Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Gergerlioğlu: İlaçları verilmeyen Muzaffer Özcengiz hücrede çırpına çırpına can verdi

HDP Kocaeli Milletvekili, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini gündeme taşıdı. İlaçları verilmeyen tutuklu Muzaffer Özcengiz’in hücrede çırpına çırpına can verdiğini söyledi.

Tutuklu yakınları tarafından işkence ve falaka iddialarının gündeme getirildiği İskenderun M Tipi Cezaevi’ne dikkat çeken Gergerlioğlu, Adalet Bakanlığı’nın konuyla ilgili tek bir açıklama yapmadığını belirterek, “Artık alışkanlık haline getirmişler. Adalet Bakanlığı kulağının üstüne yatarak şikayetleri gidermeye çalışıyor, duymazdan gelmeye çalışıyor” diye konuştu.

ZİYARET YOLCULUKLARI KAZALARI ARTIRIYOR

Gergerlioğlu, tutuklu yakınlarının ziyaret için yaptıkları uzun yolculuklarda artan trafik kazalarında hayatlarını kaybettiğini anlattı. Gergerlioğlu, “Hala nakil isteklerini görmezden gelen Adalet Bakanlığı’na soruyorum. Hüseyin Öztürk Kayseri’den İstanbul’daki cezaevinde kalan yakınlarını görmek için gece yola çıktı uzun süreli yolculukta yorgun ve uykusuzlardı, Kırşehir civarında kaza yaptılar arabadaki Hayriye Öztürk öldü ve kişi yaralandı” diye konuştu.

HÜCREDE TUTULAN AĞIR HASTA HAYATINI KAYBETTİ

Cezaevlerinde haksız hukuksuz bir şekilde tutulan insanlar olduğunu belirten Gergerlioğlu, bunların arasında hasta ve sıkıntıda olanların bulunduğunu dile getirdi. Gergerlioğlu, “Bu insanlar psikolojik, fizyolojik sıkıntılar yaşadığı için her gün ölüme yaklaşıyorlar ve onlardan birisi Muzaffer Özcengiz Çorum Cezaevi’nde. Ağır hasta olmasına rağmen hasta olup, hücreye geri getirildi ve ağır hastaydı fakat bu şartta yine cezaevinde tutuldu sonuçta maalesef hayatını kaybetti. 26 Nisan günü hayatını kaybetti aradan takriben 20 gün geçti ama biz bu vakayı unutmadık, hiçbir zaman da unutmayız” dedi.

MUZAFFER CENGİZ BİR CİNAYET KURBANIDIR

Bu konu hakkında soru önergeleri verdiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın tek bir kelime açıklama yapmadığını ifade eden Gergerlioğlu, “Hiçbir şekilde bir sorumlusunun olmayacağını iyi biliyoruz ama hesap vermeleri gerektiğini söylüyoruz. Skandalla ilgili son belgeleri açıklayacağım. Muzaffer Özcengiz resmen bir cinayet kurbanı olmuştur. Bize iletilen bir mektup var bu çok önemli. Bu mektupta Muzaffer Özcengiz’in son günlerinde uğradığı ihlaller hakkında bilgi veriliyor” şeklinde konuştu.

ÇIRPINA ÇIRPINA HÜCREDE SON NEFESİNİ VERDİ

Gergerlioğlu şunları kaydetti: “Muzaffer Özcengiz uzun süre tansiyon ilaçlarını alamamıştı çırpına çırpına adeta hücresinde son nefesini vermişti ve saatler sonra cenazesi bulunmuştu, ölüsü hastaneye götürülmüştü. Tabutla cezaevinden çıkan bir başka son kişi olmuştu maalesef. Tansiyon ilaçlarını vermedikleri için kendisi kantinden 14 liraya sarımsak 250 gram bal almış ve toplam 20 lira vermiş. Bunları cam kavanoza bir karışım yapmış doğal antihipertansif karışımı yapmış. Arama yapıldığında bu nedir denilip elinden alınmış. İlacı verilmemiş doğal antihipertansif olarak yaptığı sarımsak bal karışımı da elinden alınmış ve ardından ölümü gerçekleşiyor.”

HÜCREYE AVUÇ BÜYÜKLÜĞÜNDE ÖRÜMCEKLER GİRİYOR

Gergerlioğlu, “Sözlü şiddet uygulanıyormuş. Avluya çıkış saati düzgün verilmiyormuş. Radyolar da toplanmış. Doktora çıkmış tansiyon hastası ama yanlış ilaç verilmiş. Tansiyonu yükselmiş ve oldukça sıkıntılı bir hücrede olduğu söyleniyor. Geceleri çok rutubetli ve yazın avluya açılan pencerelerden avuç içi büyüklüğünde örümceklerin girdiğini iletiyorlar bize, böceğin çok olduğunu bir hücrenin haberini veriyorlar” dedi.

