Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Babasında Bylock olduğu gerekçesiyle kızına 6 yıl 3 ay ceza verildi

Baskının mazlumları da susturduğu bir dönemde 24 yaşındaki hemşire Feriha Zeynep Yüce’nin karartılan hayatına anne Şaduman Yüce’nin isyanıdır bu haber. Zulüm, kocasını ve kendisini vursa da kızına yapılanların eşi az bulunur.

SEVİNÇ ÖZARSLAN-BOLD ÖZEL

Tortum’da hemşirelik yapan Feriha Zeynep Yüce (24) 1 yıl 2 aydır cezaevinde. Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf mahkemesi kararı 5 günde, Yargıtay 2 ayda onayladı. Yargıtay’daki savcı, ‘babasını dinlememişsiniz, bilirkişi raporu yok, bu kararı bozun’ demesine ve cep telefonunun incelemesi bitmemesine rağmen bu ceza verildi.

Anne Şaduman Yüce’ye göre baba tutuklu olduğu için kızına bu ceza reva görüldü. Savcının ifade alırken Feriha Zeynep’e söylediği şu sözler hukuk katliamının geldiği noktayı gösteriyor: “Ooo Feriha, baban tutuklu, annenin mahkemesi devam ediyor. Kardeşinin araması var. Senin işin tesadüf olamaz”.

Çocuk bakıcılığı yaparak hem kendine hem de cezaevindeki eşine ve kızına bakmak zorunda kalan evhanımı Şaduman Yüce uğradıkları haksızlıkları ve iki yıldır yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı.

Eşiniz, kızınız tutuklu, neler yaşadınız, yaşıyorsunuz?

Eşim, kızım, oğlum, kendi mahkemem de var… (Ağlıyor) Kesinlikle acizlik için ağlamıyorum. Bu Rabbim’den geldi. Başümün üstüne. Ama annesin, hayatının baharındaki yavrularımın biri bir yere, diğeri öbür yere savruldu. Biraz önce kızımdan haber aldım, onun duygusallığı da var. Kusura bakmayın, amacım kimseyi üzmek değil. Artık duygularımı bastırmaktan da yoruldum gerçekten.

Kızınızın ne diyor, bugün telefon görüşmeniz mi vardı?

Beni aramıyor kızım, kardeşini yani ikizi Furkan Samet’i arıyor. Furkan dil öğrenmeye yurt dışına gitti. Onunla konuşunca çok mutlu oluyor. Sonra babasını arıyor. Önceden her hafta arayabiliyorlardı birbirlerini. Ama her gün yeni bir icat çıkarıyorlar. Her hafta kapalı görüşlere gittiğimizde temiz kıyafet götürüyordum kızıma. Ama şimdi ayda bir getireceksiniz diye yeni bir uygulama çıkardılar. Kızım haber göndermiş, annem gelsin ihtiyaçlarımı söyleyeyim, kotam dolmasın diye. Bu insanların içeride her şeye ihtiyaçları var. İşkence olsun da çile olsun da ne olursa olsun.

Başka ne gibi hak ihlalleriyle karşılaştınız tutuklu yakını olarak.

O kadar incitici şeyler oluyor ki… Belki bunlar pek çok insana basit gelebilir ama biz bunları yaşıyoruz. Erzurum E Tipi Cezaevi’ne kızımı ziyarete gidiyorum. Bizi arayan kadın bir gardiyan var. ‘Bu kadar erken nasıl gelebiliyorsunuz’ diyor. İçeride benim canım var, gece uyuyamamışım, geç kalmayayım diye. Biz gittikten sonra kızıma ters davranırlar diye bunu bile yüzüne söyleyemiyorum. Susuyoruz hep.

Önce eşiniz Ahmet Yüce mi tutuklandı, kızınız mı?

Önce eşimi aldılar. 9 Ağustos 2016’da tutuklandı. Dün 32. ay bitti, 33. aya döndü. Zaten ikinci mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verdiler. Bir yıl Erzurum H Tipi Cezaevi’nde kaldı. İkinci yıla dönerken Ağrı Patnos L Tipi Cezaevi’ne gönderdiler.

Neden oraya gönderildi?

