Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Mahmut Tanal: Meclis’e saldırı, Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi kumpasının ikinci ayağıdır

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, adını vererek TBMM’ye giren DHKP/C’li şahısların asıl hedefinin kendisi olduğunu ileri sürdü. Olayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi kumpasının ikinci ayağı olduğunu dile getirdi.

Tanal, “Burada asıl hedef Mahmut Tanal’dı. Hedef seçildiğimi düşünüyorum. Fırsat bulamadılar. Makam odamın içerisi çok kalabalık olmasaydı bugün hayatta olmayabilirdim. İkinci Savcı Mehmet Selim Kiraz vakası yaşanabilirdi. Olayın arkasından provokasyonlarla 23 Haziran sürecini sabote etmek isteyenler, seçmene yönelik algı operasyonları başlatanlar çıkacaktır.”” ifadelerini kullandı.

BENDEN UZAKTAKİ KOLTUKTAYDI

TBMM’nde bir grup milletvekili ile basın toplantısı düzenleyen Tanal, “Şahıs benden uzak noktadaki koltuktaydı. Bana yakın koltuklarda avukat arkadaşlar vardı. Şahsın hareketleri tuhafıma gitti. Odama diğer ziyaretçileri, danışmanlarımı almamış olsaydım ve kapıyı kapatmış olsaydım iş bitmişti bence. İkinci şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz vakası yaşanabilirdi. Erkek şahıs, yanında getirdiği kesici ve delici aletle beni rehin alabilir, saldırabilirdi” dedi.

ŞAHISLARI KESİNLİKLE TANIMIYORUM

Tanal, “Söz konusu şahısları kesinlikle ama kesinlikle tanımıyorum. Hayatımda hiç karşılaşmadım. Tanınan bir milletvekiliyim. Gerekli birimlerden talep edilirse en fazla kartvizit basan, en fazla kartvizit dağıtan, en fazla ziyaretçisi olan milletvekiliyim. Yani bana gelen kişinin kimliğini, kimlerle bağlantısı olduğunu, hangi terör örgütüyle bağlantısı olduğunu, benim vatandaşın GBT’sini sorgulamak gibi görevim ve yetkim yoktur” şeklinde konuştu.

POLİS GBT YAPIP BENİ UYARMALIYDI

Tanal şunları söyledi: “Kapıma gelen ziyaretçinin alnında örgüt üyesi yazmıyor. Burada GBT’yle ilgili sorgulamayı yapması gereken, Meclis girişlerindeki yetki tamamen polisin elindedir. Polislerin GBT sorgulaması sonucunda, şahısların terör örgütleriyle bağlantılarını tespit edip beni uyarmaları gerekirken, bunu yapmamışlardır. Kaldı ki burada iki kişinin giriş yaptığı söyleniyor ancak makamıma kadar kesici ve delici aletle girmesine göz yumulan, yetkili makamlarca izin verilen Mulla Zincir isimli erkek şahıstır. Kadın şahıs makamıma gelmedi, kadın şahısla hiç görüşmedim.”

YURT DIŞI YASAĞI SORUNUNU BANA İLETTİ

Tanal, yanına elen Mulla Zincir’in kendisine Fransa’dan geldiğini, önceki yıllarda yurtdışına çıkış yasağı konulduğunu, bu sorunun çözümü konusunda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorduğunu dile getirdi. “Konuştuğumuz mevzu sadece budur. Bu konu dışında başka bir konu görüşülmedi. Zaten bu görüşme, girişte bekleme dışında, en fazla 5 veya 7,5 buçuk dakika sürdü. Ona sen bir hukukçuya gideceksin, benim yapacağım bir şey yok dedim. Anlatmaya çalıştı. Sırada bekleyen ziyaretçilerimin olduğunu söyledim” dedi.

