Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Davutoğlu’ndan AKP’ye Çiller ve Ağar göndermesi

Yeni bir parti kuracağı iddia edilen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) eski Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhur ittifakı’nın pazar günü düzenlediği Yenikapı Mitingi’ne Mehmet Ağar ve Tansu Çiller’in katılımını 90’lı yıllar mesajıyla göndermede bulundu.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, sosyal medya platformu Twitter’dan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümünü anarken kullandığı cümleler dikkat çekti.

DOKSANLI YILLARIN VESAYETÇİ AKTÖRLERİ

Davutoğlu açıklamasında “Doksanlı yılların vesayetçi kurum ve aktörlerine karşı kararlı bir şekilde milli iradeyi savunan, her koşulda hakkı söylemekten çekinmeyen vicdanlı ve erdemli lider rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu saygıyla anıyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerine yer verirken “Doksanlı yıllar ve vesayetçi kurum, aktörler” vurgusu dün gerçekleşen Cumhur İttifakı mitingine atıf olarak yorumlandı.

Yenikapı’da gerçekleşen mitinge Tansu Çiller ve Mehmet Ağar’da davet edilmişti ve Erdoğan’a desteklerini açıklamıştı.

Yeni partiyi Ahmet Davutoğlu kuruyor

Politika

Gelecek Partisi’nden ‘İnfaz Yasası’ teklifine itiraz: Kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalı

Gelecek Partisi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen infaz yasası teklifine 7 maddeyle itirazda bulundu. “Devlete karşı işlenen suçlarda kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalıdır” görüşü savunuldu.

BOLD – Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığını yaptığı Gelecek Partisi, teklifin TBMM dışı partiler, sivil toplum kuruluşları ve kamuoyuyla paylaşılmadan hazırlanmasına tepki gösterdi. Cezaevi şartlarının iyileştirilmesi istenen açıklamada, infaz indiriminin eşitlik ilkesi çerçevesinde, adli-siyasi ayrımına gidilmeden yapılması istendi.

Gelecek Partisi Adalet Politikaları İzleme Kurulu, Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen infaz teklifiyle ilgili eleştirilerine açıkladı.

Yedi ayrı başlıkta dile getirilen itirazlar şöyle:

TBMM DIŞI PARTİLER VE STK’LAR SÜRECE DAHİL EDİLMEDİ

“Yasa teklifinin toplumla paylaşılmamış olması ve toplumun içeriğini bilmediği ve yeterince tartışamadığı bir kanun yapma sürecini doğru bulmuyoruz. TBMM içinde ve dışındaki partiler, sivil toplum örgütleri ve baroların sürece dahil edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

CAN GÜVENLİĞİ BİRİNCİ ÖNCELİK OLMALI

Kanunun çıkarılma gerekçesi netlik kazanmış değildir. Bu kanun Koronavirüs sebebi ile mi çıkarılmaktadır yoksa bir ‘af’ olarak mı? Yapılmak istenen iyileştirmelere katılmakla birlikte virüsün yayılmasına karşı tutuklu ve mahkûmların can güvenliğinin sağlanması birinci öncelikli sorun olarak ele alınması gerekirken, üzerinde yeterli çalışma yapılmamış, kamuoyu, siyasi partiler ve ilgili STK’ların görüşlerine başvurulmadan hazırlanmış bir infaz kanunu değişikliği yeni problemlere neden olabilir.

DOĞUM YAPAN KADINLARIN CEZASI 6 YIL ERTELENMELİ

Yaşlı, engelli, çocuk, kadın ve hastaların eşitlik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve adli-siyasi ayrımına gidilmemesi gerekmektedir. Yeni doğum yapan kadınların cezası 6 ay yerine 1 yıl 6 ay ertelenebilecek olması yeterli değildir. 0-6 yaş gurubu çocukların sağlıklı bir şekilde gelişmelerini temin edebilmek için iyi hal şartı aranmaksızın çocuk sahibi olan kadın hükümlü ve tutukluların cezaları da suçlar bakımından hiçbir ayrım gözetilmeksizin 6 yıla kadar ertelenebilmelidir.

