Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Damat bakandan Türkiye’ye bir paket daha

Tayyip Erdoğan'ın damadı, aynı zamanda da Hazine ve Maliye Bakanı olan Berat Albayrak, imalat ve ihracat sektörünü destekleyecek bir paket açıklayacaklarını söyledi.

Tayyip Erdoğan’ın damat kadrosundan Hazine ve Maliye Bakanı yaptığı Berat Albayrak, “İmalat ve ihracat sektörünü destekleyecek bir paket açıklayacağız. Uzun vadeli, Türk lirası bazlı, düşük maliyetli bir paketi mayıs, haziran gibi açıklayacağız” dedi.

Konuk olduğu bir televizyon programında gündeme ve ekonomiye ilişkin soruları yanıtlayan Albayrak, Türkiye’nin özellikle ekonomik anlamda çok tarihi bir dönemden geçtiğini, son 6 yılda ekonomik olarak “müthiş bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu” iddia etti.

Albayrak, “Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci, 15 Temmuz darbe girişimi, terör sorunu gibi olayların sosyal, güvenlik ve siyasi alanda çok ağır etkileri oldu. Türkiye’nin farklı gerekçelerle çok yoğun bir ekonomik saldırıya da maruz kaldığı bir süreci yaşadık” diye konuştu.

Geçen yıl Ağustos aynda yaşanan rahip Brunson kaynaklı kur krizi sonrasında Türkiye ekonomisinde yapısal dönüşüm ve güçlü finansman mimari ihtiyacını dile getirdiklerini söyleyen Albayrak, şöyle devam etti:

“GELECEK AYLARDA ENFLASYON SERT DÜŞECEK”

“İç piyasadaki dinamiklerin çok ağır bir şekilde yıpratıldığı bir dönemde, Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile daha istikrarlı bir sürece girmek için adımlar atmaya başladık. Nitekim bugün geldiğimiz noktada faizler yüzde 20’lere indi ki hala yüksek, düşüyor ve düşecek.

Bunun en öncül göstergelerini enflasyonda yaşıyoruz ki ilk 3-5 ay gıdanın, farklı kalemlerin enflasyona etkisiyle kademeli düşüşlerin daha yavaş da olsa en azından artışa sebebiyet vermediği bu dalgalanmalarla birlikte, özellikle önümüzdeki birkaç ayda çok daha keskin düşüşleri yaşayacağız çünkü enflasyondaki keskin düşüşler faizle birlikte çok daha güçlü bir dengelenme sürecini ortaya koyacak.”

Albayrak, cari denge ve fazlada hızlı bir toparlanma sürecine girildiğini öne sürerek, gelecek dönemde dışarıdan finansman ihtiyacı kalmayacağını savundu.

İstihdam seferberliği çağrısına da değinen Albayrak, mart ve nisan aylarında sosyal güvenlik sistemine giriş noktasında istihdam artışının 520 bini geçtiğini açıkladı.

Albayrak, rekor düzeyde artan ve 5 milyona yaklaşan işsiz sayısına ilişkin ise konuşmadı.

Son 6 yılda yaşananların dış faktörlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini dile getiren Albayrak, “Tüm tecrübe ve sınamalarla Türkiye her anlamda çok zor bir 6 yıldan geçti, sadece ekonomik değil ama her geçen gün bu çerçevede bu girdiğimiz tünelde adım adım sona doğru yaklaşıyoruz. Tünelin sonundaki ışık her geçen gün daha da büyümeye başladı. Çok net bir şekilde emin adımlarla buraya gidiyoruz.

Türkiye ekonomik olarak her geçen gün olabilecek farklı müdahalelere karşı çok güçlü refleksler vermeye başladı. Ağustos, eylül ve ekim dengelenme süreci. Mart ayını yaşadık.