BENİ REHİN ALMAK İSTEMİŞ OLABİLİR

Tanal, “Aslında şahıs kalkmak istemedi. Yani belki burada fırsat bulamadı. Burada bence asıl hedef bendim. Erkek şahıs fırsat kollayıp beni rehin almak istemiş olabilir. Çünkü odam çok kalabalıktı. O kalabalıkta bu fırsatı bulamamış da olabilir. Odamda avukat sorunlarıyla ilgili gelen 3 tane avukat vardı. Şahıs kalkma faslını ağırdan aldı. ‘Başka görüşmelerim de var’ ikazını tekrarlamak zorunda kaldım. Bu şekilde şahsı gönderdim” ifadelerini kullandı.

BİR ZİYARETÇİ TBMM’YE KESİCİ ALETLE NASIL GİREBİLİYOR

Tanal şunları vurguladı: “Burada güvenlik zafiyeti var aslında. Güvenlik açığının üzerinde kimse durmuyor. TBMM’ye ziyaretçi olarak gelen bir kişi, kesici ve delici aletlerle nasıl içeri girebiliyor? Güvenlik görevlilerinin işi ne peki? Ziyaretçi Kabul Salonu’nda banko sıralarına gelene kadar iki güvenlik kapısı var. İki kapı da X-Ray cihazlarıyla, yüz tanıma sistemleriyle donatılmış. Birinci kontrol noktasından geçiyor, her nasılsa fark edilmiyor. İkinci kapıda da fark edilmiyor, kimse şüphelenmiyor ve makamıma kadar çıkıyor.”

OLAY PARTİMİZE YÖNELİK KUMPASIN İKİNCİ AYAĞIDIR

Tanal, “Kadın şahıs, polislerce içeri alınmıyor, erkek şahıs içeri alınıyor. Mulla Zincir isimli şahsın makamıma giriş-çıkışı toplam 15 dakikadır. Oysa kayıtlarda kapı giriş saati 11:09’dur. Kapı çıkış saati 12.30’dur. Erkek şahıs kalan süre zarfında Meclis’te nereleri dolaştı? Benden sonra kimlerle görüştü? Olayın iç yüzü hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde aydınlatılmalıdır. Dünkü hadise Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta şehit cenazesinde linç girişimine maruz kalmasının, partimize yönelik kumpasın ikinci ayağıdır. İlkinde hedef Kemal Kılıçdaroğlu’ydu, ikincisinde hedef Mahmut Tanal’dı” dedi.

BENİ ÇALIŞMAKTAN VAZGEÇİREMEYECEKLER

Tanal, “Bu yıldırma politikasıdır. Beni çalışmaktan vazgeçiremeyecekler. Bu kirli olay üzerinden kumpas kuruluyor. Burada kim kirli hesap içerisine girmişse amaçlarına ulaşamayacaklardır. 23 Haziran İstanbul seçimlerine doğru yol alırken herkesin azami hassasiyet gösterip sorumlu davranması lazım. Provokasyonlarla bu süreci sabote etmek isteyenler, seçmene yönelik algı operasyonları başlatanlar çıkacaktır.” dedi.

OLAY

Dün saat 14.50 sıralarında Meclis Dikmen Kapısına gelen Mulla Zincir ve Eylem Yücel isimli şahıslar, “Mahmut Tanal’la görüşeceğiz” diyerek içeri girmek istedi. Giriş bölümünde, polislerin arama ve güvenlik sorgulaması sırasında, Meclis personelinden birini rehin almaya çalışan şahıslar, polisler tarafından etkisiz hale getirildi. Müdahale sırasında polis memurlarından biri kesici ve delici aletle yaralandı. Şahısların yanında bir de bomba süsü verilmiş paket ele geçirildi.

AKP’nin İmamoğlu’nu ‘Cemaat’e bağlama kumpası mahkemede deşifre oldu

Politika

7 Haziran – 1 Kasım arasındaki ‘karanlık dönemde’ 862 kişi hayatını kaybetti

Ahmet Davutoğlu’nun, “Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” diyerek işaret ettiği, 7 Haziran -1 Kasım seçimleri arasındaki 146 günlük karanlık dönemde 862 kişi hayatını kaybetti.

