Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gergerlioğlu, Türkiye’deki işkenceleri Meclis gündemine taşıdı

İnsan hakları savunuculuğu ile takdir toplayan HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM’deki gündem konuşmasında, Türkiye’de yaşanan işkenceleri dile getirdi.

26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele Günü kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) konuşma yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, güvenlik güçlerin uyguladığı sistematik işkenceleri raporlarıyla gündeme getirdi.

AKP’YE “İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS” SÖZÜNÜ HATIRLATTI

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) seçim dönemlerindeki “İşkenceye sıfır tolerans” sözlerini hatırlatan Gergerlioğlu, fakat iktidar partisinin Türkiye’de artan, yaygın, sistematik bir işkenceye karşı kulak tıkadığını ve görmezden geldiğini ifade etti.

“OHAL döneminde yoğun bir şekilde gözaltı merkezlerinden işkence haberleri aldık.” diyen Gergerlioğlu, “Ardından, Halfeti’den çok ciddi işkence iddiaları geldi, 40’a yakın kişi 13 ila 75 yaş arası, kadınların ve erkeklerin olduğu kişiler gözaltı merkezlerinde işkence görüyordu.” dedi.

İşkence gören kadın ve erkeklerin cinsel organlarına elektrik verildiğini iddia eden Gergerlioğlu, “Partimiz bunu araştırma önergesi olarak getirdi, kabul görmedi, oylarınızla reddedildi ama işkence var. 18 Mayısta Halfeti’de bu olay oldu, reddettiniz.” şeklinde konuştu.

“ANKARA EMNİYETİ’NDEKİ İŞKENCE İDDİALARINA CEVAP YOK”

26 Mayıs’ta Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınan Dışişleri Bakanlığı eski personeli hakkında yürütülen soruşturmada işkence yapıldığını vurgulayan Gergerlioğlu, “Kamuoyuna ben duyurdum, duyurduktan sonra ulusal ve uluslararası basından çok kişi beni aradı. İnsan hakları kuruluşları aradı, çok ciddi iddialar vardı ve mevzubahis olan yer Ankara Emniyetiydi.” dedi.

Kendisinin gündeme getirdiği iddialar üzerine Ankara Barosu’nun haber vermeksizin 8 avukatla işkence iddialarını araştırmak üzere Ankara Emniyeti’ne gittiğini anlatan Ömer Faruk Gergerlioğlu, “İzin verilmek istenmedi ama gözaltındaki 111 kişiden 6 kişiyle görüştüler ve işkenceyi ispatladılar. Çok ciddi iddialar vardı, insanlar karanlık bir odaya götürülerek çırılçıplak soyuluyor, vücutlarında cop dolaştırılıyor ve tehdit ediliyordu, ağır işkenceler olduğu iddiası kayıt altına alınarak rapora geçirildi.” ifadesini kullandı.

Ankara Barosu’nun raporunu gündeme getiren Gergerlioğlu, “Ankara Barosu, idari, adli soruşturma istedi. Olayı örtbas etmek isteyen, İstanbul Protokolü’ne aykırı bir şekilde muayene yapılan yeri ve doktoru, sulh ceza hâkimliğinde işkence ifadelerini zapta geçirmeyen hâkim ve herkes hakkında idari ve adli soruşturma istedi. Ardından Ankara Emniyeti bir açıklama yaptı ‘Hiçbir usulsüzlük yok.’ dedi. Ancak Emniyette olmasına rağmen insanlar bunları net bir şekilde söylüyordu, orada kalmaya devam etmelerine rağmen bunu söylüyorlardı.” dedi.

“Hâlen İçişleri Bakanlığından bir açıklama yok.” diyen Gergerlioğlu, “Sayın Süleyman Soylu’yu açıklamaya davet ediyorum, bir aydır davet ediyorum. 26 Mayısta oldu, 26 Haziran bugün, İşkenceyi Önleme Günü, herkes beylik laflar ediyor ancak seçim çalışmaları peşinde koşturan İçişleri Bakanı açıklama yapması gereken konuda tek bir açıklama yapmadı.” sözleriyle eleştirdi.

