Bizimle iletişime geçiniz

Politika

CHP, hakaretleri Soylu’ya iade etti

CHP, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çeşitli zamanlarda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu için söylediği ve mahkemenin de suç unsuru görmediği sözleri sahibine iade etti. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç, Meclis’te yaptığı konuşmada halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun aslında bir suçlu olduğunu belirterek, “Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır.” dedi.

 

DİLEKÇEMİZ MAHKEMECE REDDEDİLDİ

Özkoç, Çubuk’ta, şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı’nı öldürmek kastıyla yapılan linç girişiminde, öncesinde ve o esnada İçişleri Bakanı tarafından kamuoyunda paylaştığı sözlerle ilgili halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan kendisine dava açtıklarını hatırlatarak, “Dava dilekçemiz Cumhuriyet Başsavcılığına verildi, dava dilekçemiz 8/5/2019’da Cumhuriyet Başsavcı Vekili tarafından imzalanarak reddedildi. Reddedilme gerekçesini şimdi hem Türkiye Büyük Millet Meclisine hem de tüm kamuoyuna açıklıyorum: “Valilere Müsteşarın üzerinden talimat gönderdim -İçişleri Bakanı diyor-  Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlarını bundan sonra şehit cenazeleri protokolüne kabul etmeyin.” Bu kadar basit. Hangi sıfatla, ne hakla? İnsanları karşı karşıya getiren, alenen tahrik eden bu tavrı… Hangi yasaya dayanarak, hangi kanuna dayanarak, hangi vicdana dayanarak böyle bir emri veriyorsunuz? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.” dedi.

BU SÖZLER HAKARET SAYILMADI

Soylu’nun Kılıçdaroğlu için “Bir çirkefle karşı karşıyayız. Bir düzenbaz. Boğazına ne takacağız, o görecek. Hangi çıngırakları takacağız? Yaptığı pislikler… Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor? Soysuz!” sözlerini kullandığını belirten Özkoç, “Şimdi, bu kelimelerle ilgili hakaret davası açtık. “Hayır, bu hakaret değildir, siyasetin içerisindeki eleştiriye girer.” diye hüküm çıktı. Şimdi, burada bulunan herhangi bir siyasi partinin genel başkanına, başta Cumhurbaşkanına eğer ben “çirkef” dersem, “düzenbaz” dersem, “Onun boğazına ne takacağız?” dersem, “O görecek, çıngırakları takacağız.” dersem, “yaptığı pislikler” dersem, “Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor?” dersem, “soysuz” dersem bu hararet değildir. Bu hakaret değildir, bu bir mahkeme kararıdır.” dedi.

 

SÜLEYMAN SOYSUZ DENİLEN KİŞİ

Bu sıfatların tamamına layık olan kişini İçişleri Bakanı Soylu olduğunu aktaran Özkoç, “Halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren aslında bir suçludur. Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır. Kendisiyle hukuk yoluyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hangi sıfatları milletimize, genel başkanlara, herhangi bir milletvekiline kullanıyorsa aynı sıfatlara kendisinin layık olduğunu kamuoyundan paylaşmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

DEVLET BİRİLERİNİN BABASININ MALI DEĞİL

Kendilerine hakaret edenlerden asla korkmadık, başlarını öne eğmediklerine söyleyen Özkoç, “Devletin polisini, jandarmasını, kanunlarını, yasalarını arkasına alıp da bu şekilde konuşmak devletini itibarsızlaştırmak demektir ama kendisiyle ilgili itibar konusunda, zaten herhangi bir düşüncemiz yok itibarıyla ilgili. Onun itibarının ne olduğu sözleriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin muhatabı da bu sözlerin layığı da kendisidir. Bunu söylemeye devam edeceğiz. Bu devlet ve bu millet, bu Türkiye Cumhuriyeti birilerinin babasının malı değildir, istediği gibi yıpratamazlar. Bunu da herkes öğrenecek.” dedi.

Politika

Hukukçuların 23 Haziran yorumu: Seçmen ‘hak, hukuk, adalet’ mesajı verdi

Hukukçular, İstanbul seçimi sonucunu yorumladı. Halkın otoriterleşmeye karşı, demokrasiye sahip çıktığı belirtildi. Seçmenin ‘hak, hukuk, adalet’ mesajı verdiğine dikkat çekildi.

