Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sünbül Ailesi’nin linç hikayesi: Senin baban darbeci bizimle oynama

Funda Sümbül şehit bi polis kızı. Başarılı bir polisle evlenip mutlu bir yuva kurdu. Kardeşi tarafından “cemaatçi” diye ihbar edildi. Kocası KHK’yla ihraç edildi, çocuğu ise sokakta linç yedi..

BOLD- 15 Temmuz sonrası başlayan toplumsal linç sokakta oyun oynayan çocuklara kadar vardı. Hizmet Hareketi’ne yakın insanlar sosyal ölüme terkedildi. O ailelerden biri de Sünbül ailesi. Akrabaları tarafından dışlanma, kardeşinin ihbarı, işsizlik, hapis ve çocuklarının üzerine çiğ yumurta fırlatılıp, oyunlardan dışlanmaları dahil toplumsal lincin her türlüsünü yaşadılar. Kronos’tan Selahattin Sevi Sünbül ailesinin hikayesini yazdı.

Sadık Sünbül KHK ile ihraç edilen bir polisti ve 19 ay hapis yatttı…Tutuksuz yargılanmak için tahliye edildiğinde, aslında yapayalnız olduklarını anladı eşi Funda Sünbül. Dört çocukla tek başına kalakalmıştı… Aile ve yakın çevre kapılarını çalmıyor, arkadaşları aramıyordu. Sadece vefalı bir arkadaşı kendisine iş bulmuş ve evinin taşınmasında da kendisine yardımcı olmuştu. Sünbül ailesi bu kişinin iyiliğini hiç unutmayacaklarını söylüyor.

Sigortasız çalıştığı işten ellerine geçen yaklaşık 2 bin liranın 850 lirası kiraya gidiyordu. Üstelik çocuklarından biri hastaydı ve ciddi sağlık sorunları vardı.

Hastaneler, kontroller… Sünbül ailesi psikolojik olarak da çöküntüye girmişti.

Asıl önemlisi, hüküm için mahkeme tarihi yaklaşıyordu.

Tam da o günlerde yakın bir arkadaşı, yaşadıklarını görmüş; “Dışarı çıkmayı düşünür müsünüz?” diye sormuştu.

KHK’lı polis eşi Almanya’da, kendisi dört çocuğu ile Mart ayının başından bu yana bir Balkan ülkesindeydi… Dışarı çıkmayı düşünmüş ve çıkmıştı. Neden çıktınız sorusnuna Funda Sünbül (30) “Başka çaremiz kalmamıştı, kim olduğumuzu komşularımızla bile paylaşamıyorduk.” karşılığını veriyor.

‘Kim olduklarını komşularıyla bile paylaşamayan’ Fundan Sünbül meslek hayatı başarılarla bir polis eşiydi…

2004 yılında Atatürk Üniversitesi Erzincan Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun oldu Sadık Sünbül. 2004-2005 ve 2005-2006 eğitim öğretim yılında Osmaniye, Düziçi ilçesine bağlı bir mahrumiyet bölgesi olan, kadrolu öğretmenlerin bir yolunu bulup kaçtığı, ulaşımın traktörle sağlandığı Zindağ, yeni ismiyle Yeşilyurt köyünde ücretli öğretmenlik yaptı.

Polislik sınavını kazanınca 2005’te İstanbul Etiler Polis Meslek Etik Merkezi’nde (POMEM) eğitime başladı. Burası silahlı terör gruplarının hedefinde olduğu için 2006 yılı sonlarında silahlı saldırıya uğramış ve yaralanmıştı. Ödüllendirilerek asayiş şubeye tayin edildi. 2008’de ise Şanlıurfa Suruç’a tayini çıktı. Burada yaklaşık 6 yıl kaldı. Dört defa burada kalmak için dilekçe verdi. Fazladan 4 yıl görev yaptı. Buradaki tavranıdan başarılarından dolayı 2015’de silah ve ruhsat şube müdürlüğüne tayini çıkmıştı. Ankara’da 2016 Şubat’ında bombaların patlamasıyla Altındağ Polis Merkezi’ne bağlı Hamamönü bölgesine yaya devriye görevine gönderildi.

Mayıs 2016’da devlet büyüklerini koruma şube müdürlüğüne geçerek burada grup amirliğinde çalışarak Abdulkadir AKSU, Devlet Bahçeli ve birçok devlet yetkilisinin katılmış olduğu programlarda bu kişilerin korunmasında görev almış. 15 Temmuz 2016 günü müdürü çağırarak Binali Yıldırım’ın Ankara koruma ekibine alındığını söylemiş, 17 Temmuz’da da İçişleri Bakanlığı’nın yazısı ile 18 Temmuz itibarıyla görevden uzaklaştırıldığı tebliğ edilmiş. 24 Temmuz’da gözaltına alınırken 1 Ağustos’ta ise tutuklanmış.

