Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kalp hastası Muaz bebek 6 aydır hapiste

60 günlükken hapse atılan kalp hastası Muaz bebek, 6 aydır parmaklıkların ardında yaşam savaşı veriyor, tedavisi engelleniyor. Anne Nurhan Bahadır’ın tahliye talepleri ise reddediliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

7 Aralık 2018’den bu yana annesi Nurhal Erdal Bahadır ile Tarsus Kadın Cezaevinde tutuklu bulunan kalp hastası Muaz bebek, 6 aydır olması gereken tedaviden mahrum bırakıldı.

60 günlükken cezaevine gönderilen 8 aylık Muaz, annesinin tutukluluğuna yapılan itiraz kabul edilmediği için İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17 Ocak 2019 tarihinde verdiği randevuya gidemedi. 4 Ekim 2018’de dünyaya gelen Muaz, aort koarktasyonu adlı kalp rahatsızlığı nedeniyle aynı hastanede bir hafta kuvözde kalmıştı.

TELAFİSİ İMKANSIZ ZARAR VE YIKIMI YOL AÇILIYOR

38 yaşındaki Bahadır’ın tutuklanmasının ardından Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazda şu satırlar yer alıyordu:

“Sanık Nurhan Erdal Bahadır’ın Muaz adındaki iki aylık bebeğinin (01.10.2018 doğumlu) aort damarlarında daralma olarak tanımlanabilecek aort koarktasyonu adlı ciddi kalp rahatsızlığı bulunmakta olup bebeğin tedavisinin cezaevi şartlarında yapılması imkansızdır. Bebeğin ameliyat olması da gerekebilecek hastalığının ağır ve düzenli tedavi ve takibinin tam teşekküllü bir hastanede yapılması gerekmektedir. Raporda İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.10.2018 tarihli EKO (kalp grafiği testi) bir sonraki testin 17 Ocak 2019 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.”

Annenin tutukluluğunun devamının, bebeğin hayatını tehlikeye attığı için telafisi imkansız zarar ve yıkıma yol açacağı belirtilerek tahliyesi talebinde bulunuldu.

Dilekçede, anne sütüyle beslenen Muaz’ın tedavisi için annesinden ayrılmasının söz konusu olmadığı ifade edildi. “Cezaevi şartları bebeğin bulunması ve bakımı için gereken hijyen şartlarına uygun değildir. Kaldı ki mevcut durumda müvekkilin bulunduğu cezaevi koğuşu kapasitesinin üstünde tutuklu, hükümlüyü barındırmaktadır. Müvekkilin tutukluluğunun devamı halinde bebeğin hayati tehlikeye maruz kalmasına yol açacaktır ” ifadelerine yer verildi.

Fakat 7 aydır herhangi bir gelişme olmadı. Özel bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Muaz’ın babası Levent Bahadır, bu süreçte oğlunun gözünde kayma meydana geldiğini ve bebeğin kullanması gereken gözlüğü ancak iki ay sonra oğluna ulaştırabildiklerini söylüyor.

EŞİM BİR AY ÖNCE SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

İkinci kez hapse giren ve zor bir yaşayan eşinin bir ay önce sinir krizi geçirdiğini anlatan Levent Bahadır, şunları söyledi:

“Anne bebekle beraber yatıyor yatağında. Beşik filan verilmiyor. 18 kişilik bir koğuş. Herkesin farklı sıkıntıları var. Tabi bebeğin farklı bir mekanı yok, gece ağladığı zaman ya da sabah erken kalktığı zaman rahatsız olanlar olmuş. Çocukla konuşmamaya çalışıyor, onu uyandırmamak için elinden geleni yapıyor tabi ama kendini çok sıkmış.” dedi.

Levent Bahadır, bir gün eşinin birdenbire önce ağlama sonra da gülmeye krizine girdiğini aktardı. Koğuş arkadaşlarının, eşinin yüzüne su serpip kendine getirmeye çalıştıklarını, uzun süre kendine gelemediğini vurguladı. Sonrasında ise hiçbir şeyi hatırlamadığını belirtti ve şöyle devam etti: “Bu bizi çok korkuttu. Ruh hali hiç iyi değil. Bel fıtığı vardı zaten, inerken çıkarken zorlanıyor. Ciddi anlamda bunalmış ve sıkışmış durumda. Onun için endişeleniyoruz.”


TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Nurhan Erdal Bahadır ve oğlunun durumunu sürekli Meclis’te gündeme getiriyor. Levent Bahadır Gergerlioğlu’na yazdığı kısa mektupta, “Oğlumun ne diş çıkarma ne de emekleme macerasına şahitlik ettim. Her şeyimizi çaldılar… Yetmedi! Hayatımızı çaldılar” diyor.

