Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hayali Amerika’da film çekmekti, tutuklanınca Green Card hakkını kaybetti

Üniversite öğrencisi Mehdi Başoğlu herkesin hayalini süsleyen Green Card hakkı kazanınca çok sevinmişti. Ama Amerika’da yaşama hakkı veren Green Card, Başoğlu’nu, Manhattan’ın beton blokları yerine Silivri’nin demir parmaklıkları arasına gitmesine neden oldu.

BARBAROS KAYA-YUNANİSTAN

BOLD ÖZEL

15 Temmuz 2016 tarihinden sonra birçok kişinin hayatı bıçakla ikiye ayrılırcasına değişti. Aradan 3 yıl geçmesine rağmen insanlar yeni hayatlarının mücadelesini vermeye devam ediyor. Üniversiteyi bitirdiği yıl iş hayatına atılmayı düşünen iletişim fakültesi mezunu Mehdi Başoğlu’nun hikayesi de 15 Temmuz hadisesinden sonra hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Azerbaycan’da başlayıp Türkiye’de hapis yatmaya, oradan da Meriç Nehri’ni geçerek Atina’da sığınmacı olmaya giden bir yol hikayesi var Başoğlu’nun.

SİNEMA KARİYERİ YAPMAK İSTİYORDU

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Başoğlu “Bir çok hayalim vardı. Sinema üzerine akademik kariyer planlıyordum. Kafamda kısa film projeleri vardı ve bir şeyler üretmek en büyük arzumdu. Şu an geldiğim noktaya bakacak olursak hayallerimden çok uzağım ve hala normal statüde bir insan olmak için uğraşıyorum.” diyerek hayallerinin nasıl yıkıldığını dile getirdi.

‘GREEN CARD ÇIKINCA ÇOK HEYECANLANDIM’

Sinema üzerine hayallerini gerçekleştirmek için her sene Amerika’da yaşam hakkı tanıyan Green Card başvurusu yapan Başoğlu tam da ihtiyacı olduğu zaman, üniversiteden mezun olduğunda şansı yaver gitti ve çok az kişiye tanınan Green Card alma hakkı elde etti. İlk duygularını anlatırken yüzündeki gülümsemeyle birlikte “Green Card kazandığımı öğrenince çok heyecanlanmıştım. Hayallerim için çok büyük bir fırsattı ve o gün belki de hayallerim için en mutlu gündü” diyerek mutluluğunun nasıl sonlandığını anlattı.

Green Card çıkar çıkmaz Başoğlu, hemen Türkiye’deki Amerikan Konsolosluğu’na gitmek istedi. Ama kafasında da birçok soru işareti vardı. “15 Temmuz sonrası ailemden herkes telaşlıydı. Çünkü Türkiye sınırlarına girdikleri takdirde tutuklanma riskleri var. Çevremizdeki birçok insan da suçsuz yere hapishanede yatıyor. Bu da benim hakkımda da bir işlem olabileceğini gösteriyordu. Bir tarafta hayallerim için büyük bir fırsat, diğer tarafta hapishane. Bu ikilem üzerine çok fazla git gel yaşadım” diyen 22 yaşındaki iletişimci o sırada aldığı riski anlattı.

VİZE ALDIM, AMA…

Başoğlu, her ne kadar ucunda hapse girme ihtimali olsa da bu riski aldı ve Türkiye’ye Amerikan Konsolosluğu’ndan vizesini almaya niyetlendi. En çok korktuğu anı dile getiren genç iletişimci “Girerken hiçbir sorun ile karşılaşmayınca derin bir nefes aldım” dedi.

Vize alma sürecinde Türkiye’de 2 ay kaldı. Uzun bürokratik işlemlerden sonra konsolosluktan vizesini aldı. Fakat vize alır almaz hakkında arama kararı çıkartıldığından habersizdi. Hayalleri için Amerika’ya gitmeye hazırlandı ve bu sürede Türkiye’deki arkadaşları ile vedalaştı. Ailesini son kez görmek için Azerbaycan’a giderken sınırda hakkında yakalama kararı olduğunu öğrendi ve tutuklanıp Silivri 3 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanana 22 yaşındaki Başoğlu, Azerbaycan’da Türk kolejinde okumak ve ByLock kullanmak gerekçesiyle 10 ay yargılandı. Toplam da 2 defa ağır ceza mahkemesine çıktı ve 6 yıl 3 ay ceza alıp tahliye oldu.

