Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Atilla Yeşilada: YSK kararından sonra yabancı fonlar Türkiye’den sıvışmaya başladı

Ekonomist Atilla Yeşilada, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal etme kararı sonrası yabancı fonların Türkiye'den kaçmaya başladığını, konunun yabancı basında çok daha sert bir dille gündem olduğunu ifade etti.

Ekonomist Atilla Yeşilada, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal etme kararının ardından yabancı fonların Türkiye’den kaçmaya başladığını belirtti. Yeşilada, konunun yabancı basına çok daha sert bir şekilde yansıdığını vurguladı.

YSK kararı sonrası dolar/TL’nin hızla yüzde 3 civarı değer kaybettiğini hatırlatan, bu sabah da hızlı değer kaybının sürdüğünü belirten Yeşilada’nın paraanaliz.com’daki yazısı şöyle:

Uluslararası Bloomberg sitesinde (Bloomberg.com) bu sabah yayınlanan haberin başlığı “İstanbul Seçim Kararı Görünümü Bozdu, Yatırımcılar TL’den Kaçıyor” ibaresi aslında piyasanın, özellikle de yabancı yatırımcıların bakışını yeterince özetliyor. Başlıkta kaçmak için kullanılan “flee” kelimesi İngilizce’de çok daha sert bir ifade: Tüymek, sıvışmak, arkasına bakmadan hızla çekip gitmek gibi anlamlar taşıyor.

Haberde belli başlı yatırım şirketlerinin stratejistlerinden veya trader’larından görüş alınmış. En azından bu haberde bir tek olumlu görüş bildireni yok.

Genel olarak üç kaygı öne sürülmüş:

1) YSK’nın seçim kararı Türkiye’nin demokratik işleyişi ve kurumsal güvenirliği açısından güven telkin etmedi.

2) Piyasa uzun bir seçimsiz dönem için umutlanmıştı. Hükümetin artık ekonomik tedbirlere yöneleceğini düşünüyordu. Şimdi ise temmuza kadar yine seçim ortamı var.

3) Politik belirsizlik Türk ekonomisi ve politikasının zaten mevcut risklerine yeni belirsizlikler ekliyor.

Bu yorumlar hemen bütün piyasa analistlerinin görüşlerinde ortak. Buradan kalkarak hepsi de TL varlıklarını azaltmaktan bahsediyor. TL’yi satmakla devam ediyor.

New York’taki Emso Asset Management’te baş portföy yöneticisi Jens Nystedt, “Benim algım şu ki, yabancılar, buna kısa vadeli para fonları dahil, politik belirsizlik riskinin geri dönmesi sonucu pozisyonlarını azaltıyor” dedi.

Yine New York’taki Seaport Global Holdings’te stratejist Michael Roche, “Erdoğan’ın İstanbul dahil büyük şehirleri kaybetmesi, halkın onun ekonomik politikalarından hoşnutsuz olduğunu göstermişti. Şimdi Erdoğan’ın seçimin yeniden yapılmasını zorlaması ise onun yönetim biçimi hakkında endişeleri daha da artırdı. Piyasa Türkiye’de iç ve dış politik istikrarsızlığın artmasını bekliyor ve bu da sermaye çıkışını getiriyor” ifadelerini kullandı.

Standard Chartered’dan Gofshteyn:

“Biz tam da böyle bir durumdan dolayı TL’de “şhort” pozisyon (açığa satma) fikrindeydik. Bu konumumuzu sürdürüyor ve TL’nin diğer gelişen ülke paralarına göre kötü performans göstereceğini düşünüyoruz.”

New York’taki Alliance Bernstein’dan fon yöneticisi Shamaila Khan da umutsuz konuşuyor:

YSK kararı zaten mevcut (ekonomiye yoğunlaşmayı engellleyen) politik sorunlara fazladan yenilerini ekledi.”

Bloomberght’nin haberine bakılırsa benzer endişeler Türk fon yöneticilerinde de mevcut.

Görüş bildiren HSBC Portföy Yönetimi Stratejisti İbrahim Aksoy, TL’deki değer kaybının devam edebileceğini ifade ederek, “Seçim belirsizliğinin nasıl sonuçlanacağı yabancı yatırımcının da uzun zamandır gündemindeydi. Kur karara ilk tepki olarak 6,15’e kadar yükseldi.

26 Nisan’la biten son 8 haftada 10 milyar dolar carry trade’den çıkış olduğunu hesaplıyoruz. Yani yabancı yatırımcı son gelişmelerle 10 milyar dolar dövize dönüp Türkiye dışına çıkmış. Seçim sonuçları TL açısından negatif algılanacak gibi görünüyor, zaten ilk hareket de onu gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.

Aksoy “Önümüzde TL’de temkinli olunması gereken bir dönem var” dedi.

Benzer şekilde görüş bildiren başkaları da var.

Ata Yatırım Direktörü Cem Tözge, piyasada uzun zamandır zaten böyle bir sonucun çıkabileceği fiyatlamasının yapıldığını, önemli boyutta fiyatlamanın yapıldığını söyledi. Tözge, “Endekste büyük ihtimalle 90 bin 500 seviyesine doğru çekilme olabilir. Kurda psikolojik 6 seviyesinin geçilmesiyle kırılganlık arttı, 6.25 seviyesinin üzerine hareket olursa borsada bir miktar daha negatifliğe neden olabilir” diye konuştu.

Tözge, kurda yüksek volatiliteli bir döneme hazırlıklı olmak gerektiğini dile getirdi.

Ekonomi

Hükumet halktan gelecek yıl 922 milyar lira vergi toplayacak

2021 bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. 2021 bütçe giderleri 1 trilyon 346,1 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1 milyar lira olarak öngörüldü. Bütçenin 922,7 milyar liralık kısmını ise halktan toplanacak vergiler oluşturacak.  

BOLD – 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2019 yılı Kesin Hesap Kanun Teklifi de görüşülerek kabul edildi. Bütçede gelecek yıl için 922.7 milyar lira vergi geliri bekleniyor.

PLANLANAN BÜTÇE AÇIĞI 245 MİLYAR LİRA

2021 bütçesinin giderleri 1 trilyon 346,1 milyar lira, faiz hariç giderler 1 trilyon 166,6 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1 milyar lira, vergi gelirleri 922,7 milyar lira, bütçe açığı 245 milyar lira olarak öngörüldü. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 1 trilyon 223,5 milyar lira, özel bütçeli idarelere 119,9 milyar lira, düzenleyici ve denetleyici kurumlara da 2,7 milyar lira ödenek verildi.

ÖTV VERGİSİ GELİRİ 213.7 MİLYAR LİRA

2021 yılı bütçesinde vergi gelirleri ise şöyle sıralandı: “Gelir vergisi 195,3 milyar lira, Kurumlar Vergisi 105,2 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 213,7 milyar lira, dahilde alınan KDV 70,6 milyar lira, ithalatta alınan KDV 194,9 milyar lira, Motorlu Taşıtlar Vergisi 18,5 milyar lira, BSMV 28,5 milyar lira, Damga Vergisi 23,8 milyar lira, harçlar 34,4 milyar lira, diğer vergiler 37,9 milyar lira.”

Vaka ve can kaybında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı

 

Okumaya devam et

Ekonomi

Ekonomik Güven Endeksi’nde düşüş başladı

Nisan ayında dip seviyeleri gördükten sonra üst üste 6 aydır yükselen Ekonomik Güven Endeksi gerilemeye başladı. TÜİK verilerine göre Ekonomik Güven Endeksi Kasım ayında aylık bazda yüzde 3.5 gerileyerek 89.5 olarak gerçekleşti.

BOLD – Salgınla birlikte nisan ayında tarihi dip seviyeleri gördükten sonra üst üste 6 aydır yükselen Ekonomik Güven Endeksi, kasım ayında yüzde 3.5 geriledi ve 89.5 puan olarak gerçekleşti.

DİĞER ENDEKSLER DE DÜŞTÜ

Ekonomik Güven Endeksi geçen ay yüzde 4.8 artışla 92.8 puana çıkmıştı. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. Perakende ticaret sektörü güven endeksi aynı seviyede kalarak 95.0 değerini aldı.

EN BÜYÜK DÜŞÜŞ İNŞAAT SEKTÖRÜNDE

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, tüketici güven endeksi bir önceki aya göre kasım ayında yüzde 2.2 oranında azalarak 80.1 değerini, reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre yüzde 2.1 oranında azalarak 107.4 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2.8 oranında azalarak 77.5 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 5.7 oranında azalarak 79 değerini aldı.

Vaka ve can kaybında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı

Okumaya devam et

Ekonomi

Halk dövizden vazgeçmiyor

Ekonomi yönetimindeki değişim ve reform söylemlerine rağmen, halk TL yerine döviz almaya devam ediyor. Merkez Bankası verilerine göre, son 3 haftada döviz hesapları 7,1 milyar dolar arttı.

BOLD – Merkez Bankası verilerine göre, yurt içinde yerleşik yatırımcıların bankalardaki döviz hesabı 2 milyar 386 milyon dolarlık artış kaydetti. Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı 6 Kasım’dan bu yana ise döviz hesaplarındaki artış 7,1 milyar dolara ulaştı. Döviz hesaplarındaki toplam tutar 228 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırarken, Türkiye’deki toplam döviz hesapları ise 256 milyar doları aştı.

ATILAN ADIMLAR GÜVEN OLUŞTURMADI

Ekonomistlere göre dövize talebin en önemli nedeni yüksek enflasyon ve Türk Lirası’na (TL) olan güvensizlik. DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Yeditepe Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy, son birkaç haftada TL’nin yabancı para birimleri karşısında yüzde 3-4 düzeyinde değer kazandığına, buna karşın dövize yönelimin sürdüğüne işaret etti. Hem tüketicilerin hem de şirketlerin dolar ve euro almaya devam ederek ekonomiye güvenmediklerini bir kez daha gösterdiğini dile getiren Prof. Ulusoy, “İnsanlar da kurumlar da Türkiye’deki yüksek enflasyondan kendini korumaya çalışıyor. Hükumetin attığı adımlar ise güven oluşturmaya yetmiyor” dedi.

DÖVİZE TALEP ARTIYOR

Daha faiz artırılmadan önce AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yeni ekonomi yönetiminden gelen “piyasa dostu” açıklamalarla dolar kurunun 8,50’den 7,70’e düştüğüne işaret eden Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yunus Kaya, faiz artırımı sonrasında dolar kurundaki düşüşün bir miktar daha devam etmesine rağmen kalıcı olamadığını söyledi. Merkez Bankası’nın 20 Kasım haftasına ait yabancı para mevduatı verilerinin de gösterdiği gibi dövize olan talebin artarak devam ettiğini dile getiren Kaya, “Yalnızca son birkaç günde 1,5 milyar dolarlık yeni alım yapıldığını görüyoruz” dedi. Kaya, dövize olan aşırı talebin önemli nedenlerinden birinin de Türk şirketlerinin yüksek dış borcu olduğunu kaydetti.

YABANCI SERMAYE ÇIKIŞI SÜRÜYOR

Türk Lirası değer kaybederken, Türkiye’den yabancı sermaye çıkışının da sürdüğünü söyleyen Kaya, 2020’nin ilk 10 ayında Türkiye piyasalarından çıkış yapan yabancı sermaye miktarının 13 milyar doları aştığına dikkat çekti. Merkez Bankası’nın net rezervlerinin uzun süredir ekside olduğunu hatırlatan Kaya, “Hem Merkez Bankası hem kamu bankaları kurdaki yükselişi durdurmaya çalışırken, son 1 yılda 120 milyar dolarlık döviz satışı yaptılar. Ama şimdi dövize ihtiyacımız olduğunda ne yapacağız sorusu hala yerinde duruyor” dedi.

Tayyip Erdoğan’ın paralel ordusu: Sayıları 29 bini geçti

Okumaya devam et

Popular