BAKANLIK ÖZCENGİZ CİNAYETİNİ AÇIKLAMALI

Gergerlioğlu şunları söyledi: “Hipertroid hastası bir insan normal bir ortamda bile kan ter içinde kalan bir insan orada çok daha büyük bir sıkıntı içinde yaşıyor sonradan maalesef ölüyor ve bunun hakkında da hiçbir açıklama yapılmıyor. Biz bir an evvel Adalet Bakanlığı’ndan Muzaffer Özcengiz cinayeti için açıklama bekliyoruz. Sayın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül. Çok net söylüyorum hiçbir yere kaçmanıza gerek yok bu açıklamayı mutlak surette size yaptıracağız.”

DENİZLİ’DE TUVALETLER YETERSİZ

Gergerlioğlu, “Evet başka sıkıntılı durumlar var, bakın Denizli Bozkurt açık cezavevinde de mahkumlar kalabalıktan dolayı tuvaletlerini tutmak zorunda kalıyor, ayrıca bazı memurlar kıyafet ve eşya teslim alırken keyfi davranıp kafalarına göre eşyayı geri veriyor. Sağlam çantayı astarı yırtık diyerek geri verdikleri ve tuvaletlerdeki lambaların yanmadığı hijyen olmadığı yönünde çok yoğun şikayetler alıyoruz” ifadelerini kullandı.

İSKENDERUN CEZAEVİ FALAKA ŞİKAYETİ

Gergerlioğlu, “İskenderun M Tipi Cezaevinde falaka, işkence olduğunu anneler ağlayarak anlatıyorlar. Oradaki büyük topluluk bu dayak ve işkence konusunda müttefiktir. Biz bunu bir soru önergesi verdik ve takibini yapacağız, bu kabul edilemez bir durum, her zaman olduğu gibi Adalet Bakanlığı bu konuda da tek bir açıklama yapmadı. Artık alışkanlık haline getirmişler, Adalet Bakanlığı kulağının üstüne yatarak şikayetleri gidermeye çalışıyor, duymazdan gelmeye çalışıyor, Adalet Bakanlığı’nın mutaat tavrı bu oldu” dedi.

EŞLERLE GÖRÜŞMELER ENGELLENMİŞ

Gergerlioğlu, “Giresun da L Tipi Yeni Cezaevi açılmış. Erkekler kadınlar ayrı yerlere alınmış ve uzun süre tutuklu olan insanların eşleriyle görüşleri bu yüzden engellenmiş çok önemli bir sıkıntı yaşanıyor buna da bir çözüm bulunması gerekiyor değerli arkadaşlar” diye konuştu.

AYLARDIR SICAK SU VERİLMİYOR

Gergerlioğlu şunları söyledi: “Keskin T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bir kaç aydır sıcak su verilmiyor. Birkaç gündür bir-iki saati içinde sıcak su verilip tekrar kesiliyor. Koğuşlar da kalan tutukluların kendi paraları ile aldıkları nevresim takımları, battaniyeler ve seccadeler fazlalık diye zorla toplanıyor. Ayrıca tutukluların hesaplarında ne kadar para kaldığı kendilerine bildirilmiyor. Kantin alışverişi yapıldığında ise ne kadar harcama yapıldığı ve ürünlerin ücretleri hakkında bilgi verilmiyor.”

KANTİN ALIŞVERİŞLERİNDE SIKINTI VAR

Gergerlioğlu, “Yine Konya Ereğli T Tipi Cezaevi’nde peçete, çay gibi kantin alışverişlerinde çok sıkıntı olduğu şikayetlerini alıyoruz. Kantinler var cezaevlerinde ama birçok kantinden çok şikayet alıyoruz ya fiyatları çok fazla ya da çok lüzumlu maddeler yok bunu da tekrar cezaevi yetkililerinin dikkatine sunuyoruz.” dedi.

Tutuklu Ömer Asaf’ın babası: Oğlum verem vakasının olduğu bir koğuşta kalıyor

Politika

Türkiye’nin kurulması yasak partisi: PİA

Mehmet Kamaç ve arkadaşları İçişleri Bakanlığı önünde başlattıkları parti kurma eyleminin 9. gününde. Eylemin gerekçesi 2,5 yıldır devam ettikleri ama başarılı olamadıkları parti kurma mücadelesi.

