Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Ağrı’da sel: İkisi çocuk 4 kişi hayatını kaybetti

Ağrı’nın Diyadin ilçesinde etkili olan selde 2’si çocuk, 4 kişi hayatını kaybetti.

Alınan bilgiye göre, ilçe girişindeki Göl Mahallesi’nde ikamet eden Naime Polat (48), çocukları Musa (11) ve Pınar Polat (4) ile araziye ot toplamaya çıktı.

ANNE VE İKİ ÇOCUĞU SELE KAPILDI

Burada yakalandıkları dolunun yağmura çevirmesi üzerine arazide kalan anne ve çocuklar, yağışla oluşan sel sularına kapıldı.

Sel sularında gözden kaybolan anne ve iki çocuğunu gören vatandaşların durumu emniyet güçlerine bildirmesi üzerine, bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi.

Bu sırada aynı bölgede olan Nurullah Yardımcı’ya ise (19) yıldırım isabet ettiğini öğrenildi.

Diyadin Kaymakamı Olgun Öner’in de takip ettiği çalışmalarda jandarma, AFAD, 112 sağlık ve itfaiye ekipleri anne ve iki çocuğu ile yıldırım isabet eden Yardımcı’nın cansız bedenine ulaştı.

Cenazelerin Diyadin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığını öğrenen yakınları, hastane önüne akın etti.

Olay sırasında bölgeden geçtiğini anlatan Kıyasettin İnci, yağmurun sele dönüştüğünü, anne ve çocuklarının sel sularına kapıldığını belirtti.

Sel suları arasında bir kişinin cesedini görünce durumu emniyet güçlerine bildirdiklerini anlatan İnci, arama çalışmaları sonrası diğer cesetlere de ulaşıldığını ifade etti.

Gündem

Hücredeki sanatçı Fevzi Yazıcı’ya Mükemmellik Ödülü

1217 gündür Silivri Cezaevinde hücrede bulunan Fevzi Yazıcı, hapiste çizdiği desenlerle Society for News Design’ın (SND) 42. En İyi Baskı Haber Tasarımı Yaratıcı Yarışması’nda Mükemmellik Ödülü’ne değer görüldü.

BOLD –  KHK ile kapatılan Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, Society for News Design’ın (SND) 42. En İyi Baskı Haber Tasarımı Yaratıcı Yarışması’nda Mükemmellik Ödülü kazandı. Yazıcı’nın Türkiye’deki hapishane hücresinde çizdiği eserler, geçen yıl Mayıs ayında The Washington Post’ta “Art of Darkness” başlığıyla yayımlanmıştı.

SND’nin sayfasında yer verilen haberde, Fevzi Yazıcı için şu ifadeler yer aldı:

“Zaman gazetesinin eski tasarım direktörü Fevzi Yazıcı, Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskıların bir parçası olarak 2016 yılında hapse atıldı. 2015’te SND Dünyanın En İyi Tasarım jürisiydi ve 10 yıl boyunca İstanbul’da +1T Tasarım Günleri’nde birinci sınıf bir tasarım konferansına ev sahipliği yaptı. 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran Yazıcı, dünya çapında tutuklu bulunan 200’den fazla gazeteciden birisidir. Ödül alan eserleri, onun loş bir şekilde aydınlatılmış hücresinde çizilmiş illüstrasyonlarında oluşuyor. Yazıcı eseriyle şunları söylüyor: “Bu resim düşüncelerin hapse atılamayacağını söylüyor. Çünkü düşünceleri hapsetmeye kalkarsanız, fikirler ışıktan prizmaya döner ve parlamaya başlar.”

100’DEN FAZLA TASARIM ÖDÜLÜ ALMIŞTI

2003-2016 yılları arasında Zaman’ın görsel yönetmenliğini yapan Fevzi Yazıcı ve tasarım ekibi, SND’nin yarışmalarında daha önce 100’den fazla ödüle değer görüldü. Cemaat soruşturmaları kapsamında 5 Ağustos 2016’da tutuklanan Yazıcı, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Tuğrul Özşengül ile birlikte yargılandı.

