Bizimle iletişime geçiniz

Genel

MEB’de radikal değişim: ders sayısı azalıyor, üniversiteye giriş sınavları değişiyor

Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk yeni eğitim sisteminin ayrıntılarını basın mensuplarıyla paylaştı. MEB’in geliştirdiği yeni sisteme göre 9’uncu sınıflardaki mevcut 15-16 dersin 8’e, 10’uncu sınıflarda 9’a, 11’inci sınıflarda 9 ve 12’inci sınıflarda ise 7’ye düşeceğini açıkladı. Ayrıca Bakan Selçuk,  2024’te üniversite sınavının değişeceğini de söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı, 2020 yılının Eylül ayından itibaren 9’uncu sınıftan başlayarak uygulanmak üzere yeni ortaöğretim modeli hazırladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 2020 yılının Eylül ayından itibaren 9’uncu sınıftan başlayarak uygulanmak üzere; bütünleşik ve disiplinler üstü ders yapısıyla ders sayısının azaldığı, öğrenmede derinleşmeyi sağlayan, araştırma, uygulama ve deneyim temelli bir programla donatılmış, öğrencileri sınava değil; üniversiteye ve yaşama hazırlayan, etkili kariyer danışmanlığına dayalı bir Ortaöğretim Modeli hazırlandı.

YENİ SİSTEM İÇİN ÖĞRETMEN EĞİTİMLERİNE BAŞLANDI

Uzun vadeli bir eğitim modeli üzerinde çalıştıklarını belirten Bakan Ziya Selçuk, “ Biz bu sistemi kurarken şöyle bir karar varmıştık; sistemlerin birbiri ile bağlantısını dikkate almadan herhangi bir değişiklik yapılmayacak, bu değişikliklerin yeri ve zamanı dikkate alınacak. Her zaman söylüyoruz, biz acele etmiyoruz. Bundan dolayı eğer kendi işlemlerimizi yürütürken acele edersek, fizibilite raporlarını dikkate almaksızın bir genellemeyle yola çıkarsak elbette bir takım sıkıntılarımız olacak. Öğretmen eğitimlerine çok dikkat ediyoruz. Böyle bir sistemi ortaya koyabilmek temel koşullardan dolayı öğretmene bağlıdır. O yüzden birkaç gün değil, birkaç hafta değil birkaç yıl süren öğretmen eğitimlerinden bahsediyoruz.” dedi.

“SINIF ÖĞRETMENLERİNİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

“Sınıfta öğretmenleri güçlendirmeden bu tasarının hayata geçmesi mümkün değil.” diyen Bakan Selçuk, “Önümüzdeki aylarda bunun detaylarını paylaşacağız. Biz bunu yaparken katılımı çok önemsedik. Çünkü bu tek başına bir akademik tasarı değil. Bu kişisel bakış açısına sahip bir tasarım değil. Yüzlerde öğrencinin, eğitmenlerin, uzmanların desteğiyle bunları birleştirerek yüksek katılımla bir yere varmaya çalıştık. Sadece benim ve arkadaşlarımın kişisel deneyimleri yetmez. Biz bir deneme tahtasıyla ilgilenmiyoruz. Biz bilimsel metotlarla neyi nasıl yapabilirizin peşindeyiz.” ifadesini kullandı.

“KENDİMİZE ÖĞRENCİLERİN ‘SİZ BİZİ NEYE HAZIRLIYORSUNUZ?’ SORUSUNU SORDUK”

5 milyon lise öğrencisinin kendilerine “Siz bizi neye hazırlıyorsunuz?” sorusuna muhatap olduklarını vurgulayan Bakan Selçuk, “Bizim de sorumuz bu oldu. Biz gençleri neye hazırlıyoruz. Bu sorunun cevabını şimdiden vermek elzem. Bu sorunun cevabını vermezsek zamanın ruhunu elde etmek açısından son derece kritik.” dedi.