TUTUKLU YARGILAMA DÖNEMİ BİTMELİ

Ceza ve tutuklu evlerinin kapasitesinin üzerinde dolu olduğu ve infaz kanununda affı çağrıştıran bir düzenleme yapıldığı bir durumda, yargılamaların zorunlu olmadıkça tutuksuz yapılması hem ceza usul yasası, hem adil yargılanma hakkı ve hem de cezaevlerindeki insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi bakımından son derece önemlidir.

KRİTER CEBİR VE ŞİDDET OLMALI

Son yıllarda maalesef terör tanımı hem siyaset hem de yargı makamları tarafından ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olacak şekilde genişletilmiştir. Hukuk geriye doğru işletilmiş ve geçmişte suç sayılmayan fiiller yüzünden bireyler silahlı terör örgütü üyesi ya da sempatizanı sayılarak tutuklanmış veya mahkûm edilmişlerdir. İlkesel olarak, ‘Devlet, kişilere karşı işlenen suçları affedemez’ yaklaşımı yerindedir. Lakin devlete karşı işlenen suçlarda kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalıdır.

CEZAEVLERİNİN ŞARTLARI İYİLEŞTİRİLMELİ

Cezaevlerinin şartları asgari insan onuruna yakışır standartlarda olmalıdır. Sağlık tedbirleri artırılmalı, karantina adı altında istiflemeye sebep olunmamalıdır. Eldiven, maske, dezenfektan vb. ihtiyaç maddeleri kolay ulaşılabilir ve ücretsiz olmalıdır. Hasta mahpusların sevk süreçleri hızlandırılmalı; kronik hastalar öncelikli olarak ve ivedilikle tahliye edilmelidir.

YENİ İNFAZ SİSTEMİ GEREKLİ

İnfaz Kanunu’nu teklif edildiği gibi bir kere daha kısmen değiştirmek; defalarca değişikliğe uğrayarak, insicamı ve bütünlüğü bozulmuş, tekli bir infaz rejimi olmaktan çıkmış infaz sistemimizi çok daha karmaşık hale getirecektir. Virüs salgını ve tutuklu ve hükümlülerin can güvenliği endişesi ve baskısı olmaksızın yeni bir ceza infaz sistemi ülkemiz için son derece önemli ve acil ihtiyaçtır.”

İnfaz paketi, düşünceye af yerine hapis getiriyor; muhalefet ve medya suspus

Okumaya devam et

Politika

İnfaz paketi, düşünceye af yerine hapis getiriyor; muhalefet ve medya suspus

AKP ve MHP’nin ortak hazırladığı infaz indirimi paketi, cezaevindeki düşünce suçluları ve gazetecileri kapsam dışı bırakırken tam tersine twit atanların ve gazetecilerin kabusu olacak. İfade özgürlüğünü kullananlar cezaevine girecek.

BOLD – Paketteki düzenlemeler yasalaşırsa daha önce ertelenen 18 ay ve altı hapis cezası alanlar, cezalarının yüzde 40’ını cezaevinde geçirecek. Yazı, sosyal medya paylaşımı ve haberinden dolayı çok sayıda vatandaş ve gazeteci daha önce erteleme kapsamına giren cezaları için cezaevine girecek. CHP Milletvekili Zeynel Emre, değişiklikle ilgili “Bir taraftan cezaevi dolu diye bir düzenleme getiriyorlar öte yandan aldığı ceza bir yılın altı da olsa herkesin cezaevine gireceği bir madde ekliyorlar. Bunu düşünce ve hakaret suçları gibi suç grupları için yapıyorlar” dedi.

Hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, Türkiye Cumhuriyetini ve kurumlarını aşağılamak gibi suçları işleyen binlerce vatandaş ile onlarca gazetecinin suçları ertelenmeyecek, cezaevine girecek. İfade özgürlüğünı kısıtlayacak düzenlemeye karşı başta CHP olmak üzere muhalefetin sessiz kalması dikkat çekiyor.

