Bizimle iletişime geçiniz

Politika

HDP: Erdoğan, Kürt halkından özür dilemelidir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu yazılı bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kürt halkından özür dilemesini istedi.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gittiği her yerde Kürt halkının değerlerine, varlık gerekçelerine saldırarak, hakaretler yağdırdığı vurgulandı.

ERDEMİN ÖLÇÜSÜ KAYYUMLARMIŞ!

Erdoğan’ın, Kürt halkının iradesini gasp eden yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlükleri Sayıştay raporları ile tespit edilen kayyumları “erdemin ölçüsü” olarak nitelendirmesine tepki gösterilen açıklamada, “Erdoğan, ‘Eğer kayyumlar olmasaydı oralarda insanca yaşama erdemine benim Kürt kardeşlerim ulaşamayacaklardı’ açıklaması ile aslında erdemden ne anladığını ortaya koymuş oldu” denildi.

KÜRT HALKINA ERDEMSİZ DEMEK HADDİ DEĞİL

Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Kürt halkının oy vererek seçtiği kişileri de HDP’ye oy verenleri de erdemsiz olarak nitelemek Erdoğan’ın veya bir başka kişinin haddi değildir. Erdem, İslamiyet, Musevilik ve İsevilik dahil tüm semavi dinlerde ve ulvi inançlarda haksızlığa karşı çıkmaktır. Erdem, dün söylediğini bugün inkar etmemek, dürüst olmaktır. Erdem, siyaseten amacına ulaşmak için her türlü yola ve söyleme başvurmak, her türlü adaletsizliği ve haksızlığı yapmak değildir.”

ERDEM KÜRTLERE IRAK’A GİDİN DEMEK DEĞİLDİR

Açıklamada, “Erdem, 2013 yılında Kürdistan kavramını inkar edenlere, grup toplantısında konuşurken, “Açın Meclis zabıtlarını okuyun, orada Kürdistan’ı Lazistan’ı göreceksiniz” dedikten 6 yıl sonra çıkıp, “Benim Kürdistan diye bir bölgem yoktur” inkarcılığına düşmek değildir. Erdem, kardeşim dediği Kürtlere karşı savaşı mutlak ve daim kılmak demek değildir. Erdem, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan ve kökleri çok derinlerde olan Kürt halkına, ‘Türkiye’yi terk edin Irak’a gidin’ demek değildir” ifadelerine yer verildi.

31 MART’TA KÜRT HALKI GEREKEN CEVABI VERECEK

Açıklama şu sözlerle sona erdi: “Erdem, gücünün yettiği düşünülen kişilere/yapılara saldırırken, kendinden güçlü olanların önünde eğilmek demek değildir. Kürt halkı ve Türkiye’deki tüm demokrasi güçleri için kayyumların varlığı haksızlık, hukuksuzluk, irade gaspı ve siyasi darbedir. Bunun meşrulaştırılmasını Kürt halkı asla kabul etmeyecektir. 31 Mart’ta, Kürt halkı bu kayyumları geldikleri yerlere göndererek tüm hakaretlere cevap verecek ve erdemin ne olduğunu gösterecektir.”

Politika

Gergerlioğlu: “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Komisyonunda görüşülen İnfaz Yasası hakkında konuştu. “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var. 70-80 bin kişinin tahliyesi hiçbir soruna çözüm olmayacak” dedi.

BOLD – HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, İnfaz Yasası’nın bir yıldır beklendiğini belirterek korona nedeniyle acilen getirildiğini kaydetti. “Yasa bir yıl önce de getirilseydi tahminen ayrımcı bir anlayışla yine getirilecekti. Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var! Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu açıklamasında şunları dile getirdi:

