Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Türkiyeli Mülteci Yunanistan’da resim sergisi açtı

Türkiyeli Mülteci Huriye Genç, Yunanistan’da resim sergisi açtı. Kimya öğretmeni Huriye Genç, Türkiye’de yaşanan insan hakları kıyımını ve mültecilerin yaşadıklarını tuvale aktardı.

Barbaros Kaya

BOLD/ÖZEL- Çevresinde yaşanılan travmaları insanlığa duyurmayı ve herkese farkındalık kazandırmayı amaçlayan mülteci Huriye Genç, “Yaşanılan bu mağduriyetlere karşı kayıtsız kalmamam gerekiyordu. Tüm resimlerimi sadece bu güdü ile çizdim’’ diyerek, resim yapmasının kutsal bir amaç taşıdığını belirtti.

2 çocuk annesi Huriye Genç, kimya öğretmeni. Çocukluğundan bu yana her zaman resme merakı oldu ama resim üzerine kariyer planlaması yapamadı. 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı dershane kapatıldı. Kısa bir süre yeni bir iş bulma mücadelesi verdi ama en son çalıştığı yer Hizmet Hareketi’ne ait bir kurum olduğu için kimse iş vermedi. İş bulamamasının yanında bir de dershanede öğretmenlik yaptığı için hakkında arama ve yakalama kararı çıkartıldı.

SAKLANDIĞI EVDE ÇİZMEYE BAŞLADI

Bir evde ailesi ile birlikte saklanan Genç, eskiden kalma resim merakını harekete geçirdi ve çizmeye başladı. Çizdiği resimlerde çoğu zaman kendisi gibi hak mağduriyeti yaşamış aileleri konu aldı. İki buçuk yıllık aranma sürecinde durmadan duygularını tuvale aktardı ve çizdikleri bu resimleri sosyal medya üzerinden satarak bu zorlu dönemde ailesinin geçimini sağladı. Resim yapıp satarak Türkiye’de iki buçuk yıl yaşayan Genç ailesi, Ağustos 2018’de Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a sığınmak için göç ettiler.

Genç, ‘’Bu göç esnasında gördüklerim ve duyduklarım, trajik olaylar hala hafızamda çok canlı, en ufak detayına kadar hatırlıyorum. Resim çizerken de en önemli ilham kaynağım bu trajik olaylar’’ dedi ve resim yaparken konu belirleme aşamasında neden bu olayları anlatmak istediğinden bahsetti.

‘’Meriç Nehrin’den geçerek Türkiye’den çıkmak zorunda kalan birçok insan var. Bunlar arasında birçok arkadaşım da bulunuyor. Bu zorlu yolda görmemeleri, yaşamamaları gereken tecrübelere şahit oluyorlar. Ölüm riski, yakalanma riski, hayatta kalma çabası, mülteci kampı, nezaret ve bataklık gibi bir yol. Tüm bunlar özellikle kadın ve çocuklar için asla unutulmayacak bir trajedi. Ben ve ailem de aynı tecrübeyi yaşadık. İki çocuğum ve eşimle bu yollardan geçtik. Tüm bu yaşanılanları görünce tabi ki resim yaparken ilham kaynağım bu hikayeler olacak’’ diyerek neden resim çizdiğini açıkladı.

“BİRÇOK DEFA AĞLAYARAK ÇİZİME ARA VERİYORUM”

Bir resmin tamamlanma süreci yaklaşık 1 hafta sürüyor. Genç, ele aldığı konu ile birlikte bir hafta boyunca resimdeki karakter ile yer değiştirdiğini ve ileri derecede empati kurarak kendini resimdeki özne konumuna getirdiğini belirtti. ‘’Her zaman konuyu içselleştirerek empati yaparım. Kendimi olayın merkezine koyarım ve resimlerimi o duygu ile çizerim’’ diyerek empatiyi istemsizce yaptığını söyledi.

Resim çizme sürecinde birçok defa ağladığından bahseden Genç “Kaç kez elimde fırça ile ağlayarak resme ara verdiğim zaman oldu. Bu konuları işlemek gerçekten çok zor. Bir anda renkler sizi o duyguya sokabiliyor ve kendinizi tutamıyorsunuz” dedi.