Sadık Sünbül başarılı bir polis memuruydu.

‘BAŞKA BİR YERDE, BAŞKA BİR EVDE YAŞAYACAĞIZ’

Ve işte o polisin eşi Funda Sünbül, Türkiye’yi terk ederken uçağın tekerlekleri yerden kesildikten bir müddet sonra gerçeği açıklamış çocuklarına: “Biz artık başka bir yerde, başka bir evde yaşayacağız.”

Funda Sünbül, 2 Mart’ta Meriç’i geçerek önce Yunanistan’a, sonra da Almanya’ya ulaşan eşiyle kavuşmayı bekliyorlar şimdi.

4 çocuk annesi Funda Sünbül şehit bir polisin kızı. “Babam ben 5 yaşındayken şehit oldu, yetim kaldım, şimdi de 4 çocuğumla yıllardır babalarından uzak. 3’üncü çocuğum kronik astım hastası, kalbinde rahatsızlık var. Nekröz içeren lenf nodları var, sıkıntılarımız çok, en küçük çocuğum için ise epilepsiden şüpheleniyordu doktoru.’ diyor.

‘SENİN BABAN DARBECİ, BİZİMLE OYNAMA!’

Funda Sünbül’ü en çok üzen ise eşinin ailesinin oğullarına karşı kayıtsızlığı. Eşinin babası Sincan Cezaevi’nde hapis yattığı sürede oğlunu bir kez olsun bile ziyaret etmemiş; ne gelinini ne de torunlarını merak etmiş.

“Eşim 24 Temmuz’da gözaltına alınıp 1 Ağustos’ta 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı. Gözaltındayken 7 aylık bebeğimle emniyetin önüne, adliyeye gidip onu çok aradım, hakaretler küfürler duyduk polislerden, eşimin yaşadıkları çok daha kötüydü, yemek yok, tuvalet ihtiyacı için izin yok… İbadet hakları tamamen kısıtlanmış, 10 metrekare bir koğuşta 18 kişi kalmışlar. İşkence görmüşler…

Eşim hapisteyken çocuklarımı mahalledeki arkadaşları bile dışladı, “Senin baban darbeciymiş, fetöcüymüş, bizimle oynama, annemiz babamız kızıyor” dediler. O zaman 6 yaşında olan oğlumun üstüne çiğ yumurta bile attılar… Kapıda kalan ayakkabılarımızın içine idrar dökenleri mi, kapımıza çöp koyanlar mı ararsınız…”

Funda Sünbül’ün, Sincan kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru ise, “İhraç olanlara yardım vermiyoruz, senin eşin bir de tutuklu, yani tam suçlu, sana yardım yapmam” karşılığı ile son bulmuş.

Sadık Sünbül, KHK ile ihraç edildikten sonra inşaatlarda çalışmaya başladı.

‘AİLELER PARÇALANDI, HERKES BİRBİRİNE DÜŞMAN OLDU’

Eşinin tutuklu bulunduğu Sincan L 1 Cezaevi’nden 15 Ocak 2018 tarihinde adli kontrol şartıyla tahliye olduğunda eşinin ailesi yine gelmemiş. “Bizi birbirimize düşman ettiler” diyor Funda Sünbül; “Onlar hiç ziyaret etmemişlerdi hapiste kaldığı 19 ay boyunca. Eşim tavır alarak başlarda gitmek istemedi. Daha sonra akrabalar topluca ziyarete geldi. Fakat eşim kırgındı hepsine. Eşimin annesi, ‘En akıllı oğlum deli oğlum oldu’ dedi. Eşim fakir büyümüş, çobanlık yaparak, kendi imkanlarıyla okumuş. Ailelerinde başka okuyanlar da var. Fakat eşim çok kitap okur, duygusaldır, herkese yardım eder… Farklıdır…”

Bir başka akrabaları ise, “Hocanızın ardından gittiniz, bunların hepsini hak ettiniz” demiş. “Cezaevinden çıkınca insanlar teselli edeceğine bir laf da ben söyleyeyim yarışına girdi. Eşim asgari ücretten artırdıklarıyla şöyle ya da böyle bize borç veren babasına ve kardeşlerine olan 7 bin lirayı ödedi. Sonra da ne hâliniz varsa görün deyip herkesi ve her şeyi terk etme kararı aldı”.