“Şu an da bir salgın var ve bu salgın tüm insanlığı tehdit ediyor. Yaşam hakkı son derece önemli bir tehdit altında şu anda biliyorsunuz; İran’da 85.000, Bahreyn’de 1.500, Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 eyaletinde tahliyeler oldu. Yine, dün Irak ve Kenya’da tahliyeler oldu. Yaşam hakkı tehdidi altında insanlar. Şu anda, bakın, milyonlarca insan diken üstünde, son derece tedirgin bizi dinliyor ve bir an evvel yaşam haklarının korunması için bir istek hâlindeler. Mahpuslar büyük bir tedirginlik halinde o kapalı kutuda ne yapacaklarını bilemez bir hâldeler. Mahpus yakınları, büyük bir tedirginlik içinde yakınlarının salgın bulaştığı anda çaresiz bir şekilde ölüme gideceğini düşünmektedir ve büyük bir tedirginlik yaşamaktadır. Hepimize gelen binlerce telefon var ve insanların büyük tedirginliğini biliyoruz. Bu noktada, eğer ki bir ayrımcı yasa çıkarsa insanlar ayrımcılığa uğradığını düşünecek ve cezaevlerinde ölüme terk edildiklerini, kurban olarak seçildiklerini, bir Nazi ölüm kampında kaldıklarını düşünecekler ki bu son derece tehlikeli bir durumdur.

Üçüncü olarak yine bir başka ayrımcılık yapmış taslak: Hasta ve yaşlı insanlarla ilgili ayrımcılık. 60 yaşın üstünde denetimli serbestlik süresinde bir artırım var. 0-6 yaş çocuk anneleriyle ilgili denetimli serbestlikte artırım var ama siyasi suçlarda bu konuda bir denetimli serbestlik yok. Burada da bir ayrımcılık var yani insanların risk grubu olması, hasta yaşlı olması bile ayrılıyor ve bu anlamda da çok büyük bir ayrımcılık yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, gerçekten çok önemli bir yasayı biz burada kararlaştıracağız, belki Komisyon daha sonra Genel Kurul ama herkes eli kalbinde bekliyor çünkü son derece önemli, büyük aile dramları yaşanıyor. Ben İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim ve bir buçuk yıldır yüzlerce koğuşta binlerce kişiyle görüştük, mahpuslarla görüştük ve büyük dramları yerinde tespit ettik. Gerçekten çekilmez, dayanılmaz büyük dramlar yaşanıyor. 8-10 kişilik koğuşlarda 25-30 kişinin kaldığını, erkeklerde ve kadınlarda böyle olduğunu, kadınlarda bir de orada 5-6 tane çocuğun doğduğunu ve yaşanamaz bir ortam olduğunu bilelim arkadaşlar. Sağlık sevklerinde çok büyük eksiklikler olduğu ve bundan dolayı çok ölümler yaşandığını biliyoruz. En çok soru önergesi verdiğim Adalet Bakanlığı yetkililerinin bunu sümen altı ettiğini de biliyoruz. Bunlar büyük veballer ve suçlardır böyle devam edemez.

Yine, iaşe eksiklikleri ve havasız, rutubetli, güneşsiz ortamlarda perişan durumda olan insanlar bir İnfaz Yasası’nda adillik ve eşitlik bekliyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bekliyorlar, onları temsil eden Meclisten adil ve eşit bir yasa bekliyorlar. İnanın ki şu anda cezaevlerinde çok büyük aile dramları yaşanıyor. Anne-baba tutuklu olan insanlar çok fazla var. Binlerce böyle aile var. 800’ü aşkın bebek ve çocuk 0-6 yaş arası cezaevlerinde ve çok zor durumdalar gerçekten. Biz onları cezaevlerinde görüyoruz. Keşke siz de gelip görseniz, onların tümünün silme psikolojisinin bozuk olduğunu hemen anlıyorsunuz ve birde anne-baba mahpus olduğu için evlerde dede, nine, teyze yanında yaşayan binlerce çocuk var ve bunlarında psikolojileri bozulmuş durumda, fizyolojileri gelişim geriliği şeklinde seyrediyor. Birde bu salgın sırasında bu çocuklar korumasız durumda, bu çocuklara bir şey olması gerçekten altından kalkılamayacak büyük bir vebaldir. Bunu hatırlatmış olalım arkadaşlar.