2016’da ceza alan hemen herkesi 2017’de 8’şer, 15’şer kişilik gruplar halinde Ağrı, Patnos ve Erzincan’daki cezaevlerine gönderdiler. Biz Erzurum’da yaşıyoruz. Eşim Erzurum Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet’te komiserdi. 2013’te tayinle geldik buraya. Aslen Niğdeliyiz. Yıllardır Kayseri’de yaşıyoruz, ailelerimiz Kayseri’de.

Patnos ne kadar uzaklıkta Erzurum’a?

4 saatte gidiyoruz. 4 saatte geri geliyoruz. Kaç kere trafik kazası tehlikesi geçirdik. Eleşkirt ile Horasan arasında kaldık 33 kişi. Tekerlek patladı, arabamız bozuldu. Eşim tekrar Erzurum’a sevk edilsin diye uğraşıyorum. Boş yer yok diyorlar. Var biliyorum, burada gidip geliyoruz cezaevine. CİMER’e, Saadet Partisi’ne, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na herkese yazdım. Eşimi ihraç ettiler, 2 Eylül 2016’da, kızımı da 15 Mart 2019’da ihraç ettiler. Ben tek başımayım, burası memleketim değil. Hiçbir Allah’ın kulu akrabam yok. Maddi yönden sarsılıyorum. Onlara para yatırmak zorundayım, yanlarına gitmek zorundayım.

NUSAYBİN’E İLK GÖNDERİLEN KAFİLEDEYDİ

15 Temmuz’da neredeydiniz, yapıyordunuz?

Senelik izindeydik. Niğde’ye kız istemeye gittik. Kaynımın nişanı vardı. 14 Temmuz’da nişanımız oldu. Sonra haber geldi, izinler kaldırıldı, görevinizin başına dönün diye. Pazartesi geldik Erzurum’a. Eşim 18 Temmuz 2016 salı sabahı görevine gitti. O anda açığa alındı ve 20 gün açıkta kaldı. 9 Ağustos 2016’da da aldılar zaten. Eşim tutuklanmadan önce Nusaybin’deki operasyonlara gönüllü giden bir komiserdi. İlk giden kafiledeydi. 49 gün orada çadırda yerde yattılar. Giderken davulla zurnayla çiçekle yolladılar. Döndüklerinde de davulla zurnayla karşıladılar. Ondan sonra da çok sürmedi ‘sen teröristsin’ diye içeri aldılar.

HAKİM EŞİME DİYOR Kİ: GEÇMİŞİN TEMİZ AMA 6 YIL CEZA…

Eşim 25 yıllık polis memuru. Hakim diyor ki, “Geçmişin temiz olduğundan dolayı… şu kanuna göre 6 yıl 3 ay…” dedi. Yani geçmişi temiz olduğu için eşime daha az ceza verdiğini söylemek istiyor. Terörist diye yaftaladıkları adama böyle diyorlar. Eşim 1995’ten beri polis, 2008’den beri de komiser. Şimdi içeride ikinci üniversitesini okuyor. Adalet Meslek Yükseokulu’na kayıt oldu, sınavlarını verdi, ikinci sınıfa geçti.

Eşiniz neden tutuklandı peki?

Bank Asya hesabı var diye alındı. Bank Asya hesabı da benim üzerimeydi. Sonra Bylock dediler, Bank Asya’ya para yatırma dediler, bilgisayarda sohbet dinleme dediler. Ne hakim ne savcı kimse savunmasını dinlemedi. Birinci duruşmada ceza vereceklerdi, ama hakim izinli olduğu için ikinci duruşmada ceza verildi. Eşimin üzerindeki iki telefonda Bylock çıktığını söylediler. İkinci telefondaki Bylock olayını, tutuklandıktan 20 ay sonra kızımı tutuklayarak söylediler. Eşim kaç kez söyledi. ‘O telefonlar benim üzerime, neden kızımı aldınız, bir ‘suç’tan iki kişiyi tutamazsınız’ diye kaç kez itirazda bulunduk ama olmadı.

Kızınız babasının telefonunda çıkan Bylock nedeniyle mi tutuklandı?

Evet. Kızımı 14 Şubat 2018 perşembe günü aldılar. Bir gün gözaltında kaldı. İkinci gün mahkemeye çıkarılarak tutuklandı. İfadesini alan savcı bey “Ooo Feriha, baba tutuklu, annenin mahkemesi devam ediyor. Kardeşinin araması var. Senin işin tesadüf olamaz”. Kızımla birlikte gözaltına alınan dört kişiden sadece kızım tutuklandı. Polisler geldi, evi aradılar, Feriha’nın telefonunu aldılar, bir tane ortada duran flaş bellek vardı, onu aldılar. Hala telefonun incelenmesi bitmemiş zaten. Cezayı verdiler, daha telefonu incelenmiş değil.

