Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan: Emaneti layıkıyla taşıyacak aday belli, halkın basiretine güveniyorum

Tayyip Erdoğan, İstanbul'da "emaneti layıkıyla taşıyabilecek aday"ın belli olduğunu ifade ederek, halkın basiretine ve ferasetine güvendiğini söyledi.

Tayyip Erdoğan, “Bu şehrin sorumluluğunu, İstanbullunun emanetini layıkıyla taşıyabilecek aday bellidir. Bu noktada ben sizlerin basiretine ve ferasetine güveniyorum” dedi.

BOLD – İş insanlarıyla buluşan Erdoğan, “Kürt kardeşlerimi yanlış söylemlerle aldatıyorlar, biz ayrımcı değiliz” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Sadece son 6 yılda yaşadıklarımız dahi bu milletin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması halinde üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk olmadığını göstermeye yeterlidir.

Son günlerde, son haftalarda teröristlerin en üst kademelerde olanlarının etkisiz hale getirildiğini görüyorsunuz.

Ülkeyi yönetmek siyasetçilerin işidir, siyaset bir meslek değil, kendini millete, hizmete adamanın adıdır.

Kendini milli iradenin üzerinde gören nobran anlayışa karşıyız.

31 Mart seçimlerinden zaferle çıktık. İstanbul’da da 39 ilçenin 25’ini kazandık.

İlk belediye başkanlığına geldiğimde kısa zamanda İstanbul’u çöp dağlarından temizlediğimizi biliyorsunuz.
Melen’den Ömerli’ye suyu getirdik. Boğaz’ın altından tüpleri yaptık. Haliç’i biz temizledik. Şimdi Haliç’te balık var.

Göreve geldiğimizde İstanbul’da kavşaklar var mıydı? Hafif raylı sistemler yaptık. Havalimanına da bu raylı sistemler gidecek.

25 tane havalimanıyla aldık, 56 havalimanı var şu anda.

Kürt kardeşlerimi yanlış söylemlerle aldatıyorlar, biz ayrımcı değiliz. Şu anda Diyarbakır’ı tanıyamazsınız. Geceleri pırıl pırıl şehir inşa ettik.

Pazar günü İstanbul halkı önümüzdeki 5 yıl boyunca kendisini yönetecek büyükşehir belediye başkanını seçecek. Bu ülkenin akademisyenleri, iş adamları, sanatçıları, sporcuları, kanaat önderleri olarak sizler, İstanbul’u yönetmek için kimin gerçekten hazırlığı, projesi, birikimi olduğunu gayet iyi biliyorsunuz.

Bu şehrin sorumluluğunu, İstanbullunun emanetini layıkıyla taşıyabilecek aday bellidir. Bu noktada ben sizlerin basiretine ve ferasetine güveniyorum.

İstanbullu hemşehrilerime sandığa muhakkak giderek demokratik haklarına sahip çıkma çağrısı yapıyorum.”

Gündem

Kahramanmaraş’ta bir KHK Köyü: Kavşut

Kahramanmaraş’ın Göksun İlçesi’ne bağlı bin 500 nüfuslu Kavşut Köyü’nün adı KHK Köyü oldu. Yaklaşık 200 kişinin ihraç edildiği köyde hakimler, savcılar, doktorlar hayvancılık yaparak geçiniyor.

BOLD –  Kahramanmaraş’ın Kavşut Köyü KHK mağduriyetini en derinden yaşayan köylerin başında geliyor. www.24saatgazetesi.com’dan Ahmet Erkan Yiğitsözlü’nün haberin göre köyde ihraç edilen yaklaşık 200 kişi var. Neredeyse her evde, her ailede KHK mağduruna rastlamak mümkün. Hayvancılıkla geçinen Kavşut’a köy sakinleri artık “KHK köyü” diyor.

Zor şartlarında okuyup cumhuriyet savcısı olan Bayram Köroğlu da ihraçtan nasibini alanlardan. 15 ay cezaevinde kalan, ardından beraat eden Köroğlu, aldığı beraata rağmen “irtibat ve iltisak” gibi bir gerekçeyle görevine döndürülmediğini anlattı. Köroğlu, geçinebilmek için bir dönem çiğ köftecilik yapmış. Bir dönem polis olup ihraç edilenlerden biri pazarcı, biri diğeri de yaparak geçimini sağlıyor.

Kavşut Köyü’nde doktorundan askerine, hâkiminden savcısına, polisinden gardiyanına ya da öğretmenine kadar her meslek grubundan birçok kişinin ihraç edildiğini söyleyen Köroğlu, “Köylüm olan bu kişiler, şimdi mesleklerini yapamıyorlar. Birçoğu cezaevinde. Bazıları ise kapıcılık, esnaflık hatta çobanlık yapıyor” dedi.

