Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Maarif Vakfı el koyduğu Afgan Okulu’nda forma için 500 bin dolarlık fatura kesmiş

Afganistan’daki Hizmet Hareketi okullarına el koyan Maarif Vakfı görülmemiş vurguna başladı. Veli komitesi okulda yapılan vurgunları ve eğitim faaliyetleriyle ilgili skandalları basın toplantısıyla açıkladı.

Afgan-Türk Okulları Veli Komitesi, Afganistan’da Maarif Vakfı tarafından el konulan okullardaki son gelişmelerle ilgili bilgi vermek için Kabil’de basın toplantısı düzenledi.

“İki yıldır Afgan-Türk liseleri Veli Komitesi kendi evlatlarının geleceği ve eğitim hakkı için mücadele etmektedir” diyen Afgan-Türk Okulları Veli Komitesi Başkanı Yusu Peştun, “Elde ettiğimiz başarılar gurur vericidir. Benim kanaatime göre bizim en büyük kazancımız evlatlarımızın en büyük hakkını savunmamızı hep kanuni çerçeve içinde yürütmemiz. Yani kimse bize küçük ve kanun dışı birş eyi savunuyorsunuz diye ithamda bulunamaz. Buna karşılık maalesef bizim hükümetimizin bu konuda attığı her adım usulsüz ve yasadışıydı. Özellikle ithamları çok aşırı ve ilgisizdi. Defalarca yürekten dediğimiz gibi Türkiye milleti bizim kardeş milletimizdir. Kaç yüz yıllık tarihimizde bölgedeki en iyi kardeşimizdi. Ve biz de bununla gurur duyuyoruz. Ve bu kardeşliği her ne pahasına olursa koruyacağız. Şimdi Türkiye’de kardeşlerimiz arasında ihtilaflar olduysa o kendi iç meseleleridir. Biz kendimizi ona müdahale etmeye yetkili görmüyoruz. Eğer orada talep olursa sadece arabuluculuk yapabiliriz, o da tabiki siyasi olmayan bir şekilde. Ama şu an Türkiye’deki bazı kişiler Türkiye’deki darbe girişiminde parlamentonun bombalanmasından Afganları sorumlu tutuyor. Bu kesinlikle kabul edilemez. Diyor ki Afgan- Türk liselerinden mezun olan öğrenciler bu bombardımanda yer almıştır. Hepimiz biliyoruz ki bunlar gerçek dışı.” dedi.

500 BİN DOLARLIK FORMALAR

Veli Komitesi Başkanı Yusu Peştun’un konuşması şöyle;

– Yine diyorlar ki size 28-32 yeni okullar açacağız. Biz de gelin yapın diyoruz. Ama bizim şu 12 okula ilişmeyin. Çünkü bizim bu konuda şüphelerimiz var. Okullardaki sistemden memnunduk ve yeni vakfın bunu devam ettirebileceğinden emin değildik. Maalesef onlar yasadışı müdahalede bulundular. Ve maalesef bu yasadışı müdahalede devletin yüksek kademedeki yetkilileri de işin içindeydi. Ki bir tanesi fiili Eğitim Bakanı’dır. Ve 12 kişilik bir grup da toplanmış buna yardım etmiştir. Okulları yasadışı yollarla ve kuvvet kullanarak işgal etmeye çalıştılar. Tabiki biz fiziki kavgaya girmedik ve girmeyeceğiz. Ki böylecede bizim 6-7 okulumuzu aldılar. Bize desinler ki aldıkları 8 okulu ne yaptılar. Bir tanesi bile kimsenin oraya gidip okumak isteyeceği yer değil. Hatta hepiniz biliyorsunuz, Cevizcan ve Celalabad’daki okullarda öğrenciler oradaki devlet okullarına nakil aldırmak istediler ki ondan daha iyiydi. Ona da okul yetkilileri izin vermiyor. Zorla okulda tutuyorlar. Öyle okul ki ne öğretmeni öğretmen gibi, ne dersi ders gibi ve ne de okulu bir okula benziyor!