Tweetleri ve Zaman’ın abone kampanyası reklamında ağlayan bebek konseptli reklam filmi toplantısına katıldığı için suçlanan Yazıcı, darbeye teşebbüs iddiasıyla müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’ın cezayı bozması üzerine yeniden yargılanan Yazıcı’ya örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Dosyası Yargıtay’da olan Yazıcı, 1217 gündür Silivri Cezaevinde hücrede bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 4,5 yıl sonra Ahmet Altan’ın tutukluğunda hak ihlali olduğuna karar verdi ve Altan geçen hafta tahliye edildi.

Yazıcı’nın hücresinde çizdiği resimler geçen yıl New York’un St. John’s Üniversitesi’nin Yeh Art Galerisi’nde sergilenmiş, yakın arkadaşı olan The Washington Post’un Kreatif Direktörü Greg Manifold da sergiyle ve Yazıcı’nın çizimleriyle ilgili “Karanlığın Sanatı” adlı bir yazı kaleme almıştı.

GREG MANIFOLD’UN YAZISI

Fevzi Yazıcı’nın gözaltına alınması ve hapsedilmesi sanatını nasıl değiştirdi.

Fevzi Yazıcı ilk profesyonel sanat sergisinin açılış gecesini kaçırdı. Başka sanatçılar New York’un St. John’s Üniversitesi’nde bir galeride eserlerinin yanında gururla durup fotoğraflara poz verirken, Yazıcı 8,000 kilometre uzakta, Türkiye’de bir hapishane hücresindeydi. Yazıcı 2016 gözaltına alındı, ve 2019’da yayınlanan Gazetecileri Koruma Komitesi tarafından yayınlanan bir rapora göre, şimdi hapiste yatan 47 Türk gazeteciden biri. Neredeyse 15 sene boyunca Yazıcı Zaman gazetesinin Tasarım Yönetmeni olarak çalıştı. Dört sene önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti tarafından şiddetlendirilen bir baskı uygulamasından dolayı aleyhine dava açıldı ve gözaltına alındı. Ülkenin dört bir yanında gazeteler kapatıldı ve bazı gazeteciler hapse atılma riskini göze almaktansa yurt dışına kaçtı. Baskı uygulamaları Yazıcı’yı ömür boyu hapis cezası ile 9 No’lu Silivri Cezaevine koydu. Yazıcı şimdi 48 yaşında, ve ceza sürece azaltılmış olsa da 800 günü aşan bir süredir tecritte bırakıldı.

Yazıcı İstanbul’un Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesine gidip, birçok gazete toplantıları esnasında zamanını çizerek geçirdi. Bunlar Zaman’dayken yaptığı çizimlerden bazıları.

Yazıcı Trabzon doğumlu, İstanbul’a yakın okudu. Genç bir yaşta, kardeşlerinin boş defter sayfalarında çizime başladı. İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde okuyup 1997’te grafik tasarım uzmanlığı ile mezun oldu. Çizimden gazeteciliğe kaysa da, sanattan hiç uzak kalmadı; New York sergisine Zaman’dayken peçete ve defterlerin arka kapakları üzerinde yarattığı çizimleri de dahil edildi.

Tasarım yönetmenleri genellikle gazete ve dergilere temel estetiklerini verirler; bu estetikle haberleri, imgeleri, ve başka bilgileri derleyip, hedef kitleyi okumaya davet ederler. Zaman’da Yazıcı’nın elemanları sık sık trend belirleyen ekip olarak tanınmıştı—Yazıcı’nın önderliği altında gazete 100’den fazla ödül kazandı. Aynı zamanda İstanbul’a dünyanın dört bir yanından tasarım öğrencileri ve profesyonellerine eğim vermeleri için konuşmacı getiren yıllık bir konferans düzenliyordu.