KARDEŞİMİ BIRAKIN, BENİ TUTUKLAYIN

2012 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Nurhan Erdal Bahadır (38), 15 Temmuz’dan sonra Cemaat soruşturmaları tutuklandı. Nurhan Erdal Bahadır evde olmadığı için Adana KOM polisleri önce erkek kardeşini gözaltına aldı. O günlerde evlilik hazırlığı yapan Bahadır, olayı öğrenir öğrenmez karakola gitti. “Beni arıyorsunuz, kardeşimi bırakın, beni alın” demesine ve kendi ayaklarıyla ifadeye gitmesine rağmen 11 Eylül 2016’da iki kardeş de tutuklandı.

Tarsus Cezaevi’ne gönderilen Bahadır 10 ay sonra, kardeşi ise 2,5 ay sonra tahliye edildi. Tekrar evlilik hazırlıklarına devam eden Bahadır 2 Aralık 2017’de evlendi. 4 Ekim 2018’de oğlu dünyaya geldi. 7 Aralık 2018’de ise Adana 2 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasına giden Bahadır, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve dosyada adı bulunan 24 kişiyle birlikte tutuklanıp tekrar Tarsus Cezaevine gönderildi. Dosyası şu anda İstinaf Mahkemesi’nde.

OĞLUMUN HER ŞEYE ALERJİSİ VAR

Levent Bahadır, oğlunun doğumdan hemen sonra bir hafta yoğun bakımda kaldığını anlattı. Her şeye alerjisi olduğunu, eşinin süt ve süt ürünleri yiyemediğini belirtti. “Hassas bünyeye sahip. Maddi olarak biz ona imkan sunsak da içeriye götürülecek olanlar belli. Psikolojik olarak çökmüş durumda” dedi.

Bahadır, şu bilgileri de aktardı: “Gözünde kayma vardı. gözlük takması gerekiyordu, doktor verdi, ama iki ay boyunca bekledik. Sürekli takması lazım, takmadığı zaman düzelmeyeceği için gözleri için ameliyat gerekiyor, takip edilmesi lazım. Göz pınarları tıkalı olduğu için operasyon gerekiyordu. Tabi bunlar için hastaneye gitmesi gerekti, elleri kelepçeli hastaneye gitmek, bebeği emzirmek, bir sürü insanın içinde bunları yapmak…”

BEBEĞİ ASKERLER ARASINDA EMZİRMEK ZORUNDA KALINCA HASTALANDI

Hastaneye giderken eşinin ellerine kelepçe takıldığını kaydeden Levent Bahadır, “Arabaların içindeki hücrelere koyuyorlar. Hastanede başlarında askerler duruyor. Erkeklerin yanında bebeği emzirmek zorunda kaldığı için hastalanıyordu. Bebeğin gözlüğünü 2 ay sonra götürebildik. Bu süreçler başlayınca annesi rahatsızlandı. Ritim bozukluğu başladı, kalpte büyüme başladı, en son annesinin kalp kapakçığı işlevini kaybetti, bayram dönüşü açık kalp ameliyatı yaptıracak, herkes o kadar mağdur oldu ki…” diye konuştu.

Muaz bebek 60 günlükken annesinin yanına Tarsus Cezaevine gitmek zorunda kaldı.

Muaz bebeğin koğuş arkadaşları Yağız ve Yavuz’un hikayesini 5 Haziran 2019’da ‘Cezaevi yollarındaki bir anneannenin Ramazan bayramı’ başlığıyla haberleştirmiştik.

Cezaevi yollarındaki bir anneannenin Ramazan Bayramı

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki kronik hasta Özcan Öztürk’e Denizli Cezaevinde koronavirüs tehdidi

Vertigo, romatizma, bel fıtığı ve katarakt hastası Üneys Özcan Öztürk, koronavirüs hastalarıyla temaslı olduğu için karantinaya alındı. Cezaevinin tüm görüşleri de iptal edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bir yıl önce tutuklanıp Denizli T Tipi Cezaevine gönderilen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, geçen hafta pazartesi günü Kovid-19’a yakalanma riski nedeniyle karantinaya alındı.

Koronavirüs en çok yaşlıları ve kronik hastaları etkiliyor. Cezaevi gibi sürekli kapalı bir ortamda bulunan hasta ve yaşlı mahpuslar, ya hastaneye gidiş gelişlerde ya da gardiyanların koğuş aramalarında koronavirüse yakalandı, bazıları bu nedenle hayatını kaybetti.

