Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kazım öğretmenin hikayesi: İhraç edildi, terörist ilan edildi, iş cinayetine kurban gitti

Yaklaşık 10 yıldır coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Kazım Kurnaz, öğrencileri tarafından çok seviliyordu.

Kazım Kurnaz, 1 Şubat’ta Düzce’de çalıştığı inşaatın asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. O da binlercesi gibi KHK’lı bir öğretmendi. 14 Temmuz 2016’da inşaatta çalışan bir eğitimciyken, bir gecede terörist ilan edildi. Yitip giden hayatların arkasında kimsenin bilmek istemediği yaşam mücadeleleri var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

Kazım Kurnaz’ın vefatının üzerinden bir ay geçti. Cenazesi kaldırıldı, sosyal medyada konuşuldu, bazı işçi sendikaları ona sahip çıkmak için açıklamalar yaptı. Ardından unutulup gitti. Oysa Kurnaz ailesini derinden sarsan ani vefatın acısı devam ediyor.

10 yıllık coğrafya öğretmeni olmasına rağmen hayatını inşaatlarda çalışarak geçiren Kazım Kurnaz, 15 Temmuz’da babasının borçlarını ödemek için Aksaray Devlet Hastanesi inşaatında çalışıyordu. Bir gözü görmeyen, bir ayağı tutmayan annesine, doğuştan yüzde 99 engelli olan kız kardeşine bakıyordu. Diğer iki kız kardeşini ise üniversitede okutuyordu…

BABALARI KÜÇÜKKEN TERK ETMİŞ

Samsun Vezirköprü’de yaşayan Recep ve Havva Kurnaz’ın beş çocukları vardı. En büyükleri Kazım 34, Tarık 32, yüzde 99 doğuştan engelli olan Özlem 25, Ebru 22, Şefika da 20 yaşında. 4 yıl önce hayatını kaybeden kanser hastası Recep Kurnaz, eşini ve beş çocuğunu küçükken bırakıp kendine ayrı bir yuva kurmuş. Çocuklar, anne ve dedelerinin yanında büyüyor. Bu yüzden evin iki büyük oğlu erken yaşlarda çalışmak zorunda kalıyor.

Tarık Kurnaz, “Biz inşaatta çalışarak geçimini sağlayan kardeşleriz. Babamız yok gibiydi. Dedemizle büyüdük. Annemiz başımızda ama köy yerinde, hiç şehre çıkmamış, bir şey görmemiş. Okur yazarlığı yok zaten, ne bilsin kadıncağız… Mecburduk böyle yaşamaya.” diyor.

LİSEDEYKEN DE İNŞAATTA ÇALIŞIYORDU

Tarık Kurnaz, abisinin, üniversiteyi kazandığını hastanede yoğun bakımdayken öğrendiğini söylüyor:

“2004’te dedeme bir tebligat geliyor. Abim üniversiteyi kazanmış. Dedem çok seviniyor. Çalıştığı inşaattaki komşularımızı arayıp hemen abimi göndermelerini söylüyor. Yarın, öbür gün derken bir türlü gelmiyor. Meğer inşaattan düşmüş, yoğun bakımda yatıyor. 10 gün sonra yaralı bir şekilde köye geldi abim. Biraz kaldı, iyileşti. Sonra okumaya gitti.”

Afyon Kocatepe Üniversitesi Coğrafya Bölümünü kazanan Kazım Kurnaz, dört yıl boyunca yine yaz aylarında inşaat işçiliğine devam ediyor. Bir yandan eğitim masraflarını çıkarıyor, diğer yandan ailesinin ihtiyaçlarına yetişmeye çalışıyor. Okulunu bitirmesine bitiriyor ama bir türlü ataması yapılmıyor: “Torpil var diyorlar ya… Biz öyle bir şey görmedik. ‘Atanamıyorum, bari inşaatta çalışayım, bir yıl daha okuyayım’ diye planlar yaptı abim. Bir yıl sonra ataması geldi.” diyor kardeşi.