İŞKENCE ARAŞTIRILSIN ÖNERGESİ “KABA VE YARALAYICI İFADELER” NEDENİYLE REDDEDİLMİŞ

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’unda işkence iddialarına karşı duyarsız kalmasını eleştiren Gergerlioğlu, “Zabit Kişi, yüz sekiz gün boyunca kaçırılan bir kişiydi. Ağır işkenceler gördü Ayten Öztürk gibi. O yüz elli güne yakın kaçırılmıştı ve biz bunları sorduk. Türkiye’de OHAL döneminde 27 kişi kaçırıldı, 25’i konuşmadı, ağır işkence gördükleri iddiaları vardı, konuşmadılar, 2’si konuştu, 2’sinden birisi bana mektup yazdı.” dedi.

İşkence göre Zabit Kişi’nin Kandıra Cezaevi’nden kendisine mektup yazdığını anlatan Gergerlioğlu, “Yüz sekiz gün boyunca kaçırıldığı ve bilinmeyen bir yerde işkenceye uğradığını söylüyordu bu kişi. İfadelerinde diyor ki: ‘3 metrekarelik güneş ışığının girmediği mezar gibi yerde yüz sekiz gün sistematik bir şekilde fiziki ve psikolojik işkence gördüm. İşkence yapmadıkları zamanlarda konteynerın diğer hücrelerinde işkence gören, sakat olan insanların sesini duyuyordum.’ Ve devam ediyor ‘İşkence esnasında ‘Burada hâkim de savcı da biziz, burada avukat, polis yok, buradan çıkışın söylediklerimizi, her şeyi kabul etmekle olur, dediklerimizi yap, ölmediğin sürece işkence yaparız, ölürsen de gömeriz, faili meçhul olursun.’ Demişler bu insana ve ben tek yorum yapmadan bunu araştırma önergesi olarak Meclis Başkanlığına sordum. Bana gelen cevap, çok açık bir Türkiye gerçeğini gösteriyordu ve bunun da peşini bırakmayacağım.” dedi.

TBMM Başkanlığı’na verdiği araştırma önergesinin  “Araştırma önergenizde kaba ve yaralayıcı ifadeler var, o yüzden kabul etmedik.” sözleriyle reddedildiğini belirten Gergerlioğlu, “Bir insan sekiz sayfa dehşet veren işkenceyi anlatıyor. Ayten Öztürk dehşet veren işkenceleri anlatıyor ve ben tek kelime katmıyorum ‘Araştırma önergeniz kaba ve yaralayıcı.’ deniyor. Yorum yok.” ifadesini kullanıyor.

“KAÇIRILAN 6 KİŞİDEN HALA HABER YOK”

“Türkiye’de son dört aydır 6 kişi kaçırıldı” sözleri ile dikkat çeken Gergerlioğlu, “Bu insanların da yoğun bir şekilde şu anda işkence gördüğü düşünülüyor: Gökhan Türkmen, Özgür Kaya, Yasin Ugan, Erkan Irmak, Salim Zeybek, Mustafa Yılmaz.” kaçırılan ve hala haber alınamayan kişilerden bahsetti.

Kaçırma olayına karışan kişilerin ailelere, “Biz devletiz kimseye gitme, savcıya, emniyete gitme yoksa daha fena olur.” dediğini anlatan Gergerlioğlu, “Ankara’nın göbeğinde, binlerce MOBESE kamerasının olduğu yerde dört aydır kaçırılan bu insanlar hakkında İçişleri Bakanlığına defalarca soru önergesi veriyorum, tek bir açıklama yapılmıyor. Aklınıza ne geliyor?” diye sordu.