BOLD – AKP’nin tek başına iktidarı kaybettiği bu dönemde, terörün bir yerlerden düğmeye basılmış gibi tırmanmaya başlaması kafalarda soru işareti oluşturmuştu. Dönemin başbakanı Davutoğlu’nun bu zaman dilimine işaret ederek söyledikleri terörün bilerek tırmandırıldığı ve 862 kişinin iktidar uğruna öldürüldüğü şüphelerini güçlendirdi.

ÇÖZÜM SÜRECİ ERDOĞAN TARAFINDAN SONLANDIRILDI

Davutoğlu’nun işaret ettiği 146 günlük dönemde yaşanan siyasi çalkantılar bir yana, çözüm süreci sonlandı, cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırıları gerçekleşti. Sadece Suruç ve Ankara’daki IŞİD saldırılarında 136 kişi katledildi, aynı süreçte 167 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

453 PKK’LI 242 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

T24’ün haberine göre, Davutoğlu’nun işaret ettiği süreçteki operasyonlarda resmi açıklamalara göre 453 PKK’lı öldürüldü, çatışmalarda 106 sivil can verdi. Bir başka deyişle; Davutoğlu’nun tekrar tartışmaya açtığı bu dönemde iki bombalı saldırıda ölenlerle birlikte 242 sivil yaşamını yitirdi. İki seçim arasındaki dönemde hayatını kaybedenlerin sayısı 862’ye ulaştı.

İŞ GÜN GÜN ‘EN KARANLIK’ DÖNEMDE YAŞANANLAR

Bu süreç aslında, 7 Haziran’dan hemen önce, 5 Haziran’da Diyarbakır’da gerçekleştirilen HDP mitingine yönelik bombalı saldırı ile başladı. IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi.7 Haziran seçiminde, birinci parti çıksa da AKP kurulduğu günden bu yana ilk kez parlamentoda azınlığa düştü. AKP’nin ısrarla seçime parti olarak girmemesi mesajını verdiği HDP’nin yüzde 13 oy oranına ulaşmasının etkisiyle hiçbir siyasi parti tek başına iktidar olabilmek için gerekli olan 276 milletvekili sayısına ulaşamadı.

AKP İLK DEFA MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU KAYBETTİ

AKP 3 Kasım 2002 seçimlerinden beri ilk kez Meclis çoğunluğunu kaybetti ve yüzde 40,8 oy oranı ve 258 milletvekili çıkartabildi. CHP oyların yüzde 24,9’u ile 132 milletvekili, MHP oyların yüzde 16,2’si ile 80 milletvekili, HDP de yüzde 13,1 oy oranı ile 80 milletvekili ile parlamentoya girdi. CHP ve MHP’nin HDP destekli koalisyon kurması, AKP’nin iktidardan düşmesi anlamına gelecekti.

BAHÇELİ İKTİDAR FORMÜLLERİNE KAPIYI KAPATTI

Ancak MHP lideri Devlet Bahçeli, daha 7 Haziran akşamı, koalisyon için düşünülebilecek tüm formüllere “hayır” diyeceklerini açıkça beyan etti.11 Haziran’da sürpriz bir davet sonucunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski CHP Genel Başkanı ve milletvekili Deniz Baykal görüşme yaptı. Baykal, görüşmeyi, “en yaşlı üye” sıfatıyla TBMM Başkanlığı’nı geçici olarak üstlenecek olmasına dayandırdı. Ancak çok tartışılan bu görüşmeden sonra AKP’nin yol haritası konusunda tartışmalar başladı.

