Bizimle iletişime geçiniz

Teknoloji

Tüyler ürperten 10 uçak kazası

Aviation Fails isimli Instagram sayfası, havacılık tarihine geçen tuhaf kazaları paylaşıyor. Söz konusu kazalardan en dikkat çekici olan 10 tanesinin görüntüleri haberimizde.

Havacılık, pek çok disiplinin bir araya geldiği en zorlu alanlardan biri. İstatistiklere göre en güvenli araçlar hava araçları olsa da bazen talihsizlikler istatistik dinlemiyor.

Savaş uçakları, helikopterler, planörler ve daha nicesi… İnsanlığın kanatlanma merakı onu saatler içinde dünyanın öbür ucuna götürebiliyor. Bir çift kanadı olmasa karada bile gidemeyecek araçlar, bilim ve mühendisliğin kusursuz birleşimiyle havada uçabiliyor.

“Kusursuz” ifadesi biraz abartma olabilir. Nitekim kusurlar, her yerde olduğu gibi havada da insanlığın peşini bırakmıyor. Bir Instagram sayfası olan Aviation Fails, havacılık tarihine geçen tuhaf kazaları paylaşıyor.

Webtekno, söz konusu sayfanın paylaştığı en dikkat çekici görüntülerden bir derleme yaptı.

11 Aralık 2013, Hawaii. Küçük bir yolcu uçağı okyanusa yumuşak bir iniş yapıyor:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

😱The Scariest thing ever!! On December 11, 2013, about 1522 Hawaiian standard time, a Cessna 208B, N687MA, was destroyed following a loss of engine power and ditching into the Pacific Ocean near Kalaupapa, Hawaii. One passenger was fatally injured, the airline transport pilot and two passengers were seriously injured, and five passengers received minor injuries. The airplane was operated by Makani Kai Air. The flight departed from the Kalaupapa Airport on the island of Molokai, about 2 minutes prior to the accident, with an intended destination of the Honolulu International Airport on the island of Oahu. In a written statement, the pilot reported that shortly after takeoff from runway 05, at an altitude of about 400 feet above ground level, he began a left turn for a downwind departure. Shortly after passing 500 feet AGL, the pilot motioned toward the power lever to reduce power for the climb when he heard a loud bang followed by an immediate loss of engine power. The pilot continued the turn toward land, verified the fuel valves were on, and observed all engine gauges displaying “zero.” The pilot realized the airplane was not going to make it to land, and rolled the wings level while broadcasting a mayday distress call. Shortly after, the airplane landed within open ocean water in a flat or slightly nose up attitude. All the passengers and the pilot exited the airplane through the rear right door, and the airplane remained on the water surface for approximately 25 minutes before it sank. One passenger swam to shore, and United States Coast Guard and Maui Fire and Rescue helicopters recovered the pilot and 7 passengers from the water about 80 minutes after the ditching. @aviationfails Most intense page on Instagram!

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Hawaii adaları arasında her gün sayısız küçük uçak seferi düzenleniyor. Bundan 6 yıl önce gerçekleşen Cessna 208B uçuşu da bunlardan yalnızca biri. Kalaupapa adasının yakınına geldiğinde uçak aniden motor gücü kaybediyor.

Görünürde yumuşak ancak yaşayanlar için oldukça sert bir iniş gerçekleşiyor. Pilot ve 3 yolcu ağır yaralar alırken, 5 yolcu ufak sıyrıklarla kurtulmayı başarıyor. Uçak ise okyanusun dibini boyluyor.