BOLD Ekrem İmamoğlu’nun 806 bin oy farkla kazandığı 23 Haziran seçimlerini değerlendiren siyaset bilimciler ve hukukçular, halkın demokrasiye sahip çıktığını kaydetti. İmamoğlu’nun kapsayıcı ve düşmanlaştırmayan dilinin kazandığına işaret etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, bu seçimin biraz da “hak, hukuk adalet seçimi” olduğunu vurguladı. O talebin aslında dün başlayan Gezi davası ile de devam ettiğini dile getiren Akdeniz, seçimde verilen yanıtın, oyların dağılımının aslında herkesin bir bütün olarak “hak, hukuk, adalet” talep ettiğini gösterdiğini kaydetti. Hangi partiyi tutarlarsa tutsunlar insanların seçimde birlikte hareket ettiğini kaydeden Akdeniz, “Bu, demokrasi adına çok sevindirici. İnsanlar artık kavga etmek istemiyor. İmamoğlu, herkesi birleştirici bir kampanya yürüttü. Karşısında sadece Binali Yıldırım’ı değil tüm AKP’yi buldu” dedi.

HALK SANDIKTA CEVAP VERDİ

Akdeniz, insanların bu üç talebinin altında son dönemde çok ciddi baskı altında olmalarının da yattığını kaydetti. Buna “dondurucu etki” dediklerini ifade eden Akdeniz, şunları vurguladı:

“15 Temmuz sonrasındaki yaptırımlar, kamudan ihraçlar, açılan davalar giderek arttı. Türkiye’de hep baskı vardı. Ancak son yıllarda bu baskılar çok arttı. Dolayısıyla insanlar sıkıştı, konuşamaz hale geldiler. Sadece vatandaşlar için de söylemiyorum. Akademide insanların sustuğu, sivil toplum örgütlerinin dahi tedirgin olduğu bir süreçteyiz. Basın üzerindeki baskılar devam ediyor. Nefes alacak imkân kalmadı. Bu, sandıkta kendisini gösterdi. Sandık ve millet cevabı verdi.”

GEZİ DAVASI  FIRSAT

Ülkede ekonominin iyi gitmediğini, işsizliğin arttığını söyleyen Akdeniz, “Millet olarak tükendik. Hükümetin uyguladığı politikalardan 180 derece dönmesi lazım. Önümüzde Gezi davası örneği var. Bu bir fırsattır. Eğer pozitif bir gelişme olursa, Osman Kavala açısından tahliye kararı ile olumlu bir süreç görebiliriz” diye konuştu.

İLK KEZ BU KADAR YÜKSEK SESLE DİLE GETİRİLDİ

İÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, “hak, hukuk, adalet” talebinin ilk gereğinin YSK’nin acilen değişimi olduğunu kaydetti. Sözüer, şu görüşleri paylaştı: “Kime oy verirse versin, her kesimin hukuk alanındaki ciddi sorunları hâlâ ortada. Bu sorunların başında 31 Mart seçimlerinden sonra YSK’nın kanunlara ve kendi içtihadına açıkça aykırı olarak seçimleri iptal etmesi gelmektedir. Adaylıklarına önce sorun yok deyip seçimi kazandıktan sonra siz KHK ile ihraç edildiniz gerekçesiyle, mazbatanın kazanana değil, seçimde ikinci olana verilmesi büyük bir hukuki garabettir. İstanbul seçiminin iptali de, tümüyle hukuk dışıydı. Bu nedenle bir seçimde “hak, hukuk, adalet” talebi belki de ilk defa bu kadar yüksek sesle dile getirildi. Çünkü yapılan seçimlerin hukuksuz şekilde iptali, milli egemenliğin, demokrasinin ve hukuk devletinin anlamını yitirmesi demektir. YSK Türkiye’yi başta hukuki olmak üzere her açıdan kaosa sürükleyecek kararlar vermiştir. Hukuki garabetlere imza atan bu YSK tümden yeniden yapılandırılmalı ve asil ve yedek üyeleri yeniden belirlenmelidir. Mevcut YSK ile Türkiye’de güvenilir ve hukuka uygun bir seçim yapmak imkânsızdır; hak, hukuk ve adaletin gereği olarak süratle görevlerinden ayrılmaları şarttır.”