KARİYER YAPMAK İÇİN AMERİKA’YA GİDECEKTİM, SİLİVRİ’YE GÖNDERİLDİM

Başoğlu yaşadığı hapis tecrübesinden bahsederken ironi bir dil kullanıyor: “Kariyer yapmak için Amerika’ya gidecektim ama Silivri’ye getirildim. Hapiste çok fazla entelektüel insan ile tanıştım. En az Amerika’ya gitmiş kadar geliştirdi beni” dedi. Mahkemeler hakkında da “ne yaptığımı, nasıl bir suç işlediğimi defalarca sordum ama bana açıklama yapamadılar. Tek söyledikleri ByLock kullanmışım. Oradan ne yazdığım da belli değil. Hiçbir şey ispat edemediler ama aceleyle 6 yıl 3 ay ceza verdiler.” dedi.

10 ay tutukluluğun ardından özgürlüğüne kavuştuğunda, Başoğlu’nun hayatında bazı şeyler değişti. Tüm ailesi Kanada’ya gitti. 6 kardeşi, annesi ve babasıyla en son Amerikan Konsolosluğu’na vizeyi almaya gitmeden önce görüşebilmişti. Yurt dışı çıkış yasağı ile birlikte çıktıktan sonra geriye ne ailesi kaldı ne de Green Card’dan kazandığı Amerikan vizesi. Tüm hayalleri Türkiye’nin konjektürel sorunlarına takıldı.

Hayatın gerçekleri ile her şeye rağmen Türkiye’de tekrar yaşam kurmaya çalıştı. Ama hapis yatmış olması ve hakkındaki hukuki işlemlerden dolayı hiçbir yerden işe kabul alamadı. Başoğlu, “Bütün bunların üzerine toplumsal baskı ve kendini ifade edememe sorunları ile tanışınca karar verdim; ülkeden illegal yollardan çıkıp ailemin yanına gideceğim” diyerek aldığı radikal karadan bahsetti.

‘MERİÇ NEHRİ’Nİ 45 SANİYEDE GEÇTİK’


Kararı aldıktan sonra bir arkadaşıyla detaylı bir araştırma yaptı. Meriç Nehri’nden geçebilecek uygun bir alan keşfettiler ve gerekli hazırlığı yaptıktan sonra gündüz saat 15.30’da şişme botla Türkiye’den Yunanistan’a geçti. “Bu kadar kolay olacağını tahmin etmemiştik. Başta endişelendik ama geçişimiz toplamda 45 saniye sürdü. Yunanistan topraklarına girdiğimizde nasıl bu kadar basit olabilir diye düşündük” diyerek Türkiye’den nasıl çıktıklarını anlattı.

Yunanistan’a çıkar çıkmaz Yunan polisine teslim oldular. Başoğlu, 13 günlük BM Mülteci Kampı sürecinin ardından Yunanistan’da serbest dolaşım hakkı elde etti. Kampla ilgili olarak “kamptaki görevliler çok naif ve kibardı. Yunan polisi de yardımsever yaklaşım sergilediler. Bunun dışında kampta aşırı yoğunluk vardı ve hijyen problemi beni biraz rahatsız etti” diyerek 13 günlük kamp tecrübesinden bahsetti.

Mehdi Başoğlu, Atina’ya gelir gelmez Amerikan Konsolosluğu’na gitti ve ona tanınan Green Card hakkını buradan kullanıp kullanamayacağını sordu. Konsolosluktan, bu hakkının yandığını, ona tanınan süre zarfında vizeyi kullanması gerektiğini, aksi takdirde Green Card hakkının iptal olacağına ilişkin açıklama yapıldı. Mehdi Başoğlu, Türkiye’de yaşadığı sorunları dile getirdi ama Atina Konsolosluğu konu ile ilgili hiçbir şey yapamadı.

