Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Babasında Bylock olduğu gerekçesiyle kızına 6 yıl 3 ay ceza verildi

Baskının mazlumları da susturduğu bir dönemde 24 yaşındaki hemşire Feriha Zeynep Yüce’nin karartılan hayatına anne Şaduman Yüce’nin isyanıdır bu haber. Zulüm, kocasını ve kendisini vursa da kızına yapılanların eşi az bulunur.

SEVİNÇ ÖZARSLAN-BOLD ÖZEL

Tortum’da hemşirelik yapan Feriha Zeynep Yüce (24) 1 yıl 2 aydır cezaevinde. Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf mahkemesi kararı 5 günde, Yargıtay 2 ayda onayladı. Yargıtay’daki savcı, ‘babasını dinlememişsiniz, bilirkişi raporu yok, bu kararı bozun’ demesine ve cep telefonunun incelemesi bitmemesine rağmen bu ceza verildi.

Anne Şaduman Yüce’ye göre baba tutuklu olduğu için kızına bu ceza reva görüldü. Savcının ifade alırken Feriha Zeynep’e söylediği şu sözler hukuk katliamının geldiği noktayı gösteriyor: “Ooo Feriha, baban tutuklu, annenin mahkemesi devam ediyor. Kardeşinin araması var. Senin işin tesadüf olamaz”.

Çocuk bakıcılığı yaparak hem kendine hem de cezaevindeki eşine ve kızına bakmak zorunda kalan evhanımı Şaduman Yüce uğradıkları haksızlıkları ve iki yıldır yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı.

Eşiniz, kızınız tutuklu, neler yaşadınız, yaşıyorsunuz?

Eşim, kızım, oğlum, kendi mahkemem de var… (Ağlıyor) Kesinlikle acizlik için ağlamıyorum. Bu Rabbim’den geldi. Başümün üstüne. Ama annesin, hayatının baharındaki yavrularımın biri bir yere, diğeri öbür yere savruldu. Biraz önce kızımdan haber aldım, onun duygusallığı da var. Kusura bakmayın, amacım kimseyi üzmek değil. Artık duygularımı bastırmaktan da yoruldum gerçekten.

Kızınızın ne diyor, bugün telefon görüşmeniz mi vardı?

Beni aramıyor kızım, kardeşini yani ikizi Furkan Samet’i arıyor. Furkan dil öğrenmeye yurt dışına gitti. Onunla konuşunca çok mutlu oluyor. Sonra babasını arıyor. Önceden her hafta arayabiliyorlardı birbirlerini. Ama her gün yeni bir icat çıkarıyorlar. Her hafta kapalı görüşlere gittiğimizde temiz kıyafet götürüyordum kızıma. Ama şimdi ayda bir getireceksiniz diye yeni bir uygulama çıkardılar. Kızım haber göndermiş, annem gelsin ihtiyaçlarımı söyleyeyim, kotam dolmasın diye. Bu insanların içeride her şeye ihtiyaçları var. İşkence olsun da çile olsun da ne olursa olsun.

Başka ne gibi hak ihlalleriyle karşılaştınız tutuklu yakını olarak.

O kadar incitici şeyler oluyor ki… Belki bunlar pek çok insana basit gelebilir ama biz bunları yaşıyoruz. Erzurum E Tipi Cezaevi’ne kızımı ziyarete gidiyorum. Bizi arayan kadın bir gardiyan var. ‘Bu kadar erken nasıl gelebiliyorsunuz’ diyor. İçeride benim canım var, gece uyuyamamışım, geç kalmayayım diye. Biz gittikten sonra kızıma ters davranırlar diye bunu bile yüzüne söyleyemiyorum. Susuyoruz hep.

Önce eşiniz Ahmet Yüce mi tutuklandı, kızınız mı?

Önce eşimi aldılar. 9 Ağustos 2016’da tutuklandı. Dün 32. ay bitti, 33. aya döndü. Zaten ikinci mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verdiler. Bir yıl Erzurum H Tipi Cezaevi’nde kaldı. İkinci yıla dönerken Ağrı Patnos L Tipi Cezaevi’ne gönderdiler.

Neden oraya gönderildi?

