Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Berat Albayrak’ın “en aptala göre” hazırlatıp Youtube’a yüklediği ahlaksız videolar

Wikileaks’ın deşifre ettiği Berat Albayrak’ın mailleri arasında Kabataş yalanından beter videolar çıktı. Albayrak’ın talimatıyla hazırlanmış ve Youtube’a yurt dışından yüklenmiş.

Adem Yavuz Arslan’ın TR724’te yayınlanan “Brad ve Billy’e iletilsin, Çok Gizli” başlıklı yazısı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı ve Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın e-mailleri 2016’nın sonbaharında RedHack tarafından ele geçirilmiş ve WikiLeaks aracılığı ile yayınlanmıştı. (Meraklısı varsa hepsi şurada: https://wikileaks.org/berats-box)

RedHack’ın hackleyerek ele geçirdiği ve Albayrak’ın Nisan 2003 ile Eylül 2016 tarihlerini kapsayan yaklaşık 60 bin e-maili WikiLeaks’in web sitesinde yayınlandı.

Söz konusu isim Erdoğan’ın damadı ve Türkiye’nin bir bakanı (o dönem enerji bakanıydı) olunca doğal olarak e- mailler sayısız habere konu oldu.

Mesela adı IŞİD ile petrol ticareti yapmakla anılan Powertrans gibi şirketlerle Albayrak’ın ilişkisine dair yazışmalar manşetlere çıktı. E-maillerde haber değeri taşıyan çok başlık var. Ancak bu yazının konusu e-mailler değil. Erdoğan rejiminin Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan tarafından koordine edilen ‘ABD faaliyetleri’ne bakacağız.

Girişte bahsettiğim video da bu örgütlenmenin bir ürünü.

Berat Albayrak’ın kamu hazinesinden fonladığı Pelikan Çetesi’nin (Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na darbe yapan, her türlü kirli işin ardından çıkan Hilal Kaplan ve çetesi) ardında olduğu biliniyordu.

E-mail detaylarından görüldü ki Berat Albayrak aynı şeyi ABD’de de yapmış. ABD’de konuşlu ‘adamları’ aracılığı kara propaganda siteleri kurdurmuş. Videolar, yalan haberler ürettirmiş.

Yazının girişinde bahsettiğim video mesela.

AKP’nin New York ve Washington’daki adamlarından Halil Danışmaz ile Berat Albayrak arasında geçen yazışmalardan anlaşıldığına göre üretilen kara propaganda videoları ‘hükümetle ilgisi yokmuş gibi’ davranılarak Şili üzerinden dolaşıma sokuluyormuş.

Sözkonusu video Kabataş Yalanını devam ettiriyor.

Üstelik ‘camide içki içtiler’ yalanını daha da rezilleştirip ‘camide çiftleştiler’e kadar götürüyor. Merak eden https://wikileaks.org/berats-box adresinden bulabilir. Bu ve bunun gibi vahim bir çok olayın ardında ise Berat ve Serhat Albayrak ile Bilal Erdoğan’ın olması ise işin haber kısmı. Zira konu artık Berat Albayrak’ın ‘özel hayatı’ olmanın çok ötesinde.

ERDOĞAN’IN PARALEL DEVLETİ

Albayrak’ın e-maillerinde yok yok. Ancak söz konusu videonun izini sürerken daha çok ‘ABD ile ilgili olanlara’ baktım.

Yazışmalarda görüldüğü kadarıyla Erdoğan rejiminin Berat ve Serhat Albayrak kardeşler ile Bilal Erdoğan tarafından koordine edilen ‘gayri resmi’ bir yapılanması var.

Bu arada şu notu da düşmem gerek; Berat Albayrak’ın e-maillerini alıcı gözle incelediğinizde Türkiye’de gerçek bir ‘paralel devlet’ olduğunu, bunun da Erdoğan’ın ailesi çevresinde örgütlendiğini görüyorsunuz. Üstelik söz konusu paralel yapılanma Türkiye ile de sınırlı değil.

Bilindiği gibi son zamanlarda başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde ‘casusluk çetesi’ne benzer yapılanmalar ortaya çıkarılmış ve konu ilgili ülkelerin yargısına intikal etmişti. Hatta geçtiğimiz günlerde ‘Erdoğan’ın uzun kolları’ Avrupa medyasına şema olarak da yansıdı.

Benzer bir soruşturmanın ABD’de de açıldığı, Erdoğan’ın New York ve Washington’da bulunan bazı adamlarının FBI tarafından sorgulandığı e-mail trafiğinden görülebiliyor. FBI’nın soruşturma başlığı ise hayli ilginç; ‘casusluk’ ve ‘Türkiye adına gayri resmi faaliyetler yürütmek’.

E-Maillerde görüldüğü şekliyle ABD’de yapılan tüm faaliyetler Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan’ın bilgisi, talimatı ve talepleri dahilinde yürütülüyor. Albayrak ve Erdoğan’ın ABD’deki sağ kolu ise Halil Danışmaz.

Yazının ilerleyen bölümlerinde Berat Albayrak’ın koordinesinde çalışan ‘ABD yapılanması’na dair detayları başlıklar halinde açacağım. Ancak e-mailleri inceledikten sonra peşinen şunu söylemek mümkün; Söz konusu e-maillerde yer alan faaliyetlerin yarısı bile muhatabını uzun yıllar hapiste tutmaya yeter. Üstelik ABD bürokrasisi ve kamuoyu Berat Albayrak adına Başkan Trump’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Mike Flynn olayından aşina.

‘BRAD’ VE ‘BİLLY’

Yazışmalardan net olarak görülebileceği gibi Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan’ın başını çektiği ‘ABD yapılanması’nda sıkı bir hiyerarşi var. Adeta resmi bir istihbarat örgütü gibi ‘rapor’, ‘bilgi notu’ ve ‘gizli-confidential’ başlıklı yazışmalar üretilmiş.

‘Resmi-istihbari bir jargon’ ile yazışmışlar.

Bu arada muhatapların kendi aralarında ‘kodlama’ yaptıkları ve ‘gizliliğe azami dikkat’ ettikleri –etme uyarısı yaptıkları görülüyor.