Öğrencilerin bu sorusunu öğretmenlere de sorduklarını belirten Bakan Ziya Selçuk, “Biz öğretmenlere de sorduk. Öğrenciler bu kadar yıl içinde öğrendiklerini içselleştiremiyor dediler. Neye hazırlıyoruz sorusu o kadar önemli ki. 2040’lara doğru inanılmaz bir çağ geliyor. Tekillik dediğimiz bir çağ. Beynimize yazılım yüklenmenin mümkün olduğu bir çağa doğru gidiyoruz. Türkiye eğitime sadece sınıflarda yapılan bir iş olarak çerçeveleyemez.” şeklinde aktardı.

“Eğitim ekonominin ve demokrasinin ayrılmaz bir paydasıdır.  Neden dünyadaki gelişmiş dediğimiz ülkelerin okullarında az ders var da bizde çok diye sorduklarında bunun bir cevabı olması gerekiyor.” diyen Bakan Selçuk, “Ders sayılarında azalma olması, çocukların deneyim yaşaması. Atölyelerin gerçekten kullanılması, bunların sayılarının artırılması çok çok önemli. Derslerde disiplinler üstü bir yaklaşımın edinilmesi, bizim bütün derslerimiz belirli bir disiplinde yürüdüğü için bütün bunları parça parça öğrenmek sorunların zihninde bir bütünlük oluşturmuyor. Örneğin göç konusunun ekonomik, sosyolojik bir boyutu var.” dedi.

MEB’in geliştirdiği yeni eğitim sistemine Bakan Selçuk, “9. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 8’e, 10. sınıfta 15-16 olan ders sayısı 9’a, 11. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 9’a 12. sınıfta 12-15 olan ders sayısı 7’ye düşürülmüştür.” ifadesini kullandı.

Akademik Gelişim Programı(AGEP) adıyla bütüncül bir yapıya kavuşturulan akademik dersler Anadolu Liseleri için 9-11. sınıflarda 35, 12.sınıflarda ise 24 ders saati olarak planlandığını belirten Bakan Selçuk, “Neden azaltıyoruz? Bir çocuğun 15 dersi anlaması ve içselleştirmesi mümkün olmuyor. Bizim çocuklarımızın de derinleşmeye ihtiyaçları var. Böyle bakınca paydaşların bir diğeri anne ve babalar çocuklar yaşamları boyunca soru çözüyor ama hayatlarında bir sorunla karşılaşınca afallıyorlar. Soru çözmek ayrı bir şey, sorun çözmek ayrı bir şey. Asıl olan şu; bu çocuklar, bu soruları çözerken gerçekten neyi ne şekilde çözüp yol aldıklarını, niçin o şekilde davrandıklarını anlamakta zorlanabilirler ki şu andaki durumda bu. Soru çözmekle sorun çözmeyi ayırt etmeliyiz.” dedi.

MEB’İN HAZIRLADIĞI YENİ EĞİTİM SİSTEMİN DİĞER DETALARI ŞU ŞEKİLDE;
HEY SİSTEMİ

Çocukların hayal edebilmesi için, hayatta toplumsal fayda çalışmalarına katılabilmesi için bir, çok fırsat var. Kısaltması; HEY (Hayal-Etkinlik-Yaşam). İlkokul ve ortaokulda tasarım atölyeleriyle yapamaya çalıştığımız çocuğun birçok denemeyi spor, drama, spor atölyelerinde binlerce kez denediği bazı süreçleri lisede devamı olarak zenginleştirmeyi hedefliyoruz.

Haftalık 5 saatlik zaman dilimleri planlanmıştır. Bu zamanlarda öğrencilerin tasarım ve uygulama becerilerini geliştirecek etkinlikler yapmaları ve toplumsal fayda çalışmalarıyla yaşamla ilişki kurmaları hedeflenmiştir. Bu amaçla, 9-11. sınıflarda Haziran ayları ağırlıklı olarak portfolyo, sunum ve değerlendirme çalışmalarına ayrılmıştır. Buradaki amaç öğrencilerin sadece akademik değil sosyal ve duygusal becerilerinin en üst düzeyde gelişiminin sağlanması yoluyla dengeli bir eğitim sisteminin oluşturulmasıdır.