“Yurt dışına çıkınca bile tacizlerden ve iftiralardan kurtulamadık” diyen Funda Sünbül’ün uzman çavuş olan öz kardeşi şikâyet etmiş savcılığa. “Oysa 15 Temmuz sürecinde bana en çok o yakınlık göstermişti, yardım etmişti” diyen Sünbül; “Dilekçe yazarak ‘Kız kardeşim ve eşi cemaate bağlı olduğu için kaçak yollarla yurt dışına çıktı’ diye bizi şikayet etmiş. Anneme anlattığımda, ‘İkinizin arasına girmem’ deyip bıraktı öylece.” diyor.

Dört kardeşin ikincisi olarak 1988 yılında dünyaya gelen Funda Sünbül, “Babam polis memuruymuş. Ben beş yaşındayken 1993 yılında şehit olmuş. Annem imam nikâhlı eşi olduğu için hiçbir hakkı yok. Yararlanamıyor. Annem temizliğe giderek büyütmüş bizi. Kardeşimin biri üç yaşında evde küvete düşüp boğulmuş. Ne acılarla büyüdük, ama şimdikiler bambaşka” diyor.

Annesinin, şehit olan babasını da hatırlayarak, “Polise kız vermem” dediği için kaçtığını söyleyen Funda Sünbül; “2008 yılında evlendik. Annem hep ayrılmamızı istiyordu. Fakat Sadık Bey iyi, dürüst ve kaliteli bir insandı. Düğünümüze dört ay kala kaçtık” diyor.

“Sabah dört buçuk sularıydı… Polisler geldiğinde çok sertlerdi. Eşim de polisti, sakin olmalarını istedi. Eşim kimliğini gösterdi, “Biz asker almaya gelmiştik, polis çıktın” diyerek alıp götürdüler. Eşim alınmadan önce abdestini aldı, giyindi, gittiler. Bir süre sonra yine döndüler. Meğer eşimin mermileri kalmış onu da aldılar.”

‘EVİ VE ARACI TARANDI, BAŞARILARI ÖNÜNE KONULDU’

“Eşimi en çok üzen, ‘Bu kadar çalışmanın sonucu bu mu?’ duygusuydu. 2011’de evimizi PKK taramıştı. Daha sonra eşimin zırhlı aracı yine tarandı. Bütün bunlar üstün başarı ve taltifler getirdi. Ama biliyor musunuz, bu başarılar bile başına dert oldu! Mahkeme, ‘Neden bu kadar takdir ve taltif aldın’ dedi… Sonrasında, eşim görevi bittiği halde 4 yıl daha kaldı bölgede.”

BOLD ÖZEL

Çocuklarının önünde işkence gören Erdoğdu’nun kalbine pil takılacak

Tutuklu kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. Eşi Birsen Erdoğdu, “Eşimin hastalığı cezaevinde ilerledi. Nasıl kaldıracak, endişeliyiz.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – 33 aydır Sakarya Ferizli Cezaevine tutuklu olan kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. İlaçlarla kalbi ancak yüzde 35 çalışan Erdoğdu, hapse girdiğinden bu yana kalp sorunu yaşıyor. 9 Temmuz 2020’de Sakarya Araştırma Hastanesine götürülen Erdoğdu’ya doktor, “Kalp kapakçığı iyice yorulmuş, pil takacağız. Gerekirse daha sonra ameliyat yapacağız.” dedi.

Bold Medya’ya konuşan Birsen Erdoğdu, eşinin sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini söyleyerek, eşiyle dün yaptığı haftalık telefon görüşmesini şöyle aktardı:

“Eşim aradı. Önceki gün doktora götürülmüş. Kalp hastası olduğu için 6 ayda bir rutin kontrolleri var. Doktor, kalbinin kötüye gittiğini, kalp kapakçığının yorgun düştüğünü, dolayısıyla önümüzdeki hafta pil takılacağını söylemiş. Eğer pil çözüm olmazsa sonra da kalp kapakçığı değiştirilecek. Bu yüzden morali çok bozuktu, çok ağladı. Onu ilk defa böyle ağlarken görmek bizi çok üzdü. Cezaevinde bu şartlar altında hastalığı nasıl kaldıracak.”

