Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

KYK yurtlarına ‘gizli talimat’: Yargılanan öğrencilerin burslarını kesin yurttan atın

Emniyet’in Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği fişleme yazısı sonrası pekçok öğrencinin bursu kesildi. Öğrenciler durumu mahkemeye taşıdı.

Emniyet, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne de “gizli” ibareli yazıda, başlatılan soruşturmalar hakkında bilgi vererek haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan öğrencilerin yurtlarından atılmasını ve burslarının kesilmesini istedi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Ozan Çepni’nin haberine göre, “Gizli” damgalı talimattaki öğrenciler hakkında açılan soruşturmalar da dikkat çekti. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde hukuk, sosyoloji, nükleer enerji mühendisliği, inşaat mühendisliği, uluslararası ilişkiler bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “gösteri ve yürüyüşe katılma”, “katıldıkları gösteri ve yürüyüşte kendiliğinden dağılmama”, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamaları ile soruşturma açıldığı belirtildi.

BURSLARI KESİLDİ

Emniyetin talimatının ardından fişleme listesinde yer alan öğrencilerin 500 TL’lik bursları kesildi. Listede yer alan öğrencilerden hangilerinin burs, hangilerinin de öğrenim kredisi aldığı belirtilerek, nasıl işlem yapılacağı da açıklandı. Gerekçe ise sadece “Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün yazısı gereğince kredisinin kesildiği” denilerek belirtildi. Öğrencilerin burslarının kesilmesi için herhangi bir yargı kararı aranmadı. Kesilen burslar öğrenim kredisine dönüştürüldü. Emniyet’in yazısı sonrasında ödenen bölüm de öğrencilere borç sayılarak öğrenciler devlete borçlandırıldı.

ÖĞRENCİLER, MAHKEMEYE TAŞIDI

Fişlenmenin ardından bursları kesilen öğrenciler, hukuksuz işlemi Ankara 11. İdare Mahkemesi’ne taşıdı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ise öğrencilerin burslarının kesilmesini savunarak, öğrencilerin başvurusunun “haksız ve hukuki dayanaktan yoksun” olduğunu öne sürdü. Öğrencilerin davasına karşı esasa ilişkin itirazlarda da bulunan bakanlık, sadece Emniyet’in yazısı ile bursların kesildiğini itiraf etti.

Gündem

Mustafa Yılmaz’ın kaçırılmasıyla ilgili savcılık mobeseleri incelemeden takipsizlik verdi

Şubat ayında zorla kaybedilen 6 kişiden biri olan Fizyoterapist Mustafa Yılmaz’ın kaçırılmasıyla ilgili savcılık mobeseleri incelemeden takipsizlik verdi. Eşi tepkili..

BOLD – Fizyoterapist Mustafa Yılmaz’ın 19 Şubat’ta zorla kaybedilmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Savcılık Yılmaz’ın kaçırılmasına ilişkin eşi Sümeyye Yılmaz’ın ifadesinde belirttiği kamera kayıtlarını incelemeye gerek görmedi. Takipsizlik kararında kaçırılma yerine, kayıp kişi yönünden dosyanın soruşturulması için Emniyet Müdürlüğü “kayıp şahıslar bürosu”na gönderilmesi kararlaştırıldı.

“BENİ KENDİ GİTTİĞİNE İNANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Mustafa Yılmaz, 15 Temmuz’dan sonra Bank Asya’da hesabı bulunduğu ve Bylock kullanıcısı olduğu iddiasıyla 1 Ekim 2018’de gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 100 günlük tutukluluğunun ardından 8 Ocak 2019’da 6,5 yıl hapis cezası verilerek Yargıtay sürecini tutuksuz beklemek üzere tahliye edildi. Tahliyesinden 42 gün sonra da 19 Şubat 2019 sabahı kaçırıldı.

Eşinin ortadan kaybolması üzerine bölgedeki güvenlik kameralarını izleyen Sümeyle Yılmaz, eşinin kaçırıldığına ilişkin bulgular elde etmesi üzerine Ankara Emniyeti ve Başsavcılığı’na başvurdu. Ancak Yılmaz, başından beri Emniyet yetkililerinin kendisini “eşin kendi gitmiştir” düşüncesine ikna etmeye çalıştığını belirtiyor.

Sunduğu deliller ve toplanmasını istediği kamera kayıtlarının dikkate alınmadığını belirten Yılmaz, verilen son takipsizlik kararını ise sosyal medya hesabından, “kılıfa uydurma” olarak niteledi.

Eşinin bir kurgunun içine oturtulmaya çalışıldığını belirten Yılmaz, sosyal medya hesabından ve yaptığı başvurularla eşini arayış mücadelesini sürdürüyor.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

 

Okumaya devam et

Gündem

Türk Ordusu Şam rejimiyle ilk defa çatıştı

Suriye’de sınır ötesinde askeri operasyonlar yürüten Türkiye, ilk kez Şam rejimi ordusu ile çatışma yaşandığını “resmen” duyurdu.

BOLD – 8 yıldır Suriye’de bulunan Türk askeri şimdiye dek terör örgütü olarak kabul ettiği unsurları hedef alarak askeri karşılık veriyordu.