“BOĞULAN BİR AİLEYLE AYNI KADERİ YAŞAYABİLİRİZ”

2017’de Türkiye’de hapse düşmemek için Yunanistan’a geçmeye çalışan ve Ege’de can veren Maden Ailesi’nin dramını resmetmek, iki çocuklu bir anne için şüphesiz en zor çalışma olacaktır. Genç, haftalarca bu resmi bitiremediğini söyledi. “Ne zaman fırçamı elime alsam duygusal yoğunluk yaşıyordum. 3 çocuk, anne ve baba olarak botla geçerken boğulan bir ailenin resmini yapmak ve aynı kaderi sizin de yaşama ihtimalinizin olması çok farklı bir hissiyat. Ama bu resmi çizmek zorundaydım, çünkü dünyanın böyle bir olay yaşandığından haberi olmak zorunda’’ diyerek yaşanılanları duyurma çabasından bahsetti.

“YANI BAŞIMIZDA YAŞANANLARA DUYARSIZ KALAMAYIZ”

Genç, yaptığı “Göç Yolu” temalı resimlerini, Hestia Hellas vakfının ev sahipliği ile birlikte sergilemeye başladı. Birçok Yunan vatandaşın, mültecinin ve aktivistin ziyaret ettiği sergide Göç Yolu” temalı resimler ilgi odağı oldu. Resimlerin kurgu olmadığını ve her birinin yaşanmış hikayeler olduğunu öğrenen insanlar, yaşanılanlar karşısında çok şaşırdı.

Sergiyi gezen Sofi Mathioudakis de kimya öğretmeni. Gördükleri karşısında duygularına hakim olamayıp ‘’Bu yaşanılanlar çok korkunç, kimsenin bunları yaşamaması gerekirdi. Kulağımıza bir şeyler yaşandığına dair duyumlar geliyordu ama burada gördüklerim ve duyduklarım çok daha farklı. Resimler çok gerçekçi ve insanı etkiliyor. Bu resimlerden biri keşke satılık olsa da satın alabilsem, evime götürebilsem. Çünkü hemen yanı başımda bu olaylar yaşanırken, hiçbir şey olmamış gibi yaşamak istemiyorum.’’ dedi ve duygularını ifade ederken gözyaşlarına hakim olamadı.

Sergiyi gezen Milton hanım, Hollandalı bir fotoğrafçı. “Resimler çok etkileyici. Sanki olay anında oradaymış ve vizörden bakıyormuş gibi kaydedilmiş anlar. Teknik açıdan çok başarılı. İçerik olarak ise fazlasıyla kayda değer bir konu zaten. Yaşanılanların bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. Benim için bilgilendirici de oldu. Ayrıca fotoğraf projesi olarak yapacağım bir konunun da ilham kaynağı olma yolunda ilerliyor” diyerek düşüncelerini paylaştı.

Amerikalı Hestia gönüllüsü Ray Bredbury ise, sergiyi çok beğendiğini ve bundan sonra yaşanılanlar için daha fazla mücadele edeceğini dile getirdi.

Aynı yolları kullanarak, aynı manzarayı görmüş Türk mülteciler de sergiyi ziyaret edenler arasındaydı. Kendi hikayelerinin tuvale yansımasından ve herkese duyurulmasından çok memnun olduklarını ifade ettiler.

İki çocuk annesi Genç, resimlerinde “ANNE” imzasını kullanıyor ve yaşananları hep bir anne perspektifinden yansıtmaya çalıştığını söylüyor.

Huriye Genç, Yunanistan’da yeni bir hayat kurma mücadelesinde resim çizmeye devam ediyor. Her hafta bir resim bitirip bunu sosyal medya üzerinden satışa sunuyor. @renklituvaller Twitter hesabından çizdiği resimleri sergiliyor. Aynı zamanda resimlerinin bazılarını buradan satışa çıkartıyor. Ama “Göç Yolu” olarak nitelendirdiği, mağduriyet hikayelerini konu alan resimlerini satmaya niyeti yok. Bütün bu resimler için gelecekte daha büyük bir projesi var.