TELEFONU İNCELENMEDEN 6 YIL 3 AY CEZA

Telefonu incelenmeden mi cezası onaylandı?

Evet, zaten hemen hemen herkese aynısını yaptılar. Kızım 1 yıl 2 aydır cezaevinde. Hemen ilk mahkemede 6 yıl 3 ay verdiler. Kararı istinaf mahkemesi 5 günde, Yargıtay 2 ayda onadı. Yargıtay’daki savcı, ‘bu çocuğun babasını dinlememişsiniz, bilirkişi raporu yok, bu kararı bozun’. dedi. Ama Yargıtay’daki hakimler bozmadı, yine de onayladılar. 9 ayda bütün işlemlerini bitirdiler.

Bu gencecik çocuğu niye tutuyorlar. Her şeyine mal oldunuz! Kızım lise mezunu, üniversite değil. Dershaneye gitmemiş, yurtta kalmamış… KPPS sınavına çalıştı, girdi, kazandı. 7 ocak 2014’te ilk atandığı yer zaten Tortum. Sağlık Bakanlığı her şeyini araştırdı, bir şey yoktu o zaman…

Kaç yaşında kızınız, ne yapıyordu Erzurum’da?

1995 doğumlu. Tortum İlçe Devlet Hastanesi’nde Acil Tıp Teknisyeni idi. Yani acilde çalışan bir hemşireydi. Araştırdılar. Hiçbir derneğe, sendikaya da üye değil. Bunu Sağlık Bakanlığı da söylüyor. Bu kararın verilmesinin nedeni babasının Bylock çıkan telefonun şifresinde kızımın adı ve doğum tarihi yazması. Kızım liseyi daha yeni bitirmiş, ne bir telefon, ne başka bir şey var. Sırf devlet memuru diye, ihraç etmek için… Bir ay önce görevinden de ihraç ettiler zaten.

İhraç sebebi olarak ne gösteriyorlar?

Birkaç gün önce geldi ihraç kağıdı. Sebep olarak şunu yazmışlar: “Devlet memurları kanuna göre 1 yıl cezaevinde kaldığınız için, kanunu ihlal ettiğinizden dolayı ihracınıza…” Haksız, hukuksuz yere kızımı cezaevine koydular. Şimdi de bunu ihraç sebebi olarak gösteriyorlar. Eşime de diyorum, hiçbir hakkımdan vazgeçmeyeceğim. Eşimin kızıma nasihatı: Kızım evden abdestsiz çıkma, hastalara güler yüzlü davran, hoşgeldin de, iğnelerini yaparken Besmele çek. Biz çocuklarımızı böyle yetiştirdik.

Sizin davanız ne zaman ve neden açıldı?

10 Ağustos 2017’de gözaltına alındım. 4 gün gözaltında kaldım. 5. gün savcıya ifade verdim. Hem terör şubede hem de adliyede. Üzerime kayıtlı bir telefonda Bylock kullandı diye aldılar ama sonra kullanmadığım ortaya çıkınca, hani dükkana girmişken boş çıkmayayım diye Bank Asya’da hesabım olduğundan dolayı dava açıldı. Bir defa duruşmam oldu. İkinci duruşma 2 Temmuz 2019’a ertelendi. Şartlı tahliye ile bıraktılar. Bir yıl 3 ay haftada bir gün imza attım.

Ne kadar para yatırdınız?

1000 TL ve biraz altınlarım vardı. Zaten belgeler ellerinde. Eşim tanık olarak katıldı davama. Birinci katta oturduğumuzdan dolayı, eşim sürekli görevde olduğu için yatırdık Bank Asya’ya paramızı. ‘Eğer ben herhangi bir yerden talimat alsaydım, o parayı ve altınları talimat verildiğini iddia ettikleri tarihlerde bankadan çekip ev satın almazdık. Tam tersine orada kalırdı’ dedik ama nafile… Ben artık dibi gördüm. Büyüklerimiz hep söylerdi. Ağlamak ile gülmek kardeştir diye. Bunların ne demek olduğunu yaşadım. İçin cayır cayır yanarken karşındaki evladına gülmek zorundasın. Eşimin her yanına gittiğimde ona kötü bir haber vermek zorunda kaldım. Ahmet ben gözaltına alındım, Ahmet kızın tutuklandı, ihraç edildi…

BOLD ÖZEL

“Bana ve eşime 4 yıl boyunca virüs muamelesi yaptılar”

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acılı eşi, bir yıl sonra konuşmaya karar verdi. Yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. 6 ayrı ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.

KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI

11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon Devlet Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse geri gönderildi.

Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.

HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRULTTULAR

O akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca bu kez Afyon ParkHayat Hastanesine götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.

4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILAR

Dilber, görüş izni için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcının kapısından eli boş döndü.

“Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesindeydi.

AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİ

Doktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi, bir dizi engel çıkartılarak. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.

“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”

Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.

Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Eşimi göstermediler, tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi!

Cezaevinde ölüme sürüklenen Cemil Dilber’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Acısı dün gibi taze olan eşi Ayşe Dilber: “Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.”Ziraat mühendisi Cemil Dilber, 22 Mart 2019’da Dinar Cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hapse girmeden önce kalbine 4 stent takılmıştı. Günde 5-6 tane ilaç kullanıyordu. 2,5 yıllık süre içinde cezaevinde gün geçtikçe eridi. Eşi Ayşe Dilber, “Her ziyarete gittiğimde onu biraz daha erimiş görüyordum.” diyor.KAPALI GÖRÜŞTE YERE YIĞILDI11 Mart 2019’da eşi ve kızıyla yaptığı kapalı görüş sırasında “Arkama bir ağrı girdi” dedi ve yere yığıldı. Mosmor olmuştu. Kriz geçiriyordu. Afyon ParkHayat Hastanesine kaldırıldı. Anjiyo yaptılar ve bir gün bile hastanede kalmasına izin verilmeden hapse gönderildi.Eşi izin alıp cezaevine koştu. İki gardiyan gelip “Eşiniz gelemeyecek durumda. Arkadaşları bakıyor.” dediler. Cemil Dilber o gece tekrar fenalaştı. Adam ölüyor diye acil butonuna defalarca basan koğuş arkadaşlarını gardiyanlar “Bir daha basarsanız size görüş yasağı veririz.” diye tehdit etti. Ölümünden sonra sırf bu yüzden arkadaşlarına kantin yasağı verilecekti.HASTANE KAPISINDA SİLAH DOĞRUTTULARO akşam Cemil Dilber’in durumunun ciddiyeti anlaşılınca tekrar hastaneye götürüldü. Ayşe Dilber, yoğun bakıma yanına gittiğinde kapıda 8 asker, bir çavuş, bir de polis görünce şok oldu. Askerler silahlarını iki gözü iki çeşme kadına doğrultup giremezsin dediler. Cemil Dilber ise parmağını kıpırdatamayacak olduğu halde yatağa kelepçeliydi.4 YIL VİRÜS MUAMELESİ YAPTILARDilber, görüş izin için savcıya gitti, “fetö ise kimse gelmesin” diyen savcı beyin kapısından eli boş döndü. “Eşim tacizci olsaydı, adam öldürseydi izin vereceklerdi… 30 sene Türkiye Cumhuriyetine hizmet etti benim eşim. Herkes sırtını döndü. Bana ve eşimi 4 yıl virüs muamelesi yaptılar. Kapıdan çıkamıyordum. Cezaevi, avukat ve market arasında yaşadık. Şimdi herkes pişman tabi ama iş işten geçti.” diye haykırıyor acılı eş.Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Ekim 2016’da tutuklanan Cemil Dilber (57), 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Anayasa Mahkemesi’ndeydi.AİLESİNİ SADECE 4 GÜN GÖREBİLDİDoktorlar hastanın kalbe giden ana damarının yırtıldığını söylediler. Ameliyat olması gerekiyordu. Başında bekleyen komutan, hastanede mahkum odası olmadığı için Dilber’i götürmeye kalktı, ama doktor izin vermedi. Son günlerini yaşayan hasta tutuklu bir gün sonra ameliyat edildi. 11 gün gözlem altında tutulan Cemil Dilber’e ailesini görebilmesi için sadece 4 gün izin verildi. O da zorluklarla, binbir uğraşla. Ayşe Dilber eşiyle son kez ölümünden bir gün önce konuşabildi.“BEN ÇÜRÜYORUM, BENİM BİR SUÇUM YOK”Ayşe Dilber: “Eşim her ay savcılığa dilekçe yazmış, ben burada çürüyorum, benim hiçbir suçum yok, diye. Revire çıkmak için çok bekledi. Cezaevinde o kadar zayıfladı ki, 3 dişi düştü. Yollarda, cezaevi aracının içinde kelepçeli çok zor oluyor diye yaptırmadı, bizi buraya hayvan gibi teptiler, derdi. Her gittiğimde hasta olduğunu söylüyordu. O bir tavuk bile kesemez. Öyle merhametliydi. Kapımıza geleni çevirmezdi. Başarı belgeleri evimin birinci katında kolilerle dolu. Zulüm ya zulüm, zulüm yaptılar eşime. Her şeyimiz yarım kaldı.” diyor.Cezaevinde ölüme sürüklenen eşine yapılanları bir yıl içine gömen 30 yıllık hayat arkadaşı Ayşe Dilber’in acısı hala çok taze. Kendisiyle bir yılda birkaç kez görüştük. Her seferinde sanki eşini bugün kaybetmiş gibiydi. Ölüm yıldönümü için tekrar aradığımda aşağıda izleyeceğiniz 8 dakikalık videoyu çekip gönderdi ve yaşadıklarını yine gözyaşlarıyla anlattı…

