Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

AKP’li Selçuk Özdağ’dan pişmanlık: Partili Cumhurbaşkanlığı’na evet diyerek yanılmışım

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) eski Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, partisinin desteklediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni desteklediği ve evet dediği için yanıldığını belirtti.

AKP’ye yönelik sert eleştirileri ile son zamanlarda gündeme gelen AKP’li Selçuk Özdağ, sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarla Parlamenter Sistemi ortadan kaldıran Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni desteklediği için pişman olduğunu ifade etti.

İLK ÖNCE AKP’YE GÖNDERME YAPTI

“Ülke ve millet menfaatlerini parti, şahıs grup menfaatlerinden önde tutuyorsanız vatanseversinizdir. Kul hakkına riayet etmiş, siyaseti ticarete çevirmemişseniz dindarsınız demektir. Çoluk çocuğunuzu devlete musallat etmemişseniz dindarsınız demektir.” sözleri ile başlayan Özdağ, “Devlet malını 80 milyonun hakkı var titizliği ile korumuşsanız dindarsınız demektir. Önemli olan herhangi bir partiye mensubiyet değil bu meziyetlere sahip olmaktır.” ifadesiyle devlet yönetiminde olması gereken liyakati tarif etti.

“Usulsüz ihale yapan, devlet malına ganimet malı gibi çullanan, eş dost, akraba, yandaş, partili ayırımı yapan, siyaseti din haline getiren, yalan söyleyen, iftira atan hangi partiden olursa olsun dinle münasebetini sıfırlamış demektir.” diyen Özdağ, AKP iktidarında yaşanan olumsuzluklara vurgu yaptı.

“KURUMLAR TARAF HALİNE GELİRSE ÜLKE PARÇALANIR”

31 Mart seçimlerine ilişkin yorumda bulunan Selçuk Özdağ, “Bu seçim -partili Cumhurbaşkanı- sisteminin Türkiye gerçeklerine ne kadar uzak olduğunu göstermiştir. Bir ülkede her kurum taraf haline gelirse o ülkede parçalanma kaçınılmaz olur. (Ben de evet dedim, yanıldığımı görüyorum),Bu sistem tekrar gözden geçirilmelidir.” sözleri ile pişmanlığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı makamının bir partiyi değil tüm milleti temsil etmesi gerektiğini vurgulayan AKP’li Özdağ, Cumhurbaşkanı’nı kast ederek “Vatandaşlarını partisine göre ayırmamalıdır. Toplumsal barışın bir sigortası gibi işlev görmelidir. Taraf olan bir makam toplumu uzlaştırma, barıştırma şansını kaybeder.” dedi.

“SEÇİM SONUÇLARINA SAYGI GÖSTERMEMEK BAŞKA BİR ŞEYDİR”

“CB sistemi de demokrasi içinde bir alternatiftir ama partili cumhurbaşkanlığı sistemi değil.” Diyen Selçuk Özdağ, “Bizim gibi derin ayrılıklar yaşayan ülkelerde devletin tarafsızlığını kaybetmesi( çünkü CB makamı devleti temsil eder) ülkeyi felakete götürür.” uyarısında bulundu.

AKP’nin İstanbul seçimlerine ilişkin yaptığı itirazları eleştiren Selçuk Özdağ, “Seçimin Sonuçlarına itiraz hukuki ve demokratik bir imkândır, ancak o sonuçlara saygı göstermemek başka bir şeydir. Çünkü seçim kazanmak için sadece bir oy fazlası kâfidir.” dedi.

Abdullah Gül’den, Ekrem İmamoğlu yorumu: Artık normalleşmenin zamanıdır

Gündem

Havuz yeni darbeyi deşifre etti! Kod adı: Minik Serçe

Emekli amirallerden market zincirlerine muhalif her çıkışı darbe bildirisi gibi gören AKP’ye yakın medya, son olarak İkizderelilere destek açıklaması yapan Sezen Aksu’yu  darbeci yaptı.

BOLD – Rize İkizdere’deki İşkencedere Vadisi’nde yapılmak istenen Cengiz Holding’e ait taş ocağına direnen vatandaşlara Sezen Aksu’dan destek geldi.

MEŞRUİYETİNİZİ KAYBEYMİŞSİNİZ

Aksu, sezenaksu.com.tr’den yaptığı açıklamada: “Bu memleket bizim, analarımızın, babalarımızın, çocuklarımızın memleketi… Bizim iktidarlara verdiğimiz geçici yetki yaşam alanlarımız ve hayatlarımız elimizden alınsın diye değil…Halkınıza böyle davranmakta ısrar ederseniz yetkinizi aşmış ve meşruiyet zeminini kaybetmişsiniz demektir” ifadelerini kullandı.

HÜKUMETE DARBE

Hükumete yakın yayın politikası takip eden ‘En Son Haber.com’ adlı haber sitesi Sezen Aksu’nun açıklamasını darbe bildirisine benzetti.