BOLD ÖZEL

Çocuklarının önünde işkence gören Erdoğdu’nun kalbine pil takılacak

Tutuklu kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. Eşi Birsen Erdoğdu, “Eşimin hastalığı cezaevinde ilerledi. Nasıl kaldıracak, endişeliyiz.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – 33 aydır Sakarya Ferizli Cezaevine tutuklu olan kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. İlaçlarla kalbi ancak yüzde 35 çalışan Erdoğdu, hapse girdiğinden bu yana kalp sorunu yaşıyor. 9 Temmuz 2020’de Sakarya Araştırma Hastanesine götürülen Erdoğdu’ya doktor, “Kalp kapakçığı iyice yorulmuş, pil takacağız. Gerekirse daha sonra ameliyat yapacağız.” dedi.

Bold Medya’ya konuşan Birsen Erdoğdu, eşinin sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini söyleyerek, eşiyle dün yaptığı haftalık telefon görüşmesini şöyle aktardı:

“Eşim aradı. Önceki gün doktora götürülmüş. Kalp hastası olduğu için 6 ayda bir rutin kontrolleri var. Doktor, kalbinin kötüye gittiğini, kalp kapakçığının yorgun düştüğünü, dolayısıyla önümüzdeki hafta pil takılacağını söylemiş. Eğer pil çözüm olmazsa sonra da kalp kapakçığı değiştirilecek. Bu yüzden morali çok bozuktu, çok ağladı. Onu ilk defa böyle ağlarken görmek bizi çok üzdü. Cezaevinde bu şartlar altında hastalığı nasıl kaldıracak.”

HEYET RAPORLU KALP HASTASI

2015 yılında anjiyo olan Adem Erdoğdu, heyet raporlu bir kalp hastası. Ömür boyu aksatmadan kullanması gereken ilaçları var. 5 Mart 2018’den beri cezaevinde olan Adem Erdoğdu daha önce cezaevinde hak ihlaline uğramıştı. Bir süre kalp ilaçları verilmedi.

Eşinin aynı zamanda yüksek tansiyonu olduğunu belirten Birsen Erdoğdu, “Düzenli olarak tansiyon kontrolü yapılması gereken bir hasta ve bundan dolayı hayatı her an risk altında.” diye konuştu.

İKİ KEZ GÖZALTI ALINDI, İKİ KEZ TUTUKLANDI

Adem Erdoğdu ve ailesi, tıpkı cezaevinde kanser olup hayatını kaybeden akademisyen Ahmet Turan Özcerit ve ailesine yaşatıldığı gibi zor günler geçirdi. İki kez gözaltına alındı. İki kez tutuklandı. İkinci gözaltı sırasında çocuklarının gözü önünde darp edildi, işkence gördü.

24 Ekim 2016’da önce oğlu İdris Erdoğdu, iki saat sonra kendisi ve eşi gözaltına alındı. Bir sonraki gün bütün aile tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kendisi 4 ay, eşi 11 gün sonra, oğlu 11 ay sonra tahliye edildi.

“OĞLUMUN GÖZÜ ÖNÜNDE BABASI DARP EDİLDİ”

Adem Erdoğdu, 5 Mart 2018’de bu kez kayınpederinin Balıkesir’deki evinde 4 ekip otosu ile gelen 20 kişilik polis ekibi tarafından gözaltına alındı. Eşini de aynı gün aldılar. Bu sırada çocuklarının gözü önünde darp edildi. Birsen Erdoğdu, o gün polislere kapıyı 13 yaşındaki en küçük oğulları Numan’ın açtığını ve tanık olduğu insanlık dışı manzaralar karşısında oğlunun hala travma yaşadığını söylüyor.

Toplam 12 gün gözaltında kalan Erdoğdu çifti, 8. gün ifade verirken oğulları İdris, kızları Fatma Nur, 72 yaşındaki babaları Rıza Akgül tekrar emniyete getirildi. 3 gün süren sorgudan sonra Birsen-Adem Erdoğdu tutuklandı. Birsen Erdoğdu 5 ay sonra tahliye edildi. Adem Erdoğdu hala cezaevinde sağlık sorunlarıyla uğraşıyor.

