Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sezgin Tanrıkulu: Derin devletin yeni sahibi AKP

CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 1980, 90’lı yıllarda yaşanan hak ihlallerinin faili olan derin devletin yeni sahibinin AKP olduğunu söyledi.

Türkiye’nin 1980 ve 90’lı yıllarını bugünle karşılaştıran ve günümüzde daha ağır hak ihlallerinin yaşandığına dikkat çeken hukukçu milletvekili Sezgin Tanrıkulu, o günkü uygulamaların şimdi idari pratik olarak sürdürülmekte olduğunu dile getirdi.

BU DÖNEMİN TABLOSU ÇOK DAHA AĞIR

Tanrıkulu, “Yaşanan ihlaller artık sistematik bir hal aldı. 1980’li, 1990’lı yıllarda faili meçhul cinayetler, kayıplar, köy yakmaları, ifade ve düşünce özgürlüğü önündeki engeller gibi birçok ihlaller vardı. Şimdi de o ihlaller çok daha ağır bir biçimde devam ediyor. Çünkü bana göre eski derin devletin yeni sahibi AKP’dir. O zamanki uygulamalar şimdi de idari pratik olarak sürdürülmekte. Başta kayıplar olmak üzere ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, örgütleme özgürlüğü ve medya özgürlüğü üzerindeki baskılar çok daha şiddetli bir biçimde devam ediyor. Ben o dönemle bu dönemi karşılaştırdığımda bu dönemi daha ağır bir tablo olarak görüyorum” dedi.

ANNELERE YAPILAN MUAMELE O DÖNEMDE OLMAMIŞTI

Tanrıkulu, şunları kaydetti: “Cezaevlerinde oturma eylemi yapan annelere yapılan muamele, baskı, yerde sürüklenme, kol kırma, itme, vicdansızca gözaltına alınma hiçbir dönemde olmamıştı. Cumartesi Anneleri’ne yapılan muamele hiçbir zaman olmamıştı. Oğullarının ölmesini istemeyen anneler cezaevleri önlerinde seslerini duyurmak istiyorlar. Bunlara büyük bir tahammülsüzlük var. Gazetecilerle birlikte onlarca anne şu anda bile gözaltında. Evet, o dönemde faili meçhul cinayetler vardı ama şimdi de var. Son iki yılda 22 kayıp var.”

DAHA ÇOĞULCU BİR MEDYA VARDI

1980 ve 90’lı yıllara göre beş temel konuda geriye gidişe dikkat çeken Tanrıkulu, bunun ilkinin medya olduğunu vurguladı. 1980’lerde her şeye rağmen daha çoğulcu bir medya ortamının olduğunu kaydeden Tanrıkulu, “Evet OHAL vardı. Ama medya insan hakları haberlerini haberleştirebiliyordu. Mesela Cizre’deki dışkı yedirme olayı gazetelere manşet olabilmişti. Hem de bir gazeteye değil, birden çok gazeteye. Ve o etkili kamuoyu nedeniyle Türkiye’nin gündemine, dünyanın gündemine oturmuştu. Bugün bir faili meçhul cinayeti, bir kaybı merkez medyada yapmak mümkün değil. Çünkü medyanın yüzde 95’i tek sesli hale geldi ve AKP’nin kontrolünde” ifadelerini kullandı.

SİVİL TOPLUM ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

Geriye giden ikinci konunun sivil toplum kuruluşları olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, “İnsan hakları ihlallerini önlemedeki mekanizma olarak o zaman daha güçlü bir sivil toplum kuruluşları vardı. Daha bağımsız ve daha etkili bir sivil toplum vardı. Şimdi OHAL döneminde kapatılan sivil toplum örgütleri var. Bu kurumları yöneticilerine yönelik büyük bir baskı var. Birçoğu cezalandırıldı. Cezaevine atıldı. Dernekler kapatıldı. Dolayısıyla sivil toplum daha da etkisiz hale getirildi. Sesini çıkarmaya çalışanlar da yani meslek örgütleri dâhil olmak üzere iktidarın baskısı altında” diye konuştu.