Seçime 1 hafta kala çok enteresan bir süreç yaşadı Türkiye. Kurumsal olarak, ekonomik olarak verdiği refleks, toparlanma süreci çok farklı oldu. En basitinden bu hafta yaşadığımız, Türkiye’de ekonomiyle hiçbir ilişkisi olmayan bir çerçevede seçim sonuçları bahanesiyle farkı bir hareketlenme, dışarıdan farklı finansal kurumlar kaynaklı hareketlenme ama bütün bu aksiyonlara hızlı bir toparlanma, hızlı bir refleksle sürecin bu noktaya gelmesi” diye konuştu.

“TÜRKİYE EKONOMİSİ EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR”

Türkiye’de son 8 ayda finansal mimaride önemli düzenlemeler yaptıklarını ifade eden Albayrak, “dış faktörlerin ekonomiye etkisini minimize edecek adımlar” atıklarını söyledi. Albayrak, ekonominin emin adımlarla ilerlediğini iddia ederek, enflasyon ve istihdam başta olmak üzere mikro ve makro anlamda olumlu bir dönem yaşanacağını ileri sürdü.

Türkiye’nin çözüm odaklı siyasete devam edeceğini belirten Albayrak, “saldırı ve baskılara rağmen toplum bilincinin yüksek olduğunu”, 4 yıldan fazla sürecek “seçimsiz” dönemde hızlı adımlar atacaklarını dile getirdi.

“AKDENİZ KİMSENİN BABASININ GÖLÜ DEĞİL”

Albayrak, Doğu Akdeniz sondaj krizine ilişkin değerlendirmesinde, sürecin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı dönemde başladığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Bölge coğrafyamıza baktığımızda ülkelerin neredeyse tamamı son dönemde artan bir keşif sürecine girmiş. Türkiye farklı bir yol izleyerek bu sürece girmeli. Kendi gemimiz, mühendisimiz, uzmanlarımız, insanımızla etkin bir ekip oluşturarak kendi karasularımızda kendimiz kazma süreci başlattık.

Akdeniz de kimsenin babasının gölü değil. Bizim karasularımız var. KKTC’nin kendi karasuları var, orada bir devlet var. Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs’ın ortaya koyduğu güçlü bir irade var. Kendi karasularımız, sonuna kadar bu mücadeleyi vermemiz lazım.

Fatih gemimiz devreye girdi, bugünlerde Yavuz gemimiz de devreye girecek. Bilimsel gerçeklikle çok net söylüyorum ki 2020’lerin Türkiye’sinde, özellikle denizde ve karada enerji aramacılığı noktasında, petrol ve gaz noktasında çok sevinçli haberler duyacağız. Bunu 82 milyon vatandaşımız bilsin istiyorum.

Türkiye çok doğru adımlar attı, neden rahatsız oluyorsunuz? Türk toplumumun yaşadığı tecrübeler farkındalık düzeyini çok daha iyi noktalara taşıdı. Türkiye’nin dostluğunu kazanmak çok önemli. Doğu Akdeniz, Türkiye için çok önemli. Bize dikte ettirileni kabul edemeyiz.”

ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmeye de değinen Albayrak, şöyle konuştu:

“Hem ülkemiz hem de cumhurbaşkanımız açısından çok pozitif bir görüşme oldu. Birçok konunun farkında olduğuna vakıf olduk. Bir önceki başkanla oluşan, büyüyen sıkıntılardan muzdarip olduğunu gördük. İyi niyetli bir yaklaşımdı.

Sorunlar yumağı var ama pozitif adımlar atmaya yönelik bir irade var. Çok önemli müzakereler ortaya koyduk. Heyetler arası görüşmelerimiz devam ediyor. Resme genel baktığımızda ülkemize ve cumhurbaşkanımıza karşı derin sevgi ve muhabbetin sergilendiği, yapıcı, umutlu ve olumlu bir görüşme oldu.”

Albayrak, Trump’ın Türkiye ziyaretiyle ilgili takvimin henüz net olmadığını belirterek, söz konusu ziyaretin temmuzda gerçekleşebileceğini söyledi.

Döviz kurlarındaki dalgalanmanın vatandaş üzerindeki olumsuz etkisinin eskiye göre daha az olduğunu öne süren Albayrak, daha yoğun Türk lirası merkezli bir süreç hedeflediklerini ifade etti. Dalgalanmaların özellikle ithalat firmalarını etkilediğine işaret eden Albayrak, turizmde, tarımda, cari dengede çok daha pozitif bir sürece girildiğini savundu.