DOSYASI YARGITAY’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Adem Erdoğdu (50), KHK ile kapatılan Sakarya Fatih Koleji halka ilişkiler departmanında çalışıyordu. Velilerle görüştüğünü söyleyen tanık ifadeleri, Bank Asya hesabı, Zaman Gazetesi aboneliği, mesajlaşma programı Bylock, evde bulunan 3 adet Kırık Testi kitabı nedeniyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Erdoğdu’nun dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

4. evre kanser hastası Fatih Terzioğlu tahliye edildi

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alınarak tekrar cezaevine gönderilen kanser hastası Ümit Gökhasan’ın ceza erteleme talebi reddedildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Üç buçuk yıldır Afyon Cezaevinde tutuklu olan mide kanseri Ümit Gökhasan’a ‘cezaevine kalabilir’ raporu verildi. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 18 Haziran 2020’de yazdığı raporda “Hasta hayatını yalnız idame ettirebilir, infazın tehirine gerek yoktur” denildi.

Hastanenin raporunu dikkate alan Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı, Gökhasan’ın sağlık nedeniyle infazının ertelenmesi talebini reddetti. Savcılığın 6 Temmuz 2020’de düzenlediği belgede ret gerekçesi şöyle belirtildi:

“Hükümlünün sağlık nedeniyle erteleme talebi üzerine yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükümlü hakkında aldırılan Afyonkarahisar Devlet Hastanesinin 18/06/2020 tarih 1571 no’lu sağlık kurulu raporunda, ‘Hayatını yalnız idame edebilir. İnfazın tehirine gerek yoktur’ olarak belirtildiğinden 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 16. maddesinde öngörülen koşulların varlığı saptamadığından hükümlünün erteleme talebinin reddine…”

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Gökhasan’ın, bu karara itiraz yolunun açık olduğu da belirtildi.

7 DOKTORUN İMZASI VAR

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun verdiği raporda travmatoloji, nöroloji, ruh sağlığı, kulak-burun-boğaz, iç hastalıkları ve genel cerrahi uzmanı olmak üzere 7 doktorun imzası bulunuyor.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ GEÇ TEŞHİS KONULDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 Mart 2017’de tutuklanan KHK’lı komiser Ümit Gökhasan’ın şikayetleri Ağustos 2019’da başladı. Ancak süreçler uzadığı için hastaneye geç götürüldü. Ocak 2020’de mide kanseri teşhis konuldu. 13 Şubat 2020’de Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesinde midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alındı. Ameliyattan 14 gün sonra tekrar cezaevine gönderilen Gökhasan’ın kemoterapi tedavisi, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan ve cezaevlerini de etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle aksadı. Kemoterapi geç kaldığı için tümör başka organlarına da sıçradı.

İki ay önce Bold Medya’ya konuşan eşi Şükran Gökhasan, “Eşimin büyük sıkıntıları var. Yemek yiyemiyor, geceleri istiğfar ediyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. En kısa zamanda tahliyesini talep ediyoruz” demişti.

DOSYASI YARGITAY’DA

En son Bitlis’te komiser olarak görev yapan Gökhasan, Kasım 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edilmişti. 6 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan Ümit Gökhasan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Kanser hastası tutuklu Ümit Gökhasan’ın eşinden videolu çağrı

Tutuklu kanser hastası Ümit Gökhasan’ın eşi: Geceleri kusmaya başladı, sesimizi duyan yok mu?

“Eşim ölümcül hastalıkla mücadele ediyor, kurul toplanıp rapor vermiyor”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

820 gram doğan tutsak bebek Zeynep ve annesinin savaşı

Hamileyken tutuklandı, altıncı ayda erken doğum yaptı. Kendisi de ağır hastaydı. Ölümlerden döndü, kolundan serumlar söküldü. 820 gramlık bebeğiyle savaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Son dönemde artan operasyonlara çok sayıda anne ve hamile kadın tutuklanıp hapse gönderildi. Bir kısmı serbest bırakılırken hala bebekleriyle tutuklu kadınlar var. 8 haftalık hamileyken tutuklanan ve erken doğum yapan E.A’nın yaşadıkları hamile kadınların nasıl bir psikoloji ve ortamla baş başa bırakıldığını gösteriyor.