2016’da ceza alan hemen herkesi 2017’de 8’şer, 15’şer kişilik gruplar halinde Ağrı, Patnos ve Erzincan’daki cezaevlerine gönderdiler. Biz Erzurum’da yaşıyoruz. Eşim Erzurum Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet’te komiserdi. 2013’te tayinle geldik buraya. Aslen Niğdeliyiz. Yıllardır Kayseri’de yaşıyoruz, ailelerimiz Kayseri’de.

Patnos ne kadar uzaklıkta Erzurum’a?

4 saatte gidiyoruz. 4 saatte geri geliyoruz. Kaç kere trafik kazası tehlikesi geçirdik. Eleşkirt ile Horasan arasında kaldık 33 kişi. Tekerlek patladı, arabamız bozuldu. Eşim tekrar Erzurum’a sevk edilsin diye uğraşıyorum. Boş yer yok diyorlar. Var biliyorum, burada gidip geliyoruz cezaevine. CİMER’e, Saadet Partisi’ne, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na herkese yazdım. Eşimi ihraç ettiler, 2 Eylül 2016’da, kızımı da 15 Mart 2019’da ihraç ettiler. Ben tek başımayım, burası memleketim değil. Hiçbir Allah’ın kulu akrabam yok. Maddi yönden sarsılıyorum. Onlara para yatırmak zorundayım, yanlarına gitmek zorundayım.

NUSAYBİN’E İLK GÖNDERİLEN KAFİLEDEYDİ

15 Temmuz’da neredeydiniz, yapıyordunuz?

Senelik izindeydik. Niğde’ye kız istemeye gittik. Kaynımın nişanı vardı. 14 Temmuz’da nişanımız oldu. Sonra haber geldi, izinler kaldırıldı, görevinizin başına dönün diye. Pazartesi geldik Erzurum’a. Eşim 18 Temmuz 2016 salı sabahı görevine gitti. O anda açığa alındı ve 20 gün açıkta kaldı. 9 Ağustos 2016’da da aldılar zaten. Eşim tutuklanmadan önce Nusaybin’deki operasyonlara gönüllü giden bir komiserdi. İlk giden kafiledeydi. 49 gün orada çadırda yerde yattılar. Giderken davulla zurnayla çiçekle yolladılar. Döndüklerinde de davulla zurnayla karşıladılar. Ondan sonra da çok sürmedi ‘sen teröristsin’ diye içeri aldılar.

HAKİM EŞİME DİYOR Kİ: GEÇMİŞİN TEMİZ AMA 6 YIL CEZA…

Eşim 25 yıllık polis memuru. Hakim diyor ki, “Geçmişin temiz olduğundan dolayı… şu kanuna göre 6 yıl 3 ay…” dedi. Yani geçmişi temiz olduğu için eşime daha az ceza verdiğini söylemek istiyor. Terörist diye yaftaladıkları adama böyle diyorlar. Eşim 1995’ten beri polis, 2008’den beri de komiser. Şimdi içeride ikinci üniversitesini okuyor. Adalet Meslek Yükseokulu’na kayıt oldu, sınavlarını verdi, ikinci sınıfa geçti.

Eşiniz neden tutuklandı peki?

Bank Asya hesabı var diye alındı. Bank Asya hesabı da benim üzerimeydi. Sonra Bylock dediler, Bank Asya’ya para yatırma dediler, bilgisayarda sohbet dinleme dediler. Ne hakim ne savcı kimse savunmasını dinlemedi. Birinci duruşmada ceza vereceklerdi, ama hakim izinli olduğu için ikinci duruşmada ceza verildi. Eşimin üzerindeki iki telefonda Bylock çıktığını söylediler. İkinci telefondaki Bylock olayını, tutuklandıktan 20 ay sonra kızımı tutuklayarak söylediler. Eşim kaç kez söyledi. ‘O telefonlar benim üzerime, neden kızımı aldınız, bir ‘suç’tan iki kişiyi tutamazsınız’ diye kaç kez itirazda bulunduk ama olmadı.

Kızınız babasının telefonunda çıkan Bylock nedeniyle mi tutuklandı?

Evet. Kızımı 14 Şubat 2018 perşembe günü aldılar. Bir gün gözaltında kaldı. İkinci gün mahkemeye çıkarılarak tutuklandı. İfadesini alan savcı bey “Ooo Feriha, baba tutuklu, annenin mahkemesi devam ediyor. Kardeşinin araması var. Senin işin tesadüf olamaz”. Kızımla birlikte gözaltına alınan dört kişiden sadece kızım tutuklandı. Polisler geldi, evi aradılar, Feriha’nın telefonunu aldılar, bir tane ortada duran flaş bellek vardı, onu aldılar. Hala telefonun incelenmesi bitmemiş zaten. Cezayı verdiler, daha telefonu incelenmiş değil.

TELEFONU İNCELENMEDEN 6 YIL 3 AY CEZA

Telefonu incelenmeden mi cezası onaylandı?

Evet, zaten hemen hemen herkese aynısını yaptılar. Kızım 1 yıl 2 aydır cezaevinde. Hemen ilk mahkemede 6 yıl 3 ay verdiler. Kararı istinaf mahkemesi 5 günde, Yargıtay 2 ayda onadı. Yargıtay’daki savcı, ‘bu çocuğun babasını dinlememişsiniz, bilirkişi raporu yok, bu kararı bozun’. dedi. Ama Yargıtay’daki hakimler bozmadı, yine de onayladılar. 9 ayda bütün işlemlerini bitirdiler.

Bu gencecik çocuğu niye tutuyorlar. Her şeyine mal oldunuz! Kızım lise mezunu, üniversite değil. Dershaneye gitmemiş, yurtta kalmamış… KPPS sınavına çalıştı, girdi, kazandı. 7 ocak 2014’te ilk atandığı yer zaten Tortum. Sağlık Bakanlığı her şeyini araştırdı, bir şey yoktu o zaman…

Kaç yaşında kızınız, ne yapıyordu Erzurum’da?

1995 doğumlu. Tortum İlçe Devlet Hastanesi’nde Acil Tıp Teknisyeni idi. Yani acilde çalışan bir hemşireydi. Araştırdılar. Hiçbir derneğe, sendikaya da üye değil. Bunu Sağlık Bakanlığı da söylüyor. Bu kararın verilmesinin nedeni babasının Bylock çıkan telefonun şifresinde kızımın adı ve doğum tarihi yazması. Kızım liseyi daha yeni bitirmiş, ne bir telefon, ne başka bir şey var. Sırf devlet memuru diye, ihraç etmek için… Bir ay önce görevinden de ihraç ettiler zaten.

İhraç sebebi olarak ne gösteriyorlar?

Birkaç gün önce geldi ihraç kağıdı. Sebep olarak şunu yazmışlar: “Devlet memurları kanuna göre 1 yıl cezaevinde kaldığınız için, kanunu ihlal ettiğinizden dolayı ihracınıza…” Haksız, hukuksuz yere kızımı cezaevine koydular. Şimdi de bunu ihraç sebebi olarak gösteriyorlar. Eşime de diyorum, hiçbir hakkımdan vazgeçmeyeceğim. Eşimin kızıma nasihatı: Kızım evden abdestsiz çıkma, hastalara güler yüzlü davran, hoşgeldin de, iğnelerini yaparken Besmele çek. Biz çocuklarımızı böyle yetiştirdik.

Sizin davanız ne zaman ve neden açıldı?

10 Ağustos 2017’de gözaltına alındım. 4 gün gözaltında kaldım. 5. gün savcıya ifade verdim. Hem terör şubede hem de adliyede. Üzerime kayıtlı bir telefonda Bylock kullandı diye aldılar ama sonra kullanmadığım ortaya çıkınca, hani dükkana girmişken boş çıkmayayım diye Bank Asya’da hesabım olduğundan dolayı dava açıldı. Bir defa duruşmam oldu. İkinci duruşma 2 Temmuz 2019’a ertelendi. Şartlı tahliye ile bıraktılar. Bir yıl 3 ay haftada bir gün imza attım.

Ne kadar para yatırdınız?

1000 TL ve biraz altınlarım vardı. Zaten belgeler ellerinde. Eşim tanık olarak katıldı davama. Birinci katta oturduğumuzdan dolayı, eşim sürekli görevde olduğu için yatırdık Bank Asya’ya paramızı. ‘Eğer ben herhangi bir yerden talimat alsaydım, o parayı ve altınları talimat verildiğini iddia ettikleri tarihlerde bankadan çekip ev satın almazdık. Tam tersine orada kalırdı’ dedik ama nafile… Ben artık dibi gördüm. Büyüklerimiz hep söylerdi. Ağlamak ile gülmek kardeştir diye. Bunların ne demek olduğunu yaşadım. İçin cayır cayır yanarken karşındaki evladına gülmek zorundasın. Eşimin her yanına gittiğimde ona kötü bir haber vermek zorunda kaldım. Ahmet ben gözaltına alındım, Ahmet kızın tutuklandı, ihraç edildi…

BOLD ÖZEL

KHK’lı öğretmenden Oxford’da karşılaştığı Numan Kurtulmuş’a: Bu gece nasıl uyuyacaksınız?

KHK ile işinden olan Gülşen öğretmen İngiltere’de karşılaştığı AKP’li Numan Kurtulmuş’un yanına gidip yaşadığı sıkıntıları anlattı. “Haklılığın ve doğruluğun rahatlığıyla bu gece mışıl mışıl uyuyacağım. Ya siz” diye sordu.

BOLD – Türkiye’de pasaport yasağı bulunan öğretmen Gülşen Altınova, Oxford İslam Araştırmaları Merkezini ziyaret eden AKP’li Numan Kurtulmuş ile karşılaşmasını ve aralarında geçen diyaloğu sosyal medya hesabından paylaştı.

Altınova, Numan Kurtulmuş ve eşine, kendisi gibi terörist damgası yiyen yüz binlerce insana haklarının ve pasaportlarının geri verilmesi konusunda bir şeyler yapmaları için çağrıda bulunduğunu belirtti.

O DENLİ TERÖRİSTİM YANİ

Hakkındaki pasaport yasağı yüzünden Türkiye’ye giremeyen ve memleket hasreti çektiğini söyleyen Altınova, ”Numan Kurtulmuş ve eşine şunu söyledim: Hükümetten birisiyle karşılaşsam öfkeli olurdum diye düşünüyordum ama siz bana memleketimin kokusunu getirdiniz. O denli teröristim yani” ifadelerini kullandı.

ÇOCUKLARIMIZA BUNU YAPMAYA KİMSENİN HAKKI YOK

Kurtulmuş ve eşini gördüğünde 11 yaşındaki kızının korktuğunu söyleyen Altınova, Kurtulmuş ailesine, “Hadi bizi geçtim, evlatlarımızın içinde bulunduğu durum bu. Çocuklara bunu yapmaya hangimizin hakkı var” dediğini aktardı.

KADINLAR OLARAK DUR DEMELİYİZ

Türkiye’de yaşayan anne ve babasının hasretini çektiğini belirten Altınova Kurtulmuş’un eşine de şunları söylediğini anlattı:

“Kadınlar olarak bir şeyler yapmak zorundasınız, bu gidişe hep beraber dur demeliyiz. Anadolu’nun kadınlarında bu güç vardır. Ben Gülşen öğretmen tüm varlığımla iyilik adına mücadeleye varım.”

Gülşen öğretmen Numan Kurtulmuş’a son olarak şu soruyu sorduğunu aktardı: “Ben haklılığın ve doğruluğun rahatlığıyla bu gece mışıl mışıl uyuyacağım. Ya siz?”

Sevinç Kart: Yargıtay’a rağmen neden hala cezaevinde fotoğraf çektiriyoruz?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezası ertelenen hasta tutuklu Engin Kara: Yüzüne rüzgar vurması ne büyük nimetmiş

Karaciğer nakli olan hasta tutuklu Engin Kara’nın, 6 yıl 10 ay’lık cezası 30 aylık tutukluluğunun ardından 6 ay ertelendi. Halen hastanede olan Kara, “Psikolojik olarak çok rahatladım” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 2 Nisan 2019’da Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’nde karaciğer nakli yapılan hasta tutuklu Engin Kara’nın cezası 6 ay ertelendi. Kara’nın tedavisine artık başında askerler olmadan, eşi Olcay Kara’nın desteğiyle devam ediliyor.

“Psikolojik olarak çok rahatladım. Yürümek, halıya basmak, rüzgarın yüzünüze vurması ne büyük nimetmiş. Destek olan herkese çok teşekkür ediyorum” diyen Kara ile son durumu hakkında küçük bir röportaj yaptık.

Engin bey geçmiş olsun, infaz erteleme kararı verildi hakkınızda.

Çok teşekkürler, destek olan herkesten Allah razı olsun. Açıkçası hastanenin verdiği rapor da bunu gerektiriyordu. ‘Cezaevine giremez’ demişti doktorlar. Durumum zaten onu gösteriyordu. Rapor verilmeyen hastalar olmuş daha önce ve kansere dönüşmüş onların durumu. Bu faktörleri göz önünde bulundurdular. İnşallah raporları verilmeyenlere de en kısa zamanda verilir. Karaciğer nakli kritik bir hastalık.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Çok şükür kafamız rahatladı. 4 aydır buraya her sabah asker geliyordu. Yanımda aynı odada kalıyorduk. Yememize içmemize müdahale ediyorlardı. Her şeyi yiyemiyoruz. Yememiz gereken ekstra gıdalar var. Kan alıyorlar, kanda protein düşük çıkıyor. Onu dışarıdan almamıza izin vermiyorlar. Çok şükür bunlar bitti.

Yemeğinize neden karışıyorlar? Doktor ne diyorsa onu yemeniz gerekmiyor mu?

Cezaevi koşulları geçerli. Hasta olsak da mahkum uygulaması yapılıyor. Dışarıdan bir şey alamıyorsunuz. Hastane ne verirse o… Hatta sesim kısıktı. Ben onu hastalığa bağlıyordum. Meğer ki konuşmamaktan, moralsizliktenmiş. Karar çıktıktan sonra iki günde sesim düzeldi. Diyaframın etrafında karın tüpü diye bir şey var. O diyaframa değince sesim ondan kısılıyor diye düşünüyordum. Ondan değilmiş. Konuşmaya başlayınca sesim normale döndü. Çevrenizde konuşacak insan olmayınca öyle oluyor. Ağrılarımız var tabi, rutin ağrılar, ama şimdi bir an önce kendimi toparlayıp çıkmak istiyorum. Tabi ki artık çocuk gibi hassas bir durumdayım, ömür boyu böyle olacak artık.

Şu anda neredesiniz?

Biz Malatya’da Turgut Özal Hastanesindeyiz. Aynı odadayız. Sadece başımızdaki askerler gitti. İstediğim zaman dışarı çıkabiliyorum, güneş görebiliyorum, istediğim yere gidebiliyorum doktordan izinli. Taburcu olmadım ama tahliye oldum.

Psikolojik olarak rahatlamışsınızdır.

Hem de nasıl. Benim çok yürümem lazım mesela. Koridora çıkıp yürüyemiyordum, bazıları odanın içeride dahi yürmeme izin vermiyorlardı. Kimseye bir şey demiyorum, herkes görevini yapıyor ama yürümeyince de benim ağrılarım çok artıyordu. Çünkü vücudumda boşalan halen safra var. Vücudumdaki tüple yaşıyorum. Dışarıya tüple vücuttan sürekli safra ve kan geliyor. Yürümeyince onlar içeride birikiyor. Şu an kafamız rahatladı. Eşim de çok çekti, şimdi o da mutlu.

Şu an sağlığınız nasıl? Nakil yapılan ciğer size uyum sağladı mı?

Diyelim ki kolunuza bir kıymık batsa, o kıymığın battığı yer iltihap oluyor ya, bu şu anlama geliyor vücut o kıymığı kabul etmiyor, bu benden değil diyor. Şu anda da benim durumum bu. Karaciğer bir takım salgılar salgılıyor. Ama bunu ilaçlarla baskılıyorlar. ALT diye bir değer var. Buna karaciğer enzimi diyoruz. Bu değer normal insanlarda en fazla 30 ile 55 arasında olması gerekiyor.

Sizde ne kadar bu değer?

Bende bu değer 1500’dü. 700’lere düşmüştü. Şu an 300’lerde. Bu sabah kan aldılar. Heyecanla karnemi bekliyorum acaba nasıl gelecek diye. O değer normale dönene kadar hastanede yatmaya devam edeceğiz. Bu hastane çok ciddi bir hastane. Çok ilgilendiler, sağolsunlar. Benimle ilgilenen doktorlara, hemşirelere çok teşekkür ederim. Doktorlar değerler düşüne kadar hastanede kalmam gerektiğini söyledi. Ama o değerler ne zaman düşer şu anda bilemiyorlar. Bir de beyaz kürem düşük benim.

Beyaz küre ne oluyor?

Beyaz küre ilikte üretilen akyuvarlar. O da düşük. Zaman zaman yükseliyor düşüyor. Şimdi onunla da uğraşıyorlar. Eğer o normale gelmezse kansere dönüşme ihtimali olabiliyormuş. Zaten raporu ona göre yazdılar.

Tahliye edilmek, sağlığınıza kısmen de olsa kavuşmuş olmanız size neler hissettirdi?

Kıymetini bilmediğimiz şeylerin kıymetini burada öğreniyoruz. Eşim halı serdi odaya. Halıya basabilmek bile ne büyük nimetmiş. İnsanın yüzüne rüzgarın vurması ne güzel, ne büyük nimetmiş. Hamd olsun, normal bir hayata döndüm ama koridora çıkınca yanımda asker var mı, arkamdan gelen kimse var mı, acaba şuraya gitsem bir şey diyen olur mu diye hala içimde tedirginlik var, sivile alışmış değilim. Gayret gösteren, destek olan herkesten Allah razı olsun.

22 yıllık öğretmen olan Engin Kara, Cemaat soruşturmaları kapsamında 5 Şubat 2017’de tutuklandı. Üyelikten 6 ay 10 ay hapis cezasına çarptırılan Kara, Ordu E Tipi Cezaevinde kalırken rahatsızlanmış ve karaciğer nakli için Nisan 2019’da Malatya’ya sevk edilmişti.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyen kişilerin cezası, hasta iyileşinceye kadar ertelenmesi gerekiyor. Fakat bu yasa, Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananlara keyfi olarak uygulanmıyordu. Bir adım atılmış oldu. Türkiye cezaevlerinde 2019 yılı itibariyle yaklaşık 1154 hasta ve engelli tutuklu bulunuyor.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Ömer Faruk Gergerlioğlu, karar için “4 aydır ayak sürüyorlardı, nihayet karar verildi.  Darısı infaz ertelemesi 110 gündür uygulanmayan Şerif Ağu’nun başına” diye yazdı.

20 yıllık öğretmen Şerif Ağu da karaciğer yapıldıktan sonra tekrar cezaevine gönderildi. 60 gündür Antalya L Tipi Cezaevinin revir odasında tutuluyor. Ailesi görüş günlerinde yanına maske kullanarak gidebiliyor.

AİHM inanamadı: Karaciğer nakli olan hasta gerçekten cezaevinde mi?

Doktorlar “Cezaevine dönmesi cinayet olur” diyor

Karaciğer nakli yapılan tutuklu Engin Kara’nın eşi: Eşimin durumu kritik, kanunlara göre cezasının ertelenmesini istiyoruz

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hakimden üç çocuk annesine: Çocuklarını cezaevinde büyüt!

Uşak’ta Türkiye’de halkın yargıya neden güvenmediğini ortaya koyan bir olay yaşandı. Zeynep Öztan hakkında, bir mahkeme çocukları için ev hapsi verirken diğer mahkeme “Çocuklarını cezaevinde büyüt” diyerek tutukladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Antalya Milletvekili Cahit Arı’nın yargıya duyulan güvenin yüzde 20 dolaylarında olduğu sözlerine bugün “Halkın güveni yüzde 20 değil yüzde 38” cevabını verdi.

Oktay’ın bu cevabına yargı mağduru birçok insan tepki gösterdi, yargıya güvenlerinin ‘sıfır noktası’nda olduğunu söyledi. 15 Temmuz’dan sonra mahkemelerdeki uygulamalar, kararlar da bunun kanıtı.

16 aydır Balıkesir Kepsüt Cezaevinde tutuklu bulunan Zeynep Öztan’ın (33) yargılanma süreci hukuk garabatine dönmüş durumda. Bir mahkeme kendisini serbest bırakırken, ertesi gün diğer mahkeme bir telefonla kararı tam tersi yönde değiştirebildi.

Zeynep Öztan’ı Balıkesir’deki hakim üç küçük çocuğu bulunduğu için ev hapsi vererek serbest bıraktı, bir gün sonra Uşak hakimi devreye girerek Öztan’ı tekrar tutuklattı. En küçüğü o zaman 7 aylık olan, 3 çocuk annesi kadına hakim bey bir de “Çocuklarını mahkemede büyüt sen!” dedi.

Öztan, bu karardan sonra bir türlü kendini savunamadı. Hangi mahkemede yargılanacağına karar verilemediği için bir buçuk sene bekletildikten sonra 18 Temmuz 2019’da Uşak’ta ilk duruşmaya çıktı ve tanıklar dinlendikten sonra mahkemesi 5 Eylül 2019’a ertelendi.

5 TEMMUZ’DA 40 GÜNLÜK LOHUSAYDI

Zeynep Öztan, Mustafa Nadir ve Zehra ile Balıkesir Kepsüt Cezaevinde, 2018.

Uşak Üniversitesi Kamu Yönetiminden mezun olduktan sonra Uşak’ta 8 sene özel bir yurtta müdürlük yapan Öztan ve memur olan eşi Tahir Öztan hakkında, 15 Temmuz’dan sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında yakalama kararı çıkarıldı.

15 Temmuz olduğunda 40 günlük lohusa olan Zeynep Öztan, ikinci çocuğunu dünyaya getirmişti. Hem görev yaptığı yurt 15 Temmuz’dan önce kapatıldığı için, hem de hamilelik nedeniyle çalışmıyor, çocuklarıyla ilgileniyordu. İşsiz kalınca Uşak’tan ayrılıp Balıkesir’e taşındılar.

Üçüncü çocukları Mustafa Nadir (2) ise Balıkesir’de dünyaya geldi. Öztan çifti, 28 Mart 2019’da Balıkesir’deki evlerinde gözaltına alındığında Mustafa Nadir 7 aylıktı. 10 gün nezarethanede kalan Zeynep Öztan’ı, Balıkesir hakimi çocukları çok küçük olduğu için ev hapsi vererek bıraktı.

Fakat yakalama kararı Uşak’ta çıkarıldığı için Uşak hakimi, Balıkesir hakimini arayarak kararı değiştirtti ve Öztan ertesi sabah ablasının evinin önünde kızını oynatırken tekrar gözaltına alındı.

Balıkesir’den SEGBİS ile bağlandığı Uşak mahkemesi hakimi “Sen çocuklarını içeride büyüt” diyerek Zeynep Öztan’ın tutuklanmasına karar verdi. O günden beri oğlu Mustafa Nadir ile birlikte (zaman zaman Mustafa Nadir teyzesinin yanına gidip geldi) Kepsüt’te bulunuyor.

Öztan’ın aile yakınları “Bir hakim şahsi düşüncelerini nasıl böyle söyleyebiliyor. Şahsi fikrine göre mi hukuka göre mi karar veriyor. Nasıl oluyor da aynı kişi hakkında iki mahkeme farklı karar veriyor” diyerek haksızlıklara tepki gösterdi.

MUSTAFA NADİR İÇERİDE HAVALE GEÇİRDİ

Öztan çiftinin üç çocukları bulunuyor. Kerem Mahir (8), Zehra (3) ve Mustafa Nadir (2). Anne babası tutuklu bulunan çocuklar, aileler arasında darmadağın olmuş durumda.

Polis baskınını yaşadığı için geçirdiği travmayı atlatamayan Kerem Mahir babaannesiyle Safranbolu’da yaşıyor. Ayda bir annesinin açık görüşüne gelebiliyor. Zehra teyzesinin yanında. Mustafa Nadir ise cezaevi ile teyze evi arasında gidip geliyor.

Mustafa Nadir’in geçen kış cezaevinde havale geçirdiğini söyleyen teyzesi “Küçücük çocuk cezaevi ortamında mikrop kapmış, havale geçirmiş, hemen acile sevk edilmiş, üç gün boyunca yoğun bakımda kaldı. Annesi de tabi ki yanındaydı fakat kelepçe takmak istemişler. Çocuğa nasıl bakacam diye itiraz edince vazgeçmişler” dedi.

KORNEA NAKLİ OLDU

Kardeşinin de hasta olduğunu ifade eden abla şöyle devam etti: “Zeynep kornea nakli oldu. O yüzden lens ve gözlük kullanıyor. Ve onların sık sık değişmesi gerekiyor. Gözünün mikrop kapmaması lazım. Cezaevi ortamında bunlar kolay değil. Üçüncü doğumu çok sıkıntılı geçti zaten, rahmi alındı.”

Okumaya devam et

Popular