Mesela e-maillere göre ABD’de bulunan Halil Danışmaz ve arkadaşları Berat Albayrak’tan bahsederken ‘Brad’ diyorlar. Bilal Erdoğan için ise ‘Billy’ kod adı kullanılmış. İlginç noktalardan birisi de Berat Albayrak’ın kendisine gelen e-maillerdeki önemli konuları mutlaka Serhat Albayrak’a iletmiş olması.

Halil Danışmaz’ın her adımını rapor etmesi, Berat Albayrak’la arasında ‘hiyerarşik’ bir yapılanmanın olması hayli ilginç. Adeta ‘paralel yapılanma’ söz konusu ve resmi bir görevi olmasa da her konu mutlaka Berat – Serhat Albayrak’ların önüne düşmüş.

Bu arada e-maillerden görüldüğü kadarıyla AKP’nin ABD yapılanması iki koldan yürütülüyor. Birincisi Danışmaz ve ekibinin de içinde olduğu AKP Milletvekili Metin Külünk liderliğindeki yapılanma. İkincisi ise AKP milletvekili Yasin Aktay’a bağlı çalışan Murat Güzel ve ekibi. Ayrıca Danışmaz’ın sıklıkla ‘istişare ettiği’ isimlerin arasında İbrahim Kalın ve Mustafa Varank’ta var.

E-maillere göre ABD’de yapılan faaliyetlerin büyük bir kısmı Danışmaz kanalıyla Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan tarafından finanse ediliyor. Ensar ve Türgev de söz konusu yazışmalarda sıklıkla yer alıyor.

NİJERYA’YA GİDEN SİLAHLAR ‘DEVLET İŞİ’YMİŞ

Daha önce ifade ettiğim gibi, yaklaşık 60 bin e-mail yayınlandı. Hepsini takip etmek, okumak, ayıklamak mümkün değil.

Ben daha çok ABD yapılanması ve tanıdığım isimler üzerinden arama yaptım. Zincirin halkalarını birleştirmeye çalıştım.

Mesela Halil Danışmaz bu anlamda tam bir hazine. Özellikle Berat Albayrak ile yaptığı yazışmalar Erdoğan’ın yakın halkasındaki isimlerin sadece ABD’deki değil dünyanın başka bölgelerindeki icraatları hakkında da fikir verebiliyor.

Mesela Mart 2014’te Youtube’a düşen bir ses kaydında ‘THY ile Nijerya’ya silah sevkiyatı’ anlatılıyordu. İddiaya göre Erdoğan’ın başdanışmanlarından Mustafa Varank ile dönemin THY yöneticisi Mehmet Karataş arasında yapılan görüşmede THY ile Nijerya’ya silah transferi konuşuluyordu.

Dönemin THY özel kalem müdürü Karataş, Varank’a “Mustafa sana bir konu arz etmiştim hatırlıyor musun şu bizim taşıma hususu ile ilgili” derken Varank, MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı işaret edek “Hakan beyle bir araya gelemedik de ondan dönemiyorum sana” cevabını veriyor.

Asıl bomba ise Karataş’ın cevabında geliyor ; “ Tonlarca malzeme taşıyorum, Nijerya’ya gidiyorum şu anda. Müslümanları mı öldürecek, Hristiyanları mı öldürecek, vebal altındayım haberin olsun” diyor. Ardında Fidan ile istişare etmek için irtibat numarası istiyor.

Sözkonusu olaya dair yazışmalar Berat Albayrak’ın e-maillerinde de var. E-maile (https://wikileaks.org/berats-box/emailid/35540) göre olay ‘devletin gizli bilgisi’ olarak tanımlanıyor ve Albayrak’ın konudan bilgisi var.

Berat Albayrak söz konusu transfer olayında ismi geçenlerle yoğun irtibat halinde.

Daha da ilginç olan detaylardan birisi de şu; e-maillerde İK kodlamasıyla yer alan Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın ile Cemaat aleyhine hukuki süreç başlatması için milyonlarca dolara anlaşılan Robert Amsterdam (RA) Halil Danışmaz aracılığı ile görüşüyor.

Sürpriz değil ama yazışmalara göre Gülen aleyhine yürütülen hukuki süreci Erdoğan ve Albayrak yakın takip ediyor, Amsterdam her adımı bilgilendiriyor.

Maillerden nedeni pek anlaşılamıyor ama İbrahim Kalın Amsterdam’ı Nijerya’da birileri ile görüştürmek istiyor. Aralarında geçen yazışmalar dikkate alındığında Nijerya olayı ‘istisnai bir transfer’ gibi durmuyor. Olaydan çok sayıda AKP yöneticisinin haberi varmış.

Yine e-maillerden içeriği pek anlaşılmıyor ama THY ile ABD’ye 25 koli yollanıyor.

Bunun için emniyetten izinler alınıyor. Türkiye ayağını bizzat Mehmet Karataş ABD ayağını ise Halil Danışmaz takip ediyor. Danışmaz sevkiyata dair tüm süreci bizzat Berat Albayrak’a iletiyor. Berat Albayrak’ın sorumluluk alanında olmamasına rağmen ABD’ye yollanan kolileri neden şahsen takip ettiği bilinmiyor.

AYNI İSİMLER AYNI KADROLAR

Berat Albayrak’ın e-maillerine bakıldığında Erdoğan rejiminin ABD uzantılarında hep aynı isimler karşımıza çıkıyor. Halil İbrahim Danışmaz’ın merkezinde bulunduğu yapılanmada elde edilen tüm bilgiler önce Berat Albayrak’a iletiliyor. Berat Albayrak ise bunları Serhat Albayrak’a forwardlıyor.

Berat Albayrak’a ulaştırılan fişlemeler ise ‘ilgili kurumlara’ gönderiliyor.

Mesela bazı fişlemeler polemiklerin merkezinde yer alan eski aile bakanı Fatma Sayan’ın abisi Fatih Sayan’a iletilmiş. Fişleme taleplerinin bazıları bizzat Berat Albayrak’tan gelmiş. ‘Talebi’ alan ABD ekibi ise titiz bir çalışma ise istenen bilgileri toplamış. Bazen de Danışmaz durumdan vazife çıkarıp ‘gezici-Cemaatçi-HDP’li gördüğü isimleri’ fişleyip Albayrak’a iletmiş.

