Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kadir Eyce vefat edeli 2 yıl oldu, cezaevlerinde hala 458’si ağır 1334 hasta var

11 Nisan 2017’de hayatını kaybeden KHK’lı polis memuru Kadir Eyce’nin vefatının üzerinden iki yıl geçti. Kanser teşhisi konulduğu halde son ana kadar tahliye edilmeyen, tedavisi geciktirilen Eyce’nin ailesinin acısı hala taze. Eyce gibi cezaevlerinde birçok hasta tutuklu bulunuyor.

BOLD– 8 yıllık polis memuru Kadir Eyce’nin vefatının üzerinden iki yıl geçti. Eyce’nin eşi Emel Eyce hâlâ yaşadığı travmayı atlatabilmiş değil. 2015’te 3 yaşındaki oğlu Murat Talha’yı, iki yıl sonra da eşini kaybeden Emel Eyce kimseyle görüşmüyor, konuşmuyor.

33 yaşındaki Kadir Eyce, Bank Asya’da hesabı olduğu için Ekim 2016 tutuklandı ve Sivas E Tipi deyken kanser teşhisi kondu. Fakat son ana kadar tahliye edilmedi, tedavisi geciktirildi, ihmal edildi. 90 kilo olarak girdiği cezaevinden bir deri bir kemik çıktı. Belden aşağı tutmuyordu, şuuru kapalıydı ve tuvalet ihtiyacını borularla giderilecek hale düşmüştü.

Kadir Eyce, köyünde oğlu Murat Talha’nın mezarının yanına defnedilmişti.

Kadir Eyce, ailesi tarafından Mersin Üniversitesi Hastanesi’ne götürüldü. Yapılan tetkiklerde, mide ile bağırsağı arasında bir ur oluştuğu, tedavi için çok geç kalındığı ve artık ameliyatla müdahale edilemez hale geldiği söylendi. Doktorlar, normalde ilaçla yok edilebilecek küçük bir kitlenin, geç müdahale edilmesi, tedavi yapılmaması ve kötü beslenme-psikolojik faktörler nedeniyle hızla büyüdüğünü ve sindirim sistemini çökerttiğini, artık müdahale edilemeyeceğini belirtti.

Hastane sürecinde çabuk yorulduğu için çok az konuşabilen Kadir Eyce sürekli olarak, “Benden hep isim istediler, ben suçsuzdum, kimseye de iftira atmadım” demişti.

CEZAEVLERİNDE 458’i AĞIR 1334 HASTA TUTUKLU BULUNUYOR

Kadir Eyce ve ailesinin yaşadığı hak ihlallerini dünden bugüne birçok aile yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Cezaevlerinde hala birçok hasta tutuklu var. İnsan Hakları Derneği (İHD’nin bugün (12 Nisan 2019) yaptığı açıklamaya göre cezaevlerinde 458’si ağır bin 334 hasta tutuklu bulunuyor.

İHD yaptığı açıklamada, “Hasta mahpusların ölümüne seyirci kalınmakta, mahpuslar tabutla tahliye olmakta bürokratik engeller yasal zorluklar adeta hastalığı da bir işkenceye dönüştürmektedir.” denildi. İHD, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin hasta tutuklularla ilgili yayınladığın raporları hatırlatılarak şöyle devam etti: “Oysaki Türkiye hapishanelerinde hastalığı olan mahpusun revire götürülmemesi, hastaneye sevk edilmişse sevkinin gerçekleştirilmemesi, hastane randevularına tarihinde götürülmemeleri, tedavi aşamalarındaki yetersiz ve kötü uygulamalar, kelepçeli muayene, bazı hapishanelerde etnik kimliğinden dolayı mahpusların doktor tarafından muayene edilmemesi ve hastane sevklerinin yapılmaması şeklinde kötü muamele, işkence ve ayrımcılık suçlarını oluşturan, gerek Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası anlaşmalara gerekse de iç hukuktaki anayasa ve kanunlara aykırı hareket ettiği derneğimize gelen başvurularda da beyan edilmektedir.”

TCK’NA GÖRE HASTA TUTUKLULARIN TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİYOR 

MEHMET EMİN ÖZKAN 

M. Emin Özkan, 80 yaşında. 22 yıldır Diyarbakır’da cezaevinde bulunuyor. Mehmet Emin Özkan’ın, kalp, tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, böbrek ve bağırsak bozuklukları, aşırı derecede kilo kaybı, duyma ve görme eksikliği gibi çeşitli rahatsızlıkları mevcut. Yaşlı ve uzun süredir cezaevinin olağanüstü koşullarında yaşıyor. Yeme, içme giyinme, banyo, tıraş, wc vb. ihtiyaçlarını gideremiyor. Bu yüzden bakımsız ve bakılmaya muhtaç durumda. Diyarbakır Eğitim Araştırma Hastanesi’nin yüzde 87 vücut fonksiyon kaybının bulunduğuna dair ve cezaevinde kalamaz rapor vermesine rağmen İstanbul Adli tıbbına götürüldü. Ancak yüzde 87 yatamaz raporuna rağmen cezaevinde kalabilir diye sonuçlandı.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1993 yılında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a yönelik düzenlenen suikasttan sorumlu tutulan Özkan, olaydan sonra gözaltına alındı, tutuklandı. Hakkında açılan dava sonucu delilsiz “müebbet hapis” cezasına çarptırıldı. Bu olaylarla hiçbir bağlantısının olmadığı, suçsuz yere tam 22 yıldır içeride yattığı ortaya çıktı.  Bahtiyar Aydın dosyasının 20 yıllık zaman aşımına uğramaması için tekrar açılmasıyla Aydın’ın JİTEM tarafından öldürüldüğü yıllar sonra anlaşıldı ve Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Yüzbaşı Tünay Yanardağ hakkında dava açıldı. Dava İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ederken, suikastla bağlantısı olduğu iddiasıyla müebbet hapse çarptırılan Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi’nin müvekkilinin tekrardan yargılanması yönündeki girişimiyle dosya 2013 yılında bozuldu. Fakat geçen 2 yıl süre zarfında ‘yetkili değiliz’ bahanesiyle Eskişehir, Diyarbakır adliyesi ile Adana adliyesi arasında defalarca gidip gelen dosya bir türlü açılıp yeniden yargılanmaya geçirilmedi.

MUSTAFA ŞAHİN 

Mustafa Şahin, 56 yaşında Koah, tansiyon, kalp ve böbrek rahatsızlığı var. İlaçlarla ayakta duruyor.
18 ay hapis yattı delil yetersizliğinden denetimli serbestlikle bırakıldı. Mayıs 2018’de Mersin’de tekrar tutuklandı.

OSMAN GENÇ

Osman Genç, yaklaşık 2 yıldır Urfa’da tutuklu. Ağır kalp hastası. Üç kez kalp spazmı geçirdi.

ŞERİF AĞU 

46 yaşındaki matematik öğretmeni Şerif Ağu, 2016’da karaciğer nakli olacakken Antalya’da tutuklandı. Yaklaşıl iki yıdlır Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde. Adli tıp ‘hayati tehlikesi var’ raporuna rağmen tahliye edilmedi. 30 Mart 2019’da karaciğer nakli yapıldı.

ABDULLAH ASLAN 

Abdullah Aslan İzmir Şakran Cezaevin’de Yaklaşık 1,5 yıldır tutuklu. Daha önceki hastalığı nüksedince beyin tümöründen ameliyat oldu ve sonrasında tutuklandı.

YUSUF ÇAKIR 

9 yıl 10 ay hapis cezası verilen 74 yaşındaki Yusuf Çakır hayati sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmiyor. Şeker hastasıydı, kalp rahatsızlıkları vardı, tutuklanmadan sadece 3 ay önce anjiyo olmuştu. 2017’de ikinci kez stent takıldı ve durumu her geçen gün daha da ağırlaştı. Uzun süren yazışmalar sonucunda İzmir Devlet Hastanesi’ne sevki yapıldı beşinci stent de takıldı. Aile doktorlardan heyet raporu istedi ama sonuç olumsuz çıktı. Bu dönemde Yusuf Çakır’da iştahsızlık, yüksek ateş, kalp damarlarının tıkanması sonucu bilinç kaybı yaşadı. Çakır’a cezaevinde ona benzer suçlardan aynı kaderi paylaştığı koğuş arkadaşları bakıyor.

ENGİN KARA

5 Şubat 2017’de tutuklanan, 22 yıllık öğretmen Engin Kara’ya 2 Nisan 2019’da Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’nde karaciğer nakli yapıldı. Oğlundan alınan karaciğerin yüzde 70’i babaya nakledildi. Doktorların ifadesine göre ameliyat başarıyla gerçekleştirildi fakat karaciğerin uyum süreci kritik bir dönem. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Engin Kara’nın mikrop kapmaması için tedavisine hijyenik ve sağlıklı bir ortamda devam edilmesi gerekiyor. Oysa Ordu E Tipi Cezaevi’nde 20 kişilik koğuşta 44 kişi kalıyorlardı.

YAVUZ SELİM BURGU 

Ortopedik engelli Yavuz Selim Burgu, Eylül 2016’da gözaltına alındı. Sağlık durumu nedeniyle adli kontrolle serbest bırakıldı. Nisan 2017’de ikinci kez tutuklandı. Tutuklandıktan 10 ay sonra ilk mahkemesine çıkan Burgu, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tutukluluğunun devamına karar verildi. Dosyası şu an Yargıtay aşamasında.

YUSUF AKKUŞ 

Yusuf Akkuş Malatya Cezaevi’nde tutuklu. Akli melekelerini kullanamıyor. 5 dakika öncesini unutup ne yapması gerektiğini bilmiyor. % 70 engelli.

HATİCE ÖĞÜT 

32 aydır Gaziantep’te tutuklu bulunan Hadice Öğüt, kalp ve tansiyon hastası ve bel fıtığı nedeniyle sıkıntılar yaşıyor.

BOLD ÖZEL

Cezaevinde koronadan babasını kaybeden Ferhat Yeter: Ders çıkarılsın!

Cezaevinde korona nedeniyle hayatını kaybeden tutuklu Mehmet Yeter’in oğlu Ferhat Yeter, BOLD’a konuştu: “Cezaevi yönetimi telefonu yüzüme kapatıyor, belgeleri vermiyorlar.”

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Cezaevinde korona nedeniyle hayatını kaybeden ilk tutuklu olan Mehmet Yeter’in oğlu Ferhat Yeter, “Babamı kaybettim inşallah ders alırlar da başka tutuklular kurtulur” dedi.

Yeter, babasının cezaevinde başka tutuklular ve revir görevlileriyle temas ettiğini ancak onlara test yapılıp yapılmadığını bilmediğini söyledi. Babasının ölümünün gizlenmeye çalışıldığını belirten Yeter, şehir dışına çıkış yasağı nedeniyle İstanbul’dan Samsun’a gidip babasının mezarını ziyaret edebilmek için gerekli belgenin kendisine verilmediğini de dile getirdi.

BABAM 15 AYDIR BAĞIRSAKLARI DIŞARIDA YAŞIYORDU ADALETİ BULAMADAN ÖLDÜ

Yaklaşık 3 yıldır tutuklu babasının ağır kronik hastalıkları olduğunu belirten Ferhat Yeter, “15 aydır bağırsakları dışarıda yaşıyordu. Kalp ve ağır şeker hastası. Defalarca sağlığı nedeniyle cezaevinde kalamayacağına ilişkin başvuru yaptık. Dikkate bile almadılar. Üstüne bize haber vermeden bacağını kesmişler, o halde cezaevine geri gönderilmiş. Adalet Bakanlığına, Cumhurbaşkanlığına yaptığımız başvurulara dönmediler bile. Umurlarında değil” dedi.

BİLGİLER GİZLENİYOR

Babasının normalde Bafra Cezaevinde kaldığını ağır hastalıkları nedeniyle, 16 Mart’tan itibaren Samsun Cezaevine sevk edildiğini belirten Ferhat Yeter şunları anlattı:

“Bizim babamın bacağının kesildiğinden haberimiz yok. Bizi arayıp bacağının kesilmesi gerektiği konusunda izin istemişlerdi ama biz izin vermemiştik. Haberimiz olmadan bacağı kesilmiş, hastanede yatmış, tekrar cezaevine gönderilmiş, korona nedeniyle tekrar rahatsızlanmış, vefat etmiş, gömülmüş ve hala bize haber verilmedi. Aynı cezaevinde kalan başka tutukluların yakınlarından öğrenebildik.

Cezaevinde mi yoksa hastanede mi vefat etti onun bilgisini bile veremiyorlar. Olayı Twitter’dan duyurmama rağmen yetkililerden bir bilgilendirme yok. Virüsü cezaevindeki insanlara da bulaştırmış olabilir. Tutuklu yakınları temasta bulunduğu kişilere test yapılıp yapılmadığına dair hiçbir bilgiye sahip değiller. Ölüm belgesini ve savcılık belgesi bile bize verilmedi büyük uğraşlarla alabildik.