Yine, bu çocuklar ileride bu toplum için son derece önemli bir serseri mayın hâline gelebilir. Bakın, toplumu ve neslimizi korumamız lazım. Bu çocuklar yarın öbür gün o bozuk psikolojileriyle son derece tehlikeli şeyler yapabilirler. Bakın, biz “Kürt meselesi nereden çıktı?” diyorduk, “Neresi onu alevlendirdi?” diyorduk. Diyarbakır zindanları orayı alevlendirmişti. Diyarbakır zindanlarında cezacı ve işkenceci bir mantıkla yaklaşılmıştı ve oradan alevlenmiş bir Kürt meselesi çıkmıştı, altından hâlâ kalkılamıyor, adaletle hâlen de yaklaşılamıyor. Şimdi de eğer bu cezaevleri böyle bırakılırsa bakın, çok net söylüyorum, yarın öbür günün Diyarbakır zindanları olacak bugünkü o cezaevleri. Biz görüyoruz; orada insan yaşamaz arkadaşlar, inanın ki o koğuşlarda biz gidiyoruz, 10-15 dakika içeride koğuşta kalıyoruz, zor çıkıyoruz, daralıyoruz gerçekten. Onlar böyle istiflenmişler resmen içeride. Bu hâl doğru bir hâl değil, artı bütün bunların üstüne bir de coronavirüs salgını gelmiş durumda.

Bakın, ben size daha dün yayınlanmış bir bilimsel tıp dergimizin yazısını getirdim. Çok önemli bir makale “The New England Journal of Medicine”da çıktı çok saygın bir dergidir ve ne diyor? “Cezaevlerinde ve mahpuslar arasında coronavirüs salgınından dolayı tahliyelerin mutlak surette yapılması sağlık gereğidir.” diyor, yazıya bakabilirsiniz ayrıntılı bir şekilde. Yine, Birleşmiş Milletler açıklama yaptı, Avrupa Parlamentosu açıklama yaptı ve tahliyelerin olması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu insanların kendini kurban gibi hissedeceği bir yarınki Türkiye’de toplumsal barış adına bir şey kalabilir mi değerli arkadaşlar? Bakın, elinizi vicdanınıza koyun ve kararınızı verin lütfen. Komisyona böyle gelmiş olabilir ama biz bunu adaletli ve eşit bir şekilde ilerletmek zorundayız.

Bakın, kaç gündür insanlar imza kampanyaları yapıyor on binlerce, yüz bine ulaşan imzalar atıldı. Sosyal medyada her akşam “hashtag” etkinlikleri yapılıyor, Türkiye rekorları kırılıyor, 1,5 milyona yakın “tweet”ler atılıyor ve insanlar İnfaz Yasası’nda adalet ve eşitlik istiyorlar. Bu çok büyük bir istek olarak tüm toplumun ve en çok da Meclisin duyması gereken bir istek. Şu an da birtakım suçlar istisna kılınmış ve “Teröriste af yok.” falan deniliyor. Kim bu terörist Allah aşkına? Evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek “Barış” diyeni terörist ilan ettiler, Bank Asya’ya para yatıranı terörist ilan ettiler, bir sendikaya üye olanı terörist ilan ettiler, KESK’in bir basın açıklamasına katılıp bir basın açıklaması yapan insanlar terör örgütü üyesi oldu ve başlarına gelmeyen şey kalmadı. Böyle keyfi bir şekilde terörist ilan edilen insanlardan sonra da “Vay efendim, biz terörist mi affedecekmişiz?” deniyor. Bu olacak şey değil. Bakın, Anadolu’nun her yerinden feryatlar yükseliyor. Buna kulağınızı tıkayamazsınız arkadaşlar. Şu an da gerçekten bakın, son belki OHAL döneminde çok büyük yanlışlıklar yapıldı ama iktidar için önemli bir fırsat var şu anda. Toplumsal barışı yakalamak için, toplumla barışmak için çok büyük bir fırsat var. İnanın ki bakın, çok net söylüyorum ya bu fırsatı elde edersiniz ya da bu toplum maalesef çok kötü bir yere gider, Allah korusun ne olacağını bilemeyiz. Ama gerçekten göstergeler iyi değil ve cezaevlerinde son derece büyük sıkıntılar olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Şu anda öylesine aileler var ki bakın, yakından takip ediyorum. O çocuklar; annesi babası mahpus çocuklar babasının, annesinin nerede olduğunu bilmiyor; dedesi, ninesi onlara yalan söylüyor; işte bir işyerinde çalışıyor, o cezaevi iş yeri, oraya gidiyoruz seninle diye yalanlarla idare edilen binlerce çocuk var. Bu doğal bir şey mi arkadaşlar, normal bir şey mi? Meclis bunu onaylayabilir mi? Bunu görmezden gelebilir mi ben size sormak isterim. Bir sürü mağdur insan var, suça itilmiş çocuklar var ve af bekleyen, infazda adalet ve eşitlik bekleyen milyonlarca insan var. Eline silah almamış, düşünce suçu diye adlandırılan… Düşünce suç mu olur Allah aşkına! Siyasi suçlular ve düşüncesinden dolayı zindanlara tıkılmış insanlar bakıyorsunuz silah kullanmayı bile bilmiyor, eline silah bile almamış. Vay efendim sen teröristsin, biz seni nasıl affederiz. Bu kesinlikle onaylanacak bir şey değil değerli arkadaşlar. Bakın, yarın öbür gün toplumsal barışı bozacak son derece sıkıntılı bir durum olur.

