Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Ekrem İmamoğlu: CNN Türk’ün tutumu tek kelimeyle acizlik

Eski çalışanı Emin Çapa kesin bilgi diyerek CNN Türk’te dün gece olanları anlattı. ‘Süre için reji telefonla aradı, tekrarı da konulmasın talimatı verildi’ diyen Çapa’nın paylaşımını canlı yayında değerlendiren İmamoğlu kanalın tutumuna ‘acizlik’ dedi.

Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programı dün gece İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nu ağırladı. Daha önce gece yarısına kadar süreceği duyurulan program Ekrem İmamoğlu’nun, İBB’deki israfları anlatmaya başladığı sırada sunucu Hakan tarafından sonlandırıldı. Gece kanalda neler olduğunu, bugün kanalın eski çalışanı Emin Çapa sosyal medya hesabından duyurdu.

Çapa’nın kesin bilgi dediği mesajı söyle: Kesin bilgi olarak yazıyorum. Evet Ekrem İmamoğlu yayını bitsin diye reji telefonla arandı. Evet yayının tekrarının konulmaması talimatı verildi. #SüreBitti (Böylece ayrıldığım kanalla ilgili konuşmama kuralımı 15 ay sonra ilk kez yıkmış oldum. Neden? Aşağıda).

TEK KELİMEYLE ACİZLİK
Çapa’nın mesajını gazeteci Ayşenur Aslan, Halk TV ‘de yayınlanan Medya Mahallesi programında konu ettiği Ekrem İmamoğlu’na canlı yayında okudu. Kanalın tutumuna tepki gösteren İmamoğlu ‘yayınlasalar ne olur yayınlamasalar ne olur, yapılan tek kelimeyle acizlik’ dedi.

Genel

Haşim Kılıç: TCK 314 geçmişteki 163’ncü madde gibi sopa olarak kullanılıyor

Haşim Kılıç: “Karar veren hakim gerici-ihanet-hain ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.”

BOLD – Karar Gazetesi Yazarı Taha Akyol’a konuşan Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç, yargıdaki sorunlarla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Kılıç, “Ayrım yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor” dedi.

Başkan olarak görev yaptığı AYM’yi eleştiren Kılıç, “AYM, önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık” ifadelerini kullandı.

İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşandığını ifade eden Kılıç, “Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız” dedi.

Kılıç’ın röportajındaki önemli bölümler şöyle:

AYM eski Başkanı Haşim Kılıç

SİYASET YARGIYI KUŞATIYOR

Siyaset yargıyı nasıl kuşatıyor?

Yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının test edildiği yer kuşkusuz siyasi davalardır. Diğer davalarda sorunlar daha çok teknik içeriklidir. Bunların çözümleri de zor değildir. 12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Türkiye siyasal ve sosyal yönden en ciddi makas değişikliğini yaşamıştır. Asker ve yargı kuşatmasından yorgun düşmüş bir toplumun çağdaş ve demokratik bir dünyada yaşama rüyası yapılan bu değişiklikle gerçek olacaktı. Ne yazık ki bu rüya fazla uzun sürmedi… Siyasi iktidar ayrımı yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor. Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplantı nisabının 367 olması gerektiği yolundaki düşünce AYM’ ne taşındığında dönemin ana muhalefet partisinin genel başkanı “istedikleri gibi karar çıkmaması halinde ülkede kan çıkar” diye adeta yargıyı tehdit etmiştir. Yine AYM’nin internet kanallarının kapatılması hakkında verdiği iptal kararlarına karşı, iktidarın insaf sınırlarını aşan tepkisi hukuk tarihinde yerini almıştır. Bugün sistem değişikliği sonunda yargının karşı karşıya kaldığı yeri savunmak mümkün değil. Güçler birliğini yaşadığımız bir dönemde adli, idari ve mali yargının siyasi kuşatma sonunda işlevsiz hale düşürüldüğü açıktır.