26 Haziran 1988, Fransa. Airbus 320’nin ormana dalışı:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Air France 296 was a chartered flight to demonstrate the brand-new Airbus A320 on 26 June 1988. The aircraft was the very first fly-by-wire airliner, meaning the controls were all managed via computer and electronic inputs rather than traditional mechanical means. Most passengers were journalists and raffle winners on the demonstration flight, which was to leave Paris to conduct a scenic tour and fly-by pass over the Habsheim aerodrome before returning to the airport. The fly-by was planned to be conducted at 100 feet altitude over the runway at Habsheim, but the pilots’ unfamiliarity with the airport led to them passing over at 30 feet instead. They were not aware of the treeline ahead of them until the plane was about to collide. The first officer applied full power, but the A320 did not climb fast enough and plowed into the trees. The branches and leaves clogged the engines, causing them to fail and the plane to crash. The dense forest tore off the right wing, igniting the fuel inside. While all passengers survived the initial crash, the dense foliage around the aircraft and the spreading fire made egress difficult. Ultimately, 3 passengers were killed when they were trapped in the burning wreckage. Ultimately, the cause of the accident was attributed to pilot error. However, the pilots believed that the new computer system in the A320 had serious flaws which led to the disaster. Many of the advanced systems in the A320 were integrated with what is called “flight envelope protection”, which prevents the pilots from conducting maneuvers which could endanger the structural integrity of the aircraft. When full power was applied to the engine to climb above the trees, the pilots tried to pull the plane up to increase lift. However, the computer entered “alpha protection mode” and prevented the elevators from responding because of the increased risk of stalling at such low speed and aircraft attitude. Despite this, the pilots were ultimately in error for their low altitude, low speed and late response. The captain was charged with involuntary manslaughter and served 10 months in prison. The A320 has since become a very successful airliner. Follow @aviationfails

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Air France’ın 296 numaralı bu gösteri uçuşu, Airbus 320’nin ilk uçuşlarından biriydi. Dönemine göre ileri teknolojilere sahip uçakta çoğu sistem bilgisayarlar ve yazılımlar tarafından yönetiliyordu.

Yolcuların çoğu, çekilişle belirlenen gazetecilerden oluşuyordu. Paris Havalimanı’ndan kalkan uçak yakınlardaki Hasheim Havalimanı’na iniş yapacaktı. Pilotlar için Habsheim Havalimanı oldukça yabancı oldukları bir yerdi. Pistin önünde ağaçlar vardı ve temkinli davranmaları şarttı.

Ağaçlara çarpmamak için yerden 30 metre yüksekliğe kadar alçalmaları gerekiyordu. Ancak öyle olmadı ve 10 metre daha alçalarak, ağaçların içine daldılar.

Yapraklar ve dallar motorların arızalanmasına yol açınca, ağaçlık bölgede takılan uçaktan inen yolcuların 3’ü patlamalar esnasında hayatını kaybetti.

Kaza her ne kadar pilotların suçu gibi görünse de pilotlar bunun için bilgisayar sistemlerindeki sorunları hedef gösterdi.

6 Mart 1953, fotoğraf merakı olan bir havacının çektiği son görüntüler:

Thomas L. McGraw isimli bir havacı tarafından çekilen bu görüntülere ulaşılmış olması bile bir mucize. Zira görüntülerde uçak gemisine iniş yapan bir bombardıman uçağı var.

Bu sırada uçaklardaki bombalardan biri düşüyor ve birkaç kez sektikten sonra infilak ediyor. Kazada 14 kişi yaralanıyor ve görüntüleri kaydeden McGraw ile birlikte iki denizci yaşamını yitiriyor.

23 Ekim 2018, Kaliforniya. Görüntüler bir GTA V sahnesi değil:

46 yaşında adı açıklanmayan bir havayolu pilotu, o gün kullandığı T-6 tipi uçakla seyrederken motor gücü kaybediyor. Bir karayoluna zorunlu iniş yapan pilot, uçağı durduramayınca bariyerlere çarpıyor. Uçak parçalanıyor ancak kendisinde sıyrık bile oluşmuyor.

12 Haziran 1999, Rusya. Manevrayla kıl payı ölümden dönen savaş pilotları:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Fighter Jet catches fire after maneuver goes terribly wrong!!! Follow @aviationfails for exciting insightful content! 🚀 On 12th of June 1999 Su-30MKI “01” Blue crashed during a training flight prior to the grand opening. While demonstrating a controlled spin, which was a part of the displaying programme, Aver’yanov initiated recovery too late, making one turn too many. As it pulled out of the dive, the fighter struck the ground in a tail-down altitude; the next moment it was climbing away, but with the starboard-engine’s jetpipe broken by the impact and flames belching from the port-engine due to a ruptured fuel line. The damaged engine’s nozzle was pointing 30 dregrees up, causing an uncontrollable pitch up. As Su-30MKI stood on its tail and the nose started falling through, Aver’yanov and Shendrik ejected. Seconds later the fighter pancaked out, beside the runway, and exploded – an eerie reminiscent of Anatoliy Kvochur’s accident in a Mig-29 at the 1989 Paris Airshow The crew was rushed to a hospital, but it was discharged the following day, as neither Aver’yanov nor Shendrik had suffered any injuries. The experts agreed that the crash was caused by pilot error, Aver’yanov said later that the disorientation caused by the sun affecting the pilot’s perception of height, had been the cause of the accident.