Benim babam ağır sağlık sorunları yaşıyordu. Bağırsağı dışarıdaydı, kalp rahatsızlığı var, ağır şeker hastası, bacağı kesilmiş ve bu şekilde tahliye olamadı. Nihayetinde korona nedeniyle vefat etti. İnşallah babama gösterilmeyen adalet başka insanlara gösterilir bundan ders çıkartılarak.”

NÜFUSTA SAĞ GÖZÜKÜYOR

Cezaevi müdürünü arıyorum, babam vefat etmiş haber vermiyorsunuz, biz tutuklu yakınlarından öğreniyoruz, bize bir ölüm belgesi verin, cenazesine katılamadık hiç olmazsa mezarını ziyaret edelim. Şehir dışına çıkma yasağı nedeniyle ölüm belgesi lazım valilikten izin alabilmek için ama onu da bize göndermiyorlar telefonu suratımıza kapatıyorlar.

Nüfusta sağ gözüküyor. Hastaneyi arıyorum ölüm belgesi istiyorum, cezaevini arayın diyorlar. Cezaevini arıyorum, gelip buradaki savcılıktan alacaksın diyorlar. Ya ben çıkıp İstanbul’dan Samsun’a gidebilsem zaten babamın mezarına gideceğim. Ben şehir dışına çıkamıyorum, belge lazım bana diyorum. Tersleyip telefonu kapatıyorlar.”

İNFAZ YASASI ADALET GETİRSİN

İnfaz yasasıyla ilgili konuşan Ferhat Yeter, “Babama hastalığına rağmen gelmeyen adalet, babamın vefatı vesilesiyle inşallah diğer tutuklulara gelir. İktidara çağrı yapmak istemiyorum. Babam 15 ay hapiste bağırsakları dışarıda yaşadı umurlarında olmadı. İnşallah bu ders olur.”

SAVCILIK RESMEN KABUL ETTİ

Babasının vefatını aynı cezaevinde kalan tutuklu yakınlarından öğrendikten sonra güçlükle bazı belgelere ulaşan Ferhat Yeter’in elindeki savcılık belgesi Mehmet Yeter’in Korona (Kovid 19) nedeniyle öldüğünü doğruluyor.

Cumhuriyet savcısı tarafından Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, “Mehmet Yeter isimli hükümlü Kovid-19 hastalığına bağlı nedenlerden dolayı vefat etmiştir. Kişinin ailesine ulaşılamamıştır. Şahsın bulaşıcı salgın hastalık sebebiyle vefat etmiş olması sebebiyle morg gibi ortak sağlık kullanım alanlarında uzun süre bekletilmesinin toplum sağlığının riske sokması ve bulaşıcı hastalık yayılma riskinin artması sebebiyle gerekli önlemler alınarak bekletilmeden talimatın tarafınıza ulaşmasıyla kişinin defin edilmesi rica olunur” ifadelerine verildi.

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Beyninde iki kist tespit edilen hasta tutuklunun tedavisi yaptırılmıyor

Hasta tutuklu Lütfi Koç, 9 aydır kolonoskopi ve endoskopi sırası bekliyordu. Doktor kanserden şüphelendi. Koç’un beyninde iki kist çıkmasına karşın tedavisi engellendi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Korona salgını nedeniyle hasta tutukluların hayatı daha da zorlaştı. Tedavi hizmetlerinden oldukça zor yararlanan, doktora gitmek için sıra bekleyen hastalar, artık hastaneye sevk edilmiyorlar. Mecbur kalınarak götürülenler ise dönüşte 14 gün boyunca hücrede yaşamak zorunda kalıyor.

29 Nisan 2019 tutuklanan Lütfi Koç, Haziran 2019’dan bu yana kolonoskopi ve endoskopi sırası bekliyordu. İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde göründüğü doktor, “Kanserden şüpheleniyorum, 3 gün sonra sizi kolonoskopi ve endoskopi için çağıracağım” dedi.

HASTALIK ÜSTÜNE HASTALIK

9 aydır hastaneye götürülmeyi bekleyen Lütfi Koç, bu süreçte 95 kilodan 75’e düştü. Önce İzmir 1 Numaralı F Tipi Cezaevindeydi, sonra Menemen Cezaevine sevk edildi. Hasta olan eşinin Menemen’de daha da kötüleştiğini ifade eden Züleyha Koç, “Kolonoskopi, endoskopi çekilmek üzere Haziran 2019’da doktor talimat verdi, fakat hala o çekilemedi. Derken diğer rahatsızlıkları ortaya çıktı. Menemen’de kasık fıtığı oldu. Uyuşmalar artınca doktor nörolojiye sevk etti. Maalesef beyinde iki tane kist görüldü.” dedi.

