Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tutuklu hakim ve savcıların mektupları, Avrupa’daki adliyelerde sergilenecek

15 Temmuz’dan sonra meslekten ihraç edilen binlerce hâkim ve savcıdan tutuklu olanların yakınları tarafından gönderilen mektuplar, Avrupa genelindeki birçok adliye ve mahkemelerde sergilenecek.

“Demokrasi ve Özgürlükler için Avrupa Hâkimleri” (MEDEL) Türkiye’de 15 Temmuz’un ardından toplu şekilde ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcıların yaşadıkları hukuksuzlukları gündemine aldı.

Tutuklu hâkim ve savcıların yakınlarının MEDEL’e gönderdiği mektuplar, Avrupa’daki tüm halkların okuması için 12 dile çevrildi. Mektuplar Avrupa genelinde mahkeme ve adliyelerde sergilenecek.

MEDEL Türkiye’deki yargı bağımsızlığı konusunda endişelerini internet siteleri üzerinden yayınladıkları bir yazılı açıklama ile duyurdu.

“CEZAEVİNDEKİ MESLEKTAŞLARIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

euronews Türkçe’ye konuşan MEDEL Başkanı Felipe Marques “Türkiye’deki meslektaşlarımıza kendilerini hiç bir zaman yalnız bırakmayacağımızı ve unutmayacağımızı söylemek istiyoruz. Avrupalı savcı ve hakimlere ise insan haklarını savunan bir tek hakimin bile cezaevinde olması halinde hiç bir hakim ve savcının dünyanın herhangi bir yerinde kendini gerçek anlamda özgür hissedemeyeceğini belirtmek istiyoruz.” dedi. Marques ayrıca “Yargıçlar ve Savcılar Birliği YARSAV’ın hükümet tarafından kapatılmasını tanımıyoruz, bu yüzden YARSAV hala MEDEL üyesi.” dedi.

“HUKUKU SAVUNANLAR YA İHRAÇ EDİLDİ YA DA TUTUKLANDI”

MEDEL’in internet sayfasında 23 Mayıs tarihinde yapılan yazılı açıklamada “Son yıllarda Avrupa Birliği’nin içinde ve dışında vahim olaylar yaşandı. Ancak bizler Türkiye’de yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü tamamen çökertmek için planlanmış bir şekilde hareket edilmesini başka hiç bir ülkede görmedik. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana hukukun üstünlüğünü savunan bütün savcılar, hakimler ve avukatlar kendilerini hiç bir şekilde savunma hakkı garantisi verilmeden ya ihraç edildi ya da tutuklandı.” ifadeleri yer aldı.

“YARSAV HALA MEDEL’İN ÜYESİ”

Yaklaşık 10 Avrupa Birliği ülkesinde 22 Hakimler Birliği’ni temsil eden MEDEL’e üye olanlar arasında Türkiye’de kapatılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği YARSAV da bulunuyor. MEDEL Başkanı Felipe Marques “YARSAV’ın hükümet tarafından kapatılmasını tanımıyoruz bu yüzden YARSAV hala MEDEL üyesi” açıklamasında bulundu.

Söz konusu yazılı açıklamada “2017 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nü kazanan YARSAV Başkanı Murat Arslan görevden alınarak tutuklandı. Temel uluslararası standartların ihlal edildiği bir sürecin ardından 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.” ifadeleri kullanıldı.

HAKİM VE SAVCI YAKINLARININ MEKTUPLARI 12 DİLE ÇEVRİLDİ

Avrupa Konseyi gözlemcisi konumunda bulunan MEDEL son yıllarda ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcıların yakınları tarafından kendilerine gönderilen mektupları 12 dile çevirdi. Yorum eklenmeden olduğu gibi yayınlanan mektuplar ve mesajlar MEDEL’in internet sitesinde okunabiliyor. Yazılı açıklamada “Bu mektuplar Türkiye’deki hukuk devletinin hızlı çöküş sürecini inanılmaz bir şekilde ortaya koyuyor.” ifadeleri yer alıyor.