YUMURTA


“Kubbe yapısını çok seviyorum. Üstteki yapılanma adeta bir şemsiye. Kapalı bir alanda gökyüzünü hissetmenin en kolay yönü, kubbeli bir yapıya sığınmaktır.” —Yazıcı, bu eseri Kasım 2009’da, gözaltına alınmadan önce yarattı

Ben onunla ilk 2015’te, Haber Tasarımı Derneği’nin Dünyada En İyi Tasarım yarışmasının hakemliğini yaparken tanıştım. Yazıcı’yı Washington, D.C.’de ağırladım, ve o senenin sonunda İstanbul’da ağırlayacağı son konferansta, Zaman’da yarattığı etkiye kendim tanık oldum. Çalışanlar bana haber odasını gösterirken lobinin etrafında olası bir hükümet baskınını belgeleme amaçlı kurulan video kameralarını gösterdiler.

Mart 2016’da o kameralar polisleri ofisi basarken yakaladı. Zaman hükumet kontrolü altına alındı ve daha sonra Fethullah Gülen ile olduğuna inanılan ilişkisinden dolayı kapatıldı.

KRAL


“Bu çalışma, kağıdım ve kalemim tarafından özgür bir teknikle sergilenen bir dansın sonucudur. O karamsar ve karanlık bir kral. Fiziksel olarak bu dünyaya ait olmasa da, bizim dünyamızın bazı yönlerine sahip. Bence krallar her alemde yalnızdır.” —Yazıcı, bu eseri Şubat 2018’de hapishane hücresinde yaptı.

Zaman’dan sonra Yazıcı kısa bir müddet başka bir gazetede çalışıp sanat ve tasarım üzerine yazdı. Ama 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’deki bütün gazetecilerin yaşadığı tehlikeleri çoğalttı. “Kendi ülkemi tanıyamıyorum” demişti bana darbe esnasında. “Televizyon kanallarını kapatıyor, milleti susturuyorlar. Bu gerçek olamaz.”

Yazıcı 27 Temmuz 2016’da gözaltına alındı.

ESİNLENME X


“Ben kendimin ele geçirilmesine izin verdim; durmaksızın çiziyorum. “Esinlenme X” çizimi benim için takıntı haline geldi, yanıyorum. Bu ipince, fazla ince, tükenmez kalem beni mahvediyor. Bitirmesi 2-3 gün süren çizim şimdi ikinci haftasında, hala bitmemiş. Her yer acıyor; tek düşündüğüm şey o. Bu bir hapis hikayesi. Başka bir zaman anlatırım.” —Yazıcı, bu eseri 2019’da hapishane hücresinde gerçekleştirdi.

Başka gazeteciler ile beraber Gülen ile ilişkili olma ve Türk hükümetini yok etmeye girişme suçlamalarıyla yargılandı. Yazıcı’ya karşı getirilen suçlamalardan biri, gülen bir bebek içeren bir reklam hakkında bir toplantıya katılmış olmasıydı. Hükümet, reklamın darbenin dokuz ay sonra yer alacağını bildiren gizli bir mesaj içerdiğini öne sürdü. Yazıcı süreç boyunca bütün suçlamalar karşısında masum olduğuna dair ısrar etti.

Dava Şubat 2018’te sona erince, altı sanığın hepsi suçlu bulundu. Birleşmiş Milletler, hükümleri şu sözlerle kınadı: “Bu yargı kararı, gazetecileri mesleklerinden dolayı, darbe girişimi bağlantılarına dair yeterince delil sunmadan ve adil bir yargı süreci sağlamadan, ömür boyu hapse mahkum ederek Türkiye’de gazeteciliği ve Türkiye’de az miktarda kalan ifade ve medya özgürlüğünü kritik tehlikeye getiriyor.”

HÜCRE VE FETÜS


“Kalem bir tükenmez kalem ve maalesef, bir sanatçıya fazla imkan tanımıyor. Karşılaştığım en kısıtlayıcı kalemlerde biri. Bu kalemle hiçbir akışkan şekil yapamıyorum. Çaresiz, bu talihsiz durumdan tek çıkış noktacılık tekniği oldu… Kalemin ucunu kağıtla birleştirmem hücre ve fetüs eseri ile sonuçlandı.”—Yazıcı, bu eseri Mart 2019’da hapishane hücresinde yaptı.