TETKİKLER YARIM KALDI

Eşinin ikinci MR çekiminin 31 Mart 2020’de yapılacağını ama koronavirüs nedeniyle hastaneye götürülmediğini söyleyen Züleyha Koç, “Tüm tetkikler yarım olduğu için tedavisi başlanamadı. Maalesef durumun ciddiyeti ne boyutta onu dahi bilemiyoruz.” ifadelerini kullandı.

ARADIĞINDA ÖNCE HELALLEŞİYORUZ

Koç şöyle devam etti: “Eşim hep endişeli. Aradığımda önce helalleşiyoruz. Sonra haftaya sağ kalırsak diye devam ediyoruz. Kistler baskı yapıyormuş. Bu tarz düşünceleri tetikliyor. Doktor felç geçirmişsin demiş. Eşim ben fark etmedim ama uyuşmalarım çok deyince ‘sen fark etmesen de beyin kaydedicidir’ demiş. Kistlerin olduğu yer ameliyat edilecek yerde değil, yapılacak müdahale riskli olabilir demiş doktor. Eşim bir tarafıma vuruyorum, hissedemiyorum, diyor. Kist psikolojik sorunlar oluşturacak yerdeymiş. Kaygı, endişe bozukluğu gibi. Zaten yaşadıkları onu paranoyaya yakın bir yerde tutuyor.”

OĞLU YÜZDE YÜZ AĞIR ENGELLİ

Oğlunu bir yıl içinde sadece iki kez görebilen Lütfi Koç, “Oğlanı görmeyeli aylar oldu, hep rüyamda görüyorum.” diyor.

Özel bir yurtta memur olarak çalıştığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında 2 Kasım 2018’de İzmir’de gözaltına alınan Lütfi Koç (45), oğlu Muhammed Yahya’nın durumu göz önünde bulundurularak 2 gün sonra denetimli serbestlikle bırakılmıştı. 7 ay sonra, 29 Nisan 2019’da duruşma için gittiği mahkemede tutuklanmasına karar verdi. 9 Temmuz 2019’da çıkarıldığı ilk mahkemede savunma yapamadan 8 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf Mahkemesi kararı bozdu, ceza 6 yıl 15 aya düşürüldü.

5 yaşındaki Muhammed Yahya yüzde yüz ağır engelli. Epilepsi nöbetleri geçiriyor. Görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor. Devamlı gergin ve güvende hissetmek için sürekli elinin tutulmasını istiyor. Uyku düzeni yok, bakıma muhtaç, devamlı birinin yanında olması gerekiyor.

KIZI KAS HASTASI

11 yaşındaki kızında ise geçen sene kas rahatsızlığı başladı ve Müsküler Distrofi (çocuklarda görülen kas erimesi) tanısı ile takibe alındı. Evin tek çocuğu olan Züleyha Koç, hem hasta çocuklarıyla ilgileniyor hem 80 yaşındaki annesine bakıyor, hem de tutuklu eşinin durumuna çare arıyor!

Lütfi Koç, iki kız kardeşi, babası, kızı ve Muhammed Yahya ile birlikte, bir görüş gününde.

15 Ocak 2015 doğumlu Muhammed Yahya Koç’un babasız geçen ilk doğumgünü.

Muhammed Yahya’nın elini kim tutacak?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mahpuslardan Meclis’e mektup yağdı: Tehlike altındayız

Türkiye’nin dört bir yanından tutuklu mahpuslar, TBMM Genel Kurulunu mektup yağmuruna tuttu. Korona günlerinde neler yaşadıklarını neler olabileceğini yazdılar.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu başta olmak üzere birçok tutuklu CHP Miletvekili Sezgin Tanrıkulu’na da mektup gönderdi. Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Cezaevinden öğretmen Ahmet Koçyiğit, Kayseri Bünyan Cezaevinden öğrenci Miyase Nur Ay ve Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevinden Mustafa Geylani mektuplarında cezaevindeki korona önlemlerini anlattı ve taleplerinin TBMM’ye iletilmesi istedi.

