz mı? Üç çocuk annesi neden tutuklanıyor” dedi.

“NE YAPACAĞIMIZI ŞAŞIRDIK”

Tarık’ı görüşe götüremediklerini, Elif’in de görevlilerden korktuğu için görüşe gitmek istemediğini söyleyen hala şöyle devam etti: “Elif çok etkilenmiş, polisleri görünce korkuyor, bizi mi alacaklar diyor. Hakim beye durum açıklandı ama hiçbiri kabul edilmedi. Yeter ki bu çocuklar duruma düşmesin diye çok uğraştık. Beş yaşındaki çocuk polisleri görmek istemediğini söylüyor. Annesi babası arayınca ağlıyorlar. Ne yapacağımızı şaşırdık.”

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Demirtaş çifti, en son Isparta’da kapatılan özel bir yurtta ve dernekte idarecilik yapıyorlardı. Dosyaları hakkında gizlilik kararı bulunan Demirtaş çiftinin neden gözaltına alındığı henüz bilinmiyor. 35 yaşındaki Özlem Demirtaş Edirne Kadın Kapalı Cezaevinde, 37 yaşındaki Mehmet Demirtaş ise Edirne F Tipi Cezaevinde kalıyor.

Burak, Elif ve Tarık anne-babaları tutuklandığında adliye bahçesinde akrabalarıyla böyle kaldı.

Okumaya devam et

Popular