Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

BM’den koruma talep eden 8 kişi Moğolistan’dan çıkış yolu arıyor

Moğolistan’da can güvenliği ve Türkiye’ye iade edilme endişesi taşıyan 6 öğretmen, 1 satın alma personeli ve 1 ev hanımı BM’ye başvurarak koruma talep etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz’dan sonra Türk büyükelçilikleri ve konsolosluklarında bazı Türk vatandaşlarına karşı başlatılan resmi işlemleri yapmama, pasaporta el koyma, süre uzatmama ya da yeni doğan çocuklara pasaport vermeme gibi yaptırımlar devam ediyor. Moğolistan’da yaşayan 7 eğitimci ve aileleri de ülkede sıkışıp kaldı.

30 Haziran 2019’da oturumlarının süresi biten Yalçın Sandal (54), Hacı Ömer Ayyıldız (42), İshak İlik (31), Fatih Avşar (41) ve eşi Meryem Avşar (39), Enes Uzun (35), Ayhan Altındağ (37) Mustafa Varol (31) Nisan 2019’da seyahat etme hakkından ve özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Hem pasaportları iptal edildiği için hem de çocuklarına pasaport çıkartamadıkları ya da vizelerini uzatamadıkları için ülkeden ayrılamıyorlar.

Ayhan Altındağ (37), Enes Uzun (35), Fatih Avşar (41), Mustafa Varol (31), İshak İlik (31) ve Hacı Ömer Ayyıldız (42) (sağdan sola).

Bu gelişme üzerine can güvenliği tehlikesi ve Türkiye’ye iade edilme endişesi de taşıyan toplamda 8 isim, 14 Haziran 2019’da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Moğolistan Ofisine başvurarak koruma talep etti. 31 Aralık 2019 sonuna kadar BM’nin koruması altında olan aileler yine de endişeli.

SİYASİ MAHKUM DURUMUNDAYIZ

27 Temmuz 2018’de Moğolistan’daki Empaty Okullarının Genel Müdürü Veysel Akçay sabah saatlerinde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından evinin önünde kaçırılmaya çalışılmış, Moğol devletinin duruşu ve halkın sosyal medya tepkisi nedeniyle gerçekleştirilememişti.

7 yıldır Moğolistan’da yaşayan İngilizce öğretmeni İshak İlik, bu olayı hatırlatarak “Onun rövanşını almak için bizi burada tuttuklarını düşünüyoruz. Siyasi bir mahkum gibi tutsak kaldık. E-devlet’e baktığımızda hakkımızda herhangi bir dava görünmüyor. Buna rağmen diyorlar ki pasaportunuz iptal. Tamamen keyfi uygulamalar” dedi.

 

İshak İlik ve ailesi.

15 Temmuz’dan sonra Malezya’dan İsmet Özçelik ve Turgay Karaman, Kosova’dan Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan, Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina, Kazakistan’dan Zabit Kişi MİT tarafından kaçırılarak Türkiye’ye zorla götürülmüştü.

İshak İlik yaşadıkları engellemeleri anlattı.

Ne zamandır Moğolistan’da yaşıyorsunuz?

Ben 2012 yılında geldim. İki yıl merkezde, başkentte öğretmenlik yaptım. Beş yıldır da Moğolistan’ın en batısında Bayan Ulgii’de çalıştım. Merkeze 1700 km uzaklıkta bir bölge. Merkeze uzaklığı arabayla 30-35 saat civarında.

Ne öğretmenisiniz?

İngilizce öğretmeniyim. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi mezunuyum. Mezun olur olmaz da Moğolistan’ın yolunu tuttuk. Önce yalnız geldim. 20 Temmuz 2015’te evlendim. 17 Ağustos 2015’te eşim geldi. 7 yılda burada birçok madalya kazandık, ülkeye pek çok öğrenci yetiştirdik. Moğolistan devleti de bunları gördü, biliyor ve kıymet veriyor.

Diğer 7 kişi de aynı okulda mı görevliydi?