HEYET RAPORLU KALP HASTASI

2015 yılında anjiyo olan Adem Erdoğdu, heyet raporlu bir kalp hastası. Ömür boyu aksatmadan kullanması gereken ilaçları var. 5 Mart 2018’den beri cezaevinde olan Adem Erdoğdu daha önce cezaevinde hak ihlaline uğramıştı. Bir süre kalp ilaçları verilmedi.

Eşinin aynı zamanda yüksek tansiyonu olduğunu belirten Birsen Erdoğdu, “Düzenli olarak tansiyon kontrolü yapılması gereken bir hasta ve bundan dolayı hayatı her an risk altında.” diye konuştu.

İKİ KEZ GÖZALTI ALINDI, İKİ KEZ TUTUKLANDI

Adem Erdoğdu ve ailesi, tıpkı cezaevinde kanser olup hayatını kaybeden akademisyen Ahmet Turan Özcerit ve ailesine yaşatıldığı gibi zor günler geçirdi. İki kez gözaltına alındı. İki kez tutuklandı. İkinci gözaltı sırasında çocuklarının gözü önünde darp edildi, işkence gördü.

24 Ekim 2016’da önce oğlu İdris Erdoğdu, iki saat sonra kendisi ve eşi gözaltına alındı. Bir sonraki gün bütün aile tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kendisi 4 ay, eşi 11 gün sonra, oğlu 11 ay sonra tahliye edildi.

“OĞLUMUN GÖZÜ ÖNÜNDE BABASI DARP EDİLDİ”

Adem Erdoğdu, 5 Mart 2018’de bu kez kayınpederinin Balıkesir’deki evinde 4 ekip otosu ile gelen 20 kişilik polis ekibi tarafından gözaltına alındı. Eşini de aynı gün aldılar. Bu sırada çocuklarının gözü önünde darp edildi. Birsen Erdoğdu, o gün polislere kapıyı 13 yaşındaki en küçük oğulları Numan’ın açtığını ve tanık olduğu insanlık dışı manzaralar karşısında oğlunun hala travma yaşadığını söylüyor.

Toplam 12 gün gözaltında kalan Erdoğdu çifti, 8. gün ifade verirken oğulları İdris, kızları Fatma Nur, 72 yaşındaki babaları Rıza Akgül tekrar emniyete getirildi. 3 gün süren sorgudan sonra Birsen-Adem Erdoğdu tutuklandı. Birsen Erdoğdu 5 ay sonra tahliye edildi. Adem Erdoğdu hala cezaevinde sağlık sorunlarıyla uğraşıyor.

DOSYASI YARGITAY’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Adem Erdoğdu (50), KHK ile kapatılan Sakarya Fatih Koleji halka ilişkiler departmanında çalışıyordu. Velilerle görüştüğünü söyleyen tanık ifadeleri, Bank Asya hesabı, Zaman Gazetesi aboneliği, mesajlaşma programı Bylock, evde bulunan 3 adet Kırık Testi kitabı nedeniyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Erdoğdu’nun dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

4. evre kanser hastası Fatih Terzioğlu tahliye edildi

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Okumaya devam et

Gündem

SGK özel hastanelere koronavirüs ödemesini durdurdu

Türk Tabipleri Birliği, SGK’nın 29 Haziran’dan itibaren özel hastanelere Kovid-19 tedavisi gören hastalar için yoğun bakım ücreti ödemesi yapmayacağına dair yazı gönderdiğini açıkladı.

BOLD – Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 29 Haziran’dan itibaren özel hastanelere Kovid-19 tedavisi gören hastalar için yoğun bakım pandemi bakım ücreti ödemesi yapmayacağına dair yazı gönderdiğini açıkladı. Bu yazının özel hastanelerin kullandığı Medula sisteminde görülebildiği belirtildi.

FATURA ARTIK VATANDAŞA KESİLECEK

TTB yetkilileri bu uygulamayı, Kovid-19’un tetkik, tanı ve tedavisinde salgının ilk günlerinde olduğu gibi özel sağlık kuruluşlarınca vatandaşlardan ilave ücret alındığı bir döneme geçileceğinin işareti olarak değerlendirdi. Mevcut düzenlemede (Sağlık Uygulama Tebliği) ilave ücret alınamayacak hizmetler içinde ‘pandemi süresince pandemi olgularının tanı ve tedavileri, ile bu işlemlere ilişkin sunulan sağlık hizmetleri’ de sayılıyor. Ancak TTB Merkez Konseyi, açıklamada bahsedilen son bildirimin, bu düzenlemede de değişiklik yapılacağının habercisi olduğunu düşünüyor.