– Ayrıca başka bir bahtsızlık da şurada. Kendileri ilan ediyorlar ki biz bu okullara 1.4 milyon dolar harcadık. Özellikle 1500 öğrencini okul üniformalarına 500,000 dolar ödediklerini iddia ediyorlar. Yani üniforma başı 333 dolar! Bizim aldığımız bilgilere göre Türkiye’de en iyi devlet okulu üniforması bile 60 dolardan daha pahalı değil. 60 dolara alıyorlar ve 333 dolar sayıyorlar. Herşeyden çalıyorlar.

– İkinci mesele: öğretmen getirdik diyorlar! 13 tane Pakistanlı öğretmen getirmişler. Ki onlar ne Peştunca biliyorlar ne de Farsça.. İngilizce de bilmiyorlar. Konuştukları İngilizceye biz Panclisi diyoruz yani Pencabi İngilizcesi. Tabi ki İlmi seviyeleri de çok düşük. Bunun sonucu ne olacak? Tabi ki buradan mezun olan öğrenciler de düşük seviyede mezun olacaklar.

– Bunun yanında büyük siyasi meseleleri de söylüyorlar. Ben bu hükümetin bir yetkilisi olarak devletimizin bu konudaki duruşundan utanıyorum. Afganistan’ın gençleri ve ülke için iyi bir geleceği garantilemek yerine onu tahrib ediyorlar. ki bu da hala devam ediyor.

– Her neyse, biz defalarca söyledik: eğer bir değişiklik yapmak istiyorsanız gelin Kabil’den başlayın burası merkez. İllere ne ilişiyorsunuz. Oradaki müdüriyetler. Ama buraya yasadışı gücü yetmediği için illerden başladılar. Malesef illerdeki yüksek kademeli devlet adamları, valiler dahil, onlara yardım ettiler ve gelecek neslin tahrip edilmesinin bir parçası oldular.

– Çok zamanınızı almak istemiyorum. Milli Eğitim Bakanı Türkiye Maarif Vakfının resmi olarak açılışını yapmak istiyormuş. Her ne yaparsanız yapın, Maarif Vakfı eğitimsizlerin vakfıdır. Bunun sonucu da Afganistan’da cehalet ve eğitimsizlik ve gelecek neslin zayi edilmesi olacaktır. Velilerle komitede bahsettiğimiz tek şey kanun ve usulüne göre yasal mücadeledir. Sonuna kadar mücadele edeceğiz geri adım atmayacağız. Eğer başarısız da olursak Kanuna karşı başarısız oluruz. Afganlara karşı, insanlığa karşı bir projenin sonucu ortaya çıkana karşı başarısız oluruz. Ve özellikle yıllardır burada çalışan ve çok fedakarlıklarla okulları bu seviyeye getiren Türk abi ve ablalarımızı siyasi olarak yıpratmak istiyorlar. Ama biz buna müsaade etmeyeceğiz. Sonuna kadar yanlarındayız. Allah’tan Afgan milletinin ve Afgan neslinin başarısını istiyorum. Ve Afganistan nesline zarar vermek istiyen kim olursa olsun onun berbat edilmesini diliyorum. Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.”

“HALA FIRSAT VARKEN BU GASP OLAYLARINDAN VAZGEÇİN”

Afgan-Türk Okulları ve Veli Komitesi Başkan Yardımcısı Fazıl Ahmet Manevi de “Eğer bugün Eğitim Bakanı bu yapılanlardan gurur duyuyorsa bilsin ki herşey tarihe kaydolunmaktadır. Bunlar sanal alemde saklanılmaktadır. Yarın tarih karşısında millet karşısında nasıl cevap verecek? Bugün üzerine itfaiye aracıyla su püskürtülen, coplarla dövülen çocuk yarın belki bu topluma lider olacak, ki İnşallah öyle olacaktır.. Siz ona bu yaşananları nasıl açıklayacaksınız?

