Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Ramazan Yavuz da hesap soramadan gitti

Ramazan Yavuz, Diyarbakır Cezaevi’nde 10 tutuklunun dövülerek öldürüldüğü olayda dayaktan bayılanlardan biriydi. Dava zaman aşımından düştü. Kanser olan Ramazan Yavuz, hayata gözlerini yumdu.

Diyarbakır Cezaevi mağdurlarından Ramazan Yavuz, akciğer kanseri tedavisi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi Yoğun Bakım Ünitesinde hayata gözlerini yumdu.

Ramazan Yavuz, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisiyken tutuklanmış ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesince hüküm verilerek 1994 yılında Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulmuştu.

Gözaltında gördüğü ağır işkenceler sonrası Ramazan Yavuz’un hapishane süreci de ağır insan hakları ihlallerine sahne oldu. Bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1996 yılında 10 tutuklu dövülerek öldürüldü. 24 tutuklu ise yaralandı. Darp olayı, görüş gününde ailelerin gözü önünde görüş kabinlerinde başladı ve devam etti. Dövülenlerden biri de Ramazan Yavuz’du ve baygın biçimde hastaneye sevkedildi.

Süreç içinde çeşitli hastalıklara yakalanan Ramazan Yavuz’un tedavisi yapılmadı. 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2004 yılında tahliye edilen Yavuz’a 3 yıl önce akciğer teşhisi konuldu. Evli ve bir çocuk babası olan Yavuz, erken teşhis konulmadığı için tedaviye cevap vermedi.

Yavuz, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisinde hayatını kaybetti. Cenazesi ailesi tarafından alınan Yavuz, Mardinkapı Mezarlığı’na defnedildi.

72 SANIK YARGILANDI DAVA ZAMAN AŞIMINDAN DÜŞÜRÜLDÜ

Diyarbakır Cezaevi’nde 1996 yılından gardiyan ve askerlerin tutuklulara saldırıp feci biçimde darp etmesi sonucu 10 tutuklu hayatını kaybetmiş, 24 tutuklu ise yaralanmıştı. Tutukluların çoğu görüş sırasında, görüş kabini içerisinde ailelerinin gözü önünde darp edildi.10 tutuklunun darp nedeniyle hayatını kaybettiği 24 tutuklunun ağır yaralandığı olay sonrası; asker, polis, gardiyan, cezaevi doktoru ve cezaevi müdürünün de bulunduğu 72 sanık yargılandı. Yıllarca süren ve mahkemeler arasında gidip gelen dava 23 Mayıs 2019’da Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “zaman aşımı” nedeniyle düşürüldü.

Gündem

Gazetecilere sokak saldırıları bitmek bilmiyor: Levent Gültekin’i yerde tekmelediler

2019 yılından bu yana muhalif gazetecilere yönelik artan sokak saldırılarının son kurbanı gazeteci Levent Gültekin oldu. Kalabalık bir grubun saldırısına uğrayarak yerde tekmelenen Gültekin, canlı yayına çıkarak yaşadıklarını anlattı.

BOLD – Bakırköy’deki Halk Tv binasına doğru yürüyen akademisyen gazeteci Levent Gültekin saldırıya uğradı. Kalabalık bir grup tarafından tekme ve yumruklarla darp edilen Gültekin, vücudunun ve yüzünün çeşitli yerlerinden aldığı darbelerle yaralandı.

Katılacağı programı iptal etmeyen ve yaşadıklarını anlatan Gültekin: “Son açıklamamdan sonra sosyal medyadan çok tehdit aldım. İktidar ortağı partinin genel başkan yardımcıları sosyal medyadan tehdit, küfür, hakaret ediyorlar. Benden önce çok sayıda gazeteci, siyasetçi saldırıya uğradığı için tedirginliği vardı” dedi.

EŞKİYALIKTIR

Kendisini takip eden 15-20 kişilik bir grubun saldırısına maruz kaldığını söyleyen Gültekin şunları kaydetti: “Muhtemelen bu kişiler kendilerine delikanlı diye dolaşıyorlardır. Bir kişiye 25 kişi saldırmak ancak eşkıyalıktır. Kendilerine yakışacak en hafif tabir eşkıyalıktır. Hakaret etmedim, küfür etmedim, yaptıklarının yanlış olduğunu, izledikleri siyasetin yanlış olduğunu söyledim. 25 kişinin aynı anda tek bir kişiye saldırması yiğitlik değil korkaklıktır. Umut ediyorum ki aynaya baktıklarında bu utancı hep hissederler.”

KİMLİK SİYASETİ YAPILDI

Devletin bu tür saldırıları izlediğini söyleyen Gültekin: “Bu ülkenin 80 milyonun kimliği siyasetin malzemesi yapıldı. Yapılmadı ? Yalan mı söylüyorum? Toplumun yüzde 100’ünün değeri olabilecek bir değer, terim, siyasette ayrıştırıcı bir argüman haline getirilmedi mi? Türkeş’in buradan eleştirdim, yanlış yaptı dedim. Milliyetçilik yaparak ülkede siyaseti zehirledi. MHP’lilere şunu soruyorum: Doğru yaptıysanız ülke niye bu halde? Kim ülkeyi bu hale getirdi? Niye çocuklarımız birbirini öldürüyor?” diye sordu.

