Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Celil Oker hayatını kaybetti

Polisiye edebiyatının usta ismi Celik Oker hayatını kaybetti. Çıplak Ceset (1999) Kramponlu Ceset (1999) Bin Lotluk Ceset (2000) Rol Çalan Ceset (2001) Son Ceset (2004) polisiye serisiyle geniş bir okur kitlesi edinen Oker, 67 yaşındaydı.

1952 yılında Kayseri’de doğan yazar, ortaokulu Talas Amerikan Ortaokulu’nda tamamladı. Ardından Tarsus Amerikan Koleji’ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne devam eden Oker, 1979 senesindeki mezuniyetinin ardından çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı yaptı.

1983’te reklam yazarlığına başladı. Uzun süre reklamcılık yapan Oker, 1998 yılında Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı ve ölümüne kadar bu görevini devam ettirerek birçok öğrencinin yetişmesine katkıda bulundu. Yazar, üniversite bünyesi altında yaratıcı yazarlık dersleri de vermekteydi.

1999 yılında ilk romanı Çıplak Ceset yayımlanan Celil Oker, aynı yıl serinin ikinci kitabı Kramponlu Ceset ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği’ni kazandı. Oker ayrıca, 2004 yılında Murathan Mungan, Pınar Kür, Faruk Ulay ve Elif Şafak ile birlikte Beşpeşeisimli romanın da yazarları arasındaydı.

 

Genel

Çinli kaptan İstanbul’da koronadan öldü!

İstanbul Boğazı’ndan geçiş için demir bölgesinde bekleyen Çinli şirketin işlettiği kuru yük gemisinin kaptanı, yeni tip koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti.

BOLD – Dünya geneli 669 bini aşkın insanın canına mal olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) denizcilik sektörünü de vurmaya başladı.

ÖLÜMÜ HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE BİLDİRİLDİ

Yüküyle Gine’den yola çıkan Çinli COSCO Shipping Bulker şirketince işletilen Feng De Hai isimli 200 metrelik gemi, önceki gün İstanbul demir bölgesinde ikmal için demirledi.

Gemi kaptanının koronavirüs teşhisiyle hayatını kaybettiği öğrenildi. Ölüm sonrası durum Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bildirilip gemi karantinaya alındı.

CENAZE NAKİL ŞİRKETİNE TESLİM EDİLDİ

Naaşın ailesine gönderilmek üzere bir cenaze nakil şirketine teslim edildiği öğrenildi.

Öte yandan kuru yük gemisinin seyrine izin verildiği ve varış noktası Ukrayna Dneprobugsky limanına doğru hareket ettiği bildirildi.

Umrecilerin yurttaki karantinası bugün sona eriyor

Okumaya devam et

Genel

Hasta tutuklu annesi: Oğlumu serbest bırakın

Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi’ne bulunan hasta tutuklu Fuat Bor’un annesi Muhtemer Bor, Adalet Bakanlığı’na çağrı yaparak, tüm hasta tutukluların bir an önce bırakılmasını istedi.

BOLD – Koronavirüs (Kovid-19) tehdidine rağmen cezaevlerinde tutulmaya devam edilen yüzlerce hasta tutukludan biri olan 44 yaşındaki Fuat Bor’un annesi Muhtemer Bor, oğlunun ve tüm hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi’ne bulunan ve gözlerinden rahatsız olan Bor’un hijyenik bir ortamda kalması gerektiğine işaret eden anne Bor, Adalet Bakanlığı’na çağrı yaptı.

‘OĞLUMU GÖRMEK İSTİYORUM’

Ömrünün 27 yılını oğlunun tutulduğu Van, Antep, Diyarbakır, Siirt, Mardin, Giresun ve Bayburt cezaevlerinin kapısında geçiren anne Bor, salgının cezaevlerine sıçraması durumunda telafisi olmayan sonuçlar yaratacağını söyledi. Adalet Bakanlığı’na seslen Bor, “Oğlum 27 yıldır cezaevinde. Gözlerinde sorun var. Birçok sağlık sorunu var; ama biz üzülmeyelim diye söylemiyor. Salgın var ve görüşemiyoruz. Telefondan görüşüyoruz ama çözüm bu değil. Oğlumu görmek istiyorum. Biz annelere bunu yapmayın” dedi.

‘ÇOCUKLARIMIZI BIRAKIN’

Oğlunun “Bize temizlik malzemesi verilmiyor” mesajını paylaşan anne Bor, 3. Yargı Paketi’nde siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasının insani hiçbir yanının olmadığını vurguladı. Anne Bor, “Neden siyasi tutuklulara yok. Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum. Siyasi tutukluları bırakın. En başta da hasta tutukluları bırakın. Onlar cezaevinde tek başlarına idare edemez. Bırakın onlara aileleri yardımcı olsun. Çocuklarımızı bırakmanızı istiyoruz. Adalet istiyoruz. Çocuklarımız sahipsiz değildir” diye konuştu.

Human Rights Foundation: Tüm vicdan mahkûmları serbest bırakılsın!