İşkence iddiaları nedeniyle AKP iktidarını konu hakkında açıklamaya davet eden Gergerlioğlu, “İşkence bir insanlık suçudur. İşkence örtbas edilemez, işkence zaman aşımına uğrayamaz değerli arkadaşlar, bunlar son derece ciddi vakalardır ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu iddiaların üstü örtülüyor. Açıklamaya davet ediyorum.” sözleriyle sitem ederek konuşmasını bitirdi.

Çiflikteki işkenceyi teşhir eden Halkın Hukuk Bürosu abluka altına alındı

 

Gündem

Karantina koğuşları ölüm saçıyor

Türkiye’de cezaevleri koşulları ve beraberinde yaşanan hak ihlalleri gündemden düşmüyor. İnsan hayatını dahi hiçe sayan bu ihlallerin devam ettiği Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan tutukluların durumu İnsan Hakları Derneği tarafından raporlaştırıldı. Raporda salgınla birlikte ağırlaşan şartlara dikkat çekildi ve karantina koğuşlarının incelenmesi istendi.

BOLD – Raporda Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edilen Erdoğan Erduran’ın eşi Sıdıka Erduran’ın İHD’ye yaptığı başvuruya yer verildi. Rapora göre Erduran kanser hastası olmasına rağmen hastaneye gidiş gelişlerde birden çok riskli kişinin aynı yerde tutulduğu karantina koğuşuna konuldu. Erduran en son C-15 nolu karantina koğuşunda, riskli 28 kişi ile birlikte kaldı ve bu karantinada koronavirüse yakalanarak hastanede tedavi edildi. Rapora göre aynı koğuştan 5 kişinin daha kovid-19 testi pozitif çıktı. Raporda toplam kaç kişiye virüs bulaştığına, virüs bulaştığı halde hastaneye götürülmeyenler olup olmadığına ilişkin bilgi edinilemediği belirtildi.

TUTUKLULAR ÖLÜMLE BURUN BURUNA YAŞIYOR

Raporda karantina koğuşlarının tutukluların yaşam hakkını ihlal eder bir hal aldığı ve benzer risklerin başka cezaevlerinde de yaşandığı vurgulandı. Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinde sıcak ve soğuk su kotasının devam ettiği bu durumun ise hastalığa karşı gerekli hijyen şartlarını karşılamadığı vurgulandı.

Raporda, mevcut sorunlara dair ise şu çözüm önerileri sıralandı:

-Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler, hukukçu milletvekilleri ile iletişime geçilerek, TBMM İnsan Hakları, Sağlık ve Adalet Komisyonlarının, Antalya ve mümkünse Türkiye çapında ‘karantina koğuşları’ uygulamasını ve mahpusların karantina koşullarını incelemeli.

-Hastanelerde ‘mahkum koğuşu’ olarak adlandırılan, mahpusların tedavi edildiği odalardaki uygulama ve yoğunluğu incelenmeli.

-Ağır hastaların bu yoğunluk nedeniyle tedavi süreçlerinin nasıl etkilendiği incelenmeli.

-Keyfi arama ve bu yolla mahpusların can güvenliklerinin tehlikeye sokulduğu iddialarının araştırılması.

-Bu konularda kamuoyu duyarlılığının arttırılması amacıyla mecliste soru önergeleri verilmesi, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlıkları ile iletişime geçilmesi sağlanabilir.

-TTB ile iletişim kurularak, İnsan Hakları Komisyonu tarafından konuyla ilgili inceleme yapılması ve gerekli girişimlerde bulunması talep edilebilir.

-Antalya özelinde, Antalya milletvekilleri bilgilendirilebilir, Antalya ve Alanya C. Başsavcılıklarına ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazılar yazılarak, bilgilendirilip, müdahale edilmesi talep edilebilir kanaatindeyiz.

Okumaya devam et

Gündem

7 aylık hamile kadın gözaltına alındı

Doğum yapmasına iki ay kalan ve 3 yaşında bir oğlu daha bulunan Aysel Delican Edirne’de gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi ise bilinmiyor.