E-maillere yansıdığı şekliyle Erdoğan rejiminin ABD’de yer alan üç kurumu; ‘Ensar Vakfı’, ‘Türgev’ ve ‘Herşey Türkiye için Platformu’ bütün faaliyetlerin merkezinde. Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak’ın liderliğinde Halil İbrahim Danışmaz, Murat Berk, Mücahit Oktay, Mustafa Tuncer, Metehan Oğuz, Halil Mutlu, Faruk Kabataş ve Memiş Yetimoğlu yer alıyor. Danışmaz’ın e-maillerine göre yapılanma AKP Milletvekili Metin Külünt ve Yasin Aktay ekibi olarak ikiye bölünmüş halde. Murat Güzel’in koordinatörlüğünde 17 kişilik ‘WisdomNet Komisyonu’ da faaliyetlerin içinde yer alıyor.

‘ERDOĞAN ÜMMETİN LİDERİ, AMERİKA ŞER ODAĞI’

Sözkonusu e-mailler Erdoğan rejiminin ‘ideolojik altyapısı’na dair önemli bir kaynak.

‘Kendi aralarında’ yazıştıkları için ‘sansürsüz’ denilebilir. Siyasal İslam anlayışına dair çok çarpıcı örnekler var. ABD yapılanmasında yer alanların ‘radikale yakın’ fikirler benimsediği açıkça görülebiliyor. Erdoğan’ı ‘Ümmetin lideri’ olarak tanımlıyorlar ve ona muhalif herkesi ‘gayri milli-düşman’ olarak sınıflandırıyorlar. Erdoğan için mücadele etmeyi ‘İslami bir vecibe’ olarak tanılmayan bu kişiler ‘ABD-İngiliz-İsrail ve Neoconlar’ı ise ‘şer odağı’ olarak adlandırıyorlar. Özetle “Aleviler, Gülenistler, Kemalistler, Milliyetçiler, Kürtler, CHP, MHP, BDP, kendilerinden olmayan iş adamları ve gazeteciler, kendilerinin olmayan medya… Bunların hepsi ‘Amerika, İngiliz ve İsrail Yahudileri’nin, ‘Reis’ Erdoğan’ın üzerine saldığı ‘gayri milli düşman’lardır. Reis’leriyle birlikte mücadele etmeleri gereken düşmanlarının başı (perdenin arkasındaki gerçek failler) Yahudiler’dir”

E-mailler yaygın olarak bilinen bazı gerçekleri de temellendiriyor.

Mesela Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği diplomatik bir misyondan ziyade iktidar partisinin il başkanlığı gibi çalışıyor. Büyükelçi Serdar Kılıç ile yakın çalışıyorlar. Hatta ABD medyasında yayınlanacak bir yazıya ‘Halil Danışmaz mı yoksa Serdar Kılıç ismini mi koyalım’ tartışması, yazışması yapılmış. Bir başka ifadeyle resmi sıfatı olmayan kişiler ‘devlet adına’ istişarelerde bulunmuşlar.

Peki neler yapmışlar ?

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var. Söz konusu yapılanmada yer alan isimler her ne kadar ‘sivil’ olsalarda kullandıkları dil, çalışma şekilleri ve yazışma usulleri ‘casusluk kastıyla ve örgütsel bir sistematik içerisinde’ hareket ettiklerini gösteriyor.

Şöyle ki; mail konu başlıklarında resmi ve istihbari bir jargon var. Takip ve fişleme içerikli e-mailler atılırken ‘bilgi notu’ ‘gizli’ yada ‘confidential’ denmiş. Ayrıca bütün fişleme ve raporlamaların arz edilirken “Brad ve Billy’e iletilsin, çok gizli’ notu düşülmüş. Yazışmalardan Brad’ın Berat Albayrak’ı, Billy’in ise Bilal Erdoğan’ı refere ettiği kolaylıkla anlaşılabiliyor. Mesela 5 Ağustos 2014 tarihli bir e-mailde Halil Danışmaz THY’de çalışan Gülen Cemaatine yakın isimlere dair fişleme notlarını yolluyor.

‘Sivil’ bir isim, neden THY’de çalışan kişileri fişler, bunları raporlaştırır sonra da ‘gizli’ notu düşerek Berat Albayrak’a iletir sorusu makul bir soru. Ancak yazışmalara bütün olarak baktığınızda bu işlemin örgütlü, yaygın ve sürekli olduğunu görebiliyorsunuz.

Bir başka ifadeyle bahse konu e-mailler ‘dedikodu’ değil.

Ayrıca kod isim kullanma ihtiyacı da yaptıklarının legal olmadığını, örgütlü bir yapıda çalıştıklarını ve iradi olarak gizlilikle hareket ettiklerini gösteriyor. Albayrak’ın da sözkonusu fişleme ve takip çalışmalarından haberdar olduğunu, hatta bir çoğunun talimatını verdiği e-maillerde açıkça gözüküyor.

Fişlemelere dair sayısız örnek var.

Öyle ki en küçük bir olayı bile atlamamışlar. Türkiye’de iş başvurusu yapan ve geçmişinden ABD olan kişiler bile Berat Albayrak üzerinden ABD yapılanmasına iletilmiş ve araştırması yapılmış. Halil Danışmaz örgütlü yapıyı teyit ederken Albayrak’a “TR’de iken bahsetmiştim. Ali Çınar’ı ekibe kattım” diyor.

Ali Çınar’a ait bir e-mailde ise Gülen Cemaati mensuplarına yönelik kapsamlı bir fişleme çalışmasından bahsediliyor. Fişlemeler ise belli bir disiplinle yapılmış gözüküyor. Hedef kişilerin vesikalık fotoğrafları, kişisel bilgileri ve referansları not edilmiş.