Okumaya devam et

Genel

Tutsak gazetecilerin çocuklarından infaz yasasına tepki: Babalarımızı bize geri verin!

Yeni infaz yasası kapsamına alınmayacağı iddia edilen tutuklu gazetecilerin çocukları, bu adaletsizliğe sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi. “Babalarımızı serbest bırakın” dedi.

BOLD – Koronavirüsü nedeniyle tekrar gündeme gündeme yeni infaz yasası TBMM’den geçmek üzere. Katilleri, cinsel istismar suçlularını, adi suçlardan yargılananları kapsayacağı belirtilen yasada, siyasi tutukluların yararlanamayacağı iddia ediliyor.

Dört yıldır babalarından uzak olan gazetecilerin çocukları sosyal medya hesaplarından bu duruma tepki gösterdi. TRT Haber Eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Böken, Mümtazer Türköne, Zaman Gazetesi Reklam Müdürü Yakup Şimşek ve ekonomi yazarı Zafer Özcan’ın kızı, korona tehdidi cezaevlerini sarmadan babalarının tahliye edilmesi için çağrıda bulundu.

“SADECE SESİNİ DUYMAKLA YETİNMEK ZORUNDAYIZ”

Sıla Türköne (Mümtazer Türköne’nin kızı): Mümtaz’er Türköne 64 yaşında, 3 yıl 7 aydır tutuklu. 7 ay önce kalp rahatsızlığı sebebiyle damarlarından birine stent takıldı, diğer damarı ise hala tamamen tıkalı. Bu süreçte bizler de yalnızca haftada bir sesini duymakla yetinmek zorundayız.

“BABAM UYUŞTURUCU BARONU OLSAYDI ÇIKACAKTI!”

Esma Böken (Ahmet Böken’in kızı): Babam bir uyuşturucu baronu veya tecavüzcü olsaydı cezaevinden çıkacaktı. Ama yöneticiliğini yaptığı dönemde TRT Haber Avrupa’nın en iyi haber kanalı seçildiği için, kanalın yıllık harcamaları 4’te 1’e indirği için cezaevinde kalmaya devam edecek.

“DİLERİM, ALIN BABALARINIZI GÖTÜRÜN DERLER”

Büşra Şimşek: (Yakup Şimşek’in kızı): Cezaevlerine avukat görüş yasağı gelmeden Silivri 9 noluya bir gidelim. Dilerim alın babalarınızı götürün derler 🙂 Cezaevinde önlemler yeni alınmaya başlandı. Tutukluların hiçbir güvencesi yok. Cezaevinde kaç hastaya yapıldı test? İnsanlar hasta olduktan sonra hangi malzeme onları kurtarır? Memurlar maskesiz koğuşlara girip çıkıyor. Tedbirsizliği yüzünden uyarılan infaz memuru “Sen de çok titizsin” diye cevap veriyor mahpusa. Artık insanları serbest bırakın.

“BELKİ BİZİ DE EVLERİMİZE HAPSEDECEK BİRİLERİ ÇIKAR”

Ebrar Beyza Özcan (Zafer Özcan’ın kızı): “Dar mekanda burun buruna bir yaşam alanı burası. 10 kişilik koğuşa 26 kişi sığışmaya çalışıyoruz. Bizim alışveriş sepetimizde kolonyaların, ıslak mendillerin, dezenfektanların yeri yok. En vefalı dostumuz sabunlarımız. Bol bol ellerimizi yıkayıp birilerinin bizi de korumasını ve hayatlarımız hakkında karar vermesini bekliyoruz. Yine de içimiz kıpır kıpır bu aralar. Belki bizi de evlerimize hapsedecek birileri çıkar. Umutla bekliyoruz, hep yaptığımız gibi…”

Babam son mektubunda bunları yazmış. Evde kalmak birilerinin zahmet olarak gördüğü, şikayet ettiği bir durumken babam ve babamın durumunda olan binlerce insan için rahmet. Evinizde kalabildiğiniz, kapınızı kapatıp perdelerinizi çektiğiniz, “aile”olabildiğiniz için çok şanslısınız.

Hayata dair tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği her şeyi kaybettiğinde bile babam bizimle olduğu için şükrederdi. Tüm bu kazanımlarından geriye içinde bizim bulunduğumuz bir ev kalmıştı sadece elinde. Ne mesleği, ne başarıları… Sadece bir ev. Babamdan bunu nasıl aldınız?

İçerdeyken de haftada bir kez kirli camların ardından yüzümüzü görmek, ayda bir kez bize sarılabilmek onu ayakta tutuyordu. Şimdi bu da gitti elimizden. Babamı bize geri verin, çık git deseniz de o bizi bırakmaz zaten. O evinden ayrılmaz.

Babam 1 seneyi aşkın bir süredir özgürlüğünden mahrum. Şimdi de sağlığı tehdit altında. İstediğimiz tek şey evinde olması. Bu insanın evinde durması kime ne gibi bir zarar verebilir? Hayat cezaevine sığmaz!

19 gazetecinin yargılaması bitmeden aldıkları cezanın infazı bitti

 

Okumaya devam et

Popular