Gaziantep’te yaşayan öğretmen E.A. hamile olduğunu öğrendikten iki gün sonra 3 Temmuz 2018’de gözaltına alındı. 8 gün nezarette tek başına kaldı. Düşük tehlikesi rağmen tutuklanıp cezaevine gönderildi. Üçüncü kez anne olan E.A. cezaevindeyken sürekli hastalandı. Cezaevi ve hastane arasında getirip götürdüler. 80 gün yoğun bakımda yattı. Stres, sıkıntı, yeterli beslenememe derken kızı Zeynep’i 6,5 aylıkken 31 Ekim 2018’de dünyaya getirdi.

820 GRAMLIK BEBEK

Zeynep doğduğunda sadece 820 gramdı. Göz damarları ve retinası gelişmemişti. Doktorlar en fazla yüzde 10 görür dediler. Zeynep o halde 108 gün yoğun bakımda kaldı. Annesini tekrar cezaevine götürdüler. Yasal hakkı olmasına rağmen E.A’nın güçlükle sağdığı anne sütü kızına götürülmedi. 1,5 kilo olduğunda Zeynep kalp ameliyatı geçirdi.

34 yaşındaki E.A, kızını görmeye kelepçeli gitti. Hem anne hem bebek çok yıprandılar. Ambulans uçakla Van’dan Ankara’ya acile kaldırılan E.A’yı HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu hastanede görmek istedi, savcılık izin vermedi.

“ZULMÜN, HUKUKSUZLUĞUN KATMERLİSİ YAPILDI”

Gergerlioğlu, 6 Kasım 2018’de tahliye edilen E.A. için  “Zulmün, hukuksuzluğun katmerlisi yapıldı. aylarca. Hastane, hastane dolaşan ve ağır düşük tehdidine rağmen tahliye edilmeyen bir anne ve sonunda erken doğumla yaşam şansı çok düşük. 820 gr bir bebek. Allah sizi bildiği gibi yapsın!” demişti.

KIZ ÖĞRENCİLERLE İLGİLENDİĞİ İÇİN

Gözaltındayken işkence gören E.A’nın, gözaltında tutulduğu şehre ve yapılanlara annenin travmaları nedeniyle bu haberde yer verilmedi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan E.A., kapatılan eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptığı, kız öğrencilerle ilgilendiği, Bylock programı, Bank Asya hesabı ve Zaman gazetesi aboneliği nedeniyle yargılanıyor.

“KIZIMIN HAYATINI DOĞMADAN ÇALDILAR”

“Doğmadan hayatını çaldılar kızımın. Şu an tutuklu olan hamileleri o kadar iyi anlıyorum ki… Bebeğimin masumiyet karinesi vardı. Hiçbir suçu yokken daha dünyaya gelmeden bedel ödemeye başladı ve maalesef bu bedeli hayatı boyunca ödeyecek” diyen E.A. hamile bir kadın olarak tutukluk sürecinde yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

CEZAEVİNDE HAMİLELİK GEÇİREN BİR ANNENİN KENDİ ANLATIMIYLA YAŞADIKLARI…

“Gaziantep’te gözaltına alındığımızda 8 haftalık hamileydim. Normalde Haşimoto hastasıyım ve bu durum gebelik döneminde ciddi risk teşkil ediyor. Ciddi takip gerekiyor. Yaşadığım şok, iki çocuğumdan ayrılma vs. derken düşük tehlikem başlamıştı. Üç çocuk annesiyim. Sami 9, Berna 6 yaşında.

“DOKTOR CEZAEVİNDE KALAMAZ DİYORDU”

8 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanıp cezaevine gönderildim. Küçük kızım dayanamadığından onu da yanıma aldım. Hamileyim, küçük kızım yanımda, diğeri benden uzakta… Cezaevindeyken yine rahatsızlanıyordum ve hastaneye götürüp tekrar cezaevine getiriyorlardı. Doktorlar cezaevinde kalamaz diye rapor yazıyorlardı ama hiçbiri dikkate alınmıyordu. Beni yine cezaevine getiriyorlardı. Bu raporların hepsi mevcut.

“BÜYÜK KIZIMIN DİLİ TUTULDU”

Bir gün çok hastalandım. Gardiyan kapıyı kilitlemiş gitmişti. Küçük kızım yanımdaydı. Koğuştaki arkadaşlar pencerelere çıkıp bağırdı. Uzun süre kapıyı yumrukladılar ama sesimize gelen kimse yoktu. Kızım çok korkmuştu. Dili tutulmuş bu olaydan sonra. Ben o günden sonra kızımı göremedim.