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Su-30MKI tipi Rus savaş uçağı ile manevralar yapan pilotlar, beklenmedik bir şekilde yer ile temas kurunca uçağı toparlayamıyorlar.

Hasar gören uçakla sadece 30 metre yükseliğe çıkabilen pilotlar, bu anı fırsat bilip uçaktan atlıyor ve hayatlarını kurtarıyorlar. Hastaneye yatırılan pilotlar bu kazanın ardından ertesi gün taburcu ediliyor.

Temmuz 2010, ABD. Bir başka manevra hatası ve kurtulan pilot:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

😱The jet, flown by Captain Brian Bews, lost thrust in its right engine while doing a maneuvering about 90 metres above the ground at the Lethbridge County Airport in July, 2010. The plane didn’t respond and Capt. Bews was forced to eject seconds before the CF-18 crashed and exploded in a massive fireball. The engine malfunction was likely the result of a stuck ratio boost piston in the right engine main fuel control that prevented the engine from advancing above flight idle when maximum afterburner was selected. The large thrust imbalance between the left and the right engines caused the aircraft to depart controlled flight and the aircraft was unrecoverable within the altitude available

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Yuzbaşı Brian Bews, kullandığı CF-18 tipi savaş uçağı ile zorlu bir manevra gerçekleştiriyor. Bu sırada sağ ve sol motorların itiş güçleri arasında bir dengesizlik oluşuyor.

Düşüşten ve patlamadan hemen önce pilot kendisini dışarıya fırlatmayı başarıyor.

4 Şubat 2015, sorumsuz bir havayolu ve bakımsız uçakların neden olduğu facialardan sadece biri:

TransAsia Hava Yolları’nın 235 numaralı uçuşu, uçak pistten kalkar kalkmaz facia ile sonuçlandı. Kaza sonucunda 43 kişi yaşamını yitirdi, 14 kişi yaralandı. Kazanın nedeni uçağın bakımlarının tam olarak yapılmamasıydı. TransAsia, bu kazanın ardından 2016 yılında faaliyetlerini sonlandırdı.

28 Temmuz 2010, ABD. Her şey yolundayken kontrolsüz bir şekilde yere çakılan askeri uçak:

Alaska’da bir havalimanından kalkan C-17 tipi askeri mühimmat uçağı, havalandıktan kısa bir süre sonra yere çakılıyor. Boeing üretimi olan C-17 tipi uçakların ilk ölümlü ve kritik kazası olan bu tuhaf olay sonucunda 4 askeri personel hayatını kaybediyor.

23 Kasım 1996. Korsanlar tarafından kaçırılan Boeing 767’nin denize düşüşü:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

😱A flight turned disasterous when 3 highjackers seized control of an airplane. The men threatened to blow the plane up in flight if the pilots did not obey their demands. The hijackers said that there were eleven of them when in fact there were only three.After assaulting and forcing first officer Yonas Mekuria into the cabin, they made an announcement. Over the intercom, they declared in Amharic, French and English that if anyone tried to interfere, they had a bomb and they would use it to blow up the plane. Authorities later determined that the purported bomb was actually a covered bottle of liquor. The hijackers demanded the plane be flown to Australia. Leul tried to explain they had only taken on the fuel needed for the scheduled flight and thus could not even make a quarter of the journey, but the hijackers did not believe him.Instead of flying towards Australia, the captain followed the African coastline southward. The hijackers noticed that land was still visible and forced the pilot to steer east. Leul secretly headed for the Comoro Islands, which lie midway between Madagascar and the African mainland.The plane was nearly out of fuel as it approached the island group, but the hijackers continued to ignore the captain’s warnings. Out of options, Abate began to circle the area, hoping to land the plane at the Comoros’ main airport. The captain attempted tried to make an emergency landing, but a fight with the hijackers at the last minute caused him to lose his visual point of reference, leaving him unable to locate the airport. He was left no choice but to ditch the aircraft in shallow waters 500 yards off the coast. The captain attempted to land parralel to the waves, but while on landing the left engine contacted the water firSt, acting as a scoop the airplane banked sharply to the left, sending the aircraft cartwheeling and breaking apart.