DÜŞÜNCEYE AF DEĞİL HAPİS GELİYOR

İnfaz indirimi paketi terör suçları denilerek şiddete bulaşmamış binlerce düşünce ve siyasi suçluyu cezaevine mahkum ediyor. İnsan hakları örgütleri, siyasetçi, sanatçı ve akademisyenin çağrılarına rağmen adam öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel istismar suçunu işleyenler paketle tahliye olurken, düşünce suçluları infaz indiriminden yararlanamayacak. Düşünce suçuna af beklenirken tam tersi şekilde düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananlar hapse girecek. 18 ay hapis cezası aldığında cezaevine girmeyen gazeteci veya ifade özgürlüğünü kullanan vatandaşlar artık bu cezanın yüzde 40’ını ceza infaz kurumunda geçirmek zorunda kalacak. AKP ve MHP, düzenlemeyi ‘infazda adalet getiriyoruz’ diyerek savunuyor.

Cumhuriyet’e konuşan Avukat Ece Güner Toprak, gazeteciler ve ifade özgürlüğünü kullanan muhalifler için paketteki sakıncalı düzenlemeye dikkat çekti. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasa’nın 105/A maddesinde yapılmak istenen değişikliğe işaret eden Toprak, şunları anlattı:

KALICI DÜZENLEME

“Mevcut infaz sistemimizde (koşullu salıverme oranı ve 1 yıllık denetimli serbestlik uygulandığında) 18 ay (veya altı) bir hapis cezası alan bir kişi pratikte hapis yatmıyor. Paket mevcut şekliyle yasalaşırsa artık 30 Mart 2020 sonrası işlenen suçlarda, herkes belli bir süre cezaevi kurumuna girecek. Basit bir örnek vermek adına, 18 ay hapis cezası alan biri (1/2 koşullu salıverme ve 1/5 denetimli serbestlik oranı sonrası) yaklaşık 7 ay hapis yatacak. Bu düzenleme genel bir düzenlemedir ve kalıcıdır.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ OLUMSUZ ETKİLENECEK

Bugün sosyal medyada veya basında, sert bir eleştiri yapana birçok mahkeme maalesef yanlış şekilde TCK 299 (Cumhurbaşkanına hakaret), 301 (Türkiye Cumhuriyeti’ni ve kurumlarını aşağılamak), 216 (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek) vb. maddelerden ceza veriyor, ancak bu cezaların süreleri nispeten kısa olduğundan (birçok kez 18 ay altı), en azından binlerce insan infaz kuralları sayesinde cezaevine hiç girmiyor. Bu yeni düzenleme yasalaşırsa ifade özgürlüğünü daha olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyorum.”

TWİT VE HABERE ARTIK CEZAEVİ YOLU GÖZÜKECEK

Toprak, bundan sonra insanların “sert eleştirel bir tweet veya bir yazı/haber yüzünden 18 ay altı bir ceza alsam dahi artık cezaevi yolu gözükecek” diyeceğini ifade etti. Bu durumun “oto-sansürü” daha da artırabileceğini belirten Güner, şunları kaydetti: “Evet, 3 yıl altı (terör suçları hariç) hapis cezaları prensip olarak açık cezaevinde geçirilecektir (ve 1 yıl altı hafta sonu uygulama imkânları vs. olacaktır), ancak yine de cezaevi kurumudur. Basın ve ifade özgürlüğü bir demokrasinin temel taşıdır. Bu pakette kısmen fayda sağlayabilecek hükümler var, ama yeterli değil. İki önemli sorun var: Birçok gazetecinin ceza aldığı veya şu an yargılandığı bazı maddeler tamamen paket dışında tutulmuştur ve geleceğe yönelik de bu bahsettiğim sorunu görüyorum. Paket, basın ve ifade özgürlüğü konusunda daha net ve cesur bir mesaj vermelidir, doğru formül bulunursa ülkemizin önemli bir yarasını onarma fırsatı olur, Meclis’te ilerleme kaydedileceğini umuyorum.”