E.A. yaşadıklarını videoda kendi sesiyle anlatıyor.

BOLD ÖZEL | 6,5 aylıkken doğdu. Sadece 820 gramdı. Dünyaya tutsak bebek olarak gözlerini açan ve 108 gün yoğun bakımda…

Gepostet von Bold Medya am Donnerstag, 9. Juli 2020

“KOLUMDAKİ SERUMU KOPARIP CEZAEVİNE GÖTÜRDÜLER”

Koğuştaki arkadaşlar çaresizce başımda ağlıyorlardı. Sonra kapı açıldı ve ambulansla acil Van’a kaldırıldım. Van’da bir süre cezaevinde ve hastanede kaldım. Bazen kolumda daha bitmemiş serumu koparıp beni cezaevine götürüyorlardı.

“UÇAKLA ACİL ANKARA’YA SEVK EDİLDİM”

Artık dayanacak gücüm kalmamıştı ki doktor hayati tehlikemin olduğunu söyledi. 18 Ağustos 2018’de Van’dan Ankara’ya sevkimi istedi. Başımdaki komutan dayanamadı, savcıyı aradı. “Ölüyor bu kadın nasıl yapalım.” dedi. Maalesef savcı Ankara’ya götürün demiş. Mosmor olmuş kollarımdaki serumlarla, acil uçak ambulansla hastaneye kaldırıldım.

“10 LİTRE KAN KAYBETTİM”

Hayati tehlikem oluşunca telaştan beni götüren ekip nüfus cüzdanımı cezaevinde unutmuş. Ben nüfus cüzdanı olmadan Sincan Cezaevi’ne girdim. Toplamda 80 gün Ankara Zekai Tahir Hastanesinde yoğun bakımda kaldım. Hastanedeyken 10 litre kan kaybettim. Vücudum hiç kan üretmiyordu. Direkt kan veriyorlardı.

“KIZIMI GÖRMEYE KELEPÇELİ GÖTÜRDÜLER”

6,5 aylık hamileyken erken doğum yaptım. Yeterli beslenememekten 820 gram doğdu bebeğim. Doğum sonrası bebeğimin erken doğmasından dolayı kalpteki AORT damarı, göz retinası gelişmemişti. Bebeğimi görmeye ellerim kelepçeli ve 2 silahlı askerle gittim. Kuvözdeki bebeğin bana ve anne sütüne ihtiyacı varken tekrar ellerime kelepçe takıp beni Sincan’a götürdüler, bebeğim hastanede kaldı.

“GÜNLERCE 40 DERECE ATEŞLE YATTIM”

Doğum sonrası cezaevinde günlerce titreyerek 40 derece ateşle yattım. Koğuştaki arkadaşlar Allah razı olsun sırayla başımda nöbet tuttular. Kıyafetlerimi yıkadılar, yemek yedirdiler. Günlerce o hasta halimle sütümü sağdım, bebeğime götürmelerini istedim, maalesef götürmediler. Oysa ki yasal hakkım. O günlerde koğuşun kapısı her açıldığında bebeğimin ölüm haberini mi getirdiler diye yüreğim ağzıma geliyordu.

“SON BİR DEFA GÖR DİYE HASTANEYE ÇAĞIRDILAR”

Bebeğim 1,5 kilo iken kalp ameliyatı oldu. Hastaneye çağırdılar son bir defa gör diye. Ameliyattayken bebeğimle tek başımaydım. Allah çok büyük bir güç ve kuvvet veriyor. Nasıl dayandım, ben de şaşırıyorum şu anda. Hamdolsun bir mucize oldu, retinası da gelişti ve son muayenede doktor problem olmadığını söyledi.

“VÜCUDU DELİK DEŞİK”

Kızım 108 gün yoğun bakımda kaldı. Doğum yapar yapmaz cezaevine gönderildim. Yani olan hiçbir şeye şaşırmamak lazım. Erken doğduğu için kızımın akciğerleri hassas. Genelde hastanedeyiz. Akciğerleri yaralı. Kalp ameliyatı da olmuştu. Elleri her yeri iğne izlerinden delik deşik. O daha 1,5 yaşında. O kadar çok iğne yapıldı ki bebekken. Tam çekemedim. Eller, ayaklar, Sırtındaki de ameliyat izi. Koltuk altı ve oradan girdiler. Kronik akciğer ve kalp hastası kızım.