BOLD – Mehmet Kamaç ve arkadaşlarının parti kurmaya karar vermelerinin üzerinden 2,5 yıl geçti. Ancak İçişleri Bakanlığı, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin (PİA) kuruluş dilekçesini 2,5 yıldır çeşitli gerekçelerle almamaya direniyor. Türkiye’deki geçerli yasalara göre parti kurmak için İçişleri Bakanlığı’na internet üzerinden imzalı bir dilekçe vermek yeterli. PİA kurucuları, imzalı dilekçeyi vermek için 2,5 yıldır her yolu denediler. Ancak İçişleri Bakanlığı PİA’nın kuruluş başvurusunu almamakta kararlı.

OYLARIN BÖLÜNME KAYGISI

turkishminute.com’un haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nın dilekçeyi almamaktaki direncinin arkasında kurduğu ittifaka zarar verebileceği endişesi var.

PİA, barışçıl Kürt İslamcılar olarak nitelenebilecek bir hareketin temsilcisi olarak kurulmak isteniyor. Ancak Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar isimli başka bir Kürt İslamcı parti var. Türk Hizbullahı’nın temsilcisi olan Hüdapar, daha radikal görüşlere sahip bir yapılanma ve uzun yıllardır Erdoğan’a verdikleri destekle biliniyorlar.

PİA’nın kurulması, Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar’ın oylarında bölünme anlamı taşıyor. PİA ayrıca Kürt Hareketi’nin en büyük partisi HDP’yle de iyi ilişkileri olan bir grup. HDP, Erdoğan’ın en önemli hedeflerinden biri ve HDP’nin genel başkanı Selahattin Demirtaş, 4 yılı aşkın süredir tutuklu.

Gazeteci İrfan Aktan’a göre; PİA’nın kuruluş dilekçesinin alınmaması devletin Kürt İslamcılar arasında yaptığı ideolojik tercihin yansıması.

https://twitter.com/MemetkamacKamac/status/1351445600844308481?s=20

İlk başvuru 2018’de

PİA, ilk kuruluş dilekçesini 14 Mayıs 2018’de internet üzerinden yaptı. Başvuru işleme bir ay boyunca konmadı. Bakanlık ardından “başvuruyu posta yoluyla yapın” şeklinde bildirim yaptı. Kurucu heyet evrakları posta yoluyla da gönderdi. Ardından bizzat İçişleri Bakanlığı’na giderek başvurunun sonucunu sordular. Yaklaşık iki yıl boyunca her defasında aldıkları cevap, “evraklar inceleniyor” şeklinde oldu.

Partiyi kurmak isteyen heyetin başındaki isim olan Mehmet Kamaç, geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı yetkililerine dilekçeyi bu kez elden teslim etmek için mücadele ederken gözaltına alınmak istendi.

Bakanlığın PİA’ya verdiği son yanıtta parti iç tüzüğünde bulunan “Kürtlere anadilde eğitim talebinin” Anayasaya aykırı olduğu ve düzeltilmesi talep edildi.

İçişleri Bakanlığı’nın parti tüzüğünü denetleme yetkisi bulunmadığını, kuruluş dilekçesini almak zorunda olduğunu belirten PİA kurucu heyeti, İçişleri Bakanlığı önünde “evrakları teslim nöbeti” başlattı. 9 gündür devam eden eylemde, Bakanlık yeni bir faza geçti ve PİA kurucu heyetindeki isimlerin Bakanlık binasına girişleri yasaklandı.

Tayyip Erdoğan’ın son dönemde demokrasi ve hukuk reformu söylemlerini yeniden gündeme getirmesine atıf yapan Mehmet Kamaç, “Anayasa rafa kalkmış, bu ülkede parti kurdurulmuyor. Siz hangi reformdan bahsediyorsunuz?” diye soruyor.

30’dan fazla başvuru

“Süreç aylarca sürse de her gün bakanlığın önüne gidip oturmaya kararlıyız” diyen Kamaç, 30’dan fazla başvuru yaptıklarını ama Bakanlığın almamakta ısrarlı olduğunu söylüyor.