Sivil birilerinin kendi kendilerine böyle bir fişleme usulü geliştirmeleri pek akla yatkın değil. Mesela bir fişleme dosyasında ;

TaDF baskan yardimcilari;

Ali baba – kilictarogluna videoyu izleyen adam. Alevi/hiristiyan, kurt/ermeni..ve FG ile devamli irtibatli

Cenk Coktosun – Reis e, ailesine ve tum Ak Partiye ana avrat soven, asagilik bir bar fedaisi..

Ekmel Anda – posta212 gazetesinin sahibi. Zicotti Park/gezi olaylarinin duzenleyicisi, ali koc geldiginde bunda kalir..

FYI Muhabbetle,

Halil I Danismaz’

Bülent Erkol gibi isimler ise özellikle IT sektöründe çalışan kişilere dair fişlemeler yapıp bunları Berat Albayrak’a iletmiş. O da bu isimleri BTK Başkanı Fatih Sayan’a iletiyor. E-mailin başlığı “‘Fwd: Turk Telekom Silikon Vadisindeki Fetocu – Argela USA’ şeklinde.

Serhat Albayrak’ın Berat Albayrak’a gönderdiği “ Fwd: Piraye Antika’nın eşinin işleri” konulu bir mailde (From:serhatalbayrak@hotmail.com To: beratalbayrak@yahoo.com Date: 2013-07-13 08:28) (e-mail Şenol Kazancı’ya da yollanmış)

‘Alicim piraye hanımın kocası Isak Antika adında yahudi bir vatandaşımız, büyük ihtimalle piraye hanımda yahudi yada selanik dönmesi.

… Türkiyede yaptıkları işleri yazıyorum

Karma Açıkhava : Billboard firması belediyelerin reklam panolarını kiralıyor. iş yaptıkları iller; Adana,Diyarbakır,Osmaniye,İskenderun,Antakya,Tekirdağ,Sakarya,Malatya. (Ak partili belediyeleri uyarırsın)

ABDULLAH GÜL DE FİŞLENMİŞ

Halil Danışmaz’ın fişlemelerinde Abdullah Gül de yer almış. Halil Danışmaz , Berat Albayrak’a yolladığı ‘Abdullah bey, tuskon da’ başlıklı 22 Eylül 2010 tarihli e-mailde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Tuskon organizasyonuna katılımı raporlaştırılmış.

Danışmaz ayrıca fotoğraflarda ekleyip bunu Berat Albayrak’a iletmiş. Abdullah Gül’ün Albayrak ekibi tarafından ‘pek sevilmediği’ düşünülürse sözkonusu e-mail daha da anlamlı hale geliyor.

Sözkonusu kişilerin ABD’de gerçekleştirdikleri bu tür fişleme ve takip faaliyetlerinin casusluk ve özel hayatın gizliliği suçları yanında nefret suçu da içerdiğini söylemek mümkün. Çünkü fişleme notlarında yer alan bilgiler en azından ABD’de nefret suçu olarak kabul ediliyor.

FBI’IN RADARINA TAKILMIŞLAR

Berat Albayrak’ın e-maillerine göre Halil İbrahim Danışmaz koordinesinde yapılan bu ‘faaliyetler’ FBI’in dikkatin çekmiş ve adı geçen kişileri sorgulamış.

Mesela MUSİAD-USA yöneticisi İbrahim Uyar’ın Berat Albayrak’a yolladığı ‘önemli bir konu’ başlıklı e-maile göre FBI Uyar’ın ofisine gelip 2 saat sorgulamış ve yaklaşık 40-45 soru sormuş.

Uyar’ın anlatımı şöyle “Beni Sayın Cumhurbaşkanımız’ın adına Amerikan siyasetine müdahale etmek için çalışmak ve Türkiye Cumhuriyeti adına gizli ajanlık yapmakla itham ediyorlar. Son iki yıldaki çalışmalarımızı incelemişler ve aldıkları ihbardan dolayı sorgulamak istemişler… Benden sonra Murat Güzel, Mustafa Tuncer ve asistanım Emre Eren’i ve Halil İbrahim Danışmaz’ı da sorguya çekmişler.” İbrahim Uyar’ın konuyu Dışişleri’ne değil de o dönem resmi bir sıfatı olmayan Berat Albayrak’a iletmesi ve ‘detaylı bilgi vermek için ziyaret etmek istemesi’ hiyerarşik bir ilişkinin teyidi olarak görülebilir.

İbrahim Uyar’ın e-mailinden öğrendiğimize göre Uyar’ın Green Card’ı da iptal edilmiş. Bu arada söz konusu e-maillerden bağımsız olarak önemli bir detayı da yeri gelmişken ifade edeyim. Green Card’ı iptal edilen tek esim İbrahim Uyar değil. Benzeri şekilde 3 kişi daha Green Card’ını kaybetti. Bu arada görünüşte Anadolu Ajansı muhabiri olarak ABD’de bulunan bazı isimler apar topar Türkiye’ye döndüler.

AMSTERDAM’A ÖDEME CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN YAPILMIŞ

Berat Albayrak’ın e-maillerinde Robert Amsterdam’ın AMSTERDAM & PARTNERS LLP hukuk bürosu ile AKP rejimi arasındaki ilişkiye dair mebzul miktarda yazışma var. Gülen hareketine yönelik çalışmaları sürdürmesi için anlaşılan Amsterdam Hukuk bürosu ile koordinasyonun Saray’ın kontrolünde olduğu görülüyor. Resmi belgeler Danışmaz ile Albayrak arasında gidip gelmiş. Oysa ki hem Danışmaz hem de Albayrak Adalet Bakanlığı personeli değil. Süreç bizzat Erdoğan tarafından takip edilmiş ve ödeme de Cumhurbaşkanlığından yapılmış. Muhtemelen Amsterdam’a yapılan resmi ödemelerin dışında örtülü ödenekten de ödemeler yapılması için bu yöntem kullanılmış. E maillerde ayrıca Türkiye’de devam eden hukuki süreçlerin backgrounduna dair detaylarda var.