Üç arkadaşla aynı okuldaydık, diğer 3 kişi de merkezde. Bir kişi de başka bir okulda görevliydi. Biri de ev hanımı. Hacı Ömer Ayyıldız Türkçe, Fatih Avşar kimya, Enes Uzun matematik, Ayhan Altındağ bilgisayar, Mustafa Varol matematik öğretmeni. Yalçın Sandal ise bir okulun satın alma işlerinden sorumluydu.

Hacı Ömer Ayyıldız ve ailesi.

Oturumlarınız ne durumda? Hala süreniz var mı?

Yarın (30 Haziran) doluyor. Pasaportlarımız iptal olduğu için ülkeden çıkamıyoruz. Bu sorun nasıl çözülecek bilmiyoruz. Oturum bittiği için ve yenileyemediğimiz için 10 güne kadar ülkeden ayrılmamız gerekiyor. Ne olacağını bilmiyoruz. Bekliyoruz. Geçen yıl Empaty Okullarının Genel Müdürü Veysel Akçay kaçırılmaya çalışıldı. Moğolistan halkı ve devletinin girişimi sayesinde engellendi.

İshak İlik’in 2 yaşındaki kızı Tuana İnci ve 8 kişiye BM’nin verdiği koruma belgesi.

Sizin de can güvenliğiniz tehlikede mi?

Bizim de korkumuz vardı tabi. Bundan dolayı Moğolistan’daki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)’ne başvurduk. 14 Haziran 2019’da hepimize ayrı ayrı Asylum Seeker Certificate belgesi verildi. Bu belgeye göre, adı geçen kişi isteği dışında, hiçbir ülkeye zorla gönderilemez. Bu deport edilmemizin de önünü kesiyor. Yani bizim BM’nin koruması altında olduğumuzu gösteriyor. Moğolistan’ın da uluslararası hukuğa saygı göstereceğine inanıyoruz.

Ayhan Altındağ, 2015-2016 yılı başlangıcında öğrencileriyle birlikte.

Pasaportunuz iptal edilse de başka bir ülkeye bilet alıp gidemiyor musunuz?

Moğolistan’da şöyle bir kural var. Ülkeden ayrılırken ‘çıkış vizesi’ adı verilen vizeyi almak zorundasınız. Diğer ülkeler gibi direkt biletinizi alıp gidemiyorsunuz. Nisan ayında evlilik hazırlığı yapan ve başka bir ülkeye gitmesi gereken Mustafa Varol vizeyi veren Immigration Office’e gitti. Ona, ‘pasaportunuz Türk elçiliği tarafından iptal edildi. Bize bir yazı ve isim listesi geldi. Bu listede adınızın var. Bundan dolayı size çıkış vizesi veremeyeceğiz. Türk elçiliğine giderek siz bunu kendi aranızda görüşün, halledin’ denildi. Bu olay üzerine Moğolistan’da çalışan bütün öğretmenler aynı kuruma, ‘acaba bizde de bir şey var mı’ diye başvurdu. 8 kişinin pasaportlarının iptal edildiği ortaya çıktı. Moğolistan hükümeti ‘geçerli olmayan resmi bir evraka işlem yapamayız’ diyor doğal olarak.

Meryem-Fatih Avşar ve çocukları.

BM oturumlarınızla ya da pasaportlarınızla ilgili herhangi bir şey yapamıyor mu?

Açıkçası, burası BM’nin çok aktif olduğu bir yer değil. Sadece bizden bilgi ve evrak topluyor ve merkeze yolluyor, oradan geleni bize bildiriyorlar.

Eşler ve çocuklar da aynı durumda mı?

O da başka bir sorun. Kızımın pasaportu yok. İki yıldır çıkartamadık. Tuana İnci 15 Mart 2017’de dünyaya geldi.15 Temmuz’dan sonra buradaki elçiliğin tutumu tamamen bize karşı değişti. Hiçbir resmi işlememizi yapmıyorlar.

Yalçın Sandal ve ailesi.

Ne diyorlar size?

Ben elçiliğe uzak bir yerdeydim. Benim durumumda olan birkaç arkadaşımız vardı. Onların çocuklarının pasaportları süreleri bitmişti. Uzatmak için gittiklerinde aldıkları cevap “Biz veremiyoruz” oldu. Türkiye’de hakkımızda herhangi bir arama kararı yok, bir şey yok. Tamamen keyfi uygulamalarla karşı karşıyayız.