Şu anda yine 300 bin cezaevinde olan insan var ve biliyorsunuz yasayla önerilen miktar çıktığı zaman normal kapasiteye ancak inecek. Cezaevlerindeki sorun bitmeyecek. Cezaevlerinin dünya standartlarına göre bilimsel sayısı şu anda 120 bindir ama mahpus sayısı 300 bin. Sizin indirmek istediğiniz sayı 70-80 bin kişi. Hiçbir soruna da çözüm de olmayacaktır.”

Okumaya devam et

Politika

Tayyip Erdoğan: 20 yaş altına da sokağa çıkma yasağı getirildi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamasının ardından koronavirüs salgınına karşı alınacak yeni önlemleri açıkladı. 20 yaş altına da sokağa çıkma yasağı getirdi.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koronavirüs nedeniyle ölenlerin sayısını 425 olarak açıklamasının ardından Tayyip Erdoğan’dan da bir açıklama geldi. Erdoğan, “Türkiye, koronavirüs salgınıyla mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor” dedi.

31 ŞEHRE GİRİŞ ÇIKIŞLAR YASAKLANDI

Erdoğan, 30 büyükşehir ve akciğer rahatsızlıklarının yüksek görüldüğü Zonguldak’ta araç-giriş çıkışlarının yasaklandığını açıkladı. 65 yaş ve üzerinde olan vatandaşlar için konulan sokağa çıkma yasağının 20 yaşının altındakiler için de uygulanacağını belirtti. “1 Ocak 2000 ve üstü doğum tarihli olanlar sokağa çıkamayacaktır. Bununla gençlerimizi ve çocuklarımızı da ciddi manada kontrol altına almak durumundayız” dedi. Erdoğan ayrıca toplu bulunulan pazar yeri ve market gibi kapalı alanlarda maske takma zorunluğunun getirildiğini bildirdi.

SALGINLA MÜCADELEDE YENİ ADIMLAR

Erdoğan şunları dile getirdi:

“Biz hem hazırlık, hem malzeme hem de müdahale konusunda sağlam bir duruş sergiliyoruz. Türkiye’deki Kovid-19 hastalarının önemli bir bölümünde Avrupa Amerika seyahatinin olması düşündürücüdür. Batı ülkelerinin sağlık sistemlerinin yeteri kadar kapsayıcı olmaması sebebiyle hastalığın tespitinde ve tedavisinde yetersiz kaldıkları çok açıktır. Türkiye en başından itibaren elindeki veriler çerçevesinde tüm tedbirlerini alarak hastalığın ülkeye girişini geciktirmiştir. Şu an itibariyle dünyada salgından etkilenenlerin tespit edilebilen sayısı 1 milyon 30 bine, Kovid-19’dan ölenlerin sayısı 55 bine ulaşmıştır. Ülkemiz ise toplamda 20 bin 921 hasta, 425 ölüm, 484 taburcu sayısıyla nüfus ve salgın tehdidi bakımından mukayese edilebileceğimiz ülkelerin tamamından daha iyi bir yerdedir.”