YENİÇAĞ YAZARINA SALDIRI

2019 yılından bu yana sokakta muhalif gazetecilere yönelik saldırılar arttı. Canlı yayında iktidarın yolsuzluklarını eleştiren Yeniçağ yazarı gazeteci Yavuz Selim Demirağ, evinin önünde kalabalık bir grubun saldırısına uğradı. Demirağ aldığı darbelerle hastanelik oldu. Aynı yıl gazeteciler Sabahattin Önkibar, Ahmet Takan ve Murat İde de yaptıkları haberler yüzünden saldırıya uğradı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 2019 yılında 34 basın çalışanının saldırıya uğradığını açıkladı.

17 GAZETECİYE SALDIRI

2020 yılında da toplan 17 basın çalışanı haberleri ve paylaşımları nedeniyle darp edildi ya da tehdit edildi.

2021 yılı da gazetecilere uğurlu gelmedi. Yılın ilk 15 gününde 5 gazeteci saldırıya maruz kaldı. O gazetecilerden biri de sokak ortasında darp edilen Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’ydu.

Anadolu Ajansı çalışanlarının ‘Stop Erdogan’ zorbalığı FBI’lık oldu

 

Okumaya devam et

Gündem

Savunma Bakanlığı: Helikopter kazasında kararı pilotlar verdi

afp-tatvan-bitlis-bingol-helikopter-kazasi

Milli Savunma Bakanlığı tarafından Bitlis Tatvan’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin yapılan yeni açıklamada “Bulut nedeniyle bir anda görüş alanı kaybedildi, pilotlar geri dönüş kararı verdi” denildi.

BOLD – Bitlis’te 11 askerin şehit olduğu helikopter kazasıyla ilgili açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, olayın meydana gelmesinde helikopterden kaynaklanan bir neden olmadığını savundu. Helikopterin bakımının zamanında ve uygun olarak yapıldığını, helikoptere yönelik hava şartları dışında herhangi bir dış etkinin olmadığını bildirdi. Kazanın sebebinin, ani hava değişimi olduğu vurgulanarak şu bilgiler paylaşıldı: “Uçuşun son aşamasında hava koşullarının ani değişimi sonucunda ortaya çıkan olumsuz hava şartları nedeniyle helikopterin bulut içinde kalması ve bir anda yer görüş şartlarını kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği değerlendirilmektedir.”

HELİKOPTERLER AKLANDI

Bakanlığın verdiği bilgiye göre TSK envanterine giren Cougar tipi 50 helikopterin, 30’u Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 20’si ise Hava Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına verildi. Cougar tipi helikopterler TSK envanterine girdiği 1995 yılından bugüne kadar her türlü hava ve arazi koşullarında yaklaşık 150 bin saat uçuş yaptı. Mevcut mevzuata göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki helikopterlerin ortalama ömrü 40 yıl, ancak bu süre yenileştirme ve modernizasyon faaliyetleri ile uzatılabiliyor. Milli Savunma Bakanlığı, bugüne kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Cougar helikopterleri ile dört adet can kayıplı olayın hiçbirinin helikopter kaynaklı olmadığını vurguladı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kaza Kırım ekibinin bulgularıyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakanlık yetkilileri, bölgenin coğrafi yapısından dolayı ani hava değişikliklerinin yaşanabildiğini kaydetti. Yetkililer, helikopterin bir yere çarpmasının söz konusu olmadığını ve bulut içi oryantasyon kaybının yaşandığını belirtti.

BİLİNÇLERİ AÇIK DEĞİL

Kazada yaralanan personelin sağlık durumlarının iyi olduğu, ancak kazayla ilgili konuşmaya olanak verecek ölçüde bilinçlerinin açık olmadığı bilgisi de paylaşıldı.

Hava şartları uygun olmasa dahi komutanların emri ile helikopterlerin havalandırıp havalandırılmayacağına yönelik soruya da yetkililer, “Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Uçuş camiasında pilotun kararı esastır. Buna herhangi bir komutanın etki etmesi mümkün değil. Pilotun kendi kararına bırakılır. Komutan olarak rütbeli personel emir verebilir ama uçuş için bir emir verilmesi söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Okumaya devam et

Gündem

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Ankara Sincan Cezaevinde 21 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi. Melizci, 1,5 aydır 10 aylık kızı Saime ile birlikte hapisteydi.

BOLD – Sütten kesilmemiş Saime bebeğin annesi 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir bebek daha annesiyle cezaevinde yaşamaya mahkum edildi. Bugün saat 14.00’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan 29 yaşındaki Melizci, 21 Ocak’ta eşi Kasım Melizci ile birlikte Ankara’da gözaltına alınmıştı.

Bylock kullandıkları ve tanık ifadelerine dayanılarak bir gün sonra tutuklanan Yasemin Melizci’nin karar duruşması için hakim karşısına çıktı. Hemşirelik mezunu olan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

9 aylık Saime bebeğin annesi ve babası tutuklandı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0