Suriye rejimiyle ilk kez yaşanan çatışmayı sitesinden duyuran Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında Suriye rejim güçleri tarafından kasten yapılan havan saldırısına karşılık verildiği bildirildi.

Açıklamada şöyle denildi:

“Suriye rejim güçlerinin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde kontrol ettiği Tall Bazan bölgesinden, Murak bölgesinde yer alan 9 numaralı Gözlem Noktamıza kasıtlı olduğu değerlendirilen top/havan atışları ile bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Saldırıya bölgedeki ağır silahlarla anında karşılık verilmiştir. Yapılan saldırıda personel zayiatı olmayıp; üs bölgemizde yer alan, tesis, teçhizat ve malzemelerden bir kısmı kısmi hasar görmüştür. Saldırıyla ilgili olarak Rusya nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmuştur. Durum yakından takip edilmektedir.”

 

Okumaya devam et

Gündem

AKP’de yerel basını bitirme hamlesi

Bu hafta Meclis’e getirilecek yargı reformu paketiyle resmi ilan statüsünde olan ve yerel gazetelerde yayınlanma zorunluluğu bulunan icra ilanları artık yayınlanmayacak. Yerel basın artık ilansız kalacak.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atila Sertel, Yargı Reformu paketiyle resmi ilan statüsünde olan ve yerel gazetelerde yayınlanma zorunluluğu bulunan icra ilanlarının kaldırılacak olmasını eleştirdi.

AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYORLAR

Sertel, “Ekonomik kriz nedeniyle bugün ayakta kalma mücadelesi veren yerel basının tutunacak tek dalı olan resmi ilanlar da budanmak isteniyor. Yazılı basınla ilgili bu teklif yasalaşırsa gazeteler kapısına kilit vuracak, işsizler ordusuna yüzlerce kişi daha katılacak” dedi.

İLANLARIN BÜYÜK KISMI İCRA VE İFLAS

İcra-iflas ilanlarının resmi ilanlar içinde yüzde 50’den fazla bir pay aldığını hatırlatan CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, Yargı Reformu paketiyle icra-iflas ilanlarının gazetelerde yayınlama zorunluluğunun kaldırılmasının yerel basın için ‘öldürücü darbe’ olacağını söyledi.

MALİYETLER YÜZDE 100 ARTTI

Geçen yıl döviz kurlarındaki artıştan dolayı, kağıt ve mürekkep başta olmak üzere gazetelerin maliyetlerinin yüzde 100 arttığını kaydeden Sertel, bu nedenle birçok gazetenin sayfa sayısı azaltmaya ve haftada bir gün çıkmamaya yönelik kararlar aldığını dile getirdi.

CAN SULARI KESİLİYOR

Her türlü olumsuzluğa ve baskıya rağmen ayakta kalma mücadelesi veren yerel basının halkın haber alma özgürlüğü için çalıştığını ifade eden Atila Sertel, şunları söyledi: “İcra – iflas ve ihale ilanları başta olmak üzere Basın İlan Kurumu aracılığı ile alınan resmi ilanlar, yazılı basınımızın adeta can suyu niteliğindedir. Ancak, yargıda önemli değişiklikler getirmesi amaçlanan kanun teklifi ile resmi ilan statüsünde olan ve yerel gazetelerde yayınlanma zorunluluğu bulunan icra ilanlarının kaldırılması planlanıyor. Bu payın kesilmesi demek gazetelere ‘kapına kilit vur, personelini kapının önüne koy’ demektir. Döviz kurundaki artışların da baskısı ile son bir yılda yazılı basının girdilerinde yüzde 100”e yakın artış meydana geldi. Buna karşın reklam gelirleri daralmış, resmi ilan gelirlerinde ise düşüş meydana geldi.”

MEDYAYI ORTADAN KALDIRMAK MI İSTİYORLAR

Bu yasanın mecliste önlerine geldiği anda da reddedeceklerini aktaran CHP’li Sertel, “Yerel basını yok edecek bu değişiklik Meclis’e gelmeden komisyonda kaldırılmalıdır. Bizlerin ve Anadolu basınının karşı çıkmasına rağmen Meclis’e indirilirse de kanunlaşmaması için mücadele vereceğiz. Gerek mesleğin içinde uzun yıllar görev yapmış biri olarak gerekse hakkaniyetle milletvekilliği yapmak bu yasanın geçmemesi için çok büyük bir caba sarf etmemizi gerektirir. Çünkü yerel medya başta olmak üzere Türkiye’de basın, ayakta kalmak için olağan üstü bir çaba harcıyor. Ben bu kararları çıkaranlara sormak istiyorum: Medyanın ortadan kaldırılmasını mı istiyorlar? Yani gazetelere ve çalışanlarına kötülük yapmayı ne zaman durduracaklar? Tüm geliri halk olan ve halktan aldığı vergilerle, bandrol ücretleri ile TRT, gibi kurumlara trilyonlar hatta katrilyonlar akıtan devlet, yerel medyanın gelirlerini kısarken acaba tek sesli bir yapının Türkiye’de hakim olması hedefine mi ulaşmak istiyor” diye konuştu.

Okumaya devam et

Popular