Sezen Aksu’nun, devlete yönelik haddini aşan ifadeler kullandığını ileri süren site haberde, ‘Darbe bildirisi gibi hükumete tehdit” başlığını kullandı.

104 AMİRAL BİLDİRİSİ

Kısa bir süre önce Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda bildiri yayınlayan emekli amiraller darbeci ilan edilmiş, haklarında dava açılan amirallerden bildiriyi hazırladıkları iddia edilenler yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tutuklanmaktan son anda kurtulmuştu.

DARBECİ MARKETLER

Sabah yazarı Mevlüt Tezel de artan gıda fiyatlarını reyonlarına yansıtan marketçileri darbeci ilan eden bir yazı kaleme aldı.

Mehmet Ağar’a Sedat Peker’i bitirme ihalesini kim verdi?

Okumaya devam et

Gündem

Mehmet Ağar’a Sedat Peker’i bitirme ihalesini kim verdi?

Mafya lideri Sedat Peker, paylaştığı son videoda açıkladıklarıyla ve açıklamadıklarıyla haftaya damga vurdu. Peker’in üzerinde en çok durduğu konu Mehmet Ağar konusuydu. Peker’in hem derin devletin kendisi, hem de taşeron dediği ‘Ağar kimden Peker’i bitirmek için ihale aldı’ sorunun cevabı Bold Medya’nın son videosunda.

BOLD – Sedat Peker’in açıklamaları gündemden düşmüyor. Videoyla kızışan Peker- Mehmet Ağar savaşına dair gerçekler Bold Medya kanalında. Kavganın altında ne var? Kavganın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Berat Albayrak Bilal Erdoğan ve Azerbaycan’la ilgisi ne? Ağar hangi şirketlere kondu? Petkim’in özelleştirilmesi mafya savaşının bir parçası mı? Bütün bu soruların hepsi Fatih Akalan’ın hazırlayıp sunduğu videoda

Erdoğan gücü Soylu’ya mı devretti? ‘KHK out’ ‘Genelge in’

Okumaya devam et

Gündem

Yargıtay 28 yıl sonra kararı bozdu: Katliam emrini Yüzbaşı verdi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Muş’un Vartinis köyünde aynı aileden 7’si çocuk 9 kişinin yanarak öldüğü katliamın sorumlusunun dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu olduğuna hükmetti. Karar, olaydan 28 yıl sonra, zamanaşımı süresine 2 yıl kala verildi.

BOLD – Yargıtay 1. Ceza Dairesi, aynı aileden 9 kişinin yanarak öldüğü, 1990’ların faili meçhul cinayetlerinden Vartinis (Altınova) katliamının sorumlusunun dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu olduğunu tespit etti.

Daire, mahkemenin Karaoğlu hakkında verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” gerekçesiyle bozdu. Davanın sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararı ise onandı. Yıllardır devam eden hukuk mücadelesinin ardından verilen bu karar sonucu yeniden yargılama yapılacak. Ancak dava 3 Ekim 2023’e kadar kesin karara bağlanmazsa zamanaşımı nedeniyle düşecek.

Kısadalga’nın haberine göre Vartinis’teki katliam şöyle gelişti:

Tarih 2 Ekim 1993… Muş’un Korkuteli ilçesine bağlı Altınova (Vartinis) köyü kırsalında güvenlik kuvvetleri ile PKK’lılar arasında çıkan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Dönemin yerel askeri yetkilileri, “terörist grupların o bölgede saklanmasından” çevredeki köylüleri sorumlu tuttu. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler Altınova köyünün içinden geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı.

3 Ekim gece saat 03:00 sıralarında köyde samanlıklar, evler, ahırlar ateşe verildi. İlk başta PKK’nın köyü bastığı sanıldı. Köylüler yanan evlerini, ahırlarını kurtarmaya çalıştılar ancak köye gelen, çoğunluğu özel harekatçı, yüzlerce asker yangını söndürmeye çalışan köylülere müdahale ediyordu.

Köylülerin çoğunluğu evlerinden çıkarak canlarını kurtardılar ancak Öğüt ailesi alevlerin arasında kaldı. Aynı aileden Mehmet Nasir Öğüt, Eşref Oran, Sevda Öğüt, Sevim Öğüt, Mehmet Şakir Öğüt, Mehmet Şirin Öğüt, Aycan Öğüt, Cihan Öğüt ve Cinal Öğüt evlerinden çıkamayınca yanarak yaşamlarını yitirdi. Olaydan sonra 7’si çocuk olan 9 kişinin kaldığı evin kapısının askerler tarafından kilitlendiği iddiası ortaya atıldı. Ailenin tek kurtulan bireyi, o gece komşularına misafirliğe giden evin kızı Aysel Öğüt oldu.