İki yıl Siirt’te, üç yıl Sinop’ta görev yaptıktan sonra memleketine; Vezirköprü Ahmet Faik Edis Kız Anadolu Lisesine atanıyor Kazım Kurnaz. Nişanlanıyor, evlilik hazırlığı yapıyor, evinin eşyalarını alıyor yavaş yavaş. Derken bir gün babası çıkageliyor.

Tarık Kurnaz, babaları geri döndüğü için sevindiklerini, fakat sevinçlerinin kursaklarında kaldığını anlatıyor:

“Kredi borcu varmış ve meğer onları ödeyememiş ve yardım istemek için gelmiş bize. Daha sonra kanser oldu ve bir yıl içinde vefat etti. Fakat her yere bizi kefil gösterdiği için uçan kuşa borçlanmıştık. 15 Temmuz’dan önce 7 Temmuz 2016’da abimle beraber Aksaray Devlet Hastanesi’nin inşaatında çalışmaya gittik.”

‘EMNİYETTE PSİKOLOJİSİNİ BOZDULAR’

Kazım Kurnaz da KHK ile ihraç edilen diğer öğretmenler gibi darbeyi televizyondan öğreniyor. Üç gün sonra ise okul müdürü arayıp görevden alındığını bildiriyor. AKTİF-SEN üyeliği ve Bank Asya hesabı bulunduğu için Vezirköprü Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye çağrılıyor. Tarık Kurnaz abisinin emniyette yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Oradaki polisler kendisine, hainsin, teröristsin, insanların ölümünden sen sorumlusun, diyerek psikolojisini alt üst ediyorlar. Beni aradılar, gel abini al dediler. Gittim, perişan bir haldeydi, kafasını duvara vuruyordu. Öyle bir psikolojisini bozmuşlar ki, zannedersiniz darbeyi o yapmış. ‘Bank Asya’da hesabım var, gerçekten ben mi sebep oldum insanların ölümüne’ diye kendisini sorgulayacak kadar saf ve temiz biriydi. Abimi teröre destek vermekten, finansman sağlamaya kadar suçladılar. Oradan PYD’ye, PKK’ya kadar uzandı iş. Biz inşaatta çalışan insanlarız. Ne terörü? Polis evimize geldi. Annemi ve engelli kardeşimi görünce geri döndüler.”

YALAN İFADELER YÜZÜNDEN NİŞANLISI DA BIRAKTI

Kazım öğretmen, üst üste gelen olaylarla baş etmekte zorlanıyor: “Yeni nişanlanmıştı, evlenecekti, babamın borçlarından dolayı düğün yapacak durumumuz yoktu. Darbe olunca her şey ters gitti. Nişanlısını da aldılar. Hapis yattı. Daha sonra telefon kayıtlarında abimle görüşenleri ifadeye çağırdılar. Doğru olmayan o ifadelere dayanarak eniştesini, kayınçosunu görevden aldılar. Böyle olunca nişanlısı abimi terk etti, her şey üst üste geldi. Akşama kadar beton atıyoruz. Abim gece uyuyamıyor, acaba başına bir şey geldi mi diye ikide bir kalkıp kontrol ediyorum. Nihayetinde abime bir düzen kurduk. Geçen mart ayında bir ev satın aldık. Nişanlıyken aldığı eşyalar vardı, onları eve yerleştirdik, iyi kötü yeni bir hayat kurmuştuk.”

ÖĞRENCİLERİ İÇİN AMELİYAT OLDU

Öğrencileri tarafından çok sevilen Kazım Kurnaz, onlara daha iyi ders anlatabilmek için çene ameliyatı olmuş: “Abimin dişinde bir problemi vardı. Ders anlatırken öğrencileri kendisini anlamayabilir diye çene ameliyatı oldu. Mesleğini çok seviyordu. Terörist hain diyorlar ya, abimin cenazesi öyle kalabalıktı ki, bir milletvekilinin cenazesi bile öyle olmaz. Abime herkes sahip çıktı. Bizim kimseyle bir sorunumuz olmadı.”

BOLD ÖZEL

KHK’lı öğretmenden Oxford’da karşılaştığı Numan Kurtulmuş’a: Bu gece nasıl uyuyacaksınız?