Yazıcı’nın sanatı gözaltına alınmadan önce daha hafif ve fütüristti—hayal diyarlarından alınma sahneler, ve sınırları belli olmayan, başka dünyalara ait geleceklerle doluydu. Yazıcı’nın sergisini ağırlayan Yeh Sanat Galeri Direktörü Owen Duffy’e göre: “Fevzi’nin sanatı neredeyse her zaman sürrealist bir eğilime sahip oldu. Erken eserleri (M.C.) Escher veya (Salvador) Dali’nin yaratıcı, şekil değiştiren dünyalarını dışa vuruyor.”

Gözaltına alındığından beri, çalışmaları daha karanlık ve koyu bir biçim aldı. Hapishane hücresi gün içinde çok az ışık görüyor, ve bu sanat üzerine çalışmasını zorlaştırıyor. Sadece basit bir tükenmez kalemi, ve A4 kağıtları var. Mecburen, bazen tek bir eser için bir ay gerektiren noktacılık tekniğini özenle kullanıyor. Sokrates’i Tutuklayın, Yazıcı ve yanındaki tutuklu gazetecilerin sefaletini yakalıyor. Hücre ve Fetüs’teki ince özen dikkat çekiyor—böyle itina isteyen bir stil sadece zaman sınırı olmadığında hayata geçebilir.

CENNETKUŞU


Nisan, 2018: “Acı çekmek insanı zaman zaman değiştirir. Aklını, fikirlerini, hatta ruhunu değiştirir. Belki dua ettiğimizde insan anatomisi bile değişebilir. Benim ve başkaları gibi, bizi her hafta ziyarete gelenler için resimdeki bu kuşa benziyorum, özellikle eşim.” —Yazıcı, bu eseri Nisan 2018’de hapishane hücresinde yaptı.

Geçen sonbahar, Yazıcı’nın hapis cezası, terör örgütü üyeliği suçlamasından dolayı 12 ayın altına indirildi. Eşi Firdevs ve iki oğlu koronavirüs salgınından önce haftada bir ziyaret hakkına sahipti, ama eşi son dönemde Yazıcı’yı bir aydır göremediğini ve bütün ziyaretlerin yasaklandığını açıkladı. Bana verilen bilgilere göre ruh hali iyiymiş, ve yüksek mahkemeye temyiz talebini göndermiş.

Serginin açılış gecesi okunan bir mektupta, “Ben bir sanatçıyım, çizdiğim resimler kadar masumum” diyor Yazıcı. “Ben bir gazeteciyim, düşüncelerim kadar özgür. Ama biliyorum ki hapsedilen ne ilk ne son masum adam olacağım.”

Fevzi Yazıcı geçen sene Silivri Cezaevine bir ziyarette oğlunun doğum gününü kutlarken. Dışardan yemek getirmek yasak olduğu için, çubuk krakerleri çikolataya batırıp, yıldönümü pastası ve mumların yerini alacak bir tatlı tasarlayarak kutlama yaptılar.

Yaklaşık 4 yıldır tutsak gazeteci Fevzi Yazıcı Washington Post’ta

Okumaya devam et

Gündem

128 milyarı sıfırlayan damat Albayrak ağaç altında kitap okuyor

Bakanlığı döneminde Merkez Bankasının rezervlerini sıfırlayıp eksiye düşüren ve sonrasında istifa edip kayıplara karışan damat Berat Albayrak’ın nerede, neler yaptığı ortaya çıktı. Yazar Can Ataklı, Muammer Güler’in de yaşadığı site içerisinde yürüyüşler yapan damat Albayrak’ın güneşli havalarda ağaçlar altında kitap okuduğunu yazdı.   

BOLD – Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden sosyal medya üzerinden istifa eden Berat Albayrak’ın nerede olduğu ve vaktini nasıl geçirdiği ortaya çıktı. Damat Albayrak, Yazar Can Ataklı’ya göre vaktini ağaçlar altında kitap okuyarak geçiriyor.