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

Uşaklı Cemil Dilber ve Ayşe Dilber çiftinin 17 yıl sonra dünyaya gelen Azra Nur (12) adında bir kızları bulunuyor. Dilber, anne-kız, uzun süre eşinin ceketine sarılıp uyuduklarını söylüyor.

Ayşe Dilber, eşinin eşyalarını mahkeme kararıyla cezaevinden aldı. Gelen poşetin içinden artık iyice beyazlaşmış bir iki parça kıyafet, iğne-iplik, ilaçları ve Kuran-ı Kerim çıktı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Otizmli Hamza Tarık Durmuş’un (15) dramını geçtiğimiz günlerde HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Babası 8 aydır tutuklu, annesi ise 4. evre lenf kanserini atlatmış bir kadındı.

Yamanlar Kolejinde Biyoloji öğretmenliği yapan anne Hülya Durmuş (39), bu kez bir video çekerek çocuğunun durumunu kendisi anlattı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

 

15 ve 4,5 yaşında iki oğlunun olduğunu söyleyen Hülya Durmuş, “Büyük oğlum yüzde 98 otizmli. Ağır engelli. Aynı zamanda zihinsel engelli. Küçük oğlum Burak çok şükür sağlıklı. Eşim ve ben KHK ile kapatılan kurumlarda öğretmen olarak çalışıyorduk. 15 Temmuz’dan sonra ikimiz de işsiz kaldık. Çok zor günler geçirmeye başladık.” cümleleriyle sözlerine başlıyor.

Yaşadıkları sıkıntıların etkisiyle Ocak 2018’de lenf kanserine yakalanan Hülya Durmuş, 10 ay boyunca yoğun kemoterapi tedavi gördü. Kanser 4. evresindeydi. Agresif bir türdü ve bütün vücuduna yayılmıştı. Ama atlattı.

Hülya Durmuş, 10 ay boyunca tedavi gördükten sonra lenf kanserini atlattı. Oğlu ile geçirdiği zor günler nedeniyle hastalığının yeniden nüksetmesinden korkuyor.

YAMANLAR KOLEJİNDE ÇALIŞTIĞIM İÇİN GÖZALTINA ALINDIM

Bu süreçte eşinin çeşitli işlerde çalışarak hem geçimlerini sağladığını hem de oğluna ve kendisine baktığını belirten Durmuş, “Tam tedavim bitti, iyileştim derken 23 Ekim 2018’de Yamanlar Kolejinde öğretmen olduğum için gözaltına alındım.” dedi.