Olaydan sonraki soruşturma ve yargılama süreci, diğer birçok faili meçhul dosyası ile aynı kaderi paylaştı. Şans eseri hayatta kalan Aysel Öğüt ilk suç duyurusunu, Muş Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptı. Başsavcılık, “olayı PKK yaptı ve terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararı ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde çıkarılan yeni yasalar ve insan hakları lehine esen olumlu rüzgarları dikkate alarak 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Bu kez Başsavcılık, olayı soruşturmaya başladı. Sivil savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekletildi.

Yıl 2011’e geldiğinde Öğüt ailesinin avukatları bu kez yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında dava açıldı. Dava bu kez de güvenlik gerekçesiyle mahkemeler arasında gidip gelmeye başladı. Son olarak Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlandı, tüm sanıklar beraat etti.

28 YIL SONRA GELEN KARAR

Bu uzun yolculuğun sonunda verilen beraat kararı temyiz üzerine 2016 yılında Yargıtay’a geldi. Dosya 5 yıl da burada bekledi ve sonunda karar çıktı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu dışındaki sanıklar hakkındaki beraat kararlarını onadı. Daire olayın sorumlusunun İlçe Jandarma Komutanı Karaoğlu olduğu sonucuna vardı ve hakkındaki beraat kararını açık tespitlerle bozdu.

Daire’nin kararında, Karaoğlu’nun Vartinis içinden geçerken köy halkına hitaben, “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” şeklinde sözler sarf ettiğini belirterek, “3 Ekim gecesi saat 03:00 sıralarında düzenlenen operasyon kapsamında yüzlerce askerin beldeye geldiği ve operasyon sırasında belde halkına ait samanlıkların, ot yığınlarının, ahırların hayvanların, birçok evin ve Nasır Öğüt’ün evinin ateşe verildiği” anlatıldı.

YANGININ SANIĞIN EMRİYLE MEYDANA GELDİĞİ

Çıkan yangın sırasında evde bulunanların yanarak hayatını kaybettiklerini belirten Yargıtay 1. Ceza Dairesi, “Yangını söndürmek için müdahale etmek isteyen belde halkına askerler tarafından izin verilmediği anlaşılmıştır” tespiti yaptı. Daire’nin kararında Karaoğlu’nun katliamdaki sorumluluğu şöyle anlatıldı:

“Hasköy İlçe Jandarma Bölük Komutanı olarak görev yapan sanığın operasyona katıldığının tanık beyanları ile sabit olduğu, kaldı ki İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapması sebebiyle sorumluluk alanında yapılan böyle bir operasyonda görev almamasının düşünülemeyeceği ve sanığın operasyondaki en rütbeli kişi olduğu, astsubayın şehit edilmesi sonrasında sarf ettiği sözler de dikkate alındığında yangının sanığın emir ve talimatı doğrultusunda meydana geldiğinin anlaşıldığı…”

ÖLDÜRMEYE AZMETTİRME SUÇUNDAN YARGILANACAK

Daire bu nedenle Karaoğlu’nun maktullerin evinde çıkan yangın nedeniyle sorumlu tutulup cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu kaydetti. Buna göre Karaoğlu “Nitelikli öldürmeye azmettirmek” suçundan yeniden yargılanacak.

ZAMANAŞIMINA 2 YIL KALDI

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararıyla köy baskınının asker eliyle yapıldığı tespit edilmiş oldu ancak benzer davalarda olduğu gibi yine dosya zamanaşımı tehlikesi ile karşı karşıya bırakıldı. Dava 3 Ekim 2023’e kadar kesin karara bağlanmazsa zamanaşımı nedeniyle düşecek.

28 yılda ancak faili belirlenebilen dosya önce yerel mahkemeye gönderilecek. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi bozma kararına uyarsa yargılama yeniden yapılacak ve yeniden temyiz için Yargıtay 1. Ceza Dairesine dönecek. Ağır Ceza Mahkemesi tüm sanıkların beraati yönündeki kararında direnirse bu kez dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda ele alınacak.

YARGITAY DOSYAYI BEKLETEREK SANIKLARI ÖDÜLLENDİRDİ

Zamanaşımına dikkat çeken davanın avukatlarından Muş Baro Başkanı Kadir Karaçelik, soruşturma ve yargılamaların her aşamasında sanıkların ödüllendirildiğini belirtti. Avukat Karaçelik, “Bu dosya Yargıtay’da bile 5 yıl bekledi. Şimdi zamanaşımı süresinin dolmasına kısa bir süre kala tüm yargılamanın yeniden görülüp kararın kesinleşmesini bekleyeceğiz ancak zamanaşımı konusunda ciddi endişelerimiz var. Yargıtay da dosyayı bu kadar bekleterek sanıkları bir kez daha ödüllendirmiş oldu” dedi.

Hizmet Hareketi gönüllülerine ‘sandıkta müşahit olmak’ suçundan operasyon

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0