ÖTEKİLEŞTİRMEYEN ADAY KAZANDI

İmamoğlu’nun büyük farkla seçimi kazanmasını yorumlayan siyaset bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ise, “İmamoğlu, birleştirici ve bütünlük temin eden bir yaklaşım içerisindeyken, Binali Yıldırım’ın üslubu tam bir tezat teşkil ediyordu. Böyle bir ortamda dışlamayan, ötekileştirmeyen, aşağılamayan bir seçim kampanyası sürdüren adayın kazanmış olması Türkiye’de bütünlük sağlayıcı olacaktır” dedi. İmamoğlu’nun yeniden büyük bir farkla seçilmesinin sürpriz bir sonuç olmadığını belirten Kalaycıoğlu, “Yeni bir YSK var ve Türkiye’de demokrasinin çalışmasını sağlayan kurumların tamamı büyük ölçüde çökmüş durumda. YSK’nin 6 Mayıs’ta verdiği karar bir delile dayanmıyordu. Böyle karar verebilen bir kurumun bundan sonra da nasıl karar vereceği öngörülemez” diye konuştu.

AKP’NİN EKONOMİYİ DÜZELTECEĞİNE İNANÇ AZALDI

AKP ve MHP seçmeninin bir kısmının Yıldırım’ı seçmemek için sandığa gitmediğini belirten Kalaycıoğlu, “Türkiye’de ciddi bir iktisadi sorun var. Bu Türkiye’nin ağırlıklı sorunlarından. Türkiye’deki iktisadi sorunun AKP tarafından çözüleceğine olan inanç geçen seneye nazaran yüzde 3-4 puan daha düşmüş durumda. Yıldırım’a oy vermemenin bir nedeni de özellikle İmamoğlu’nun haksız bir biçimde oyların çalınmasıyla seçimi kazandığının, kanıtlarıyla ortaya konamadığı ve YSK kararının tamamen varsayıma dayanmasıdır” diye konuştu.

Okumaya devam et

Politika

AKP, yenilginin faturasını Kaftancıoğlu’na kesmek istiyor

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 6 yıl önce yaptığı bazı sosyal medya paylaşımları ve hakkında üretilen sahte içerikler delil kabul edilerek açılan davada hakim karşısına çıkacak.

BOLD – CHP’nin İstanbul’daki ilk kadın il başkanı olan Canan Kaftancıoğlu, Cumhurbaşkanına hakaret, devleti alenen aşağılama, halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek ve terör örgütü propagandası yapmakla suçlanıyor. 17 yıla kadar hapsi istenen Kaftancıoğlu’nun yargılaması, 28 Haziran’da 37. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayacak.

SANDIK ÇALIŞMALARI İLE DİKKAT ÇEKTİ

Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlığına seçilmesinden bu yana bazı basın yayın organlarının ve sosyal medyadaki trol hesapların sahte fotoğraflar ve haberlerle sistematik olarak hedef gösterdiği Kaftancıoğlu, Mart ve Haziran seçimlerinde özellikle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aday gösterilmesi süreci ve sandık güvenliği ile ilgili yaptığı başarılı çalışmalarla kamuoyunun dikkatini çekmişti.

BASKI VE SİNDİRME OPERASYONU

Cumhuriyet’in haberine göre, İstanbul’un kazanılmasında büyük rol oynayan Kaftancıoğlu, siyasi iktidarın en çok hedef aldığı isimlerin başında geliyor. Kaftancıoğlu’nun Berkin Elvan’ın ölümü, Gezi Olayları, AKP’li bakanlara yönelik yolsuzluk operasyonu gibi toplumsal muhalefetin tepkisini çeken gelişmelerle ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımları, 31 Mart seçim zaferinden sonra yargının gündemine girdi. 31 Mart Yerel Seçimleri’nde elde edilen başarı sonrası CHP’ye Canan Kaftancıoğlu üzerinden baskı ve sindirme operasyonu başlatılmış durumda.