MUAMMER GÜLER’LE ALTLI ÜSTLÜ OTURUYORLAR

Merkez Bankasının rezervlerini eritip kayıplara karışan eski Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın nerede olduğu ortaya çıktı. Korkusuz gazetesi yazarı Can Ataklı bugünkü yazısında, Berat Albayrak’ın nerede olduğunu açıkladı ve vaktini nasıl değerlendirdiğini duyurdu. “Damat nerede? Bakın bu soru 128 milyar dolar nerede? sorusu gibi önemlidir” diyen Ataklı, “Çekmeköy taraflarında neredeyse bütün sakinlerinin AKP’li olduğu çok lüks bir sitede yaşıyor damat ve ailesi. Üst katında 17/25 Aralık olayının en ünlü isimlerinden dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler oturuyor. Damat ise dubleks bahçe katında yaşıyor ve her gün site içinde yürüyüşler yapıyor, güneşli havalarda ise ağaçlar altında kitap okuyor. Ama damadın yerinin bilinmesi çok da dert değil” ifadelerini kullandı.

DAMADIN NEREDE OLDUĞUNU BİLİYORUM

Ataklı’nın, “Damat kıs kıs gülüyormuş” başlıklı yazısı işte şöyle:

İlk günden beri ısrarla soruyorum ama cevabı yok.

“Damat nerede?”

Bakın bu soru “128 milyar dolar nerede?” sorusu gibi önemlidir.

Çünkü önemli olan damadın fiziken nerede olduğu değildir.

Damadın gidişiyle birlikte yaşanan olayların ülkemize verdiği hasardır.

İşte bu nedenle damadın nerede olduğunu çok merak ediyoruz.

Aslına bakarsanız en azından kişisel olarak damadın nerede olduğunu biliyorum.

Daha önce de yazmıştım.

Çekmeköy taraflarında neredeyse bütün sakinlerinin AKP’li olduğu çok lüks bir sitede yaşıyor damat ve ailesi.

Üst katında 17/25 Aralık olayının en ünlü isimlerinden dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler oturuyor.

Damat ise dubleks bahçe katında yaşıyor ve her gün site içinde yürüyüşler yapıyor, güneşli havalarda ise ağaçlar altında kitap okuyor.

Ama damadın yerinin bilinmesi çok da dert değil.

Önemli olan ortaya çıkması, Merkez Bankası rezervlerinin nasıl eritildiğini anlatmasıdır.

Damat bey gittiği gece bıraktığı notta, “Bu 5 yıllık süre zarfında benimle bu zor ama kutsal yükü yüklenen tüm yakın mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çokça hakkım geçmiştir, haklarını helal etsinler. At izinin it izine karıştığı, Hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda, bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan Rabbim razı olsun. Gaybı, kalpleri ve hakiki niyetleri bilen mutlak güç sahibi Cenab-ı Allah bizleri Sırat-ı Müstakim’den ayırmasın. Sonumuzu hayreylesin…” demişti.

Artık şu “at izi-it izi” tanımlamasına ve “sonumuzu hayreylesin” duasına bir açıklık getirmesi gerekmiyor mu?

İktidarın el birliğiyle öldürdüğü Ahmet Burhan’ın fotoğrafını Kamu-Sen afiş yaptı

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüs aşısı Türkiye’de çarpan etkisi yapıyor

Türkiye’de bir ve ikinci doz uygulanan toplam aşı sayısı 20 milyonun üzerine çıkarken Sağlık Bakanlığı, dün akşam saatlerinde son korona vaka artış haritasını yayınladı. Haritaya göre, vaka sayısı bazı kentlerde 26 kat arttı.

BOLD – Türkiye’nin 100 bin nüfusta haftalık vaka sayılarını gösteren tablosu 8 Şubat’tan bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılıyor. Devletin ajansı AA’nın aktardığına göre

Çanakkale’de vaka sayıları, 8 Şubat’tan bugüne kadar 26 kat artış gösterdi. 8-14 Şubat haftasında 37.61 olan vaka sayısı, 10- 16 Nisan haftasında ise 962.98 oldu. Vaka sayısındaki artışın haftalardır hız kesmediği Çanakkale, son rakamlarla birlikte haftalık vaka sayısının en yüksek olduğu kent oldu. Bir önceki hafta Türkiye üçüncüsü olan Çanakkale’nin Türkiye birinciliğine yükselmesi kentte yaşayanları tedirgin etti.