KHK’lı oldukları için dışarıda avukatlık yapmalarına da izin verilmediğini bildiren Köroğlu, “Birleşmiş Milletler’in tabiriyle ‘sivil ölüme’ mahkûm edildik. Yurt dışına çıkamıyoruz. Özel sektörde iş yapmamıza izin verilmiyor. Bir dönem geçinebilmek için çiğ köftecilik dahi yaptım. Yaşadığımız acıların tarifi yok. Türk tarihinde görülen ender görülen zulümlerden birine tanıklık ettik. Toplumdan dışlandık. Kimse bize iş vermek istemiyor. Mahkemelerde adalet yok maalesef. KHK en çok da bizim köyümüze darbe vurdu.”

Bayram Köroğlu

“VATANIMIZI SEÇMEKTEN BAŞKA SUÇUMUZ YOK”

Göksun Belediyesi’nde itfaiye şoförü iken ihraç edilen Ramazan Kara, köylerinde bir hanedeki 4 kişinin ihraç edildiğini, bu yüzden hallerine şükrettiklerini ifade ederek, “Biz, suç işlemedik. Vatanımızı sevmekten başka suçumuz yok” sözleriyle mağduriyetlerini dile getirdi.

15 Temmuz’dan hemen sonra akrabaların birbirinin yüzüne bakmadığını, hatta köylerine “terörist köy” adının verildiğini söyleyen Kara, “Yıllarca birbirini tanıyan insanlar birilerine düşman oldu. Bu köy, ihraç olsun ya da olmasın vatanını seven insanlardan oluşuyor” diye konuştu.

8 ailenin en küçüğü olan polis Beyazıt Köşker, sülalesinden okuyan tek kişinin kendisi olduğunu anlatırken, “Polislik hayalimdi. KHK ile hayallerim yıkıldı, işsiz kaldım. Şimdi pazarcılık yaparak geçimimi sağlıyorum” dedi.

Başta anne-babası olmak üzere tüm kardeşlerinin fedakârlıkları sayesinde okuyarak polis olduğunu anlatan Köşker, “Bugün yaşadıklarımız ileride çok konuşulacak. Çok şükür bir suçumuz yok. O yüzden vicdanımız rahat. Bir şekilde geçimizi sağlıyoruz. Ben en çok da anne babamın bana yaptığı emeğe üzülüyorum” ifadelerini kullandı.

KAPICILIK YAPIYOR

Polis iken KHK ile ihraç edilen Ahmet Köroğlu ise şimdilerde Kayseri’de kapıcılık yaparak geçimini sağlıyor. Hafta sonları da babasına yardım etmek için köyüne gelen Köroğlu yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Burada doğdum. İlkokulu bitirdikten sonra hayatım el kapılarında, gurbette geçti. Okudum, tarih öğretmeni oldum. Atanamayınca polislik sınavlarına girdim. Kazandım, polis oldum. Severek yaptığım işimi elimden aldılar ama bir gün işime iade olacağıma inanıyorum. O gün döner miyim bilmiyorum. Şu anda dağlarda hayvanlarımla çok mutluyum. Hâkim ve savcı olan amcamın çocukları da benim gibi ihraç oldu. Bu köyde yaşam, zor olduğu için iki alternatifimiz var. Okuyanlar memur, okuyamayanlar ise kapıcı oluyor. Şu anda okuyanların büyük çoğunluğu, KHK ile ihraç edildi. Bize okumak nasip olmuştu, ancak buna da irtibat ve iltisak denilerek izin vermediler.”

KHK İLE 140 BİN MEMUR İHRAÇ EDİLDİ

15 Temmuz 2016’dan sonra ilan edilen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 140 binden fazla memur işlerinden olurken 500 binin üzerinde kişi de adli işlem gördü. Çok sayıda kişi, hakkında adli ve idari soruşturma olmamasına rağmen sırf KHK’lı oldukları gerekçesiyle yurt dışına çıkış izni verilmediği için mağdur oldu. Bu durum, geçtiğimiz günlerde yayınlanan 3. yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu’nda detaylı bir şekilde dile getirildi. Rapora göre, KHK’lıların işlerinden ihraç edilmekle kalmadığı özel sektörde de çalışılmasının önüne geçildiği, sosyal yardımlaşma ödeneklerinin kesildiği bildiriliyor. KHK mağdurlarının çevreleri ile birlikte 1,5 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor.

Geri itilen KHK’lı müfettiş konuştu: Yunan askerleri bize işkence yaptı, paralarımızı gasp etti

Okumaya devam et

Gündem

Koza’yı göz göre göre batırıyorlar

AKP iktidarı tarafından tüm mal varlığı hukuksuzca gasp edilen iş adamı Akın İpek, Türkiye’nin en büyük şirketlerinden Koza Altın’ın nasıl uçuruma sürüklendiğini anlattı. Skandalın arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eniştesi Ziya İlgen’in isminin geçtiğini belirtti.

BOLD – Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’de altın çıkaran ve işleyen ilk Türk madencilik şirketi Koza Altın, adım adım batırılıyor. Sahibi Akın İpek’ten tüm holding şirketleriyle birlikte gasp edildikten sonra yönetimine kayyum atanan Koza Altın’da skandal bir atama yapıldı.