“Salgınla mücadele çerçevesinde attığımız adımlara bu gece yarısı itibariyle yenilerini ekliyoruz.”

“Bu gece itibariyle ülkemizin 30 büyükşehri ile akciğer rahatsızlıkların sık görüldüğü Zonguldak ilimizi araç giriş-çıkışına kapatıyoruz. Bu şehirlerimize gıda, ilaç ve temizlik malzemesi gibi zorunlu ihtiyaç malzemeleri nakliyle lojistik araçların dışında giriş-çıkış yapılamayacaktır. Ülke içinde yük ve yolcu taşımacılığı yapan araçların transit geçişleri devam edecektir. 30 büyükşehrimiz ile Zonguldak’ta başlatacağımız araç giriş-çıkış yasağını ilk etapta 15 gün süreyle uygulayacağız gerekirse uzatacağız.”

“Ülkemizin tamamında daha önce 65 yaş üzerine uyguladığımız sokağa çıkma kısıtlamasını 20 yaş altı için de getirmektir. Gece yarısından itibaren 1 Ocak 2000 ve üstü doğum tarihli olanlar sokağa çıkamayacaktır. Bununla gençlerimizi ve çocuklarımızı da ciddi manada kontrol altına almak durumundayız. ”

“Amacımız sadece vatandaşlarımızın çalışmak ve temel ihtiyaçları temin etmek için sokağa çıkması, geri kalanların evinde kalmasıdır. Yarından itibaren pazar yerleri ve marketler gibi insanların toplu şekilde bulunduğu tüm alanlarda herkesin maske takması zorunlu olacaktır. İnsanların toplu olarak çalıştığı iş yerlerinde de benzer tedbirler alınacaktır. Türkiye genelinde insan hareketliliğini azaltmak için gereken tedbirleri almayı sürdüreceğiz. İnsan hareketliliğini azaltmak için gereken tedbirler il kurulları tarafından alınıp uygulanabilecektir. İkazlara uymayarak aksi davranışlar sergileyenlere gereken idari ve adli cezalar uygulanacaktır. Amacımız eziyet etmek değil, hem kendi sağlığına hem de onlarla temas edenlerin sağlığını güvence altına almaktır. Ülkemizde hayatı ne zaman normale döndüreceğimiz 83 milyon olarak bizlerin elindedir. Kurallara ne kadar riayet edersek salgını o derece hızlı kontrol altına alır ve tehdidi ortadan kaldırabiliriz. Aksi halde üzüntüyle takip ettiğimiz ülkelerin durumuna düşmemiz kaçınılmazdır. Milletime güveniyorum.”

“Kampanyanın üçüncü gününde SMS hariç yaklaşık 304 bin kişi ve kuruluş 1 milyar 61 milyon liralık yardım yaparak kardeşliğimizin gücünü göstermiştir. Ülkemizin bu sıkıntılı gününde dayanışma ortaya koyan tüm vatandaşlarımıza ve kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum. CHP Genel Başkanı başta olmak üzere kimi kesimler kampanyayı itibarsızlaştırmaya çalışsa da milletimiz bu fitne olanaklarına imkan vermemiştir.”

“Kurtuluş Savaşı başlarken Gazi Mustafa Kemal Atatürk Tekâlif-i Milliye denilen 10 maddelik bir emir yayınlamıştır. Milletimizin elinde bulunan silahtan cephaneye, makineden binek hayvanlarına kadar savaşta ihtiyaç duyulan hemen her malzemenin belirli bir oranı talep edilmiştir. Milletimiz bu çağrıya mecburiyetin ötesinde gönüllülükle iştirak ederek vatanı için vermiştir. Yardım kampanyasını sabote etmeye çalışanlar milletten ne kadar uzak olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.”