MAZLUMLAR, MAĞDURLAR

2012’ deki konuşmanızda “yeni mazlum ve mağdur yaratmayalım” demiştiniz. Yedi yıl geçti bugün yargıdaki durum ne?

Hak ve özgürlük ihlaline sebep olan her davranış mazlum ve mağdur yaratır. Geçmişte ve günümüzde yasama ve yürütmenin sebep olduğu mağduriyetler, hala devam etmektedir. Siyaset dünyasının neden olduğu bu mağduriyetlere uğrayanların sığınak yeri yargıdır. Eğer yargı da hak ihlallerine sebep olursa hukuk güvenliğini sağlayamazsınız. Hukuk güvenliği ekonominin temelidir. Yatırım da para da bu güvenliğin bulunduğu yere gelir. Ülkemizde an itibariyle hukuk devletinin öngörülebilirlik niteliği sorunludur. Kimlik siyasetinin acımasızca hüküm sürdüğü ülkemizde “adalet ve özgürlük krizi” yaşamaktan toplumun mutluluk endeksi oldukça düşmüştür. Hem geçmişte hem de günümüzde yargının sebep olduğu hak ve özgürlük ihlali sorun olmaya devam ediyor. AYM’ye yapılan bireysel başvuruların yüzde yetmişini adil yargılama konusundaki hak ihlalleri oluşturmaktadır. İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşanmaktadır. Geçmişte TCK 141-142-163-312 maddeleri kullanılırken bugün TCK 299 -314 maddeleri sopa aracı olarak kullanılmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız. Yargının, özgürlüklere ilişkin kararlarında yarattığı sınır sorunlarını evrensel kriterler ışığında çözmesi gerekir. Anayasanın 90 maddesinin son fıkrası bu konuda yargıya büyük inisiyatif sağlamaktadır. Çağdaş yasal düzenlemeler mevcuttur. Sorun maalesef uygulamadadır.

SİYASETSİZ YARGI SINAVI

FETÖ faktörü olmasaydı yargıda seçim sistemi doğru muydu? Bugün seçim kaldırıldı. Siyaset seçim ve atama yapıyor. Durum nedir, nasıl bir düzenleme gerekiyor?

Kırk iki yıl devlette görev yaptım. Çok açık ve net söylüyorum. FETÖ faktörü olmasaydı da yargıda yapılan seçimlerin yol açtığı siyasallaşmayı önlemeniz mümkün değildi. Seçimin önemli bölümü kaldırıldı. Ancak AYM-HSK-YSK gibi çok ama çok önemli kurumlarda atama ve seçimler devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz AYM ve HSK üyelerinin büyük çoğunluğu siyasi bir partinin lideri olan Sayın Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. Böyle bir sistemde bağımsız ve tarafsız bir yargı teşkilatını oluşturamazsınız.

YARGI REFORM PAKETİ

Beştepe’de açıklanan yargı reformu stratejisini bu açıdan nasıl buldunuz?

Yapılan düzenlemeler olumlu ve ihtiyaçları bir ölçüde karşılar nitelikte. Tutukluluk süreleri, seri yargılama usulü, uzlaşma konularının genişletilmesi gibi düzenlemeler oldukça önemli. İfade özgürlüğüne ilişkin bir düzenleme yapılmış ama bunu uygulayacak cesaret sahibi yargı mensuplarına ihtiyaç var.

Mevcut iktidarın yönettiği dönem içinde ilk sırada yer alacak çok önemli bir düzenlemeyi belirtmeden geçemeyeceğim. 2004 yılında Anayasanın 90. Maddesinin sonuna eklenen fıkra, yargı için adeta devrim niteliğinde bir değişikliktir. Hak ve özgürlükleri genişleten bundan daha isabetli bir düzenleme olamaz. Ancak üzülerek belirteyim yargı organlarımız bu maddeyi hayata geçirememiştir. Yeni düzenlemedeki ifade özgürlüğüne ilişkin değişikliği de kararlarına yansıtacaklarından emin değilim. Tekrar ediyorum sorun, uygulama, uygulama ve uygulamada.