Her fırsatta “Koza’ya özel görevle gönderildim. Benim dayım Ziya İlgen” diyen Koza CEO’su İsmet Demir, dünyanın sayılı madencilik şirketlerinden birine satın alma sorumlusu olarak ilkokul mezunu, bilgisayar bilgisi olmayan Ahmet Güç’ü getirdi.

KOZA ALTIN’DA KAYYUM SKANDALI

Koza Holding’in patronu Akın İpek, şirketin nasıl adım adım batmaya doğru götürüldüğünü sosyal medya hesabından duyurdu.

İpek, Twitter’dan yaptığı paylaşımda bilgisayar kullanmayı bilmeyen hatta okuma yazma bilgisi bile sınırlı olan Ahmet Güç’ün Koza Altın’da satın alma ekibinin başına getirildiğini açıkladı.

25 Ağustos’ta işe alınan Ahmet Güç, 12 bin lira maaşla üniversite mezunlarından oluşan satın alma ekibinin amiri oldu.

GÜCÜNÜ KİMDEN ALIYOR?

Akın İpek’in verdiği bilgiye göre Ahmet Güç, daha önce çalıştığı yerde bazı usulsüzlüklere karıştı. Usulsüzlük iddialarının ardından Güç, el konulan Koza Altın’ın yeni CEO’sunun imzasıyla yeni işine alındı.

Her yerde kimin yeğeni olduğunu dile getiren Ahmet Güç’ün kardeşi de “uzman” kadrosunda işe başlatıldı.

Liyakatsizliğe tepki gösteren İpek, “Tüm ailemi; Bizi soymak, varlıklarını yandaşlara peşkeş çekmek için mahkum ettiler. Para için cinayet işlediler… Hakkımızdaki iğrenç iftiraları bu soygunu ‘haklı’ gösterebilmek, cinayetlerini örtbas etmek için yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

AKIN İPEK’TEN ZİYA İLGEN’E ÇAĞRI

Akın İpek mesajında ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “darbeyi eniştemden öğrendim” dediği kişi olarak kamuoyunda bilinen Ziya İlgen’e de seslendi. “Koza CEO’su İsmet Demir; -Koza Altın’a özel görevle gönderildim. Benim dayım Ziya İlgen- diyormuş. Yalan ise Sayın Ziya İlgen’in ismini kullananları uyarmasında fayda var” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

iPhone 12 için TBMM’ye başvuru: Kutudan kulaklık çıkmıyor

Apple’ın yeni modeli iPhone 12’nin kutusundan şarj aleti ve kulaklığın bulunmaması tüketicilerin şikayetine sebep oldu. iPhone’un Fransa’da satılan ürünlerinde kulaklığın zorunlu tutulduğuna dikkat çeken bir vatandaş, TBMM’ye kulaklığın zorunlu tutulması için dilekçeyle başvurdu.

BOLD – iPhone 12’den kulaklık çıkmaması, şarj aleti ve kulaklığın pahalı olması üzerine bazı vatandaşlar, TBMM’ye dilekçeyle başvuru yaptı. Shiftdelete’nin haberine göre, dünya genelinde iPhone 12’lerin kutusundan sadece USB – Lightning kablo çıkıyor, Ancak Fransa’da satın alınan cihazın kutusundan EarPods, yani kablolu kulaklık da bulunuyor. Bu durumun yasal zorunluluktan kaynaklandığı, Fransa’da satılan telefonlarda kulaklığın zorunlu tutulduğu belirtiliyor. Benzer bir kanunun Türkiye’de de uygulanması gerektiğini düşünen bazı vatandaşlar, toplu bir şekilde TBMM’ye başvuru yapmaya başladı. Bir başvuruda, kulaklık ve benzeri aksesuarların zorunlu tutulmamasının radyasyon maruziyetini azaltacağı belirtilerek, bu yönde  yasal düzenleme yapılması istendi.

KULAKLIK BULUNMAYANLARA CEZAİ İŞLEM VERİLSİN

Başvuruda şunlar kaydedildi: “Fransa Cumhuriyeti’nde 12 Temmuz 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 15 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren ve ekte bir nüshası bulunan yönetmelik, teknolojik cihazlarda artan radyasyon sebebiyle tüketicinin sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacıyla, tüketicilerin satın almış oldukları cihazlarla beraber kulaklık ve benzeri aksesuarların da verilmesi ve radyasyon maruziyetini azaltan bu ürünlerin kullanılmasının teşvik edilmesi, teşvik edilmemesi veya belirtilen ürünlerin verilmemesi durumunda ise cezai işlem uygulanmasını öngörmektedir. Bu ve buna benzer düzenlemelerin ülkemizde de uygulanması kapsamında gerekli düzenlemelerin yapılmasını arz ederim.”

Danıştay İBB’nin alınmadığı Haydarpaşa ve Sirkeci Gar ihalelerini iptal etti

Okumaya devam et

Popular