Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Suriyeli muhalifler: Türkiye bize silah gönderdi

Ankara’nın Suriye’deki muhaliflere yeni silah desteği gönderdiği bildirildi. Reuters haber ajansına konuşan bir muhalif ve bir görgü tanığı tarafından aktarılanlara göre, Hama’nın kuzeyindeki üsse gece yarısı bir Türk konvoyu geldi.

Muhaliflerin üst düzey temsilcileri tarafından Cumartesi günü yapılan açıklamada, Türkiye’nin söz konusu desteğiyle Suriye ordusunun İdlib’e düzenleyeceği büyük çaplı saldırıyı püskürtmenin amaçlandığı kaydedildi.

Moskova ile yapılan çalışma grubu görüşmelerinde mülteci akını riski nedeniyle gerginliğin tırmandırılmaması konusunda Ankara’nın Rusya’yı ikna edememesini üzerine harekete geçildiği ifade edildi. Muhaliflerin üst düzey komutanlarından olan bir kişi, Türkiye’nin bu şekilde Suriye’nin kuzeydoğusundaki etki alanını korumaktaki kararlılığının sinyalini verdiğini aktardı. Türkiye’nin ayrıca son dönemde Rusya ile varılan Soçi mutabakatı kapsamında oluşturulan çatışmasızlık bölgelerindeki askeri varlığını da artırdığı belirtildi.

SURİYE: SALDIRILARI YOĞUNLAŞTIRACAĞIZ

Türk yetkililerden henüz konuya ilişkin bir açıklama gelmedi. Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden Naci Mustafa ise, Türkiye’den yeni silah desteği geldiğini teyit ya da inkar etmedi. Mustafa, muhaliflerin “Türk kardeşlerinden gelen maddi ve lojistik desteğin yanı sıra” uzun süredir geniş bir cephaneliğe sahip olduğunu belirtti. Bir muhalif temsilci, Türkiye’nin gönderdiği zırhlı araç, roketatar, tanksavar güdümlü füze ve TOW füzelerinden, Suriye ordusunun kazanımlarını sekteye uğratma ve stratejik Kfar Nabuda kasabasının geri alınması noktasında fayda sağladıklarını kaydetti.

Suriye ordusundan bir kaynak da Reuters’e yaptığı açıklamada, Şam’ın haftasonunda bölgede konuşlu askerlerinin sayısını artırdığını söyledi. Suriye ordusu Cumartesi günü, “terörist sığınağı” olarak nitelendirdiği bölgede saldırılarını artıracağını açıklamıştı.

Savaşın yaklaşık sekiz yıldır sürdüğü Suriye’de İdlib, muhaliflerin son kalesi olarak nitelendiriliyor. En önemli müttefiği Moskova olan Şam, İdlib’e operasyonunu geçen ay başlatmıştı. Mevcut ateşkesin muhaliflerce ihlal edildiğini savunan Şam’ın İdlib ve çevresine düzenlediği hava saldırıları sonucunda binlerce sivil bölgeyi terk etmişti.

Eylül 2018’de Rusya ile Türkiye arasında varılan Soçi mutabakatında, İdlib vilayetinde oluşturulmasında karar kılınan “çatışmasızlık bölgelerinin” denetim ve gözetim görevi Türkiye’ye verilmişti. Bu çatışmasızlık bölgeleri şiddeti bir süre engellemiş ve ertelemiş olsa da, çatışmasızlık sona ermiş durumda. Birleşmiş Milletler, çatışmalar nedeniyle İdlib ve çevresinde yaşayan 180 bin kişinin bölgeyi terk etmek zorunda kaldığını açıklamış bulunuyor.

Rusya da birkaç gün önce, ordunun İdlib bölgesindeki muhaliflere yönelik saldırılarını tek taraflı olarak durdurma kararı aldığını duyurmuştu.