Durmuş, 4. evre kanser hastası olduğu için tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı. Fakat hakkında açılan dava bitmeden bu kez eşi İbrahim Durmuş 24 Temmuz 2019’da gözaltına alındı. Gaziemir Körfez Dershanesi Şube Müdürü olarak görev yapan baba Durmuş, 8 aydır İzmir Buca Cezaevinde tutuklu. İkinci mahkemede 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

BABASI GİDİNCE DAHA ÇOK KIRIP DÖKMEYE BAŞLADI

Eşinin tutuklanmasıyla birlikte engelli oğlu için hayatın daha da zorlaştığını belirten Dumuş, “Çünkü babasına çok düşkündü. Evde ne var, ne yok kırıp dökmeye başladı. Kendine ve bana zarar vermeye başladı. Babası her zaman onu yürüyüşe götürüyordu, bisiklet sürdürüyordu, paten kaydırıyordu. Babasının gitmesiyle birlikte tüm beden temizliği, sakal tıraşından, özbakım becerilerine kadar bütün yük benim üzerime bindi. Ben de rahatsız olduğum için çocuğumla tastamam ilgilenemedim.” ifadelerini kullandı.

REHABİLİTASYON MERKEZLERİ KABUL ETMEDİ

Rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu ama oğlunun kabul edilmediğini anlatan Durmuş, “Çok ağır olduğu için almak istemediler. Tarık öyle bir hala geldi ki, kakasını eline alıp yüzüne, gözüne, ağzına sürmeye başladı.” diye konuştu.

ÇOK ÇARESİZİM, LÜTFEN EŞİMİ BIRAKIN!

Hülya Durmuş, küçük oğlunun bu durumdam çok olumsuz etkilendiğini, abisiyle asla bir odada baş başa kalamadığını söyleyerek ekledi: “Çok korkuyor abisinden. Çünkü Tarık’ın çok şiddetli krizleri oluyor. Vuruyor, kırıyor. Çok çaresizim, bitmiş bir durumdayım. Eşim cezaevinden bir an önce çıksın yanımıza gelsin istiyorum. Korona salgınıyla birlikte ben de risk grubundayım. Eşim sağlıkla yanımıza gelsin, bizi sağlıklı bir şekilde bulsun. Lütfen sesimi duyun, derdime çare olun, eşimi bırakın!”

OĞLUMUZU KAPLICAYA GÖTÜRMEK SUÇ SAYILDI

Telefonla görüştüğümüz Hülya Durmuş, eşinin hakkındak suçlamalarla ilgili ise şöyle devam etti:

“Tarık babasıyla her gün denizdeydi. Kışın da kaplıcalardaydık. O bile suç oldu. Manisa Salihli’de Kurşunlu kaplıcaları var. Her kış oraya gidiyorduk, Tarık havuzda suyu çok seviyor. O gün kaldığımızda başka birileri daha kalmış, çakışmış, niye onlarla aynı gece oradaydın! Biz çocuk için oradayız, bunu anlatamadık. Babası gittikten sonra Tarık denizde teyzesini boğmaya kalktı. Deniz bile artık onu sakinleştirmiyor.

8 KERE TELEFON, 2 KEZ TELEVİZYONU KIRDI

Annem, kızkardeşim ben bir Tarık’a bakamaz hale geldik. Bu halimle bile her gün iki saat Tarık’a yürüyüş yaptırıyorum. Ağzında maskeyle. Evde durmuyor. Evde kalınca kapıların camlarını kırıyor. 8 kere telefonu, 2 kere televizyonu kırdı. Kontrol edemez hale geldim. Sürekli takipteyim. Onu da istemiyor. Bize de vuruyor, eti koparırıcasına ısırıyor. Ama babasıyla aşırı duygusal bir bağları vardı.

AÇIK GÖRÜŞTE YERDE YUVARLANIYORLAR

Açık görüşe götürdüğümde hiç sorun yapmıyor, orada yerde yuvarlanıyorlar. Babasıyal güreşiyorlar. Biz kenara çekilip onları izliyoruz. Çocuk mutsuz, aşırı derecede mutsuz. Baba olmadığı için mutsuz ve depresyonda.”

Baba tutuklu, anne kanser hastası… Otizmli Hamza’nın dramı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman’ın ablası Adalet Bakanı’na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman’ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e çağrıda bulundu.

İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM

“İnsanlık vazifem adına…” başlıklı bir mail yazıp Gül’e gönderen Gençosman, “O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez.” dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.

KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI

Kardeşinin 11 Temmuz 2018’de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, “Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entüübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman’ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN

Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini takep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.

Nesrin Gençosman’ın birinci ölüm yıldönümü: Özgürlükten ölüme 41 gün

“Buraya hapsedildim! Kendimi bitmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu”

Okumaya devam et

Popular