KILÇDAROĞLU BAHÇELİ’YE “GEL BAŞABAKAN OL” DEDİ

Bahçeli’den, “AKP, HDP ile koalisyon kursun” açıklaması geldi. CHP ise Bahçeli’yi ikna turlarına başladı. Alt düzeyde sürdürülen görüşmelerden sonuç çıkmadı. 18 Haziran’da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Bahçeli’ye, “Gel sen başbakan ol” çağrısı yaptı. Bahçeli ise Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösterdi, koalisyon ortaklığına tüm kapıları kapattı. TBMM’nin 1 Temmuz’da açılmasıyla Bahçeli’nin stratejisi yine tartışma konusu oldu. Deniz Baykal, CHP’nin TBMM Başkan adayı oldu ve AKP’nin adayı İsmet Yılmaz ile yarıştı. Bahçeli, son turda “geçersiz oy verecekleri” açıklamasını yapınca, seçimi AKP’lilerin oylarıyla Yılmaz kazandı.

ERDOĞAN HÜKÜMETİ KURMA GÖREVİNİ DAVUTOĞLU’NA VERDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükumeti kurma görevini halen başbakanlık görevini sürüdüren Davutoğlu’na verdi. Davutoğlu, daha çok uluslararası müzakerelerde kullanılan “istikşafi görüşme” (keşif amaçlı görüşme) iç siyaset literatürüne sokarak CHP ile görüşmek üzere bir komisyon oluşturdu. “Koalisyon görüşmesi” adı verilmeyen bu görüşmeler günlerce devam etti. CHP, sürecin sonunda AKP’den hiçbir aşamada “birlikte hükumet kuralım” teklifi gelmediğini açıkladı.

2 POLİSİN ŞAHİBELİ ÖLÜMÜ İLE ÇÖZÜM SÜRECİ BİTTİ

15 Temmuz’da, KCK, kalekol ve baraj inşaatlarını gerekçe göstererek, çözüm sürecini bitirdikleri açıklaması yaptı. 20 Temmuz’da, Suruç’ta, Kobani’deki çocuklara oyuncak taşıyan gençlere yönelik IŞİD tarafından canlı bomba saldırısı düzenlendi. 34 kişi yaşamını yitirdi. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da görevli iki polis, yaşadıkları evde, başlarından vurularak öldürüldü. PKK, eylemi önce üstlendi, daha sonra ilgisi olmadığını açıkladı. Ancak hala tam olarak aydınlatılamayan, o dönem yakalanan tüm isimlerin yargılanıp beraat ettiği bu olay çözüm sürecinin sonu oldu.

ERDOĞAN RESMEN SÜRECİN BİTTİĞİNİ AÇIKLADI

Başbakan Davutoğlu’nun imzasıyla 24 Temmuz’da PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlar başlatıldı. Operasyonlar, çözüm sürecinin resmen bittiği anlamına geliyordu. 26 Temmuz’da da PKK’dan “Ateşkes fiilen bitmiştir” açıklaması geldi. PKK’nın eyleminde bir binbaşı şehit oldu, ertesi gün, 29 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm sürecinin artık yürütülemeyeceğini açıkladı. PKK saldırılarının başlamasıyla dört bir yandan şehit haberleri gelmeye başladı.

DEMİRTAŞ SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI YAPTI

4 Ağustos’ta HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “PKK silah bırakmalı, hükumet operasyonlara son vermeli” açıklaması yaptı, ama çağrıları sonuç vermedi. Demirtaş ve HDP, PKK’ya açıkça tavır almamakla suçlandı.12 Ağustos’ta KCK’dan “Demokratik özerklik ilan ettik” açıklaması geldi. Bölgedeki birçok ilçede bu açıklamadan sonra “demokratik özerklik başladı” açıklamaları yapıldı.