AYM DENETİM YAPSAYDI KHK MAĞDURLARI İLE KARŞILAŞMAYACAKTIK

Anayasa “OHAL kararları karşısında iptal davası açılamaz” diyor. AYM de buna göre kendini yetkisiz saydı, denetimsiz bir OHAL yaşadık. Siz AYM incelemeydi diyorsunuz. Açar mısınız?

Bence, AYM, E. 1990/25 K.1991/1-E.1991/6 K:1991/20 ve üçüncü kez E.2003/28 K.2003/42 sayıları ile verdiği kararlarla olayı çözmeye çalışmıştır. AYM, sayılarını belirttiğim kararlarında olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’leri şu yönden incelemeye tabi tutmuştur.

* OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin AYM denetimi dışında tutulan bir nitelik taşıyıp taşımadığı.

* İsmi ‘OHAL kararnamesi’ olsa bile, içeriğinde OHAL’i ilgilendirmeyen bir konunun olup olmadığı.

Bu yönden yapılacak bir denetimin Anayasanın 148. Maddesinde öngörülen “dava açılamaz” yasağını etkisiz hale getirdiği söylenemez. Eğer konu OHAL ile ilgili ise AYM denetimi zaten yapılamayacaktır. Ancak OHAL’le ilgisiz birçok konunun KHK’ye girdiği çok açıktır. Son yıllarda çıkarılan OHAL kararnamelerinin birinde örnek veriyorum; üniversite rektörlerinin seçim usulünü kökten değiştiren bir konunun OHAL durumuyla ne ilgisi vardı. AYM’nin olağanüstü hal KHK’sinin niteliğini hiçbir şekilde incelemeden, isminin OHAL kararnamesi olduğu gerekçesiyle kendini yetkisiz sayması hukuk devleti anlayışı ile asla bağdaşmamaktadır.

AYM önceki kararlarda olduğu gibi bir denetim yapabilseydi bugün tartışılan KHK mağdurları gibi bir sorunla karşılaşmayacaktık. Nitekim bu konuda ortaya çıkan rahatsızlık “personel ihraçlarını” OHAL Komisyonu adı altında bir kurumun incelemesinden geçirilerek yargı yolu açılmaya çalışılmıştır. Esasen OHAL’in yaşandığı süreçte bile, yargı kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı Anayasanın 15. Maddesinde açıkça belirtilmektedir.

HAŞİM KILIÇ KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından 1990 yılında Sayıştay Kontenjanında AYM üyeliğine atandı. 2007 ve 2011 yıllarında iki defa AYM Başkanlığına seçildi, 2015 yılında emekli oldu. Her devirde özgürlükçü karar ve karşıoy yazılarıyla tanındı.

Damadı KHK’lı diye ağır engelli vatandaşın aldığı yardımı kestiler

Okumaya devam et

Genel

Eşinin ve kızının yüzünü erittiği naylon ile yakan cani serbest bırakıldı

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde Ramazan İ., dövdüğü eşinin ve kızının yüzünü erittiği naylon ile yaktı. Komşuların ihbar etmesi üzerine ortaya çıkan olay sonrası Ramazan İ., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

BOLD-Kadına ve çocuğa yönelik şiddettin bir örneği Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde yaşandı. Alınan bilgiye göre, Ramazan İ. isimli bir vatandaşın 20 yaşındaki karsını dövdükten sonra 5 yaşındaki kızıyla birlikte erittiği naylon ile yüzlerini yaktı.

İddialara göre, Alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğu ifade edilen 27 yaşındaki Ramazan İ., eve alkollü geldi. 14 yaşında evlendiği eşi 20 yaşındaki M.İ.’yi önce dövdü, daha sonra yaktığı naylon poşetini, eşinin yüzüne ve ayaklarına damlattı.  Annesinin çığlıklarını duyan N.İ. odaya geldi. Ramazan İ., kızının da anlını eriyen naylon ile yaktı.