HIZLI ARTIŞ GÖSTERİYOR

Türkiye’nin risk haritasında ‘çok yüksek risk’ ile ‘kırmızı’ kategoride yer alan Çanakkale’de her 100 bin kişide görülen vaka sayısı 8-14 Şubat tarihleri arasında 37,61, 15- 21 Şubat tarihleri arasında 43,76, 20- 26 Şubat tarihleri arasında 81,51, 27 Şubat- 5 Mart tarihleri arasında 107,29 iken, 6- 12 Mart tarihleri arasında 149,76, 13-19 Mart tarihleri arasında 202,75’ye, 20- 27 Mart tarihleri arasında 348,81, 27 Mart- 2 Nisan tarihleri arasında 546,77, 3- 9 Nisan tarihleri arasında 797,34’ye yükseldi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sosyal medya hesabından bu akşam paylaştığı rakamlara göre, kentte 10- 16 Nisan tarihleri arasında vaka sayısı 962,98 oldu.

Çanakkale bir önceki haftaki haftalık vaka sayıları ile Türkiye’de 3’üncü olmuş ve toplanan İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, yeni tedbirler alarak, kentteki sahil bantlarının ve bazı parkların kapanmasına karar vermişti. Bu doğrultuda park ve bahçelerin kapıları kapatıldı, kordon boyuna girişler de konulan demir bariyerlerle önlendi.

TOPLAM AŞILAMA 20 MİLYONU GEÇTİ

Türkiye’de korona virüsü salgını kapsamında uygulanan birinci ve ikinci doz toplam aşı miktarı 20 milyonu geçti. Sağlık Bakanlığı’nın “https://covid19asi.saglik.gov.tr” adresinde yer alan anlık verilere göre, saat 10.00 itibarıyla uygulanan birinci doz aşı sayısı 12 milyon 221 bin 644, ikinci doz aşısı 7 milyon 800 bin 11 oldu, böylece toplam doz miktarı 20 milyon olarak kayıtlara geçti. Birinci ve ikinci doz aşılamaların toplam sayısı İstanbul’da 3 milyon 174 bin 795, Ankara’da 1 milyon 599 bin 758, İzmir’de ise 1 milyon 355 bin 78 doz olarak vuruldu.

Bugüne kadar tedarik edilen CoronaVac aşısının miktarı 26 milyonu bulurken, 30 milyon BioNTech aşısının da haziranda Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın dört aşamalı aşı takviminde birinci aşamada yer alan 65 yaş ve üstü kişiler, sağlık çalışanları, yaşlı, engelli ve koruma evlerinde kalanlar ile buralarda çalışanların aşılamaları tamamlandı. İkinci aşamada yer alan 60 yaş ve üzeri bireyler ile üçüncü aşamada yer alan bazı kronik hastaların aşılanması sürüyor.

Her aşamada yer alan farklı yaş ve meslek gruplarının aşılanmasının ardından dördüncü aşamada “sırası geldiği halde zamanında aşı yaptıramayanlara” Kovid-19 aşısı uygulanacak. Sağlık Bakanlığı, tedarik süreçlerinin hızlandırılmasıyla haziranda 40 yaş üstüne aşılamanın başlatılmasını planlıyor. Ramazan dolayısıyla iftardan sonra da vatandaşlara aşı yapılabiliyor.

ANİ İŞİTME KAYBI YAŞAYANLARIN SAYISI DA ARTIYOR

Aşılama sayısına paralel olarak vaka sayısında da artış görülürken Eskişehir ve Ankara’da görevli uzman hekimler, dikkat çeken bir araştırma yaptı. Koronavirüs salgını döneminde ani işitme kaybı yaşayanların sayısının arttığı ve bu hastaların yarısında koronavirüs belirtilerine rastlandığı bildirildi.