“En büyük yükü omuzlayan sağlık çalışanlarımıza da teşekkür etmek istiyorum. Milletimiz tüm sağlık çalışanlarımızın gösterdiği fedakarlığı asla unutmayacaktır. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde Kovid-19’dan kaybettiğimiz Prof. Cemil Taşçıoğlu hocamızın adını Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’ne vereceğimizi, hocamızın adıyla bir şehir hastanesi olarak anılacaktır. Cemil hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu salgında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyorum. Aydınlık günlerin yakın olduğu inancını yineleyerek sizleri bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”

 

Okumaya devam et

Politika

Koronavirüs nedeniyle ölenlerin sayısı 425’e yükseldi

İlk kez video konferans yöntemiyle bir araya gelen Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hayatını kaybedenlerin sayısının 425’e çıktığını açıkladı.

BOLD – Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri, yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile mücadelede son durumu görüşmek için ilk kez video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Sağlık Bakanlığının Bilkent Yerleşkesi’ndeki toplantı, saat 16.00’da başladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, video konferans aracılığı ile katıldığı Bilim Kurulu toplantısının ardından, saat 19.00’da basın toplantısı düzenledi.

Koca şu bilgileri paylaştı:

Son derece sağlıklı görünen bir kişi günlük ilişkilerini ve işlerini sürdürürken en az 30 kişiye virüs bulaştırmıştı.

Dün itibariyle 2 bin 456 kişide daha virüs tespit edilmişti. Dün itibariyle toplam vaka sayımız 18 bin 235’ti.

Bu kadar kişi gözlem ve tedavi altına alınmadan önce de virüs taşıyordu. Şüpheli görünüp karantinaya alınmadan önce günlük işlerini sürdürüyorlardı.”

60 yaş üstü hastalarımızın ölüm haberleri hepimizi yaralıyor. Gençlerimizi uyarıyorum, virüsü taşıyıp taşımadığınızı bilemezsiniz.

Geldiğimiz noktada alınması gereken yeni tedbirler var. 2 uygulama üzerinden duruyoruz, genç nüfusun hareketliliği en zayıf noktalarımızdan biri.

CUMHURBAŞKANI AÇIKLAYACAK

Bilim Kurulumuz salgının riskli seyrettiği yerlerde hareketliliği kısıtlayıcı yeni tedbirler alınması yönünde tavsiye kararı aldı. Önerileri Cumhurbaşkanımıza sundum. Cumhurbaşkanımız bu konudaki takdirlerini açıklayacaktır.

Hastalığa karşı zafer elde etmenin yolu yayılmasını durdurmaktır. Virüsün bütün günü yayılma fırsatıdır, virüse bu gücü tanımayalım. Yuvamız en büyük gücümüzdür.”

16 bin 160 test yapıldı. 2 bin 786 pozitif vaka tespit ettik. Toplam vaka 20 bin 921 oldu. Bugün 69 kişi kaybettik, toplam can kaybı 425’i buldu. 1251 hasta yoğun bakımda, 867’si solunum cihazına bağlı durumdadır. 484 hastamız iyileşerek taburcu edilmiştir.

50 yaş üzerindeki vefat sayısının giderek daha artmış olduğunu ve özellikle erkek oranının kadınlara göre yüksek olduğunu gördük.

Genç yaşlarda teşhis sayısının düşüklüğü virüse karşı direncin bir işareti olarak algılanmamalıdır. Gençler hastalığı ya hissetmemekte ya da hafif geçirmekte.

25 ilde can kaybımızın olmadığını, 56 ilimizde hayatını kaybeden vakalarımızın olduğunu görüyoruz. En yüksek İstanbul 210, 27 ile İzmir, 15 Kocaeli, 11 ile ankara ve Konya takip ediyor.