Arkadaşlar bu olayların yaşandığı illerdeki insanların bunları engellemesi bekleniyordu, ki bazıları engellemeye çalıştı da, belki de onları aşıyordu bu problemler. Tabi hükümete karşı koymak zordur. Şimdi kalan iller olarak Kandahar ve Merkez Kabil var. Biz sözümüzde duruyoruz. Değerlerimizi koruyacağız. Bunlar boş söz değildir. Onların sözleri boştu. Bilmem 28 okul yapacağız filan diyor. Gitsin yeni okullar yapsın. Eskiden de dediğimiz gibi, biz dış ülke hükümetinden şikayetçi değiliz, biz kendi hükümetimizden şikayetçiyiz. Toplumun bu kadar sıkıntısı varken niye yeni sıkıntılar oluşturuyor bize? Zaten itibarınız yoktu kendinizi daha da itibarsızlaştırıyorsunuz. Ayrıca barış konusunda düne kadar terörist, bölücü dediğiniz kimseler karşısında bugün diz çökmüş ve sizinle konuşması için yalvarıyorsunuz. Unutmayın kendi onurunu koruyamayan, kendi milletinin onurunu koruyamayan kişi böyle rezil olur. Hala fırsat varken bu gasp olaylarından vazgeçin.Okullara el uzatan gaspçıları engellesinler. Yoksa Allah korusun yarın bu büyük bir milli faciaya dönüşmesin. Eğer millet bunun karşısında durursa ve kan dökülürse ki o zaman bu hükümet olayları toparlayamaz. Ülkemiz hassas dönemde bunu daha da kötüleştirmeyelim. Ki bu milletin hakkıdır. Eğer millet hakkını korurken kanı dökülürse şeriatta o kişi şehid oluyor. Ki böyle olursa da şehadetten daha büyük fazilet de yoktur. Ben umuyorum ki bu olaylar düzeltilir ve milletimiz daha çok rencide edilmez ve gençlerimizin eğitimine mani olunmaz.”

“TÜRKİYE MAARİF VAKFI BİLSİN Kİ BİZ ÖLENE KADAR BU MESELENİN PEŞİNİ BIKARMAYACAĞIZ”

Afgan-Türk Okulları Veli Komitesi Başkan Yardımcısı Abduşukur Dodras ise şunları söyledi:

“Ülkemize gelen Türkiye Eğitim Bakanlığı Müşaviri basın toplantısında demiş ki; Bu devretme işlemi Afganistan hükümeti ve Türk hükümeti arasında imzalanan anlaşmaya göre iki ay içerisinde gerçekleşti.

Böyle bir devretmeye lanet olsun!!!

Ben Türk hükümetini çok güçlü olduğunu sanırdım ama ya Türkiye eğitim bakanlığının ya da Türk hükümetinin haberi yok Türkiye Maarif Vakfı’nın faaliyetlerinden ve ya da kendileri görmezden geliyorlar.

Çünkü Afganistan Ekonomi Bakanlığı Türkiye Maarif Vakfını özel bir kurum olarak kaydetmiş ve anlaşma yapmış; ama Türkiye eğitim bakan yardımcısı Türk hükümetine bağlı olduğunu söylüyor.
Türkiye maarif vakfı bilsin ki biz ölene kadar bu meselenin peşini bırakmayacağız ve hakkımızı arayacağız. Biz ölürsek de vatan sever Afganlar bu işin peşini bırakmayacaktır.

Sadece evrak sahteciliği değil arkadaşlar, bunlar bizim polisimizi kullanarak uzun süreli anlaşması olan Afgan-Türk eğitim kurumlarını gasbettiler.Ama Bakan yard.Bey buna devir işlemi demiş, bunun neresi devir. Türiye Maarif Vakfı bütün Afgan milletini yabancılara tetikçilik yapıyor sanmasın, bu öğrencilerin okullarının gasp edilmesinin hesabını soracaklar.