KHK ile işinden olan Gülşen öğretmen İngiltere’de karşılaştığı AKP’li Numan Kurtulmuş’un yanına gidip yaşadığı sıkıntıları anlattı. “Haklılığın ve doğruluğun rahatlığıyla bu gece mışıl mışıl uyuyacağım. Ya siz” diye sordu.

BOLD – Türkiye’de pasaport yasağı bulunan öğretmen Gülşen Altınova, Oxford İslam Araştırmaları Merkezini ziyaret eden AKP’li Numan Kurtulmuş ile karşılaşmasını ve aralarında geçen diyaloğu sosyal medya hesabından paylaştı.

Altınova, Numan Kurtulmuş ve eşine, kendisi gibi terörist damgası yiyen yüz binlerce insana haklarının ve pasaportlarının geri verilmesi konusunda bir şeyler yapmaları için çağrıda bulunduğunu belirtti.

O DENLİ TERÖRİSTİM YANİ

Hakkındaki pasaport yasağı yüzünden Türkiye’ye giremeyen ve memleket hasreti çektiğini söyleyen Altınova, ”Numan Kurtulmuş ve eşine şunu söyledim: Hükümetten birisiyle karşılaşsam öfkeli olurdum diye düşünüyordum ama siz bana memleketimin kokusunu getirdiniz. O denli teröristim yani” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKLARIMIZA BUNU YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOK

Kurtulmuş ve eşini gördüğünde 11 yaşındaki kızının korktuğunu söyleyen Altınova, Kurtulmuş ailesine, “Hadi bizi geçtim, evlatlarımızın içinde bulunduğu durum bu. Çocuklara bunu yapmaya hangimizin hakkı var” dediğini aktardı.

KADINLAR OLARAK DUR DEMELİYİZ

Türkiye’de yaşayan anne ve babasının hasretini çektiğini belirten Altınova Kurtulmuş’un eşine de şunları söylediğini anlattı:

“Kadınlar olarak bir şeyler yapmak zorundasınız, bu gidişe hep beraber dur demeliyiz. Anadolu’nun kadınlarında bu güç vardır. Ben Gülşen öğretmen tüm varlığımla iyilik adına mücadeleye varım.”

Gülşen öğretmen Numan Kurtulmuş’a son olarak şu soruyu sorduğunu aktardı: “Ben haklılığın ve doğruluğun rahatlığıyla bu gece mışıl mışıl uyuyacağım. Ya siz?”

Sevinç Kart: Yargıtay’a rağmen neden hala cezaevinde fotoğraf çektiriyoruz?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezası ertelenen hasta tutuklu Engin Kara: Yüzüne rüzgar vurması ne büyük nimetmiş

Karaciğer nakli olan hasta tutuklu Engin Kara’nın, 6 yıl 10 ay’lık cezası 30 aylık tutukluluğunun ardından 6 ay ertelendi. Halen hastanede olan Kara, “Psikolojik olarak çok rahatladım” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 2 Nisan 2019’da Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’nde karaciğer nakli yapılan hasta tutuklu Engin Kara’nın cezası 6 ay ertelendi. Kara’nın tedavisine artık başında askerler olmadan, eşi Olcay Kara’nın desteğiyle devam ediliyor.

“Psikolojik olarak çok rahatladım. Yürümek, halıya basmak, rüzgarın yüzünüze vurması ne büyük nimetmiş. Destek olan herkese çok teşekkür ediyorum” diyen Kara ile son durumu hakkında küçük bir röportaj yaptık.

Engin bey geçmiş olsun, infaz erteleme kararı verildi hakkınızda.

Çok teşekkürler, destek olan herkesten Allah razı olsun. Açıkçası hastanenin verdiği rapor da bunu gerektiriyordu. ‘Cezaevine giremez’ demişti doktorlar. Durumum zaten onu gösteriyordu. Rapor verilmeyen hastalar olmuş daha önce ve kansere dönüşmüş onların durumu. Bu faktörleri göz önünde bulundurdular. İnşallah raporları verilmeyenlere de en kısa zamanda verilir. Karaciğer nakli kritik bir hastalık.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Çok şükür kafamız rahatladı. 4 aydır buraya her sabah asker geliyordu. Yanımda aynı odada kalıyorduk. Yememize içmemize müdahale ediyorlardı. Her şeyi yiyemiyoruz. Yememiz gereken ekstra gıdalar var. Kan alıyorlar, kanda protein düşük çıkıyor. Onu dışarıdan almamıza izin vermiyorlar. Çok şükür bunlar bitti.