50 yaş üzerindeki vefat sayısının giderek artmış olduğunu, erkek oranının kadınlara göre yüksek olduğunu görmüş oluyoruz. 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın temas izolasyonlarının çok sıkı olması gerektiğini görüyoruz.

Yoğun bakımda yatan hastaların yüzde 64,4’ü 60 yaş üstü. Hayatını kaybeden hastaların yüzde 77,8’i 60 yaşın üzerinde. Hastaneye ihtiyaç duymaksızın evde takip edebildiğimiz hastaların oranı ise yüzde 86,7 ile 60 yaşın altında.

Yoğun bakımdaki hastalarımızın yüzde 74,4’ünde en az bir tane altta yatan hastalık var. Kaybettiğimiz hastalarda da bu oranın 64,2 olduğunu görüyoruz.

Astım hastalarının dağılım eğrisine baktığımızda 45-90 yaş arasında olduğunu görüyoruz. KOAH hastaları ile ilgili 55-90 yaş arasında seyrettiğini görüyoruz. Bu hastaların yaş farkı göstermeden vefat etme oranını koruduğunu görüyoruz.

Hipertansiyon vakalarıyla ilgili, daha çok 40-90 arasında görülüyor, yaşla birlikte hayatını kaybeden vakaların arttığını görüyoruz.

Diyabet hastaları 40-85 arasında değişiyor, burada da yaşla birlikte hayatını kaybedenlerin oranı artıyor.

Sosyal izolasyon konusunda çağrı yapmamıza rağmen başarılı olduğumuzu düşünmüyorum. Başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde sokak hareketliliği beklenen düzeye inmedi. Özellikle yaşlılarımız ve kronik hastalığı olanlar büyük risk grubunu oluşturmaktadır. Gençlerin hareketliliği ise riski artırmaktadır. Akılda tutmamız gereken üç kelimeye dikkat çekmek istiyorum: Temas, mesafe, izolasyon.

Gençlerle ilgili dahil olmak üzere öneriler cumhurbaşkanına sunuldu. Kendileri açıklamayı yapacaklardır.

Biz hastalık belirtisi olan herkesin mutlak maske takması gerektiğini, her geçen gün risk taşıyan ve vaka sayısının arttığı bölgeler olduğunu biliyoruz. Bu bölgelerde maske takmanın doğru olabileceği, özellikle kalabalık ortamlarda, market, pazar yeri gibi yoğun ortamlarda maske takılması gerektiği Bilim Kurulunun bu anlamda önerisi.

ANALİZLERİ YAPIYORUZ

Bir kişinin ortalama 2,6 kişiye bulaştırdığını biz biliyoruz. Nereden? Çin’in bilgisi. DSÖ’nün bilgisi. Kendi vakalarımızın analizlerini yapıyoruz. Çin’de bu anlamda yapılan analizlerde binlerle, on binlerle ifade edilen analiz görmedik. Türkiye bu anlamda birçok noktada yaptığı analizleri dünyayla aktarmış olacak. Bizim gördüğümüz İstanbul için söylüyorum, filyasyon dediğimiz analizde bir kişinin bulaştırdığı kişi sayısı 16. 2,6 eğil. O nedenle bulaştırıcılığın, dünyadaki bilgiyi iyi biliyoruz, Bilim Kurulu da iyi analiz ediyor. Herkesin araştırarak konuşması gerektiğini söylüyorum. Türkiye’nin analizi, bir kişi 16 kişiye bulaştırıyor.

Normalde bulaşıcı hastalıklarla ilgili nasıl gömülüyor ise, Covid-19’dan dolayı vefat eden kişilerin de aynı şekilde gömülmesi gerekiyor. Nasıl tedbir alınarak yapılıyor ise, benzer şekilde burada da aynı durumun olduğunu biz birkaç defa yazıyla bildirdik. Dün itibariyle de hem İçişleri’ne, hem Diyanet’e hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yazı gönderdik. Ekstra bir uygulamanın yapılmasına gerek olmadığını ifade etmek istiyorum.

Okumaya devam et

Popular