Bu çerçevede, lisenin ilk üç yılında haftalık okul zamanı; 35 saati AGEP, 5 saati HEY olmak üzere toplam 40 saat olarak planlanmıştır.

Esnek bir model lazım. Çocuk 11. sınıfta bile farklı bir alana yönelmekle ilgili bir seçeneğe sahip olmalı. Çocuk için dersler kişiselleştirilebilmeli. Çocuğun ilgi alanlarını ölçmeliyiz.

KARİYER OFİSLERİ

Öğrencilerin lise dönemi boyunca kendilerini tanımaları ve yaşamın diğer aşamalarını daha etkili yönetmelerini sağlamak üzere her okula Kariyer Ofisleri kurulması yoluna gidilmiştir. Kariyer ofisleriyle öğrencilerin, tüm alanlardan seçecekleri dersler aracılığıyla daha dengeli bir müfredat içinde kendilerini yetiştirmeleri hedeflenmektedir. Başta sertifika programları olmak üzere öğrencilerin okul içi ve okul dışında edinmeleri gereken beceri alanları müfredat içine alınarak okul zaman planlamasına dahil edilmiştir.

Hemen tüm aşamalarda esnekliğe dayalı bir sistem olarak kurgulanan lise modeli, öğrencilere oldukça farklı başarı imkânları sunmaktadır. Bu yönüyle lise modelinin, ortaöğretim düzeyinde yaşanan başarı farklarını azaltması ve eğitime yapılan yatırımların toplumsal ve ekonomik sistemimizde beklenen sıçramayı sağlaması beklenmektedir.

Beklentilere baktığımda hemen isteniyor ki hemen birkaç ayda sistem değişsin. Bu bir kağıt üretmek gibi bir şey değil .Bizim 300 yıllık bir marif davamız var arkadaşlar. Neden sık değişiyor bu sistem sorularıyla sık muhatap oluyoruz. Önemli olan değiştirmek değil, önemli olan ne yaptığını bilmek. bizim yapmak istediğimiz şey bütünsel bir fotoğraf vermek. Bunun için biraz zamana ihtiyacımız var. Üç yıllık bir takvim belirledik.

Bu değişim için bizim bir takım temel kavramlara ihtiyacımız var. Bizim en temeldeki bir problemimiz var. Bilgi ile iletişimimizde bir sorun var. Bu sebeple çocukların sistem kavramıyla ilgilenmesini önemsiyoruz. Çocuğun eşyalara bir bütün olarak bakmasını kolaylaştıran bir şey. Bir çocuğa inekten bahsederken bu da bir sistemdir demek gerekir. Çocuğun etrafında gördüğü her şeyi sistemle ilişki kurması lazım. Bir diğer önemli şey, bilgi kuramı. neden önemli bilgi kuramı?

11 ve 12. sınıflarda zorunlu hale gelen Bilgi Kuramı dersiyle birlikte öğrencilerin bilginin doğası üzerine yoğunlaşmaları sağlanarak, bilgilerin nasıl elde edildiğinin sorgulandığı, doğruluğunun kanıt temelli gerekçelendirildiği becerilerin kazandırılması hedeflenmektedir. Tüm akademik derslerin de Bilgi Kuramıyla ilişkilendirilmesi ve sorgu temelli bir bakış açısının edinilmesi amaçlanmıştır.

Bizim bilgi ile ilişkimizi yenilememiz lazım. Biz ne sorusuyla çok ilgileniyoruz. Çocuk bunu sınavda tekrar edince başarılı sayılıyor. Muvaffakiyet ile başarı farklı bir şey.