YAŞADIĞIM MAĞDURİYETİ BÜROKRASİYE ANLATAMIYORUZ

Green Card almak için yola çıkan ve hayatı tamamen değişen Mehdi Başoğlu şimdi Atina’da yaşıyor. Bir an önce Kanada’ya ailesinin yanına gitmek istiyor. Ailesi bürokratik işlemleri devam ettiriyor. “Atina’da mahsur kaldım. Ailemin yanına gitmek için yaptığım yolculuk Atina’da durdu. Bir yere kıpırdayamıyorum. Ailem Kanada’ya yerleşti ama 21’den büyük olduğum için aile birleşimi de yapamıyoruz. Yaşadığım mağduriyeti bürokrasiye anlatamıyoruz. Hayallerim uğruna Türkiye’de aldığım risk bana çok pahalıya patladı. Bazen hapisteymiş gibi çaresiz hissediyorum.” diyerek yaşadığı olayın özetini sundu.

Mehdi Başoğlu, 15 Temmuz 2016 günü olan hadiseyle hiç alakası olmamasına rağmen o günden sonra hayatı değişti. Hapse girdi, mahalle baskısı gördü, ülkesinden ölümü göze alarak illegal yollardan çıktı ve hala normal bir insanın elde ettiği haklara sahip değil ve ailesinden binlerce kilometre uzakta. Başoğlu, tüm bu yaşadıklarına rağmen yaşam enerjisini muhafaza etmeye başarmış bir iletişimci. Her şeye rağmen gülebiliyor ve onun yaşamamasını isteyenlere inat yaşamaya çalışarak direniyor. Hapiste mahkum, kendi ülkesinde terörist, Yunanistan’da sığınmacı olan Başoğlu’nun tek istediği uzun zamandır görüşemediği ailesi ile tekrar birlikte yaşayabilmek.

BOLD ÖZEL

AİHM Hizmet Hareketi gönüllülerinin yargılandığı 4 davada daha Türkiye’den savunma istedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, KHK’lı Yüksel Yalçınkaya’nın ardından Hizmet Hareketi gönüllülerinin yargılandığı 4 davada daha Türkiye’den savunma talep etti. Türk hükumetinden cemaat davalarında öne sürülen Bylock, Bankasya, dernek üyeliği, HTS kayıtları gibi delillerin hukukiliğini kanıtlaması istendi.

BOLD ÖZEL – AİHM, Yüksel Yalçınkaya’nın davasının ardından cemaat davalarında yargılanan Şaban Yasak, İbrahim Ürün, Gültekin Sağlam ve Sefer Çolakoğlu’nun başvuruları üzerine Türk hükumetinden detaylı savunma istedi. AİHM, davalarda sunulan Bylock, Eagle, Kakaotalk mesajlaşma programları, Bankasya, dernek üyeliği ve HTS kayıtları gibi delillerin hukuki olup olmadığını sorguladı.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, özel yaşam ve aile hayatına saygı, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, ve etkili başvuru hakkı maddeleriyle ilgili ihlal iddialarını Türk hükumetine tebliğ etti. Türk hükumeti, AİHM’nin sorularını 4 ay içerisinde cevaplamak zorunda. 

AİHM’DEN HÜKUMETE: BYLOCK HUKUKA AYKIRI MI ELDE EDİLDİ?

AİHM, 3 başvuruda Bylock’un elde ediliş şeklini, kullanıcılık iddialarını çürütmek için başvurucuya gerekli olanakların sağlanıp sağlanmadığını, bu verilerin güvenilirliğini ve yasal saklama süresi geçmiş internet trafik bilgilerinin kullanılmasının hukuki olup olmadığını sordu. Türk hukukunda dijital delillerin toplanmasını düzenleyen yasal hükümleri soran AİHM, yargının Bylock delillerinin elde ederken hukuka uygun hareket edip etmediklerini sordu. Hükumetten, Bylock verilerini savcılık makamlarına teslim etmeden önce, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tarafından elde edilen ham verilerin neler olduğu ve MİT’in bu verileri, başvuran dahil olmak üzere ByLock’un bireysel kullanıcılarını belirlemek için nasıl işlediğini açıklaması istendi.  Ayrıca adli kolluk yetkisi olmayan MİT’in dijital materyalleri ele geçirmesinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134’ncü maddesine uygun olup olmadığı, MİT’in Bylock’la ilgili verileri hangi yasal temelde elde ettiğinin açıklanması istendi. Bylock’la ilgili verilerin bütünlüğünü, doğruluğunu ve tutarlılığını belirlemek için bağımsız bir uzman incelemesi yapılıp yapılmadığı da soruldu.