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Etiyopya Hava Yolları’na ait 961 numaralı uçuşu gerçekleştiren uçak, 3 Etiyopyalı yolcu tarafından kaçırıldı. Korsanlar, üzerlerinde bomba olduğunu söyleyip tehdit ettikleri kaptandan uçağın Avustralya’ya uçmasını talep ettiler.

Bu yolculuk pilotun ısrarları sonucunda Afrika kıyı şeridi boyunca devam etti. Korsanlar hala dışarıda kara parçası gördüklerinde okyanus üzerinden geçiş yapmadıklarını anladı. Pilotun yanına gidip üzerindeki baskıyı artırdılar.

Pilot bu sırada gizlice Comoro Adaları’na doğru yöneldi. Korsanlar artık pilotla kavgaya tutuşmaya başladı. Bu kavganın sonucunda adalarda yer alan havalimanına iniş yapmak isteyen pilot, başarısız oldu. Kıyıdan 500 metre uzaklıkta sığ sulara yaklaşıp iniş yapmaktan başka çaresi kalmayan pilot, dalgalara paralel bir şekilde suya dokunmaya çalıştı.

Suyla gövdeden önce temas kuran sol kanat, sert bir şekilde uçağın suya çarpmasına yol açtı. Sonuç olarak 175 yolcudan 125 yaşamını yitirdi. Ölenler arasında 3 korsan da vardı.

Boeing 727 test görüntüleri:

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

😲Dramatic Boeing 727 crash-test reveals that sitting in the cheap seats of a plane could save your life!! On April 27, 2012, a team of scientists staged an airplane crash into the Sonoran desert in Mexico. The unmanned Boeing 727-200, fitted with 170 crash-test dummies with breakable bones, cameras and sensors. The dummies were categorically arranged in three different positions on board the plane: one in the classic brace and wearing a seat-belt; one belted but not in the brace position; and one neither belted nor in the brace. After the pilot parachuted out of the plane at 2,500ft, the jet was guided towards the ground by a pilot in a following Cessna via a remote-control device. On impact first 11 rows of seats ripped out as the nose of the plane dipped and the front of the fuselage sheared off. These rows would usually be where the most expensive seats would be located.A force of 12G was recorded in the front of the remaining cabin while, further back in the plane, the force dropped to 6G.Experts concluded that no first-class passengers would have survived the impact but 78 per cent of the remaining passengers would have lived, with the chances of survival increasing the further back they were seated.They also found that the dummy in the brace position would have survived the impact, the one not in the brace would have suffered serious head injuries, and the dummy not wearing a seat-belt would have perished.First class air travel offers plenty of perks but it seems that increased safety isn’t one of them.

Aviation Fails (@aviationfails)’in paylaştığı bir gönderi ()

Bu kez bilinçli olarak gerçekleştirilen bir kaza söz konusu.

Uçak bileti alırken düşünülmesi gereken bir detay var: Koltuğun uçaktaki yeri. Görüntüler, 27 Nisan 2012’de Mexico çöllerinde çekildi. İçinde insan bulunmayan bir Boeing 727-200 tipi uçak, kum zemine indiriliyor.

Söz konusu zemin, ilk temas anında ve sonrasında sıradan pistlere kıyasla daha yüksek direnç gösteriyor. Bu da uçağı zorluyor ve bir süre sonra 727’nin gövdesi, en zayıf yerlerinden bükülerek parçalanıyor.

Test öncesinde Boeing, gerçeğe yakın sonuçlar elde etmek için uçağın içerisine 170 adet manken yerleştiriyor. Mankenler uçak içerisinde 3 farklı kategoride düzenleniyor. Pilot uçağı iniş moduna aldıktan sonra yaklaşık 760 metre yükseklikten paraşütle atlıyor.

İniş sırasında çarpışmanın etkisiyle ilk 11 koltuk sırasının yer aldığı burun kısmı bükülerek kopuyor. Burun kısmı genelde en pahalı biletlerin olduğu yerler olarak biliniyor. Nitekim kazanın sonuçlarına göre birinci sınıf olarak adlandırılan burun kısmındaki yolcuların tamamı ciddi derecede hasar alıyor.