Reel sektörün son 8-10 aydır zor bir süreç geçirdiğine değinen Albayrak, sektörün daha rekabetçi olması noktasında vergi mimarisi için çalışmaların devam ettiğini, vergi konseyi ile bu çerçevede önemli adımlar attıklarını belirtti.

Albayrak, 3 kamu bankasıyla imalat ve ihracat sektörünü destekleyecek bir paket açıklayacaklarını belirterek, “Uzun vadeli, Türk lirası bazlı, düşük maliyetli, Türkiye’nin ithalata bağımlılığıyla ilgili sektörlerde üretim kapasitesini pozitif etkileyecek bir paketi mayıs, haziran gibi açıklayacağız.

“BEN ÇOK RAHATIM”

İthalatı düşürürken, ihracatı destekleyeceğiz. Finansal anlamda çok önemli adımlar attık, atıyoruz. Yakın dönemde ATM’lerin ortak işletilmesiyle ilgili lansmanımız olacak. Kamu bankalarımızla başlayacağız, özel bankalarımız da girmek istiyor. Ortak ATM işletmeciliğiyle 1 milyara yakın tasarruf sağlayacağız.”

Tüm paydaşların memnun olduğu bir emeklilik mimarisi ortaya koyacaklarını iddia eden Albayrak, bu yıl emeklilik sisteminde reform niteliğinde değişimler gerçekleştireceklerini öne sürdü.

Albayrak, “Turizm sektöründe de rekor kırılacak. Bol döviz, bol gelir, bol istihdam süreci var. Ben çok rahatım, halkımızın da bu anlamda rahat olması lazım. Son dönemde oluşturulmaya çalışılan negatif algılara karşı gerçek resmi ortaya koymamız lazım” diye konuştu.

Ekonomi

Halk dövizden vazgeçmiyor

Ekonomi yönetimindeki değişim ve reform söylemlerine rağmen, halk TL yerine döviz almaya devam ediyor. Merkez Bankası verilerine göre, son 3 haftada döviz hesapları 7,1 milyar dolar arttı.

BOLD – Merkez Bankası verilerine göre, yurt içinde yerleşik yatırımcıların bankalardaki döviz hesabı 2 milyar 386 milyon dolarlık artış kaydetti. Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı 6 Kasım’dan bu yana ise döviz hesaplarındaki artış 7,1 milyar dolara ulaştı. Döviz hesaplarındaki toplam tutar 228 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırarken, Türkiye’deki toplam döviz hesapları ise 256 milyar doları aştı.

ATILAN ADIMLAR GÜVEN OLUŞTURMADI

Ekonomistlere göre dövize talebin en önemli nedeni yüksek enflasyon ve Türk Lirası’na (TL) olan güvensizlik. DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Yeditepe Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy, son birkaç haftada TL’nin yabancı para birimleri karşısında yüzde 3-4 düzeyinde değer kazandığına, buna karşın dövize yönelimin sürdüğüne işaret etti. Hem tüketicilerin hem de şirketlerin dolar ve euro almaya devam ederek ekonomiye güvenmediklerini bir kez daha gösterdiğini dile getiren Prof. Ulusoy, “İnsanlar da kurumlar da Türkiye’deki yüksek enflasyondan kendini korumaya çalışıyor. Hükumetin attığı adımlar ise güven oluşturmaya yetmiyor” dedi.

DÖVİZE TALEP ARTIYOR

Daha faiz artırılmadan önce AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yeni ekonomi yönetiminden gelen “piyasa dostu” açıklamalarla dolar kurunun 8,50’den 7,70’e düştüğüne işaret eden Alnus Yatırım Araştırma Müdürü Yunus Kaya, faiz artırımı sonrasında dolar kurundaki düşüşün bir miktar daha devam etmesine rağmen kalıcı olamadığını söyledi. Merkez Bankası’nın 20 Kasım haftasına ait yabancı para mevduatı verilerinin de gösterdiği gibi dövize olan talebin artarak devam ettiğini dile getiren Kaya, “Yalnızca son birkaç günde 1,5 milyar dolarlık yeni alım yapıldığını görüyoruz” dedi. Kaya, dövize olan aşırı talebin önemli nedenlerinden birinin de Türk şirketlerinin yüksek dış borcu olduğunu kaydetti.