TERÖR SUÇU SORGULAMASI

Ayrıca AİHM, Hizmet hareketi gönüllülerinin yargılandığı davalarda TCK’nın 314’ncü maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını,  ulusal mahkemelerin bu suçun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini usulüne uygun bir şekilde tespit edip etmediklerini sordu.

AİHM, gerçekleştirildiği tarihte suç oluşturmayan bankaya para yatırma, sendika ve derneklere üyelik gibi eylemlerin cezalandırmaya esas alınmasının kanunsuz ceza olmaz ilkesine uygunluğu kapsamında değerlendirecek.

AİHM, GÖZALTINDA KÖTÜ MUAMELEYİ SORDU

Yüksek lisans öğrencisiyken Çorum’da gözaltına alınıp tutuklanan ve 7 yıl 6 ay hapis cezası verilen Şaban Yasak’ın başvurusunda ise AİHM, gözaltındaki kötü muamele iddialarını sordu. AİHM, başvurucunun gözaltında aşırı kalabalık odalarda tutulmasının insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil ettiği şikayetini de Türk hükumetinin yanıtlamasını istedi.

AYM’YE ETKİLİ İÇ HUKUK YOLU İNCELEMESİ

İbrahim Ürün’ün başvurusunda Anayasa Mahkemesi’nin etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığına cevap arayan AİHM, Anayasa Mahkemesinin AİHS’deki şikayetlere cevap vermediği iddiasını araştırmak için sorular yöneltti. AYM’nin başvuranın şikayetlerin doğru bir şekilde inceleyip incelemediğini soran AİHM, “AYM etkili bir iç hukuk yolu oldu mu?” diye sordu.

AİHM’den Cemaat davalarının seyrini değiştirecek hamle

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Üç kız kardeşin 8 Mart’ı: İkisi sürgünde biri ise tutsak!

15 Temmuz bahane edilerek ‘terörist’ suçlamasıyla yargılanan Dilek, Kader ve Sibel kardeşler, Türkiye’deki yüz binlerce insan gibi hukuksuzlukların mağduru oldu. İşten kovuldular, sürgün edildiler, hapse atıldılar…

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dilek Dost, Kader Demirel ve Sibel Tuz’un hayatları 15 Temmuz 2016’dan sonra kabusa döndü. Dilek Dost, eşi tutuklu diye ilaç almaya gittiği eczaneden kovuldu. Sibel Tuz, hukuksuzluklar nedeniyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Üç üniversite mezunu ziraat mühendisi Kader Demirel ise İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu…

DİLEK DOST: KOCASI TUTUKLU DİYE ECZANEDEN KOVULAN BİR KADIN

Dilek Dost.

Üç çocuk annesi 51 yaşındaki Dilek Dost, 18 ay hapis yattıktan sonra 7 Aralık 2017’de tahliye edilen eşinden 4 gün sonra İstanbul’da gözaltına alınıp Kahramanmaraş’a götürüldü. AKP hükümetinin kayyım atadığı, kapatılan derneklerde yöneticilik ve Maraş’ta bir kız yurdunun müdürlüğünü yaptığı için aranıyordu. Polis sorgusunda kendisine neden o yurtta çalıştığı soruldu. Gazete aboneliği, Bylock programını kullanması, Bank Asya’da parasının olması, kapatılan Lalegül Derneğine üyeliği, çocuklarını kapatılan okullara göndermesi gerekçe gösterilerek 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bir hafta gözaltında kaldıktan sonra denetimli serbestlikle bırakılan Dilek Dost, ülkesinde hayat tutunmak için çok mücadele etti. Eşinin memleketi Giresun Tirebolu’da bir tekstil atölyesinde çalıştı. O dönemde asgari ücret 1700 TL olmasına rağmen, işvereni tarafından büyük bir haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kaldı. Sırf eşi tutuklu olduğu 1000 TL maaşla çalışmaya razı oldu. Akrabalarının lokantasında çalışırken de ucuz iş gücü muamelesi gördü. Eşi tutuklu olduğu dönemde bir süre İstanbul’daki babasının evinde yaşayan Dilek Dost, bir ihracat firmasında 40 kişiye aşçılık da yaptı.