KOALİSYON GÖRÜŞMELERİNDEN SONUÇ ÇIKMADI

Koalisyon görüşmelerinden sonuç çıkmayınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu dışında ikinci kez hükumeti kurma görevlendirmesi yapmadı ve 26 Ağustos’ta anayasa gereği yenileme seçimi yapılması kararı verdi. Cumhuriyet tarihinde örneği olmayan bu süreçte, 1 Kasım’daki seçime kadar seçim hükumetinin ülkeyi yönetmesi gerekiyordu. Anayasa gereği tüm partilerin hükumette temsil edilmesi zorunluluğu vardı. Davutoğlu, TBMM’de temsil eden partilerden kendi belirledikleri isimlere bakanlık önerisi yaptı. CHP ve MHP, bu süreçte hükumete bakan vermeyeceğini açıkladı. HDP’den iki ismin yer aldığı kabineye girme teklifini partisinin kararına rağmen kabul eden MHP’li Tuğrul Türkeş, Başbakan Yardımcısı oldu. Türkeş, daha sonra MHP’den atıldı, AKP saflarına geçti.

DAVUTOĞLU ANKETLERDE YÜKSELİYORUZ DEDİ

7 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker, bir gün sonra Iğdır’daki PKK saldırısında 13 polis şehit oldu. Aynı gün, 8 Eylül’de ülke genelindeki HDP binalarına yönelik saldırılar gerçekleşti. Bu dönemde Davutoğlu’nun yaptığı, “Anketlerde yükseliyoruz” açıklaması büyük tartışma yarattı. 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine IŞİD iki canlı bombayla saldırı düzenledi. Ankara Garı önündeki bu saldırıda 102 kişi yaşamını yitirdi.

AKP GİDERSE BEYAZ TOROSLAR GELİR TEHDİDİ

Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısından sonra Davutoğlu’ndan “kokteyl terör” açıklaması geldi. Davutoğlu, katliam için IŞİD ile birlikte PKK’yı da işaret etti. Davutoğlu’nun 20 Ekim’deki, 1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetleri sembolize eden “AKP giderse beyaz Toroslar gelir” açıklaması da büyük tartışma yarattı. 1 Kasım’da yenilenen seçimde, AKP yüzde 49 oya çıkarak 317 milletvekili ile tekrar tek başına iktidar oldu. Oy kaybeden HDP, barajı kıl payı aştı ve yüzde 10,7 aldı. MHP de oy kaybederek yüzde 11’e düştü. CHP’nin oyları ise yüzde 25’e çıktı.Kan dökülen süreç seçimin ardından da devam etti.

CİZRE, SUR VE YÜKSEKOVA YERLE BİR EDİLDİ

1 Kasım seçiminden sonra Ocak 2016’da Sultanahmet’te IŞİD yabancı turistlere yönelik saldırı düzenledi. Şubat ayında Ankara Merasim Sokak’ta, PKK, askerlerin servis araçlarına bombalı saldırı düzenledi. Mart ayında da Kızılay’daki otobüs duraklarına yönelik bombalı saldırı gerçekleştirildi. Yine Mart’ta İstiklal Caddesi’nde IŞİD bombalı saldırı yaptı. Bunu Nisan’da Bursa’daki IŞİD saldırısı izledi. 2016’nın son bölümünde “hendek eylemleri ve karşılığında operasyonlar” başlatıldı. Cizre, Sur, Yüksekova başta olmak üzere yerleşim yerlerindeki operasyonlar bir yıla yakın süre devam etti.

“Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok isim insan yüzüne çıkamaz”

Okumaya devam et

Politika

Türkiye genelinde kayyıma karşı kesintisiz eylem kararı

Kayyım atamalarına karşı kesintisiz eylem kararı alan HDP, eş genel başkanların da içinde olduğu 15 kişilik “Merkezi Koordinasyon” oluşturdu. İmza kampanyaları, nöbet eylemleri ve mitingler gerçekleştirilecek.

BOLD – Parti Genel Merkezi’nde faaliyet gösterecek olan Merkezi Koordinasyon, eş genel başkanlar, eş genel başkan yardımcıları, komisyon sözcüleri ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yer aldığı 15 kişiden oluşacak.

1 EYLÜL’E KADAR YAPILACAKLAR PLANLANDI

Koordinasyon, kayyım atamalarına karşı 1 Eylül tarihine kadar bir dizi eylem ve etkinlik planladı. HDP, 1 Eylül tarihinden sonra ise yeni bir planlama yapacak. Yapılacak eylem ve etkinliklerde, kayyım kararının geri alınması sağlanmaya çalışılacak. Kararın sadece HDP’ye dönük olmadığı aynı zamanda Türkiye’deki halk iradesine dönük bir saldırı olduğunun altı çizilecek.

BATI İLLERİNDE DE DEMOKRATİK TEPKİ VERİLECEK

MA’nın haberine göre, koordinasyon, bu nedenle sadece bölge illerinde değil, batı illerinde de kayyım kararının geri alınması konusunda demokratik tepkilerin ortaya konulmasına dönük öneriler alarak bu kapsamda çalışma yürütecek. Yaygın kitlelerin katılımına olanak sağlayacak, geniş katılımın olabileceği ve sürekli olabilecek sivil itaatsizlik eylemlerine dönük çalışmalar yapılacak. Bu temelde bu çalışmaları yürütecek yerel inisiyatifler oluşturulacak.

KESİNTİSİZ SÜRECEK NÖBET EYLEMLERİ BAŞLATILACAK

Koordinasyon, imza kampanyaları ve sürekliliği olacak nöbet eylemlerini planladı. Diyarbakır, Mardin ve Van illeri ya da bu illerden sadece birinde başlatılacak ve kesintisiz devam edecek bir nöbet eylemi koordinasyonun planlamasında yer alıyor.

1 EYLÜL’DE 4 BÜYÜKŞEHİRDE MİTİNG DÜZENLENECEK

HDP, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Diyarbakır, Van, İstanbul ve İzmir’de yapacağı mitiglerin gündemini kayyım kararlarına ayıracak. HDP’nin 1 Eylül miting hazırlıkları başladı. Çağrıcısı KESK, DİSK, TTB ve TMMOB olan 1 Eylül İstanbul mitingine, özellikle 23 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan “İstanbul İttifakı” olarak isimlendirilen ve CHP’yi de kapsayan kitlesel bir katılımın olması bekleniyor. Diyarbakır mitingini ise Kürt partilerle ortak yapılacak.

SİYASİ PARTİLERLE GÖRÜŞME

HDP, “Demokratik Anayasa”, “Demokratik İttifak” ve “Yol Temizliği” başlıklı 3 ana gündem kapsamında siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ile emek ve meslek odalarıyla geniş bir görüşme programı çıkarmıştı. Kayyım atamalarıyla birlikte programı güncelleyen koordinasyon, üç gündeme kayyım gündemine de ekleyerek bu ziyaretleri gerçekleştirecek. Görüşmeleri öne alan HDP, ilk ziyaretini 26 Ağustos tarihinde siyasi partilerle başlatacak.

SEÇMEN KİTLESEL OLARAK YARGIYA BAŞVURACAK

Ayrıca görevden uzaklaştırılan belediye eşbaşkanları hukuki süreç başlatacak. Merkezi koordinasyon, bu süreçle birlikte seçme hakkının ortadan kaldırılması nedeniyle seçmenlerin kitlesel bir şekilde yargı yoluna başvurmasına dönük bir çalışma yapacak.

Van’da gözaltına alınan kadınlara başörtüsü zulmü

Okumaya devam et

Politika

İşte kayyımın Erdoğan ve bakanlara verdiği rüşvetin belgesi

AKP’nin önceki dönemde HDP’li belediyelere atadığı kayyımın, Tayyip Erdoğan’a 137 bin liralık, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise 64 bin liralık hediye aldığı ortaya çıktı. Rüşvet olarak verilen hediyelerden diğer bakanlar da nasiplenmiş.