HA KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HA HSK

Geriye giden üçüncü şeyin yargı olduğunu dile getiren Tanrıkulu, “O zaman da yargı tarafsız değildi. Ama yürütme organının özdeşleşmiş bir parçası gibi değildi. Şimdi bir parçası haline gelmiş. Ha Karayolları Genel Müdürlüğü ha Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu Başkanlığı. Yani bir fark kalmamış aralarında. Doğrudan doğruya iktidardan talimat alan, onun isteklerine göre harekete geçen, onun isteklerine göre karar veren bir yargı ortamı var” ifadelerinde bulundu.

İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ETKİLİ ÇALIŞABİLİYORDU

Dördüncüsünün ise parlamento olduğunun altını çizen Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü: “O yıllarda daha çoğulcu bir parlamento yapısı vardı. Mesela faili cinayetleri önleme komisyonu, araştırma komisyonu. Yakılan köylerle ilgili komisyon, Susurluk komisyonu o dönemin etkili komisyonlarından birkaç taneydi. İnsan hakları araştırma komisyonu çok etkili çalışabiliyordu. Şimdi ise yazılı soru önergelerimiz bile geri çevriliyor.”

AVRUPA DUYARLILIĞINI YİTİRDİ

Beşinci konunun ise uluslararası mekanizmaları tanıma meselesi olduğunu anlatan Tanrıkulu şöyle devam etti: “O zamanlar uluslararası mekanizmalardan çekinen, o raporu geçmek istemeyen hükümetler vardı. Bundan etkilenen hükümetler var. Uluslararası mekanizmalar çok daha etkili raporlar hazırlıyorlar. Avrupa ve dünya kamuoyunun vicdanı Türkiye’deki insan hakları ihlalleriyle bir ortaklık yaratabiliyordu. Ama şimdi uluslararası mekanizmalardan çekinmeyen, onların raporunu ‘işte bizi çökertmeye çalışıyor. Zaten şunlar şöyledir, böyledir’ diyen bir hükümet var. Avrupa toplumu da Türkiye’deki hak ihlallerine karşı maalesef duyarlılığını yitirmiş durumda. Dolayısıyla bu beş etkeni karşılaştırdığımız zaman şimdi çok daha berbat bir durumda olduğumuzu söyleyebilirim.”

İstanbul’da vakıflara aktarılan paralar bir araba önerge oldu

Gündem

Bilim Kurulu Üyesi, devam eden ev ziyaretlerinden yakındı

Bilim Kurulu üyesi Tevfik Özlü, alınan önlemlerle birlikte kamusal alanların kontrol edilebildiğini savunarak, asıl tehlikenin yasaklar sonrasında kafe, restoranda bir araya gelemeyenlerin evlerde toplanmaları olduğuna dikkat çekti.

BOLD – Bilim Kurulu üyesi Tevfik Özlü, bulaştırma hızını artıran kafeler ve restoranları kapattıklarını belirterek, asıl tehlikenin ev içi ziyaretler olduğunu açıkladı. Özlü, vatandaşları bu konularda bilinçli olmaya çağırdı.

YENİ TEDBİRLER ALINABİLİR

Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu üyesi Tevfik Özlü, CNN Türk’te katıldığı programda koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında yeni alınan önlemleri ve son durumu değerlendirdi. Alınan tedbirlerinin sonuçlarını ancak önümüzdeki hafta sonu anlayabiliriz diyen Prof. Dr. Özlü, bu sonuçlar sonrası salgın seyrine göre yeni kararlar alınabileceğini belirtti.