BOLD – Hamile kadınlar gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya devam ediyor. Edirne’de 3 yaşında bir oğlu bulunan hamile Aysel Delican’ın gözaltı haberini insan hakları aktivisti Arlet Natali Avazyan sosyal medya hesabından duyurdu.

Avazyan, “Aysel Delican 7 aylık hamile. 3 yaşında oğlu var. Annesine ihtiyacı var. Yeter artık çocuklar ağlamasın. Bebeği olan annelere ev hapsi verilmeli” dedi.

“BIRAKIN ARTIK BİZDEN DEĞİL DÜŞÜNCESİNİ”

Kadın milletvekillerine seslenen Avazyan, “Kadın milletvekillerimiz, annelere sesleniyorum bırakın artık ‘bizden değil’ düşüncesini” ifadelerini kullandı. 28 yaşındaki Delican’ın neden gözaltına alındığı henüz bilinmiyor.

Okumaya devam et

Gündem

Perihan Koca: Türkiye’de yeni tip faşizm inşa ediliyor

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Koordinasyon üyeleri gözaltında yaşanan işkence vakalarıyla ilgili hazırladıkları inceleme raporunu kamuoyuyla paylaştılar. Devletin çıplak bir şiddet aygıtına dönüştüğüne dikkat çeken DİB Koordinasyon Üyesi Perihan Koca, faşizm karşısında ortak eylem pratiğinin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

BOLD – Demokrasi İçin Birlik, 11 Eylül’de iki vatandaşın helikopterden atılması olayıyla ilgili Van’da inceleme yaptı. Ülkede yeni tip bir faşizmin inşa edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Koca, bu sürecin 1990’lı yıllardaki sürecin aynısının olmayacağını söyledi. Bu dönemin kaotik iklimine has bir durumun yaşandığını dile getiren Koca, bu kaotik durumun sınırlarına doğru sürüklendiklerini ifade etti.

“ORTAK EYLEM PROTİKLERİNİ İNŞA ETMELİYİZ”

AKP-MHP iktidarının politikaları karşısında birlik olunması gerektiğinin altını çizen Koca, “Van’da iki köylünün helikopterden atılma olayını bir an evvel aydınlatılmasını talep ediyoruz. Bunu talep ederken de anayasal, hukuksal bir düzlem içinde olmadığımızı görerek bu talebin ancak demokratik halkçı kurumların ortak mücadelesiyle mümkün olacağını biliyoruz. Böylesi bir dönemde demokrasi güçlerinin yan yana gelme zeminlerini yaratmamız gerekiyor. Kriz dinamikleri giderek derinleşiyor, faşist kurumsallaşmanın basıncını hissettirdiği ama bir yandan da politikleşme olanaklarının açıldığı bir dönemden geçiyoruz. Halkın acil sorun ve taleplerini, halkın itirazını ve arayışını politik özneyle buluşturma ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissediliyor. Bunun için somut talepler etrafında ortak eylem pratiklerini inşa etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

GAZETECİLER REHİN ALINDI

Olayı kamuoyuna duyuran gazetecilerin tutuklanmasını da eleştiren Koca, “İktidar medyasının yazdıkları başka, gerçekte olanlar başka. İki yurttaşımızdan biri normal olmayan bir ölümle yaşamını kaybetti.  Halka gerçeği ulaştırmakla yükümlü olan gazeteciler ‘devlet aleyhine propaganda’ yaptıkları iddiasıyla tutuklandılar. Artık ülkemizde haber alma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi temel özgürlüklerden bile bahsedemediğimiz bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Ama bu durumu normalleştirmemek gerekiyor. Gazeteciler gazetecilik yaptığı için bugün siyasi iktidarın rehin alma politikalarına maruz kalıyorlar. Bir devlet gözaltına alınan yurttaşlarının başına gelenlerin peşine düşmek hesabını vermekle yükümlüdür. Gazetecilerin bir an evvel serbest bırakılması Servet Turgut ve Osman Şiban’ın gördükleri işkencenin ve helikopter vakasının aydınlatılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular