Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Muhammed Koşar hapse girmesin

2 yaşından beri koltuk değneğiyle yürüyebilen Muhammed Koşar’a savunması alınmadan Bank Asya’da hesabı var diye hapis cezası verildi. Sıkma börek kulübesiyle ailesini geçindiren Koşar, üç çocuğunu bırakıp hapishaneye girecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, dün gece sosyal medya hesabından Malcolm X’in meşhur bir sözünü paylaşarak adaletin peşinde olduğunu duyurdu. Oysa bakanlığı dönemi adaletsizlikten en çok şikayet edilen dönem oldu.

2 yaşındayken çocuk felci geçiren ve o günden beri koltuk değneği kullanan sınıf öğretmeni Muhammed Koşar (46), Bank Asya hesabı ve dernek üyeliği gerekçe gösterilerek, savunma dahi yapamadan 1 yıl 13 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf Mahkemesi’ne savunmasını sunmasına, Bank Asya ile davalık olduğunu, hesap hareketlerindeki değişikliklerin miras paylaşımından kaynaklandığını ifade etmesine rağmen de sonuç değişmedi.

 

Üç çocuk babası Koşar, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘terör örgütüne yardım’dan verdiği ceza, 15 Mayıs 2019’da onayladığı için bir-iki hafta içinde cezaevine girecek. Hapse gireceğini, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun duyurduğu  Koşar, 1 Eylül 2016’da 672 sayılı KHK ile ihraç edilmişti.

2010 yılında aldığı konut kredisinin dosya masrafı nedeniyle Bank Asya’yı dava eden Koşar, “2013 yılında banka ile karşılıklı davalık olduk. Destek verdiğim bir bankayı mahkemeye vermem veya beni mahkemeye veren bankayı desteklemem söz konusu olamaz” dedi.

EVİME YAKIN DİYE BANK ASYA’DA HESAP AÇTIM

Bank Asya’dan kredi çekme sebebinin bankanın eviyle okulu arasında olduğu için tercih ettiğini ifade eden Koşar şöyle devam etti: “Hem evime yakın diye, okulum ile ev arasında olması, bana kolaylık sağlaması, faizsiz olması, EFT, havale ücreti almaması gibi nedenlerle Bank Asya’da hesap açtım.”

Mahkeme kararında Koşar’ın Bank Asya’ya talimatla para yatırdığı da iddia ediliyor. Bunun doğru olmadığını ifade eden Koşar, “Talimatla hareket etsem mahkemece belirtilen talimat tarihi olan 15.01.2014 değil de 3,5 ay sonra yatırayım! İlk duruşmadan sonra banka için bilirkişi istemişlerdi. Bilirkişi 2013 Aralık’tan itibaren hesabımı inceleyerek raporu hazırlamış. Oysa çok önceden açtırdığım bir hesaptı. 1999’dan beri kullanıyordum. Döviz altın alıp satıyordum, 2010’da konut kredisi çektim, 2015’te Mayıs’ta bitti. Bunlarla ilgili savunma dahi yapmadım.” dedi.

MİRAS PARASI ÖRGÜTE YARDIM SAYILDI

2014 Mart ayının sonunda hesabındaki para artışının miras paylaşımıyla ilgili olduğunu belirten Koşar, “2012 yılında babamı kaybettik. Babamdan kalan bir ev vardı. O ev satıldı ve benim payıma 9 bin 500 TL düştü. Abim 25 Mart 2014’te o parayı hesabıma yatırdı. Ben de daha önceleri rutin olarak yaptığım gibi paramın değerlenmesi adına 26 Mart 2014’te vadeli hesaba yatırmamdan ibarettir. Daha sonra da maaşım artmış, haliyle azar azar da olsa birikim yapmaya başlamıştım. Birikim yapmış olduğum bu paralarla da 2015 Mart ayında otomobil siparişi verdim ve belli aralıklarla çekip 8 Mayıs 2015’te son taksidimi ödedim. Aynı işlemlerime bankaya TMSF el koyduktan sonra bile devam ettim. Hesabı kapatmadım. 15 Temmuz’dan sonra dahi hesabımın açıktı. Amacım bankaya destek olsa TMSF el koyduktan sonra hesabımı kapatırdım” ifadelerini kullandı.

19 YILLIK SINIF ÖĞRETMENİ

En son Adana Seyhan Atatürk İlkokulu’nda görev yapan Muhammed Koşar 19 yıllık sınıf öğretmeni. Evli ve 3 çocuğu var. En büyük kızı Betül 18, Azra 14, Fatih Burak 8 yaşında.