“KIRK KİŞİ SİZE HAKİMLİK, SAVCILIK YAPIYOR”

Atatürk Üniversitesi Muhasebe bölümünden mezun olan Dilek Dost’un çevresinden gördüğü baskı ise dayanılmazdı. O günleri şöyle anlatıyor: “Eşim içeride ama bana kırk kişi hakimlik, savcılık yapıyor. Herkes soruyor, cevap veriyorsunuz ama asla tatmin olmuyorlar. Kapatılan kurumlarda çalıştığımız, çocuğumuzu okula verdiğimiz ve bankaya para yatırdığımız için bunları yaşıyoruz. ‘Beni niye almıyorlar, demek ki bir şey yaptınız’ diye bakıyorlar. Hapisteki insan bir savcıyla, bir hakimle muhatap, dışardaki insan herkese ifade veriyor.”

Dilek Dost’un ilaç almaya gittiği bir eczanede yaşadığı daha da korkunç: “Ben tansiyon ve şeker hastasıyım. O dönem eşimin memleketi Tirebolu’dayım. İlaçlarım için her ay bir eczaneye gidiyordum. Eczacı ‘neden yazdırmıyorsunuz’ diye sordu. Sosyal güvencemiz olmadığını söyledim. Birkaç kez böyle sordular. En sonunda eşimin içeride olduğunu söyledim. Bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Abla ilaçlarını bir dahakine başka bir eczaneden al. Size yaşam alanı tanınmayınca mecburen ülkenizden ayrılmayı düşünüyorsunuz.”

KADER DEMİREL: BİR FABRİKATÖRÜN EVİNE TEMİZLİĞE GİDEN 3 DİPLOMALI KADIN

Kader Demirel.

Dilek Dost’un bir küçüğü olan 48 yaşındaki Kader Demirel, 8 Aralık 2020’de İzmir’de GBT kontrolünde “kaçma şüphesiniz var” denilerek tutuklanıp Şakran Cezaevine gönderildi. O da tıpkı ablası gibi aynı nedenlerle yargılanmış ve 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Yargıtay’da bulunan Demirel, eşi tutukluyken karşısına çıkan her zorlukla mücadele etmiş, ama kimseye derdini anlatamamıştı.

Atatürk Üniversitesi Ziraat Mühendisliği mezunu olan Kader Demirel, daha sonra iki yıl sosyoloji ve ilahiyat okudu. Kütahya Sosyal Hizmetler İl müdürü olan eşi tutuklanınca her şeyi bir kenara bıraktı. Önce, saati bulaşıkçılık yapmak için görüşme gitti. Onun da eşinin tutuklu olmasını öğrenen iş sahibi fırsatçılık yapıp saatine bir saat bulaşık yıkaması karşılığında 3 TL verdi. O kapıdan boş dönen Kader Demirel, bir fabrikatörün evine temizliğe gitmeye başladı. 15 Temmuz’un hemen ardından tutuklanan eşi 4,5 yıl hapis yattıktan sonra denetimli serbestlikle bırakıldı ancak bu kez 3 ay önce kendisinin cezaevi süreci başladı.

SİBEL TUZ: “SUÇLU OLSAM BEN GİDİP KENDİM TESLİM OLURUM”

Sibel Tuz ve Dilek Dost, artık Almanya’da yaşıyor ve yeni hayatlarına alışmaya çalışıyorlar.