Yemeğinize neden karışıyorlar? Doktor ne diyorsa onu yemeniz gerekmiyor mu?

Cezaevi koşulları geçerli. Hasta olsak da mahkum uygulaması yapılıyor. Dışarıdan bir şey alamıyorsunuz. Hastane ne verirse o… Hatta sesim kısıktı. Ben onu hastalığa bağlıyordum. Meğer ki konuşmamaktan, moralsizliktenmiş. Karar çıktıktan sonra iki günde sesim düzeldi. Diyaframın etrafında karın tüpü diye bir şey var. O diyaframa değince sesim ondan kısılıyor diye düşünüyordum. Ondan değilmiş. Konuşmaya başlayınca sesim normale döndü. Çevrenizde konuşacak insan olmayınca öyle oluyor. Ağrılarımız var tabi, rutin ağrılar, ama şimdi bir an önce kendimi toparlayıp çıkmak istiyorum. Tabi ki artık çocuk gibi hassas bir durumdayım, ömür boyu böyle olacak artık.

Şu anda neredesiniz?

Biz Malatya’da Turgut Özal Hastanesindeyiz. Aynı odadayız. Sadece başımızdaki askerler gitti. İstediğim zaman dışarı çıkabiliyorum, güneş görebiliyorum, istediğim yere gidebiliyorum doktordan izinli. Taburcu olmadım ama tahliye oldum.

Psikolojik olarak rahatlamışsınızdır.

Hem de nasıl. Benim çok yürümem lazım mesela. Koridora çıkıp yürüyemiyordum, bazıları odanın içeride dahi yürmeme izin vermiyorlardı. Kimseye bir şey demiyorum, herkes görevini yapıyor ama yürümeyince de benim ağrılarım çok artıyordu. Çünkü vücudumda boşalan halen safra var. Vücudumdaki tüple yaşıyorum. Dışarıya tüple vücuttan sürekli safra ve kan geliyor. Yürümeyince onlar içeride birikiyor. Şu an kafamız rahatladı. Eşim de çok çekti, şimdi o da mutlu.

Şu an sağlığınız nasıl? Nakil yapılan ciğer size uyum sağladı mı?

Diyelim ki kolunuza bir kıymık batsa, o kıymığın battığı yer iltihap oluyor ya, bu şu anlama geliyor vücut o kıymığı kabul etmiyor, bu benden değil diyor. Şu anda da benim durumum bu. Karaciğer bir takım salgılar salgılıyor. Ama bunu ilaçlarla baskılıyorlar. ALT diye bir değer var. Buna karaciğer enzimi diyoruz. Bu değer normal insanlarda en fazla 30 ile 55 arasında olması gerekiyor.

Sizde ne kadar bu değer?

Bende bu değer 1500’dü. 700’lere düşmüştü. Şu an 300’lerde. Bu sabah kan aldılar. Heyecanla karnemi bekliyorum acaba nasıl gelecek diye. O değer normale dönene kadar hastanede yatmaya devam edeceğiz. Bu hastane çok ciddi bir hastane. Çok ilgilendiler, sağolsunlar. Benimle ilgilenen doktorlara, hemşirelere çok teşekkür ederim. Doktorlar değerler düşüne kadar hastanede kalmam gerektiğini söyledi. Ama o değerler ne zaman düşer şu anda bilemiyorlar. Bir de beyaz kürem düşük benim.

Beyaz küre ne oluyor?

Beyaz küre ilikte üretilen akyuvarlar. O da düşük. Zaman zaman yükseliyor düşüyor. Şimdi onunla da uğraşıyorlar. Eğer o normale gelmezse kansere dönüşme ihtimali olabiliyormuş. Zaten raporu ona göre yazdılar.