DEVLET HASTANELERİNDE YOĞUNLUK ARTACAK

Merkez Konsey üyeleri buna örnek olarak, geçen hafta yurt dışına çıkacak vatandaşlardan gittikleri ülke tarafından talep edilen PCR testi için Sağlık Bakanlığı hesabına IBAN üzerinden ücret ödenmesinin istenmesini de hatırlattı. TTB yetkilileri uygulamanın oluşturacağı sorunlarla ilgili şunu kaydetti: “Bu bildirim, özel hastanelerin 29 Haziran’dan sonra yatan hastalar nedeni ile zarar edeceğine ilişkin itirazları, hastaların katkı payı vermek durumunda kalacaklarına yönelik kaygıları, özel hastanelerden devlet hastanelerine sevklerin başlaması, özellikle hasta sayısının yükselişte olduğu bölgelerde yatak sıkıntısı gibi sorunları gündeme getirmiştir.”

Erdoğan bir yılda ‘bu oyuna gelecek kadar’ istikametini nasıl kaybetti?

Okumaya devam et

Gündem

Milletin milyonlarca lirasını ‘kayıp’ asfalt ve çiçeklere gömdü

Borcu 240 milyon lirayı aşan AKP’li Esenler Belediyesinin geçen yıl yaptığı harcamaların adresi bulunamadı. Belediyenin geçen yıl döktüğü 67 bin ton asfalt ile 2 milyon liralık çiçeğin nerede olduğu bilinmiyor.

BOLD – AKP’li Esenler Belediyesinin 2019 yılı içerisinde yaptığı harcamalar tartışma konusu oldu. Esenler Belediyesinin 2019 Faaliyet Raporu’na göre sadece faiz gideri 8.5 milyon lira olurken, borçlarını taşınmaz satarak kapatmaya çalışan belediye, tam 66 bin 842 ton asfalt döktü, 1.8 milyon milyon çiçek, 73 bin çalı ve süs bitkisi dikti.

114 MİLYONLUK TAŞINMAZ SATILMIŞ

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre Esenler Belediyesinin önceki gün yapılan meclis toplantısında 2019 yılı Faaliyet Raporu görüşüldü. CHP’li Meclis üyesi Kemal Şahin, belediyenin mali bütçesinin 375 milyon 100 bin lira, toplam borcun ise 244 milyon 863 bin lira olduğunu belirterek belediyenin borç batağında olduğunu söyledi. Belediyenin sadece faiz giderlerinin 8 milyon 520 bin lira olduğuna dikkat çeken Şahin, “Taşınmaz satış geliri 114 milyon 569 bin lira olarak görülmektedir. Belediyenin taşınmazlarını satarak günü kurtarmaya çalışıyorsunuz” dedi.

3 BİN 342 KAMYON ASFALT NEREYE DÖKÜLDÜ?

“Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlara Yapılan Transferler” kaleminin 2 milyon 117 bin 403 lira olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu kuruluşlar kimlerdir, bilmek istiyoruz” diye sordu. Şahin dökülen asfalt miktarını 66 bin 842 bin ton olduğunu belirterek, “Bir kamyon 20 ton asfalt aldığına göre 3 bin 342 kamyon asfalt yapmaktadır. Fen İşleri Müdürlüğü’nün 3 bin 342 kamyon 66 bin 842 ton asfaltı nereye döktüğünü açıklamasını istiyorum? Park Bahçeler Müdürlüğü’nün mevsimlik dikilen çiçek adedi 1 milyon 800 bin, dikilen çalı ve süs bitkisi sayısı 73 bin 38 adettir. Bu bitkileri nereye diktiniz?” diye konuştu.

CHP GRUBUNUN BELEDİYEDE ODASI YOK

İstanbul’un 39 ilçesinde cemevi olmayan 3 ilçeden birinin Esenler olduğuna dikkat çeken Şahin, 13 Haziran 2019’da tarihinde 3 Alevi derneği ile imzalanan 12 maddelik protokolün meclisten oybirliği ile geçtiğini anımsatarak neden cemevi yapılmadığını sordu. Talep edilmesine karşın CHP grubunun mecliste odası bulunmadığını dikkat çeken Şahin, “İstanbul’un 39 ilçe belediyesi içinde sadece Esenler Belediyesinde CHP meclis grup odası bulunmamaktadır. Bu da sizin demokrasiye karşı tavrınızı göstermektedir” diye konuştu.

Erdoğan bir yılda ‘bu oyuna gelecek kadar’ istikametini nasıl kaybetti?

Okumaya devam et

Popular