Üçüncü bi rşey olarak sadece evrak sahteciliği ve gasp etmekle kalmadılar özel mülkiyete tecavüz ettiler ve bütün bu suçları işlediler. Belki de bize Afgan güvenlik güçleri teslim etti diyorlardır. Ama Türkiye Maarif Vakfı da polis ile beraber bütün bu suçları işlemiştir ve muhakkak hesabını soracağız. Hepsinden önemlisi evlatlarmızın eğitim ve öğretim haklarını uluslararası hukukla güvence altında olan haklarına müdahele ettiler. Bütün bunların hesabını da soracağız. Bir de Bakan yardımcısı gelmiş diyor ki açılış yapacağım. Yahu arkadaş neyin açılışını yapıyorsun. Elleri kelepçeli öğretmenleri mi ya da polisin götürdüğü öğretmen ve öğrencilerin mi açılışını yapacaksınız. Yuh olsun size ayıptır utanın biraz.

Gelin en azından aynı yerküre üzerinde yaşayan insanlar olarak, isterseniz uluslararası hukuk ve diplomatik kurallar çerçevesinda oturup konuşalım. Bakalım bizim sözlerimiz mi doğru sizin mi?
Özel mülkiyete tecavüz ve gasp girişiminiz ve evrak sahteciliğiniz ve eğitim ve öğretim hakkına müdahele işlerinizin adına açılış mı diyorsunuz?

Bırakın Bakan yardımcısı bey her iki devlete de yalan söylüyor,diyor ki biz bu okulları yaptırdık ve açılışını yapıyoruz. Ayıptır ama yahu siz iki ayda daha okul değişikliği için evrak veremiyorsunuz nasıl bina yaptınız.

Biz size hatırlatıyoruz. Siz şuan güçlü Türkiye hükümetinin ve çok zayıf Afgan hükümetinin yanında olup bu işleri yapıyorsunuz. Ama eğer hukuki bir mesele diyorsanız gönderin savcılarınızı ve avukatlarınızı ben sizinle mahkemeye çakacağım.

Biz Türk öğretmenlerden eğitimin de bir inanç hakkı olduğunu öğrendik ve bu hakkımız için sonuna kadar sizinle mücadele edeceğiz. En son olarak Türk öğretmenlere sesleniyorum kim size ne derse desin biz veliler olarak sizlerden çok razıyız ve memnunuz .sağ olun. Biz Afganlar başarısızlık nedir bilmeyiz çünkü biz her zaman başarılı olmuşuzdur.ama bazen bazıları birlik olmayışımızı ve zaaflarımızı kullanmış olabilirler ama bunlar geçicidir.Bizim için topraklarımızı gasbeden ile eğitim hakkımızı gasbeden aynıdır. Biraz duygusal konuştum ama aynı mefkürede olduğumuz için ve hem fikir olduğumuz için bu duygusallık. İnançlı insanlar hiçbir zaman ümitsizliğe düşmez ve karamsar olmaz. Hak tarafında olanlar her zaman kazançlı sayılır. Ne sonuç çıkarsa çıksın önemli olan duruşumuz ve gittiğimiz yoldur.”

Genel

Öğretmenin gündemi geçim derdi

24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi yapılan anketler eğitimcilerin geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya çıkardı. Eğitim-İş’in yaptığı araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 63’ü gıda ihtiyacını bile karşılayamaz hale geldi. Öğretmenlerin yüzde 22’si her ay birilerinden borç alarak ancak geçinebilirken ek iş yapan öğretmenlerin oranı ise yüzde 26.

BOLD – Eğitim-İş, 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi öğretmenler ile yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 5 bin 514 öğretmen ile çevrimiçi görüşmeler yoluyla yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 63’ü çocuklarının gıda ihtiyaçlarını, yüzde 73’ü kıyafet ihtiyaçlarını, yüzde 47’si ise eğitim ihtiyaçlarını rahat karşılayamıyor.

ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR

Cumhuriyet’in haberine göre, öğretmenlerin yüzde 96’sı son bir yılda yaşanan fiyat artışlarının bütçesini daha fazla etkilediğini; yüzde 61’i ise gelirlerinin yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını ifade ediyor. Çok sayıda öğretmenin de kredi borcu var. Buna göre, öğretmenlerin yüzde 44’ü ev kredisi, yüzde 30’u araç kredisi, yüzde 25’i ise çocuklarının eğitimi için çektiği kredileri ödüyor. Öğretmenlerin yüzde 26’sı ek iş yapıyor; yüzde 29’u esnafa olan borcunu, yüzde 35’i ise şahıslara olan nakit borcunu ödemeye çalışıyor; yüzde 37’si de kredi kartlarının sadece asgari ödemesini yapabiliyor. Öğretmenlerin yüzde 3’ünün maaşında icra var, yüzde 8’inin maaşına en az bir kez icra gelmiş ve yüzde 46’sı annesi, babası ya da arkadaşlarından yardım alarak ancak geçinebiliyor. Her ay borç alan öğretmenlerin oranı ise yüzde 22. Geçim sıkıntısındaki öğretmenlerin yüzde 92’si her gün bir gazete, yüzde 62’si her ay bir kitap bile alamıyor.

EĞİTİMDEN ÖĞRETMENLER DE ŞİKAYETÇİ

Siyasi baskı da öğretmenleri etkiliyor. Öğretmenlerin yüzde 46’sı görevden alınma korkusu yaşadığını söylüyor; yüzde 83’ü ise yönetici olmak için mutlaka torpile ihtiyaç olduğuna emin. Öğretmenlerin yüzde 48’i de yöneticiler tarafından öğretmenlere siyasi baskı yapıldığını ifade ediyor. Öğretmenlere göre devlet okullarındaki eğitimin niteliği de gün geçtikçe düşüyor. Öğretmenlerin yüzde 83’ü kalitenin düştüğünü belirtiyor. Öğretmenlerin yüzde 80’i, MEB’i Covid-19 sürecinde başarısız buluyor ve uzaktan eğitimin başarılı olmadığını kaydediyor.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL

Araştırma acı bir tabloyu daha gözler önüne serdi. Öğretmenlerin yüzde 93’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini yitirdiğini belirtiyor. Daha fazla para kazanabileceği iş bulması halinde öğretmenliği bırakacağını söyleyen öğretmenlerin oranı da yüzde 43. Büyük bölümü borç içinde olan öğretmenlerin yüzde 86’sı, çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor.

EĞİTİM-İŞ BAŞKANI: ÖĞRETMENLER ÇARESİZLİK ÇUKURUNDA

Araştırma sonuçlarını yorumlayan Eğitim-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, “Geleceğin mimarı olan öğretmenlerimizin nasıl bir çaresizlik çukuruna itildiği görülmekte. Bu yılki araştırmamızda en dikkat çekici veriler, geçim sıkıntısına ilişkin. Öğretmenlerin hepsinin borç batağında olduğu, bu borçlar yüzünden yarısından fazlasının psikolojisinin bozulduğu, kendi çocuklarının ihtiyaçlarını bile giderecek kadar ücret verilmediği bir ortamda eğitim ne kadar sağlıklı olabilir? Öğretmenler hamaset değil adalet istiyor” dedi.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL!

Eğitim Sen’in 4 bin 565 öğretmenin katılımıyla yaptığı “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi”nin sonuçlarına göre ise öğretmenlerin yüzde 60’ı aldığı maaşı işinin karşılığı olarak yeterli bulmuyor. Daha iyi bir iş teklifi alması halinde öğretmenliği bırakmayı düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 70. İşyerinde kendini değerli hissetmeyen öğretmenlerin oranı yüzde 56, güvende hissetmeyenlerin oranı ise yüzde 70 oldu.