Komşular, evden gelen bağırışlar duydu ve polise haber verdi. Olay yerine polis ekipleri geldi. M.İ. ile kızı N.İ.’yi hastaneye götürüldü. Tedavisi yapılan anne ve kızın ifadesi alındı. Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatıyla M.İ. ile kızı H.İ. ve 2 yaşındaki oğlu E.İ. sığınma evine yerleştirildi. Ramazan İ. kısa sürede yakalandı ve gözaltına alındı. Ramazan İ., emniyetteki sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Kocasından şiddet gören M.İ., ailesinin ve kendisinin maddi durumu iyi olmadığı için 6 yıl boyunca şiddete maruz kaldığı ifade etti. 6 yıllık evli olduğunu anlatan M.İ., “Evlendiğim günden beri eşimden şiddet görüyorum. Eşim benim çocuklarımın başına birşey getirmeden, bizi öldürmeden devlet büyüklerim yardım etsin” dedi. “Eşim naylon poşetle yüzümü, ayaklarımı yaktı” diyen M.İ., “Çocuklarımı dövdü. Beni, gözümü yakmakla tehdit etti. Bugüne kadar çocuklarım için katlandım, ancak devlete sığınmak istiyorum” sözleriyle yardım istedi.

Ankara’da korkutan deprem! Başkent 3.4’le sallandı

Okumaya devam et

Genel

Türkiye AİHM’de dünya birincisi oldu; 295 milyon lira tazminat cezası

AİHM, son 16 yılda Türkiye aleyhine 295 milyon TL tazminat cezası verdi. 3 bin 128 karar ile Türkiye en fazla hak ihlal eden ülke oldu.

BOLD – CHP’li Alpay Antmen’in soru önergesine yanıt veren Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından son 16 yılda Türkiye aleyhine 295 milyon TL’lik tazminat kararı verildiğini belirtti

BirGün’ün haberine göre yargıya güvenin yok olmak üzere olduğunu, hâkim ve savcıların tepki çeken birçok karara imza attığını hatırlatan CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan “hak ihlali” başvurularını sordu.

TÜRKİYE, AİHM’DE DÜNYA BİRİNCİSİ

CHP’li Antmen’in önergesini Adalet Bakanlığı, İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı yanıtladı. AİHM’e Türkiye’den yapılan toplam başvuru sayısının 110 bin olduğu ifade edilen yanıtta, 3 bin 128 ihlal kararı verildi, bu sıralamada Türkiye’nin dünya birincisi olduğu ifade edildi. Yanıtta, 3 bin 128 ihlal kararının 2 bin 840 tanesinin 16 yılda verildiği ve bu davalar nedeniyle Türkiye’nin ödediği toplam tazminat miktarının ise 295 milyon 581 bin TL olduğu belirtildi.

OHAL BARAJI

Türkiye aleyhine verilen kararların önemli bölümünün, “adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesine yönelik” olduğunu ifade eden CHP Mersin Milletvekili Antmen, “Bu ihlalleri, toplanma ve dernekleşme özgürlüğünü ihlal, makul sürede yargılanma hakkını ihlal, özel yaşama saygının ihlali ve yaşam hakkının korunması hakkının ihlali izliyor. İktidar, ihlal kararlarının önünü kesmek için adeta insan haklarına OHAL barajı kurdu diyebiliriz. AYM, ihlallere bakmamak için bekletme yapıyor, sonra Yargıtay aşaması başlıyor ardından yeniden başka mahkeme süreçleri başlıyor. Çok uzun yıllar sürecek bir süreçten bahsediyoruz. Ortaya çıkan mağduriyetler ve ihlaller, bu iktidar eliyle sümen altı ediliyor. On binlerce hak gasbına uğramış vatandaş, AKP’nin engellemelerine takılıyor” dedi.

Ahmet Altan: “Binlerce masumu ve kâğıt flütüyle Selman’ı o duvarların ardında bıraktım”

 

Okumaya devam et

Popular