Lisenin 12. sınıfı ise öğrencilerin bir anlamda tercihlerini, planladıkları kariyerlerine uygun ders seçimiyle yapacakları bir sınıf düzeyi olarak düşünülmüştür. Üniversite öncesinde öğrenciler, seçecekleri disiplinlerüstü kariyer dersleriyle hem bir üst eğitim kademesine daha kararlı bir seçim yaparak geçecek hem de ilgi ve yetenekleri temelinde iş dünyasıyla buluşmaya hazırlanacaklardır. Bu amaçla 12. sınıfta haftalık çizelge; akademik ders saatleri 24, proje ve sertifika çalışmaları 6, destek ve rehberlik çalışmaları da 10 olmak üzere toplam 40 saat olarak planlanmıştır.

Danıştay, Ensar Vakfı’nın MEB’deki faaliyetlerini durdurdu

 

Biz bu programı yaparken ortaöğretime 1-8’ de hazırladık. Onun da zamanı geliyor. Bütün bu eğitim sisteminin kademelerinin birbiriyle ilişkilendirilmesi gerekiyor ki yaptığımız şey de o. Çocuğun toplumla ilişkisini kuruyoruz.

 

DERS SEÇME ROBOTU GELİŞTİRDİK

 

Müfredat geliştirme çalışmalarının tamamlanması, öğretmen eğitimi ve materyal geliştirme çalışmalarının istenen düzeyde yapılabilmesi ve okullarımızın sözü edilen lise modeline daha üst düzeyde hazırlanmaları açısından uygulamaya 2020-2021 Öğretim yılında 9. sınıfı okuyacak öğrencilerle başlanarak kademeli olarak ilerlenmesi yoluna gidilmiştir. Lise modelinin aşamalı gelişimiyle eş zamanlı olarak 2024 yılında uygulanmak üzere yükseköğretime geçişte de gerekli değişiklikler yapılarak sınavla lise yaşamının üst düzeyde uyumu sağlanacaktır.

 

Bizim öğrencilerimiz liseye başladığında belirli bir kural vardı, mümkün olduğunda biz sürpriz yapmayacağız, oyunun kuralını mümkün olduğunca değiştirmeyeceğiz. Durup dururken bir belirsizlik olası söz konusu olmayacak. Dolayısıyla şu andaki öğrencilerimiz için de benzer bir durum söz konusu. Belki şöyle bir müjde verilebilir; ne yapılabilir önümüzdeki öğretim yılında 12. sınıfta olan gençlerimiz için o senenin rahatlatılması, ilgi ve yeteneklere eğilmek ve şikayetleri baz alan, rahatlatmak için bir hazırlık var.

9’UNCU SINIF ENVANTERLERİNİN ÜRETİLMESİNE DE BAŞLADIK

Mutlu Çocuklar Güçlü Türkiye hedefiyle yola çıktığımız 2023 Eğitim Vizyonumuz çerçevesinde, toplumsal özlemlerimizi yansıtan ve lisedeki yaşamı önemli ölçüde değiştirmesi hedeflenen lise modelimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milli mücadeleyi başlattığı Milli iradenin 100. Yılında, geleceğimiz ve ümidimiz olan gençlerimizle paylaşmanın heyecanını yaşıyoruz.

Genel

Öğretmenin gündemi geçim derdi

24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi yapılan anketler eğitimcilerin geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya çıkardı. Eğitim-İş’in yaptığı araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 63’ü gıda ihtiyacını bile karşılayamaz hale geldi. Öğretmenlerin yüzde 22’si her ay birilerinden borç alarak ancak geçinebilirken ek iş yapan öğretmenlerin oranı ise yüzde 26.

BOLD – Eğitim-İş, 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi öğretmenler ile yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 5 bin 514 öğretmen ile çevrimiçi görüşmeler yoluyla yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 63’ü çocuklarının gıda ihtiyaçlarını, yüzde 73’ü kıyafet ihtiyaçlarını, yüzde 47’si ise eğitim ihtiyaçlarını rahat karşılayamıyor.

ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR

Cumhuriyet’in haberine göre, öğretmenlerin yüzde 96’sı son bir yılda yaşanan fiyat artışlarının bütçesini daha fazla etkilediğini; yüzde 61’i ise gelirlerinin yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını ifade ediyor. Çok sayıda öğretmenin de kredi borcu var. Buna göre, öğretmenlerin yüzde 44’ü ev kredisi, yüzde 30’u araç kredisi, yüzde 25’i ise çocuklarının eğitimi için çektiği kredileri ödüyor. Öğretmenlerin yüzde 26’sı ek iş yapıyor; yüzde 29’u esnafa olan borcunu, yüzde 35’i ise şahıslara olan nakit borcunu ödemeye çalışıyor; yüzde 37’si de kredi kartlarının sadece asgari ödemesini yapabiliyor. Öğretmenlerin yüzde 3’ünün maaşında icra var, yüzde 8’inin maaşına en az bir kez icra gelmiş ve yüzde 46’sı annesi, babası ya da arkadaşlarından yardım alarak ancak geçinebiliyor. Her ay borç alan öğretmenlerin oranı ise yüzde 22. Geçim sıkıntısındaki öğretmenlerin yüzde 92’si her gün bir gazete, yüzde 62’si her ay bir kitap bile alamıyor.

EĞİTİMDEN ÖĞRETMENLER DE ŞİKAYETÇİ

Siyasi baskı da öğretmenleri etkiliyor. Öğretmenlerin yüzde 46’sı görevden alınma korkusu yaşadığını söylüyor; yüzde 83’ü ise yönetici olmak için mutlaka torpile ihtiyaç olduğuna emin. Öğretmenlerin yüzde 48’i de yöneticiler tarafından öğretmenlere siyasi baskı yapıldığını ifade ediyor. Öğretmenlere göre devlet okullarındaki eğitimin niteliği de gün geçtikçe düşüyor. Öğretmenlerin yüzde 83’ü kalitenin düştüğünü belirtiyor. Öğretmenlerin yüzde 80’i, MEB’i Covid-19 sürecinde başarısız buluyor ve uzaktan eğitimin başarılı olmadığını kaydediyor.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL

Araştırma acı bir tabloyu daha gözler önüne serdi. Öğretmenlerin yüzde 93’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini yitirdiğini belirtiyor. Daha fazla para kazanabileceği iş bulması halinde öğretmenliği bırakacağını söyleyen öğretmenlerin oranı da yüzde 43. Büyük bölümü borç içinde olan öğretmenlerin yüzde 86’sı, çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor.

EĞİTİM-İŞ BAŞKANI: ÖĞRETMENLER ÇARESİZLİK ÇUKURUNDA

Araştırma sonuçlarını yorumlayan Eğitim-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, “Geleceğin mimarı olan öğretmenlerimizin nasıl bir çaresizlik çukuruna itildiği görülmekte. Bu yılki araştırmamızda en dikkat çekici veriler, geçim sıkıntısına ilişkin. Öğretmenlerin hepsinin borç batağında olduğu, bu borçlar yüzünden yarısından fazlasının psikolojisinin bozulduğu, kendi çocuklarının ihtiyaçlarını bile giderecek kadar ücret verilmediği bir ortamda eğitim ne kadar sağlıklı olabilir? Öğretmenler hamaset değil adalet istiyor” dedi.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL!

Eğitim Sen’in 4 bin 565 öğretmenin katılımıyla yaptığı “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi”nin sonuçlarına göre ise öğretmenlerin yüzde 60’ı aldığı maaşı işinin karşılığı olarak yeterli bulmuyor. Daha iyi bir iş teklifi alması halinde öğretmenliği bırakmayı düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 70. İşyerinde kendini değerli hissetmeyen öğretmenlerin oranı yüzde 56, güvende hissetmeyenlerin oranı ise yüzde 70 oldu.