KİŞİSEL İHTİYAÇLARINI GİDEREMİYOR

Cezaevine girdikten sonra sol gözü tamamen görmeyen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, romatizma ve bel fıtığının yanı sıra 2016’dan bu yana vertigo ile mücadele ediyor. Cezaevine girdiği ilk zamanlarda hastalıkları nedeniyle doktora götürülen Özcan, 28 gün karantina hücresinin zorlu şartlarında kaldığı için birçok mahpus gibi o da artık hastaneye gitmek istemiyor.

Hastalıkları ilerleyen Öztürk, 6-7 kişinin yerde uyumak zorunda kaldığı 26 kişilik koğuşta yaşıyor. Ranzadan ve merdiven inip çıkarken zorlandığı için kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderebiliyor. Şimdi de koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya kalan Öztürk’ün ailesi, kendisinden haber alamayacağı için çok endişeli. Denizli T Tipi CİK’te kalan diğer hastaların aileleri de endişeli. Mayıs 2017’de Malezya’dan kaçırılıp Türkiye’ye getirilen ağır kalp ve şeker hastası İsmet Özçelik de karantinaya alınan hastalar arasında.

“BİZE DİNİ SOHBET VERDİ”

2009’da bir yemek şirketinden emekli olan Öztürk, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 1 Temmuz 2020’de gözaltına alındı. Aynı gün tutuklanan Öztürk hakkında şirkette çalışan bir şoför “Bize dini sohbet veriyordu” dediği için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babaları 28 aydır tutuklu olan Murat ve Bahadır’ın anneleri de tutuklandı

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Babaları Erdoğan Birinci’den 28 aydır ayrı olan Murat ve Bahadır’ın annesi Hatice Bahadır da hapse gönderildi.

BOLD ÖZEL – Babaları Giresun Cezaevinde tutuklu bulunan 7 yaşındaki Murat ve 10 yaşındaki Bahadır’ın Birinci’nin anneleri Hatice Birinci de tutuklanıp Trabzon Bahçeçik Cezaevine konuldu. Kronik rahatsızlıkları olan babaanneleri ve teyzeleriyle birlikte Trabzon’da yaşayan Birinci kardeşler, annelerini sorup duruyor.

“İKİ YAVRU HEM ÖKSÜZ HEM YETİM KALDI”

Bold Medya’ya konuşan Murat ve Bahadır’ın teyzesi, “Bu iki yavru hem öksüz hem yetim kaldı. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama bir anne bir baba olamıyoruz. Çocuklar annelerini sorup duruyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Biri 7 yaşında biri 10 yaşında. Ablamı bıraksınlar. Çocuklar bari annesiz kalmasın. Annem babam çok kötü durumdalar. Ayrıca babaanneleri kronik rahatsızlıkları var. Bu yavrular ne olacak? Lütfen sesimiz olun.” dedi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hatice Birinci, kapatılan dershanelerde coğrafya öğretmeni, Erdoğan Birinci ise kapatılan kolejlerde sınıfı olarak çalışıyordu.

Müebbet verilen Harbiyeli’nin annesi ve babası trafik kazasında öldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

7.7 milyon kişi yeşil karta muhtaç yaşıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleriyle halkın fakirliğini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de yoksulluğun sembolü olan yeşil kartlı sayısı 7 milyon 769 bin 346 kişiye ulaştı. Yeşil kartlıların hastane ve eczane masraflarını devlet karşılıyor.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleri Türkiye’deki yoksulluğu gündeme taşıdı. AKP iktidarının vatandaşın fakir olmadığı savunmasını resmi kurumların kayıtları yalanlıyor.

İŞÇİ, MEMUR VE ESNAF SAYISI

SGK’nın aylık istatistik bültenlerinde yer alan sigortalı kayıtlarına göre, Mart 2021 itibariyle 21 milyon 464 bin 579 kişi zorunlu sigortalı. Bu kişiler SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı çatısı altında bulunuyor. Sigortalıların 15 milyon 381 bin 821’i işçi olarak SSK’da, 2 milyon 938 bin 150’si esnaf olarak Bağ-Kur’da, 3 milyon 144 bin 608 kişi ise memur olarak Emekli Sandığı’nda bulunuyor.

7.7 MİLYON KİŞİ YEŞİL KARTLI

Herhangi bir sigortası bulunmayan kişi sayısı ise 7 milyon 769 bin 346 kişi olarak kayıtlarda bulunuyor. Geliri asgari ücretin üçte birinden az olan bu vatandaşlar ‘resmi yoksul’ olarak kabul ediliyor. Yeşil kart uygulaması kapsamında bu kişilerin genel sağlık sigortası primlerini devlet ödüyor.

AKP’li belediye 2.5 milyon liralık ihaleyi partinin eski İBB meclis üyesine verdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0