MEDEL’E ulaşan mektuplarda yer alan bazı mesajlar şöyle:

“Bizler, 3500 hakim ve savcı, herhangi bir delil olmaksızın, savunmamız alınmadan, darbeye katılmakla suçlandık, görevlerimizden uzaklaştırıldık. Hepsi bu değil, ülkemizde son dönemde yaşananlar, 15 Temmuz’daki darbe girişiminden daha kötü bir kabus.”

“Yaşananlar soykırım olarak tanımlanabilir. Çünkü bize yönelik uygulamalar şahsımızın yanı sıra aile üyelerimizi, eşlerimizi ve çocuklarımızı da hedef alıyor.”

“Ben bir cumhuriyet savcısı karısıyım. 15 Temmuz darbesi girişiminden sonra kocam önce açığa alındı, sonra meslekten ihraç edildi. Ardından da maaşına ve malvarlığımıza el kondu. Kocam, terör olaylarının yaygın ve şiddetli olduğu bir dönemde özveri ve fedakarlıkla yıllarca terörizmle mücadele etti.”

Mektuplar ile ilgili ilk sergi ve panel 31 Mayıs tarihinde Polonya’da yapılacak.

HSYK’dan ihraç edilen hakimi Columbia Üniversitesi havada kaptı 

Gündem

Ankara’da halkın ekmeği ile oynuyorlar

Mansur Yavaş, Ankara Halk Ekmek Yönetim Kurulunu yeniledi. Ancak Rıfat Hisarcıklıoğlu’na bağlı Ticaret Sicil Müdürlüğü, yeni yönetime sicil onayı vermedi.

BOLD – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, 10 Haziran’da Ankara Halk Ekmek’e atadığı yönetim kurulu TOBB bünyesindeki Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından hala onaylanmadı. Karar defterini alamayan yeni yönetim kurulunun yaptığı açıklamada engelleme için “Ne hukuki, ne ahlaki” değerlendirmesi yapıldı.

Ankara Büyükşehir Belediye başkanının inisiyatifi ile belirlenen Ankara Halk Ekmek ve Un Fabrikası A.Ş. Yönetim Kurulu, TOBB bünyesindeki Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından onaylanmak zorunda. Euronews haber sitesinin haberine göre 10 Haziran’da atanan yeni yönetim kurulu, henüz bir onaylama gelmediği için yönetim kurulu kararlarının işlendiği karar defterine erişim sağlayamadı. Halk Ekmek yönetiminden yapılan açıklamada, ”Karar defterinin eski yönetim ve atadıkları idareciler tarafından yeni yönetimin erişiminden kaçırıldığı ve hukuksuz bir şekilde ön kesildiği ileri sürüldü.

HALKIN EKMEĞİYLE OYNAMAYIN

Açıklamanın devamında, Yapılmaya çalışılan engellemenin hukuki ve ahlaki olmadığı belirtilerek, ”Halka rağmen, onun iradesiyle seçilmiş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’ın tasarrufuna rağmen, belki çok kısa bir süre daha bir şeyleri gizlemek, on binlerce liralık maaşlarla güzide bir şirketi zarara uğratmaya devam etmek mümkündür ama bu ne hukuki ne de ahlakidir. Halk Ekmek Yönetim Kurulu olarak açıkça ifade etmek isteriz ki; bundan sonraki süreçte yaşanabilecek bütün olumsuzluklar, halkın ekmeğiyle oynayanların vebali olacaktır” denildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde faaliyet gösteren sicil müdürlüğünden konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

Okumaya devam et

Gündem

BM kararı sonrası Turgay Karaman ilk kez hakim karşısında

Birleşmiş Milletler’in derhal serbest bırakılmasını istediği Turgay Karaman, bugün hakim karşısına çıkıyor. Eşi Ayşe Karaman, BM kararının uygulanması çağrısı yaptı.

BOLD –  Turgay Karaman 2017 yılının Mayıs ayında, Malezya’da Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) teslim edildi. Resmi iade prosedürleri işletilmeden Türkiye’ye getirildi.