Dünya

Hollanda’da çocuk yardımı krizi büyüyor, hükumet istifa etti

Hollanda’da bir süredir gündemi meşgul eden çocuk bakım yardımlarının hatalı yönetilmesi krizi büyüyor. Göçmen ailelerin “dolandırıcı” olarak suçlanması nedeniyle hedef olan hükumet, seçimlere iki ay kala istifa etti. 

BOLD – Hollanda’da çifte vatandaşlığa sahip ebeveynlerin kasıtlı bir şekilde dolandırıcılıkla suçlanarak, mağdur edildiğini ortaya çıkaran çocuk bakımı ödeneği skandalı sonrası hükumet istifa etti. Seçimlere 2 ay kala görevi bırakan hükumet, seçimlere kadar salgınla mücadele konusundaki programı uygulamaya devam edecek.

ÖZÜR VE TAZMİNAT YETERLİ OLMADI

BBC Türkçe’de yer alan habere göre Hollanda Meclis Soruşturma Komisyonu, Aralık ayı ortalarında yayımladığı raporda, 2. Mark Rutte Hükumeti (2012-2017) döneminde çifte pasaportlu yaklaşık 30 bin ebeveyne, “eşi görülmemiş adaletsizlik” yapıldığını belirtti. Başbakan Rutte, raporun ardından aileler ve kamuoyundan özür dileyerek mağdur edilen ailelere tazminat ödeneceğini açıkladı. Ancak koalisyon ortağı siyasi partiler, skandalın ekonomik sonuçlarının yanı sıra siyasi sorumluluğunun da üstlenilmesi gerektiğine işaret ederek istifa konusunu gündeme getirdi.

TOPLANTI SONRASI İSTİFA GELDİ

Hükumeti oluşturan 4 siyasi partinin lideri, bir araya gelerek istifa kararını görüştü. Liderler skandalla ilgili siyasi sorumluluğun üstlenilmesini benimsedi. Cuma günkü bakanlar kurulu toplantısı, 2017’den beri görevde olan 3. Rutte hükumetinin son kabine toplantısı oldu.

AİLELER DOLANDIRICI OLARAK SUÇLANDI

Hollanda’da misafir işçi anlaşması kapsamında Türkiye ve Fas kökenli göçmenlerin çifte vatandaşlık hakkı bulunuyor. Ülkede çocuk yardımı alan yabancı kökenli aileler, 2012 yılından itibaren vergi makamları tarafından sıkı bir şekilde araştırmaya tabi tutuldu. Ek başvurularını eksik dolduran ya da az miktarda kişisel katkı ödeyen aileler, vergi dairesi tarafından dolandırıcı olarak suçlandı ve herhangi bir neden göstermeden birçok göçmen ailenin ödeneği kesildi.

20 yıllık AKP iktidarının utancı: Yoksulluk intiharları!

Okumaya devam et

Dünya

Pekin’in Uygurlara soykırım yaptığına dair kanıtlara ulaşıldı

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskıcı politikalarının incelendiği bir raporda Pekin’in ‘soykırım yaptığına’ dair kanıtlara ulaşıldığına dikkat çekildi.

BOLD – ABD’nin Çin’deki insan haklarını takip eden, Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti’den isimleri bir araya getiren Çin Kongre Yürütme Komisyonu (CECC), Temmuz 2019 ve Temmuz 2020’yi kapsayan yıllık raporunu açıkladı.

Komisyonun raporunda “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” olarak da sayılabilecek insanlığa karşı suç işlendiğinin yeni kanıtlarla daha da belirginleştiği” belirtildi. Komisyon ayrıca, Pekin’in baskılarının ABD’deki Uygurlara kadar uzandığını kaydetti.

Çin’in insan hakları ihlallerini son yıllarda ülke sınırlarının dışına da taşıdığı belirtilen rapora göre, Pekin, muhalifleri tehdit etme, sosyal medya hesaplarını engelleme, basına sansür uygulama, akademik özgürlüğü kısıtlama gibi yöntemlerle sadece Doğu Türkistan’da değil, uluslararası çapta kampanya yürütüyor.