Eğitimde pandemi yönetimini yeterli bulmadığı ortaya çıkan öğretmenlerin yüzde 70’i okulların hijyen ve temizlik açısından gerekli koşullara sahip olmadığını belirtti. Okullarda ‘maske, mesafe, temizlik’ şartlarının hayata geçirildiğini düşünüyor musunuz” sorusuna katılımcıların yaklaşık yüzde 69’u “hayır” yanıtı verdi.

Öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının icraatlarından da memnun değil. Katılımcıların yüzde 94.5’i “Millli Eğitim Bakanlığı’nın sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna “hayır” dedi.

 

Okumaya devam et

Genel

Enes Kanter evine döndü, yeni adresi; Portland

Tüm dünyada basketbolseverlerin yakından takip ettiği NBA’de sezonun yaklaşmasıyla birlikte takımlar arasında takaslar hız kazandı. NBA’deki başarılı temsilcimiz Enes Kanter, gerçekleşen 3’lü takasla, Portland Trail Blazers’a geri döndü.

MUHAMMET ALİ TOKSOY

BOLD- Bu sezon Boston Celtics forması giyen Enes Kanter, Memphis Grizzlies, Portland Trail Blazers ve Boston Celtics arasında gerçekleşen takas sonrasında, 2018-2019 sezonunda 23 maç forma giydiği takımı Portland Trail Blazers’a geri döndü. Gerçekleşen bu takasın ardından, Portland Enes kanter’i kadrosuna katarken, Mario Hezonjia ve Desmond Bane’de Memphis’in yolunu tuttu. Boston Celtics’de, Memphis’ten 1.tur draft hakkını aldı.

11 NUMARALI FORMAYI EMEKLİ EDİN

Enes Kanter gerçekleşen takasın ardından, Twitter hesabından Boston celtics’e teşekkür etti. Celtics organizasyonunda yer almanın kendisi için büyük bir lütuf olduğunu söyleyen temsilcimiz, bu takım, bu eyalet; saha içinde ve saha dışında, beni daha iyi bir oyuncu daha iyi bir insan yaptı. NBA yıldızımız twitini ’11 numaralı formayı emekli etmeyi unutmayın’ esprisiyle bitirdi.

“EVİM EVİM, GÜZEL EVİM”

Enes Kanter önümüzdeki sezon forma giyeceği eski takımına da sosyal medyadan mesaj göndermeyi ihmal etmedi. İlk olarak ev emojisi atan Kanter, sonrasında ise ‘Evim evim, güzel evim’ twitini paylaştı.

YARIM KALAN HİKÂYE DEVAM EDECEK

Enes Kanter, 2018-2019 sezonunun ikinci bölümünde New York Knicks’ten Portland Trail Blazers’a geçmiş, Yusuf Nurkiç’in sakatlanmasıyla ilk beşte maçlara çıkmaya başlamıştı. Nurkiç’in sakatlanmasıyla Play Off’larda hiç şans verilmeyen Portland Trail Blazers, ilk turda Westbrook’lu Oklahoma’yı, ikinci turda ise Jokic’li Denver Nuggets’ı eleyerek Batı Konferansı Finaline çıkarak otoriteleri şaşkına çevirmişti. Enes Kanter oruçlu çıktığı bu maçlarda harika performans sergilemiş, Oklahoma karşısında Steven Adams’a, Denver karşısında Jokic’e üstünlük sağlamıştı.

NBA TARİHİNİN İLK TÜRKÇE ANONSU

Enes Kanter, Portland’da 23 maç oynamış, 13 sayı ve 8.6 ribaund ortalamasıyla başarılı bir performans sergilemişti. Seyirciler ve arkadaşları tarafından çok sevilen Enes Kanter için takım organizasyonu, ilk beş çıktığı maçlarda Türkçe anons yapmıştı. NBA tarihinde ilk kez, maçların öncesinde yapılan seromonilerde bir oyuncu için Türkçe anons yapılmıştı.