10 KİŞİLİK KOĞUŞTA 24 KİŞİYİZ

10 kişilik koğuşta 24 kişi kaldıklarını belirten Ahmet Koçyiğit, “Koronavirüs nedeniyle kapalı açık görüşler iptal oldu. Bu gidişle bu kısa sürmeyecek. Bize yapılan bu içe kapatma ne kadar çözüm olacak. Dışarıdan gıda geliyor, gazete geliyor, bütün personel dışarıyla temas halinde. Allah muhafaza bir tespit olunması durumunda bütün hapishaneye yayılır.” dedi.

SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ

44 aydır tutuklu bulunduğu ifade eden Koçyiğit şöyle devam etti: “Eğer iş ciddi olacaksa personel de bizim gibi dışarıya çıkmaması lazım. Personele maske veriliyor ama yetersiz. Sizlerden istirham ediyoruz. Meclis Başkanı ile görüşmeniz, sesimizi duyurmanız. İnfaz yasasının acilen geçirilmesi. En azından bu kadar uzun içeride kalanlara yönelik bir kararın alınıp adli tedbirlerle bırakılması sağlansın. Ev hapsi de olur. Yarın bu kurumlara bir virüs girerse son pişmanlık fayda vermez. Sizler İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesisiniz. Tüm üyelere bunu söyleyin. Eşimiz, çocuğumuzla görüşmez olduk. Sıkıntı üstüne sıkıntı.”

DEZENFENKTAN VERİLMİYOR, ELLE ARAMA YAPILIYOR

14 Kasım 2017’den itibaren tutuklu olduğunu söyleyen Miyase Nur Ay (25), koğuşta 12 kişi olduklarını, aynı eşyaları, lavaboyu, yemek kepçesini kullandıklarını ve bunların hepsinin kendileri için risk olduğunu yazdı.

Cezaevlerinde her ne kadar tedbir alındığı söylense de durumun pek de öyle olmadığını anlatan Ay, “Sürekli dışarıyla bağlantılı memurlarla muhatap oluyorum. Sürekli onların elle aramalarına maruz kalıyorum. Hastaneye bir mahkum gittiğinde tedbiren karantinaya alınıyor ama hastaneye mahkum getirip götüren memur kendini karantinaya almıyor. Sonra da aynı memur bizlere yemek dağıtıyor. Bizlere dezenfenktan, eldiven ve maske verilmiyor. Bizler cezaevinde çok tehlikedeyiz.” ifadelerini kullandı.

ANNEM, KARDEŞİM HASTA

Annesinin ve kız kardeşinin kronik astım hastası olduğunu, annesinin de bir de akciğer rahatsızlığı bulunduğunu ifade eden Ay, babasının inşaat ustalığı yaparak hem ailesine hem kendisine bakmak zorunda olduğunu vurguladı.

TEDBİR TEHLİKEYE DÖNÜŞTÜ

Nur, mektubunun sonunda dosyasının durumunu anlatarak tahliyesini istedi:

“Yeni çıkacak yasa terör suçlarını kapsarsa söylenen şartlara göre tahliye olabiliyorum. Lütfen bu zor günlerde insan ve suç ayrımı yapılmasın. Benim almış olduğum hüküm İstinaf Mahkemesi tarafından usulen bozulup tekrar tekrar ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir. Benim 2 buçuk yıldır tutukluluğum tamamen tedbir amaçlıdır. Ama artık bu tedbir, tehlikeye dönüşmüştür.”

SAĞLIĞIMDAN VE CAN GÜVENLİĞİMDEN CİDDİ ANLAMDA KAYGILIYIM

Mustafa Geylani ise, 4 haftadır Gümüşhane Cezevinde olduğunu, tecride maruz kaldığını ve her türlü virüsü kapacak koşullarda bulunduğunu yazdı: “Sağlık Bakanlığının her gün TV’lerde tekrarlanan 14 kuralın bir tanesini bile uygulayabilecek koşullarım yok. Zaten kir-krom içindeki odamı yıkayacak araç gereç verilmiyor. Verilse bu odayı tek başıma yıkayabilecek fiziki güce sahip değilim.”

52 yaşında, kalp ve tansiyon hastası olduğu belirten Geylani, “Burada kelimenin tam anlamıyla tansiyonum tavan yapmış ama kurum yönetimi bunu ciddiye almıyor. Aşırı yüksek tansiyonumla dalga geçen personel oluyor. Sağlığımdan ve can güvenliğimden ciddi anlamda kaygılıyım” dedi.

AHMET KOÇYİĞİT’İN MEKTUBU

MİYASE NUR AY’IN MEKTUBU

MUSTAFA GEYLANİ’NİN MEKTUBU

 

 

Okumaya devam et

Popular