“HASTANEDE AÇ BIRAKILDIM”

Ben 80 gün hastanede tutuklu yattım ve beslenemedim. Aç uyudum. Doktorlar ısrarla bu kadının beslenmesi lazım dediler. Dışarıdan yiyecek alma yasaktı. Akıl almaz bir şekilde aç bırakıldım. 820 gram çocuk dünyaya getirdim. Travmalarım hala çok fazla. Yani sadece azıcık hastane yemeği. Onun dışında bir meyve bile hiç yemedim ve gebeydim. Bu akıl almaz olayları Ankara’da Türkiye’nin merkezinde yaşadım. Öğlen verilen pilavı, ekmeği fazla isteyip arasına koyup aksam yedim. Ankara’daki tüm hastane buna şahit maalesef.

“GERGERLİOĞLU YANIMA GELMEK İSTEDİ”

Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu yanıma gelmek istedi. Savcı izin vermedi. Hastane ile görüştü. Onlar prosedürü uyguladıklarını söyledi. Hayati tehlikem olunca hastanede uzun yattım. Cezaevi hastaneye gönderiyordu, hastane cezaevine. Ölürsem başlarına dert olmayayım diye.

“KAPIDA 6 ASKER BEKLERKEN BANYO YAPMAK ZORUNDA KALDIM”

Affedersiniz banyo yapmak zorunda kaldım hastanede. Banyonun kapısında 6 asker bekliyordu. Ben tesettürlü bir kadınım. Hamilelik boyuna tüm doktor kontrollerinde asker oldu.

“ÖLÜRSEM YAŞADIKLARIM BİLİNSİN DİYE GÜNLÜK TUTTUM”

Hastanede günlük tutmuştum. Ölürsem yaşadıklarım bilinsin diye. O sırada ne yaşadıysam onları kısa kısa not etmişim. Hamileliğimin tüm evleri ve doğum sonrası cezaevindeydim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra bebeğimin ilk kalp atışını bile silahlı askerler yanımdayken duydum.

Hamile bir tutuklu olarak Türkiye’de şartları en kötü cezaevinde de kaldım en iyi yerde de. Hamile tutuklular için hiçbir yerde uygun hastane ortamı yok. Kadın doğum bölümleri hep ayrı ve kapalı. Erkek giremez. Ben Ankara’da mahkum odasında kaldım. Doğumhane bölümünde. Ve her gün kavgalar oluyordu benim yüzümden. İnsanlar şikayet ediyordu hastaneyi. Eşlerimizi en mahrem halde neden bu kadar asker görüyor diye. Bildiğiniz 5 asker 1 rütbeli asker doğumhanede bekliyor. Yani hiçbir koşul yerine getirilemiyor. Tedaviler hep aksıyor ve sonuç cinayet oluyor. Hastane yönetimi ve asker arasında yaşanan kriz yüzünden çoğu gece serumu kolumdan söküp cezaevine götürdüler.

“TRAVMALARLA DOLUYUM”

Doğum yaptıktan yaklaşık bir ay sonra 6 Kasım 2018’de beni tahliye ettiler. Yaşadıklarımı unutamıyorum. Travmalarla doluyum. Çocuğumu kaybetmemek için hayata tutunmak zorunda kaldım. İnsanoğlu her koşula alışıyor. Unutulmuyor. Nasıl unutayım. Çocuğuma her baktığımda o anlardayım. Bu süreç bitse de bizden çok şey götürdü. Eskisi gibi değiliz ve olmamız çok zor.

ZEYNEP’İN EPİKRİZ RAPORU, 820 GRAM DOĞDUĞU BU BELGEDE YAZIYOR

ZEYNEP’E YAPILAN TEDAVİLER

Burada da kalp ameliyatı, entübe oluşu ve en son taburcu edildiğine dair bilgiler yer alıyor.

Doğumdan sonra hemen cezaevine götürülen E.A, kızının doğum bilekliğini yanına aldığını ve günlerce onun kokusuyla ağladığını söylüyor.

Okumaya devam et

Popular