BOLD – HDP’li belediyelere atanan kayyımların, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve bakanlara çok pahalı hediyeler verdiğiyle ilgili iddialar belgelerle ispatlandı. Rüşvetin belgeleri ortaya çıktı. Artı Gerçek’in ulaştığı belgeye göre kayyımlar, Erdoğan ve bakanları hediyelere boğmuş…

HDP ALDIYSANIZ RÜŞVETÇİSİNİZ DEMİŞTİ

HDP, AKP hükümetine “Kayyımlardan yüz binlerce liralık hediye aldınız mı, almadınız mı? Almadıysanız Cumhurbaşkanı’na, bakanlara verilen yüzbinlerce liralık hediye faturaları ne? Sizden cevap bekliyoruz. Aldıysanız rüşvetçisiniz. Almadıysanız kayyımlarınız büyük bir yolsuzluk çukurunda” demişti.

MANSUR YAVAŞ’I SUÇLAYAN MEHMET ÖZHASEKİ DE VAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski bakanlar İsmet Yılmaz, Fikri Işık, Veysel Eroğlu, 31 Mart yerel seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı yolsuzluk iddiasıyla suçlayan AKP’nin adayı Mehmet Özhaseki ve çok sayıda ismin alınan ‘hediyelerin’ bedellerinin olduğu belge oraya çıktı.

YÜZBİLERCE LİRALIK HEDİYELİK GÜMÜŞ EŞYA

Belgede Erdoğan’ın 136 bin 946 liralık ‘hediye’ ve yüksek meblağlarda mal ve hizmet aldığı görüldüğü listede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da var. Soylu’nun 10 ay arayla biri 39 bin 883 liralık, diğeri de 24 bin değerinde ‘hediye’ler aldığı belgede kayıt altına alındı. Listede eski bakan ve diğer isimlere de hediyelik gümüş eşya alındığı belgelendi.

MARDİN KAYYIMI 620 MİLYON LİRA BORÇ BIRAKMIŞTI

Belgede adı geçen “Fırat Silver” Mardin’de faaliyette olan bir gümüş firması. Mardin’de görevden alınan Belediye Başkanı Ahmet Türk, Kayım Mustafa Yaman’ın kasada 93 milyon TL ile aldığı belediyeyi 620 milyon TL borçla teslim ettiğini söylemişti. Mardin Valisi ve kayyımı Yaman’ın önceki kayyımlık döneminde yaptığı harcamalar tartışma konusu olmuş, tek bir firmadan 600 bin liralık gümüş ve hediye alındığı ortaya çıkmıştı.

KAYYIM RÜŞVETÇİLİKLE ANILAN İSMİ GÖREVLENDİRDİ

Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez ise, göreve gelir gelmez 12 daire başkanını görevden almış, yerine yeni isimler atamıştı. 12 daire başkanının yanı sıra eski Genel Sekreter Yardımcısı Ülker Cem Kaplan’ı Van Su ve Kanalizasyon İşleri (VASKİ) Genel Müdürü görevine getirmişti. VASKİ Genel Müdürü olarak atanan Ülker Cem Kaplan’ın ismi, önceki kayyım yönetimi döneminde rüşvet ile gündeme gelmişti.

HDP RÜŞVETİ TBMM’NE TAŞIMIŞTI

Kaplan’ın, Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulunduğu sırada ruhsat almak üzere belediyeye başvuran bir kişiden “Van Spor’a bağış” adı altında yüklü miktarda rüşvet istediği ses kayıtları, kamuoyunun gündemine oturmuş ve HDP Milletvekili Murat Sarısaç tarafından soru önergesi ile Meclis’e taşınmıştı.

HDP’den Soylu’ya zor soru: Kayyım’dan yüz binlerce liralık hediye aldın mı?

Okumaya devam et

Popular