Uzatmama adına detaylara girmiyorum ama Danışmaz-Albayrak yazışmalarında ABD’de yapılan lobi faaliyetleri ile ilgili de hayli detaylı bilgiler edinmek mümkün. Ne kadar paraya hangi gazetede yazı çıkartıldığından tutun derneklerin fonlanmasına kadar herşey görülebiliyor. Bu arada Danışmaz’ın ‘herşeyi’ Albayrak’a raporlaması da dikkat çekici.

Mesela 28 Nisan 2014 tarihli e-mailde Danışmaz “TACCI’nin başına bir Ermeniyi getirdiler” diye Albayrak’a şikayette bulunuyor. Erdoğan ve kurmayları ‘Ermeni açılımları, sıcak mesajlar’ verirken yakın ekibi fişlemeler yapıp Ermenilere karşı nefret suçu işlemiş. Türkiye’de çok önem verilmeyebilir, ama ABD’de bu ayrımcılık ve nefret suçu olarak kabul ediliyor.

Bu noktada e-maillerden çıkardığım bazı notları ekleyeyim;

Erdoğan ABD’ye geldiğinde elinde pankartlarla onu karşılayan ekibi Halil Danışmaz organize etmiş. Türkiye’ye ‘Erdoğan’a sevgi seli’ diye anlatılan gösteriler kurguymuş.
Ensar ve Türgev’in ABD çalışmaları için Ziraat ve Vakıfbank’tan kredi alınması planlanmış.
Görünüşte ‘düşünce kuruluşu’ olan AKP uzantılı think thanklere dair ilginç bilgiler var. Düşünce kuruluşu değil lobici olarak çalışıyorlar. Bu arada bu kurumlardan birisi önümüzdeki günlerde Ergenekonun en parlak isimlerinden bir generali Washington’da konuşmacı olarak ağırlayacak.
PH maksatlı hazırlanan‘Tarikat’ isimli bir kitabın Turkuaz kitaptan çıkarılıp seçim öncesi dağıtılması planlanmış.

ALBAYRAK DESTEKLİ TROL EKİBİ

E-maillerden açıkça görülebileceği gibi Albayrak’ın desteklediği bir troll ekibi var. Bu ekip Türkiye’ye yönelik psikolojik harp faaliyetleri yapmak için örgütlenmiş.

Bu çalışmalarda adı geçen Cüneyt Arvasi ise Danışmaz tarafından Albayrak’a öneriliyor. Danışmaz’ın referansı şöyle ; “ Berat, sen kendisini taniyorsun, Cuneyt Arvasi. Cuneyt Abi, ehli sunnet vel cemaat akidesine saglam bagli bir Naksii’dir. … bizzat silahli mucadelenin icerisinde yer almistir. ..’

Danışmaz’ın e mailine göre şunları yapacaklar; “Bugün hükümete saldıran o sanatçı taifesinin uyuşturucu, fuhuş bataklığı ve geçmişleri ifşa edilecekyani rezil edilecekler. ( bu kısmı Vakit işi gibi olacak) İstihbarat servislerinin sosyal medyada oluşturdukları gruplar afişe edilecek. AK partiye karşı CHP alevi ittifakı aslında Anti sünni ittifakı mıdır? zaviyesinden sorgulanacak vesaire. Bu atölye aynı zamanda sizlerden gelen konuları da anında programlaştırabilecek şekilde dizayn edilecek. Hem normal faaliyetine devam edecek hem de ani saldırılara o anda cevap verebilecek şekilde olacak. …’

Bu arada Danışmaz’ın e-mailinde yer alan ‘bu kısmı Vakit işi gibi olacak’ ifadesi hayli ilginç. Malum olduğu üzere CHP eski lideri Deniz Baykal’ın kasetleri Vakit Gazetesi’nin web sitesinde yayınlanmıştı. Bu yazışma o komplonun failleri hakkında ipucu da veriyor.

PH çalışmalarına yani ‘troll ekibine’ dair çok sayıda yazışma yapılmış. Halil Danışmaz hazırlanan videoları Albayrak’ın beğenisine sunmuş. Danışmaz’ın yazdıklarına göre günde 15 ile 30 video üretilebilecekmiş.

Berat Albayrak ise Danışmaz’dan gelen bu e-maili ‘çok hoşuma gitti’ başlığı ile Serhat Albayrak’a yollamış. (21 Haziran 2013). Video ‘Türkiye’deki Lüt Kavmi’ başlığında. İçerik tahmin edebileceğiniz gibi rezil. Özellikle Aydın Doğan medyasını hedefe koymaları da dikkat çekici. Şu ifadeler o videodan;

‘Aydın Doğan Medyasında yılda 25.000 g.t gösteriliyor. Bu fuhuş şarjının sebebi ne? Doğan Medyanın yazarları neden g.t lalesi?’

‘Sebebi çok basit; Lut kavmini daha da azdırmak. Türkiye’deki Lut kavmi Sünniler’in düşmanı. Sürüler halinde Erdoğan’a saldırıyorlar’

EN APTALA GÖRE HAZIRLANAN VİDEOLAR

Danışmaz’ın maillerine göre bu ve benzeri videolardan günlük 20 civarı üretiliyor ve bunlar Şili üzerinden internete yükleniyor. Danışmaz’ın ifadesine göre ‘en aptala göre hazırlanan videolar’.

Cüneyt Arvasi’nin e-maillerinden anlaşıldığı kadarıyla üretilen bu videolar ‘silahlı mücadeleye’ benzetiliyor ve itibarsızlaştırma, özel hayatın ifşaası gibi gayri ahlaki ve sert saldırılarla mücadele edilecek.

Berat Albayrak bu videoların linklerini içeren e-maili Havuz medyasının başındaki Serhat Albayrak’a yolluyor. Serhat Albayrak’ın Sabah Atv başta olmak üzere tüm Havuz medyasında söz sahibi olduğu, ayrıca çok sayıda ‘tetikçi’ siteye finans desteği sağladığı düşünülürse sosyal medyada dolaşan ve her haliyle suç içeren videoların kaynağı da ortaya çıkmış oluyor.

E maillere göre Berat Albayrak bu videoların üretilmesi için finans desteği sağlamış ve bu para Arvasi’ye ödenmiş.

Yazının girişinde bahsettiğim ‘iğrenç’ videonun kaynağı da işte bu psikolojik harp yapılanması. Yani Aktroller. Finansı ve talimatı da bizzat Berat Albayrak’tan almışlar. ‘Damat’ Türkiye’de Pelikan Çetesi’ni yönetirken ABD’de de troll ordusu kurmuş.

‘BERAT’IN KUTUSU’ BAŞ AĞRITABİLİR

Malum olduğu üzere AKP kurmaylarının ABD ile başı dertte. Reza Zarrab davası nedeniyle iki bakan resmen sanık ve haklarında yakalama kararı var. Ekim Alptekin’in yargılandığı davada da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Berat Albayrak isimleri dosyaya girdi. Hem Zarrab’ın anlatımları hem de New York Güney Bölge Savcılığı’nın elinde bulunan ‘ikinci bir itirafçı’nın ifadeleri ile yeni davalar gelebilir. Üstelik Pazartesi itibariyle ABD, İran’ın Devrim Muhafızları Örgütü’nü terör örgütü listesine aldı. Bu örgütle irtibatlı olan her kişi ve kurumun başı ağrıyabilir. Listenin ilk sıralarında Türkiye’nin bulunduğunu tahmin etmek ise hiç zor değil.

Gündem

Prototip AKP hukukçusu Yargıtay Üyesi Aydıner hakkında çete kurmaktan suç duyurusu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, Nizamedin K.’nin çete kurarak bir iş kadınının hisselerini ve parasını almaya çalıştıkları iddiasıyla soruşturma başlattığı öğrenildi.

BOLD-17/25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından yargı camiasında yürütülen görevden alma döneminde yıldızı parlayan Ömer Faruk Aydıner hakkında çete kurmak ve haksız kazanç elde etmek gibi suçlamalarla hakkında soruşturma açıldığı öğrenildi. Aydıner’in kurduğu iddia edilen çetede iki eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Mehmet Ali Bal, Nizamedin K. isimli şahıslarında olduğu öğrenildi.

T24’de yer alan skandal suçlamada Yargıtay Üyesi Aydıner’in bir iş kadının hisselerini Nizamedin K.’ye devretmesi için kendi el yazısıyla sözleşme hazırladığı ve iş kadınından para aldığı iddiaları sıralandı. Bu konudaki whatsapp yazışmalarına suç duyurusunda yer verildi. Suçlanan isimler ise mali güçlük çeken iş kadınının rızasıyla hisse devri yaptığını, mali sıkıntısının sona ermesinden sonra ise hisselerini kurtarmak için iftira yolunu seçtiğini öne sürdü. T24’ün ulaştığı Aydıner, iddiaları reddederken, karşı dava açacağını söyledi, iddia sahiplerinin amacının konuyu medyaya taşımak olduğunu belirterek, bu nedenle açıklama yapmayacağını ifade etti.

İzmir’de yaşayan bir iş kadını avukatı aracılıyla bir dönem İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner ve MİT mensubu olduğu belirtilen arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılığın dilekçeyi almamak için direndiği fakat sancılı bir sürecin ardından alınan suç duyurusu, işleme alınarak bir savcı soruşturma yapmak amacıyla dosyaya atandı.

Savcılığın ısrarla, dilekçede ismi yer alan Yargıtay üyesi Aydıner hakkında Yargıtay’a şikâyet başvurusu yapılmasını istemesine rağmen dilekçede “çete” suçlaması yer aldığı için ve çete bağlantılar söz konusu olduğu gerekesiyle başvuruyu kabul etmek zorunda kaldı. Savcılık tarafından suç duyurusu Yargıtay Başkanlığı’na da verildi. Başkanlığın henüz bir işlem başlatmadığı ifade edildi.

T24’de yer alan haber şu şekilde;

Dilekçede, çete kurmakla itham edilen isimler Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner, eski MİT mensubu olduğu belirtilen Mehmet Ali Bal, geçmişte uyuşturucu suçundan yargılanan Nizamedin K. ve avukatları.

Dilekçede, İzmirli iş kadını A.K.,’nin eşinden boşandıktan sonra hissedarı olduğu şirketi yönettiği, bir süre sonra mali sıkıntı yaşadığı anlatılıyor. Bu süreçte A.K.’nin İzmir’de şirketi bulunan Nizamedin K. ile tanıştığı ve sık görüşmeye başladıkları, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin şirketinin yaptığı daireleri almak istediğini söylediği aktarılıyor.

Bundan sonrası ilginç… Nizamedin K.’nin eski İzmir Başsavcısı, Yargıtay üyesi Ömer Faruk Aydıner ve eski MİT mensubu Mehmet Ali Bal’la da yakın arkadaş olduğu,  A.K.’nin güvenini bu şekilde kazandığı, sonra da “emanet para” vermeyi teklif ettiği ifade ediliyor.

“EMANET PARA” AKTARIMI

Buna göre, A.K.’nin şirketinin ekonomik sorun yaşadığı dönemde Nizamedin K., 31 Ekim 2018 ila 31 Aralık 2018 tarihleri arasında 1 milyon 88 bin TL’yi şirkete aktarıyor. 1 Ekim 2018’de 200 bin Euro, 7 Şubat 2019’da da 90 bin dolar emanet para daha şirkete veriliyor. Toplamda borç olarak verildiği söylenen miktar, dilekçeye göre, 2 milyon 942 bin 310 TL.

“YÜZDE 25’İ BENİM”

Dilekçede, bir süre sonra A.K.’yi evine çağıran Nizamedin K.’nin, “Ben borç para vermedim. Şirketin yüzde 25’i benim. Burada halledilmeden buradan çıkılmayacak” dediği, A.K.’yi evden ayrılmak istemesi üzerine tartakladığı, bu sırada avukat Fatih Turhan’ın, “Bu seni burada öldürür, en iyisi senet falan imzala, kurtul” dediği iddiası yer alıyor. A.K.’nin uzun konuşmalardan sonra imza atmadan evden ayrılmayı başardığı söyleniyor.

200 BİN DOLARI AYDINER’İN

Dilekçede Nizamedin K.’nin, telefonla aramayı sürdürerek, “Yolladığım paranın 200 bin dolarını Ömer Faruk Aydıner’e vermen lazım. O gün bu miktarı ondan aldım” dediği, A.K.’nin de bir süre sonra tehdit telefonlarının artması üzerine Aydıner’e giderek yardım istediği ifade ediliyor.

Dilekçeye göre, Yargıtay üyesinin olayla ilgisi bundan sonra başlıyor. Aydıner’in durumu çözeceğini söylediği, İstanbul’da Mehmet Ali Bal’ın evinde bir toplantı düzenleyeceğini ilettiği, A.K.’nin de 30 Haziran 2019’da bu toplantıya çağrıldığı anlatılıyor. Bu toplantının yapıldığını yalanlayan kimse yok.

Toplantıya Nizamedin K. de katılıyor. Dilekçede, toplantıda yaşanan, “A.K., yine baskı altında kalmıştır. Ömer Faruk Aydıner, müvekkilime, ‘Bir devir sözleşmesi yapalım. Ama Mehmet Ali Bal adına olsun. Şimdilik böyle yazalım kurtul’ diyerek baskı altına almıştır” deniliyor. İddiaya göre Aydıner, el yazısıyla hisse devri sözleşmesi hazırlıyor ve A.K.’ye bu el yazısı sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmenin bir örneği soruşturma dosyasında var.

SÖZLEŞMEYİ KENDİSİ HAZIRLADI

Dilekçede de bu durum için “Bir dönem Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Üst Kurulu’nda çalışan yargı mensubu bir kişinin geçmişi bu kadar şaibeli olan Nizamedin K.’nin faydasına çalışarak, görevini ve görevinin getirdiği ahlaki sorumlulukları unutmuş olması manidardır. Müvekkilim oradan can havliyle çıkmıştır” ifadeleri kullanılıyor.

DEVİR SÖZLEŞMESİ

Ancak olaylar bitmiyor. A.K.’ye İzmir’e döndükten sonra bu kez sözleşmenin gereği olarak noter kanalıyla yüzde 25 hissesini devretmesi söyleniyor. Mehmet Ali Bal, yanına aldığı noter görevlisi ile ofisine geliyor ve 26 Temmuz 2019’da A.K., sözleşmeyi kendi ofisinde imzalıyor. Dilekçeye göre, baskı ve tehditle.

ÇOCUKLARIYLA TEHDİT

Dilekçede bu konuda, Nizamedin K.’nin, A.K.’nin çocuklarını takip ettirdiği, bu korku atmosferinde sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığı anlatılıyor.

200 BİN DOLAR VE 500 BİN TL KÂR

Ancak bununla da bitmiyor. Dilekçede, Mehmet Ali Bal’ın bir süre sonra A.K.’ye, Aydıner’in parası olan 200 bin doları ödemesi için baskı yaptığı, Aydıner’in de A.K.’ye cep telefonundan mesaj gönderdiği ifade ediliyor. Bu mesaj örnekleri dosyada yer alıyor.

Aydıner’in parayı nakit istediği, mümkün olmadığı yanıtını alınca iban numarası verdiği ancak A.K.’nin, “Paranın şirket hesabından verileceği, gönderen hesabın Nizamedin K.’ye ait olduğu, ancak o hesaba geri gönderilebileceği” yanıtını verdiği ifade ediliyor. Aydıner’e ait paranın Nizamedin K. hesabından niye gönderildiği belirsiz ancak bunun da dekontları var. Bu konuda Aydıner ile A.K. arasındaki whatsapp mesajlaşmaları bulunuyor.

Aydıner’in, mesajlarında, “O zaman şöyle yapalım, 1 milyon TL gönderdiğim parayı Nizam’a gönderirsiniz, kâr olan 500’ü yukarıdaki hesaba gönderirsiniz’ dediği, neyin kârı olduğu anlaşılamayan parayı bulamayan A.K.’nin ise daire vermeyi teklif ettiği iddia ediliyor.

Dilekçeye göre, bu konuda anlaşılamaması üzerine paranın bir kısmı bankadan, kalan 500 bin TL ise elden veriliyor. Aydıner, parayı aldığına dair belge imzalıyor. Dilekçede, A.K.’nin, Aydıner’e, “Keşke adaleti temsil eden bir insan olarak size bu davranışı zorlayan kişinin de kim olduğunu ve ne sözler verip ne noktaya geldiğini de sorgulasanız…” mesajını gönderdiği, Aydıner’in ise “Karşında aptal yok. Benim hukukçuluğumu sorgulamak ise haddin değil. Kusura bakma insan paradan daha kıymetlidir. Sadece polemik yapıyorsun. Ben borç göndermedim. Daire aldım, dükkan aldım. Bunların hiçbirini zamanında yerine getirmedin. Sen zor gününde yanında olan kişiyi feraha erince sattın. Ve biz de sana yardımcı olmaya çalıştık ama geldiğim nokta, insanları kullanıp atıyorsunuz” karşılığını verdiği anlatılıyor. Bu mesaj örnekleri de dosyada yer alıyor.

Avukat Öztaşdönderen, “Bir Yargıtay üyesinin bir toplantıya katılıp, eline kalem kağıt alıp hukuki danışmanlık yapması normal mi? Bunun izahı bize göre yoktur. Bir de nasıl bir ticari ilişki kurmuş ki 500 bin kâr elde etmiş Sayın Aydıner?  Yargıtay üyelerine has serbestlikler mi söz konusu?” ifadelerini kullanıyor.

Dilekçede, tüm isimler hakkında çete suçundan işlem yapılması talep edildi. Başsavcılık da soruşturma başlatarak bir savcıyı görevlendirdi.

Prototip bir AKP hukukçusu: Ömer Faruk Aydıner’in Yargıtay’a yükselişi

Okumaya devam et

Gündem

Bir siyanür vakası daha: 21 yaşındaki genç intihar etti

Sakarya’nın Erenler ilçesinde, kimya bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Mehmet Ali Çetin, siyanür içerek intihar ettiği öğrenildi.

BOLD-Sakarya Üniversitesi Kimya Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Mehmet Ali Çetin, Sakarya’nın Erenler ilçesi Hacıoğlu Mahallesi’nde siyanür içerek intihar etti. Psikolojik sorunları olduğu iddia edilen 21 yaşındaki Çetin’den bir süredir haber alamayan ailesi evine gittiğinde acı olayla karşılaştı. Üniversite öğrencisi Çetin’in kimyasal madde kullandığını tespit eden sağlık ekipleri, olayı AFAD Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) ekiplerine bildirdi.

AFAD’ın cedes üzerinde yaptığı incelemede 21 yaşındaki gencin siyanür içerek intihar ettiği öğrenildi. Yapılan incelemelerde şahsın siyanürü bir içeceğe karıştırarak içtiği belirlendi. Olayla ilgili araştırmalarını derinleştiren ekipler, Çetin’in yaşamına son verdiği siyanürü bir alışveriş sitesi üzerinden aldığını öğrendi.

SİYANÜR SATIŞININ YASAKLANDIĞI AÇIKLANMIŞTI

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın satışlarının yasaklandığını açıklamasına rağmen, intihar eden gencin siyanürü bir internet sitesinden satın aldığını belirlenmesi daha önce yaşanan siyanürlü intiharları akıllara getirdi. İstanbul Fatih’te 4 kardeşin siyanürle intihar etmesinin ardından Antalya’da bir baba, eşi ve çocuklarıyla birlikte siyanür içerek intihar etmişti. Son olarak Bakırköy’de yaşayan bir kuyumcunun siyanürle intihar ettiği haberi gelmişti. Siyanürle intihar vakalarındaki artış tartışılırken, bir acı haber de Sakarya’dan geldi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, üst üste yaşanan siyanürle intihar vakalarının ardından, yönetmelik değişikliğiyle halka, piyasa ve internet ortamında siyanür bileşiklerini içeren maddelerinin satışı yasaklandığını açıklamıştı.

Veliler öğretmenlerin maaşını ödemeyen Doğa Koleji yönetimini protesto etti

Okumaya devam et

Gündem

Veliler öğretmenlerin maaşını ödemeyen Doğa Koleji yönetimini protesto etti

İstanbul’un Ataşehir ilçesinde bulunan Doğa Koleji Genel Merkezi önünde toplanan yüzlerce veli maaşlar konusunda öğretmenleri oyalayan okul yönetimini ıslık ve alkışlarla protesto etti.

BOLD- Doğa Kolejlerinin Ataşehir’de bulunan genel merkez önünede toplanan veliler okul yönetimini protesto etti. Kolej öğretmenleri bir süredir maaşlarını alamadıkları için eylem hazırlığındaydı. Bazı Doğa Koleji şubelerinde öğretmenler dersleri boykot etme kararı aldı.

Öğretmenleri isyan eden veliler de harekete geçti. Veliler öğretmenlere destek verdiklerini daha önce bildirmişti. Yüzlerce veli koleji satmak isteyen ve bu yüzden öğretmenlere maaşlarını vermeyen yönetimi alkış ve ıslıklarla protesto etti.

“DEVLET NEREDE” YAZILI DÖVİZLERLE PROTESTO EDİLDİ

“Devlet nerede” yazılı dövizler taşıyan veliler öğretmenlerini oyalayan okul yönetimini için bakanlığı göreve çağırdılar. Şirketin hisse senetleri için değil okul için para ödediklerini söyleyen veliler, ”Öğretmenlerin parası ödensin diye para ödüyoruz. Satacaklarsa da satsınlar. Kime sattıklarını açıklasınlar” diye konuştu.

Veliler yaptıkları yazılı açıklamada ise, “Doğa koleji okullarındaki ekonomik sıkıntılar ve kurumun satışı ile ilgili aylardır süren belirsizlik ne yazıkki devam ediyor.

Okulun sahibi, aylardır maaşlarını alamadan hayat mücadelesi veren öğretmenler ile diğer çalışanların ve çocuklarını bu eğitim kurumunda okutan biz velilerin seslerine kulaklarını tıkamış durumda.

Özel okullar Milli Eğitim Bakanlığımızca yürütülen yönetmelik ve bu yönetmelik hükümleri ile yönetilmek zorundadır. Dolayısıyla kurumun içinde bulunduğu ve aylar süren finansal sıkıntılar sebebiyle eğitim öğretimde yaşanan aksaklıkları giderebilmek için bakanlıktan gerekli tedbirleri almasını beklemekteyiz.

Veliler olarak kurum yönetimi ile görüşmekteyiz ancak ucu açık belirsiz açıklamalarla veli, öğretmen ve çalışanların maalesef ki artık oyalandığını düşünüyoruz.

Doğa okullarında bu yıl üniversite sınavına hazırlanmakta olan yüzlerce çocuğumuz var ve bu süreçten olumsuz etkilenmeleri kaçınılmazdır. Akademik yönden çocuklarımızın hedeflerine ulaşamamaları okul sahibi ve okul yönetimini vicdanen rahatsız etmeyecek midir?

Öğretmenlerimiz mesleklerine duydukları saygı ve öğrencileri mağdur etmemek adına büyük bir özveri ile bugüne kadar yaşadıkları sıkıntılara katlanmışlardır.

Ancak artık ne biz velilerin ne de öğretmenlerimizin dayanacak gücü kalmıştır.

Aylardır satılacağınıdan bahsedilen okulun satışı neden yapılamıyor?

Satış işleminin gerçekleşmemesi durumunda okul yönetimi 65.000 öğrenci ve 10.000’den fazla çalışanın mağdur olmaması için hangi tedbirleri almıştır?

Milli eğitim bakanlığımız bunca mağduriyet yaşanmaya devam ederken almayı düşündüğü herhangi bir tedbir var mıdır?

Sesimizin duyulması ve bu ülkenin umudu binlerce gencin aileleriyle beraber mağdur olmaması için ilgili tüm kurum ve kuruluşun bir an önce harekete geçmesini bekliyoruz” denildi.

Nedim Şener’in gazetecilere yönelik saldırılarla ilgili alaycı ifadeleri ters tepti

Okumaya devam et

Popular