15 TEMMUZ’DA ANDIRIN’DA YAYLADAYDIM

15 Temmuz’da Andırın’da bir yaylada olduğunu söyleyen Koşar, “Olaylardan haberimiz yok, tv, radyo yok. Sela okununca haberimiz oldu. Birkaç gün sonra açığa alındık. Ben tebligatı alıp tekrar yaylaya çıktım. Bir hafta sonra dilekçe veririm diye Adana merkezdeki evime gittim. Kapı açılmadı, polis gelmiş, arama yapmışlar, sonra da anahtarı değiştirmişler, ben çilingir çağırdım. Evime öyle girdim.” dedi.

Neden arama yaptıklarını öğrenmek için Adana KOM’a giden Koşar, burada gözaltına alındı ve Diyarbakır KOM’a götürüldü. İki gün nezarette kaldıktan sonra yargılaması devam etmek üzere Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı. İlk mahkemesine SEGBİS ile bağlanan Koşar, ikinci mahkemesinde ceza aldı: “İkinci mahkemenin de öyle olacağını zannettim. 10 Temmuz 2018’de 9.30’da Diyarbakır’da görülecek duruşmaya yetişmem imkansızdı. Savunma yapamadan ceza verdiler.”

MAHKEME KAPISI NEDİR BİLMİYORDUK

Ceza beş yıldan az olduğu için direkt cezaevine gireceğini ifade eden Koşar:

“Hafta içi muhtemelen tebligat gelir. Mahkeme kapısı nedir bilmiyorduk, yeni yeni öğreniyoruz. 3 çocuğum var, eşim ev hanımı, küçük bir kira gelirimiz, sağdan soldan yardımlarla geçiniyoruz. Bir mahalle arasında eşimle sıkma börek yapıp satıyorduk. Şimdi ben de gidersem hanım tek kalacak. Çocuklarımın üçü de okuyor. Biri üniversiteye hazırlanıyor lise sonda, diğeri lise sınavına hazırlanıyor. En küçüğü ikinci sınıfa gidiyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

GÜNÜM DOLMASINA RAĞMEN İHRAÇ OLDUĞUM İÇİN EMEKLİ EDİLMEDİM

Muhammed Koşar, emekliliği konusunda da bir hak ihlali ile karşı karşıya:

“Günüm dolmasına rağmen ihraç edildiğim için (dilekçe verdiğim tarihte iştirakçi olmadığım gerekçesiyle) emekliliğim SGK tarafından reddedildi. Mahkemeye başvurdum. İdare Mahkemesi beni haklı buldu, fakat SGK üst mahkemeye itiraz etti. Nasıl sonuçlanır bilemiyorum. Yani engellilere sıkıntı çıkarıyorlar. Sağlam insanlar günü dolduysa rahatça emekli olabiliyor. Engelliler, engel derecesine göre daha kısa sürede emekli oluyor. 15-18 yıl arasında. Fakat ihraç olduğumuz için sağlam insan kriterlerine göre işlem yapıyorlar. Ya 25 yılını ya da yaşını (en az 60) dolduracaksın diyorlar.”

 

 

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Yurt: Yaşamımdan endişeliyim

Komşularına mukabele okuduğu ve dini sohbet yaptığı için tutuklanan 63 yaşındaki Fatma Yurt, cezaevinde hastalandığını ve hayatından endişelendiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Gözaltına alınmadan önce belini ve kolunu sakatlayan hasta tutuklu Fatma Yurt, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde zor günler geçiriyor. Astım bronşit, ülseratif kolit hastası olan, bel ve boyun fıtığı ilaçları kullanan Yurt, geçirdiği kaza nedeniyle çatlayan kolunun 3,5 ay geçmesine rağmen koğuş şartlarından dolayı iyileşmediğini ifade etti. Soğuk bir koğuşta, yerde yatmak zorunda kalan Yurt, cezaevinde hastalıklarının arttığını belirtti.

“HALİMİ, MUHTAÇLIĞIMI ANLATMAYA KARAR VERDİM”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek sesinin duyulmasını isteyen Yurt, “Size yazmaya ve halimi, muhtaçlığımı anlatmaya karar verdim. Sesimi duyacağınızı ve bana yardımcı olacağınız inancı ile size yazıyorum. Annenizle veyahut babaannenizle ilgileniyor gibi düşünürseniz beni çok mutlu edersiniz” dedi. Gergerlioğlu’na iki kez mektup gönderen Yurt ilk mektubunda hastalıklarını, ikincisinde ise dosyasındaki ‘gücüne giden, canını yakan’ iddiaları anlattı.