Tahliye edilmek, sağlığınıza kısmen de olsa kavuşmuş olmanız size neler hissettirdi?

Kıymetini bilmediğimiz şeylerin kıymetini burada öğreniyoruz. Eşim halı serdi odaya. Halıya basabilmek bile ne büyük nimetmiş. İnsanın yüzüne rüzgarın vurması ne güzel, ne büyük nimetmiş. Hamd olsun, normal bir hayata döndüm ama koridora çıkınca yanımda asker var mı, arkamdan gelen kimse var mı, acaba şuraya gitsem bir şey diyen olur mu diye hala içimde tedirginlik var, sivile alışmış değilim. Gayret gösteren, destek olan herkesten Allah razı olsun.

22 yıllık öğretmen olan Engin Kara, Cemaat soruşturmaları kapsamında 5 Şubat 2017’de tutuklandı. Üyelikten 6 ay 10 ay hapis cezasına çarptırılan Kara, Ordu E Tipi Cezaevinde kalırken rahatsızlanmış ve karaciğer nakli için Nisan 2019’da Malatya’ya sevk edilmişti.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen kişilerin cezası, hasta iyileşinceye kadar ertelenmesi gerekiyor. Fakat bu yasa, Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananlara keyfi olarak uygulanmıyordu. Bir adım atılmış oldu. Türkiye cezaevlerinde 2019 yılı itibariyle yaklaşık 1154 hasta ve engelli tutuklu bulunuyor.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Ömer Faruk Gergerlioğlu, karar için “4 aydır ayak sürüyorlardı, nihayet karar verildi.  Darısı infaz ertelemesi 110 gündür uygulanmayan Şerif Ağu’nun başına” diye yazdı.

20 yıllık öğretmen Şerif Ağu da karaciğer yapıldıktan sonra tekrar cezaevine gönderildi. 60 gündür Antalya L Tipi Cezaevinin revir odasında tutuluyor. Ailesi görüş günlerinde yanına maske kullanarak gidebiliyor.

AİHM inanamadı: Karaciğer nakli olan hasta gerçekten cezaevinde mi?

Doktorlar “Cezaevine dönmesi cinayet olur” diyor

Karaciğer nakli yapılan tutuklu Engin Kara’nın eşi: Eşimin durumu kritik, kanunlara göre cezasının ertelenmesini istiyoruz

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hakimden üç çocuk annesine: Çocuklarını cezaevinde büyüt!

Uşak’ta Türkiye’de halkın yargıya neden güvenmediğini ortaya koyan bir olay yaşandı. Zeynep Öztan hakkında, bir mahkeme çocukları için ev hapsi verirken diğer mahkeme “Çocuklarını cezaevinde büyüt” diyerek tutukladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Antalya Milletvekili Cahit Arı’nın yargıya duyulan güvenin yüzde 20 dolaylarında olduğu sözlerine bugün “Halkın güveni yüzde 20 değil yüzde 38” cevabını verdi.

Oktay’ın bu cevabına yargı mağduru birçok insan tepki gösterdi, yargıya güvenlerinin ‘sıfır noktası’nda olduğunu söyledi. 15 Temmuz’dan sonra mahkemelerdeki uygulamalar, kararlar da bunun kanıtı.

16 aydır Balıkesir Kepsüt Cezaevinde tutuklu bulunan Zeynep Öztan’ın (33) yargılanma süreci hukuk garabatine dönmüş durumda. Bir mahkeme kendisini serbest bırakırken, ertesi gün diğer mahkeme bir telefonla kararı tam tersi yönde değiştirebildi.

Zeynep Öztan’ı Balıkesir’deki hakim üç küçük çocuğu bulunduğu için ev hapsi vererek serbest bıraktı, bir gün sonra Uşak hakimi devreye girerek Öztan’ı tekrar tutuklattı. En küçüğü o zaman 7 aylık olan, 3 çocuk annesi kadına hakim bey bir de “Çocuklarını mahkemede büyüt sen!” dedi.