Okumaya devam et

Genel

Kılıçdaroğlu: Ekonomi pik değil dip yaptı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında AKP’ye ekonomi üzerinden yüklendi. Vatandaşın gerçeğiyle AKP’nin açıklamalarının örtüşmediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomide ve yargıda reform çıkışını sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu “Ekonomide reform yapacağız. Ne demek bu? Tefecilere selam göndermek. Zamları yapacağız, millet önceden hazırlıklı olsun demek” dedi.

Faiz ve merkez bankası politikasını da eleştiren CHP lideri, “Erdoğan, ‘faizin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti bu konuda mücadelemizi zora sokuyor’ diyor. Ya arkadaş sen demiyor muydun faiz düşerse enflasyon düşer, faiz düşerse dolar düşer, faiz düşerse fiyatlar düşer diyen sen değil miydin? Londra’daki bir avuç tefecinin önünde diz çökmek demektir bu. Bunu yapacaksınız siz” ifadelerini kullandı.

“ACI REÇETE” TARTIŞMASI

“İktidar çözemiyor. Sorunların altına yığılıp kaldılar” diyen Kılıçdaroğlu, hükumetin ekonomi açıklamalarıyla, vatandaşın gerçeğinin bir birine uymadığını vurguladı. Erdoğan’ın bir biriyle çelişen sözlerine gönderme yapan CHP lideri, “Daha 15 gün önce ekonomi pik yapıyor diyenler 15 gün sonra millete acı reçeteyi vereceğiz diyenler bunlar değil mi? Ekonomi pik yapıyor lafı bazıları için doğru. Dolarla ihale alanlar için ekonomi pik yapıyor. Dolarla devlete borç verenler için de ekonomi pik yapmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu vatandaşın durumuna da dikkat çekerek “Buradan AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Yerli ve milli olanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla borçlanma konusunda hazine tahvili çıkarırlar mı? Sen kendi parana güvenmiyorsun, kendi vatandaşına bana dolar üzerinden borç ver diyorsun. Sarayın bekçiliğini yapan için de bu sözüm geçerli. Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Servete servet katıyorlar. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” diye seslendi.

KILIÇDAROĞLU: AYRANI YOK İÇMEYE…

Saray’da israf harcamalarının devam ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu “Bir uçak Erdoğan için, bir başka uçak Bahçeli için, bir başka uçak bakanlar ve heyetler için, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu için ayrı bir uçak, iki uçak da korumalar… ‘Ayranı yok içmeye’ diye bir atasözü var ya bizde…” diyerek Kuzey Kıbrıs ziyaretini de eleştirdi.

AKP’YE SAMİMİYET ELEŞTİRİSİ

Erdoğan’ın gündeme getirdiği bir başka konu ise yargı reformuydu. AKP’yi samimi olmamakla suçlayan Kılıçdaroğlu “Hukukta reform yapma konusunda Erdoğan ne kadar samimi? Adalet kurumuna güven kalmadığını o da görüyor. Adalet kurumunda çalışıp adalet dağıtan hakimler de görüyor. Onlar da ifade ediyorlar zaten. Hakimlerin savcıların belli odaklardan talimat almadan karar vermedikleri o da biliyor, biz de biliyoruz, dünya da biliyor. Adalet Bakanı, o da konuşmuş, ‘Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’. Günaydın beyefendi. Bu konuda adım atacak kim, sizsiniz kardeşim” dedi.

“Anayasa mahkemesi kararlarını uygulamayarak devlet krizine yol açan yargıçları ne yapacaksınız?” diyen Kılıçdaroğlu “ Birisini terfi ettiler, yargıtay üyesi yaptılar. O da dahil. Eğer sen hukukta reform yapacağım diye samimiysen. Bu iki hakim için gerekeni yapacaksın” ifadesini kullandı.

Okumaya devam et

Popular