Diğer yolcuların yüzde 78’i, hayatta kalabilecek düzeyde yaralar alıyor. Kurtulanların öenmli bir kısmı emniyet kemerlerini takan grupta yer alıyor.

Anlaşılan o ki hava yolu şirketlerinin bilet ücreti politikaları pek de güvenliğe göre belirlenmiyor.

Bu testlerin amacı tüm havacılık şirketlerini bilgilendirmek ve olası kazalara karşı önlem alarak uçakları güçlendirmek.

Teknoloji

Hayat Eve Sığar uygulamasıyla veriler kolluk kuvvetlerine akıyor

Türkiye’de 5 milyon kişi Hayat Eve Sığar uygulamasını telefonuna indirdi. Kişisel veri güvenliği suistimale açık biçimde tek merkezde toplanıyor.

BOLD – Çin’in başlattığı koranaya karşı cep telefonu aplikasyonu diğer ülkelere de yayılıyor. Türkiye dahil birçok ülke, koronavirüsle mücadele için akıllı cep telefonlarına yüklenmek üzere temas takip uygulamaları geliştirdi.

Çin, Singapur, Güney Kore, Tayvan’ın öncülük ettiği Asya ülkelerinde başlayan uygulama artık Avrupa ülkelerinin de gündeminde. Ama burada kişi güvenliğini sağlayan ve tüm verileri devlete veren olmak üzere iki farklı yöntem var.

Siber Bülten’in yayınladığı analize göre;  Covid-19 cep telefonu uygulamaları, bireylerin özel verilerine erişim sağladığı için mahremiyet, kişisel veri güvenliği ve insan hakları açısından ihlallere yol açabilecek nitelikte.

Üstelik verilerin nerede toplanacağı, ne kadar süreyle tutulacağı ve amacından saptırılmadan kullanılması için alınacak güvenlik önlemlerine ilişkin küresel bir uzlaşı olmadığı için suiistimale de açık olabileceği ifade ediliyor.

MERKEZİ VE MERKEZİ OLMAYAN TAKİP UYGULAMALARI

Ülkelere göre bazı değişiklikler gösterse de genel olarak ortak özellikleri cep telefonundaki Bluetooth teknolojisini kullanıyor olmaları.

İki cihaz arasındaki veri aktarımıyla bireylerin verileri toplanıp eşleştiriliyor ve hastalık riski haritası ortaya çıkıyor. Risk tespit edilmesi durumunda da alınması gereken önlemler konusunda bireyler uyarılıyor.

Bu kaygılar da özellikle iki tip uygulamalar çerçevesinde tartışılıyor: Merkezi ve merkezi olmayan temas takip uygulamaları.

Mahremiyet ve kişisel veri güvenliği hakkı savunucuları merkezi olmayan sistemlerin kullanılması tavsiyesinde bulunuyor.

Merkezi sistemde veriler hükümet kurumlarının erişimine açılıyor ve risk ölçümü için bireylerden alınan veriler bu merkezde eşleştiriliyor. Merkezi olmayan sistemde ise hükümetlerin veriye erişimleri kısıtlı oluyor ve eşleştirmeler bireyin kendi cihazı içinde yapılıyor. Dolayısıyla bireyin verileri üzerinde kontrol hakkı daha fazla oluyor.

Merkezi olmayan bu yöntemi destekleyenler arasında ortak model geliştiren Google ve Apple ile DP3T adlı uluslararası konsorsiyum var.

TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMA MERKEZİ

Türkiye’deki ‘Hayat Eve Sığar’ uygulaması verilerin hükümet kurumlarının doğrudan erişimine ve kontrolüne açan merkezi bir sistem kullanıyor. İngiltere’nin Wight Adası’nda test aşamasında olan uygulaması da merkezi. Ama İngiltere’nin veri mahremiyeti kaygıları nedeniyle, paralel olarak merkezi olmayan Google ve Apple ile uyumlu bir uygulama da geliştirdiği bildiriliyor. Norveç ve Fransa da şimdilik kendi üretimleri olan uygulamayı kullanıma açmaya hazırlanıyor.

Merkezi olmayan yöntemi benimseyeler arasında da Almanya, İtalya, İrlanda, Avusturya ve İsviçre var. İspanya ise şimdilik kararsız.