Türkiye’de yakın dönemde başka siyasi partilerin kurulduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın tavrının sadece kendilerine olduğunu belirten Kamaç, Bakanlık tarafından başvurularının kabul edilmemesini yürüttükleri Kürt merkezli siyaset ve seçimde HDP ile kurdukları ittifakın da etkisinin olduğunu düşünüyor. Kamaç yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Anlaşılan tabanı Kürdistan’da olan Kürt siyasi partilerin kurulmasına müsaade edilmiyor. İnsan ve Özgürlük Partisi dindar-muhafazakar kökenden gelen bir parti. Kanaatimce Kürt ve Kürdistan meselesini hak, adalet ve özgürlük ekseninde ele alan ve modern dünyanın değerleriyle birlikte İslami değerler ile meseleyi ortaya koyan partimizi bir tehdit olarak algılamış olabilirler. Olay bir parti meselesi olmaktan çıktı. Bu hukuk ve demokrasi meselesine dönüştü. Konuyu hukuk ve demokrasi olarak gören ve önceleyen kesimlerle paylaşarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Başvurumuz kabul edilene kadar bakanlıktaki bekleyişimiz devam edecek.”

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: Her alanda sorunumuz var herkes sandığı bekliyor

Kırşehir’de bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’yi artık yönetemediğini belirterek, “Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli temaslar için Kırşehir’deydi. Ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

SOYLU VE GÜL POLEMİĞİ

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında başlayan polemiğe değinen Kılıçdaroğlu: “Türkiye’de en sorunlu alanlardan birisi yargı. Yargıya iktidarın müdahale ettiğini ve talimat verdiğini, bu talimat çerçevesinde yargının karar aldığını biliyoruz. Ama hükümetten iki ayrı bakanın bu konuda tartışma zemini yaratmaları, bu hükümetin Türkiye’yi nasıl yönetemediğinin açık göstergesidir. AKP Hükumeti, Erdoğan artık Türkiye’yi yönetemiyor. Her alanda sorunumuz var” yorumunu yaptı.

“SANDIK BEKLENİYOR”

Ülkedeki ekonomik krizin neden olduğu işsizlik ve yoksulluk sorununa da dikkat çeken CHP lideri: “Bu milletin temelde bir sorunu var. Herkes bekliyor. Neyi bekliyor. Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

Bir soru üzerine Kılıçdaroğlu erken seçim için herhangi bir tahmininin olmadığını söyledi.

ABD’de göreve başlayan Joe Biden ile ilgili bir soru karşısında Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Ben Türkiye’nin bütün ülkelerle barış içinde yaşamasını isterim. Türkiye’nin kendi demokrasisini geliştirmesini isterim. ‘Türkiye’de demokrasi vardır’ algısının bütün dünyaya yerleşmesini isterim. Türkiye bir baskı ve otoriter rejim içinde. Bu otoriter rejimden Türkiye’nin kurtulması lazım. Efendim, falan kişi eleştirdi, yakala hapse at. Ne yapsın bu adam, derdini de mi anlatamayacak? Derdini anlattı diye adamı yakalayıp hapse mi atarsınız, tutuklar mısınız?”

Erdoğan’ın terörist listesi

Okumaya devam et

Politika

Yargıya isyan eden Soylu’ya Adalet Bakanı Gül’den uyarı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, annesi ile çekildiği fotoğrafa sosyal medyada küfür eden kişinin serbest bırakılmasına isyan etti. Adalet Bakanı Gül ise “Kimse yargıya parmak sallayamaz” diyerek Soylu’yu uyardı.

BOLD – İçişleri Bakan Süleyman Soylu, sosyal medyada annesi ile olan fotoğrafının altına küfür eden kişinin adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösterdi. Soylu’nun paylaşımından sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz” açıklaması geldi.

“BAKAN OLSAM NE YAZAR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından annesine yapılan hakaretlerden ötürü isyan etti. Twitter’dan yaptığı paylaşımda hareket eden şahsın adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösteren Bakan Soylu, karara şu şekilde tepki gösterdi: “45 gündür anam hastanede,

Annemle fotomun altına küfreden alçak mahkemeye çıkıyor ve adli kontrolle serbest,

Ne yapmalıyım Bakan olsam ne yazar. Millet, devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder. Tweetimle yeniden alınırsa da provokasyon sayacağım” dedi.

KİMSE YARGIYA PARMAK SALLAYAMAZ

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de Soylu’nun açıklaması sonrası yaptığı paylaşımda, “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar, kurallar, usuller işler; hukuk işler. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz. Adalet Bakanından da bu işleyişe müdahale etmesini bekleyemez. Adalet Bakanının cübbesi yoktur, görevim süresince o cübbeyi giymedim ve kimse kusura bakmasın asla da giymeyeceğim” ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, Bakan Soylu’ya cevap olarak yorumlandı.

Kanser tedavisi gören eski Milletvekili Hatice Kocaman tutuklandı

 

Okumaya devam et

Popular