KAMUSAL ALANLAR KONTROL EDİLEBİLİYOR

Kamusal alanları kontrol edebildiklerini ifade eden Özlü, “Şu anda restoran ve kafelerde paket servise geçilmiş gibi görünüyor. 20 yaş altı ve 65 yaş üstü sokağa çıkmıyor. Haftasonu yasağı da etkili gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

EVLERDEKİ TOPLANMALAR TEDBİRLERİN GÜCÜNÜ AZALTIR

Denetleyemeyen alanlar da bulunduğunu söyleyen Özlü, “Evlerde kendi içinde toplanmaları bilmiyoruz. Yani restoranda ve kafede bir araya gelemeyenlerin evlerde toplanması, birlikte film seyretmesi, maç izlemesi ve sohbet etmesi bu tedbirlerin gücünü azaltacaktır. Vatandaşlar bu konuda bilinçli davranırsa, tedbirlerden sonuç alırız” dedi.

Vaka ve can kaybında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul’daki Kovid-19 ölümleri yine Türkiye genelini geçti

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de son 24 saatte 177 kişinin koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıklarken; sadece İstanbul’da bulaşıcı hastalık nedeniyle 179 kişinin hayatını kaybettiği öğrenildi.

BOLD – İstanbul’da bugün bulaşıcı hastalık nedeniyle 179 kişi yaşamını yitirdi. Bu rakam yine Sağlık Bakanlığının açıkladığı Türkiye geneli koronavirüs kaynaklı ölüm rakamını geçti.

Sözcü’nün İBB Mezarlıklar Müdürlüğü kaynaklarından edindiği bilgiye göre, İstanbul’da bugün hayatını kaybeden kişilerin toplam sayısı ise 397 oldu. ‘Bulaşıcı hastalık’ kodu ile sağlık kurumlarından İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı’na bildirilen can kaybı sayısı 179 oldu. Sağlık Bakanlığı’nın bugün açıkladığı verilerine göre, son 24 saatte Türkiye’de 177 kişi koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

Hizmet Hareketi gönüllülerine hakaret ve saldırıya ‘ağır ceza’

Okumaya devam et

Gündem

Vaka ve can kaybında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı

Türkiye’de koronavirüs salgını giderek yayılıyor. Günlük vaka sayısı 30 bin sınırına dayanırken, ağır hasta sayısı da 5 bine yaklaştı. Bakan Koca’nın açıkladığı güncel koronavirüs verilerine göre bugün Kovid-19’dan dolayı 177 kişi yaşamını yitirdi.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı resmi verilere göre bugün 29 bin 845 kişiye vaka, 6 bin 592 kişiye koronavirüs hasta (Kovid-19) tanısı konuldu. İlk vakanın açıklandığı 17 Mart’tan bu yana vaka ve can kaybında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşılırken, bugün 177 kişi de yaşamını yitirdi.

TOPLAM ÖLEN SAYISI 13 BİN 191’E ULAŞTI

Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu’nun güncel verilerini, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından paylaştı. Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle 177 kişinin daha yaşamını yitirdiğini, 29 bin 845 kişiye vaka, 6 bin 592 kişiye koronavirüs hastası teşhisi konuldu. Koronavirüs nedeniyle toplam 13 bin 191 kişi yaşamını yitirirken, koronavirüs hasta sayısı 481 bin 198’e yükseldi. Bugün iyileşen sayısı 3 bin 845 oldu.

AĞIR HASTA SAYISI 4 BİN 816’YA ÇIKTI

Verilere göre, toplam test sayısı 18 milyon 72 bin 981 olurken, toplam ağır hasta sayısı 4 bin 816 olarak kayıtlara geçti. Toplam iyileşen hasta sayısı 392 bin 616, bugünkü test sayısı da 171 bin 113 oldu. Verilerle ilgili açıklama yapan Bakan Koca, “Bugün tespit edilen 6.592 yeni hastamız var. Ağır hasta sayımız 5.000’e yaklaştı. Kayıplarımız artıyor. Tedbirlere sıkı uyarsak kısıtlama olmadan da mücadele edebiliriz. Yoksa kısıtlamalar kaçınılmaz olur. En güvenli yer evimizdir” dedi.

Türkiye’nin 27 Kasım 2020 güncel koronavirüs tablosu ise şöyle:

Okumaya devam et

Popular