1 YIL ALTINDA CEZA ALAN HERKES CEZAEVİNE GİRECEK

Adalet Komisyonu Üyesi CHP Milletvekili Zeynel Emre, infaz değişikliği paketiyle düşünce ve hakaret suçlarını işleyenlerin cezaevine gireceğini söyledi. Düşünce suçlarından cezaevine girenlerin kapsam dışı bırakılmaması için komisyondaki çabalarının Genel Kurulda da süreceğini ifade eden Emre, şunları söyledi: “Cezaevleri dolu diye bir düzenleme ihtiyacı hissetti AKP. Ortağı MHP’nin başka motivasyonu da vardı. Ancak bunu yanlış bir yolla yapmaya çalışıyorlar. Bir taraftan cezaevi dolu diye bir düzenleme getiriyorlar öte yandan aldığı ceza bir yılın altı da olsa herkesin cezaevine gireceği bir madde ekliyorlar. Bunu düşünce ve hakaret suçları gibi suç grupları için yapıyorlar. İçinde bulunduğumuz koşullarda yapılan en mantıksız iş.”

Ceza Hukukçusu Özgenç’ten ‘İnfaz Yasası’ eleştirisi: Katiller, uyuşturucu tacirleri ve cinsel istismar suçluları tahliye olacak

Okumaya devam et

Politika

Soylu ve Özel arasında ‘Helin Bölek’ kavgası!

Grup Yorum üyesi Helin Bölek’in ölüm orucunun 288’inci gününde yaşamını yitirmesi nedeniyle İçişleri Bakan Süleyman Soylu ile CHP’li Özgür Özel arasında sosyal medyada tartışma yaşandı.

BOLD-CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel sosyal medya hesabından “Helin Bölek’in ölüm orucundayken yaşamını yitirmesinin üzüntüsü içindeyiz. Gün, ölüm orucunu sürdüren Mustafa Koçak ve İbrahim Gökçek’i yaşatmak için harekete geçme günüdür. Talepler yerine getirilmeli, toprağa yeni bir canın düşmesi engellenmelidir” diye yazdı.

Özel’in paylaşımına İçişleri Bakan Süleyman Soylu twitterdan cevap vererek “Hastaneye kaldırıldığı halde DHKP-C’nin talimatıyla tedavisini engelleyerek hastaneden çıkartıp ölüme yatıran sizin milletvekilleriniz. Ölümü kutsallaştırıp DHKP-C’nin değirmenine ölü taşıyan da sizsiniz @eczozgurozel Gerçek yüzünüz bir kere daha görüldü, örgüt yalakaları.” eleştirdi.

Süleyman Soylu’nun kendisi etiketleyerek yaptığı paylaşıma cevap veren Özgür Özel  “CHP’nin adını bir örgütle yan yana getirirken insan biraz utanır @suleymansoylu Örgüt yalakası, senin gibi bir örgütten finansman elde edendir; bir örgütü kampanyasında kullanandır; bir örgüte ne istediyse verendir. Senin ve DHKP-C’nin aksine ölümü değil yaşamı kutsuyoruz!” dedi.

NE OLMUŞTU?

Grup Yorum üyeleri, cezaevindeki üyelerinin tahliye edilmesi, İçişleri Bakanlığı tarafından haklarında çıkarılan yakalama kararlarının kaldırılması, konser yasaklarının ve İdil Kültür Merkezi üzerindeki baskıların son bulması talebiyle başlatmış olduğu açlık grevini, ölüm orucuna dönüştürmüştü.

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in açlık grevi ise sürüyor. Bölek ve Gökçek, 11 Mart’ta polis zoru ile Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Ancak tıbbı müdahaleye izin vermemeleri üzerine eylemlerini sürdürdükleri ‘Direniş Evi’ olarak ifade ettikleri yere geri getirilmişlerdi.

Ceza Hukukçusu Özgenç’ten ‘İnfaz Yasası’ eleştirisi: Katiller, uyuşturucu tacirleri ve cinsel istismar suçluları tahliye olacak

Okumaya devam et

Popular