“OĞLUMU DİKİŞ DİKEREK OKUTTUM”

10 Mart 2020’de İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Fatma Yurt, 2 gün İstanbul’da, 1 gün de Manisa Çocuk Şube’de gözaltına tutukladıktan sonra 13 Mart 2020’de tutuklanıp Manisa E Tipi Cezaevine gönderildi. Bir çocuk sahibi Fatma Yurt, mektubunda kendisini ilkokul mezunu bir kadın, oğlunu dikiş dikerek okutmuş bir anne, yatalak annesine bakmış bir evlat olarak tanıtıyor. Hapse gönderilmeden önce oğlu ve gelini ile yaşadığını ve torununa baktığını ifade ediyor.

“BU HASTALIKTAN AİLEMDE ÖLÜMLER OLDU”

Doktora gidemeden alındığını söyleyen Fatma Yurt, “Koğuş çok soğuk olduğu için astım bronşitim arttı. Yerde yatmaktan dolayı belimdeki ağrı arttı. Ayrıca ileri derecede ülseratif kolit hastalığım var. Ailemde bu hastalıktan dolayı ölümler olduğu için ağır risk grubundayım. Maalesef cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım artıyor” dedi.

“KARANTİNA NEDENİYLE HASTANEYE GİDEMİYORUM”

Koronavirüs salgını cezaevindeki hastaların hayatını daha da zorlaştırdı. Bazı cezaevleri doktor randevularını iptal etti, bazı tutuklular da hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalma zorunluluğu olduğu için kendileri hastaneye gitmek istemedi. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderdiğini söyleyen Fatma Yurt, “Hastaneye gidersem tekrar 14 gün tek başıma karantina mecburiyeti olduğu için gidemiyorum. Yaşamımdan ciddi endişeliyim” diye yazdı.

“ÇOK SOĞUK ORTAMDA YERDE YATTIM”

Fatma Yurt, hapse girdiğinde 14 gün tek başına kaldığını ve çok zor şartlarla karşılaştığını söylüyor: “Tabanı muşamba kaplı sıcak suyu olmayan, çok soğuk ortamda yer yatağında yattım. Bir hafta imkan oluşturulmadığı için sıcak çay bile içemedim. Kronik hastalıklarımdan dolayı yemeklerin çoğunu geri gönderdim.”

İLK MAHKEMESİ 10 TEMMUZ’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Fatma Yurt’un ilk mahkemesi 10 Temmuz 2020’de Manisa’da görülecek. Fatma Yurt, iddianamesinde ne olduğunu soran Gergerlioğlu’na ikinci mektubunda şöyle cevap veriyor:

“MUKABELE OKUYAN HALKTAN BİRİYDİM”

“Maalesef iddianamemde itirafçı denilen ama yaptıkları şeyden dolayı iftiracı ifadesi daha uygun olan insanların ifadelerinden başka bir şey bulunmuyor. Ülkemizde birçok insanın da olduğu gibi mazbut bir ailenin Kuran Kursu eğitimi almış ve bildiklerini konu komşu ile doğal olarak paylaşan, sesim uygun olduğu için Ramazan’da mukabele ve mevlüt okuyan halktan biriydim. Maalesef iftiracı insanlar sohbet hocası ifadesini kullanmış. Bu ifadeler ile terörist olduğum iddia edilmekte maalesef. İmanıyla, ülke sevdasıyla yaşamış ve yaşayan bir insan olarak bu ifadelerle anılmak çok gücüme gidiyor, çok canımı yakıyor. Hayatımda hiçbir derneğe üye olmadım. Hiçbir sebeple okul-dershane-yurt denilen yerlerle bir irtibatım olmadı. Sigortam da yok. Bylock denilen medya aracılığıyla herkes ile beraber duydum. Yaşım itibariyle teknoloji ile ilgili bilgim olmadığı için nasıl bir şey olduğunu bile kestiremiyorum maalesef. Hac parası için Bank Asya’da hesap açtırdım.”

EVİNE TEDBİR KONULDU

Ailesinin verdiği bilgiye göre Fatma Yurt’un babasından kalan Manisa’daki 80 metrekarelik evine de tedbir konuldu.