Eğitimde pandemi yönetimini yeterli bulmadığı ortaya çıkan öğretmenlerin yüzde 70’i okulların hijyen ve temizlik açısından gerekli koşullara sahip olmadığını belirtti. Okullarda ‘maske, mesafe, temizlik’ şartlarının hayata geçirildiğini düşünüyor musunuz” sorusuna katılımcıların yaklaşık yüzde 69’u “hayır” yanıtı verdi.

Öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının icraatlarından da memnun değil. Katılımcıların yüzde 94.5’i “Millli Eğitim Bakanlığı’nın sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna “hayır” dedi.

 

Okumaya devam et

Genel

Enes Kanter evine döndü, yeni adresi; Portland

Tüm dünyada basketbolseverlerin yakından takip ettiği NBA’de sezonun yaklaşmasıyla birlikte takımlar arasında takaslar hız kazandı. NBA’deki başarılı temsilcimiz Enes Kanter, gerçekleşen 3’lü takasla, Portland Trail Blazers’a geri döndü.

MUHAMMET ALİ TOKSOY

BOLD- Bu sezon Boston Celtics forması giyen Enes Kanter, Memphis Grizzlies, Portland Trail Blazers ve Boston Celtics arasında gerçekleşen takas sonrasında, 2018-2019 sezonunda 23 maç forma giydiği takımı Portland Trail Blazers’a geri döndü. Gerçekleşen bu takasın ardından, Portland Enes kanter’i kadrosuna katarken, Mario Hezonjia ve Desmond Bane’de Memphis’in yolunu tuttu. Boston Celtics’de, Memphis’ten 1.tur draft hakkını aldı.

11 NUMARALI FORMAYI EMEKLİ EDİN

Enes Kanter gerçekleşen takasın ardından, Twitter hesabından Boston celtics’e teşekkür etti. Celtics organizasyonunda yer almanın kendisi için büyük bir lütuf olduğunu söyleyen temsilcimiz, bu takım, bu eyalet; saha içinde ve saha dışında, beni daha iyi bir oyuncu daha iyi bir insan yaptı. NBA yıldızımız twitini ’11 numaralı formayı emekli etmeyi unutmayın’ esprisiyle bitirdi.

“EVİM EVİM, GÜZEL EVİM”

Enes Kanter önümüzdeki sezon forma giyeceği eski takımına da sosyal medyadan mesaj göndermeyi ihmal etmedi. İlk olarak ev emojisi atan Kanter, sonrasında ise ‘Evim evim, güzel evim’ twitini paylaştı.

YARIM KALAN HİKÂYE DEVAM EDECEK

Enes Kanter, 2018-2019 sezonunun ikinci bölümünde New York Knicks’ten Portland Trail Blazers’a geçmiş, Yusuf Nurkiç’in sakatlanmasıyla ilk beşte maçlara çıkmaya başlamıştı. Nurkiç’in sakatlanmasıyla Play Off’larda hiç şans verilmeyen Portland Trail Blazers, ilk turda Westbrook’lu Oklahoma’yı, ikinci turda ise Jokic’li Denver Nuggets’ı eleyerek Batı Konferansı Finaline çıkarak otoriteleri şaşkına çevirmişti. Enes Kanter oruçlu çıktığı bu maçlarda harika performans sergilemiş, Oklahoma karşısında Steven Adams’a, Denver karşısında Jokic’e üstünlük sağlamıştı.

NBA TARİHİNİN İLK TÜRKÇE ANONSU

Enes Kanter, Portland’da 23 maç oynamış, 13 sayı ve 8.6 ribaund ortalamasıyla başarılı bir performans sergilemişti. Seyirciler ve arkadaşları tarafından çok sevilen Enes Kanter için takım organizasyonu, ilk beş çıktığı maçlarda Türkçe anons yapmıştı. NBA tarihinde ilk kez, maçların öncesinde yapılan seromonilerde bir oyuncu için Türkçe anons yapılmıştı.