ÖLÜM TEHDİTLERİ NEDENİYLE SUÇ DUYURUSU

Kaftancıoğlu ve ailesi ayrıca uzun bir süredir de bazı basın yayın organları ve sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından sistematik bir linç, tehdit ve hakaretlere maruz kalıyor. Gerçek olmadığı teyit edilen sahte fotoğraflar ve haberlerle hedef gösterilen Kaftancıoğlu’nun kendisine yöneltilen ölüm tehditleri nedeniyle yaptığı suç duyurularının birçoğu ise hala soruşturma aşamasından bile geçmiş değil.

Seçim zaferi için Ekrem İmamoğlu’ndan teşekkür videosu

Okumaya devam et

Politika

Meral Akşener’den AKP’ye: Winter is coming!

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Eğer mevcut politikalarında ısrar ederlerse AKP için kış geliyor demektir. Yani Winter is coming” dedi.

BOLD – Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, 23 Haziran’ın adalet bayramı olduğunu belirtti. “Sandığı tekmeleyenlere anlamlı bir ders veren büyük Türk milletine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi milletime, tüm İstanbullulara saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

23 HAZİRAN KİMİN EĞRİ KİMİN DOĞRU OLDUĞUNU GÖSTERDİ

Seçim maratonu boyunca iktidarı defalarca uyardığını dile getiren Akşener, “Yapay gündemleri bırakın ülkemizin gerçek gündemini konuşalım. İllet zillet diyerek, evde iş yerinde tarladaki gerçeği perdelemek istediler. 23 Haziran kimin eğri kimin doğru olduğunu gösterdi” dedi.

BAKTIK Kİ MİTİLİ İSTANBUL’A DEĞİL İMRALI’YA ATMIŞLAR

İstanbul’a mitil atacağını söyleyenlerin mitili İmralı’ya attıklarını vurgulayan Akşener şunları söyledi: “Bilgeler akil adam oldu, maskeler düştü. Bir belediye başkanlığı için Cumhurbaşkanı teröristbaşının mektubunu şehrettiler. Beka deyip takaya binip İmralı’ya gittiler. 23 Haziran bu aymazlığa tokattır. Haddinizi bilin demektir. Teröristten medet uman haysiyetiniz batsın demektir.”

DAMAT VE İFTİRACI İÇİŞLERİ BAKANI GÖREVDEN ALINMALIDIR

Tek adam rejiminin bir yılda çöktüğünü anlatan Akşener, “Bu şekilde Türkiye yönetilemiyor. Teröristbaşı ile görüşmeler derhal sonlanmalı, açılıma teşebbüs edilmemelidir. Damat ekonomi bakanı, iftiracı İçişleri Bakanı görevden alınmalıdır. AK Parti seçimlerden sonra demokratik tövbe edeceklerini söylemiş. Şimdi bu adımları atmalılar. Türkiye’nin bir an önce düze çıkması için sayın Erdoğan’ı partiler arası mukavemeti sağlamaya davet ediyoruz” dedi.

ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Akşener vaatlerini ise şu sözlerle sıraladı: “Tarımda ihtiyacından fazlasını üreten bir ülke vadediyoruz. Ahlaklı ve erdemli siyasetçiler vadediyoruz. Kim başa geçerse geçsin rantçılara göz açtırmayan bir düzen vaat ediyoruz. İyilerin dönemi geliyor. Mutlu millet, güçlü devlet hedefimize ulaşmak için bütün milletimizi İyi Parti saflarına davet ediyorum. Dürüst ve namuslu olmak dışında bir kriter aramıyoruz. Gelin hep beraber yürüyelim diyoruz. Bundan böyle kimse sandığı tekmelemeyi düşünemeyecek. Çünkü biz varız. Biz Süleymaniye’de ezan, Eyüpsultan’daki şükür namazıyız. Biz gururla Ne mutlu Türküm diyene diyebileniz. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

MHP seçim yenilgisinin nedenini buldu: Ekonomi ve Kürt açılımı

Okumaya devam et

Popular