FATMA YURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi de tutuklu hapisteki babanın feryadı: Yarın geç olabilir

Dokuz ay önce tutuklanan öğretmen Hüseyin Kaya, anneleri de tutuklu iki küçük kızının yaşadığı travmaları anlattı ve yardım istedi: “Feryadımızı paslanan gönüllere duyurun, yarın geç olabilir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babaları birlikte tutuklanan çocukların yaşadığı travmaların boyutu gün geçtikçe büyüyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 ay önce tutuklanan Hüseyin Kaya İzmir Buca Kırıklar Cezaevine, eşi Hilal Kaya Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Sümeyye (5,5) ve Sarenur (1,5) adlı iki küçük kızları ise Şanlıurfa’da yaşayan 70 yaşındaki babaannelerinin yanında kaldı.

Yol uzun, maddi imkan yeterli olmayınca çocuklarını göremeyen Hüseyin Kaya, koronavirüs salgını başlamadan önce Mart 2020’de kızlarıyla yaptığı son görüş gününü ve sonrasında yaşadığı acıyı kaleme döktü. Büyük kızının terk edilme korkusu yaşadığını söyledi, küçük kızının ise kendisini artık tanımadığını, her gördüğünü anne, babası zannettiğini belirtti.

“AĞLAYARAK KAÇIYOR BENDEN”

Hüseyin Kaya’nın, kızları Sümeyye ve Sarenur ile yaptığı en son görüş günü. 3 Mart 2020, İzmir Buca Kırıklar Cezaevi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek derdine çare arayan Kaya, “Büyük kızım terk edilme korkusuyla asi söz dinlemez olmuş maalesef. Küçük kızım her gördüğüne anne-baba demekte. En acısı bu ay görüşüme geldi. Kucağıma alıyorum, ağlayarak kaçıyor benden. Bıraktığımda benden ayrılmayan, her dışarı çıktığımda kağıda dakikalarca ağlayan kızım beni tanımıyor. Annelerini de görmeye gittiler, aynı şeyi anneleri de yaşamış.” dedi.

“FERYADIMIZI PASLANMIŞ GÖNÜLLERE DUYURUN”

“Ne olur yavrularımın sesini duyun. Eşimin sesini duyun. Yarın geç olabilir.” diyen Kaya, “Bir anne babanın en zor imtihanı yavrularının onları tanımaması. Rabbim kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben adam öldürmedim. Vatanıma ihanet etmedim. Tek suçum 2 yıl bir dershanede çalışmak. Kimse feryadımızı duymuyor. Feryadımızı paslanmış gönüllere duyurursanız size çok minnettar olacağım. Kimse toplumun beklentilerini duymuyor. Herkes kendi menfaatlerinin peşine takılmış durumda.” ifadelerini kullandı.

“OKUYABİLMEK İÇİN GÜNDE 120 KM YOL GİDİP GELİYORDUM”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu olan Hüseyin Kaya, mektubunda büyüdüğü köyü ve ne şartlarda ilkokulu ve liseyi tamamladığını da anlattı:

“Ben Urfa’nın ücra bir köyünde ilkokul eğitimimi tamamladım. Sonra imkanlar olmayınca 4 yıl okula gitmedim. Taşımalı eğitim çıkınca okuyayım dedim kendi kendime. Ama yaş ilerlemişti. Okullar kabul etmiyordu. Zorla kendimi taşımalı eğitim yapan bir okula yazdırdım. Gündüzleri gidiş-geliş 120 km okula gider. Geceleri çobanlık yapardım. İki yılım öyle geçti. 7. sınıftan itibaren devletin yatılı okulunda okudum. Eskişehir’de bir lise kazandım. İmkan olmayınca gidemedim. Urfa’da liseyi okudum, çok zor şartlar altında. Baraka evde kaldım. Köyden ekmek gelirse 60 km uzaklıkta, köy postası ile o zaman karnımızı doyururduk. Fırından ekmek alacak gücümüz yoktu.”

“ŞİMDİDEN HAYATA KÜSLER”

Kullanmadığı Bylock programı nedeniyle tutuklu olduklarını ifade eden Hüseyin Kaya (35), 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı özel kurum tarafından da işten atıldığını vurguladı. Kaya, 2012-2014 yılları arasında özel bir dershanede çalıştığı ve orada SGK kaydı bulunduğu için hiçbir kurumun iş başvurusunu kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Hüseyin Kaya’nın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Çocuklar bıraktığımızda böyleydiler. Şimdi hem büyümüş hem de şimdiden hayata küsler.”

HÜSEYİN KAYA’NIN 8 MART 2020’DE YAZDIĞI MEKTUBUN ORİJİNALİ

Sümeyye ve Sarenur Kaya.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

Okumaya devam et

Popular