Öztan, bu karardan sonra bir türlü kendini savunamadı. Hangi mahkemede yargılanacağına karar verilemediği için bir buçuk sene bekletildikten sonra 18 Temmuz 2019’da Uşak’ta ilk duruşmaya çıktı ve tanıklar dinlendikten sonra mahkemesi 5 Eylül 2019’a ertelendi.

5 TEMMUZ’DA 40 GÜNLÜK LOHUSAYDI

Zeynep Öztan, Mustafa Nadir ve Zehra ile Balıkesir Kepsüt Cezaevinde, 2018.

Uşak Üniversitesi Kamu Yönetiminden mezun olduktan sonra Uşak’ta 8 sene özel bir yurtta müdürlük yapan Öztan ve memur olan eşi Tahir Öztan hakkında, 15 Temmuz’dan sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında yakalama kararı çıkarıldı.

15 Temmuz olduğunda 40 günlük lohusa olan Zeynep Öztan, ikinci çocuğunu dünyaya getirmişti. Hem görev yaptığı yurt 15 Temmuz’dan önce kapatıldığı için, hem de hamilelik nedeniyle çalışmıyor, çocuklarıyla ilgileniyordu. İşsiz kalınca Uşak’tan ayrılıp Balıkesir’e taşındılar.

Üçüncü çocukları Mustafa Nadir (2) ise Balıkesir’de dünyaya geldi. Öztan çifti, 28 Mart 2019’da Balıkesir’deki evlerinde gözaltına alındığında Mustafa Nadir 7 aylıktı. 10 gün nezarethanede kalan Zeynep Öztan’ı, Balıkesir hakimi çocukları çok küçük olduğu için ev hapsi vererek bıraktı.

Fakat yakalama kararı Uşak’ta çıkarıldığı için Uşak hakimi, Balıkesir hakimini arayarak kararı değiştirtti ve Öztan ertesi sabah ablasının evinin önünde kızını oynatırken tekrar gözaltına alındı.

Balıkesir’den SEGBİS ile bağlandığı Uşak mahkemesi hakimi “Sen çocuklarını içeride büyüt” diyerek Zeynep Öztan’ın tutuklanmasına karar verdi. O günden beri oğlu Mustafa Nadir ile birlikte (zaman zaman Mustafa Nadir teyzesinin yanına gidip geldi) Kepsüt’te bulunuyor.

Öztan’ın aile yakınları “Bir hakim şahsi düşüncelerini nasıl böyle söyleyebiliyor. Şahsi fikrine göre mi hukuka göre mi karar veriyor. Nasıl oluyor da aynı kişi hakkında iki mahkeme farklı karar veriyor” diyerek haksızlıklara tepki gösterdi.

MUSTAFA NADİR İÇERİDE HAVALE GEÇİRDİ

Öztan çiftinin üç çocukları bulunuyor. Kerem Mahir (8), Zehra (3) ve Mustafa Nadir (2). Anne babası tutuklu bulunan çocuklar, aileler arasında darmadağın olmuş durumda.

Polis baskınını yaşadığı için geçirdiği travmayı atlatamayan Kerem Mahir babaannesiyle Safranbolu’da yaşıyor. Ayda bir annesinin açık görüşüne gelebiliyor. Zehra teyzesinin yanında. Mustafa Nadir ise cezaevi ile teyze evi arasında gidip geliyor.

Mustafa Nadir’in geçen kış cezaevinde havale geçirdiğini söyleyen teyzesi “Küçücük çocuk cezaevi ortamında mikrop kapmış, havale geçirmiş, hemen acile sevk edilmiş, üç gün boyunca yoğun bakımda kaldı. Annesi de tabi ki yanındaydı fakat kelepçe takmak istemişler. Çocuğa nasıl bakacam diye itiraz edince vazgeçmişler” dedi.

KORNEA NAKLİ OLDU

Kardeşinin de hasta olduğunu ifade eden abla şöyle devam etti: “Zeynep kornea nakli oldu. O yüzden lens ve gözlük kullanıyor. Ve onların sık sık değişmesi gerekiyor. Gözünün mikrop kapmaması lazım. Cezaevi ortamında bunlar kolay değil. Üçüncü doğumu çok sıkıntılı geçti zaten, rahmi alındı.”

Okumaya devam et

Popular