Elçilikte nasıl davranıyorlar?

En basitinden nüfus kayıt örneği almak için gittiklerinde dahi kötü bir muameleyle karşılaşıyorlar. İşlemler yapılırken sürekli ‘pasaportunuzu getirin, ona göre işlem yapacağız’ diyorlar. Oysa buna gerek yok. Pasaportları istemelerindeki amaç belli. El koymak, iptal etmek.

Enes Uzun ailesi ve öğrencileriyle birlikte.

Moğolistan hükümeti bu konularla ilgili herhangi bir şey yapamıyor mu?

Moğolistan çocuklarımız dünyaya geldiğinde doğum belgesi verdi ve sağlık belgesi çıkarttı. Moğol çocuklar gibi bizim çocuklarımız da tüm haklara sahipler. Moğolistan, kendi ülkesinin kabul etmediği çocuğu bağrına basmış oldu. İki buçuk yıldır kızımla ilgili bize hiçbir problem çıkartmadılar.

Biz 6 ayda bir oturumumuzu yenilememiz gerekiyor, oturum yenilenirken de evraklar güncellenip tekrardan veriliyor. Bu oturum yenileme sürecinde, çocuğumun evraklarını olmadıklarını bildikleri için o konu hakkında hiçbir şey demediler. Anne-babanın oturumları varsa çocuk da kalabilir dediler. Yani Moğolistan hükümeti bize bir sorun çıkartmıyor. Moğolistan halkının iyiliklerini gördük.

Mustafa Varol (elinde kupa tutan) öğrencileriyle birlikte.

 

BOLD ÖZEL

Sütünü lavaboya sağan tutuklu anne: Doğum yaparken komutan ‘kapıyı açın’ dedi

Eşi yüzünden rehine alındı. Hamileyken tutuklandı. Tutukluyken doğum yaptı. Kendisine refakat eden komutan doğum sırasında doğumhanede olmak istedi. Bebeği prematüre doğdu. Altı gün boyunca bebeğini göremedi, sütünü lavaboya sağmak zorunda kaldı. Onca acıdan sonra hukuk mücadelesini kazandı ve beraatını aldı.

BOLD – Yıllarca doğuda tarih öğretmenliği yapan Özlem Meci’nin hayatı da 15 Temmuz gecesi kabusa döndü. Polis, 1 Kasım 2016 tarihinde Özlem Meci’nin eşini gözaltına almak için evlerine baskın yaptı. Ancak Özlem Hanım’ın eşi şehir dışındaydı. Polis evi aradı. Suçlamaları destekleyen delil bulamayan polis, evdeki düdüklü tencerenin kullanım kılavuzunun yer aldığı CD’den delil üretmeye çalıştı. Polislerin bu tavrı Özlem Hanım’ı korkuttu. Yıllarca Ardahanlılara hizmet eden Meci, İzmir’e ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.

HAKİM EŞİNE ULAŞAMAYINCA ÖZLEM HANIM’I REHİNE ALDI

Polis Meci ailesine bu kez İzmir’de baskın yaptı. Özlem Meci’nin eşi evde yoktu. Ardahan Savcılığının talebi üzerine polis, Özlem Hanım’ı rehine aldı. Yaşadığı trajedinin şokuyla mahkeme heyetinin karşısına çıkan Özlem Hanım, hamile olduğunu anlatmak istedi ama dinleyen olmadı. Hakim,“Seni eşinden dolayı tutukluyorum.” diyerek cezaevine gönderdi.

KOMUTAN DOĞUM ANINDA DOĞUMHANEYE GİRMEK İSTEDİ

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Özlem Hanım için demir parmaklıklar arkasındaki hayat başladı. Yatak verilmeyen Özlem Hanım, bir ay boyunca yerde yattı. Yaşadığı sıkıntılar Özlem Meci’nin hamileliğini de olumsuz etkiledi. Meci erken doğum için hastaneye kaldırıldı. Ancak kendisine refakat eden komutanın doğum sırasında doğumhanede olma ısrarı Özlem Meci için doğumu daha da zorlaştırdı. Doktor ve hemşirenin komutan ile kavga ettiğini anlatan Meci “ Doktor ve ebe çok sinirlendiler. Komutan ile kavga ettiler. Kapıyı kapattılar. Doğum boyunca gardiyan yanımda kaldı. Bir komutan iki asker hemen kapının başında beklediler. Çok zor bir doğumdu.” dedi.