YABANCI SERMAYE ÇIKIŞI SÜRÜYOR

Türk Lirası değer kaybederken, Türkiye’den yabancı sermaye çıkışının da sürdüğünü söyleyen Kaya, 2020’nin ilk 10 ayında Türkiye piyasalarından çıkış yapan yabancı sermaye miktarının 13 milyar doları aştığına dikkat çekti. Merkez Bankası’nın net rezervlerinin uzun süredir ekside olduğunu hatırlatan Kaya, “Hem Merkez Bankası hem kamu bankaları kurdaki yükselişi durdurmaya çalışırken, son 1 yılda 120 milyar dolarlık döviz satışı yaptılar. Ama şimdi dövize ihtiyacımız olduğunda ne yapacağız sorusu hala yerinde duruyor” dedi.

Tayyip Erdoğan’ın paralel ordusu: Sayıları 29 bini geçti

Okumaya devam et

Ekonomi

Ayakta kalma mücadelesi veren küçük esnaf sokağa iniyor

Ekonomik krizle boğuşan, koronavirüsle mücadele kapsamında getirilen kısıtlamalarla daha da sıkıntılı duruma düşen esnaflar, sokağa iniyor. Pandemi gerekçesiyle kapatılan küçük işletmelerin sahipleri, Kadıköy’de eylem yapacak.  

BOLD – Salgının faturasıyla boğuşan küçük esnaf, sokağa çıkıyor. Herhangi bir teşvik, kira desteği, vergi affı veya fatura desteğinde bulunulmadan kapatılan işletmelerin bağlı olduğu esnaf dernekleri, bugün Kadıköy’de eylem yapacak. Esnaflar, koronavirüsten mi, yoksa açlıktan mı ölecekleri ikileminde kaldıklarını kaydetti.

KAPATILAN İŞLETMELERDEN VERGİ ALINIYOR

Birgün’den Meral Danyıldız’a konuşan Kadıköy Esnaf Derneği Başkanı Tuncay Savaşlı, milyonlarca çalışanı olan işletmelerin kapatıldığını belirterek, tüm vergilerin alınmaya devam ettiğine dikkat çekti. Bankalardan faizsiz kredi verilmesini talep ettiklerini belirten Savaşlı, “Mevcut kredilerimizin ise bir yıl ötelenmesini istiyoruz. Toplu taşımalar çalışıyor, AVM’ler açık, sanki pandemiyi yaratan içkili mekânlarmış gibi bir algı oluşturulmaya başlandı. Her yer açık, tek çalışmayanlar tekel bayiler, içkili mekânlar, kafeler… Biz nasıl karnımızı doyuracağız?” dedi.

ÇAREYİ SOKAĞA ÇIKMAKTA BULDUK

Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği (BEYDER) Başkanı Aydın Kalaycı ise günah keçisi ilan edildiklerinin altını çizdi. Çareyi sokağa çıkmakta bulduklarını aktaran Kalaycı, “Dokuz aydır kapalı olan bir sektörümüz var. Akabinde haziranda yalnızca restoranlar açıldı. Diğer işletmelerin ise hepsi kapatıldı, hiçbir destek verilmedi. AVM’ler, toplu taşımalar kalabalık ama bu iş sanki meyhanelerden, barlardan geçiyormuş gibi bir algı yarattılar” diye konuştu.

SADECE BEŞİKTAŞ’TA BİNLERCE KİŞİ İŞSİZ KALDI

Beşiktaş Esnafları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Hasan Durmuş da, pandeminin en büyük zararının esnafa olduğunu belirterek, “Sokağa çıkmak için geciktik bile. Taleplerimizi yüksek sesle haykıracağız. Sadece Beşiktaş’ta bir ayda binlerce insan işsiz kaldı” dedi. Avcılar Cafe-Bar İşletmecileri Derneği (AKİD) Başkanı Murat Akbaş da yönetememe sorununun faturasının halka kesildiğini ifade etti. Akbaş, “Hak arama mücadelemizin bir parçası olduğu için sokaktayız” dedi.

DAHA NE KADAR DEVAM EDECEĞİ BELLİ DEĞİL

Türkiye Tekel Bayileri Platformu İstanbul Temsilcisi Ali Ekber Uçur ise çok yakın zamanda kapanmaya başlayacaklarını belirterek, “Bir teşvik verilmezse, tedbir alınmazsa biz çok yakın zamanda ‘tekel tekel’ kapanacağız. Bunların olmasını istemiyoruz. Devletin koronavirüs tedbirlerini Avrupa’da birçok ülke de alıyor ama esnafını da halkını da düşünüyor. Bizde ise böyle bir şey yok. Biz esnaf artık açlıktan mı yoksa koronavirüsten mi öleceğiz diye ikileme giriyoruz. Daha ne kadar devam edeceği belli değil. Belirsizlik içinde, yarınımızı bilmeden yaşayıp gidiyoruz” dedi.

Trump: Seçiciler Kurulu onaylarsa Beyaz Saray’ı terk edeceğim

Okumaya devam et

Ekonomi

AKP’nin yaptırdığı köprülerde şoför esnafına Deli Dumrul faturası

osmangazi köprüsü

Dolar üzerinden ücretlendirilen araç garantili köprü ve otoyollar, kamyon ve otobüsçüleri icralık hale getirdi. Pahalı yolları kullanmaya mecbur bırakılan şoför esnafı, ceza ve avukat parası da ödemek zorunda bırakılıyor.

BOLD – Araç garantili olması nedeniyle geçen geçmeyen herkesin para ödemek zorunda kaldığı özel köprü, tünel ve otoyollar, şoför esnafını icraya sürüklüyor. Bu yolları zorunlu olarak kullanan şoför esnafına icra yağdığını bildiren Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Başkanı Fevzi Apaydın, ayrıca yüksek geçiş ücretlerinin 4 katı ceza uygulandığının altını çizdi.

HABER VERİLMEDEN İCRA GÖNDERİLİYOR

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Apaydın, nakliyeci esnafının bilgi verilmeden kesilen cezalar yüzünden icra memurlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Herhangi bir tebligat yapılmadan kesilen cezaların esnafı araçlarını satmaya zorladığını belirten Apaydın, “Esnafımız hesaplarını düzenli takip edemeyebiliyor. Kartında yeterli bakiyenin olmaması nedeniyle esnafımız geçiş ücretinin ödenmediğinin farkında olmayabiliyor. Böyle zamanlarda bir mesaj atılabilir ancak hiçbir uyarı olmadan doğrudan icra işlemi başlatılıyor. Geçiş bedelinin 4 katı cezaya maruz kalan esnafımız, bir de icra masrafları, avukatlık ücreti ödemek zorunda kalıyor” dedi.

HDP MİLLETVEKİLİ PAYLAN DA ŞİKAYETÇİ

HDP Milletvekili Garo Paylan da Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’na hitaben TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde yüksek ücretlerden şikayet etmişti. Paylan, İstanbul’dan İzmir’e gitmek için paralı köprü ve otoyolları kullanmak zorunda kaldığını, pahalı üçüncü köprü ve bağlı otoyolları kullanırken HGS kartındaki tüm paranın bittiğini, Osmangazi Köprüsü’nü geçmek için kartta para kalmayınca 125 lirayı nakit ödeyip yolda kalmaktan kurtulduğunu söyledi. Paylan, pahalı yollarda halkın mütevazı arabalarını değil, zenginlerin lüks arabalarını gördüğünü de kaydetti.

90’lara dönüşün bir ayağı daha tamamlandı: Bütçe’de en büyük pay ‘faiz’in

Okumaya devam et

Popular