Üç kız kardeşin en küçüğü Sibel Tuz (41), Atatürk Üniversitesi’nde Tıbbi Laboratuvar bölümünden mezun olduktan sonra 2016’ya kadar İstanbul’daki Beyaz Çizgi Derneği’nde çalıştı. Önce Haziran 2016’da dernek kapatıldı. O da ablaları gibi dernekte çalıştığı için, gazeteye abone kampanyaları düzenlediği için terör örgütü üyesi olduğu iddia edilince ülkesinden ayrılmaya karar verdi. Ama bunu hemen yapamadı. Çocuklarının pasaportu yoktu. 15 Temmuz’dan sonra önce eşi Afrika’ya gitti. Kendisi İstanbul’da, 1, 3 ve 5 yaşlarındaki üç çocuğuyla, kimi zaman annesinin kimi zaman ablarının desteğiyle hayatta kalmaya çalıştı.

Sibel Tuz o günlerin çok zor geçtiğini anlatıyor: “Yaşadıklarımı imtihanım olarak görüyorum ama yapılan haksızlıkları da kabul edemiyorum. Benim bir hatam, suçum olsa zaten vicdanım rahat etmez gidip kendim teslim olurum. Cezam neyse çekerim. Ama hiçbir şey yapmamışsınız, kimseye zarar vermemişsiniz, size bir ceza kesiliyor. Tabi ki bu kabul edilecek bir şey değildi. Ülkemle vedalaşamadan, son bir kez bakamadan Meriç’i geçmek zorunda kaldık. Ya nehri geçip hayatta kalacaksın, ya ölümle burun buruna geleceksin ya da özgürlüğünden mahrum olacaksın. Yıllarca üç seçenek arasında yaşamaya mecbur bırakıldık. Çocuklarıma dedeleri pasaport çıkarttı. Onlar aile birleşimiyle Almanya’ya geldi. 60-70 yaşındaki anne-babamız çok yıprandılar, beklediler, ağladılar, yol gözlediler. Yaşadığımız sıkıntılarda hep yanımızda olan babamız stresten kanser oldu ve iki ay önce kaybettik.”

17 Nisan 2019’da Meriç geçip Yunanistan’a giden oradan da Almanya’ya ulaşmayı başaran Sibel Tuz, eşi ve çocuklarıyla sonunda biraraya gelebildi. Şimdi bir yandan dil ve kültürünü öğrenerek Almanya’ya adapte olmaya çalışıyor diğer yandan da dördüncü çocuğunu büyütüyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

3. dalga mı?: Korona hasta sayıları patladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haftalık korona hasta sayılarını gösteren haritayı paylaştı. Türkiye’nin 81 ilinde de Kovid-19 hasta sayısı arttı.

BOLD – Bütün şehirlerde korona hasta sayısı arttı. En fazla artış ise Sinop’ta oldu. 100 bin kişide 160 hastanın görüldüğü Sinop’ta 27 Şubat-5 Mart haftasında 314,15 vaka tespit edildi. Bu oranla Sinop yüksek riskli şehirler kategorisinde yer aldı.

İSTANBUL VE ANKARA’DA DA ARTTI

Bold, Bakan Koca’nın paylaştığı 27 Şubat-5 Mart tarihli İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritasını bir önceki haftayla karşılaştırdı. Buna göre İstanbul’da 100 bin kişide 99,18 vaka görülürken yeni haritada 117,57’ye yükseldi. Ankara’da ise 100 bin kişide testi pozitif çıkan kişi sayısı 33,84’ten 54,83’e tırmandı. İzmir’de de tablo değişmedi ve bir haftada vaka sayıları hızlıca tırmandı.

Mavi kategorideki düşük riskli Doğu ve Güneydoğu illerinde de hasta sayılarında hızlı bir artış yaşandığı haritaya yansıdı.

21-26 Şubat İllere Göre Vaka Sayısı Haritası

BAKAN DETAY VERMEDİ

Bakan Koca, “Kontrollü normalleşme için illerimizin 100.000 nüfusa karşılık gelen haftalık vaka sayılarını içeren insidans haritasının güncel hali ektedir. Yüksek riskli illerimiz risklerini düşürmek için daha tedbirli olmalı. Normalleşme kontrollü gerçekleşmeli” çağrısında bulundu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0