BEBEĞİNİ GÖREMEDİ, SÜTÜNÜ LAVABOYA DÖKTÜ

Meci oğlu Murat’ı kucaklamak için beklerken, ciğerlerine su dolan Murat başka bir hastaneye sevk edildi. Özlem Hanım ise cezaevinin yolunu tuttu. Bebeğini göremeyen Özlem Hanım, sütünü de lavaboya döktü. Oğlunun ölümden döndüğünü anlatan Meci, “Murat doğduktan sonra ebe hemen fark etti. Bu çocukta sıkıntı var diye. Çünkü beni emmedi. Ağlamıyordu kolay kolay. Morarmaya başladı. Onu başka hastaneye sevk ettiler. Cezaevinde abim sütü almaya geldiğinde süt yok diyorlar. Hastaneden de saklıyorlar. Sarılığa yakalanmış yüksek oranda” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLUNCA KIRMIZI HALIDA KARŞILADILAR

Meci oğlunu görmek için mücadele etti ama cezaevi yönetimi taleplerine hep olumsuz cevap verdi. Ailesi Özlem Hanım’ın dramını sosyal medyaya taşıdı. İnsanlık dışı uygulama sosyal medyada gündem olunca cezaevi Özlem Meci’yi doğumdan altı gün sonra apar topar hastaneye gönderdi. Annesine ve anne sütüne kavuşan minik Murat ise kısa sürede taburcu oldu.

Skandal sosyal medyada gündem olunca cezaevi yönetimi, annesi ile birlikte Murat’ı kırmızı halıda karşıladı. Cezaevi müdürünün sahte bir samimiyet ile kendisini karşıladığını anlatan Meci “Müdür hemen cezaevi fotoğrafçısını çağırdı. Gülerek bir mutluluk pozu vermemi istedi.” dedi.

YARGI BERAAT VERDİ AMA…

Özlem Meci bir yıl cezaevinde kaldı. Bu süre boyunca eşini görmedi. Kızı Sinem ise kimi zaman cezaevinde annesi ile kimi zaman da dışarıda babaannesi ile kaldı. Minik Murat babası ile tanıştığında 9 aylıktı. Özlem Hanım, onca acının ardından önce tahliye oldu ardından da beraatını aldı. Ama yargılama devam ederken artık nefes alamadığı öz vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakıldı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Devlet bu ‘Yorum’u hiç sevmedi!

Konser vermesi yasaklanan, solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Türkiye’nin protest müzik grubu Grup Yorum’un koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı. Devletle geçmişten beri sorunlar yaşayan grup, bugünlerde hiçbir dönemde görmediği baskıyla karşı karşıya.

BOLD – İstanbul’daki İdil Kültür Merkezi, sosyalist sanatçıların buluşma merkezi. Çevresinde sürekli polis aracı görebileceğiniz merkez, son günlerde ardı ardına polis baskınlarına sahne oluyor. İdil Kültür Merkezinin en önemli parçası Grup Yorum.

Protest müzik yapan grup, sosyalizme ilişkin mesajlarla dolu şarkıları ve marşlarıyla Türkiye’de farklı bir siyasi yelpazenin temsilcisi. Geçmişte açık hava konserlerine on binlerin katıldığı Grup Yorum’un, son beş yıldır konser vermesi yasak. Kapalı alanda konser verme girişimleri de polis engellemeleri nedeniyle gerçekleşemedi.

29 Eylül sabahı İdil Kültür Merkezi yine polis operasyonuyla güne uyandı. Polislerin elinde; Grup Yorum üyeleri ve avukatların da bulunduğu 120 kişiye yönelik gözaltı kararı vardı.

Grup Yorum Üyesi Seher Adıgüzel ve Ali Aracı da gözaltına alınanlar arasında.