Eskişehir Şehir Hastanesinden Doç. Dr. Vural Fidan, Yunus Emre Devlet Hastanesinden Dr. Handan Koyuncu ile Ankara’daki bir özel hastanede görevli Uzm. Dr. Yaşar Okan Akın, “Covid-19 yaygınlığı sırasında artmış ani sensörinöral işitme kaybı” adlı çalışma gerçekleştirdi. Çalışmada Kovid-19 salgını öncesindeki 1 Nisan-30 Eylül 2019 tarihleri ile salgın dönemini kapsayan 1 Nisan-30 Eylül 2020 tarihleri arasında ani işitme kaybıyla başvuru yapan hastalar incelendi.

1 Nisan-30 Eylül 2020 döneminde ani işitme kaybıyla 68 vakanın kulak burun boğaz kliniğine başvurduğu, 2019’un aynı dönemde ise aynı şikayetle 41 vakanın olduğu belirlendi. Salgın sürecinde ani işitme kaybıyla başvuruda bulunan hastalarında 39’unun sürüntü testinin pozitif çıktığı da tespit edildi.

Araştırmanın sonuçları, uluslararası A sınıfı hakemli “Amerikan Otolarengoloji” (American Journal of Otolaryngology) dergisinde yayımlandı.

Çalışmanın yürütücüsü Doç. Dr. Vural Fidan, bir yılı aşkın süredir dünyanın maruz kaldığı Kovid-19 salgınının hasta ve hastalık gruplarında da değişikliklere yol açtığını söyledi. Kulak, burun, boğaz kliniklerinde ani işitme kaybı durumunun kendileri için önemli olduğunu ifade eden Fidan, şöyle konuştu:

  • Ani işitme kaybı erken dönemde tanı ve tedavisi yapılması gereken bir hastalıktır.
  • 1 Nisan-30 Eylül 2019 ile Covid-19’un yaşandığı 1 Nisan-30 Eylül 2020 tarihleri arasında ani işitme kaybına bağlı olarak sıkıntı yaşayan grupları değerlendirdik.
  • Kovid-19’un sinir hücrelerini tutucu özelliğinden dolayı ani işitme kaybı geçiren hasta sayısında yüzde 50’ye yakın bir artış tespit ettik.
  • Ani işitme kaybıyla gelen hastaların yarısından fazlasında Kovid-19 semptomlarının olduğunu ve bu hasta grubunda PCR testlerinin de pozitif olduğunu gördük.
  • Bu hastaların hem ani işitme kaybıyla ilgili tedavisini hem de Kovid-19 tedavisini yapmaya çalıştık.
GEÇER DEMEYİN DOKTORA GİDİN

Doç. Dr. Fidan, bu hastaların ani işitme kayıplarının hem miktarını hem de sürelerini değerlendirdiklerini de dile getirdi. Hastaların, Kovid-19’a yakalanma endişesiyle hastaneye geç başvurduklarını gördüklerini anlatan Fidan, “Bu, tedavinin etkinliği açısından bizi sıkıntıyı sokacak bir durum. Hastaların, yaşadıkları ani işitme kayıplarında durumun geçici olduğunu düşünmeden mutlaka hekimlere ulaşması gerekiyor” diye konuştu.

TABİPLER BİRLİĞİNDEN FELAKET UYARISI

Resmi rakamlara göre 1 Mart’tan bugüne kadar ölümlerin 4,7 kat arttığına dikkat çeken Türk Tabipleri Birliği (TTB) tam kapanma çağrısı yaptı. TTB’nin resmi Twitter hesabından, 1 Mart-18 Nisan arasındaki ölümlerin grafiği de paylaşıldı: ”Resmi rakamlarla dahi 1 Mart’tan bugüne ölümler 4,7 kat artıp 69’dan 318’e çıktı. Bu grafiği tersine çevirmek mümkün: Ekonomik destekle toplu çalışma (fabrika, atölye vb.) ve iş alanlarını (AVM, vb.) kapatın, zorunlu üretim dışında çarkları durdurun, ölümler dursun.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0