Karaman’a yapılanın ‘zorla kaçırma’ olduğu iddiasıyla ailesi uluslararası kurumlar nezdinde girişim başlattı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, geçtiğimiz ay konuyu karara bağlayarak Karaman’ı serbest bırakması için Türkiye’ye 180 gün süre verdi.

BUGÜN HAKİM KARŞISINDA

Eğitimci Turgay Karaman, BM’nin kararı sonrası bugün ilk kez hakim karşısına çıkıyor. Turgay Karaman’ın eşi Ayşe Karaman, sosyal medyadan mahkemeye çağrı yaptı. Uluslararası hukuka uyulmasını istedi. BM’nin de konunun takipçisi olmasını talep etti. Eşinin iki yıldır haksız biçimde hapiste tutulduğunu belirten Ayşe Karaman, hapishanedeki kötü koşullar ve işkencelerden dolayı endişe duyduğunu dile getirdi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

15 Temmuz sonrası Türk makamları, bazı ülkelerden Hizmet Hareketi’yle bağlantılı kişilerin iadesini istedi. Almanya, İngiltere ve ABD gibi batı ülkeleri bu talepleri geri çevirdi. Malezya, Kosova, Pakistan ve Moldova gibi bazı ülkeler ise resmi iade prosedürlerini işletmeden çok sayıda eğitimci ve iş insanını illegal yoldan MİT’e teslim ederek Türk Hükümeti’nin talebini yerine getirdi. Malezya’dan kaçırılan eğitimciler İsmet Özçelik ve Turgay Karaman, konuyu Birleşmiş Milletlere taşıdı.

İsmet Özçelik ve Turgay Karaman’ın derhal serbest bırakılması için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu karar aldı. Hizmet Hareketi’yle ilişkileri nedeniyle kaçırılan Özçelik ve Karaman’ın özgürlüklerinin ihlal edildiğini belirten Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, iki kişinin derhal serbest bırakılması çağrısını yaptı ve karara uyması için Türk makamlarına 180 gün süre tanıdı. Ayrıca BM Komisyonu, keyfi tutukluluk için şahıslara tazminat ödenmesine de hükmetti.

İŞTE AYŞE KAHRAMAN’IN MESAJI

Okumaya devam et

Dünya

Rum bakan, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ı göçmen kaçakçılığına yardım etmekle suçladı

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi İçişleri Bakanı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni insan kaçakçılığına yardım ettiğini öne sürdü. Çok ağır suçlamalarda bulundu.

BOLD – Güney Kıbrıs Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Constantinos Petrides, uçaklarla adanın kuzeyine kitlesel şekilde göçmenlerin geldiğini ve bu göçmenlerin daha sonra adanın güneyine geçtiğini iddia etti.

Constantinos Petrides, Güney Kıbrıs radyosuna yaptığı açıklamada, Kuzey Kıbrıslı yöneticileri ‘insan kaçakçılığı şebekelerinin işlerinin kolaylaştırıcısı’ olmakla suçladı. Türkiye’nin de buna yardımcı olduğunu ifade eden Rum Bakan, bu duruma Avrupa düzeyinde müsamaha gösterilemeyeceğini kaydetti.

GELENLERİN ÇOĞU AFRİKA VE ASYALI 

Rum İçişleri Bakanı Petrides, sadece Mayıs ayında 747 göçmen Güney Kıbrıs’a geçtiğini söyledi. Gelenlerin çoğunun Afrika ve Asyalılardan oluştuğunu belirten Petrides, Suriyelilerin gelenlerin sadece yüzde 25-30’unu oluşturduğunu açıkladı.

Bu durumun devam edemeyeceğini belirten Rum Bakan, Kuzey Kıbrıs üzerinden “üçüncü ülke vatandaşı kişilerin” iltica başvurularını yeniden gözden geçireceklerini kaydetti.

İlk kez Kıbrıslı bir Türk Avrupa Parlamentosu’na seçildi

Okumaya devam et

Popular