Demokrat Partili James P. McGovern ve Cumhuriyetçi senatör Marco Rubio’nun başkanlığını yürüttüğü komisyon, raporda yer alan suçlamalarla ilgili Amerikan hükümetini ivedilikle harekete geçmeye ve Pekin’i sorumlu tutmaya çağırdı.

CECC’nin de referans gösterdiği Alman araştırmacı Adrian Zenz, Çin’in asimilasyon politikasına dair elde edilen kanıtların, “belirli bir grupta doğumları engelleme” gibi kriterleri karşılayarak, bu kanıtların soykırımın en güçlü göstergesi olduğunu rapor etmişti.

Çin’in zorla kısırlaştırma ve kürtaj ile zorunlu doğum kontrol uyguladığının ortaya çıkmasının ardından, geçen temmuz ayında ABD’nin “soykırım” ilan edeceğine dair beklentiler arttırmıştı.

ÇİN’DEKİ TOPLAM KAMPLARI

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki asimilasyon kampanyası kapsamında, Birleşmiş Milletler verilerine göre Uygur, Kazak ve Kırgız azınlıklardan 1 milyon Müslüman toplama kamplarında tutuluyor.

Daha öncede hazırlanan çok sayıda raporda insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan Pekin ise suçlamaları reddediyor.

Almanya’da İslam karşıtlığıyla mücadele teklifine Federal Meclis’ten ret

Okumaya devam et

Dünya

AB Lipa kampında yaşananlar için Bosna-Hersek yönetimini suçladı

Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Brüksel, yaşananlar dolayısıyla Bosna-Hersek yönetimini suçladı

BOLD – Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Avrupa Birliği (AB) bu durumdan Bosnalı yetkilileri sorumlu tutuyor.

Alman Die Welt gazetesi, AB’nin bir iç raporuna dayandırdığı haberinde bazı sığınmacıların Kovid-19 semptomları gösterdiğini aktardı.

Avrupa Birliği adayı Bosna-Hersek’teki sığınmacıların durumu uzun süredir eleştiriliyor. AB verilerine göre Bosna Hersek’te 8 bin sığınmacı bulunuyor. Bosna-Hersek’in Hırvatistan, dolayısıyla Avrupa Birliği (AB) sınırında bulunan Lipa kampı Noel’e bir gün kala kapatılmıştı.

Raporda ayrıca Bosna Ordusu tarafından sağlanan ısıtmalı çadırların iyi durumda olmadığı belirtilerek “Sığınmacılar çadırdaki deliklerden su girdiğinden ve ısıtma sisteminin benzinle çalışmasından dolayı hava kirliliği yarattığı ve havalandırma olmamasından şikayet ediyor” denildi. Sığınmacılar başlattıkları açlık grevini 5 Ocak’ta sonlandırmıştı.

AB raporunda Bosnalı yetkililer bu durumdan sorumlu tutulurken, Bosnalı yetkililerin gerekli finansman sağlandığı halde AB ve uluslararası ortaklar tarafından verilen tavsiye ve değerlendirmeleri dikkate almadığına dikkat çekiliyor.

Ancak Avrupa Parlamentosu’nda Yeşiller grubu başkanı olan Ska Keller AB’nin de bu sorunda payı olduğunu düşünüyor. Keller Bosna’da mahsur kalan sığınmacıların Hırvatistan’dan şiddet zoruyla ve yasa dışı yollardan geri gönderildiğini belirterek Hırvatistan’ı buna son vermeye çağırdı. Keller AB’nin sığınmacıların “insani olmayan koşullarına gözünü kapatmaması” gerektiğini kaydetti.

Yunanistan’dan Türkiye’ye mülteci suçlaması

Okumaya devam et

Popular