Grup Yorum, bir gün önce yine polis operasyonuna maruz kalmıştı. Grup Yorum’un resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre grup üyeleri Barış Yüksel, Eren Erdem, Özgürcan Elbiz gözaltına alındı. Grup Yorum korosu üyeleri İdil Kayıkçı, Cenk Turan, Emrah Uludağ, Metin Kaleli ve Yaşar Coşkun Karadağ da gözaltına alınan diğer isimler oldu.

28 Eylül’deki operasyon Grup Yorum için diğerlerinden farklıydı. Bugüne kadar solistleri ve müzisyenleri gözaltına alınan Grubun ilk kez koro üyeleri de gözaltına alınmaya başlandı.

Şuan tutuklu durumdaki; Dilan Ekin, Emel Yeşilırmak, Tuğçe Tayyar’la birlikte Grup Yorum’un 13 üyesi gözaltında ya da tutuklu durumda.

İKİ ÜYESİ AÇLIK GREVİNDE ÖLDÜ

Grup Yorum, çıkardığı albümlerden daha çok açık hava konserlerine önem veriyor. Grubun konserleri, gençler için siyasi duruşlarını gösterdikleri bir arena aynı zamanda. 15 Temmuz’dan sonra toplumun her kesimi üzerine artan baskıdan Grup Yorum da payını aldı.

Grubun konser başvuruları güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Yasakları protesto etmek için izinsiz düzenlemek istedikleri konserler öncesinde polis, izleyicilerin konser alanına girmesine izin vermedi ve grup üyeleri gözaltına alındılar.

Grup Yorum’un solisti Helin Bölek ve bas gitaristi İbrahim Gökçek, konser yasaklarını protesto etmek için açlık grevi yaptı.

Helin Bölek, açlık grevinin 288. gününde 3 Nisan 2020’de hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek ise 7 Mayıs 2020’de ölüm orucunun 323’üncü gününde öldü.

Konser yasakları iki ölüme rağmen kaldırılmadı. Grup Yorum son konserini 4 yıl önce verebilmişti.

İbrahim Gökçek, ölüm orucunun son günlerinde Evrensel gazetesine verdiği demeçte, “Bu ülkede hakkını arayanlar, muhalifler, özgür ve demokratik bir ülke düşleyenler ne yaşadıysa, onların şarkılarını söyleyen bizler de aynısını yaşadık: Gözaltına alındık, tutuklandık, konserlerimiz yasaklandı, polis kültür merkezimizi bastı, enstrümanlarımızı parçaladı” demişti.

OPERASYONLAR YAYILIYOR

Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik operasyonlar son aylarda Türkiyeli sosyalistlere doğru yayılıyor.

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ  yaklaşık üç aydır tutuklu. İkili, 15 Temmuz’dan sonra kamudaki görevlerinden ihraç edilen 150 bin çalışan için başlattıkları eylemlerle sembolleşmiş iki isim.

“İşimizi geri istiyoruz” eylemleri, Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ’ın Ankara’da her gün yaptıkları eylemlerle yayıldı. Gülmen, eylemleri yayılınca tutuklandı.  Gülmen cezaevinde açlık grevinde ağır sağlık sorunları yaşadı. Gülmen’in serbest bırakılması için başlatılan inisiyatif sonucunda açlık grevinin 324’üncü gününde serbest bırakıldı. Gülmen uzun bir tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Acun Karadağ ve Nuriye Gülmen’in üç ay önce tekrar tutuklanması sonrası sosyalistlere karşı operasyon yayıldı. Tutuklananları savunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatları da tutuklanmaya başladı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada; gözaltına alınan kişilerle ilgili 24 saat boyunca avukatla görüşme yasağı getirildiği, bu durumun işkence ve kötü muamele iddialarını güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Meral Akşener’i bitirin” emri

Meral Akşener ve İyi Partinin yok edilmesi için talimat verildi. Akşener, AKP’li Bülent Turhan’ın ağzından kaçırdığı planı yakaladı. Erdoğan’ın verdiği talimat 28 Şubatçıların DYP’yi bitirirken kullandıkları stratejinin aynısı. Akşener’in karşı hamlesi ise beklenmedik şekilde oldu. BOLD

Okumaya devam et

Popular