Mahremiyet hakkından dolayı merkezi olmayan yöntemleri savunan ve geliştiren DP3T grubu üyelerinden, Hollanda Delft Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Seda Gürses kişisel verilerin teknik olarak korunması konusunda uzman.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Gürses merkezi ve merkezi olmayan sistemler arasındaki farkı şöyle anlatıyor:

“Merkezi sistemde, Covid-19 testi pozitif çıkan bir kişinin verilerini telefon topluyor ve merkeze iletiyor. Bu merkez bireyin kiminle temasta olduğuna merkezi bir altyapıda bakabiliyor.

“Dolayısıyla veriler merkezi bir otoriteye görünür oluyor. Bunun getirdiği zararları karşılaştırınca, yapılmaması gerektiğini düşünüyoruz.

“O yüzden merkezi olmayan bu tasarımı oluşturduk. Ama birey, bu sistemle kiminle iletişimde olduğuna kendi cihazından bakabiliyor. Merkeze telefon rehberi gitmiyor.”

Merkezi olmayan yöntemleri destekleyen Google ve Apple da ortak teknoloji geliştirdi. Apple, iOS işletim sisteminin geliştiricisi, Google da Android. Bu iki şirket, API olarak bilinen uygulama programı ara yüzünü Mayıs sonundan önce ilan etmeyi planlıyor.

HAYAT EVE SIĞAR UYGULAMASI HANGİ VERİLERE ERİŞİYOR?

Benzer bir durum yine merkezi temas takip uygulaması benimseyen Türkiye’deki Hayat Eve Sığar uygulaması için de geçerli.

Her ne kadar bazı verilerin gizli tutulacağı söylense de, toplanan verinin miktarı çok olursa, bireylerin anonimleşmesinin de o kadar olacağı düşünülüyor.

Uluslararası insan hakları örgütleri ve dijital veri güvenliği savunucuları merkezi otoritelerin bireylerden toplayacağı verilerin kısıtlı ve yalnızca spesifik olarak amacına uygun toplanması tavsiyesinde bulunuyor.

Covid-19 takibi için de insanlar arası mesafe önemli olduğu için yalnızca Bluetooth özelliği yeterli görülüyor. Ama Türkiye’deki uygulama Küresel Konumlama Sistemi’den (GPS) kameraya kadar birçok veriye erişim sağlıyor.

Hayat Eve Sığar uygulamasını indirirken kullanıcıdan alınan izinler ve erişimler şöyle: GPS ve ağ tabanlı konum bilgilerine erişim, telefon rehberi, kamerada resim çekme ve görüntü kaydetme, kablosuz bağlantılar, tam ağ erişimi, Google hizmet yapılandırmasını okuma, Bluetooth ayarları, internetten veri alma.

Bunlara ek olarak hali hazırda kayıtlı olan e-devlet kimlik bilgileri, e-nabız sistemi ve Mernis (nüfus ve vatandaşlık işleri) verilerine de erişim sağlanıyor. Hayat Eve Sığar uygulaması Türkiye’de faaliyet gösteren üç GSM operatörüyle çalıştığı için cep telefonunun kayıtlı olduğu operatörle paylaşılan tüm veriler yine bu uygulama aracılığıyla devlet sistemlerine doğrudan erişim veriyor.

TÜRKİYE’DE BEŞ MİLYON KİŞİ İNDİRDİ

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, 6 Mayıs’ta ‘Dijital Gündem’ adlı internet sitesinin düzenlediği video konferansında Türkiye’de geliştirilen Hayat Eve Sığar uygulamasını 6 Mayıs itibariyle yaklaşık 5 milyon kişinin indirdiğini söylemiş, veri toplanmasının ‘halkın faydasına olacağını’ şu sözlerle dile getirmişti:

“Kamu olarak ne kadar fazla veri toplanırsa risk analizini daha doğru yapabileceğimizi söyleyebilirim (…) Her gün yeni özellikler ekliyoruz. Yakında bir barkod uygulaması getireceğiz. Bu sayede Covid-198 pozitif tanısı olduğunda bu özellik sayesinde girilen yerler ve zamanları takip edilecek. Salgının yayılmasını önleme açısından kişi bazlı takip çok önemli.”

Ama yalnızca bireylerin mesafeleri ve fiziksel temasları üzerinden ölçüm yapılan risk hesaplamalarında bölgesel haritaların çıkarılmasının ne kadar faydalı olacağına dair de soru işaretleri var. Dolayısıyla fazla veri toplanmasının da bireysel hakları ihlal edebileceği eleştirisi yapılıyor.

Alternatif Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Faruk Çayır’a göre “merkezi sistemde toplanan verilerin güvenliğinin sağlanması zor” dolayısıyla “Ne kadar çok veri kaydederseniz, o kadar çok risk almış olursunuz” diyor.

Verilerin anonimliği konusunda da endişeleri dile getiriyor:

“Diğer veriler bir yana, konum verilerinin tamamen anonim hale dönüştürülmesi bile çok zor. Konum verileriyle birlikte 3 ya da 4 veriyi birleştirdiğinizde rahatlıkla kişileri tanımlanabilir hale getirebilirsiniz. Tek bir konum verisinin bile kaydedilmesi tehlikeliyken, ‘Biz ne kadar çok veri toplarsak o kadar iyidir’ anlayışı yanlıştır ve güvenliğinin ne kadar sağlanabileceğini de tartışmalı hale getirir.”

Konum verilerini kullanan özel uygulamalar da son yıllarda güvenlik açısından tartışma yaratmıştı. Her ne kadar bazı uygulamalarda bireyin kendi onayıyla bu özellik erişime açılsa da, gizlilik sözleşmesine rağmen kimlerin eline geçebileceği belirsiz.

Strava adlı cep telefonunda kullanılan spor uygulamasının, 2018’de Suriye’deki ABD askerlerinin konumlarının ‘ısı haritasında’ gösterdiği ortaya çıkmıştı. Askerlerin üslerinin açığa çıkmasıyla Beyaz Saray ve Pentagon akıllı cep telefonu ile akıllı saatlerin kullanımını yasakladı.

Okumaya devam et

Teknoloji

Twitter evden çalışmayı kalıcı hale getiriyor

Sosyal paylaşım sitesi Twitter da, yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle evden çalışma izni verdiği personeline, gerekli gördükleri takdirde bunu süresiz devam ettirebileceklerini bildirdi.

BOLD – Salgın patlak verdiğinde evden çalışma kararı alan ilk şirketlerden biri olan Twitter’ın CEO’su Jack Dorsey, çalışanlara attığı bir e-postada ‘sonsuza dek’ evden çalışabileceklerini belirtti.

Bu karar, şirketin sözcüsü tarafından da doğrulandı.

Şirketten yapılan açıklamada, “Son birkaç ay, bu işi yürütebileceğimizi kanıtladı. Eğer çalışanlarımız, evden çalışmalarına olanak tanıyan bir rol ve durumdaysa ve sonsuza dek bunu yapmaya devam etmek istiyorlarsa, bunu gerçekleştireceğiz” ifadeleri kullanıldı.

İŞE GELİP GELMEMEK ÇALIŞANLARIN KARARI

Bir noktada ofislerin açılacağını belirten şirket, bu durumda bile kararın çalışanlara ait olacağını vurguladı. Açıklamada, “Ofisleri açmaya karar verdiğimizde, bu yine de eskisi gibi olmayacak. Dikkatli, kademeli bir süreç olacak. Ofisleri açmak bizim kararımız olacak, gelip gelmemek ya da ne zaman gelecekleri ise çalışanlarımızın kararı” denildi.

Merkezi ABD’nin San Francisco kentinde bulunan Twitter’da mart ayı başında evden çalışma kararı alındı. Bu süreçte evden çalışmayı desteklemek adına çalışanlara ek ödenek de verildi. Şirket, ayrıca tüm iş gezilerini ve toplu etkinliklerini iptal etti.

Twitter’ın yanı sıra Google ve Facebook gibi teknoloji devleri de salgın sonrası evden çalışma politikalarını gözden geçiriyor.

EVDEN ÇALIŞMA SİSTEMİNE GEÇEN İLK ŞİRKETLERDENDİ

Twitter, Covid-19 salgının yayılmasının ardından 12 Mart’ta dünya genelindeki personeline gönderdiği açıklamada, yeni bir uyarıya kadar evden çalışma usulüne geçileceğini bildirmişti.

Açıklamada, çalışanların evlerinde ofis düzeni kurmak için yaptıkları masrafların şirket tarafından karşılanacağı, evden çalışamayacak durumdaki sözleşmeli, yarı zamanlı ve taşeron işçilere ise olağan saat başına çalışma ücretlerinin ödeneceği kaydedilmişti.

Apple, Amazon, Microsoft ve Google gibi internet ve teknoloji şirketleri, Covid-19 salgını nedeniyle dünya genelindeki ofislerinde personele evden çalışmaları tavsiyesinde bulunmuştu.

Twitter, “Silikon Vadisi’nde tüm çalışanlarına evden çalışma zorunluluğu getiren ilk şirket” olmuştu.

Merkezi ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde bulunan şirketin dünya genelinde 4 bin 900 çalışanı bulunuyor.

Okumaya devam et

Teknoloji

Filtre kahve ömrü uzatıyor Türk kahvesi kalp krizini tetikliyor

20 yıldan uzun süren ve 508 bin kişinin dahil edildiği kahve araştırmasının sonuçları açıklandı. Filtre kahve açısından durum iyi, Türk ve Yunan kahvesi açısından ise pek parlak değil.

BOLD – İsveç Gothenburg Üniversitesi, 508 bin kişiyle 20 yıldan uzun bir sürede yapılan kahve araştırmasının sonuçlarını European Journal of Preventive Cardiology adlı bilim dergisinde yayımladı.

Araştırma heyetinin başkanı, kamu sağlığı ve toplum hekimliği uzmanı Prof. Dag Thelle, “Filtre edilmemiş kahve, kolesterolü artıran maddeler içeriyor. Kahve, filtre kullanılarak bunlardan arındırılabilir. Filtre kullanımında kalp krizi ve erken ölüm olasılığı daha az” dedi.

KAHVE YAPMA YÖNTEMİYLE KALP KRİZİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Prof. Thelle, “Çalışmamız, kahve yapma yöntemleriyle kalp krizi ve uzun ömür arasında bir bağ olduğunu gösteren güçlü ve ikna edici bulgular içeriyor” diye konuştu.

“CNN, araştırma sonuçlarını, dünya genelinde giderek daha popüler hale gelen “French Press” kahve ile Türk kahvesi sevenler için “kötü haber” diye yorumladı.

KAYNATILARAK YAPILAN KAHVELER

CNN’in beslenme uzmanlarından Lisa Drayer, “Kaynatılarak yapılan Yunan ya da Türk kahvesi veya “French press” yöntemiyle yapılan kahve, yüksek miktarda cafestol ve kahveol içeriyor. Bunlar kahvede ve tortusundaki (telvesinde) yağ damlacıklarında bulunan kimyasallar” dedi.

Drayer, “Çalışmalar, bu maddelerin trigliserid ve LDL kolesterol seviyesini artırabildiğini gösteriyor. Bu yüzden filtre kahve için. Kağıt filtre, bu kimyasalları tutabilir” diye konuştu. LDL ‘kötü kolesterol’ olarak da biliniyor.

Araştırma 20 ile 79 yaş arasındaki Norveçli kadın ve erkeklerle yapıldı.

FİLTRE KAHVE KALBE İYİ GELİYOR

Buna göre filtre edilmemiş ya da kaynatılmış kahve 60 yaş üzerindeki erkeklerde ölüm riskini artırıyor. Ancak kağıt filtre kullanılarak yapılmış filtre kahve içmek, hiç kahve içmemeye oranlara daha sağlıklı.

Araştırmada, filtre edilmiş kahvenin hiç kahve içmeyenlere kıyasla herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 15 oranında azalttığı belirtiliyor.

Aynı şekilde filtre kahve, erkeklerde kalp-damar hastalıklardan ölüm riskini yüzde 12, kadınlarda da kalp hastalıklardan ölme riskini yüzde 20 oranında düşürüyor. En düşük ölüm oranı günde 1-4 fincan filtre kahve içenler arasında.

Prof. Thelle, “Filtre kahve içenlerin sonuçlarının hiç içmeyenlerinkinden daha iyi çıkması, yaş, cinsiyet ve yaşam tarzı alışkanlıkları gibi başka hiçbir faktörle açıklanamaz. Bu nedenle gözlemlerimizin doğru olduğuna inanıyoruz” dedi.

Okumaya devam et

Popular