Okumaya devam et

Genel

Kılıçdaroğlu: Ekonomi pik değil dip yaptı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında AKP’ye ekonomi üzerinden yüklendi. Vatandaşın gerçeğiyle AKP’nin açıklamalarının örtüşmediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomide ve yargıda reform çıkışını sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu “Ekonomide reform yapacağız. Ne demek bu? Tefecilere selam göndermek. Zamları yapacağız, millet önceden hazırlıklı olsun demek” dedi.

Faiz ve merkez bankası politikasını da eleştiren CHP lideri, “Erdoğan, ‘faizin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti bu konuda mücadelemizi zora sokuyor’ diyor. Ya arkadaş sen demiyor muydun faiz düşerse enflasyon düşer, faiz düşerse dolar düşer, faiz düşerse fiyatlar düşer diyen sen değil miydin? Londra’daki bir avuç tefecinin önünde diz çökmek demektir bu. Bunu yapacaksınız siz” ifadelerini kullandı.

“ACI REÇETE” TARTIŞMASI

“İktidar çözemiyor. Sorunların altına yığılıp kaldılar” diyen Kılıçdaroğlu, hükumetin ekonomi açıklamalarıyla, vatandaşın gerçeğinin bir birine uymadığını vurguladı. Erdoğan’ın bir biriyle çelişen sözlerine gönderme yapan CHP lideri, “Daha 15 gün önce ekonomi pik yapıyor diyenler 15 gün sonra millete acı reçeteyi vereceğiz diyenler bunlar değil mi? Ekonomi pik yapıyor lafı bazıları için doğru. Dolarla ihale alanlar için ekonomi pik yapıyor. Dolarla devlete borç verenler için de ekonomi pik yapmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu vatandaşın durumuna da dikkat çekerek “Buradan AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Yerli ve milli olanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla borçlanma konusunda hazine tahvili çıkarırlar mı? Sen kendi parana güvenmiyorsun, kendi vatandaşına bana dolar üzerinden borç ver diyorsun. Sarayın bekçiliğini yapan için de bu sözüm geçerli. Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Servete servet katıyorlar. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” diye seslendi.

KILIÇDAROĞLU: AYRANI YOK İÇMEYE…

Saray’da israf harcamalarının devam ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu “Bir uçak Erdoğan için, bir başka uçak Bahçeli için, bir başka uçak bakanlar ve heyetler için, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu için ayrı bir uçak, iki uçak da korumalar… ‘Ayranı yok içmeye’ diye bir atasözü var ya bizde…” diyerek Kuzey Kıbrıs ziyaretini de eleştirdi.

AKP’YE SAMİMİYET ELEŞTİRİSİ

Erdoğan’ın gündeme getirdiği bir başka konu ise yargı reformuydu. AKP’yi samimi olmamakla suçlayan Kılıçdaroğlu “Hukukta reform yapma konusunda Erdoğan ne kadar samimi? Adalet kurumuna güven kalmadığını o da görüyor. Adalet kurumunda çalışıp adalet dağıtan hakimler de görüyor. Onlar da ifade ediyorlar zaten. Hakimlerin savcıların belli odaklardan talimat almadan karar vermedikleri o da biliyor, biz de biliyoruz, dünya da biliyor. Adalet Bakanı, o da konuşmuş, ‘Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’. Günaydın beyefendi. Bu konuda adım atacak kim, sizsiniz kardeşim” dedi.

“Anayasa mahkemesi kararlarını uygulamayarak devlet krizine yol açan yargıçları ne yapacaksınız?” diyen Kılıçdaroğlu “ Birisini terfi ettiler, yargıtay üyesi yaptılar. O da dahil. Eğer sen hukukta reform yapacağım diye samimiysen. Bu iki hakim için gerekeni yapacaksın” ifadesini kullandı.

Okumaya devam et

Popular